MAOİST KOMÜNİST PARTİSİ

Partimiz Maoist Komünist Partisi II. Kongresi’ni Vartinik’ ten
Mercan’ a... Geleceği Kazanma Azmiyle Gerçekleştirerek,
I. Kongremizin Mimarları Arasında Olan ve II. Kongremizin de
Planlayıcıları Olan Ölümsüz 17’lere Atfeder!
MAOİST KOMÜNİST PARTİSİ
II. KONGRESİNİ
MAOİZMLE İLERLEYİP
HALK SAVAŞIYLA KAZANACAĞIZ ŞİARIYLA
GERÇEKLEŞTİRDİ!
2
Dünya Proletaryası, Ezilen Ulus ve Halklarına, Türkiye-Kuzey Kürdistan'ın Her Milliyetten İşçi, Emekçi ve Ezilenlerine!
Enternasyonal proletaryanın Türkiye- Kuzey Kürdistan parçasının komünist mevzisi olan partimiz Maoist Komünist Partisi, Yeni Demokratik Devrim, Sosyalizm ve Komünizm yürüyüşündeki netliğini, gerçekleştirdiği II. Kongreyle bir kez daha yineleyerek üstlenmiş olduğu bu tarihsel görevi yakalanan birlik seviyesi ve büyük bir sorumlulukla yerine getirme kararlılığını ilan eder.
Sınıflar mücadelesinin yengi ve yenilgiler sonucu ezilen ve sömürülenlerin lehine sonuçlanacağının bilincinde olan partimiz, gerçekleştirmiş olduğu II. Kongresiyle mütevazi ancak politik iktidarın zapt edilmesi meselesindeki bilinç berraklığıyla tarihimizde partimiz ve devrim açısından Maoizm’ in kumandasında, Kaypakkaya güzergahında I. Kongremizin kat etmiş olduğu nitel aşamanın devamı ve bu tarihsel miras üzerinden yükselen ileri bir seviyeyi ifade etmektedir.
Emperyalizm ve uşağı faşist diktatörlüğün saldırısının mahiyeti, kuruluşundan beri partimizin rehber aldığı ideoloji, temsil edip uygulamaya çalıştığı genel siyasal çizgi ve bunun hayata geçirilmesini ifade eden komünizmi kazanmak için Halk Savaşı'nda cüret ve ısrarla ilişkilidir. Bu kazanma azmiyle Halk Savaşı'nda Marksizm- Leninizm- Maoizm (MLM) rehberliğinde cüret ve ısrar, partimizin aksayan II. Kongresinin 2007 tarihinde toplanmış olması ile bir kez daha teyit edilmiştir. Kongremiz, partinin tüm faaliyet alanlarında kongre gündemleri çerçevesinde sürdürülen yoğun bir iki çizgi mücadelesi temelinde parti iradesinin tümünün harekete geçirilmesiyle gerçekleştirildi. Kongrenin seçtiği Merkez Komitemizin II. Toplantısında kararlaştırılan gündem maddeleri olarak Faaliyet Raporu, Halk Savaşının Örgütlenmesi, Önderlik Sorunu, Uluslararası Komünist Hareket, Birlik Sorunu, Kadın Örgütlenmesi, Eleştiri- Özeleştiri ve Seçim kapsamında onlarca konu ele alınarak tartışılıp karar altına alındı.
Parti tarihimizde I. Kongremiz, partimiz ve devrim açısından önemli sorunlarımızın tartışılıp karar altına alındığı nitel bir seviyeyi ifade etmektedir. Parti I. Kongremizin mimarları ve toplanması 17 Haziran 2005’te engellenen II. Kongremizin de planlayıcıları olan
3
başta parti önderlerimiz yoldaş Cangöz ve Hanbayat olmak üzere diğer ölümsüz şehitlerimizi manevi delegeleri olarak gören II. Kongremiz, bu tarihsel rolleri nedeniyle ölümsüz Mercan Şehitlerine atfedildi. 17’ ler, II. Kongremizin manevi ölümsüz delegeleriydiler.
Kongremiz güncel tarihsel önemi itibariyle 17'lerin "görevi tamamlayın" talimatının yerine getirilmesi çağrılarına cevap olarak partimizin içerisinde bulunduğu sorunlardan devrimin, doğanın ve insanlığın sorunlarına kadar önemli tartışmalar yaparak gerekli olanın sadece söylem değil, devredilen görevlerin üstesinden gelmek olduğu bilincini iradeleştirerek ileri sentezlere ulaştı.
Partimiz içerisinde farklı fikirler arasında, parti disiplini temelinde ve Kongre zemininde sürdürülen Maoist iki çizgi mücadelesi sonucu ulaşılan sentezlerle, eşitsizlikler dünyasının Türkiye-Kuzey Kürdistan parçasında siyasi iktidarı ele geçirmenin yegâne yolu olan Halk Savaşı stratejisi daha berrak bir şekilde bilince çıkartılmıştır. II. Kongremiz, bu yolda sebatla ilerleyerek yakın devrim hedefimiz olan Yeni Demokratik Devrim ve durmaksızın Sosyalizm ve Komünizm'e kadar mücadele azminde olduğunu açıkça beyan eder.
Parti olarak 35 yılı aşkın mücadele tarihimizde büyük bedeller ödeyerek bugünlere geldik. Gerek faşist Türk devletinin bütün imha ve kuşatma hareketlerine karşı, gerekse her türden tasfiyeci ve oportünist çizgilere karşı, partimiz Marksizm- Leninizm- Maoizm (MLM)’ in rehberliğinde bağımsızlık, yeni demokrasi, sosyalizm ve komünizme yürüyüşünde her hangi bir tereddütte düşmeden kritik dönemlerden MLM’ in bayrağını yükselterek, sınıf mücadelesi içerisindeki yürüyüşünü kesintisiz bir şekilde sürdürmüştür. 17'ler gibi büyük bir kaybın ardından düşmanın bütün imha ve kuşatma saldırılarına, yürüttüğü psikolojik savaşa, estirilen tasfiyeciliğe karşı başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğimiz II. Kongremiz, komünizmi kazanmak için savaşma kararlılığı ve çağrısıdır.
Dolayısıyla düşmanın “ bittiler ” dediği, dost ve kardeş güçlerimizin büyük bir tereddüt içerisinde olduğu böylesi bir süreçte partimizin kongresini yapmış olması dahi politik iktidarın ele geçirilmesi konusunda ki kararlılığının açık bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
Partimiz, düşmanın tamamen tasfiye planlarını boşa çıkarmak; kısır döngüyü aşmak; ülke ve dünya devrim tarihi ile
4
somut durumu tekrar, tekrar inceleyerek devrimci teorimizi sürekli geliştirip yenilemek suretiyle bilimsel olarak geliştirmek; bu şekilde onu kitlelerin elinde güçlü bir silah haline getirmek; devrimci teorinin ışığında devrim mücadelesini ve özel olarak da Halk Savaşını yeni baştan ve bütün görevleriyle birlikte örgütlemek; partiyi bu mücadele içinde ön plana çıkan kadro, üye ve militanlardan daha da güçlendirerek toparlamak; savaş gücümüzü korumak, yenilemek, taze kuvvetlerle güçlendirerek eğitmek ve yeniden seferber etmek; bütün yoldaşları ve partiden kopmuş bütün komünist örgüt ve bireyleri birleştirerek daha büyük bir birlik kurmak; onun da yardımıyla sosyalizmin güçleriyle ortak çalışmalar örgütleyerek gerçek bir halk hareketi yaratmak ve halk savaşına hizmet eden haline getirmek; uluslararası alanda daha sıkı bir birliğe sahip, daha ileri ve etkin bir komünist enternasyonalin örgütlenmesi ve her ülkedeki devrim mücadelelerinin daha etkin bir şekilde desteklenmesi için sistemli ve etkin bir şekilde çalışmak; bütün bu görevleri bütünlüklü olarak başarmak üzere büyük bir seferberlik başlatmak ve bunları kararlı bir şekilde yürütecek sürekliliği sağlanmış kolektif bir önderlik kurumunu oluşturmak amacıyla II. Kongresini gerçekleştirmiştir.
Bilindiği gibi 17 Haziran 2005'te II. Kongremizin toplanması hazırlıkları içerisindeyken partimiz, düşmanın stratejik bir imha ve kuşatma operasyonunda, içlerinde II. Kongre delegelerinin bir bölümü olmak üzere önder kadro, üye ve savaşçılarımızın da bulunduğu 17 yoldaşımızın katledilmesiyle ağır bir örgütsel darbeyle karşı karşıya kalmıştı. Bu ağır kayıp vesilesiyle II. Kongremiz o dönem toplanamadı.
Gerici hakim sınıflar, Mercan katliamıyla partimizi tamamen çökertmek istedi. Bunu başaramayınca, hem askeri saldırılara hem de karalama kampanyasıyla psikolojik savaşa ağırlık verdi. Bu çifte kuşatma; başta Türkiye-Kuzey Kürdistan’dan emekçi halkımız olmak üzere parti kadro, üye ve militanlarımızın, parti dışında kalmış eski kadroların, tabanımızın, aydınlarımızın, diğer devrimci örgütlerin ve uluslararası alanda DEH üyesi Maoist Komünist Partilerinin sergiledikleri dayanışma ve birlik ruhuyla aşılabildi. Bu yüksek sahiplenme ve dayanışmadan ötürü II. Kongre irademiz bir kez daha bu dost kişi ve kurumlara teşekkürlerini ifade eder.
5
17' ler II. Kongremizin Manevi Delegeleriydiler,
Komünizmi Kazanma Yönelimleriyle
Parti II. Kongre Görevi Başarılmıştır!
Zaferimizin teminatı olan şehitlerimizden ve parlayan savaş siperlerimiz ölümsüz 17'lerden aldığımız güçle gerçekleştirdiğimiz II. Kongremiz, enternasyonal proletaryanın kızıl bayrağını, düşmanın kale burçlarına dikme kararlılığıdır.
II. Kongremiz; devletin, Milli Güvenlik Kurulu ve Genelkurmay önderliğinde MİT ve JİTEM'in özel savaş seferberliği içinde Mercan katliamıyla gerçekleştirmeye çalıştığı partimizi tamamıyla çökertme planına verilmiş stratejik devrimci bir yanıttır. Düşmanın, askeri saldırılar, karalama ve spekülasyonlar eşliğinde sürdürdüğü psikolojik savaş, kuşatma ve çökertme saldırısı; parti kadro, üye, savaşçı ve aktivistlerinin, çeşitli sebeplerle örgütsel olarak parti dışında kalmış olsalar da partimizin eski kadro ve militanlarının yeni demokratik devrim, sosyalizm mücadelemizin güçleri arasında gördüğümüz dost devrimci örgütlerin, uluslararası komünist hareketin bugün itibariyle embriyonik merkezi Devrimci Enternasyonalist Hareket (DEH)’ in ve Maoist saflardaki diğer partilerin, anti-emperyalist müttefik güçlerin, halka hizmet eden aydın ve sanatçılarımızın, en başta da tarihin yaratıcısı ezilen ve sömürülen emekçi kitlelerin kenetlenme ruhuyla yenilgiye uğratıldı.
Düşmanın partiyi bölme, birbirine düşürme oyunu boşa çıkarıldı. Parti iradesi harekete geçirilerek Kongre Örgütleme Komitesi (KÖK) ile Parti hızla merkezileştirildi. Yoldaşlarımızın devrettiği kongreyi tamamlama görevi üstlenilerek yerine getirildi.
Taşıdığı tarihsel önem itibariyle II. Kongremiz, komünizm için proleter dünya devriminin ve onun bir parçası olan Türkiye-Kuzey Kürdistan devriminin, enternasyonal proletarya, dünya halkları ve ezilen uluslarının büyük bir başarısıdır.
Büyük Proleter Kültür Devrimi'nin ürünü olan partimiz, daha kuruluşunda, burjuva-feodal iktidar tarafından "ihtilalci komünizmin ülkedeki en tehlikeli savunucusu" olarak tanımlanmış, temsil ettiği ideoloji ve siyasi çizgi nedeniyle devletin stratejik imha saldırılarına maruz kalmıştır. Düşman, partimizin ürünü olduğu ideolojinin ve bunun ülkemiz özgülünde aldığı biçim olan ve Kaypakkaya Güzergâhı olarak tanımlanan genel siyasal çizgimizin kendileri açısından ne kadar büyük bir tehlike olduğunun bilincindedir.
6
Kurucu önderimiz, başkomutan İbrahim Kaypakkaya yoldaşı katlederek bu tehlikeyi savuşturacağını düşünen düşman, her seferinde 'bu çeliğin aldığı suyu unutmadığını' görmüştür, görecektir. Sınıf savaşımının zorunlu bir sonucu olarak geçmişten bugüne büyük bedeller ödedik, bundan sonra da ödeyeceğiz. 'Kanla yazılan tarih silinmez' gerçekliğinin bilincinde olan II. Kongremiz, şehitlerimizden devraldığımız kavga bayrağının daha da yükseltilmesinin yolunun, ideolojik-siyasi çizgimizin doğru taktik politikalar ile halk kitlelerine taşınmasından geçtiğini, gerçek kahramanın kitleler olduğunu bir kez daha beyan eder.
Ülkemiz ve dünya ölçeğinde önemli gelişmelerin yaşandığı tarihsel bir süreçten geçmekteyiz. Devrimin sorunlarına yanıt olabilmenin, ulusal ve uluslararası alandaki tüm bu gelişmeleri bilimsel bir şekilde analiz etmekle mümkün olduğu gerçekliğinden hareket eden partimiz, II. Kongresi'nde bu meseleleri MLM ideoloji rehberliğinde analiz ederek, sınıf mücadelesinin önümüzdeki dönem izlemesi gereken rotasını çizmiştir.
ABD emperyalizmi başta olmak üzere emperyalist güçlerin, ezilen uluslara ve halklara dönük saldırıları tırmanmaktadır. Emperyalist bloklar, kendi çıkarları doğrultusunda dünyayı yeniden paylaşmak için, dünyayı doğanın ve onun parçası olan insanlığın mahvına yol açacak daha büyük felaketlere sürüklemektedir. Şimdilik bölgesel düzeyde süren bu savaşın bundan sonraki hedefi İran ve diğer alanlardır. Ortadoğu ve dünyanın değişik alanlarının devrimini birlikte körükleyerek gerici savaşları devrimci savaşlara çevirebiliriz.
Kapitalist tahrip ve geçmişteki emperyalist savaşlar ve hala devam eden işgaller nedeniyle bütün evreni tehdit eden büyük doğal felaketler kader değildir. Bu gidişata bir son vermek için insanlığı ve doğayı koruma mücadelesini örgütleyerek geliştirmek ve devrim mücadelesini körüklemek ertelenemez bir görevdir.
Geleceği kazanma hedefiyle hareket eden komünist partileri, sorunları ertelemeden cesaretle ele alıp çözmek zorundadır.
Devrimi gerçekleştirmek için eski tarihi tecrübelerimizin toplamıyla yetinemeyiz, yeni süreç ve sorunlara cevap verecek daha ileri bir sentez şarttır. Her dönemin olumlu ve olumsuz pratiklerinden, ülkemizdeki diğer devrimci ve komünist örgütlerin ve dünya devrimci ve komünist hareketinin pratiğinden öğrenerek daha ileri bir sentez ortaya çıkarmak zorunlu bir görevdir.
7
Geçmiş sosyalist devletler ve komünist partileri, esasen bağrında taşıdığı ideolojik hastalıklar nedeniyle çöktü. Gerici hakim sınıflar bunu kullanarak kitlelerin kafasını karıştırdı. Bu geçici yenilginin dersleri ışığında gelecek toplum projemizin çok daha ileri ve berrak bir şekilde ortaya konması gerekir ki halk kitleleri ikna edilebilsin, güvenle ve cesaretle seferber olabilsin.
II. Kongremiz, partimizin öncü bir güç olmaktan önder bir güç olmaya taşınması görevini kararlılıkla sürdürmeye işaret etmektedir. Bu noktada işçi sınıfı ve geniş emekçi yığınlarıyla mevcut durumdaki zayıf bağlarımızı güçlendirmenin, kitleleri doğru bir siyasetle harekete geçirerek partimiz önderliğinde örgütlemenin; genel siyasi çizgimiz ve stratejimiz doğrultusunda güncel gelişmelere ilişkin somut politikalar üretmek, sürekliliği sağlanmış örgütsel kurumlar inşa etmek, Maoizm ile donanmış ideolojik-politik önderliği küçükten büyüğe her bir alanda kurumsallaştırmakla mümkün olduğuna işaret ederek tüm parti güçlerini bu doğrultuda seferber olmaya çağırmaktadır. Ciğerlerimizi zorlayarak bu çağrıya yanıt olmak, asgari programımız Yeni Demokratik Devrim ve ona ulaşmanın yolu olan Halk Savaşı'nı geliştirmek için konumlanmak ertelenemez bir görevdir.
Emperyalistler ve emir eri Türk hakim sınıfları, yaklaşan devrimci dalgaya karşı ciddi bir hazırlık içindedir. Amatör çalışmalarla başarılı olmak bir yana, ayakta kalmak bile mümkün değildir. Eski çalışma tarzı kesinlikle aşılmalıdır. Tüm bu gelişmeler incelendiğinde Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi ile dünya devrimci ve komünist hareketi büyük tehlikelerle ve aynı zamanda büyük fırsatlarla da karşı karşıyadır.
Fakat devrimci ve komünist hareket önemli oranda parçalı durumdadır. Kitlelere güven verip onları birleştirip önderlik edememektedir. Ayrılıkçılık, grupçuluk, klikçilik, boş didişme, rekabet, kariyerizm vb. rahatsızlıklar partileri yıllarca güçten düşürdü ve hala büyük bir tehlike olarak kendisini hissettirmektedir. Bu tehlike güçlü bir ideolojik mücadeleyle hızla bertaraf edilmelidir. Gücünü doğru çizgisinden ve bu doğru çizgi temelinde inşa olmuş sarsılmaz birlikten alan büyük bir parti, devrimci kitlelerin ve her komünistin en büyük hayallerinden biridir. Böyle bir birlik kesinlikle mümkündür. Statükoculuğa düşmeden kendi köklerimize doğru yönelerek, eski bütün yoldaşlarla birleşmeye özel önem vererek partide büyük bir birlik kurmalı, bunu bilim insanlarıyla, aydın ve
8
sanatçılarla ve bizi kitlelerle birleştirecek yeni örgütsel mekanizmalarla güçlendirerek kitlelere gitmeli, partiye kitlesel bir karakter kazandırmalı, önünde durulamaz büyük bir güç haline getirmeliyiz. Büyük tehlikeleri savuşturmak ve büyük fırsatları değerlendirmek bizim ellerimidedir.
zParti II. Kongremiz ideolojik-politik-örgütsel-askeri ve kültürel olarak halkımızın, devrimin ve partimizin, insanlığın ve doğanın sorunlarını tartışmak ve çözümler bularak gerçeğe ulaşmak açısından mütevazi bir adım olarak değerlendirmek gerekiyor.
Devrimin ağır sorunları karşısında her şeyi çözemedik, ama tarihsel ilerleyişimiz ve I. Kongrenin izinde önemli bir adım daha atmış bulunmaktayız. Kongremiz geleceği kazanmanın önemli dinamiklerini taşımaktadır. Bu süreçte II. Kongrenin önüne koyduğu görevleri yerine getirebilirsek, bir sonraki kongrede daha ileri adımlar atmanın zeminini yaratmış olacağız. Sorunlarımızın farkındayız ve sabırlı bir çalışmayla, aceleci kazanma hastalığını bir kenara bırakarak her alanda adım, adım somut gücümüze uygun hareket ederek kazanacağımıza inanıyoruz.
Parti II. Kongremizin gerçekleştirilmesinde emeği geçen başta halkımız olmak üzere partili ve partisiz tüm faaliyetçi yoldaşlarımıza teşekkürlerimizi bir kere daha belirtmek isteriz.
Partimiz, bu basın bildirisiyle, II. Kongrede ideolojik, siyasal olarak alınan kararların kısa sonuçlarını kitlelere açarak ön bir bilgilendirmeyi hedeflemektedir. Kısa sürede II. Kongre belgeleri gerekli boyutlarıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Bu açıklamayla birlikte toplum ve parti içerisinde irademiz dışında var olan iki çizgi mücadelesine bağlı olarak, başta tüm yoldaşlar olmak üzere duyarlı devrimci kamuoyu ve halkımızın doğru-yanlış mücadelesi temelinde II. Kongre açıklama ve kararlarına yönelik düşünce, eleştiri ve önerilerini sürdürerek partimizi geliştirme ve daha ileri bir düzeyde sahiplenmelerini beklemekteyiz.
II. Kongre irademizin ayrıntılı bir şekilde ele alıp kararlaştırdığı gündemler kısa özetler halinde aşağıda belirtilmiştir:
9
Dünya’ da, Türkiye-Kuzey Kürdistan’ da Güncel Politik Durum;
Dünya’ da Durum;
Kapitalizmin, serbest rekabetçi döneminin karakteristik özelliği olan ulusal pazarlar biçimindeki örgütlülüğü, aşırı yoğunlaşan ve ulusal sınırlara sığmayan sermayesinin, kendi doğası gereği taşıdığı sürekli genişleme ve yoğunlaşma dinamiğinin sonucu olarak en yüksek aşaması olan emperyalizme ulaşması ile birlikte dünya çapında bir örgütlülüğe dönüşmüştür.
Kapitalizmi lokal sınırlar içerisine hapsolmuş, değişmeyen, statik bir kategori olarak ele almak eşyanın tabiatına aykırıdır. Dolayısıyla yeni bir aşama olarak gösterilmeye çalışılan “küreselleşme”, kapitalizmin ve emperyalizmin özünde vardır. Bugün çok daha büyük bir merkezileşme ve yoğunlaşma evresiyle karşı karşıyayız. Her şey gibi kapitalist-emperyalist sistem de kendini her yönüyle tekrar eden bir olgu değil dinamik bir süreçtir. Bu açıdan uluslararası sermayenin günümüz dünyasındaki aşırı merkezileşme ve yoğunlaşma seviyesinin ortaya çıkardığı gelişmelerin tahlil edilmesi, doğru sentezlere ulaşılması ihtiyacına I. Kongremiz yoğun tartışmalar temelinde işaret etmişti. Kapitalizmin temel çelişmesi özde değişmedi. Emperyalizmin başlıca çelişmeleri bazılarının iddia ettiği gibi tarih olmadı. “Küreselleşmeyi” bu tür safsatalara vitrin yapan neo-liberal teorisyenler ve bu teorilere kaynaklık eden burjuva ideolojiler ve ideologlar elbette göğüslenmelidirler. Ancak emperyalizmin dünya çapındaki örgütlülüğünün bugün itibarıyla ulaştığı seviye muazzam bir “küreselleşme” gerçeğini de ifade etmektedir. Emperyalizmin yoğunlaşmasında ve merkezleşmesinde ulaşılan seviye, kapitalizmin krizine çözüm için geliştirilen neo-liberal stratejiler eskinin kaba bir tekrarı şeklinde yorumlanamaz. Değişen, kapitalist üretim tarzı- ilişkileri ve artı değer değildir. Bunların özü ve niteliğinde bir değişiklik olmamakla birlikte yeni biçimler aldıkları da nesnel bir gerçektir. Bunu anlamak için diyalektik yaklaşım ve tarihsel materyalizm bize gerekli rehberliği yapmaktadır. Tarihsel koşullardan bağımsız, ondan kopuk, hareketsiz, değişimsiz, kalıcı, daim bir gerçeklik yoktur.
10
Her şeyin özü olan çelişkiyi anlamak, meseleyi kavramak açısından önemlidir. Uluslararası emperyalist kurumlar bugünün dünyasında esas belirleyici durumdadırlar. Her direnç ve engel, neo-liberal saldırganlıkla yıkılmak üzere hedeftir. Barbarlık gerektiğinde kendi hukuklarını da bir kenara atan saldırganlıkla devrededir. Bu, emperyalist sermayenin ihtiyaçlarına ve bunun uygulanmasının stratejisine göre dünyayı yeniden “küresel” şekillendirme saldırısıdır. Emperyalist işgaller, saldırganlıklar, toplumsal ilişkilerin bu ihtiyaca göre yeniden şekillendirilmesi tamamıyla bununla ilgilidir. İşte sosyal devlet hikayeleri de bunlarla bağlantılı olarak artık rafa kaldırılmaktadır. Sermayenin şimdiki birikim süreci modellerine göre her yer biçimlendirilmek üzere emperyalist ameliyat masasına yatırılmıştır. Sanayi, tarım, eğitim, sağlık, sosyal politikalar, kültür, bilgi gibi her şey bu birikim süreci modeline göre şekillendirilmektedir.
Özelleştirme politikaları da aynı ihtiyacın sonucudurlar. Şimdinin dünyası, artık 1970- ’80- ’90'lar dünyasının birebir aynısı değildir, olamaz. Değişen kapitalizmin özü değil, emperyalist kapitalizmin yaşadığı yeni bir yapılanma sürecidir. Çok uluslu şirketler sadece ekonomik değil, toplumsal ilişkileri de yönlendiriyor, yarattığı uluslararası kurumlarla her bir yeri biçimlendiriyor. Sermayeler elbette rekabetsiz düşünülemezler. Muazzam bir yutma, yedeğe alma şeklinde önemli yapılandırma yönelimleri de ortadadır. Leninist emperyalizm tahlili temeli üzerinde yükselerek yeni sorunları daha derinden kavramak, doğru müdahale ve değiştirme için ihtiyaçtır. ABD, emperyalizm dışında bir dünya imparatorluğu olarak telakki edilemez. Burjuvazinin imparatorluk tezleri, rakipsiz tek imparatorluk ve tekel tanımlamaları gerçeği ifade etmekten uzaktır. Emperyalist dünya nizamının tepesinde bugün itibariyle ABD'nin duruşu da bir gerçektir.
Uluslararası sermayenin egemenliği ve bunda ABD emperyalistlerinin yönlendiriciliği bir gerçektir. Evrim; bütün işletmeler ve devletleri de içine alarak dünya çapında tek bir tröste doğru gitme eğilimi içermektedir. Ama emperyalizm gerçekliği antagonizmasız, çatışmasız, barışçıl ve adil paylaşım şeklinde bir trend göstermez, gösteremez. Bu onun doğasına terstir. Dolayısıyla Kautsky’ci ultra-emperyalizm teorileri bir çarpıtmadır. Eşit olmayan gelişme ve rekabet kapitalizmin yasasıdır. Sermaye rakipsiz olamaz, rekabetsiz düşünülemez. “Küresel” emperyalizm dünya çapındaki
11
koşullara bağlı olarak boyunduruk altındaki ülkeleri de yeni emperyalist birikim süreci modellerine göre dizayn etmektedir. Bu adaptasyona direnenlerin başına emperyalist balyoz geçirilmektedir. Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de ve diğer yerlerde yaşanan budur. Yerli uşaklara geçmişte nispeten tanınmış kırıntısal ayrıcalıklara artık eskisi kadar şans tanınmamaktadır. Uşak devletler, emperyalist efendilerin sıradan bir memuru gibidirler. Dayatılan “ya uyacaksınız ya da gideceksinizdir”. Boyunduruk altındaki ezilen ülkelerde bir dönemlerin "kalkınmacı", "ithal ikameci" modelleri şimdi adına "dışa dönük yapılandırma" denilen IMF ve Dünya Bankası yönlendiriciliğindeki yapılandırmalara bıraktı. KİT'lerin özelleştirilme operasyonu ile tasfiyesi, tarım ve köylülüğün uluslararası sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesi bu çerçevede gerçekleşmektedir. Tarım ve köylü sorunları aşılmakta mıdır? Hayır. Bu sorunları köklü çözmeye ancak devrim alternatif olabilir. Ancak değişiklikler de görülmek durumundadır. Emperyalizm, dinamizmi olmayan statik bir kategori değildir. Elbette koşullara bağlı olarak biçimlenmektedir ve her şey gibi emperyalizm de dinamik bir iç işleyişe sahiptir. Onu yeni biçimsel değişikliklere götüren de aşırı derecede yoğunlaşan sermaye birikimidir. Her şey bölündüğü gibi emperyalizm de çelişkiden muaf, hareketsiz durağan bir durum arz etmez, edemez. Sermayeyi yeni alanlara yayan, yeni özgül durumlara yol açan gelişmeler sermayenin bizzat kendi dinamizmiyle de ilişkilidir. Doğanın, düşüncenin ve toplumun gelişme sürecinde her bir özel süreç genel içerisinde izafidir. Oluşma, gelişme ve yok olma çelişme temelinde sonsuz bir süreçtir. Eksilme ve artma temelinde bir tekrar değil, gelişim karşıtların birliği olarak diyalektik kavrandığında mücadele yoluyla şeylerin kendi kendilerini tekrar etmedikleri ve nitel anlamda dönüşümü de içerdikleri anlaşılacaktır. Bu açıdan hareketin her biçiminin özel niteliği kavranmazsa yeni sorunlara cevap olunamaz, teori ilerletilemez. Lenin'in emperyalizm tahliline Marksizm adına karşı çıkan II. Enternasyonalcilerin Marksizm'in özüne değil lafzına sarılarak Leninist proleter dünya devrim teorisine karşı direnen gerici statükoculuğuna düşmemek için yeni sorunlara cevap olmak, bilimimizi bu sorunların üstesinden gelecek seviyeye çıkartmada nitel bir sıçrama sağlamak ihtiyacı kendisini dayatmaktadır. Parti II. Kongremiz bu bilinçtedir. Ulusal ve uluslararası gelişmelere ilişkin
12
teorik düzlemde yürütülecek iki çizgi mücadelesiyle ve kitlelerin seferberliğiyle kolektif ilerleme azmindedir.
Emperyalizmin neo-liberal ideolojik, siyasi, örgütsel, askeri, kültürel ve ekonomik saldırısına karşı dünya halkları ve proletaryasının direnişi yeni bir devrimci mayalanmaya da işaret ediyor. Teröre karşı mücadele adına dünya proletaryası, ezilen ulus ve halklarına karşı pervasızca sürdürülen emperyalist terör saldırganlığının bir parçası da Afganistan, Irak ve diğer yerlerde devreye sokulan işgallerdir. Enternasyonal proletarya herkesten önce ve en önde bu işgallere karşı anti-emperyalist politik duruşla meydan okumayı kazanma azmiyle birleştirmelidir. Bu işgaller yeni bir emperyalist paylaşım savaşı provalarıdır. Esas olarak da dünya proletaryası, ezilen ulus ve halklarının mücadelesini boğma gayretleridir. Şimdi sırada ABD öncülüğünde diğer müttefiklerle İran'a bir askeri saldırı hazırlığı sürdürülmektedir. Emekçiler ve ezilenler 'emperyalist haydutlar mı? Yoksa gerici- uşak- dinci fundamentalistler mi?' ikilemi arasında tercihe zorunlu değildir. Devrimci proletaryanın ezilen ulus ve halklarla birliğini içeren proleter enternasyonalist bayrağı her soruna çözüm olabilecek programıyla her bir yerde devreye girmelidir. Böyle bir öncüden yoksunluk, ezilenleri ve sömürülenleri gerici odakların kuyruğu olmaya götürmektedir. Burada ezilenleri ve sömürülenleri, emperyalist saldırganlığın kurbanlarını suçlamadan, onların haklı-meşru talep ve direnişlerini sahiplenen proleter devrimci bir çözüm alternatifiyle işlevli olmamız şarttır. Biliyoruz ki, ezilenler ve sömürülenler kendi kendilerine ve kendiliğinden direnişlerinin seyri içerisinde doğru bilinçle buluşamazlar, gerçek çözüm yoluna giremezler. Girmeleri için gerekli olan Maoist komünist öncülüktür. Bu görevin gereklerine cevap olmak yerine sağı solu suçlayarak ve damgalayarak idare etmek Maoist bir tutum olamaz.
Bugün sürmekte olan; emperyalist ve gerici dincilerin iddia ettiği gibi aslında aynı ideolojide birleştikleri bir "medeniyetler savaşı", bir "dinler boğazlaşması" değildir. Parti I. Kongremiz, "sınıf mücadelelerinin sonu" ve "medeniyetler çatışması" gibi gerici tezleri bilimsel olarak deşifre etti. Parti II. Kongremizin yürüdüğü yol da budur. Politik ekonominin sonunun geldiğini, meta üretiminin tarih olduğunu söyleyen post modern safsatayı, kapitalizmin vahşeti aratmayan barbarlığı zaten cevaplanmaktadır. “Küresel” kapitalist-emperyalist toplumsal koşulları yok sayan post modern figürlerin
13
gerçeklikle ve bilimsellikle alakası yoktur. Pratik her defasında Marksizm-Leninizm-Maoizm’in bilimselliğini ispatlamaktadır. Kongremiz neo-liberal ideolojik saldırıya ve post-modern yaklaşımlara karşı mücadele görevinin önemine işaret etti. Şimdi dünyadaki emperyalist saldırganlığın cebelleşmek zorunda kaldığı Taliban, İran mollaları gibi mevziler onların eseridirler. Emperyalist yayılma siyasetinde Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde beslenen bu uşaklarla didişme gerici mahiyetlidir. Bu mahiyeti gölgelemek için saldırganlığı, demokrasi diye pazarlama yalanı ve bunun Ilımlı İslam Projesi ile hayata geçirilmesi ve böylece kitleleri dinci bayrak altında emperyalist politikaların yanında saf tutmaya sürükleyen gericiliği reddederken, ezilen ulus ve halkların emperyalist saldırganlık ve işgale karşı direniş mücadelesiyle dayanışma gerekliliğine de Parti II. Kongremiz vurgu yapmaktadır. Bu direniş hareketlerinde önderliklerin gerici sınıf çıkarları deşifre edilirken, halkların meşru müdafaa görevi de anlaşılmalı ve desteklenmelidir.
Emperyalistler Arasındaki Çelişki ve İlişkiler;
Emperyalist yayılmacılığın 20 yılı bulan fütursuzca gelişmesinin kendi iç çatışmaları neticesinde daha kontrollü bir gelişim seyrettiği bir döneme tanıklık ediyoruz. ABD emperyalizmi karşısında yeniden güç toplamaya başlayan AB emperyalistleri, Çin ve Rusya emperyalizmi farklı boyutlarda olsa da direnç göstermektedirler. Bu bağlamda Rusya-Çin ittifakından ve AB bloğundan kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.
ABD ve AB İlişkileri;
AB ortaya çıktığı zamandan bu yana ABD’nin kontrolü dışına çıkamamıştır. Aralarındaki çıkar çatışmalarını büyük oranda karşılıklı çıkar anlaşmaları ile sonuçlandırmışlardır. Tarihsel ve kültürel olarak benzer bir niteliğe sahip olan her iki blok söz konusu ezilen halklar ve bu halklara rehberlik eden ideoloji olduğu zaman ortak ideolojik manipülasyonlara medeniyetler çatışması ya da ittifakı gibi; ekonomik yaptırım ve politikalara IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ile çeşitli ambargolar ve neo-liberalizm; askeri yöntemlerle Irak işgali, Fildişi sahilleri saldırısı gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Bu iki bloğun birlikte hareket etmesini sağlayan en önemli etmen Sosyal Emperyalizm döneminde de var olan AB
14
bloğunun ekonomik ve siyasi konjonktürden kaynaklı doğal olarak ABD’yi kendine daha yakın görmüş olmasıdır. Bunun yanında AB bloğu emperyalistleri ve kapitalistleri kendi içinde de yekpare bir bütünlük sergileyememektedir. Çok sayıda üye ülke, ABD lehine tavır sergileme potansiyeline sahiptir. Bunu son Yugoslavya, Afganistan ve Irak işgallerinde çok rahat görmek mümkündür. Özellikle ABD emperyalizmi önderliğinde Ortadoğu'da gerçekleştirilen işgallere kendi çıkarları gereği ilk başta karşı çıkan AB'nin iki büyük gücü Almanya ve Fransa emperyalistleri bugün gelinen aşamada ABD ile belli bir ortaklık yakalamış görünmektedirler. Kısacası kendi içyapısı, ABD’nin nüfuzu gibi farklı birçok etmenden dolayı AB’nin ABD ile ezilen dünya halklarının lehine olabilecek ciddi bir karşıtlığın içine girmesi en azından kısa vadede beklenmemelidir. Bunun yanında, çıkarlarını korumak adına ABD yayılmacılığını frenleme-yavaşlatma işlevi görmektedir ve görecektir.
ABD ve Çin-Rusya İlişkileri;
Rus Sosyal Emperyalizmi döneminden sonra ABD, esas olarak eski "Sovyet" bloğunun nüfuz alanlarında var olma çabasına girişmiştir. Sosyalizm maskeli Rus Sosyal Emperyalizminin yıkılmasıyla birlikte ABD emperyalizminin, dağılan bu ülkeler üzerindeki hâkimiyet arayışına en sert tepkiyi veren ülke de beklendiği gibi ve doğallığında Rusya olmalıydı ve bugün olan da budur. Dış pazarlarını kaybetmek istemeyen Rusya emperyalizmi, ABD’ye karşı bir blok halinde hareket etmenin yollarını zorlarken ABD’nin faaliyet alanlarında da bireysel girişimleri ihmal etmemektedir. Bir yandan İran, Irak gibi ülkelerle sıkı ilişkiler kurmaya çalışırken diğer taraftan da Çin ve Hindistan ile blok faaliyetleri yürütmektedir.
Şanghay Beşlisi esas itibariyle ABD’nin Ortadoğu ve Asya’daki yayılmacılığına cevap niteliği taşıyan askeri, siyasi ve ekonomik bir blok niteliğindedir. Bu blok içerisinde, Çin ve Rusya'nın belirleyiciliğinde kontrollü bir gelişim söz konusudur. Söz konusu oluşum, dünya emperyalist ekonomisinin esas kontrolörü olan ABD’nin kısa vadede çöküşünü değil gelişiminin frenlenmesini hedeflemiştir. Çünkü bugün ABD’nin çöküşü bir bütün olarak emperyalist sistemin krize girmesini beraberinde getirecektir. Genel
15
ekonomik-siyasi krizin yanısıra bir ahtapot misali dünya pazarları üzerinde jandarmalık görevi yapan ABD emperyalizminin çöküşü diğer emperyalistler açısından ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmasına sebep olacaktır. Hali hazırda güçler dengesindeki eşitsizlikler, ABD emperyalizminin olası çöküşü ile doğacak boşlukları dolduracak ve zamanında-yerinde müdahalelerde bulunacak her hangi bir emperyalist güce imkân tanımamaktadır.
AB ve Asya bloğunun, ABD emperyalizmi karşısındaki gelişimi, dünyanın yeniden şekillendirilmesini zorunluluk haline getirmişken, bu şekillenişte söz sahibi olabilecek Latin Amerika ve uzak Asya'daki gelişmeler de ayrı bir öneme sahiptir.
Latin Amerika da ki Gelişmeler;
Venezüella öncülüğünde yeniden canlandırılmaya çalışılan Latin Amerika da ki bütünleşme süreci ABD için ciddi bir tehlike arz etmektedir. Buradaki gelişmeler özellikle Çin- Rusya bloğunun elini güçlendirmektedir. Vaktiyle Rus Sosyal Emperyalizmi’nin uşakları Küba ve Nikaragua bugün farklı bir boyutta Rusya-Venezüella kaynaşması biçimini almaktadır. Aradaki en önemli fark Küba’yla Nikaragua’nın yerine Venezüella’nın yer değiştirmiş olmasıdır. Bugünkü yakınlaşma ise esas olarak askeri ve ekonomik pazar işbirliğini hedeflemektedir. Venezüella’nın gelişme çabalarının emperyalist sistem dışında değil, içinde olduğunu görmek gerekir. Bu durum, emperyalistler arasındaki çelişkilerin bir sonucu olarak ABD ye karşı girişilen bir ittifak olarak görülmelidir. Bağımlılıktan kurtulamamış bu çabaların uzun vadede halkların yararına olması ise büyük oranda dünyadaki devrimci gelişmelere, özelliklede Maoist hareketlerin buralarda gelişmesine bağlıdır.
Uzak Asya da ki Gelişmeler ve Maoist Hareketler;
Dünya halkları için gerçek kurtuluş hareketlerinin baş gösterdiği Nepal ve Hindistan’daki gelişmeler, örnek almamız gereken esas gelişmelerdir. Bu gelişmelerin Nepal ve Hindistan gibi yarı- feodal, yarı- sömürge ülkelerde meydana gelmesi kesinlikle tesadüf değildir. Bu durum ülkemizde de kısa vadede aynı gelişmelerin yaşanacağı sonucuna götürmese de doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtıdır. Diğer blok faaliyetlerinin aksine bu gelişmeyi değerli kılan en önemli faktör, dünya emperyalist sistemi 16
içinde kısa vadede askeri ve ekonomik olarak ciddi sarsılmalara sebep olmasa da emperyalist/kapitalist sisteme vurulmuş en büyük ideolojik darbe olmasıdır. Bunun yanında Nepal le birlikte Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde görebileceğimiz ciddi Maoist ilerleyiş kuşkusuz çok daha büyük ve emperyalist sistem açısından da belirleyici askeri ve ekonomik bir darbe niteliği taşıyacaktır. Dünya çapında Maoist hareketlerle çok daha sıkı ve yapıcı bir işbirliği içine girilmesi zorunluluğu ortadadır. Asya da ki Maoistlerin oluşturdukları ortak örgütlenme bu sebeple önemle ele alınıp güçlendirilmelidir. Ayrıca sosyo- ekonomik benzerliklerimiz, pazar büyüklüğünün dünya emperyalist sistemi içindeki payı ve coğrafik konumu dikkate alındığında Asya da ki devrimlerin kısa vadede dünya sistemine rengini verecek olan temel belirleyen olacağı gözden kaçırılmamalıdır.
Parti II. Kongremiz, sosyalist ülkelerdeki geriye dönüşlerin ardından Nepal Devrimini, enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halkları için yeni bir tecrübe olarak görmektedir. Bu adımı büyütmek, korumak ve geliştirmek için ideolojik mücadeleyi kesinlikle elden bırakmadan yakın ilgi göstermeli ve daha somut desteklemeliyiz. Onu destekten mahrum bırakan yanlış anlayışlara ve çizgilere karşı önemle mücadele etmeliyiz. Nepal halkının Nepal Komünist Partisi(Maoist) önderliğinde yeni demokrasi yolunda yürütmüş olduğu mücadeleyi, II. Kongre irademiz selamlamaktadır.
Parti II. Kongremiz Filistin, Afganistan ile Irak'taki emperyalist işgale, Asya, Afrika, Latin Amerika ve dünyanın diğer bölgelerindeki emperyalist saldırganlığa karşı ezilenlerin ve sömürülenlerin haklı direnişleriyle dayanışma içerisinde olduğunu açıkça beyan eder. Emperyalist saldırganlığın sözde çözüm için diyalog siyasetleriyle ezilenlerin mücadelesini boğmaya çalıştığını göz ardı etmeden, emperyalistlerden dost olmaz perspektifiyle ezilenleri, müttefiki oldukları enternasyonal proletaryayla birleşmeye çağırır. IMF ve Dünya Bankası'nın sözde yardımları ve iyilik oyunlarıyla halkların nasıl köleleştirildiğine dikkat çeker. Ezilen dünya halklarını, kendi güçlerine güvenerek devrim bayrağını yükseltmeye çağırır.
17
Ortadoğu ve Türkiye- Kuzey Kürdistan’ da ki Gelişmeler;
Ulusal bağlamda Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki gelişmeleri, Ortadoğu’daki gelişmelerden bağımsız ele almak neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Ortadoğu’nun bugün emperyalist pazarlıkların en ateşli biçimde vuku bulduğu alan olması, yeniden şekillenen dünyanın işlem üssü niteliği taşıması, Türk devletini de emperyalizmin iyi bir uşağı olarak zorunlu bir biçimde bu girdabın içerisine çekmiştir. Türk hakim sınıflarının bu girdabın içerisinde yer almalarını zorunlu kılan diğer bir etken ise Kürt Ulusal sorunudur. Hem Afganistan’ın hem de Irak’ın işgalinde Türk devleti ciddi bir rol üstlenmiştir. Irak’taki gelişmeler Türk hakim sınıflarını ve kliklerini ciddi ayrılıklara sürüklemiş olsa da ülke içi bu çatışmalı durum burjuva-feodal iktidarın Ortadoğu üzerindeki politikalarında bir ortaklaşmayı engellememiştir.
Türk devleti, Irak’ın üç parçaya ayrılma olasılığından oldukça rahatsızdır. Parçalanmış bir Irak Türk devletinin üniter yapısı için bir tehlike olarak görülmektedir. Bu durum ise Kürt Ulusal Hareketinin bugünkü talepleriyle örtüşmektedir. Öte yandan ABD’ nin Filistin ‘’devleti’’ inşasına karşılık, İsrail, Mısır, Ürdün, Arabistan gibi Arap ülkeleri arasındaki ilişkileri güçlendirme çabaları görülmektedir. Kendi içinde Hamas’ a karşı mücadele veren bir Filistin ‘’devleti’’ , ABD desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyacaktır.
Böylesine Amerikanlaştırılmaya çalışılan bir Ortadoğu’da Türk devletinin bu haliyle Çin-Rusya bloğu ile ittifak içine girmesi son derece zayıf bir ihtimaldir. Sadece üniter yapısının korunması pahasına bile olsa Türk devleti Amerikanlaştırılmaya çalışılan Ortadoğu’nun parçasıdır ve bu yönde ilerlemeye devam edecektir. Buna karşın daha uzun yıllar boyunca Amerikan karşıtlığının emperyalizme karşı bir cephe örülmesinde dayanılacak temel teorik dayanak noktası olacağı açıktır.
Amerikanlılaştırılmaya çalışılan Ortadoğu sürecinde uşak Türk devletinin önemi azalmış değildir. Amerika, Türk devletinin sadece İran ve Suriye ile yakınlaşmaması pahasına da olsa Türk devleti üzerindeki etkisini sürdürmeye çalışacaktır. PKK’ nin sivil bir harekete dönüştürülerek bitirilme politikaları ve üniter yapının korunması ABD ve Türk devletinin şu anki ilişkilerinin çerçevesini oluşturmaktadır.
18
Türkiye-Kuzey Kürdistan’ da ki Gelişmeler;
Siyasal ve ekonomik bağımsızlığını yitirmiş bir ülkenin iç meselelerini emperyalist faktörlerden ve müdahalelerden bağımsız bir biçimde ele almak neredeyse imkânsızdır. Türk hakim sınıflarında son dönemde dikkat çeken iç kamplaşma yukarıda ortaya konulan uluslararası çerçeveden bağımsız değildir.
Özellikle Irak işgalinden sonra tırmanan Amerikan karşıtlığı emperyalizm karşıtlığına dönüştürülememiştir. Yönetici klikler emperyalizme hizmet etme yarışı içinde esasta iki kampa bölünmüştür. Emperyalizme karşı 'milli mücadele' söylemini hayata geçirmesi beklenemeyecek yönetici klikler, şeriatçı-laik karşıtlığını kullanarak ABD karşıtlığı temelinde büyük oranda politize olmuş toplumun desteğini iç politika malzemesi yaparak arkalarına almaya çalışmışlardır. Bu vesileyle hem ABD karşıtlığını temel argüman olmaktan çıkararak emperyalizme hizmet etmiş hem de ABD’ye kendilerini tercih etmesi gerektiği mesajını vermişlerdir. Bu zeminde ABD’nin tercihi Müslüman Ortadoğu’yu ehlileştirirken, kendisiyle hareket etmesi son derece manidar olan Amerikancı ılımlı İslam modelini bir alternatif olarak kullanabileceği klikten yana olmuştur. Son seçimlerle birlikte bu durum daha da netleştirilmiştir. Bunun yanında güç bahşettiği kliğin kontrol edilebilmesi için de muhalif kliği tamamen dıştalamamıştır. Her halükarda bu iki klik arasındaki karşıtlık ABD karşıtlığını beslemediği sürece emperyalistler açısından olumlu bir durumdur.
Her açıdan milli ve halkçı karaktere sahip olmayan yönetici kliğin dışında hala bu özelliklerini koruduğu düşünülen Türk ve Kürt milli burjuvazilerinin kendi çıkarları için mücadeleleri özellikle Türk milli burjuvazisi açısından güdük kalmıştır. Bu süreçte Türk milli burjuvazisinin sağ ve sol kanatları her zamankinden çok daha fazla birbirine yakınlaşmıştır. Ancak bu yakınlaşma ciddi bir anti-emperyalist bloklaşmaya evirilememiştir. Bunun en önemli sebebi hala Türk ordusunun ciddi bir “milli öze” sahip olduğu yönündeki kanıdır. Aksine Türk ordusu başından beri emperyalizmin stratejik uşaklığı noktasında baş aktör olarak emperyalizme hizmet etme yarışında olan Kemalist yönetici kliğin tarafında saf tutmuştur. Bir diğer önemli sebebi ise anti-emperyalist söyleme Kürt halkını dahil edememeleridir. Tam aksine anti-emperyalizm söylemi bir bakıma Kürt ulusunun dışlanmasına vesile olmuş, bu da Kürt Ulusal
19
Hareketinin, emperyalist 'çözüm' planlarına daha fazla meyletmesine maddi zemin hazırlamıştır. Ve dolayısıyla bu tavır, dolaylı yönden de olsa, esasında emperyalizme hizmet etmiştir. Kürt milli burjuvazisi kendi sınıfının çıkarları pahasına anti-emperyalist herhangi bir girişimde bulunmamış, aksine ABD’nin Ortadoğu’daki durumunu kendi lehine kullanmaya çalışmıştır.
Dünya Koşullarıyla İlişkisi İçinde Türkiye-Kuzey Kürdistan Gerçekliği;
İçinde bulunduğumuz coğrafya dünya koşullarından bağımsız ele alınamaz. Şimdinin dünyası kendi başına bu coğrafyayı parçacı ele almaya, emperyalist sermayenin saldırganlığı sonucunda daha bir hegemonya kurma bölümü dışında değerlendirmeye imkân tanımamaktadır. Dolayısıyla devrim de dünyadaki koşullardan bağımsız kendi başına dar ulusalcı bir yaklaşımla ele alınamaz. Örneğin, 1980 öncesi 24 Ocak kararları ve bunun uygulanması için acil bir ihtiyaç olan 12 Eylül faşist darbesi Türk hakim sınıflarının keyfi bir tasarrufu değil esas olarak uluslararası sermayenin ihtiyaçlarının bir sonucuydu. Uluslararası sermaye birikim modeli ve dünyanın o günkü koşulları emperyalizmin kontrolünde ve yönlendiriciliğinde Türk hakim sınıflarını böyle bir darbeye yöneltmişti. Dışa dönük ekonomik model şeklinde tanımlanan yapılanmanın temelinde yatan buydu. 1960 ve 1970'lerin yine o günün dünya koşullarına göre biçimlenen kalkınmacı, ithal ikameci politikalarının yani sosyal devlet modelinin tasfiye edilerek yerine yenisinin geçirilmesi ihtiyacına da yol açan, uluslararası sermayenin talepleridir. Emperyalist kapitalizmin 1970 dünya ekonomik krizinden çıkış için her tür pazar korumalarının kaldırılması, tüm kapıların uluslararası sermayeye engelsiz açılmasını emrediyordu. Yarı-feodal, yarı-sömürge ve yarı-feodal, sömürge ülkelerde yürürlüğe konulan ve dışa dönük model olarak tabir edilen şey, emperyalist sermayenin dünya çapındaki bu strateji değişikliğinin ihtiyaçlarına cevap olacak şekilde şekillendirilmesiydi. Bu neo-liberal emperyalist düzenlemelerle eski yapıda birçok değişiklik gerçekleştirilmiştir.
Türkiye-Kuzey Kürdistan’da insanların yaşamlarını idame ettirmelerinde hayati öneme sahip tarımsal üretime baktığımızda, 1960 ve 1970'lerdeki durumu görmek mümkün değildir. Verimli ve
20
geniş topraklar “Tarımsal Dönüşüm Projesi” adı altında emperyalist sermayeye, komprador bürokratik burjuvaziye ve büyük toprak ağalarına sınırsız bir biçimde sunulmuştur. Bunun yanısıra IMF, Dünya Bankası ve AB emperyalist kuruluşların direktifleri doğrultusunda tarıma ilişkin çeşitli kotaların konulması ve sübvansiyonun kesilmesi sonucunda, küçük ve orta ölçekli tarımsal üretim yapılamayacak duruma getirilmiştir.
Tarım ticaret hadleri muazzam gerilemeler gösteriyor. Kaynaklar açısından büyük zenginliklere sahip coğrafyamız şimdi gıda yoksulu. Tarımda emperyalist çok uluslu şirketlerin kölesi haline gelme durumu gittikçe derinleşmekte; tohum, gübre, ilaç gibi üretim girdilerinin tamamına yakınında çok uluslu şirketlerin egemenliği gün geçtikçe pekişmektedir. Sözde kendi toprağına sahip 'bağımsız' çiftçi, tüm bu gelişmeler sonucunda uluslararası tekeller karşısında savunmasız hale geldi. Sözleşmeli tarımla köylülüğün büyük bir kısmı çökertildi, tekellerin köle proleterleri haline getirildiler. IMF, Dünya Bankası, AB tarım politikaları nedeniyle tarımsal ürünlerde, varlık içinde yokluğu yaşıyoruz.
Türkiye-Kuzey Kürdistan’da genel durum yukarıdaki tablodan bağımsız değildir. Yaşanan gelişmeleri hükümet politikalarıyla sınırlı bir şekilde ele almak meselinin özünü ve başoyuncusunu es geçmektir. Gelişmeler emperyalizm ve onun uşağı burjuva-feodal iktidarın neo-liberal yeniden yapılandırma hamlelerinin ekonomik alandaki yansımalarıdır. I. Emperyalist Paylaşım Savaşı sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin, ekonomik-siyasi-askeri yapılanması esasta, o dönemin hakim emperyalist güçlerinin dönemsel politikalarına uygun olarak şekillendirildi. Osmanlı’da da var olan kapitalizme ve emperyalizme bağımlılık, efendiler değişmekle birlikte bugüne kadar hiç değişmeden devam etti. Osmanlı'nın yarı-sömürge, yarı-feodal sosyo-ekonomik yapısı TC'nin kuruluşuyla varlığını devam ettirdi. Hükümetler, ülkemizde nüfuz sahibi tekeller ve yerli uşakları olan komprador bürokrat burjuvaların etkisinde şekillenerek bugüne kadar geldi. Bütün yönlendirmeler, kararlar, ekonomik planlar tamamen bu tekeller ve yerli uşaklarının ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildi. Bugün ise Türkiye-Kuzey Kürdistan, emperyalist sermayenin ihtiyacına göre yeniden şekillendirilmektedir. I. ve II. AKP hükümetiyle getirilmek istenen bütün yasalar, seçim aldatmacalarıyla halk adına, halka açık bir şekilde ilan edilerek çıkartıldı ve
21
çıkartılmaya da devam edilecek. Türk hakim sınıflarının, ABD emperyalizminin Büyük Ortadoğu Projesi'nde (BOP) somutlanan emperyalist saldırganlık konseptine eksiksiz uyum sağlamak noktasında ortak görüşe sahip olan önemli bir kesimi, daha büyük kazanımlar için aradaki çelişkileri bir kenara bırakıp birleşerek harekete geçti, halkı yönlendirerek emperyalizmin politika ve savaş siyasetinin ihtiyaçlarına cevap verecek tek parti hükümetini oluşturdu. Söz konusu bu güçler, ilk adım olarak hükümet aracılığıyla AB üyeliği müzakereleri sürecinde çıkartılan uyum yasalarıyla emperyalist sermayenin ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri gerçekleştirdi. Tarım, ulaşım, iletişim, eğitim, sağlık ve maden sektörü gibi birçok alanda büyük ölçekli özelleştirmeler gerçekleştirildi. Ülkemiz halklarına Avrupa Birliği'ni refah-demokrasi-kurtuluş kapısı olarak gösteren hakim sınıflar, bu emperyalist birliğe "uyum yasaları" adı altında yaptığı düzenlemelerle emperyalist sermayenin ülkemize girişinin önündeki mevcut kimi küçük engelleri dahi kaldırarak, IMF ve Dünya Bankası’nın ekonomik planlarına azami derecede entegre olan yapısal dönüşümleri hayata geçirdi. Bu ekonomik ve sosyal yıkım projeleri de "sıkıntılar AB ile ortadan kalkacak, bu yasalar da AB’ye girmemiz için gerekli" denilerek halkın karşı duruşunun önü alınarak hayata geçirildi.
Türkiye-Kuzey Kürdistan’da hükümet politikaları emperyalist sermayenin ihtiyacı ve egemenliğine göre biçimlenmektedir. TC tarihinde "seçilen" hiçbir hükümet bunun istisnası olmamıştır. Fakat AKP hükümeti ile birlikte emperyalist sermayenin ihtiyaçları ve egemenliği doğrultusunda gerçekleştirilen yapısal dönüşümlerin en üst seviyeye ulaştığını söyleyebiliriz. Özelleştirmeler konusunda AKP hükümeti döneminde kırılan "rekor" buna bir örnektir. Ekonomik politik krizler farklı seviyeler gösterse de bu durum, devletin yapısal karakteristiğidir. ABD’ye stratejik uşaklık ve emperyalist Avrupa Birliği politikaları, Türk hakim sınıflarının kaçınılmaz politikalarıdır. TC’nin her hükümeti emperyalist hegemonyanın özel savaş taburudur. ABD’nin Irak işgali döneminde de icra edilen görev buydu. Egemen sınıf klikleri arasındaki çatışmaları tahlil ederken bu temel gerçeği hiçbir şekilde görmezden gelemeyiz.
Milliyetçi bir reaksiyonla altı boş bir anti-AB(D)’cilik değil, "bağımsız bir ülkede özgür bir halk olarak yaşamak istiyoruz" temel 22
sloganıyla, emperyalizmin ve yerli uşakları komprador feodal iktidarın gerici ve faşist temel politik konumlanışına cepheden karşı koyan anti-emperyalist, anti-feodal, anti-faşist programatik siyasi ve askeri duruşla devrimci alternatifi yükseltmek komünistlerin görevidir.
ABD kontrollü dünyanın ve özellikle Ortadoğu'nun yeniden yapılandırılması stratejisinin bir parçası olarak tahkim edilip "Ilımlı İslam" ya da emperyalizmin ihtiyacına denk düşecek uşak bir araç olarak mevzilendirilen AKP tarafından temsil edilen pragmatist siyasal İslam, bunun yürümediği durumlar için laik paket diye el altında bulundurulan statükocu, gelenekçi, "sosyal demokrat" etiketli Kemalist rejim bekçisi faşist CHP ve türevleri gibi devletçi “solculuk” da deşifre edilmelidir. Kitlelerin, esasta egemen sınıflar arası çıkar çatışmalarının ürünü olan bu kamplardan birini tercihe zorlandığı günümüz koşullarında, başta ABD emperyalizminin uşaklığını yapan hakim klik olmak üzere tüm kaşı-devrimci güçleri politik konumlanışıyla karşısına alan alternatif bir duruş sergilenmesi zorunludur. Tüm Türk hakim sınıfları proletaryaya ve emekçilere, ezilen Kürt ulusu ve azınlıklara düşmanlıkta stratejik ortaktırlar. Ve her birinin hükümet olduklarında nasıl özel savaş mevzisi oldukları tekrar, tekrar görülmüştür. Bugün Genelkurmay-hükümet-MİT-JİTEM koordineli 1993-94'te de bildiğimiz özel savaş konsepti devrededir. İran, Suriye gibi gerici bölge devletleri eksenli başta Kürt ulusu olmak üzere, ezilen ulus ve halklara düşmanlık projeleri planlanarak uygulanmaktadır. Bir yandan faşist askeri saldırı doğrultusunda yığınaklar yapılırken diğer yandan "yeni açılımlar" piyasaya sürülmektedir. "Üniter yapı içinde farklılıklara saygı", "bireysel yaşam ve kültürü bir zenginlik olarak algılama", "düz ovada siyaset" tanımlı Kürt ulusu ve azınlıklar saflarında yanılsamalar yaratma amaçlı yaklaşımlar ne yazık ki yanlış reformist çizgilere bel bağlamış güçler tarafından da iştahlanarak olumlanılmaktadır.
Psikolojik harp taktikleriyle yapılan askeri yığınaklar ve çok yönlü haksız savaş seferberliğiyle devreye sokulmak istenen planların dayandığı emperyalist gerici politikaların deşifre edilmesinin önemine, Kürt ezilenleriyle eylem birliği politikalarının hayata geçirilmesine Parti II. Kongremiz işaret etmiştir. Organize edilen profesyonel özel ordu gibi bordo berelilerle, yüz binleri aşan askeri yığınaklarla Kürt ulusal hareketinin ehlileştirilerek devletle
23
barıştırılması adına tarikatlar aracılığıyla devreye sokulan oyunlarla sonuç alınmaya çalışılmaktadır. "Tek millet, tek devlet, tek bayrak" faşist-şövenist çizgisini kendisine rota edinmiş olan bu imhacı, katliamcı çeteler bloğuna karşı mücadele özel önemdedir. II. Kongre irademiz bunu vurgulayarak Kürt ulusu ve azınlıkların demokratik taleplerinin desteklenmesine dikkat çekti.
Biz diyalektik materyalistleriz. Bu perspektifle evren, toplum ve dünyayı yorumlar materyalist bilgi teorisinin ulaştığı gerçeği hiçbir koşulda kitlelere göstermeyi ihmal etmeyiz. Fakat en tutarlı demokratlar olarak da egemen-gerici güçlerin ezilen inanç gruplarına yönelik saldırısına da karşı dururuz. Coğrafyamızda bugün Alevi ve diğer bazı inanç grupları baskı altındadırlar. Anadolu Aleviliğinin tarihte imparatorluk saraylarına boyun eğmeyen meydan okuyuşunu Pir Sultanların, Baba İshakların önderlik ettiği ilerici sosyal hareketlerin "laiklik", "cumhuriyetçilik" adına düzene yedeklenmesi onlara objektif ihanettir. Alevilerin her alanda kendilerini özgürce ifade etmeleri, kültür ve inançlarını yaşatmaları konusundaki tüm engellemelerin ve baskının kaldırılması biz komünistlerin önemsediği bir görevdir. Sözde laik olan devletin, zorunlu din dersi uygulaması, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi resmi devlet kurumunun varlığı resmi bir dinden öte, resmi bir mezhep olarak Sünniliğin kabul edildiğini göstermektedir. Aleviler, Zerdüştler, Yezidiler, Hıristiyanlar, Ateistler gibi birçok inanca mensup kesimler de devletin resmi dini ideolojisinin baskısı altındadırlar. Bu baskıya karşı kararlı düşmanlığımızı ifade eden Parti II. Kongremiz gerek ezilen değişik inanç gruplarını, gerek ezilen Kürt ulusu ve Ermeni, Keldani, Arap, Laz, Boşnak, Çerkez, Gürcü ve diğer azınlıkların gerekse sistemin baskı ve sömürü çarkının dişlileri arasında iliğine kadar sömürülen emekçi h

Yorumlar

YOLDASLAR KONGREYI TÜM YÜREGIMLE SELAMLIYORUM 17 LER YASIYOR SAVASIYOR PATRON AGA DEVLETININ KORKUSU HALK KURTULUS ORDUSU:TÜM DÜNYA HALKLARINA ARMAGAN OLSUN:

ON KONGREDE YAPSANIZ NE OLURKİ ÖLÜME YENİ BİR EKİP HAZIRLANMISTIR.BİR ÖRGÜTÜN BİRAZ CİDDİYETİ OLUR.17 LERİN DURUMUNU NETLEŞTİRMEDEN HANGİ KONGREYİ 17 LERE İTHAF EDİYORSUN. NEDEN HALKA AÇIKLAMA YAPMIYORSUNUZ.HAKKINIZDAKİ ŞAİBELER KALKMAZ.EGER GERÇEKTEN KOMİNİST BİR ÖRGÜT OLDUĞUNUZA İNANIYORSANIZ. ÖNCE DERSİM BÖLGESİNDEKİ ŞAİBELİ KARŞI DEVRİMCİ PRATİĞİNİZDEN DOLAYI HALKA ÖZ ELEŞTİRİ VERİN BİRİNCİ KONGREYLE DÖRT YURT SEVERİN KANINA GİRDİNİZ. KOMİNİST YAPILARIN HEDEFLERİ BELLİDİR.KOMİNİSTLER HALKINA ZULÜM YAPMAZ KOMİNİST OLMANIN KISTASLARI AÇIK VE NETTİR.HEDEFLERİ BELLİDİR ONUN İÇİN BEN KONGRE YAPTIM PARTİYİM SAVASIYORUM BUNLARI OTUZ YILDIR HALKLAR DİNLİYOR.DEVRİMCİLER GERÇEKÇİDİR.GERÇEKÇİLİĞİ PRATİĞİDİR.HEP BERABER GÖRECEĞİZ.

Komünizm Avrupa'da ve özellikle de TC gibi ülkelerde Amerikan emperyalizminin yıllarca yürüttüğü bir yaygaradır. Bir propaganda yoludur. Kendi progandasının bir biçimidir. Hangi komünizmden söz ediyorsunuz? Ütopik mi, reelden mi? Özetle şimdi aynı Amerika bugün İslam'ı, Milliyetçiliği kullanıyor. Köstek olacağına destek ol! Ya da gölge etme başka ihsan istemez. Seninle mi uğraşaçak insanlar ajan soytarısı.

Bu zorlu sürecte 2.kongreyi toplayan yoldaslar büyük cokuyla selamlyorum! 17 ler ölümsüzdür! Vartinik'ten Mercan'a feda olsun canmz halk savana. an olsun 2. Kongremize. Kahrolsun ajan ve ibirlikçiler!

IKINCI KONGREMIZI DEVRIMCI RUHUMUZLA SELAMLIYORUZ !

YASASIN PARTIMIZ MAOIST KOMÜNIST PARTISI !
YASASIN HALK KURTULUS ORDUSU !
VARTINIKTEN MERCANA BU TARIH BIZIM !

ya bunlar kongre yapmış öldüm gülmekten. siz melekapeden de sönük hale geldniz. p kk yı ve dhpkc yi örnek alın kendinizew.kongre yapsanız nolur ki 10 kişisiniz, toplamda 40 kişsisiniz

17'leri KiM NEDEN VE NASIL DÜSMANA TESLiM ETTi. ÖNCE BUNU ACIKLAYIN.
MERCAN KATLiAMI HAKKINDA YAPTIGINIZ ACIKLAMA DEVRiME, iNSANLIGA, HATTA BU EVRENiN BiR PARCASI OLMAYA HAKARETTiR. DAHA DOGRUSU REZALETTiR. ÖNCE 17LER OLAYINI AYDINLATIN. ELiNiZDE NET BiLGiLERiN OLDUGUNU HEPiMiZ BiLiYORUZ: ACIN DA KENDiNiZDE SU LANETLi DURUMUNUZDAN KURTULUN, YOKSA DAHA DA BATACAKSINIZ.
KiM BU OLAYIN ACIKLIGA KAVUSMASINI ENGELLiYOR? TC Mi, SiZ Mi?
BENCE SiZ. CÜNKÜ TC ZAFERiNi TATMIS VE KORKACAK BiR SEYi YOK, AMA SiZ KORKUYORSUNUZ; NEDEN?
YOKSA YAZILANLARIN GERiSi BOS BiR MASALDAN iBARET. YENi BiR SEY YOK YANi.

devrimci örgütler kongre yapıyorlar sonra da halka ilan ediyorlar mkp gibi.
merak ediyorum acaba dhkp-c kaç kongre yaptı.
adamların bir kuruluş kongresi var. ondan sonra duymadım kongre yaptıklarını

Onlar kongre yapmadılar ancak mkp den kat kat büyük örgütler bunun aksini iddia edecek adam da yoktur sanırım. Cephe ile mkp yi de ilk kez bu forumda karşılaştıranları gördüm.

kuruluş kongresi yapılmış ve bu değerler üzerinden devrime kadar savaş politikası izlenmektedir.

ha kongre yapacam diye 17 kişiyi kaybetmektende hiç kongre yapılmaz daha iyi. ölüm orucuna bak kahramanlığı gör sen neden bahsediyorsun.

mkp 17 lerden sonra bitti hani bir eylem hani demokratik alan da aylardır 0. he 17 lerden önce de yoktular ya neyse.cephenin tırnağı olamzlar.

1 defa kuruluş kongresi yapmıştır onn dışında kongre yapmamıştır. partilerin kongre yapması fazla bir şey değiştirmiyor sorun uyguladığı politikadadır.

Kongre tarihin muhasebesi demek,kücükten büyüge,inceden iriye kadar bütün konulari ele almaktir.
Bir kongre gerceklestirmek güc ister,hele bu zorlu sürecte.Bazi devrimci örgütler bir kongre düzenlemeye kalkissa alak bulak olur,kaldiramazlar,hizipler cikar ortaya.10 seneden askin bi süredir kongre yapmayan bir örgütten ne beklenir?
Amacim herhangi bir devrimci fraksyonu yüceltme veya kücümseme gibi mistik düsünce degildir ama aldigi agir darbelere ragmen,kadrolarinin yüzde 90 i gibi bir oranin yok olmasina ragmen ve en agir bedel ve en cok sehit verdigine ragmen yinede bir kongre gerceklestirmek,hele bukadar bir kisa sürede güc ister,yürek ister!Bu anlamda MKP´nin Türkiye-K.Kürdistan devrimci hareketinde tarihte oldugu gibi gelecektede en büyük rolü oynayan partidir!
KARINCA FILI ISIRIR,FILLI TABIKI ETKILEMEZ AMA ZAMAN ILERLEDIKCE FILIN BARSAKLARI CÜRÜR!

2.KONGREYI SELAMLIYORUM !
YASASIN MKP/HKO !
YASASIN HALK SAVASI !

"MKP´nin Türkiye-K.Kürdistan devrimci hareketinde tarihte oldugu gibi gelecektede en büyük rolü oynayan partidir"

ŞU YUKARDAKİ YRUMCUNUN BU CÜMLESİNDEN SONRA CİDDEN DHKPC YE HELAL OLSUN DERİM. YA KOSKOCA PKKDEN BİLE KENDLERİNİ BÜYÜK GÖSTERDİ BU ADINI İLK KEZ DUYDUGUM PARTİ.

SİZ DHKPCLİLERE VE PKKLİLERE KURBAN OLUN, ÇAKAL TAKALSINIZ VALLA. KİMSE DE BİLMİYOR KİM OLDUĞUNUZU YA NEDEN KONGRE YAPTINIZ Kİ? O DA AYRI MESELE.

ABİ MARKSİST KOMÜNİST PARTİSİ Mİ NEYSENİZ ARTIK YOKSUNUZ YİNE YOKSUNUZ AMA PKKLİLERE LAF ATMAYIN 10 KİŞİSİNİZ TÜKÜRÜKLE BOĞARLAR VALLA.

Büyük ve tarihi kongremizin gerçekleşmesini sevinçle selamlıyorum. Konngremizin gerçekleşmesine katkılarını sunan, emeğini harçayan bütün her kesi kutluyorum.

Artık bundan sonra Anadolu coğrafyasında her yönlü güçlenmenin çalışması bizleri bekliyor.

Selam olsun ıı. kongremize!
Selam olsun dünya ezilen ve sömürülen direnişci halklarımıza.

MKP yi kutluyorum dilegim cabucak toparlanir önderlik misyonunu oynar bir de su burnundan kil aldirmayan TKP/ML yöneticilerini ikna eder birligi gerceklestirir.o zaman gercek bir basari, kongrelerin en büyügünü yapmis olur.gövdesine katacagi gücle iki kat daha güclenirler.maoistler o kadar olgunlastimi? zannetmiyorum,olgunlasmaya ihtiyaclari var.
tarih karsisinda kimse direnemedi MKP ve TKP/ML de direnemeyecek,birligi gerceklestirecekler ama bir an önce olsa iyi olur yoldaslar.türkiye topraklarinda en kominist örgüt bunlar, bekleyecegiz burnu büyük yöneticileri.kariyerist yoldaslari baska care yok.

BIRLIGIN GERCEKLESECEGI GÜN BULUSMAK ÜZERE

YASASIN MAOISTLERIN BIRLIGI
YASASIN TKP/ML VE MKP

Peki bu 2. Kongre denen komedyanın Avrupanın rahat ortamında gerçekleştiğini bilen varmı.
Avrupada Devrimcilik oynamak kolay.

MKP'nin adını ilk kez duyduysan kusura kalma ama oda senin eşşekliğin. Niye uzaydamı yaşıyorsun sen? Kim ne dersin MKP'de bu ülkede ki devrimci hareketin çok önemli halkalarından biridir. Söze gerek yok tarihine ve binin üzerinde şehidine bakınca anlaşılır bu...

Fasizmin yeni türevi MKP gene bir bilriricik yayinlamis.
Gene boynundan büyük konusmus.
Gene yalan dolan yapmis.
Dersim ve demokrasi cenahi sizi cook iyi taniyor beyler!!!
Siz rezil olmus ve ajanliginizin belgesi olan TKP(ML) adini MKP olarak degistirerek kendinizce karsi-devrimci tutumunuzu saklamak istediniz.Ama nafile baylar!!!
Icinizde katlettiginiz onlarca devrimci komunist kadro ve savasinin hesabini er yada gec demokrasi gücleri sizden soracaktir!!!
Bunu böyle bilin!!!
Ad degistirerek bu gercegi unutturamazsiniz!!!
Avrupada sözde kongreyi yapmak- 10 kisiyle- bile sizi kurtaramaz:
Ilkin onlarca devrimci kadroyu katlettiniz 1996 da sonrada yurtsever kürt hareketinin degerli milislerine yöneldiniz ve katlettiniz.
Ve simdi de bize devrimcilik satiyorsunuz.
Gidin bunu kuslara anlatin beyler.
Siz en az fasist Türk Devleti kadar eli kanlisiniz!!!
Bir on isim daha degistirseniz de genel kurmay usakligi yaptiginizi sakliyamazsiniz!!!

Mao ist Komünist Partisinin 2. Kongresini selamliyorum

Türkiye-Türkiye Kürdistaninda cesitli milliyetlerden haklarin ve proleteryanin önderligin de iktidar mücadelesini yürüten MKP nin ,Fasizmin imha inkar ve saldirilarinin yogunlastigi bu sürecte Kongresini yapmasi tamamlamasi büyük bir önem ifade etmektedir.17 degerli siper yoldasin sehadetinden kisa bir sure sonra onlarin idealleri hedefleri dogrultusunda her türlü baskiya kusatilmislaga ragmen,Devrimci mücadelenin gerildegi ciddi anlamda moral degerlerini kaybettigi bir noktada atilan bu cüretli adimi proleterya devrimisavunan bütün hareketlerin ve bireylerin desteklemesi kanisindayim.

17 Degerli,yürekli yoldas ve Kardes MKP hakkinda sepikülatif aciklamalarda bulunmak,onlarin mirasini ve iktidar ugrunda verdikleri degerleri hice saymak bana göre karsi
Devrimcilegin takendisidir.TC fasizminin özelikle yaymak istedigi kusku,güvensizlik ve moral degerleri ortadan kaldiracak propaganda etkinliklerinin burada sergilenmesi dogru degildir.

site ajan mit kayniyor 2.kongre sizi tarihin cöplügüne atacak beyler dost da gördü düsmanda kendi kendine cözülen yapilar aynaya baksin kendini görsün takim tutar gibi devrimci olunmaz hodri meydan pratiginizi gorelim beyler avrupada kongre oldu diyenler siz ordamiydiniz?yerinide söyleyin kiz kananlar cazlasin süreci hep beraber görecegiz

SAN VE SEREF OLSUN 17'LERIN CIZDIGI GUZERGAHTA KAYPAKKAYA BILIMINI YENI BIR SEVIYEYE TASIYAN 2.KONGRE'YE!

selam 2 kongremize san olsun ezilen halklarin mücedelesine sorumluk duyanan halk kahramanlarina 17lere sanli ölüm oruclarinda ölümü kücülüterek yenenlere diyarbekirde ibrahimlesen cafer cangöze bin selam olsun 2 kongre 17 lerin ruhu emegi kararligi yasamlarin her kesitin bilince cikarmak ayni sorumluk duygusuyla hareket etmekle kongrreyi taclandirabilirler basari emek kararlik bilinc halk devrimciligi birakilan bir miras var 1 kongre kararlarina bagli siyasi perspektifleri algilamak ve israr etmek basariyi zaferi müjdeliyecektir anatar oradadir sadece kapiyi aralamak isigi görmek pusulanin yönü belidir 2 kongre o isigi görmüs merkezi yapiya insa etmis 17 lere bagliklarini ispat etmis kongede daimi delege statüsü verilmis 1 kongreyi markist ilan etmislerdir parti tarihinde bir ilktir her türlü pisokolik savasin etkisinde 17 lerin kayiplarina ragmen 2 kongre cok anlamli basarilidir bittiler yok oldular diyenlere düsmana atilmis takatir en önemli olan marksizme her türden karsi olan sag sol cizgilere karsi direnc göstermek kariyerizim gurupcukuk bölgecelik savas agaligini parti icerisinde tavir ve kararlik göstermektir mücedeleyi gerileten partiyi kaos güvensizlige parcalanmaya yol acan gidasinin bürjavaziden olan karsi devrimin siyasi argumanlardir maoist partinin gelisminin güclenmesi önunde engeldir gurup cikarlarini halk cikarlarin önünde görenler kisisel egolarini halkin yoldaslarini üstünde görenler bölgeciligi halklarini ortak mücedelesinde koporan bir tür klan örgütlenmesine tekabul eder maoist disi örgütlenmedir savas agaligi hukuku hice sayan siyaset kücümseyen örgütsel isleyesi alt üst eden yapidir yaptirimlari hukusuzluktur 2 kongre bu hukuk disi uygulamalari karsi karali sorumluk duygusu ile hareketl edeceginini start vermistir gelecegimiz görüyoruz yasanan olumsuzluklari iyi tahlil etmek eski tarz mahkum etmek 2 kongrenin vazgecilmezleri olmalidir basarizlik lüküsi yoktur tarihi tercumelere dop dolu yasanmistir hatalar yanlis cizgi sahipleri mücedeleyi sekteye ugratanlar belidir hedef büyütülmeli halkimizin hakli mücedelesinin üst seviye tasimaya merkezi görevimiz ihtiyaclarinin giderilmesi basariya kenetlemeliyiz san olsun emegi gecen bütün yoldaslara kongremize 17 lerimize partimiz mkp ye hko

yüreginiz var sa gercekleri sansürlemeyin halk görsün cirkinliklerinizi ne zamana kadar gizleyeceksiniz.halktan bir sey gizlenmez 17 leri namik dursuna nasil teslim ettiginizi kirli anlasmalarla halktan gizleyemesiniz.iskenceyle öldürdügünüz dersimin 60 ,70 yaslarindaki köylülerin hesabini vereceksiniz bu halk uyandi. simdiye kadar kac devrimciyi iskenceyle öldürdünüz.kutan lar bunu her kes biliyor kutan örgütü. sizler 1800 evlerdeki mit osman örgütleyip TIKKO ergütüne katti.

selam olsun MKP nin II. Kongresine

tüm ezilen halklarin beklentisini ZAFERLEN müjdeleyen komünist militanlara sükran borcluyuz.

deneyim, tercübe,birikim`i sentezleyip zafere yürümenin zamanidir. sehitlerimizin beklentisi budur. i

insanlik icin yola koyulanlar zafere muktedirler

kahrolsun gericilik

kahrosun fasizim

yasasin komünizm

geliyor mkp sinif mücedelesinde en ön saflarda yeni direnislerle zafer mkp in olocok 2 kongreden umutuyuz 717 lerin ruhu emegi var he türlü saibeler bertaraf edilecektir hic kimsenin kuskusu olmasin

gizli kemalizm savunuculuguna son!!!

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <img /> <width> <heigth> <style> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <p> <br> </p> </br> <b> <i> <img>
Maksimum dosya büyüklüğü 8 MB.
İzin verilen dosya türleri: png gif jpg jpeg.
Images must be smaller than 650x650 pixels.
Maksimum dosya büyüklüğü 8 MB.
İzin verilen dosya türleri: 3gp avi bmp cda doc jpe mov mp2 mp3 mp4 mpeg mpg pdf ra ram rm rtf sfk swf wav wma wmv xls.