Kavga Şiirleri Yazan Devrimci Şairler

Arkadaşlar Devrimci Şairlerimizin isimlerini yazarsanız sevinirim.

Yorumlar

ben sana bunlardan üçünü yazsam olur mu? sonuncusu yaşıyor...diğerlerini googldan toplumcu şairler veya devrimci şairler diye arasan pek çok seçenek karşına çıkar.

arkadaş zekai özger benim öldürülmeseydi nazım-ı aşacağına inandığım şairdir. ( grup yorum bestesi olan şiirlrinden bazıları, mesela alnını dağ ateşiyle ısıtan, yüzünü kanla yıkayan dostum...ferhat)

1. yırtarak geçiyor kalbimizden
hayatı da törpüleyen zaman

şuramızda birşey var
acıya benzer
umuda benzer
böyle günlerde hayat
hem acıya, hem acıya benzer
gün ölümle başlatıyor hayatı
her şafak taze bir ölünün üstünde doğuyor
her sabah ölümü anlatıyor gazeteler
sol köşede ölümü kutsallaştıran bir fotoğraf
yeni bir cinayetin röntgenini çıkartıyor gövdeme
beynim sabırla keskin
iğdişliyor haber bültenlerini, yorumları, sahte ölüm ilanlarını
bizim ilanlarımız çoktan verilmiştir
gelirse de bilinir nerden ve nasıl
böyle ölümün yücedir adı
ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası
çünki ölümün kanıdır besleyen
bir başka baharın tohumlarını
şuramızda birşey var
bizi onduran şey
acıya saran
umudu kuşatan

kalbim: kalbim mi desem
var kalbim: yaşayan ben
hayatla ölümle cinayetle
gazetelerde, radyolarda, eski üniversitelilerde
eski prof hocalarla
yaşayan ben: geç mi kaldık/kabul edemem
ah benim sevgili annem
oğlunda elbet yurtseverden
birgün bırakırda sizi yüzüstü
yüzüstü değil: elbette bizüstü
bırakır da: kötü sarmaşıkları, yaban güllerini
bırakır da: sekizyüzlük hırtları, şunları, bunları
giriverir senin sıcacık kucağına
yani hem sana karşı, hem senin için
giriverir o yanılmaz tarihçinin yaprağına
ölüm mü dedim annem
ölüm senin gibi güzel annelerin
senin gibi güzel çocuklar feda etmiş
o tarih atlasında
bir kırmızı gül olur ancak
koksun diye çocukların bahçesi

şuramızda, tam şuramızda
kanserli bir virüs gibi kanımıza karışsa da bizi yaşatan günler perişan

işte bir bir kırıyorlar dalıylan
yeryüzünün olgunlaşan meyvelerini
çünki biliyorlar vakit dar
oysa dalları kırılmayan ölür mü sonsuz ağaç
hayatı pekiştiren kökümüz var
dünyayı emeğe kazandırmak için
hayata ve ölüme sonsuz bir anlam veren
kanağacına sözümüz mü var

biz şimdi gidiyoruz gibi ya dostlar
birgün döneriz elbet
acısız, adsız

ölümsuyu sürünün
sürünün ölümsuyu
bir ölü bir dirinin kanıdır
besler hayatsuyu

şuramızda, tam şuramızda
tarihe nasıl anlatsam

ey anneleri korkutan
bizi yaşatan kan

günler perişan

arkadaş özger

1. kış geliyor
elim yaprak altında
es ey bad-ı semen
çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla
gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına
beni kendime gebe bırak

kış geliyor
otobüs ne kalabalık

yaslan bana yeryüzü ağacı
dikili gövdenin üretkenliği için
çıldırtan bir gübre mi arıyorsun
kökünü toprağımda dene

kış geliyor
koru gövdemi pardösüm

ağzıma konacak kışlarım nerde
tutsana elimi canikom tarih tekerrürden ibaretmiş
miş bir geçmiş zaman failiymiş
ey beşeriyet beni beş iftarda öp

şair olmak kolay değil yavrum
uzvun o kadar güzelken
bir yanda yaş ağaca balta vuran çokluk
bir yanda kanımı azdıran bokluk
beni artık hücre çoğaltmaktan da yargılarlar zahir

arkadaş zekai özger

adnan yücel ( daha çok tikb-nin işkence direnişlerinden esinlenerek 12 eylülün mamaklaştırma ve kaç göç günlerinde kaleme aldığı ''bitmedi o kavga sürüyor sürecek, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek''-in şairi),

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek

Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa...

Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz...

Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

© Adnan Yücel

tuncay akdoğan (pek çok kızılırmak grubu bestesinin şairi)

http://www.youtube.com/watch?v=xnc7dUEuQ8U

burada izlemek yazmaktan okumaktan daha iyi belki.

nihat behram

haykir acini ey halk

haykır acını ey halk! başeğme haykır!
bir yol kavşağındasın ve ancak
yaraların haykırışlarla onarılır
bir yol kavşağındasın ve senin
değişmek için çırpınıyor kaderin
kuşan alnında biriken o kara teri
sırtında şakırdayan kırbacı kopar
soluk al ışıldat o mazlum yüreğini
bak korlaştı acıların, kozalandı
ey halk! parçala şu nankör suskunluğunu başkaldır artık
sevginin ve öfkenin uğultusunu
bağrına vura vura taşırken sana
karşılık gözetmiyor bu gencecik insanlar
ne barbarın tehdidi ne dişleri kıran elektirik
dalga dalga yayılan o rüzgarı durdurabilir
bu direniş senin için ey halk
bu çığlık senin kollarınla yıkılsın şu köhne dünya
ve coşkuyla yeniden kurulsun diye çınlatıyor hayatı
bir yol kavşağındasın fakat mutlaka değişecek kaderin
bunu bekliyor şu ıslak çukurlarda üşüyen çocuk
bunu bekliyor gözevleri kurutulmuş analar
bunu bekliyor zincirin oyduğu bilek
bunu bekliyor açlık, kuraklık, ılık ılık akan kan
bunun için en genç yerimizi ölümle tanıştırdık
kuşan kendini artık biraz da gövdeni yüreğinle kırbaçla
ey halk! haykır acını! bu kara dumanı dağıt

dinlemek ve okumak için

http://www.youtube.com/watch?v=Hqi1eEbrCbw

ruhan mavruk

B/it Pazarı

I.

Artemis'i satıyorlardı
dün, karşı sokakta
''bu ne iş Phenelope'' dedim
''ucuz iş abla'! ' dedi
piyasayı çürütür bunlar
şikayet dilekçesi düşünüyoruz
esnaf tanrılar adına

topal müteahhitle kaçtı diyorlar aslı
Kerem de jigolo olmuş
yaşlı bir dulun kapısında
kadrolu yapacaklarmmış yakında

reklam metni yazıyormuş Zeus Baba
-eh! ekmek parası diyormuş
hani şöyle boş zamanlarda-

ödül salonunu basıp
başkanın kafasında paralamış
..............................plaketleri Neyzen
................................selamı var
....................................içerde daha rahatmış

Yunus'u Şırnak'a sürdüler
Pir Sultan'ın başına da ödül kondu
yakalarlarsa bir daha asacaklarmış

II.
sev okşa beyninin kıvrımındaki şeytanları
''hayata tek boyutlu bakma''
çık gezin şöyle bit pazarında
eski sloganlar
ipte kurutulup yaldızlanmış
serdengeçti sevdalar
ne ararsan var...

bir tabla da sen kap
verniklenmiş darağaçları satarsın
..............................pek entel olur!

hocam soğalasın teşekkür ederim

koskoca anadolu devrimci hareketinin yarattığı bir dolu şair ve ozan içinde yalnızca 2-3 kişiyi hatırlamak haksızlık değil mi öteki komünist ve çilekeş şairlere karşı?ya doğru hatırla,ya da unut bundan daha evladır dostum.

öyle ya nerede nazım hikmet,ilhami bekir tez,dinamo,e.behzat lav,40 kuşağının enver gökçe,ahmet arif,cahit ırgat,arif damar,niyazi akıncıoğlu,şükran kurdakul,mehmed kemal, sonra başaran,hasan hüseyin ve benzer şairler,60 ve 70 kuşağının komünist şairleri ve daha sonrakiler.
evet hafız burhan'a katılıyorum.doğru düzgün bir listeleme yapmak en iyisi ve hakeden nitelikli şairlerimizi onurlu adlarına uygun bir biçimde yeniden ve bir kez daha anmak.gereği budur.

daha da eskiye gitmeli:yunuslar,karacaoğlanlar,dadallar,köroğlular,pir sultanlar,serdariler,seyraniler daha berilerde A.kadirler,ö.faruk topraklar,ataollar,metin demirtaşlar ve daha beridekiler hep anılmalı,değer bilinmeli,söz konusu devrimci şairler yazmaya yüreklendirilmeli.

arkadaslar haksızlıkla ne alakası var,haberi yapan bendim,arkadas bildiği sairleri yazmıs,sizde biliyorsanız sizde ekleyin.saygılar

şair seçimi isabetli.
lakin eleştiride haklı.
en iyisi bilen bir arkadaş derli toplu bir liste düzenlesin,özgün bazı şiirlerden örnek versin ve sorun çözülsün.

gülten akın'ı da anımsayalım.
büyük,özgün ve yürekli bir kadın şairimizdir.

Bir Halk Oyununa İzdüşüm

Yıldızların kavurduğu, topraklar üzerinde
Tutunuyoruz direncimize okyanusun ritmiyle.

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Umut yağmurlarında şafaklanırken yüreklerimiz
Mavi dağlarına ülkemin kızıl baharlar çalmada eller…

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Acımız haz verirken sürüngen öfkemize
Kaşıyoruz sarkıt ve dikitini kararsızlığın.

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Azgınlaşmış çizgiler solluyor ufukları
Salınıyor saydam kuşkulara soluklarımız.

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Yıldızların potasında eriyor kıl payı yanılgılar
Tedirginliklerimizin çözüyoruz dar yakasını...

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Pusulamızda inat, çekeğimizde direnç ve istencimiz
Adım adım ayıklıyoruz gölgelerin saltanatını.

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Şahan uçuruyor vuruşlarımız kavganın doruğuna
Söküyor dağların kaşında karanfil duruşlu seher.

Şemmamme………………………. Şemmamme! ............................

Şimdi sürme zamanı ateşe sabrımızı
Tokmağın davula indiği hengâmede.

Şemmamme……Şemmamme! ......... Şemmamme……Şemmamme! .........

Ali Ziya Çamur