PARTIZANLARIN BIRLIGI (BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK)

birligin kacinilmaz ve dayatigi bir sürec oldugu ve Maoist güclerin birliginin halka umut olacagina inandigim icin tekrar yayinlamis oldugum görüslerden bir özet le yeni bir baslik acma geregi duydum.

Biz halk icindeki celismeleri cözümlemek amacini güden bu demokratik metodu "birlik-elestiri-birlik" formülü ile özetlemistik. Daha ayrintili bir ifadeyle bu, birlik istginden harket edip celismeleri elestirme veya mücadele yolu ile cözümlüyerek, yeni bir temel üzerine dayanan yeni bir birlige ulasmaktir. Tecrubelerimize göre bu metod, halk icindekicelismelerin cözümlenmesi icin dogru bir metottur.
( Mao Zedung 27 subat 1957)

Parti güclerinin suni bir sekilde parcalandigidir. Yukarda Mao yoldastanda alinti yaptigim gibi icimizdeki celismleri cözümlemenin yegane formülü "BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIKTIR" elestirden ve birlikten korkmamali iki cizgi mücadelesine uygun bir hat cizmeli farkli düsüncelere tahmül yetenegi göstermeliyiz bire bir ayni düsnen bireyler eger yan yana gelme becerisini gösteremiyorsalar peki halkla birlesme becerisini nasil gösterecekler. Burda birligi istereken umutsuluk edebiyati yapmak degil amacim tam tersine umdun düsmana karsi koyusun hepmizin birlikte harket etmesiyle ola bilcegi inancindayim "SINIF SAVASIMINA ÖNDERLIK YAPAMAYAN, SORUNLARI CÖZEMIYENve BIRIKEN YÜKLERI TASIYAMAYAN MAOIST GÜCLER (ki yaşanan bu kaosun ağırlığını maoist güçlerin kitleside taşıyamamakta ve maoist güçlere karşı ciddi bir güvensizlik duymaktadır) ORTAYA CIKAN BU TABLOYU GÖRMELILER" Kaosa ve tasfiyecilgie karsi, Halka umut olmak icin, Sinif savasiminda etkili bir güc olmak icin, Kaypakkayacilikta sebat edilmeli BIRLIK_MÜCADELLE _BIRLIK VE ESAS OLARAK MÜCADLLE siariyla Maoist gücler birlesmelidir. Partimizin birlestirilmesi, halkimizin birligi ve ülkemizde cesitli milliyetlerin birligi davamizin kesin zaferinin temel garantisidir.Son söz olarak Anti-birlikci arkadaslarin ve yoldaslarin görüsleri kisesel kinlerinin,kisisel egolarinin bir yansimasidir kendin gibi dusunmeyenelere tahmulsuz bu kafa yapisidir. 93-94 teki partinin olumlu gelismelerini bir dusunup bugünki durumumuzu bugünki daralmamizin tek suclulari olmamakla birlikte esas suclularidir. Partiye gönül devrime gönül vermis olsaydilar bu kin dolu soylemlerinden vazgecerlerdi dusmanin ekemegine yag sürmekten vaz gecerlerdi ama ben biliyorumki her iki taraftada ares gibi arkadaslarimiz var ondan ilk yazimda anti birlikcilerin seslerinin yukselmemesi icin biz birlikcilerin sesini yükseltmesinin uygun olacagini söylemsitim. iki tarafataki parti birligini isteyen tasfiyeci kaflarin danisikli dövüs yaptiklari asikardir. Parti birliginin olmasi gerektigi ve ayrilga yeter demenin zamani geldi diye düsünüyorum benim gibi düsnen arkadaslarinda sesime ses katmasini bekliyorum TKP/ML VE MKP DEN YOLDASLARIMIN KENDI SIYASAL GÖRÜSLERINI BELIRTEREK BIRLIG NOKTASINDA NET TAVIR ALMALARINI ISTIYORUM evet belki sanal ortami kucumsuyen kit kanat akili yoldaslarim ne hikmetse sanaldan cikamadiklarida bir gerceklik sanal ortam kücümsenmeyen yoldaslarim birligi yasamin her alaninda dillendirdigimiz gibi sanal ortamdada dilendirelim.

NOT: BIRLIK NOKTASINDA YAPTIGIM SAYFA VE ANKET BURDA PARTIZANCILARIN COGU BIRLIKTEN YANA BUYRUN BAKIN

http://mysite.mynet.com/sb/SurveyResults.asp
http://denosu.sitemynet.com/birlik/index.htm

Yorumlar

UNUTMAYIN HER BIRLIK ARDINDAN BASKA AYRILIKLARI GETIRIR

PARTZANCILARI ANLAMIYORUM
MKP HANGI KONUDA SAMIMI ÖZELESTIRI VERDI?
DARBEYI BILE KABUL ETMIYORLAR O DA AJANLARIN YAPMASINA RAGMEN

YAZIK
BEN BIR TKP/ML TARAFTARI OLARAK SUNU SÖYLEMEK ISTIYORUM
EGER BIRLIK LURSA TARAFTARLILIGI BIRAKIRIM
BIZ PKK LI TARAFTARLAR DEGILIZ
SAVAS BARIS SAVAS BARIS TAKTIK.......

YA DARBE OLDU YA OLMADI
ÖZ ELESTIRI FELAN YOK

BIZIMLE OYNANMASIN

MAOÏST BIRLIGE EVET
ÖRGÜTSÜZLERIN DE YER ALDIGI BIR BIRLIGE HAYIR
BIZ O BIRLIKTE YER ALMAYIZ

UNUTMAYIN HER BIRLIK ARDINDAN BASKA AYRILIKLARI GETIRIR

PARTZANCILARI ANLAMIYORUM
MKP HANGI KONUDA SAMIMI ÖZELESTIRI VERDI?
DARBEYI BILE KABUL ETMIYORLAR O DA AJANLARIN YAPMASINA RAGMEN

YAZIK
BEN BIR TKP/ML TARAFTARI OLARAK SUNU SÖYLEMEK ISTIYORUM
EGER BIRLIK LURSA TARAFTARLILIGI BIRAKIRIM
BIZ PKK LI TARAFTARLAR DEGILIZ
SAVAS BARIS SAVAS BARIS TAKTIK.......

YA DARBE OLDU YA OLMADI
ÖZ ELESTIRI FELAN YOK

BIZIMLE OYNANMASIN

MAOÏST BIRLIGE EVET
ÖRGÜTSÜZLERIN DE YER ALDIGI BIR BIRLIGE HAYIR
BIZ O BIRLIKTE YER ALMAYIZ

BENIM SIYASETTEN ANLAMADIGIMI SÖYLÜYORSUNUZ

AMA BEN SIMDIYE KADAR BIR TKP /ML NININ AYNI ANDA HEM KENDI PARTISININ HEMDE BASKA PARTII ICIN YASASIN DEDIGINE SAHIT OLMADIM

BIR DE SIYASETTEN ANLADIGINIZI SÖYLÜYORSUNUZ

AYIP EDIYORSUNUZ
BIRDE TUTTURMUS ANTI BIRLIKCILERE AJAN PROVAKATÖR SUCLAMASINDA BULUNUYORSUNUZ

KÖRMÜSÜNÜZ
HEPINIZ DEMORDAG DÖNEMINI BILIYORSUNUZ
BARINAK CALISMASI
ARAZIYI ASKERILELESTIRME
HESAP SORMA
INTIKAM RUHU

MKP NIN ÖNDERLERI SEHIT DÜSTÜ
HANI HESAP SORMA BILINCI
BOL BOL YAZIYORLAR HESAP SORACAGIZ
ISTIYEN SORAR

BIZIM VE MKP NIN DIGER DEVRIMCI ÖRGÜTLERDEN NE FARKIMIZ KALDI

EYLEMLILIKLER AYNI
HEP SEHIRDE
ODA YARI LEGAL YARI ILLEGAL
HANI HALKIN KATILLERINDAN HESAP SORMA
SIVAS SANIKLARINDAN KIM HESAP SORDU
ÖLÜM ORUCLARINDA 100 LERCE SEHIT SAKAT
HANI HESAP SORMA

O ZAMAN MLKP ILE DE BIRLESELIM

DHKP C ILE DE BIRLESELIM

BIZE SÖYLEMEDIKLERI KALMADI
G SEKRETERIMIZ HAKKINDA ÖLÜM KARARI ALDILAR
ONLARA BU ALANDA EYLEM YAPMAYIN DEDIK
SIZDEN MI IZIN ALACAGIZ DEDILER
SEKRETERIMIZIN SEHIT DÜSMESINDEN BIRINCI DERECEDE OLMASADA SORUMLULAR

ESAS SUC BIZDE IDI
NEDENMI?
CÜNKÜ ONLARA GÜVENDIK

ISIN ESAS YANI ONLAR HIC BIR SAMIMI ÖZELESTIRI VERMEDILER

SADECE VE SADECE ISIM DEGISTIRDILER

VE BIRLIK ISTIYORLAR
SIZLERDE OLSUN DIYORSUNUZ
BUMU SIYASETLIK
NEREDE GÖRÜLMÜS
PARTIYE YOK ETMEK ISTIYIM
SONRA BASKA PARTI KURIYIM
NESYSE HADI BIRLIK YAPALIMC DIYIM
SACMALAMAYIM

SIYASI OLMAYA BILE GEREK YOK
COCUK BILE SIZDEN AKILLI

SIZLER ZATEN KENDINIZI BIRLIGE SARTLANDIRMISSINIZ
SIZLERIN TKP/ML ILE HIC BIR ILISKINIZ YOK GIDIN MKP YE
BEN OLSAM ÖYLE YAPARIM

EGER SAYET ARAMIZDA FAZLA FARK YOK DIYORSANIZ
VAY TKP/ML NIN HALINE

BENCE BIRLIGIN ÖNÜNDE HER HANGI BIR ENGEL YOK
BIR BIRINIZE ATIP TUTMAYIN
IKI PARTIDE TKP/ML NIN YANI IBRAHIMIN PROGRAMINI GERCEKLESTIRMEDE UZAKTIRLAR
BU SON 5 YILLIK PRATIKLERI BUNU GÖSTERIYOR
HIC IKI TARAFINDA KENDILERINE ÖZ PROGRAMLARI VARMI ?
HAYIR
IKI TRAFTA SADECE IC SORUNLARINI HALEN CÖZMEMISLER

PARTI TARIHINDA IBRAHIMIN VE MAOÏZMIN TÜRKIYE KOSULLARINDA GERCEKLESTIRME ADIMLARI MEHMET DEMIRDAG ILE ATILDI
NE BUNDAN ÖNCE NEDE BUNDAN SONRA

MEHMET DEMIRDAG YOK OLMAKLA YÜZ YÜZE KALAN BIR PARTIYI AYAKLAR ÜZERINE KURDU

KENDINI KIRSAL ALANDA KAYIP EDEN BIR PARTIYI EN ZOR DÖNEMLERDE HERKESIN ÖLÜMDEDIGI BIR ANDA TEKRER YENIDEN KIRSAL ALANDA INSA ETTI

HEM IC SALDIRILAR HEM DIS SALDIRILAR HEM DOST ? SALDIRILAR ETKILEMEDI

FIRTINALAR ICINDE BICAK SIRTINDA YÜRÜMESINI BILDI

KARADENIZI TDHAREKETIN CEKIM MERKEZI HALINE GETIRDI

PKK DARBECILER DIGER DEVRIMCI GÜCLER ORAYA GITTILER

HABERLERDE KONU HEP KARADENIZDI

ORDU ON BINLERCE ASKER ORAYA GÖNDERDI

MGK ÖZEL TOPLANTILAR YAPTI

DARBECILER BIZE BITTILER DERKEN DÜSMAN BIZDE KORKTU

KITLELERE GÜVEN GELDI

TARAFTARLAR YENIDAN ÖRGÜTLENDI

KURUMLAR YENIDEN OLUSTURULDU

KENDINI FEDA ETME BILINCI TESLIM OLMAMA BILINCI DISIPLIN PARTI KÜLTÜRÜ VE PARTI AHLAKI YENIDEN OTUTTURULDU.

DARBECILER BIZLERE FINDIK FISTIK TOPLUYORLAR DERKEN ONLARI TURISTIK GEZILERINDE TAM PANSIYON YER ALTI HOTELE MISAFIR ETTIK

YANI KISACASI PARTI ORADA BIR OTORITE YARATTI
INKAR ETMIYORUZ
NIR ELLIN PARMAGI SAYISINDA INSANLA

SIMDI SORUYORUM IKI TARAFA
O KADAR INSANINIZ VAR ISE O KADAR GÜCLÜ ISENIZ

NEDEN MEHMET DMIRDAGIN YAPTIGININ 100 DE BIRINI BILE YAPAMIYORSUNUZ

TKP ML LILER KITLELESMEK ISTIYORSUNUZ
TAM TERSI OLUYOR

MKP LILER ONLARI IBRAHIMCI BILE GÖRMÜYORUM

YANI HER SEY SAVAS SAVAS SAVAS
SAVAS INSANA PARTZAN KÜLTÜRÜ VERIR
OKUMAKLA YAZMAKLA SADECE DEGIL
SAVASIN ICINDE KOMÜNIST OLUNUR

O DÖNEMDE HESAP SORMA BILINCI VARDI
NEREDE KALDI HESAP SORMA BILINCI

MKP LILER AGIR DARBE ALDILAR
HANI HESAP SORMA BILINCI
200 METRE KIRMIZI BEZ ACMAKLAMI HESAP SORUYORSUNUZ
UFAK TEFEK YARI LEGEL YARI ILLEGAL EYLEMLERLEMI
SIZIN YAPTIGINIZI SIRADAN UFAK TEFEK DEVRIMCI ÖRGÜTLER BILE YAPIYOR

SIMDI BIRAKIN BIRLIGI
ARTIK MEHMET DEMIRDAG RUHUNA SARILMANIN ZAMANI GELDI

SUNU EKLEMEK ISTIYORUM
BEN YENIDEN INSA AKTIVISTLERIN TARAFTARI DEGILIM
YENIDEN INSACI OLSALARDI KENDILERINI SAVASIN ICINDE KIRSAL ALANDA INSA EDERLERDI
AYNI MEHMET DEMIRDAG YOLDAS GIBI

BIRLIK YAPSANIZDA YAPMASANIZDA ÖNEMLI DEGIL
CARESIZ KALINCA KITLELERIN TALEPLERINE CÖZÜM ÜRETEMEYINCE HEMEN BIRLIK DIYORSUNUZ.

BIRLIKCILER YANI DURUM DAHADA MI ILERIYE GIDECEK
ONSANIZ YIRMI OLACAKSINIZ

DEMIRDAG ONKEN BIN OLDU BIRLIK YAPMADAN TAM TERSINE BOZULMUS INSANLARI ATARAK.

YASASIN ÖNDERIMIZ MEHMET DEMIRDAG YOLDAS

yorum ekle

kivram sen birlik konusunda yaniliyorsun tam aksine simdi mkp taraftarlari birlikten yana degil anladigim kadariyla sen özgür gelecek taraftarisin bizim siyasetimiz sizlere 99 konferansinda size birlik cagrizi yapmisti ama siz bu karara kadro siradan taraftarlar karsi cikmistiniz simdi ise tabaninizda birlik cagrilari esiyor bu kisacasi sizin bitmisliginizi gösterir ve birlik konusu öyle cocuk oyucagi degil bugün birles yarin ayril böyle olmaz siz eniysi gidin ödp tdkp le birlik yapin mücadele tarziniz ayni o nun icin burda birlik naralari atmayin bizim siyasetimiz sizi cürütcek ve cürütdüde yasasin partimiz mkp

Denizsu sencede biraz fazla abartmadınmı?

merhaba arkadaslar bir kaç gündür gözlemliyorum ancak şimdi bir şeyler yazma gereği duydum çünkü durumlar tersine dönmüş gibi lanse ediliyor gözlemlediğim kadarıyla net olarak özgür gelecek taraftarı diyebileceğimiz pek kimse yok tartışmalarda . ya daha önceden çevresinde bulunmuş. yada bir zaman lar pıratik faaliyet çisiymiş bu dönemler örgütsüzmüş .almuslu arkadaşda öyle bir yazmışki sanki devamlı darbe yapan bayrak çeken taraf özgür gelecek tarafıymış gibi oysaki kardelen yayıncılıktan çıkan muhasebede mkp yeterli olmasada bir öz eleştiri yayınlamıştır . almuslu arkadaşın okumasını tavsiye ederim .devrumsu seninde eyi niyetinle birşeyler yazdığını düşünüyorum fakat daha öceden örgütsüz olduğunu sadece taraftarı olduğunu okumuştum.birlik istemek için yalnızca taraftarı olmak yetmez pıratik mücadele içinde de olmak gerek,ir yani burdan kimse özgür gelecek tarafı birlik istiyorda devrimci demokrasi tarafı istemiyor diye bir sonuç çıkarmasın .birlik uzun süreçte kaçınılmazdır fakat şu süreçte ilkeli birlik yaratmak için nesnel koşullar hazır değildir.bundan kaynaklı ben bir ö.g taraftarı olarak şu süreçte birlikten yana değilim

sevgili arkadaşım kendi adına konuşursan sevinirim partizanların çogu birlige evet diyor demişsin ben demiyorum ve benim tanıdıgım hiçbir partizan evet demiyor.sen kimlerden bahsediyorsun bilemiyorum belki sen bir partizan degilsin bir dahaki sefere kendi adına yazarsan sevinirim bizim adımıza konuşma bizi huzursuz etme ......

Sevgili arakadaslar iki gündür birlik meselesine iliskin yazilan yazilari ve yorumlari hayretler icinde okuyorum.Bazi karsi devrimci olduklari kulandiklari sevyesiz uslup ve ucube yorumlarla beliolan unsurlari saymasak,birlige iliskin yapilan tartismalarin anti bilimsel bir düsünüs tarziyla alindigini ne yaziki söylemeliyim.Hem birlik diyenler,hemde birlik istemeyenler niye isteyip yada niye istemediklerini idolojik,siyasal ve örgütsel icerik olarak ne yaziki tartisamiyor.Isteyenler meseleyi sadece "birlikten güc dogar"yada iyi niyetli istemlerle kaba ve mekanik bicimde isterken,istemeyenlerde tam bir akil fukaraligi misali ayni hikayeyi papagan gibi tekrarlayip duruyorlar.Her iki düsünce sitematigide ideolojik gidasini subjektivizimden almaktadir.Iki bos kabain nasilki bir dolu kap etmiyorsa,bu iki yanlis düsünüs tarzida bir dogru etmeyecegi asikardir.Birlik derken ideolojik,siyasal ve örgütsel noktalardaki birligin ne oldugunu,yine bu noktalardaki ayrilik noktalarinin neler oldugu üzerine tartismalar yürütülmelidir.Elbeteki bu tartismalari yürütürken benim dogrularim dogrudur bicimindeki anti bilimsel ben merkezci düsünceylende tartisilmamalidirTeinacak tek bir nokta vardir oda marksist,leninist,maoist bilim süzgecidir.Yötem olarak tartisan arkadaslar bunu temel alirsa görecegizki hem sevyele bir siyasal tartisma zemini yaratilmis olacak,hemde bazi bilincli karsi devrimci unsurlara zemein sunulmamis olacaktir.Evet bende birlik diyorum.Ama bu öyle su tarih yada su sorunu görmezden gelerek degil.Tam tersine yasanan bu tarihten devrimci dersler cikararak bir senteze variyorum.MKP nin bu noktadaki yaklasimi kimi eksiklikler tasisada ortaya koydugu bicimiylen bence esasta doru ve bilimseldir.Mutlak dogru diye birsey felsefik olarak idelizimdir.Dolaysiyla dogrularin bile bir yanlis yönü mutlaka olacaktir.Burda kastettigim esasinin dogru oldugudur.Cünkü bu arkadaslar birlik diyince zayiflik yada güclülükten dolayi demiyorlar.Keza su tarih yada bu tarihede takilip bilimi dondurmuyorlar.Ideolojik,siyasal ve örgütsel aynilik ve ayriliklari ortaya koyarak bu sonucu cikariyorlar.Ayri iki yapi varsa mutlakaki ayri yönler vardir.Bunlari tartismadan dogru ve yanlis yönleri aciga cikarip bir senteze varmadan haydi birlik yapalim diyen kimsede yok.Bunu istese istese iflah olmaz oportenistler yada burjuva liberalleri ister.Tersi durumda yukardaki kinem arkadas ve ayni parelelde yazan kimi arkadaslarin idolojik gidasini subjektivizim ve sekterizimden alan kücük burjuva düsünüs tarzlarinin apolitikce yaklasimlarida iki ucu pis olan degnegin bir baska yönünü olusturur.Bu yazimda esas olarak belirtigim düsünüs yöntemine iliskindir.Tartismalarin sevyesi olgunluguna bagli olarak daha sonra beli basli ayni ve ayrilik noktalari üzerine bireysel düsüncelerimi daha genis temellendirerek yazabilirim.Sonuc olarak devrimci olan tek sey vardir oda GERCEKLERDIR.Gercegin diliyle yazma ve düsünme dilegiyle devrimci niyet ve kaygilarla yazan tüm arakadaslara devrimci selamlarimi iletiyorum.

SEVGILI ARKADASLAR. BIRLIK CAGRISINI ISCI KÖYLÜ OKURLARINDAN GELDIGINI DÜSÜNÜP ONLARI BITMEKLE SUCLAYAN IBRAHIMIN GÜZERGAHINDAN UZAKLASANLARA. SIZ MKP LILER BIRLIK CAGRISINI YAPTIGINIZ ZAMAN BIZ O DA KONGRE KARARI OLARAK BIZ SIZLERI BITMEKLE SUCLADIKMI. HAYIR. ZATEN ARASTIRMADAN UZAK OLDUGUNUZ DERGIMIZIN YENI ADINI BILMEMEKTEN BELLI OLUYOR. O KADAR YALVARDINIZ. ÖNCELERI BIZLERE SÖYLEMEDIGINIZ KALMADI VUR EMRINE KADAR KARAR ALDINIZ? SIMDI ISE BIZLERI KOMÜNIST GÖRÜYORSUNUZ. BU CELISKILIDIR. MAOÏSTLER BÖYLE HAVA DURUMUNA GÖRE SIYASET YAPMAZ. SIZ PARINIZI BU KONUDA NE KADAR ELESTIRDINIZ.
SIZLE TARTISMAYA BILE GIRMEK ISTEMIYORUZ BU SON SIZDEN ISTEDIGIM TEK SEY VAR EGER SAHIDEN MKP LIYSENIZ O ZAMAN MKP NIN ALDIGI KARARI UYGULAYIN VE BIZI KOMÜNIST BILIN. VE IKINCI IBRAHIM DIYE 4. ÜNCÜ G.SEKRETERINIZ LANSE ETTIGI LAZ NIHAT AJAN CIKTI.. VE SMDI NASIL OLUYORDA KONGRE HAZIRLIK TOPLANTISINDA 17 DEVRIMCI INSAN BÖYLECE DÜSMANA KOLAYCA YEM OLUYOR. KIZMANIN GEREGI YOK GERCEK BURDA ONUN HESABINI VERIN BIZLERE DEGIL KENDI INSANLARINIZA VERIN. BIZLER HER ALANDA SIZLERLE BERABER OLDUK DAYANISMADA BULUNDUK.

VE BIRLIK ISTEYEN PARTIZAN TARAFTARLARINA.
BIZ BUNLARLA BIRLIK YAPTIK ZARARINI GÖRDÜK VE BIRDAHA BIRLIK YAPMA EGILIMINDE OLSAYDIK INANINKI BIZIMDE ÖNDERLIGIMIZ MERCAN VADISINDE OLABILIRDI.
EN DOGRUSU ONLAR KENDI YOLLARINA BIZ KENDI YOLLARIMIZA INANINKI ONLAR ARASTIRMADAN UZAK VE BIZE KIN DOLULAR CÜNKÜ KENDI ÖNDERLIKLERI ONLARI ÖYLE EGITMIS DAHA DERGIMIZIN ISMINI BILE BILMIYORLAR ONLARIN SAATI ESKILERDE KALMIS.
NASILKI YENIDAN INSAYLA PARTIYI YOK OLMAKTAN KURTULDUYSAK? ONLARDAN ALDIGIMIZ DARBEDEN SONRA°) INANINKI BIZ YENIDEN DOGMASINI BILIRIZ NASILKI KARADENIZI DEVRIMCI HAREKETIN CEKIM NOKTASI YAPTIYSAK YENIDEN YÖNELIMIMIZLEDE YÜRÜMESINI BASARACAGIZ.
BIZIM TARZIMIZ DÜSMANIN ISTEDIGI GIBI KENDINI GÖSTER BEN VURAYIM DEGIL BIZ DÜSMANA NASIL YÖNELECEGIMIZ BILIRIZ SIZ ASIL SUSANDAN KORKUN.
IBRAHIMIN KURDUGU PARTIYI ASLA TERK ETMEYIZ
BIZ TKP/ML TIKKO CU TMLGB LIYIZ BIZLER PARTIZANLARIZ.
BIRLIK KONUSUNDA KONUSMAMIZA HAKKIMIZ YOK .
O KONUYUDA BURADA KAPATALIM.

birlik tartışmaları seviye ve nitelik gerektiren bir tartışmadır. partinin degil devrimin cıkarları gerektiriyorsa birlik zaten kacınılmazdır ve türkiye devriminin cıkarları birlrgi gerektirir bence. yalnızca iki partinin degil bütün devrimci komünist partilerin ortak cephesine ihtiyaç var.1998 de pkk ile oluşturulan dgbp neden tdh tarafından oluşturulmasın. komünist öncüler iş başına

Gecmis deneyimlerden dersler cikararak maoistleri bir cati altinda toplayacak ILKELI bir birlige neden karsi cikalimki!Ayrica kimse kendini -Parti burda ne birligi-diye kandirmasin...devrimci selamlar

Aferin sana halk arkadas.Yani bir konuya ancak bu kadar apolitikce ve cidiyetsizce yaklasilabilinir.Buda "yeni yönelim"-daha dogrusu yönelimsizlik-olsa gerek.Bak yukarda öncü arkadas bir mantik bir yöntem sunmus.Aslinda belirtigi noktalara tekrardan baktimda tamda degnegin farkli uclari diye tabir etigi düsünme bicimine sahipsin.Kalkmis halen sidik yaristirmaya calisiyorsun.Ben de kaypakaya gelenegindenim ama sunu cokrahat görebiliyorum senin ortaya koydugun düsünce sistematigi bu gelenek ve bu köklerden oldukca kopuktur.Hatta gözebatan merdek misali bazi gercekleri göremiyecek kadar apolitikce düsünüyorsun.Dahada ileri gidip bazi emsaller gösterip saibeler yaratiyorsun.Simdi bu gelenegi bilen taniyan biri cikip sana deseki kardesim 94 Nihat cikti dogrudur,peki sen 94 te bugüne bu yapinin öncü diger kadrolariyla türkiye devrimci hareketine ne büyük degerler yarattilar dese ne diyeceksin.Evet 94 ten 2005 e kadar 150 nin üzerinde sehit verdi bu yapi.Bunlarin icinde o dönemin önder kadrolarinin tamamina yakini vardir.Peki elmanin diger yarisi nerede.Anlayislarini elestirebilir,dogru bulmayabilirsin ama ortada bir gercek varki oda hic bir sehin karartamayacagi ve lekelemeyecegi bir durumdur.Sana önerim halk icin,devrim icin böylesi önemli bir konuda fikir yürütmeden önce biraz bilgi sahibi ol..! Arica birlige karsi gelirken halkimizin bir sözü olan "ayinin bildigi 9 türküdür,oda armut üzerinedir."apolitik ve cidiyetsiz düsünce sistamatiginden kendini kurtarip zorda olsa biraz bilimsel düsün olurmu.Dostca kal

ELESTIRILERINI COK KEZ DUYDUK BENIM GIBI DÜSÜNENLERE HEP AYNI ELESTIRI NEYMIS BILIMSELLIK. BIZ BILIMSEL DÜSÜNÜYORUZ BU SITE YERI DEGIL.
GERCEKCI OLUN VE BOS TARTISMA YARATMAYIN.
BIRLIK IMKANSIZDIR BUNU AKLINIZDAN CIKARIN VE ÖRGÜT ANLAYISINIZ VARSA BUNU TARTISMAK SIZLERE DÜSMEZ SIZLER HUKUKSUZLUK YAPIYORSUNUZ. KENDI ICINIZDE BUNLARI TARTISIN AMA SITELERDE YAPMAYIN.

BIZLER AYRILALI 17 YIL OLDU. IKI AYRI ÖRGÜTLENME IKI AYRI PARTI IKI AYRI DÜSÜNÜS TARZI.
BUNLARI BIRLESTIRMEK ZOR.
EGER BIRLIK OLURSA TÜM ILKELER AYAKLAR ALTINA ALINMIS OLACAK EGER BIRLIK OLURSA DEMEKKI IBRAHIMIN PARTISI YOK OLMUS OLACAK BUNUDA ISTE BIZ IBRAHIMI ASIYORUZ ADINDA.
BU FILMI BIZ ILEDIK.
BIRLIKLE UGRASACAGINA DÜSMANLA UGRASIN O ZAMAN GÖRECEKSINIZKI HANGI PARTI DAHA FAZLA MAOÏST ISE O ISI GÖTÜRECEK MAOÏZMDEN UZAK OLAN PARTI ZATEN KENDILIGINDEN YOK OLACAK.
BU KONUYU KAPATIN TARIH TANIKTIR FAZLA BILIMSEL OLMAYIN BAZI ZAMAN SIRADAN BIR INSAN GIBI MANTIKLI OLUN. SIGMUN FREUD FAZLA BILIMSELLIKTEN DELIRDI BILIYORSUNUZ.
YAHUU KAN BAGIMIZ TUTMUYOR ISTE NE YAPALIM.

Ne demeli Halk kardesim.Keske kulandigin "HALK"rumuzu kadar bir bilgi deryasina sahip olsaydinda sana ne diyeyim diye demeseydim.Alah askina hele su yakarda yazdiklarinini-pek hosuna gitmeyecek ama-bir bilim halburuna koy bakalim geride ne kaliyor?Aslinda bunu yazarken sanada haksizlik yapmak istemiyorum.Cünkü böyle düsünmene vesile olan bir yanlis kultürün,daha dogrusu köklerinde uzaklasan bir cizginin urunudur seni böyle apolitik düsünmeye iten.Simdi yazdiklarina tek tek cevap versem dahi senin özgülünde pek bir ise yaramayacak.Cünkü öyle bir sartlanmissinki yazilacak olanlari gözlerin görmeyecektir.Önyargi degil bu.Yukarda yazilanlari daha elestirel yaklasabilseydin cikaracagin sonuc bu olmazdi herhalde.Ha bu ara ilkesizlik vb.seyler yaptigimizi yazmisin tabi ilkelerden bir haber olursak ilke savunma adina ilkelerin irzina geceriz.Bir konu hakinda siyasal düsüncelerini belirtmek ne zamandan beri ilkesizlik olmus sevgili HALK?Ayica su yanlisinida yazmadan ecmeyecegim:komünist partileri ne zamandan beri kisilerin partisi durumuyla anilmis.Ne demek "ibrahimin partisi"Ibrahimi ne kadar kavradigin ve o cokca basetigin ilkelerini ne kadar anladigin belli!!! Sinifin partisi vardir.Ibrahimde TKP(ML) yi kurarken benim partim demedi.Komünist partisi dedi.Proleteryanin bilimsel öncüsü dedi.Neyse fazla zamanini almayayim.Simdi birde seni bilimle falan ugrastirip ilkesizlik yapmayayim. selamlar Halk dostum.

SELAMLAR DOSTUM
BU KONULAR PARTI ICI TARTISILIR PARTI DISI DEGIL.
KARSI CIKTIGIM BU
IBRAHIMIN PARTISI DERKEN ONUN KURDUGU PARTI. BAK SIMDIDIEN ONU RED ETMEYE BASLIYORSUNUZ BILIMSELLIK ADINA.
TKPML SADE IBRAHIM DAGILDIR BILIYORUZ AMA ONUN SANLI TARIHI VARDIR BU TARIHTE ÖNDERIMINIZIN ROLÜ BÜYÜKTÜR.
DOSTUZ
AMA BILIYORUMKI
MKP LILER ÖZÜNDE BIZI HIC SEVMEZLER
20 YILDIR BU PARTI
TARAFTARIYIM
MKP LILERI IYI TANIRIM
BIZE YAPMADIKLARI HAKERETLERI YAPMADILAR
KALMADIK SUCLAMALARDA BULUNMADILAR
BAK ÜNIVERSITELERDE BILE MERCAN VADISI SEHITLERI GÜYA TIKKOCULAR IHBAR ETMIS
BUNLARLAMI BIRLIK
ONLAR BIZLERI SEVMIYOR
BIZ TÜM DEVRIM TARAFTARLARINI SEVIYORUZ
ANKET YAPACAKSANIZ O ZAMAN MKP TARAFTARLARIN NERELI OLDUGUNU ARASTIRIN
COGU DERSIMLI

Halk dostum internete kim oldugu bile beli olmayan-aslinda gayete belli- delinin biri kuyuya bir tas atiyor sen kalkmis "aha bak bize ne diyorlar"diye atliyorsun üstüne.Bak artik önyargilardan ve hüsnü kuruntulardan devrimciler olarak kurtulmaliyiz.Sadece sen degil her iki tarafin böyle düsünen insanlari kurtulmalidir.Artik falanca tarihte bilmem kim bize ne demis,yok bizi aslinda hic sevmiyorsunuz,gibi kücük dünyalarin insani olmayalim.SIz yada biz yada baskalari kendi icimizde herkesi seviyormuyuz.?Kilit nokta iki cizgi meselesidir.Dogru yanlis mücadelesidir yani.Bunu lafta degil icselestirdigimizde göreceksinki kücük dünyalarimiz parcalanmis.Yoksa her tarihsel sürecte hayali bir sato kurar donkisot misali bu satolara savas acarsin.Uzaga gitmeye gerek yok 94 ten soraki yakin tarihimize dönüp bir bakaman yeterlidir.Haydi bu tarihin 92-94 arasi Senin tabirinle "darbeciler"vardi peki ya sonrasi...isler düzeldimi bir birnizi sevebildinizmi?Demek mesele bu degil...Selamlar

Merhaba arkadaşlar,
Uzun bir zamandır burada gereksiz ve yukarıdaki arkadaşın belirttiği gibi ''örgüt ilkelerinin'' çiğnendiği bir tartışma platformu açılmıştır.. Ama bu burada yazanlar için sorun değildir.. Bize küfür edenler içinde sorun değildir çünkü burada olanların çoğu o veya bu şekilde mücadeleden kopup örgütsüz kalmış bireylerdir.

Gelelim konumuza,

Dabk oluşumunun ayrılığından bu yana bu kültür eski TKP(ML) şuan ki MKP de vardır..
Olayı bilimsellik adına '' İbrahim in partisi değil'' boyutuna getirmemek lazım.. Elbette İbrahim’in partisi partimiz TKP/ML dir çünkü İbrahim Proletarya Partisinin Kurucusudur.. Kurucusu oldugu partinin icinde yer alıp şehit düşerek fiziksel olarak aramızdan ayrılan önder Kaypakkaya'nın partisi olmasının neresi anti-bilimsel dir..? Eh birileri bu partinin adından Kürdistan pastasından bizede nimet düşer adı altında vazgeçerse bunuda ‘şovenist’ değiliz diye yutturmaya çalışırsa akabilinde ibrahimi bile içine katarak bir genelleme içerisinde , ‘bugune kadar gelmiş tüm önderlikler Türk şovenistiydi’ diye değerlendirirse normaldir ki anti-bilimsel olsun..

Sorun şu ki yıllardır bir ''birlik''tir, tutturmuş gidiyorsunuz.. Savaşta belirli bir ivme kazanılmamasınıda getirip getirip buna bağlıyorsunuz.. Ve moistlerin birliği diyip işin içinden çıkıyorsunuz..

Sorarım size dostlar, ''örgütsüz insanları bile maoist'' goren sizin dahası sınıf mucadelesinin icinde olmayan uc bes kişilik dergi çevrelerini bile maoist gormeniz ve herkese ''mavi boncuk'' dağıtmanız normalmidir? Size göre herkez maoisttir, ozaman neden bizden once uzun yuruyuş, maoist merkez gibi gruplarla birleşmiyorsunuz?
Ozaman neden bizden once ''örgütsüz maoist'ler (nasıl bişeydir bilmiyoruz ama) ile birleşmiyorsunuz?
Yani neden biz eksenli oluyor da diğerleriyle birleşme kararı almanıza ragmen hic bir adım atmıyorsunuz? Bu çok enteresan bir durum bence..

Bir başka konuda, içinizde samimi birlik isteyen insanların varlıgına inanmakla beraber bu ismenin yani şuanda olan isteminin belirliyici olan kısmının pragmatist bakış açısı olduguna inanıyorum..
Kaçınız bizi gercekten bir yoldaş gibi görüp sevmektesiniz? bunu dürüstçe bir sorun kendinize? Kaçınız bizim hakkımızda dedikoduların içerisindesiniz? Kaçınız bittiğimizin üzerinde teori kurup keyf çatıyorsunuz? Biz birbirimizi iyi tanırız bence..

Neden yararcı mantık peki? 99 da yaptıgınız birlik cağrısını ''mahkum'' ettiiniz değilmi? Sebep neydi? ''altını dolduramadık''mıydı acaba? Altını dolduraramamak nedir? Peki ya şimdi? Şimdi yaptığınız çağrıyı yarın mahkum etmeyeceğiniz ne malum? Şimdikininde altının dolu olmadıgını yarın mahkum ederseniz ne olacak? Biz sizle 99 da birlik yapsaydık demekki ''altını dolduramadığınız'' ama o donemde cokca savundugunuz ve ''ilkeli'' birlik dediğiniz birliği bugün yine ayrılmış bir vaziyetteyken mahkum ederdiniz.. itiraf etmeliyimki ozaman bu derece güzel konuşamazdık..

Bahsettiğiniz her konuda ''ilkelerden'' ve ''aynılık''larından bahsetmektesiniz.. Biz aynıyız birleşmeliyiz gibi bir tutum içerisindesiniz..
Peki biz aynımıyız?


Teori ve Pratiğin bir bütün olduğunu iddia eden biz Marksistler sorunu tek teorik temel demi alırız? Pratikteki ayrılıklarımız? Tarihe bakış açımız? Tarihteki hatalarımıza bakış açımız? Ve şuanki kültürümüz? Oturmuş kültürümüz? Bunların hepsi bizim aynımıyız degilmiyiz sorusunun cevabını vermezimi? Teorik olarak da ayrıldığımız noktalar yokmu?
ibrahimin çıkışını sol sekter değerlendirdiğiniz yazılardan ''dabk'' ve ''darbeyi'' yargılayış tarzınıza ordan ''kürdistan'' ve başlıca çelişmeler e kadar yargılayışınızda sizin nasıl bir yapılanma icinde oldugunuzun ve suanki durumunuzun aynası degilmidir..
Bize yazdığınız yazılarda bir yanda olumlu bir tablo ve birlik havası sezdirirken cogunluklada içten içe bir hırs ve inceltilmiş-nefret beslediginizi siz de iyi bilmiyormusunuz?


Yaptığınız tarihi muhasebe, tarihsel materyalizm esaslarına goremiydi dedikodu kültürüne göremiydi?

ölüm oruçlarındaki tutumunuz bizle çok aynıydı ve maoistceydi sanırım???

bu böyle uzar gider..

Daha önce bir arkadaşında belirttiği gibi burda pedagojik bir havale durumu aşikardır. Senelerdir taraftarlarınıza ve zaten TDH hepsinin birleşmesini isteyen kitleye ''biz istiyoruz, onlar istemiyor'' türünden bir propaganda tarzını örgütlenme tarzı olarak benimsemediniz mi? Gittiğiniz kitle faaliyetlerinde konuyu dönüp dolaşıp birliğe getirip bizi ''maoist birlik'' karşıtı gibi göstermediniz mi?
Biz birlik karşıtı değiliz.. Maoistlerin birleşmesi gereklidir.. Ama sizin maoist olduğunuz yönünde yukarıda bahsettigim üç beş şeyde tam aksini göstermekte..

Elbette son donemde belki yogun bir şekilde ısrarlı bir ''gerilla savaşı'' yurutme yonunde adım attınız ama bu savaş sizinle ''ortak bir yonumuz'' olsada bu pkk ilede ''gerilla savaşı'' noktasında ortak yonumuzdur.. Hatta bizden dahada illerilerdir.. Karikaturleştirilmiş bir tarz bile olsa bizden daha iyi bir konumda oldukları açıktır..
Ama halk savaşı esasta illegal mücadele biçimleriyle gerilla savaşıyla sonrasında sanatıyla kültürüyle yarı-legal-illegal örgütleri ve örgütlenme şekliyle, uzun sureli gerilla savaşıyla, önderlik mekanizmasıyla bir bütün olarak felsefesiyle tarihiyle vb birbutun olan bir kurtuluş şeklidir.
Bunu bir kenara atıp ''aha çıktık dağa elimizde silahlar geldik biz '' gibi bir yaklaşım yanlıştır.. ‘’hele bunları yapıp ta sonrada şu grupta bize benziyor maoizm diyor onları da aldıkmı ''yırttık ağabey'' diyemeyiz..

Önderlikteki mantık ''içimizde eritiriz'' kitledeki mantıkta birlik olunca içimizdeki dedikodu sorunundan tut her sorun çözülecek 10 yila kalmazda devrim.. gibi absurt bir mantıktır.. Bununda sebebi örgütlerin kitlenin istemlerini yerine getirmemesi/getirememesidir..

Bizler ayrı yapılar olarak kendi içimizdeki birliği sağlamalıyız. Bizler içimizdeki hastalıkları yenip idda ettiğimiz zafere yaklaşmalıyız..
Bugün d-aha öncede belirttiler- insanların ölümlerini, silah elde şehit düşmelerini birlik nedeni olarak algılayamayiz..
Onlar bizlerin dostlarıydı ve hepimizin içinden bir parça koptu ama bu demek değil ki aramızdaki ideolojik farklılıklar bitti bu demek değil ki sizin kongrenizde ortaya sunduğunuz görüşler ve düşünceler değişti bu demek değil ki yıllardır artık taşlaşmış olan ''dabk'' kültürü (ki bunu biraz sonra bana küfür edenler olabilir orada daha iyi göreceğiz) bitti. Kimse kızmasın alınmasın.. Madem boyle bir tartışmayı ''devrimsu'' ve benzeri ''örgütsüz ve partiyi karalıyan acıklamalarda'' bulunanlar actı. --Devrimsu yanlış anlamasın ama yaptığı açıklamaları ve kendi örgütsüzlüğünü legalize kılmak için partiye saldırmasını doğru bulmadım.-- Bizde elbette sert ama ''gerceklerin'' uzerinden giden bir açıklama sunmalıyız.. Heleki boyle ortamda ''ölü seviciler'' ve parti düşmanları burdan keyf alıp bize saldırı fırsatı doğduğunu düşünüp o tatlı ruhlarını okşamak isteyeceklerse bizde insanlar küfür etse bile uslubumuzu ve devrimci kimliğimizi koruyacağız.

Yazılanlar hoşumuza gitmeye bilir ama küfür etmek, aşşağılamak, kulp takmak, bunlar bize göre değil.. Bunu yapanında ''devrimci'' olamayacağı gün gibi ortadadır.. somut görüşlerim bunlardır..

Bence kitlenin birlik istemi kurtuluşa duyulan özlemdir ve bu özlemi birlikle elde edeceklerini sanmaktadır.. Samimi birlik isteyen arkadaşlara önerim, birlik olsa bile bu kültür devam ettiği sürece ayrıldığımızda yine 35 parça oluruz ikinci olarak Birlik sadece partilerin birleşmesiyle olmaz, madem okadar birlik isteniyor ve asıl dertleri ''yararcılık'' degil o zaman ''fes'' edin yapınızı ve ''maoist'' gördügünüz bu yapıya katılın.. Buna yukarıda son derece ‘’bilimsel’’ düşünen arkaşın katılması gereklidir..

Madem aynılar aynı yerde olmalı ve siz de bizle aynı olduğunuzu ve ideolojik hic bir fark olmadığını söylüyorsunuz-idda ediyorsunuz ozaman ha birleşmişiz ha bize gelip katılmışsınız sizin için aynı şey olmalı bu.. Nede olsa maoistiz değilmi?

Sevgiler saygılar..

Kronos

 

"Halki birlestirin..ve savasin"
Mao Tse-Tung

Bir süredir kanalda Maoistlerin birligi üzerine yazilar onemli bir yer teskil ediyor ve aslinda iyide oluyor.Cunku bir cok (iyi niyetli) sol cizgininde maoistler arasinda uzunca bir zamandir birlik bekledigi bir gercektir.Ancak isin garip tarafi kanaldaki bazi TKP/ML cizigisnde oldugu iddaa eden arkadaslar tipki gecen sene isci-koylu gazetesinde MKP nin birlik cagrisina karsi yazdiklari sitem ve ofkeninde otesinde sanki iki ayri cizgi ve artik baglarin tamamen koprugu iki farkli yol olmuslar gibi bir hava yaratiliyuor.

Oysaki azicik solun icinde olan siyasetleri biraz takip eden kisiler bilirlerki MKP ve TKP/ML (daha oncede bir cok yazimdada belirttim) bir elmanin iki yarisi gibidir surec icinde gelisen bir kac cok kucuk nokta disindada ne siyaseten nede örgütsel olarak bir farkliliklari yoktur.Kimse var demesin cünkü allahin bildigini kuldan saklamanin manasi yoktur. Bu arkadaslarin "hangimiz daha Maoist" ..diyede bir sidik yarisina girmeye kalkmasin cunku herkez size guler..

Tum asyada Nepal'de Hindistan'da Bangladesh'de Maoistlerin birlesip bazi yerlerdede artik guvenli bolgeler yarattigi ve anadoludada 17 le sonrasi birlik havalarinin oldukca kuvvetli estigi bir surecte boyle polemiklere girmek son derece yanlis olur.Cunku ben her eylemde TKP/ML ve MKP taraftarlarinin karsilastiklarinda birbirlerine nasil sarildiklarini gordum..Varmi bundan otesi?? merak etmeyin kimse birbirinden daha Maoist degil..Ve boylesibir birlik karsisindada diger kucuk maoist gruplarinda cevapsiz kalacagini zannetmem.Cunku iste o zman kimin gercek kimin sahte Maoist oldugu belli olur.
Ibrahim yoldasin dedigi gibi "onumüzde mücadelenin cetin günleri var"...

Fatsadan Yoldasca Sevgiler

Birlilk ve benzeri konularin bilimsel bir tarzda bu gibi yerlerde tartisilmasindan kimse rahatsizlik duymamali.Tersine farkli düsüncelerin ortaya cikmasi birbiriyle tartismasi iyidir.iydir cünkü devrimci cephede olabildigince cansiz ve apolitik bir ortamin oldugunu hepimiz biliyoruz.bu tartismalar bu ortamin giderilmesinde belkide bir katki sunmayabilir ama en azindan o "örgütsüz denilen yada örgütlüler tarafindan disariya atilan insanlarin" birlik ve benzeri konularda düsüncelerini aciklama haklarinada anlayisla yaklasmalari dogru olandir.kaldiki MAOIZM anlayisi icinde yüz cicek yan yana acsin, yüz fikir birbiriyle yarissin anlayisi yokmu?bence bunlardan rahatsizlik duymak yerine sorunu bilimsel bir rotaya sokmak icin yol ve yöntem konusunda öneriler ve elstiriler sunarak ,sorunu dogru bicimde tartisilmasina katki sunmak gerekir .tartismaya katilan arkadaslarinda usluplarina tarzlarina dikkat etmeleri gerekir.küfür hakaret bir seyi cüzmez.bunlar esasta bizim gücsuzlügümüzün bir göstergesi olur ancak.hakliligimizin degil.bir önerim var konuyu tartisan arkadaslara ,birligi istenen yapilarin 1 ideollojik 2siyasal 3orgütsel, alndaki farkliliklarini dogru ve bilimsel bir tarzda ortaya koyarlarsa tartismalar daha verimli ve ögretici olur diye düsünüyorum.basrilar

kronos arkadas yazisinda ürgüt ilkelerinin cignendigi ni yaziyor ve yaziyi "örgütten koipmus örgütsuz "bireylerin yazisi olarak görüyor.kronosa bir kac soru sormak istiyorum.1örgütsüz insanlarin örgüt ilkelerine uymasini beklemek dogrumu.(örgütsuz olduklarini sen idda ediyorsun)2örgütsüz insanlarin ve halkin birlik vb noktalarda düsünceleri olamazmi3 bunlari aciklarken birilerinden izinmi almak gerekiyor.sen "örgütlüysen ""örgütsüzleri " örgütleme gibi bir sorunun olmali, böyle bir sorunun varsa ,herseyinle bize örnek olmalisin, yol ve yontem göstermelisin,böyle yasaklamalarla, kücümsemelerle bir yere varamazsin,degilmi?zaten bu tarz devrimcilerin tarzi degil ve olamazda.zaten burda kimse örgüt adina aciklama yapmiyor.sana onerim sorunu ideolojik ,siyasi ve örgütsel bazda ele alarak tartis.DABK noktasinda MKP nin yaklasimiyla ,TKP/ml ni n yaklasimi arasinda özünde bir fark yok.varsa sen acikla ?kültürel sekillenme deki farkliliklari ortaya koy. basarilar

Yukarida devam eden yazili tartismayi nezamandan beri büyük bir hayretle takip ediyorum. Neyazikki Tkp-ml kökeninin bukadar apolitik oldugunu beklemezdim.

Olaya bilimsel olarak yaklasimlari sifir. Sanki bu sayfa bir politik platform degilde bir magazin kösesi gibi. yaklasimlar aynen söyle,`Yav siz bize ne yaptiniz, o böyle yapti`gibi seyler, ayip birazcik böyle konulara politik ve bilimsel bir bicimde aklasalim. Bu yazilanlar bu kökene hic yakismiyor. Birligi istiyorsan veya istemiyorsan politik ve stratejik nedenlerini ortaya koyup kitledüzeyinde tartismak zorundayiz.

Yasasin Ibrahim Kaypakkaya yoldasin Maosit Cizgisi!!

MKP ile birliğe karşı olduğumu belirterek başlamak istiyorum. bunun tek nedeni ise mkp nin sol tasfiyeci çizgisidir. şimdi şöyle denebilir aynı şeyleri savunuyorlar ,aralarında ilkesel bir fark yok vb.
bana göre bu iki örgütün birleşmesinin önündeki en önemli ilkesel fark parti tarihinin değerlendirilmesindedir. öyle ya birleşmesini istiyoruz da niye ayrıldılar. diyede sormak gerekiyor. ayrılığın esas sorumlusu kimdi? neden ayrıldı? mkp nin belgelerine göre iki ayrı kliğin çatışması sonucu ayrılık oldu. kimdi bu klikler AK kliği OPO kliği AK kliği bu günkü mkp OPO da tkp-ml. mkp o dönemde ak klğinden yana tavır koydu. peki AK kliğinin başını kim çekiyodu LAZ NİHAT denen ajan. bunlar mkp nin tarihi muhasebe adlı kongre belgesinde yazıyor. yani ayrılıkta mkp nin başını bir ajan çekiyordu. o dönemde karşı-devrimin tezgahladığı oyuna düşen mkp bugün hala bunu kabullenmekte zorlanıyor. bu kadar açık birşey varken o ayrılığın esas sorumlusdu olarak tkp-ml yi gösteriyor birazda ajan nihat tabi . bu şekilde kendilerini kurtaracaklarını sanıyorlar. mkp böyle yaklaştığı sürecede birlik olmaz.
ayrıca son döneme ilişkin;geçmişte dabkın dayatması sonucu dersimde örgütlenmek istenen konferansta şehit düşen delegelerin deneyimi ortada dururken ki mkp bunun özeleştirisini verip dabkı mahkum etmesine rağmen neden 2. kongreyi dersimde örgütlemek istedi. bunun cevabını düşmanı küçümseyen sol tasfiyeci çizgisinde aramak gerekiyor.

MKP ile birliğe karşı olduğumu belirterek başlamak istiyorum. bunun tek nedeni ise mkp nin sol tasfiyeci çizgisidir. şimdi şöyle denebilir aynı şeyleri savunuyorlar ,aralarında ilkesel bir fark yok vb.
bana göre bu iki örgütün birleşmesinin önündeki en önemli ilkesel fark parti tarihinin değerlendirilmesindedir. öyle ya birleşmesini istiyoruz da niye ayrıldılar. diyede sormak gerekiyor. ayrılığın esas sorumlusu kimdi? neden ayrıldı? mkp nin belgelerine göre iki ayrı kliğin çatışması sonucu ayrılık oldu. kimdi bu klikler AK kliği OPO kliği AK kliği bu günkü mkp OPO da tkp-ml. mkp o dönemde ak klğinden yana tavır koydu. peki AK kliğinin başını kim çekiyodu LAZ NİHAT denen ajan. bunlar mkp nin tarihi muhasebe adlı kongre belgesinde yazıyor. yani ayrılıkta mkp nin başını bir ajan çekiyordu. o dönemde karşı-devrimin tezgahladığı oyuna düşen mkp bugün hala bunu kabullenmekte zorlanıyor. bu kadar açık birşey varken o ayrılığın esas sorumlusdu olarak tkp-ml yi gösteriyor birazda ajan nihat tabi . bu şekilde kendilerini kurtaracaklarını sanıyorlar. mkp böyle yaklaştığı sürecede birlik olmaz.
ayrıca son döneme ilişkin;geçmişte dabkın dayatması sonucu dersimde örgütlenmek istenen konferansta şehit düşen delegelerin deneyimi ortada dururken ki mkp bunun özeleştirisini verip dabkı mahkum etmesine rağmen neden 2. kongreyi dersimde örgütlemek istedi. bunun cevabını düşmanı küçümseyen sol tasfiyeci çizgisinde aramak gerekiyor.

Merhaba Kronos,
Görüslerine uyugun bir isimle yaziyi kaleme almisin. Kronos, Kronos kimdir? Mitolojide deki hikayesi ve gercek hayata neyi temsil ediyor? Genel görüslere elestiri yöneltmeden önce kisada olsa buna deginmeyi uygun gördüm cünkü ilginctir ki isimine uygun bir görüsle karsimizda duruyorsun.

„Mitolojide Uranos yani babasini öldürdükten sonra kainatın tek hakimi olan kisi. Babasına yaptıklarını unutmayan Kronos kendisinin de oğullarından aynı karşılığı göreceğinden korkan bu yüzden Karısının her yeni doğurduğu çocuğu yutup, karnında saklıyan mitolojik bir tanri“.

Kronos arkadasda tamda burda mitolojiden aldigi isime uyugun bir sekilde kendinden kopan kendi parcasi olan anlayislari görüsleri korkuklarindan ve egolarindan ve grupcu davranislarindan dolayi red ediyor. Eklektik ve zorlama görüslerle hakligini kanitlamaya kanitlamaya calsirkende bilimselikten ,objektif bakis acisindan uzak sekter, grupcu elestirigi DABK Dogmatikliginin bile gerisinde kalmaktan kendini kurtaramiyor. Ama suda bir gercekli ki küfürün hakaretin yogun oldugu bu tartisma plartformunda uslub olarak karsi görüs belirtmeye degecek bir uslubta yazildigidir.

Ama dedim ya yer tepkisel yer yerde dogamtizme bogulman ve senin gibi düsünmüyenleri kendinden saymayan ( ki burda iki cizgi mücadelesini bile yadsidigi kansindayim) tu kaka gören senden farkli baktiklari icin düsmanca gören anlayisinada üzüldüm. Birincisi tartismadan korkmamak lazim tabikki tartisma derken uslubuna uyugun saygisizliga yer vermeyen bir tarzda yapilmali.

Simdi geleyim esas görüslerine

''örgüt ilkelerinin'' çiğnendiği bir tartışma platformu açılmıştır.. Ama bu burada yazanlar için sorun değildir.. Bize küfür edenler içinde sorun değildir“

Yukarda yazmis oldugun belirlemeyi ne yazik ki dogru bulmamaktayim tabik ki tartisma icinde uslubu kaciran terbiyesizlik hakret ve karalamaya kadar vardiran bireyler var. Ama bu tarz genel ve hakim bir anlayis olmadigi gibi her iki yapidan (TKP/ML,MKP oldugunu idda eden bazi kislerin bilincilce tartismayi sabote etmek icin uyguladiklari bir tarz vardir kimiside belkide bilmeden tepkiselikten bu olumsuz tarza düsmektedir. Bu kisileri ve anlaysilarini, yöntemlerini onaylamamaktayim. Ama bunlardan yolla cikarakta yukarda yazmis ve belirtimis oldugun görüslerine katilmiyorum.

Diyorsunki „Madem boyle bir tartışmayı ''devrimsu'' ve benzeri ''örgütsüz ve partiyi karalıyan acıklamalarda'' bulunanlar acti“ Sik sik degindiginiz ve elinize koz diye gecirdiginiz düsündügünüz „örgütsüzlügüm“ üzerine kisada olsa bir deginmek istiyorum. Sunu belirteyim ki TKP/ML li yoldaslarimin genel olarak yaziyi yazan ve tartismayi acan kisi olarak dogal olarak benim örgütsüz olusumdan ve buna atifta bulunarak örgütsüzlügü mesrulastiridigim hatta daha ileri giderek „legalize kılmak için partiye saldırmasını doğru bulmadım „ diye belirtmis yoldas Kronos istedigin alanda istedigin yerde yuz yuze yasadiklarimi analtir ve tartisirim (burda acmayi dogru bulmuyorum cünk sonucta parti ici sorunlar) ondan sonrada eger bu tarz bir belirlemde bulunursan canin sagolsun derim. Yine akabinde ise örgütsüzlerin örgütsüzlükten kayankli bir birlik istemim varmis gibi yansitmlari dogru degildir.birlik noktasindaki görüslerim örgütsüz oldugum sürecte sekilenen görüslerim degildir beni bu noktada sucluyan arkadaslara yoldaslara üzülerekte olsa en aktif faliyet yürütügüm dönemde netlik kazanmis ve bugune kadarda savunya gelmistir. Daha önceki yazilarimdada belirtigim gibi ayrilgii hic bir zaman kabul ettmedim icime sindirimedim.TKP/ML de yer aldim cünkü dogruyu savunduklarina inandim TKP/ML nin hatlarina ve eksikliklarine ragmen „Darbeye“ ve tasfiyecilik sucuna karsi Partimin safinda durdum (MKP nin darbe sürecini ve onun yaratigi tahribatlari yeteri kadar icselestirmedigi ve bu noktada özelestiri vermedigi inancini hallemde korumaktayim) TKP/ML saflarinda kalmamin diger bir nedeni ise ayrilgin oldugu dönemde benim cezaevinde olmam ve ayrilik noktasinda TKP/ML nin birlikci birlestirici yapici durusudur. TKP(ML) li yoldaslarin ayrilikci anti-birlikci sekter tutumlari ve duruslarida (ama ilginc olan bugun ayni tarzi ve usluba sarilan tarfin TKP/ML icerisinde daha yogunlastigini ve hakim oldugunu üzülerek ve saskinlikla takip etmekteyim) TKP/ML den yana tavir koymami getirmisti. Birlik noktasinda daha önce belirtigim görüsleri burda kisa olsada yeniden aktarmayida uyugun buluyorum.

„"BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIKTIR" bu siarla yola cikarak "SINIF SAVASIMINA ÖNDERLIK YAPAMAYAN, SORUNLARI CÖZEMIYENve BIRIKEN YÜKLERI TASIYAMAYAN MAOIST GÜCLER (ki yaşanan bu kaosun ağırlığını maoist güçlerin kitleside taşıyamamakta ve maoist güçlere karşı ciddi bir güvensizlik duymaktadır) ORTAYA CIKAN BU TABLOYU GÖRMELILER" Kaosa ve tasfiyecilgie karsi, Halka umut olmak icin, Sinif savasiminda etkili bir güc olmak icin, Kaypakkayacilikta sebat edilmeli BIRLIK_MÜCADELLE _BIRLIK VE ESAS OLARAK MÜCADLLE siariyla Maoist gücler birlesmelidir. Partimizin birlestirilmesi, halkimizin birligi ve ülkemizde cesitli milliyetlerin birligi davamizin kesin zaferinin temel garantisidir.

„Sorun şu ki yıllardır bir ''birlik''tir, tutturmuş gidiyorsunuz.. Savaşta belirli bir ivme kazanılmamasınıda getirip getirip buna bağlıyorsunuz.. Ve moistlerin birliği diyip işin içinden çıkıyorsunuz..“

Kimsenin mücadelede ivme kazanilmamasinin esas nedeni olarak birlik yapilmamasina baglama gibi bir sigliga düstügünü sanmiyorum olsada bu benim görüsüm olmadigini bir daha belirteyim belirteyim ama birlige senin sig ve dogmatik baktigin görünen bir gercek Kronos. Ama suda bir gerceklikki ivme kazanmamasinda esas olmamakla birlikte etken oldugu gerceginde yadsimiyorum bunun aksisini idda ediyorsanda bunun adi anti-bilimselik ve zorlama görüs olur.örnegin 93 te parti gücünün etki gücüyle simdiki gücünü karsilastirsan veya parti ayriligin halkta,parti tarftarlarinda,faliyetcilerde büyük bir moarl bozuklugu umutsuzluk yilginlik yaratigini biliyorsun ve biliyoruz.Tabikki her birlikten güc dogmaz ve olusmaz bunun idelojik,politik yönleriyle bütünlesmesi birlige gelisim ve ivme kazandiri aksisi ise dagilmayi ve yilginligi tekrarinda getirir.

Benim birlik anlaysim tabii ki salt MKP ye yönelik degil vede olamaz benim CAGRIM örgütlü örgütsüz suan hangi yapida yer aliyorsa alsin „Maoizimle donanan, Kaypakkayacilikta sebat eden, sinif savasiminda etkili bir güc olmak isteyen, TKP/ML ye gönül vermis, halka umut olmak isteyen kisler ve yapilaradir. Bu böyle biline . diger yandan sorun seni yada beni sevip sevmemeleri degildir yoldas Krnos birlige bakis acimizda yada belirlemerimizdeki saplamalar karsi tarafin bizleri ne kadar sevip sevmemesiyle ilintili degildir.kaldiki ayni yapi icerisinde bile kac yoldas bir birini sevmektedir. Icimizdeki sorunlari yada bir birlerimize bakis acilarini en iyi biz biliriz daha kendi icimizde bile saf sevgi ortami olusturmamisken bizden ayrilmis iki tarfinda önyargilarla sekilendirilmis insanlarindan böyle bir sey istememiz biraz komik olmuyormu.

„Şimdi yaptığınız çağrıyı yarın mahkum etmeyeceğiniz ne malum? Şimdikininde altının dolu olmadıgını yarın mahkum ederseniz ne olacak? Biz sizle 99 da birlik yapsaydık demekki ''altını dolduramadığınız'' ama o donemde cokca savundugunuz ve ''ilkeli'' birlik dediğiniz birliği bugün yine ayrılmış bir vaziyetteyken mahkum ederdiniz“

Alin size subjektivizim ve ön yargi felsefik acilimi idalizim. Biz yasami olacaktir yada varsayimlar üzerinde kurmuyoruz Kronos yoldas edersinizlerle vb varsayimlarla olmuyor isler. Kaldiki sorun hemen birlik yapamak degil zaten görünen bir gerceklik varki her iki tarftada senin gibi düsünen kaflar oldukca suan birligin yapilmasi imkansiz ama benim yapmak istedigimi net acarsam sorun birligin hemen olmasi degil birlik sorunun birlik isteminin tartisilmasi sizler bosverin birligi istemeyi birligi tartismaya bile tahmulunuz yok (her iki traftaki anti-birlikcilere) ve tabikki bu kafa yapisiyla birlik yapilirsa olacagi sonucta 94 parti ayriligidir.

„Peki biz aynımıyız?“

Diye bir soru sormusun. Bende tersinden sana bir soru sorma geregi duydum „Peki sence biz ayrimiyiz?“ ok yüzeysel bir seylere deginmisin bu noktada diger yoldaslardan bir adim öndesin ama belirlemsi oldugun seyler ayriligimiz icin yeterlimi yada söyle sorayim parti ici mücadele, partiye bakis acimiz, iki cizgi, mücadlesinden cokmu uzak görüsler bu belirledigin farkiliklari parti icersinde maoist tarzda cözme cözümleme yada mücadele etme olasilgiklari yokmu yada su söyledigin farkliklar noktasi TKP/ML icinde savunalar yokmu bunu bana net diye bilirimsin, Kürdistana egemen parti anlayisi disinda farkli (seksiyon vb) bakanlar yokmu, baslica celismelere, yada silahli mücadeleye, sosyo-ekonomik yapi tahliline vb diger konularda hepmiz hem fikirmiyiz TKP/ML icersinde biz hepimiz aynimi bakiyoruz ve savunuyoruz diye bilirmisin hayir tabikki bakmiyoruz farkli düsünen yoldaslarimiz var diye agzinda mirildandigini duyar gibiyim. Ve soruma cevap tekrar istiyorum bu ayri bakislarimiz iki cizgi mücadlesinin önüne engelmi? Yada aynilarimiz ayriliklarimizdan dahami az?.

Sana katildigim bir nokta varki ona deginmeden gecemiyecegim evet bizler önce kendi icimizde birlik yapmaliyiz. Bu belirlemene katiliyorum dagilmaya tasfiyecilge yilginliga karsi kendi icimizde kaypakkaycilikta sebat ederek maoist tarzda iki cizgi mücadelesiyle birlesmeliyiz cünkü yoldaslarimiz en basit nedenlerle kaybetme günü degil her bir yoldasimiz bizim icin deger ve bu degere görede hassas davranilmasi gergtigi kansindayim „benim gibi düsnmeyenler benim düsmanimdir.“ Ruh halinden cikmali MEHMET DEMIRDAgin ölümüyle birlikte yasainlan duragnlik dagilma ve tasfiyecilgin nedenleri aciga cikarilmali ve mahkum edilmelidir.

SONSOZ

Kronos yoldas olaylara olgulara yüzeysel önyargili yaklasmadan akli selim bir düsünmeni tavsiye ediyorum. Maoistelerin birligi her yada gec kacinilmazdir . Parti güclerinin birligi düsmana korku, halka umut olacaktir iste o zaman senin degisimis fikirlerinle yada degismemsi fikirlerinle yan yana düsmana karsi durus sergiliyecegiz. Birlik istemi Ezilen halklara ve proleteryaya karsi görevimiz oldugu inancindayim.Maoist güzergahta, Kaypakkaycilikta sebat ederek BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK ilkesiyle güzel günleri altin cagi ilmik ilmik örmek dilegiyle.
Kisacasi Kronos yoldas sana diyecegim Kronos olup cocuklarini yiyecegine, İnsanlar atesi verdigi için cezalandirilan Prometheus ol aydinligi getiren umudu getiren ol.

Sevgilerle saygilarla

BIRLIK-ELESTRI-BIRLIK

YASASIN PARTI GÜCLERININ BIRLIGI

YASASIN PARTIMIZ TKP/ML

bu söylem her zaman gecerli olacaktir. unuttugunuz sey ise bu tür tartismalarin bu alanlarda yapilmiyacagi ama bunu can sikintisindan yaptiginiz belli .ehh bos insanlarin gevezeligi bazen can sgiyor .birilerin sizlere cevap vermesi gerekli saniyorum.tabi sizde uslanma yok arsizlik almis basini gidiyor .sizi internet manyaklari......

BIRLIK ICIN HER KEZI ANKETE KATILMAYA CAGIRIYORUZ

http://denosu.sitemynet.com/birlik/index.htm

ben ilkeli birlikten yanayim

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%72

Hayir Birlesmemli

%27

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 355

kardesim kronos yoldasin hic bir yazisina cevap vermemissin farkindamisin? ozaman bize katilsinlar diyor ona bile bilimsel bi cevap vermemissin ismine takmissin baska numara yokh bence biraz teorizm adina teorik cahillik gostermissin. lutfen polemik yaratma adina bole duzeysiz seylere girmeyelim

ve son olarak
biz ayriyiz cunki ne tarihimiz ayni nede mao ya bakis tarzimiz. bence kronos guzel bi sekilde ozetlemis. ankete gelince dandik anketler yapip habire anketi yapanlar tarafindan yillardir evete basildigini sayfanin istasitliklerinden gorebilirsiniz.

yasasin mlm ve onun partizanlari

Kronosun ve akibetinde devrimsunun ona cevabini okudum. Birincisi insanlari düsüncelerinden dolayi yargilamak bize yakismaz hele ki bu partizancilara hic.
Kronos bir yandan dabk kültürünü elestiriyor ama bir yandan da dabk kültürlü bir görüs sergiliyor. Simdi diyecek ki bu tür tartismalarin aleni ortamlarda yapilmamasi. Kusura bakmasin ama icerde de ayni tutum var. Kim yok diyorsa hayal dünyasinda yasiyor derim. Eger tam tersi bir durum olsaydi su andaki durum cok farkli olurdu. Bu yazdiklarim sadece birlik noktasinda degil genel bir olgu. Evet Parti su anda bu olguyu yasiyor bence. Biraz daha dabk ka yakin. Ne yazik ki görünen köy kilavuz istemez. Pekde hos bir durum degil. Cogu partizan taraftari bundan rahatsiz. Kendilerinide rahat ifade edecek bir ortam bulamadiklari icin bu ve bunun gibi benzeri ortamlarda bunlari dile getiriyorlar. Aslinda buda pek hos karsilanacak durum degil ama bunu birazda kronos gibi arkadaslar kafa yorsa. Insanlarin düsüncelerine saldiracaklarina düsüncelerini olusturan nedenleri arastirsa daha yararli olacak saniyorum. Önce igneyi kendimize cuvaldizi baskasina. Eger bu tarzimizi sürdürürsek bir yerlere varacagimiz sanmiyorum. Biraz daha mütevazi olunmasi kanisindayim.
Basarilar

yasasin partizanlara gönül vermis halklarimizin mücadelesi. bende bir mkp-hko-mgb taraftari olarak tkp-ml ile birlik istiyorum.kahr olsun sahte maoistler. yasasin halklarimizin mücadelesi.

MKP/HKO-MGB!
PARTIZAN

Bir TKP/ML taraftari olarak ILKELI bir birlikten yanayim.Birkac NUANS farkinin ilkeli bir birliktelikle ortadan kalkacagi inancini tasiyorum ve bir taraftar olarak -Partizan arkadasin aksine-tum tarihi!!!!sa hipleniyorum. BIRLIK-ILKELI-BIRLIK YASASIN MLM . YASASIN ONDERIMIZ I.KAYPAKKAYA .YASASIN PARTIMIZ TKP/ML

gördügüm kadariyla kronosa verilen cevapa isine gelmemis eger adam akili okumus olsan önemli olan noktalara cevap verildigini görürsün bence yazi tam tamina kronosa cevap niteliginde olmus. demisinki gelin bize katilin anlayisina yönelik bir seyler yazilmamis ne yaza bilirki bu kadar anti-bilimsel ve gruru kirici sig bir yaklasima nasil ve neden cevap verilsinki böyle sig bir istemi tartismak bile siglik bence esit kosularda olan her iki parti gücünün esit birlesim dogrultusunda calisma yürütmesi dogru olan yöntem oldugu kanisindayim yoksa sizlerin sig yaklasimiyla harket edeceksek partizan arkadas tartismaya ne gerek var dersin hepsi size katilsin hata siz caniniz istediklerini alirsiniz istemedikleride atarsiniz sonrda buna maoizim dersiniz . olmaz partizan kivrem olmaz sigliktan ve anti bilimselikten kurtulmanizi partizan kültürüne ve mantigina uygun görüsler belirtmeniz dilegimle
YASASIN PARTI GÜCLERININ BIRLIGI!...

partizan anket noktasinda karalama yapiyorsun sonuc pek hosuna gitmedigi icin yalana basvuruyorsun anket ancak bir sefer mahsus oy kullanma hakin var aksisini idda ediyorsan buyur bir yüzlerce kez hayir yaz eger idda ettgin gibi sisrmeyse o zamanda birligi istemiyenler cogunlukta olur ama sende biliyorsunki iki sefer oy kullanma hakin yok günes balcikla sivanmaz partizan

http://denosu.sitemynet.com/birlik/index.htm

buyur bir daha hayir ver bakalim olacakmi

Arkadaşlar Maoistlerin bu birlik çağrıları UZUN YÜYÜYÜŞ çevresi yada Diger Maoist gruplarıda kapsıyormu?? yada bunlar partilerin gündemine geliyormu..?? belki tartışma içeriğinde yer almamış ama bence önemli bir nokta.. cevaplarsanız sevineceğim.

yoldaşca sevgiler

fatsali dost Kronos yoldasa yazdigim yazida bunu da actim oradan düsüncelerimi ögrene bilirsin
sevgilerle

Tesekurler Devimsu arkadas.Kronos ve senin yazilarini okudum.Belki bu yaziyi MKP taraftari biri yazsaydi belirtigin dogrular belkide okunma geregi dahi görülmeden savuma güdüsüyle karsi saldiriya gecilecekti.Evet dostum iki cizgi mücadelesi dolaysiyla dogru ynmlis mücadelesini pratik bir örnek olarak ayni yapi icerisinde oldugunu ideolojik gidasini subjektivizim ve sekterizimden alan bazi anlayislara iyi göstermisin.Umarim yukardaki anlayis sahipleri her iki yapi arasindaki farklilik ve ayniliklari ayri kalma meselesi yapacaklarina meseleye birazda bu cepheden bakarlar.O zaman meselenin dabk-konferans,darbe hizip meselesi olmadigini görürler.Tabii bu defada ayni anlayis sahipleri örgütlü,örgütsüz meselesine takilarak dogrulara göz yumasalar.Bende örgütlü bir tkp/ml taraftari olarak örgütsüzlüge karsiyim.Ancak insanlar örgütsüzsede dogrulari söyleyebilirler.Hatta bizim gercekligimize bakarsak daha objektif olabiliyorlar. Ayrica dogrularin sinifida yoktur ve kimsenin tekelindede degildir.Tekrar tesekurler devrimsu dagrulara tercuman oldugun icin.

Almanya'da TKP/ML ve MKP taraftarlari birlik için toplandi. Gelismeleri ve sonuclarini ilerde aktaracagiz

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%72

Hayir Birlesmemli

%26

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 370

evet görüldügü gibi son durum hem oy sayisinda bir artis var evetler cogalirken hayir %27 %26 ya düsmüs bunun daha inecegi noktasinda inancim sonsuzdur

arkadaşlar bir kere birlikten önce ideolojik çizginizi gözden geçirin..hala komprador burjuvazi ve kızıl siyasi üs teorileri ile bu çizgi iflasa gider ancak...önce ideolojik yenilenmenizi yapın günün koşullarına uygun..!! boşunada birleşmeyin,birlesip ayrılırsınız yine çünkü feodal,aşiretsel bir örgütlenme sizinki ilişkilerde ahbap-cavuş hısım akraba ve yöresel motifler ön planda..tarihiniz birlesip ayrılmalarla doludur...

Birden hepiniz birlikci oldunuz masallah ne basit degilmi canimiz ister ayriliriz ister birlesiriz eh bu yüzden bu örgüt birtürlü illeri gitmiyor.simdi siz birlikciler hangi mantikla bu cagriyi yapiyorsunuzbirlik derseniz 92 deki gibi koltuk paylasimim olur dogru tektir yedi kocali hürmüz degil biri öz elestiri verip digerine katilmali dogru olan budur.YASASIN TKP-ML DABK YASASIN IK CIZGISI OPRTONIZME GECIT VERME

Ya lukas kardeş sen bu birlik için görüşmelerin başladığını nerden duydun?? Evet devrimciler için çok güzel bir haber ama kaynak nedir ..doğaruluğu nedir.. bilgi verirsen sevinicem...saygılarımla

PARTIZAN basligiyla HALK adina,birlik düsmanligi yapan Vatandas sen hangi dalda oynuyorsun Devrimci örgütler arasinda Düsmanlik tohumlari eken Laz Nihat in geride kalan Artigina benziyorsun.Seni Halk ve Devrimciler iyi tanirlar

Kahrolsun ajanlar.

Lukas bilinclice yalan soyluyor. bu sitede bir suredir, bazi karanlik cevreler, issiz gucsuzler ve oltaya takilan insanlar MKP ile TKP/ML birlik istiyormus, yok taban istiyormus da haydi bastirin, yok "Lukas" in yaptigi gibi güya Avrupanin bilmem neresinde her iki partinin insanlari birlik gorusmeleri yapmis vs, bunlar tamemen yalan. bahsettigi y ulkelerdede böyle birsey yoktur.

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%73

Hayir Birlesmemli

%26

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 393

Arkadaslar Yoldaslar! Komünistlerin birligi sorunu sanal ortamda hemde hicbir kaygi duymadan yapilamayacak kadar önemli ve hassas bir konu.Böylesi ortamlarda yürütülecek tartismalarin örgütsel desifrasyon gibi hicte istemedigimiz sonuclara neden olacagi tehlikesi bir yana yazan arkadaslarimin yaptirim gücleri ne olacak kendilerini sorgulamalarini istiyorum.Maoistlerin birligini savunan dostlarim ancak ve sadece yeteneklerini ve yetkin yanlarini örgütlü mücadeleye tasiyarak amaclarini gerceklestirebilirler,..Hemde umulandan cok daha erken...... YASASIN MLM YASASIN PROLETARYA ENTERNASYONALIZMI YASASIN TKP/ML TIKKO TMLGB

Arkadaslar, Yoldaslar!!!
Komünistlerin birligi sanal ortamlarda tartisilamayacak kadar hassas ve önemli bir sorundur.Yapilan,yürütülen bu tartismalar anlamsiz degil elbette ama üzülerek izliyorumki tartismalarda esasen örgütsel kaygilar güdülmüyor aksine öyleki örgütsel desifrasyonlara neden olabilecek yazismalar yapiliyor, tartismalar dahi yürütülüyor.Bu tartismalara ortak olan arkadaslarimin sanal ortamda yürüttükleri bu tartismalarin taraftari oldugumuz örgütlere katkisinin ne oldugunu düsünmeliler.Maoist olmanin bugün dünden daha acil olarak bizlere yükledigi esas görev örgutlü olmaktan örgütlü mücadele icerisinde olmaktan gecmektedir.17``ler bizlerden bunu istiyordu
Yoldasca selamlar

kocum mirov ole isvicreden atıp tutmakla olmuyor.. sekter benligin bir dabkcı kadar apacık..
yuru işine

örgütsüz döküntüler toplulugu sizi..

Arkadaslar !!!!! Maoistlerin birligi gibi önemli bir sorunun sanal ortamlarda savunucusu oldugunu söyledigimiz gruplarin örgütsel güvenlik,desifrasyon v.b sorunlar düsünülmeden yapilmasini asla onaylamiyorum.Akli basinda arkadaslarinda onayladigini/onaylayacagini sanmiyorum.Bu tartismalarin mucadeleyede, birlik tartismalarinada hic bir katkisi yok olamazda.Eger illede bitlik isteniyorsa bu tartismalar tartismanin taraflari olan örgütler icinde yapilirsa her acidan dogru ve etkili olacaktir.Yoldasca Selamlar

az kaldi biri korkma yakinda geliyorum o zaman bakalim böyle atacakmsin :)) ancak böyle biri rumuzuyla atar durusun acvik yani benim taniyacagim kimliginle gel bizim kim oldugumuzu dost dusman bili ya seni ? senin gibi kafalarda birligi engliyemiyecek isiniz gucunuz partinin devrimin zararina ugrasmak adam olun insanlara dusmanlik duyacagniza dusmana fasizme kin duyun

HERKESI KRONOS UN YAZISINI OKUMAYA DAVET EDIYORUM.
BIR DE SUNU EKLEMEK ISTIYORUM
DIGER ÖRGÜTEKI INSANLARA NE OLUYOR
SIZ KENDINIZDEN AYRILANLARLA BIRLIKMI YAPTINIZ YOKSA BIRBIRILERINIZIMI SUSTURMAYA CALISTINIZ
BIZ MKP LILERLER BIR BIRIMIZI YOK ETMEYE CALISMADIK DIYE BIRLIKMI YAPACAGIZ.
KALDIKI MKP SON KONGRESINDE BIZIMLE SÖZDE OLAN ORTAK YANLARINI DAHADA UZAKLASTIRDI BUNUN FARKINDAMISINIZ

LAZI ZAMANINDA KOMÜNISTLERE KARSI KIM SAVUNDU. BASIT ÖZ ELESTIRI VERMEK OLMAZ.
LAZIN IBRAHIMINPARTISINE YAPTIGI TAHRIBAT COK BÜYÜK ISTE ARAMIZDAKI FARK BU
BILIMSELLIK
NASIL BILIMSELSINIZKI ZAMANINDA AJANLARLA KOMÜNISTLERI AYIRT EDEMEDINIZ
LAZIN CESEDINE LANET RUHUNA FATIHA OKUDUNUZ
DARBENIN HESABI VERILMELI
HENÜZ HIC BIR HESAP VERILMEDI
BIRDE SUNU EKLEMEK ISTIYORUM BIZIM TABANDA
BIRLIK ISTIYENE HENUZ RASTLAMADIM
BU TÜR YALANLAR ATMAYIN
BÖYLE HAVA YARATMAYIN
BIZ SIZLERI DEVRIMCI GÖRÜYORUZ
ACINIZ ACIMIZDIR
KAYBINIZ KAYIBIMIZDIR
HANGI PARTI DEVRIM YOLUNDA ILERLERSE HIC MERAK ETMEYIN HALKI ETRAFINDA TOPLAR
SIZ MÜCADELEYI YÜKSELTIN O ZAMAN KAZANIRSINIZ
SIZLERE BASARILAR TÜM SAMIMIYETIMLE
CÜNKÜ BIR DEVRIMCININ KATLEDILMESI DÜSMANI SEVINDIRIR
BIZIDE MÜCADELEYE BAGLAR
SIZ MKP LILERE BASARILAR
BUNDAN SONRA BU KONUDA SANAL ALANDA TARTISMIYORUM
BIZIM YERLERIMIZ KITLE ICINDE OLMALI
BILGISYAR KARSISINDA DEGIL.

Laz Nihati koministlere karsi kim savundu alcask.87 ayriligindan önce Laz hangi yapinin icindeydi ? Ajan oldugunu görüp ona karsi mücadele eden biri varmi ? 92 birliginden 94,e kadar onun ajan oldugunu görüp söylemiyen alcak senmisin.Yoksa . Ajanligi ortaya ciktikdan ve hakettigi cezayi aldiktan sonra bile onun ajanligini kimse kabullenmedi.Biliyormusun bunu.Acaba fasist devlen 94 ayriliginda ajanlarin hepisinin DABK kesiminde kalmasinimi istedi,yoksa ajan ekibini 2,ye bölüp bir kismini DABK bir kisminida KONFERANS kesimindemi örgütledi ? Düsündünmü hic.Örgüt icinde Eroyin ticareti yapan yoksa mercan sehitlerimiydi ? Eger gercekden eroincilere karsi darbe yapanlar Mercan sehitleriyse ben o Darbeyi devrimci coskuyla selamliyorum.Yalanci senin baban alcak koministler yalan söylemez ve eroin satmaz. Birde sizin tabanda hic birlikciye rastlamamissin.Ne güzel Eroinciyle-Koministlerin birligi olurmu olursa yarin eroincilere karsi 10,larca kez Kültür devrimi (yani DARBE) yapilacagini hic unuturmu mafya cetesi.Birde biz sizleri Devrimci görüyoruz.Masallah sana eroinci cete sen kim birilerini Devrimci yada Kominist degerlendirme kim. Senin devrimci gördügünden ben süpe ederim ama bana öyle geliyorki sen Laz nihatin örgüt icinde saklanan cocugusun.Hangi partinin devrim yolunda ilerledigi ortada degilmi alcak ? Mercak katliami bosunami yapildi ? Bu katliami alkislayan alcagin biride sen degilmisin? "Bundan sonra SANAL alanda tartismiyorum"demissin.Alcak sen bu yazdiklarina tartismami diyorsun ?? ben de tarsismiyorum. Karsi devrimci birine hak ettigi dilden bir cevap veriyorum. Birde diyorsunki "bizim yerlerimiz kitle icinde olmali" Kitle kime sahip cikti ? Mercan kahramanlarinami yoksa sanami ?? Aydami yasiyorsun Ajan bozuntusu ??

Kahrolsun ajan-Provakatör pi......
Yasasin Koministlerin birligi.
Koministlerin birligi diyorum.(dikkat edilsin)

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%74

Hayir Birlesmemli

%25

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 401

her kezi ankete oy vermeye davet ediyorum halk arkadasa en iyi cevap bu olacagi kanisindayim tabaninda birlik isteyenler yok demekle dogrulari karartiyor kendi istemedigi birligi taban istemiyor diye yansitmak dogru degil

http://denosu.sitemynet.com/birlik/index.htm

Anketci arkadaş habire ankette evete basıp sonrada buraya copy-paste yapmayla birlikmi yapacaksın? o ankete verdigin deger ve zamanın yuzde 10 unu orgutlu yaşamaya verseydin daha faydalı olurdun..

anketinin de seninde canın cehenneme..

Halk ve inci arkadaslar,ortaya kaoydugunuz anlayislarla bir birinize ne kadar benziyorsunuz.Halkin yukardaki bir iki yazisina atfen apolitik sekter bir anlayista oldugunu vurgulamis bu dusünüs tarzinin kaypakkaya gelenegi ve onun ideolojik kökleriyle bir alakasi olmadigini vurgulamistim.Anlasilan o ki Halk dostumun amaci üzüm yemek degil bagciyi dövmektir.Tabi birde sözüm ona halka dersini vermeye calisan bir ince dostumuz varki düsman basina...!Iki zit kutubun bir birinin aynisi iki ikiz kardes.Bu dusunus tarzlari ve bu nusunus tarzina yol acan ideolojik gidadan beslenen siz ve sizin gibileri varken düsmana gerek varmi..? Nihat yada baska bir sey aramaniza hic gerek yok,her iki yapi bugün iki ayri parca ise bunda NIyat yada kirli isi yapanlardan ziyade ikinizde kendini kaba bir sekilde disa vuran anlayislardan kaynaklidir.Ister subjektif olun isterse objektif olun yaptiginiz sey,bu bicimiyle MKP ve TKP/ML ye zarar veriyorsunuz.Bu bicimiyle Ne MKP yi Nede TKP/ML yi savunmak sizin hadinize degil."Siz gölge yapmayin baska ihsan istemez."Kaypakkaya nin ortaya koydugu temel düsünceleri kendine rehber edinen maoist komünistler kaypakkaya nin sapkasini degil görüsleri etrafinda aynilarin aynilasacagi halkimizin umudu olan celikten birligini mutlaka gerceklestirecektir.Devrimci kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.Istemeyenler iflah olmaz oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri ve karsi devrimcilerdir...DEVRIMCI OLAN TEK SEY VARDIR ODA GERCEKLERDIR.Gercekci bakmaniz umuduyla selamlar...

Ağzına sağlık kirvem iyi ozetlemişsin ama bu son yazan arkadaş birlik isteyenleri devrimci istemeyenleri karşı devrimci gormuş oportonist kucuk burjuva ve sonundada karşı devrimci demiş ben sadece sunu soracagım kucuk burjuva oportonost ve karşı devrimci olmak aynı şeylermi? bide sen kendinden olmayanları karşı devrimci gorerek klasik DABK cı sekter ve bagnaz savaş ağası yanlısı oldugunu göstermiyormusun? bence karakter bozuklugu var sende. ideolojik teori bazın dada 0 ın biraz ustundesin.
sana bu benliginle başarılar

aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerdedir. ayrıyız cunku aynı degiliz.

sevgili dostum birlik istemeyenlerin hepsini karsi devrimci gördügümü yazmissin.Eger yazimi iyi okursan böyle bir sonucun cikmayacagini görürsün.Ben birlige cesitli kesimlerin ve anlayislarin karsi cikma nedenlerini yazdim.Bunlar icerisinde halk sinif ve tabakalarindan olmayan karsi devrimcilerinde oldugunu vurguladim.Yoksa birlige karsi gelen herkesin karsi devrimci oldugu düsüncesinde degilim.Peki ala her iki yapi icerisinde de hem birligi istemeyenler hemde isteyenler olabilir.Bu sonderece normal bir durumdur.Ancak dogru yanlis mücadelesi ayri bir konudur.Ideolojik olarak yanlis olan düsüncelere MLM denilmedigine göre bende pekiala kücük burjuva,opotonist,yada baska bir sey diyebilirim.Kavramlara takilip kalmayalim bence,oportenist ayni zamanda kücük burjuvamidir degilmidir cok önemli degil.Ayrica her seyin günahinida dabk a yüklemek sartlanmisligindan vaz gecin.dabk in su yada bu yanlisi baska yanlis anlayislari ve cizgileri hakli göstermez.Kaldiki o cokca elestirdiginiz dabk in cok daha gerisinde bir anlayisla tartisiyorsunuz.dabk a niye kiziyorsunuz anlayamiyorum.Birlik anlayisinizda onlar gibi.Dabk ta konferans kanadi birlik karari aldigi zaman aynen sizin bugun savundugunuz gibi "gelin katilin"bicimindeydi.Yazik 17 yil gecmis siz hala oraya takilip kaliyorsunuz.Keske takildiginiz yerler yanlislar degilde dogrular olsaydi.O zaman dabk in gerilla savasindaki yakaladigi düzeyi en azinda yakalamis olurdunuz....

''Devrimci kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.Istemeyenler iflah olmaz oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri ve karsi devrimcilerdir...'' bunu dedemmi soyledi? kendi yazını oku..
ayrıca dabk ın gerilla savaşında ilerlemesi dabkın dogru oldugu anlamınamı geliyor en iyi ilerleyen pkk ozaman o en doğru? 17 yil once yapılan yanlışların bugun cezasını cekiyorsak ve sizde bu kültürü halen alttan alta savunuyorsanız bunu eleştirmemiz normaldir.
düşünsene alttan alta ''savaş vs'' konularında halen samimiyetsizliginle kendini ele veriyorsun..
bence bu işler sana gore degil.. yemek kitapları oku..

yıkmak kolay, yapmak zordur.biz maoist komünistler zor olanı yani yapıcılığı savunuyoruz,savunacağız.çünkü komünistler özelliklede kaypakkayacı maoist komünistler zorlukların insanlarıdır.
yıllardır hatalarımızdan olan öfke anlarındaki patlamaları, derinleştirerek yoldaşlık ilişkilerini yıkıma uğratma hatamızın özeleştirisini vermek zorundayız.
örneğin ayrılık süreçlerinde birbirimize yaptığımız-halende yapılan hakaret ve iftira dolu suçlamaları düşman bile bize yapmamıştır denebilir.yani düşmana uygulamamız gereken öfke ve kini ilkel ve yanlış bir biçimde yoldaşlarımıza uyguladık ve ne yazıkki hatalara düştük.bunları aşmak durumundayız.bu bizim marksist-lenininst-maoist görevlerimizden biridir.
reel yaşamda kaypakkayacı maoist komünist kültürle ilkeli birlik-eleştiri-birlik zemininde halaya durma özlemiyle devrimci selamlar.
BİRLİK-ELEŞTİRİ-BİRLİK !
YAŞASIN MKP VE TKP/ML GÜÇLERİMİZ !
PARTİ VE DEVRİM ŞEHİTLERİMİZ HALK SAVAŞINDA YAŞIYOR,SAVAŞIYOR !

mehmetcigim yaziyi okursan cok net ne demek istredigini anlarsin ama sen ya bilinclice yada bilinsizce yazilanlari carpitmaya calisyorsun. asil yemek kitaplarini senin okuman lazim zoruna gitiginde yada cevap vermediginde böyle basit sekilde alaya alaman dogru degil birde ben seni alaya alayim birde dikkat ettim bugunlerde birileri kronos yoldasin cok dogru seyler yazdigini söylüyor peki onu okeyliyecegnize devrimsu ya cevap vermeyi deneseniz birde yanilmiyorsam ares, kronos,arkadas ve halk rumuzlariyla yazanlar sanirsam ayni kisiler hem kendisi yaziyor sonra baska isimlede onayliyor kronos yoldasa katiliyorum diyor alin size devrimci uyaniklik:)) birligi neden red ettiginiz bile beli degil bir incir kabugunu bile doldurmuyor birlik karsiti tezleriniz azcikta olsa kronos acmis geriniz fasa fiso bos yere insanlara hakret edip duruyorsunuz örgütlü oldugunuzu idda ediyorsunuz ama inaniyorumki bulundugunuz alanlarda en nefret edilen saksakci tiplersin teorik acilmlar yapamiyinca kissel saldirlara düsecek kadar aciz ve zavalisiniz. üzülüyorum sizlere ama her seyden cok TKP/ML ye üzülüyorum nerede mehmet demirdaglar ismail orallar,emre bilginler cüneytinde dedigi gibi kendi pisliklerinizi kaptmak icin DABK sucluyup duruyorsunuz âma ne yazikki abkin cok gerisinde bir durus sergiliyorsunuz

Devrim,sosyalizm,parti,maoistlerin birligini tartisan arkadaslar önce birbirlerinize karsi kullandiginiz uslubu düzeltin lütfen.Bu tarz bize ait degil.Birbirlerine sadece farkli düsünüyor diye hakaret eden hatta mafyaci, provokatör, ajan vb olmakla suclayan arkadaslar size soruyorum Neden tartisiyorsunuz?Kim adina ve hangi hakla bu kadar pervasiz olabiliyorsunuz? Unutmayin size ve yürüttügünüz seviyesiz tartisma, polemiklere ragmen devrimciler birbirler icin hala ölüyorlar.Biraz daha sakin ,duygularimizdan arinarak tartisirsak eger hersey cok daha kolay cözülecek.Kücük bir hatirlatma daha IBRAHIMIN PARTISI V.B tarzinda soylemler dogru degil.Komünist partisinin kurucu önderi olmak onun sahibi olmak demek degil.Komünist Partisi Ibrahimin degil Proletaryanin Partisidir.Herkese yoldasca selamlar

kızıl yol eger birileri birilerinin yazısını desteklediginde aynı insan oluyorsa sende cuneyd ile aynı olman gerekir. bu nasıl sakat bir mantıktır?

Digerlerine gelince daha teorik olarak bir kitap bile okumadan birlik istiyorsunuz bence kronos un dediklerini araştırın dabk denen kulturude toprağa gomun
yemek tarifi kitapcıları sizi..

kızıl yol degil dagdeviren denen parti kulturu almamış sekter arkadaşaydı yazım. kızıl yol kusura bakmasın

Degerli arkadaslar,

Herkesten once maoistlerin birlik istemesi kadar dogal bir durum yoktur. Ancak birlik ideolojik temelde gerceklestirilebilir, bunu gormek gerekiyor. iste tamda sorunun basladigi nokta burasidir. Birligi nasil ve hangi zeminde ele aldiklarini muhatap kurumlar aciklamistir, ancak anlasilan bunun yeniden ele alinmasi geregidir. Bunu da zannimca yakinda yaparlar. MKP acisindan daha oncelikli sorunlarin oldugunu da gozden kacirmayalim, icislerini yoluna koymalari vb (irade sorununu kastediyorum). Birinci yenilgi degerlendirmesi, seksiyon sorunu (kurdistan sorunu), DABK ve DARBECILIK sureci degerlendirmesi (MKP kongre belgeleri incelenebilir), olum oruclarinda ki cizgi vb degerlendirildiginde ne kadar cok farkli yonler oldugu aciga cikacaktir. Kardes parti dedikleri partiden cok baska akim/gruplara (oncu cizgi mi/ halk savasi cizgisi mi) yakin bir durus sergilendigini de gozden kacirmamak gerekiyor.

Selamlar

mehmet yazdiklarini oku kimin parti kültürü alamdigi beli isiniz güvcünüz apolotik apolotik sacamca seyöler yazmak adam olun sorun birlik savunup savunmamak degil o kücük aklinla insalarla alay ediyorsun sen yemek kitabi okuyacak kadar bile akili olmadigin verdigin örneklerden beli anca gidersin sarlatan seni. dabkda laf atip durma kendine bak dabkin mucadelesine saygi göster senin gibi bes para etmezler komunist degerlere saldiramz bunu bil

Arkadaslar uzun zamandir burada PARTI güclerinin birligini tartisiyoruz olumlu olumsuz görüsler bildiriyoruz iyide oluyor kisisel kanatimce ve burada birlik noktasinda sürekli kendi kendimize sordugumuz soruyu sorma geregi duyorum eger birlige karis cikan arkadaslar acik ve net cevap verirse sevinecegim.

PARTI GÜCLERI ARASINDAKI FARKALRI YAZIP ICEREGINI ACA BILIRMSINIZ?

AYRILARIMIZ AYNILARIMIZDAN DAHAMI AZ?

IKI CIZGI MÜCADELESINI SAVUNAN BIZLER FARKILIKLARIMIZI IKI CIZGI MÜCADELESI YOLUYAL CÖZEMEZMIYIZ?

BIZIM ICIMIZDE FARKLI DÜSÜNEN PROGRAMA STRATEJIYE TEKABÜL EDEN DÜSÜNCELER VE BUNLARI SAVUNAN BIREYLER YOKMU?

ONLAR ICINDE BIZIM GIBI PROGARMATIK GÖRÜSLERE BAKANLAR VARMI?

MKP NIN BIRLIK ANLAYISI NEDIR? VE SAMIMIDIR?, SAMIMIYSE BUNA UYGUN PRATIKSEL BIR FALIYET ICERISINE GIRMISIMDIR?

TKP/ML NIN BIRLIGE BAKIS ACISI NEDIR VE BIRLIGI NEDEN RED ETTMEKTE?

BIRLIK DIYINCE NE ANLIYORUZ?

PARTI GUCLERININ BIRLIGININ KOF OLMASI VE BUNDA SADECE BIR TARAFIN SUCUMU VAR?

GÖZLEMLEDIGIM KADARIYLA PARTI GÜCLERININ BIRLIGINDEN CIKARILAN DERS BIRLIGIN OLAMIYACAGI CUNKU COK KÖTÜ BIR PRATIK YASANDIGIDIR. PEKI BUNDAN ( AYRISIMDAN) DERS OLARAK YEP YENI OLUMLU ILKELERI ÜZERINDE SEKILENMIS BIR BIRLIK TARTISMASI CIKARAMZMIYIZ?

evet arkadaslar buna benzer sorular sora bilrim am suanlik yeterli oldugu kansindayim ve bu sorularima birlige karsi cikan arkadaslar tek tek cevap verir beni ikna ederlerse sevinir onlarla birlikte harket edecegimi beliritirim. bir birimiz karalama camur atma yerine daha objektif ve saygili bir sekilde sohbet ettme ve tartismayi öneriyorum iki cizgici oldugumuzu ida eden bizler halk arasindaki celisiklerin cözümünü MAOIST görüslerimiz dogrultusunda daha tertipli ve uygun bir tarzda ifade etmeye camur at izi kalsin anlayisiyla degil tez-sentez-antitez ve elestiri-özelesiri ilkesini hayata gecirme ve bu dogrultuda görüs belirtmeye cagiriyorum.

BIRLIK-ELESTIRI- BIRLIK

Arkadaslar uzun zamandir burada PARTI güclerinin birligini tartisiyoruz olumlu olumsuz görüsler bildiriyoruz iyide oluyor kisisel kanatimce ve burada birlik noktasinda sürekli kendi kendimize sordugumuz sorulari sorma geregi duyorum eger birlige karis cikan arkadaslar acik ve net cevap verirse sevinecegim.

PARTI GÜCLERI ARASINDAKI FARKALRI YAZIP ICEREGINI ACA BILIRMSINIZ?

AYRILARIMIZ AYNILARIMIZDAN DAHAMI AZ?

IKI CIZGI MÜCADELESINI SAVUNAN BIZLER FARKILIKLARIMIZI IKI CIZGI MÜCADELESI YOLUYAL CÖZEMEZMIYIZ?

BIZIM ICIMIZDE FARKLI DÜSÜNEN PROGRAMA STRATEJIYE TEKABÜL EDEN DÜSÜNCELER VE BUNLARI SAVUNAN BIREYLER YOKMU?

ONLAR ICINDE BIZIM GIBI PROGARMATIK GÖRÜSLERE BAKANLAR VARMI?

MKP NIN BIRLIK ANLAYISI NEDIR? VE SAMIMIDIR?, SAMIMIYSE BUNA UYGUN PRATIKSEL BIR FALIYET ICERISINE GIRMISIMDIR?

TKP/ML NIN BIRLIGE BAKIS ACISI NEDIR VE BIRLIGI NEDEN RED ETTMEKTE?

BIRLIK DIYINCE NE ANLIYORUZ?

PARTI GUCLERININ BIRLIGININ KOF OLMASI VE BUNDA SADECE BIR TARAFIN SUCUMU VAR?

GÖZLEMLEDIGIM KADARIYLA PARTI GÜCLERININ BIRLIGINDEN CIKARILAN DERS BIRLIGIN OLAMIYACAGI CUNKU COK KÖTÜ BIR PRATIK YASANDIGIDIR. PEKI BUNDAN ( AYRISIMDAN) DERS OLARAK YEP YENI OLUMLU ILKELERI ÜZERINDE SEKILENMIS BIR BIRLIK TARTISMASI CIKARAMZMIYIZ?

evet arkadaslar buna benzer sorular sora bilrim am suanlik yeterli oldugu kansindayim ve bu sorularima birlige karsi cikan arkadaslar tek tek cevap verir beni ikna ederlerse sevinir onlarla birlikte harket edecegimi beliritirim. bir birimiz karalama camur atma yerine daha objektif ve saygili bir sekilde sohbet ettme ve tartismayi öneriyorum iki cizgici oldugumuzu ida eden bizler halk arasindaki celisiklerin cözümünü MAOIST görüslerimiz dogrultusunda daha tertipli ve uygun bir tarzda ifade etmeye camur at izi kalsin anlayisiyla degil tez-sentez-antitez ve elestiri-özelesiri ilkesini hayata gecirme ve bu dogrultuda görüs belirtmeye cagiriyorum.

BIRLIK-ELESTIRI- BIRLIK

Arkadaslar uzun zamandir burada PARTI güclerinin birligini tartisiyoruz olumlu olumsuz görüsler bildiriyoruz iyide oluyor kisisel kanatimce ve burada birlik noktasinda sürekli kendi kendimize sordugumuz sorulari sorma geregi duyorum eger birlige karis cikan arkadaslar acik ve net cevap verirse sevinecegim.

PARTI GÜCLERI ARASINDAKI FARKALRI YAZIP ICEREGINI ACA BILIRMSINIZ?

AYRILARIMIZ AYNILARIMIZDAN DAHAMI AZ?

IKI CIZGI MÜCADELESINI SAVUNAN BIZLER FARKILIKLARIMIZI IKI CIZGI MÜCADELESI YOLUYAL CÖZEMEZMIYIZ?

BIZIM ICIMIZDE FARKLI DÜSÜNEN PROGRAMA STRATEJIYE TEKABÜL EDEN DÜSÜNCELER VE BUNLARI SAVUNAN BIREYLER YOKMU?

ONLAR ICINDE BIZIM GIBI PROGARMATIK GÖRÜSLERE BAKANLAR VARMI?

MKP NIN BIRLIK ANLAYISI NEDIR? VE SAMIMIDIR?, SAMIMIYSE BUNA UYGUN PRATIKSEL BIR FALIYET ICERISINE GIRMISIMDIR?

TKP/ML NIN BIRLIGE BAKIS ACISI NEDIR VE BIRLIGI NEDEN RED ETTMEKTE?

BIRLIK DIYINCE NE ANLIYORUZ?

PARTI GUCLERININ BIRLIGININ KOF OLMASI VE BUNDA SADECE BIR TARAFIN SUCUMU VAR?

GÖZLEMLEDIGIM KADARIYLA PARTI GÜCLERININ BIRLIGINDEN CIKARILAN DERS BIRLIGIN OLAMIYACAGI CUNKU COK KÖTÜ BIR PRATIK YASANDIGIDIR. PEKI BUNDAN ( AYRISIMDAN) DERS OLARAK YEP YENI OLUMLU ILKELERI ÜZERINDE SEKILENMIS BIR BIRLIK TARTISMASI CIKARAMZMIYIZ?

evet arkadaslar buna benzer sorular sora bilrim am suanlik yeterli oldugu kansindayim ve bu sorularima birlige karsi cikan arkadaslar tek tek cevap verir beni ikna ederlerse sevinir onlarla birlikte harket edecegimi beliritirim. bir birimiz karalama camur atma yerine daha objektif ve saygili bir sekilde sohbet ettme ve tartismayi öneriyorum iki cizgici oldugumuzu ida eden bizler halk arasindaki celisiklerin cözümünü MAOIST görüslerimiz dogrultusunda daha tertipli ve uygun bir tarzda ifade etmeye camur at izi kalsin anlayisiyla degil tez-sentez-antitez ve elestiri-özelesiri ilkesini hayata gecirme ve bu dogrultuda görüs belirtmeye cagiriyorum.

BIRLIK-ELESTIRI- BIRLIK

Bir türküdür ezbere söyleniyor bazi arkadaslar tarafindan.Ve tüm günahlar yalan yanlis dabk a yüklenerek kendi yanlis cizgilerini görmek istemiyorlar.Eger birileri dabk i elestirecekse onlarin o dönemki partinin icinde bulundugu ortama iliskin yazdigi yazilara göre elestirmelidir.Bu döneme iliskin dabk önderlerinden Baba Erdogan in ve manuel Demir in yazdigi yazilar belge niteligindedir.Tartismalarin kulaktan dogma bilmem kacinci agizdan bilgilerlen yapilmasi yerine belgeler üzerine yapilmasi tartismalari sevyeli ve daha bilimsel kilacaktir.Bu bilincle Baba Erdogan inn belge niteligindeki yazisini aktariyorum.

SÖZDE "ÖNCÜNÜN 3. KONFERANSI", ÖZÜNDE İSE PARTİ SAFLARINDAN ATILANLARIN İNSİYATİFİNDE YAPILAN TOPLANTI HANGI KOŞULLARDA YAPILDI?
Ağustos- Eylül 1987´de olağanüstü bir konferans gerçekleştiren Doğu Anadolu Bölge Komitesi, revizyonistlerle her türlü ilişkinin kesilmesi ve parti saflarından atılmasını kararlaştırarak, bunu kamuoyuna açıklamasından sonra revizyonistler de kendi başlarının çaresine baktılar.
Uzun zamandan beri parti içinde sürdürülen iki çizgi mücadelesinde, ML çizgiyi destekleyen bir grubun (görünürde de olsa öyle idi) daha sonraki aşamada revizyonistlerin peşine, tuza koşan koyun misali takılması direnci kırılan revizyonistlere cesaret ilacı olmuştur. Revizyonistler bu durumdan çok iyi yararlanarak "parti birliği, irade birliği, konferansta tasfiye" gibi demagojik lafları bu kuyrukçu belirsizler grubuna şiir ezberletir gibi ezberlettiler. Usta revizyonistlerin pohpohlamasıyla bunlar kendi yalanlarına öyle çok inandılar ki, koyun sürüsüne dalan kurdun sevincinden ağzının kitlenmesi gibi, bunlarında kendilerini bi anda MK´da bulmaları sonucu sevinçlerinden şaşırdılar. Her tarafa hemen emirler yağdırmaya başladılar, hem de, Brüksel Basın Odalarını kendilerine üs seçerek... Toroslara, Karadenize, Munzur´lara hemen çıkartma yaparak ordu örgütlediler(!) "Bir avuc asker" dedikleri insanları hemen ikna edeceklerini, konferansın ve MK´nin disiplinini bunlara hemen kabul ettireceklerini vs. vs. sanarak bol keseden atıp tuttular. Bunların bu sevinci muhteşem düğün havasının dağılmasıyla birlikte üzüntüye dönüştü, bu üzüntü de giderek bunalıma dönüştü ve bu bunalım derinleşerek devam ediyor.
Böyle bir grubun kendilerini baştacı yapması, yoldaş olarak bağırlarına basması revizyonistlerin arayıp da bulamadıkları bir ganimetti. En azından varlığını ve meşruluğunu kendi açısından olsa bile onaylamış oldular. Ayrıca yönetimdeki ağırlıklarını muhafaza edip, bu birkaç kişiyi MK diye lanse ettirip kendilerini gizleme olanağını buluyorlardı ve buldular da. Birtakım kararların içeriği boşaltılmış bir şekilde savunulmasıyla da kendilerinin düzenledikleri "K"´larını"ML" olarak reklam ettiler ve böylece de ML´lerin kendilerine almış oldukları tavrı zayıflatmayı umuyorlardı.
İlk etaptaki görünüşe bakıldığında bu konuda başarılı olmuş gibi de görünmeye çalışıyorlardı. Her yana yayılan görüntü 2. MK´nin tasfiye edildiği ve yerine seçilen "3. MK"´nin ML olduğu şeklindeydi. Ama gerçek olan şuydu ki, ML´lerin kendilerine karşı aldıkları tavırdan dolayı, revizyonistler, kendi peşlerine takılan orta yolcu şekilsiz oportünistleri istedikleri şekilde yönlendirerek etkinliği ellerinde bulundurma koşuluyla kendi kendilerini "tasfiye ettirmiş" süsü verdiler. Görünüşte parlak olan birtakım kararlar aldırmayı da ihmal etmediler. Böylece peşlerinden götürdükleri P kitlesinin bir kısmını belli bir süre oyaladılar. Belli bir süre diyoruz, çünkü, bunların almış oldukları kararlara ne denli bağlı olup olmadıkları geçen bir yıllık süreç içinde görülmüştür. Alınan kararlar ve parlak sloganlar paçavradan başka birşey ifade etmedi. Stalin yoldaşın deyimiyle, "2. Enternasyonal partilerinin siyasetini (güvenilmez) slogan ve kararlarına bakarak değil, yaptıklarını, eylemlerini göz önünde tutarak sınamak gerekirdi. Çünkü proleterya kitlelerini ve onların güvenini kazanmak ancak böyle olabilirdi" (Stalin, Leninizmin Ilkeleri, Sf.: 18). "Devrimci slogan ve kararlar eylemle gerçekleştirilmedikçe metelik etmeyeceği açık değil midir?" (age, Sf.:21). Stalin yoldaşın bu sözleri birinci dünya savaşı başlamadan önce savaş aleyhtarı parlak kararlar alan ama savaş başladıktan sonra bunları pratiğe uygulamayan ve büro çekmecelerinde anahtarlayan, bunun yerine kendi emperyalistlerinin safında savaşa katılan 2. Enternasyonal oportünistleri içindir.
Bizim muğlak ve şekilsiz oportünistlerimiz de eğer kendi bir yıllık pratiklerine bakacak olurlarsa bir arpa boyu yol almadıklarını, partinin güçlerini bölerek revizyonistlere feda ettiklerini, bu tavırlarıyla da partiye darbe vurduklarını rahatlıkla görebilirler. Parlak sözler ve kararlarla birlikte ateşli sloganlar, bir örgütün ML olduğunu kanıtlamaz. Çünkü, "söz konusu olan, bu partilerin içtenliğini sınamaktır. Sözleriyle, eylemlerini karşılaştırmak, idealist, şarlatanca sözlerle yetinmemek, partilerin sınıf gerçekleri aramaktır." (Lenin).
Elbette herhangi bir örgütten hemen pratik faaliyet olarak eylem vs. beklemek doğru değildir. En azından her şeyin bir olgunlaşma süreci vardır. Ama biz ne devrimci mücadelelere nede yükseklerden uçan palavracılara yabancı değiliz ve bundan dolayı da "görünen köy kılavuz istemez" misali, bunların yaptıkları ve yapacakları en azından devrimciler tarafından bilinmektedir. Bundan dolayı bu konuyu derinleştirmeye gerek görmüyoruz, ama az sayıda da olsa bunların peşine takılan iyi niyetli parti kitlesine gerçekleri anlatmak ve tekrar parti saflarına çekmek de ML´lerin görevidir.

YURTDIŞI BÜROSU (YDB) REVİZYONİSTLERİNİN TOPLANTISININ ("3. KONFERANS`IN") ALDIĞI KARARLAR NELERDİ, GELİNEN AŞAMADA NE OLDULAR?
"3. K" kararlarının önsözünde şunlar söyleniyor: "3. K´mız P birliği temelinde yükseldi ve ML´in zaferiyle sonuçlandı. Bugün 3. K´ımız etrafında birlik, P çizgimiz etrafında sağlam ve ilkeli bir birliktir. Bunu küçümsemek, yıkmaya çalışmak, egemen sınıflara hizmet etmek demektir." ("3. K" kararlarından).
Daha öncede belirttiğimiz gibi, "3. K" denilen toplantı bizim dışımızda ve P´mizi ilgilendirmeyen bir olaydır. Ama sanki meşru ve tüm kesimin katıldığı bir havanın yaratılmış olmasından dolayı yinede cevaplamak gerekir. "3. K" adı verilen toplantı hiçbir zaman P iradesinin temsil edildiği bir toplantı değildi. Çünkü bu toplantıya damgalarını vuranlar ve insiyatifi ellerinde bulunduranlar bir bölgedeki cezaevini temsilen giden bir kaç kişi değil, P´nin saflarından atılan ve P ile ilgileri bulunmayan revizyonist unsurlardır. Bu revizyonistler ne P çizgisini savunan nede P tüzüğüne uyan, bundan dolayı da P üyeliği sıfatını yitiren kaçkınlardır. Revizyonizmin maskeleri olma görevi ile görevli bu oportünistler her tartışmada "2. MK´nin P´nin siyasetini savunmadıklarını" söylemelerine rağmen, yinede bunları perde arkasından su başlarında tutmaları oportünist niteliklerinin doğal bir sonucudur. Bunların pratiği aynı zamanda kendi teorileriyle de çelişki halindedir. Legal yayın organlarındaki iki çizgi mücadelesi konusundaki yazılarında şunları savunuyorlar: " Burjuva akımını benimsemek, P üyeliği ile bağdaşmaz. Çünkü PÜ her şeyden önce P´nin programını kabul eden kişidir. P´nin iflah olmaz bir ideolojiyi akım olarak mahkum ettiği çizginin savunucuları, ancak bir şartla P´de kalabilirler. Özeleştiri yapmak ve görüşlerini terk ettiklerini ilan etmek." (S.: 8, Syf.: 52). "K" kararlarına bakıldığında, bu konuda herhangi birşey yoktur, yani revizyonist çizginin (onlara göre revizyonist değil, sağ oportünistler) herhangi bir konuda özeleştirisi yoktur. Bunun yerine, 1986´da şehit düşen iki delege yoldaş"dayatmacı" ve "P disiplinini çiğnemekle" suçlanmaktadırlar. Yani suclu olarak ML´ler "mahkum" edilmişlerdir.
Şimdi kendilerini "MK" ilan eden bu şekilsiz oportünistlere sormak gerekir. 2. MK parti çizgisini savunuyor muydu, yoksa savunmuyor muydu? Verecekleri cevap: "Savunmuyorlardı!" olacaktır. Çünkü bizlerle tartışmalarını sürdürdükleri zaman öyle ateşli ateşli 2. MK´ne saldırıyorlardı ki, nerede ise karşı devrimci diyeceklerdi). O zaman bunların özeleştirisi nerededir? Madem ki özeleştiri yoksa yine eski düşüncelerini aynı kararlılıkla savunuyorlarsa, neden örgütünüzün içinde bırakmakla kalmadınız, aynı zamanda ML´lere karşı baş tacı ettiniz? Sizlerin de belirttiği gibi, "görüşlerini terk ettiklerini ilan etmek" gereğini neden duymadılar? Madem ki bunlar partinin görüşlerini savunmuyorlarsa ve özeleştiri de vermiyorlarsa, hala "partinizin" üyeleri midirler? Şekilsiz oportünistler bunun aksini iddia ediyorlarsa, o halde kimleri tasfiye ettiler? Madem ki "tasfiye ettik" dediğiniz kişiler size göre sağ oportünist bir çizgiyi savunuyorlarsa, bu sağ oportünist çizgi ile P´nin çizgisi arasında ne derece bir bağlantı vardır? İ. Kaypakkaya yoldaşın, "ML´lerin şafak revizyonizmine karşı olan mücadeledeki görüşlerinin özetlenmiş şeklidir" dediği 11 ilkeye bu "sağ oportünistlerinizin" bakış açılarında herhangi bir değişiklik olmadığına göre, bunlarla birarada durmanızı nasıl açıklayabilirsiniz? Proleterya partisinde görüş ayrılıkları olması doğaldır. Bunun yadırganacak bir yanı yoktur. İstense de istenmese de sınıflı toplumun bir yansıması olarak, proleterya partisi içinde iki çizgi mücadelesi vardır. Ama burjuva çizgisi ile ebediyen yaşanacak diye bir kural yoktur. Aksine bunlar parti saflarından atılmadan partinin gelişip güçlenmesi söz konusu olamaz…
"Eğer partimiz iç birliğini ve saflarının eşsiz birliğini sağlayabildiyse, bu herşeyden önce oportünizm pisliğinden kendini zamanında arıtması, tasfiyecileri ve menşevikleri saflarından kovmayı bilmesinden ötürüdür. Proleter partilerin gelişimi ve güçlenme yolu, oportünistlerden ve reformistlerden, sosyal emperyalistlerden ve sosyal şovenistlerden, sosyal-yurtseverlerden ve sosyal-pasifistlerden saflarını arıtmaktan geçer. Parti saflarını oportünist unsurlardan arıtarak güçlenir." (Stalin, Leninizmin Ilkeleri, Syf.:112)
İşte oportünizm ile ML arasındaki farklılık budur. Oportünizmin niteliği muğlaklık ve belirsizliktir, bir lastik misali her tarafa çekilir. Ama keskin sloganlar atmaktan da vazgeçmez. Bir yandan, a- "2. MK sağ oportünist olarak mahkum edildi" deniliyor, b- "Bu sağ oportünistler tasfiye edildi" deniliyor, c- "Burjuva akımını benimsemek parti üyeliği ile bağdaşmaz" deniliyor, d- "Çünkü parti üyesi her şeyden önce partisinin programını kabul eden kişidir" deniliyor, vs. vs.
Kendilerine "3. MK" diyen bu belirsizler grubu, bir yandan bunları savunurken, diğer yandan ise kimi mahkum etmiş, kimi baştacı etmiş hiç belli değil. İşte muğlaklık buradadır. Bununla da yetinmeyip şunu iddia ediyorlar: "Bugün 3. K´ımız etrafındaki birlik, parti çizgimiz etrafında sağlam ve ilkeli bir birliktir." ("3. K" kararlarından).
Öncelikle şunu sormak gerekir ki, revizyonistler parti çizgisini savunuyor ve etrafında birlik olmayı kabulleniyorlar mı? O halde sizin deyiminizle " sağ oportünist" görüşlerini terk ettiklerini ilan ettiler mi? İlan ettilerse neden "K" kararları ile birlikte yayınlamadınız? Yine sormak gerekir, "sağ oportünizm" ile ilkeli bir birlik olur mu? Yada sağ oportünist platform dağıtıldı mı? Eğer dağıtıldıysa neden açıklanmadı? Stalin şöyle diyor: "Bundan dolayı Lenin `partiden kesin ve hemen ihraç etme` cezası ile `her türlü hizipçiliğin tam olarak bastırılması` ve `şu yada bu platform üzerinde kurulmuş bütün grupların hemen dağıtılmasını ister`." (Leninizmin İlkeleri, Syf.: 111). 2. MK çizgisinin savunucularının oluşturduğu platformla nasıl olur da " ilkeli ve sağlam bir birlik" oluşturulur?
Belirsiz oportünistlere sorulduğunda, Şipka geçidinde herşey yolunda usullü cevaplarla "bu sağ oportünistlere karşı parti içinde verilecek ideolojik mücadele ile yenileceklerini" iddia ediyorlar. Sistemleşmiş ve ayrı bir platform oluşturan çizginin parti içi mücadele ile dönüştürüleceğini savunan oportünistlere Stalin şöyle cevap verir: "İdeolojik savaşım ile partinin içindeki oportünist unsurların `yenilebileceğini`, parti çerçevesi içinde bu unsurların `üstesinden gelinebileceğini` savunan teori, partiyi felce ve kronik sakatlığa mahkum etmenin belirtisi olan çürük ve tehlikeli bir teoridir. Bu teori partinin oportünizme peşkeş çekilmesi tehlikesini doğurur, proleteryayı devrimci partisinden, emperyalizme karşı savaşımında başlıca silahından yoksun bırakmakla tehdit eder." (age, Syf.: 112).
İşte revizyonizme ve oportünizme karşı mücadelede ML´lerin benimsediği ML yöntem bu yöntemdir. Proleterya partisine bakış açısı oportünizm ile ML´ler arasında her zaman temel bir konudur. ML´lerin kendi bakış açıları ile geldiği yer ile oportünistlerin geldiği yer, bugün hiçbir kapalı yan bulundurmadan gözler önüne serilmiştir. Şimdi doğal olarak şu soru sorulabilir: "Madem ki oportünistler parti çizgisi etrafında "sağlam ve ilkeli birlik" oluşturduklarını iddia ediyorlarsa, neden bu birlik bugün hizip şeklinde parçalara bölündü? Daha düne kadar ML´lere karşı birlikte hareket eden ve birbirlerini öve öve havalara sokanlar neden ufak hizipler olarak birbirlerini suçluyorlar?" Cevabı Stalin yoldaş veriyor: "Parti kendisini oportünist unsurlardan arıtarak güçlenir. Partideki oportünist unsurlar, işte hizipçiliğin kaynağı." (age, Syf.: 111).
İşte Lenin yoldaşın da belirttiği gibi, "herhangi bir örgütün karakterini doğal ve kaçınılmaz olarak tayin eden şey o örgütün eyleminin muhtevasıdır." (Lenin, Ne yapmali, Syf.: 125).
Aslında bizim bu konularla ilgili olarak fazla çaba göstermemize de bir anlamda gerek yok gibidir. Zaten oportünist teorilerinin bir yansıması olarak pratikleri ortalıkta pişmiş kelle gibi açmış ağzını sırıtıyor. Lenin yoldaşın da belirttiği gibi: "… teori pratiğe hizmet etmelidir. Çünkü teori pratiğin öne sürdüğü soruları yanıtlamalıdır.". Oportünistler ise bunun tam tersini savunuyorlar. Savunmakla da kalmıyorlar, revizyonistlerin parti saflarından atılmalarına öyle bir içerliyorlar ki, adeta burunlarından fışkırıyor. Komünistleri "siyasi olarak geri, salt askeri bakış açısına sahip vs." ile suçlayan ukalaca bir tavır sergilediler ve hala sergilemeye devam ediyorlar. Oportünistleri bu tavırlara iten, bunca saldırganlaştıran nedenler nelerdi? Elbette ki kavrayışsızlık ve revizyonizm hayranlığından başka birşey değildir. Komünistlerin istediği bir tek şey vardı. Türkiye devrimci mücadelesini başarıya ulaştıracak olan Partinin temel programına bağlı, sağlam ve yıkılmaz bir birlik. Ancak bu birlik bizi zafere götürür. Parti programını savunmayan, tüzüğüne uymayan, sallantılı, kararsız oportünist ve revizyonistlerin parti saflarından atılması zafere giden yolda ilk adımdır. Madem ki teori pratik içindir, bakın Lenin yoldaş ne diyor: "Yalnız KP, eğer gerçekten devrimci sınıfın öncüsü ise, bu sınıfın tüm en iyi temsilcilikleri saflarında görüyorsa, çetin devrimsel savaşımlarda yetişmiş ve çelikleşmiş tamamen bilinçli, davaya yürekten bağlı komünistlerden meydana geliyorsa (abc), eğer bu parti, sınıfının tüm yaşamı ile ve sınıfı yoluyla tüm sömürenler yığını ile çözülmez bağlarla bağlanmasını ve bu sınıfa ve bu yığına tam bir güven vermesini bilmişse; ancak böyle bir parti, kapitalizmin bütün güçlerine karşı verilen en acımasız, en kesin ve son savaşımda proleteryaya önderlik edebilecek yetenektedir." (Marks, Engels, Lenin; İşçi Sınıfı Partisi Üzerine, Syf.: 392- 393).
İşte, Lenin yoldaşın proleterya partisinin oluşumu hakkındaki teorik görüşleri böyledir. Peki, bunun pratik uygulaması nasıl olacak? "Davaya yürekten bağlı" olmayanlar, eğer parti saflarında, hem de yönetici organda baş tacı edilirlerse, o partinin akıbeti ne olur? Ama oportünizm yüzsüzdür. Lenin´in deyimi ile "yılan gibi kıvraktır". Bu yüzsüzlüğü ve kıvraklığı ile, hem sağ oportünist dediği insanları baş tacı eder, bağrına basar, hem de yerin dibine batırır. Kendilerini TKP/ ML´nin üstünde tutanları, tatlı yaşamlarını riske sokmayan revizyonistleri, "davaya yürekten bağlı" olarak bağırlarına bastılar. İstifacı"Kahramanlara" (!) en içten duygularıyla kucak açtılar. Ama parti için canını esirgemeyen komünistlere ise, revizyonistlerden daha da iğrenç bir şekilde saldırdılar. Neden "K" kararlarında bu konuda bir şey olmadığını, oportünistlerin niteliğini bilmeden öğrenmek mümkün değildir.
İşte kendi bakış açılarına göre teorinin önemini kavramış, kendilerini siyasi ilah olarak gören belirsiz oportünizm bir yamalı bohçayı andıran "sağlam ve ilkeli" oportünist birliği ile Türkiye devrimine önderlik edeceğini iddia ediyor. Ama nerede görülmüştür yamalı bir bohçayı andıran bir "partinin" KP olduğu ve mücadeleyi zafere götürdüğü. Nerede görülmüştür saflarını sağlamlaştırmadan düşmana karşı başarılı olunduğu. Stalin şöyle diyor: "Bütün bu küçük burjuva gruplar şu yada bu biçimde partiye girerler. Partiye kararsızlık ve oportünizmin ruhunu, moral bozukluğu ve güvensizlik ruhunu getirirler. Hizipçiliğin ve başlıca kaynağı, içten baltaladıkları partide kargaşalığın kaynağı onlardır. Geride böyle `müttefikleri` varken emperyalizmle savaşa tutuşmak, kendini hem önden hem de arkadan iki ateş arasında bırakmak demektir. Bu yüzden böyle unsurlara karşı, anlamsız bir savaşım verilmesi ve bunların partiden kovulması emperyalizme karşı savaşın başarısı için ön koşuldur." (Stalin, Leninizmin İlkeleri, Syf.: 112).
İşte proleterya partisi hakkında teorik görüşler. İşte ML´lerin ve oportünistlerin pratiği. Gerisini açıklamaya gerek yoktur. Ama cahili ikna etmenin tek yolu, galiba haklısın demektir!!! Uzun zamandan beri, kandırarak peşine taktığı bir kısım parti kitlesini sürekli, "birlik olacağız" edebiyatı ile oyalayan oportünistler, bilinçli olarak aramızdaki ideolojik ve siyasi farkı gizlemeye çalışıyorlar. Her seferinde, "aramızda farklı düşünceler yoktur" diyorlar. Yukarda da kısaca açıkladığımız gibi, proleteryanın öncü örgütü olan partiye, bakış acılarımız arasındaki farklar, bir dizi farklılıkların içinde sadece bir tanesidir.
"1 Nolu bölgedeki yoldaşların ayrılmacı tavırları, bu anlamda anlamsız ve parti birliğini zayıflatıcıdır. 3. Konferans kararı gereğince MK´mizin önündeki en önemli görevlerden birisi savaşçılarımızı kazanmak olacaktır." ("3. K" kararlarından).
Yukardaki alıntıdan da rahatlıkla anlaşılacağı gibi, oportünistlerin ruh hallerinde kendilerini olağanüstü beğenmişlik ve ukalalık vardır. Bir kere belirsiz ve muğlak oportünistler, ML´lerin revizyonizme karşı aldıkları tavrı"anlamsız" olarak değerlendirmekle kendilerinin ne demek istediklerini anlamsızlaştırıyorlar. İkincisi, "parti birliğini zayıflatmak" demek, eğer parti içinden atılan parti düşmanlarının kovulması ile parti zayıflıyorsa, biz her zaman bundan yanayız. Ama bilinen bir gerçek vardır. O da, partinin oportünist ve revizyonist unsurlardan arındırılarak güçleneceğidir. Oportünistlerin mantığı her konuda olduğu gibi, bu konuda da tersine işliyor (yada bilinçli olarak öyle işletiyorlar). Onların mantığına göre, partinin nitelik saflığı pek o kadar önemli değil, oportünist, revizyonist ne olursa olsun, yeterki partide sayısal bir çoğunluk olsun. Ama ML anlayış bunu mahkum ediyor. Lenin konuyla ilgili olarak şöyle diyor: "Ama her özgür örgüt (bu arada parti) partiye aykırı görüşleri övmek için, partinin tabelasından yararlanmak isteyen üyelerini bu işten uzaklaştırmak özgürlüğüne de sahiptir… Parti, partiye aykırı görüşlerini öven üyelerini kendisinden uzaklaştırmadığı zaman, kaçınılmaz olarak önce ideolojik, sonra da maddesel bakımdan parçalanacak, isteğe bağlı bir kuruluştur." (Marks, Engels, Lenin; İşçi Sınıfı Partisi Üzerine, Syf.: 256- 257).
Oportünistler ve revizyonistler hışımla ayağa kalkarak, "siz hangi yetkiyle bunların (revizyonistlerin) parti üyeliği sıfatını yitirdiğini söylüyorsunuz" vs. diye avaz avaz bağırıyorlar. Komünistlerin bu yetkiyi nereden aldıkları bilinmeyen bir sır değildir. Yetkiyi aldıkları bir tek yer vardır, o da, partinin temel programının ve tüzüğünün kendilerine verdiği yetkidir. Çünkü, her P üyesi P´i oportünizme ve her türden burjuva düşüncesine karşı savunmakla yükümlüdür. İşte bu yetkiden dolayı komünistler P´i adına yaraşır bir şekilde savunurlar ve aynı zamanda, P´nin siyasi programını savunmayan, tüzüğünün işleyişine uymayan, sadece P´nin "tabelasından yararlanarak kendi görüşlerinin propagandasını yapan"´ları, parti saflarından uzaklaştırma yetkisine de sahiptirler. Oportünist grup ise, oportünist teorisine uygun bir pratik sergileyerek "sağ oportünist" dedikleri unsurları baş tacı ederek güçleneceklerini sanıyorlar (aslında bu zavallıların etkinliği de yoktur, iplerin revizyonistlerin elinde olduğu bilinmeyen bir sır değildir, ama perde önüne çıkanlar bunlardır). Ama pratik, hiç de oportünizmi haklı çıkarmıyor. Gelinen aşamadaki bunların durumu, sorunu yeterince aydınlatmaya yeterlidir. Biz partinin ancak oportünist ve revizyonist unsurlardan arınarak güçleneceğine inanıyoruz.
Oportünizmin diğer bir iddiasi da, kendilerine karşı alınan tavrın sadece Doğu bölgesi ile sınırlıymış gibi göstermek istemeleridir. Bu bakış açısı ile kendilerini tatmin etmek istiyorlar. Öncelikle şu gerçek bilinmektedir ki, revizyonizme karşı alınan tavırda Doğu ilk adımı atmıştır. Doğu´nun attığı bu ilk adımı, Batı ve YD´ndaki komünistler takip etmiş ve kısa sürede tüm bölgelerdeki birlik koordineli bir şekilde sağlanmıştır. Revizyonistlerin her türlü karalama ve yalanlarına rağmen, bu objektif gerçek pratik olarak varlığını kanıtladı. Zaten "burada varız", "şura da bizden" türündeki propagandalar komünistlerin baş vuracağı bir propaganda yöntemi değildir. Komünistler, varlıklarını ve mücadelelerini pratikleri ile gösterirler. Ama bu tür oportünist propagandaların gerçek olmadığını, sadece kendi kendilerini kandırdıklarını da açıklayarak teşhir ederler.
Zaten revizyonizme karşı mücadelede ilk adımı atan Doğu´daki ML´lerin önerisi diğer bölgelerdeki ML´lerinde içinde yer alacakları, geçici bir merkez niteliğinde olan KÖK`ün (Konferans Örgütleme Komitesi) oluşturulmasıdır. KÖK´ün amacı kısaca şudur: Diğer bölgelerdeki yoldaşların da katılımı ile demokratik bir şekilde oluşturulacak olan KÖK´ün önündeki birinci görev, partinin 3. Konferansı yeniden örgütleyerek merkezi yapıyı oluşturmaktır.Ve KÖK aynı zamanda geçici olarak merkezi yapı vazifesini görecektir. İşte gerçek olan budur ve bugün yapılan da budur. Ama gururlu oportünizm kendisini öyle beğenmiş bir edayla konuşuyor ki şaşmamak elde değildir. Fakat "insanlar üzerinde kendi kendilerine yakıştırdıkları parlak üniformaya göre değil, kendi kendilerine taktıkları etkili ada göre değil, eylemlerine ve gerçekte neyin propagandasını yaptıklarına göre yargıda bulunulursa " (Lenin), bunların nitelikleri hakkında sağlıklı bir sonuca varılır. Bugün bunların, gerek Doğu´daki tek tek yoldaşlarımızı, gerekse YD´ndaki tek tek yoldaşlarımızı hedefleyerek saldırmaları, onları daha da fazla bataklığa götürecektir. Bugün revizyonizmin sıtmalı bataklığında çamurla sıvanmış olan "kıvrak" oportünistler, "birlik" edebiyatı yaparak, ML´leride o platforma çekmeye çalışıyorlar. Bakın Lenin yoldaş ne diyor: "Şimdi de aramızdan bazıları şöyle haykırmaya başlıyor: `Gidelim şu bataklığa!` Kendilerinin vicdanına başvurmak isteyince, şöyle karşılık veriyorlar: `Ne kadar da geri insanlarsınız! ve sizi daha iyi bir yola çağırmaya yönelmiş özgür hakkı elimizden almaya utanmıyormusunuz! - Evet, baylar, hem çağırma, hemde nereye isterseniz, hatta bataklığa bile gitme özgürlüğünüz var; hatta biz o kanıdayız ki, sizin asıl yeriniz de bataklıktadır ve biz oraya taşınmanızda elimizden geldiğince size yardım etmeye hazırız." (age, Syf.: 181).
Görünürde de olsa belli bir süre ML´lerle birlikte hareket eden, daha sonra revizyonizmin can şimidi olan ve bu bataklığa ML´leri de davet eden muğlak oportünizme Lenin´in bu tanımı ne de hoş uyuyor. Kendi peşinde sürüklediği insanlara karşı iki yüzlü davranan ve "aramızda siyasi- ideolojik bir ayrılık yok", "birleşeceğiz" vb. Nutuklarını atan oportünistler acaba ne olduklarının farkında mıdırlar" Doğrusu merak konusudur.
OPORTÜNİSTLER 2. MK´NI NASIL DEĞERLENDİRİYOR?
Kendilerini "3. MK" olarak değerlendiren oportünizm ile aramızdaki ayrılık noktalarının başında gelen konulardan biri de 2. MK´nin değerlendirilmesidir. Bilindiği gibi, 12 Eylül Askeri Faşist Cuntasından sonra alınan yenilginin bir sonucu olarak, 1981´deki parti 2. konferansında seçilen MK´nin büyük bölümü düşmana esir düştü. Parti genel sekreteri Süleyman CİHAN işkencede katledildi. Sayısal çoğunluğunu yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan MK, atamalarla kendi kendisini güçlendirme yolunu seçmiştir. Gerek güçlendirme yoluyla yapılan atamalar, gerekse geçmişten beri parti içinde revizyonist çizginin tasfiyeciliğini yapan unsurların, MK´inde etkinliği ele geçirmelerinden sonra yönetim revizyonizmin batağına battı ve süreç içinde partimizi ciddi bir tasfiye hareketi ile yüz yüze getiren iflah olmaz bir nitelik kazandı. Bu revizyonist çizgi, benimsediği teorik görüşleri doğrultusunda partiye büyük oranda zararlar verdi. Uzun süre partimiz MK adı altında adeta MK´siz yaşadı. Bu durumda ML´lerin önünde iki yol vardı: Ya iflah olmaz revizyonistleri partiden atarak, partinin programı etrafında yeniden birliği sağlamak, yada revizyonizmin kuyruğuna takılarak partiyi kaderiyle baş başa bırakmak, eskisi gibi hatta eskisinden çok daha kötü bir yaşantı içine sokmak ve süreçte de tasfiye edilmesine göz yummak. Bu durumda ML´ler birinci yolu seçtiler, yani revizyonist unsurları parti saflarından atarak, partinin programı etrafında birliği sağlama yolunu seçtiler. Eylül 1987´de kamuoyuna duyurdukları bir bildiri ile revizyonistlerin parti saflarından atıldıklarını, partinin birliğini yeniden ve sağlam temeller üzerinde yükseltmek için partinin temel programına sahip çıkan tüm yoldaşları göreve çağırıyordu bu bildiri. Önderliğini 1 Nolu bölgedeki yoldaşların yaptığı bu çağrıyı daha sonra Batı ve bunu da YD´ndaki yoldaşlar izleyerek parti çizgisi etrafındaki ilk yumak oluştu. Daha sonra diğer bölgeler ve cezaevlerindeki yoldaşlar bu çağrıyı desteklediler.
Bu durumda elbette ki, revizyonistlerin boş durmaları da beklenemezdi. Hemen peşlerine taktıkları ve delege apoleti ile ödüllendirdikleri birkaç uzlaşıcı unsuru kendilerine maske edinerek kendilerini tasfiye ettiklerini açıkladılar. Bu tasfiye elbette sadece sözde idi. Gerçekten perde arkasında ve onların beyinlerine hükmeden revizyonist şeflerden baskaları değildi. Alınan bir takım parlak kararlar ve yapılan ateşli çağrıların ise bir tek nedeni vardı, o da ML´lerin kızıl mızraklarını kendilerine kalkan yapmaktı. Oportünistler öfkeyle bunu reddediyor ve "revizyonistleri tasfiye ettik" diyorlar. Ama bunun böyle olmadığını bir ufak ve somut örnek ile gösterecek olursak sanırız daha iyi anlaşılır. Parti içi olarak çıkarılan derginin 15. sayısında çıkan bir yazı, olabildiğine bazı yoldaşlarımızı karalayan, haksız ve temelsiz bir şekilde kişiliklerine saldıran bir teşhir kampanyasının başlangıcı idi. Yoldaşlarımızı hedefleyen bu niteliksiz yazıya yine ilk etapta tavır alanlar, "3. MK´nin" örgütlenmesi içinde yer alan bazı yoldaşlar oldu (ki, oportünistler bu yoldaşları, "MK içinde gizli DABK´çılar" olarak nitelendirmektedirler). Alınan bu tavırdan sonra sözde geri adım atan oportünistler özeleştiri yapacaklarını söylediler, ama geçen bir yıllık süre içinde özeleştirilerine rastlamadık. Sonuçta ne derece kıvrak oportünistler olduklarını bir kez daha ispatladılar.
2. MK hakkındaki değerlendirmeleri ise şunlardır:
"2. MK değerlendirilirken objektif koşulları gözönünde bulundurmak zorundayız. 2. MK döneminde tüzük hükümleri birçok kez çiğnenmiştir. Birincisi, konferans veya kongreyi zamanında yapmamasının nedenlerini partiye açması. İkincisi ise, MK toplantılarını tüzük hükmüne göre zamanında yapmamasıdır. Tüzük bir ML partisinin irade ve eylem birliği anlamını taşır. Tüzük hükümlerini yerine getirmeyen organlar, parti iradesini çiğnemiş, eylem birliğini bozmuş olurlar. Nitekim 2. MK bunu yapmıştır... 2. MK´nin esas hattını oluşturan hat sağ oportünist hattır." (3. konferans kararlarından).
2. MK´nin iş başında kaldığı dönemlerde, tüzük hükümlerinin çiğnendiği ve ayaklar altına alındığı doğrudur. Yine burada koşulların ağır olduğu da doğrudur. Fakat bu durum, hicbir zaman revizyonistleri haklı kılacak nedenler olarak görülemez. Örneğin, 1984´te yapilan 5. toplantı ile, 1986´da yapılan 6. toplantı arasındaki iki yıllık sürenin varlığı, hangi ağır koşulların varlığı ile açıklanabilinir. "Konferans süreci idi" denilebilir, ama 1984´te alınan karara göre konferansın 1985´te yapılması gerekir idi. Ama bazı nedenlerden dolayı konferansın yapılması 1986 yılına ertelenince, arada kalan bu iki yıllık süre içinde acaba partinin durumu güllük gülistanlıkmıydı ki, yönetici organ olarak MK toplanıp durum değerlendirmesi yapmamıştır (partinin durumu). Partinin tüzük hükümlerinde ne konferans ortamının iki yıla uzatılması vardı, nede uzatılan bu süre içinde MK toplantı yapmaz diye bir kural vardır. Eğer konferans için MK yeterli hazırlığı yapmamış veya başka ciddi nedenler varsa, bir yıllık bir uzatma yapılır, ama bu dönemde MK toplantıları yapılmaz diye bir kural yoktur. Bu anlamda MK´nin 1984 ile 1986 yılları arasında toplanmamış olmasının nedeni ağır koşullara bağlanamaz. Tamamen inançsızlığın ve kendi kişisel yaşamlarını partinin genel çıkarları üstüne çıkaran anlayışlarının bir sonucudur. Yine bu dönemde kaybedilen bir dizi PÜ´nin yerine taze kan olarak PÜ alınmamış, parti adeta bu yönüyle de tasfiye hareketi ile karşı karşıya kalmıştır. Tam teşekküllü olması gereken parti organlarının bu dönemde ne olduğu bilinmeyen bir sır değildir.
Oportünistler kendi efendilerini haklı çıkarmak için, her fırsatta ağır objektif koşulları ileri sürmektedirler. Peki, ... bölgesinin iki yıl boyunca bir geri sempatizana emanet edilmesi, bunun yanında YD´nda düzinelerce PÜ´nin tosun beslenir gibi beslenmesinin nedeni hangi ağır koşulların ürünüdür? O zaman devrimci mücadeleye ne gerek vardır, nasıl olsa bahaneler hazırdır, "objektif koşullar ağırdır" vs. vs.
Oportünistlerin kendilerinin de belirttiği gibi, "2. MK iradeyi çiğnemiş ve eylem birliğini bozmuştur" diyorlar. Peki o halde bunlara karşı, "konferansın" aldığı karar nedir? "Hesap soruldu" deniliyor, herhalde sorulan hesap yenilen markların hesabıdirki, onun da zaten tümünün parti çıkarları için harcandığını (?!) "konferanstan" önce de söylüyorlardi. Zaten bundan başka da soracakları bir hesap olamaz, bizzat hesap veren bu muğlak oportünistlerdir, var güçleriyle ML´lere saldırıyorlar. "K" kararları okunduğunda bu durum daha net görünüyor (ileride değineceğiz).
Öte yandan, "2. MK´nin esas hattını oluşturan hat, sağ oportünist hattır" deniliyor. Peki, sağ oportünist hatta karşı alınan tavır nedir? Bu platformu oluşturan sağ oportünizmin, aynı yapısı muhafaza edilerek, partinin içinde bırakılması hangi anlayışın ürünüdür? Bu revizyonist ve oportünistlerin anlayışına göre "bunlar parti içinde kalır ve görüşlerinin propagandasını işleyişe göre yaparlar" diyorlar. Bu anlayış ML düşmanı oportünist ve uzlaşmacı bir anlayıştan başka birşey değildir. Bir kere daha belirtelim ki, partinin içinde farkli düşünceler olur ve olması da kaçınılmazdır. Ama bu farklı düşünceler partinin düşüncelerine karşı esası oluşturuyorsa, bunlar partiden atılırlar. Yani ayrı bir platform üzerinde doğan ve şekillenen çizgi ile parti içinde uzun süre kalınamaz. Bu çizgiler ya kongre veya konferanslarda yada başka türlü yollarla tasfiye edilirler. Parti içinde burjuva çizgisinin doğmasi ve varolmasiyla, onun parti içinde bilinçli bir şekilde bırakılması ve korunması ayrı bir şeydir. Örneğin, 2. MK´nin parti çizgisinden saparak, revizyonist bir hat oluşturması ve süreç içinde iflah olmaz bir konuma bürünmesi, kaçılmaz bir şeydir. Şu anlamda kaçınılmazdır diyoruz, çünkü parti içindeki sınıf mücadelesi süreklidir ve bu burjuva çizgisi ile proleter çizgi arasındaki mücadeledir.
Bununla birlikte bu çizginin, parti içinde uzun süre kalmasına müsaade edilemez, edildiği taktirde ise sonuç, parçalanma ve yozlaşma olur. Lenin şöyle diyor: "Parti, partiye aykırı görüşlerini öven üyelerini, kendisinden uzaklaştırmadığı zaman, kaçınılmaz olarak önce ideolojik ve sonra da maddesel bakımdan parçalanacak, isteğe bağlı bir kuruluştur." (Lenin). Yine Stalin yoldaş bu konuyla ilgili olarak şöyle der: "Parti kendisini oportünist unsurlardan arıtarak güçlenir, partideki oportünist unsurlar ise hizipçiliğin kaynağıdırlar." (Stalin).
Oportünistler, bizlerle tartışmalar yürütürlerken, sürekli olarak revizyonistlere "güvenmediklerini", "onların partiye bağlı olmadıklarını"", "ama işleyiş gereği de parti içinde kalmaları gerektiğini" savunuyorlardı. Ama parti içinde ne amaçla kaldıkları ise açıklanmıyordu. Eğer kendi görüşlerinin propagandasını yapmak ve yaygınlaştırmaksa (ki doğal olarak öyledir, bu hem oportünistlerin anlatımıdır, hem de öyle olduğu verilmeyen özeleştiriden de anlaşılmaktadır), o zaman bu açıkça partinin parçalanmasını savunmak ve meşrulaştırmaktan başka bir şey değildir.
Revizyonistlerin parti içinde kalmasını savunan oportünistlerin diğer bir iddiasi da, "partiyi bölmeyelim" iddiasıdır. Bu Mevlanacı anlayışa göre, "kim olursan ol, yeterki gel" mantığı, uzlaşmacı, muğlak ve her tarafa yaranmaya calışan oportünist bir anlayıştır. Lenin şöyle diyor: "Üye sayısını büyütmek değil, üyelerinin niteliklerini iyileştirmek kaygısında olan partiyi kendisine `yaltakçılık` yapanlardan temizlemeye çalışan dünyanın tek iktidar partisi bizim partimiz, devrimci işçi sınıfının partisidir. Yalnızca `yaltakçılık`yapanları kovmak ve yalnızca sınıf bilinci olanları ve komünizme dürüstçe bağlı olanları partide bırakmak için bir çok kez parti üyelerinin kaydını yeniledik ... Böylesi daha iyidir, böylece partiye yalnızca komünizmin içtenlikli yandaşları, emek devletine içtenlikle bağlı olan insanlar, yalnız dürüst emekçiler, kapitalizmde ezilmiş olan yığınların gerçek temsilcileri geliyor. Bize de yalnızca böyle parti üyeleri gerekli." (İşçi Sınıfı Partisi Üzerine, Syf.: 354).
"Bölünmeyelim" demagojisi adı altında her türlü unsuru saflarına almayı, kendi oportünist niteliklerine uygun gören belirsizlere sanırız Lenin yoldaşın bu sözleri iyi bir cevaptir. Bu oportünistler aynı zamanda baş tacı ettikleri bir kısım revizyonistlerin hayranlarıdırlar. Bu revizyonistlerin sınıfsal nitelikleri ve neyi savundukları onlar için önemli değildir. Ama şu gerçeği unutmaları onlar açısından talihsizliktir: "Reklam için değil, ciddi bir iş için bize yeni parti üyeleri gerekir. Böyle insanları partiye çağırıyoruz, onun kapılarını sonuna kadar açıyoruz." (Lenin; İşçi Sınıfı Partisi Üzerine, Syf.: 354). Yine Lenin partinin çizgisine bağlı olmayan, sadece kariyer ve parti saflarında kalanlar için "üstün bir yer sahibi olmak için gelen kişilerin alınması olanağı yoktur. Böylelerinin partiden atılması gerekir." (age, Syf.: 341). Oportünist mantığa göre, Lenin´in de parti yıkıcısı olması gerekirdi. Öyle ya, neden Lenin her türlü renkten oportünisti parti saflarında barındırmadı?! Yazık, oportünistlere yazık, alnınıza kara yazı yazılmış, kaderiniz böyle imiş!
Bir lastik gibi her tarafa uzanan, her tarafa kendilerini uyduran oportünistler ilkesiz "birliklerini" ne kadar "ilkeli ve sağlam" olarak göstermeye çalışıyorlarsa da hiç de böyle olmadığı, aksine kof ve çürük bir "birlik" tenlikleri oldugu tartışılmazdır. Öyle bir edayla konuşuyorlar ki, nerede ise kendi uydurdukları yalanlarına kendileri inanacaklar. Bakın ne diyorlar: "Parti canlı bir organizma gibidir. En küçük bir rahatsızlık, bünyesine giren yanlış anlayışlar, parti içi işleyişteki aksaklıklar iyi olumsuz yönde etkiler. Parti bünyesindeki olumsuzluk (MK dahil) partinin tüm organlarına yansır." ("3. K" kararlarından).
Yukardaki doğru anlayışa katılmamak olası değil. Ama acaba kendi kendilerini "3. K" olarak (daha doğrusu "3. K" olarak) lanse eden oportünistler, bünyelerindeki rahatsızlıkları atabildiler mi? Belki de onlara göre, "sağ oportünist" çizgi rahatsızlık yaratmıyordur. Nede olsa onlar da "partiye bağlı ML´lerdir". Yoksa nasıl ilkeli ve sağlam bir birlik oluştururlardı?
Bir partinin içinde eğer birden fazla merkezi andıran yapı varsa, doğal olarak o P´de proleteryanın demir disiplinide yoktur. "3. K"´ta aldıkları kararları pratik yaşama uyguluyamamanın acizliğini yaşayan oportünistlerin bugünkü durumu bu disiplinsiz ve ilkesiz varlığın sonucudur. Proleterya partisinde disiplin, ne kaba kuvvetle nede askeri disiplinle alınır. Stalin şöyle diyor: "Birliğinden ve demir disiplininden güç alan bir P olmadan proleterya diktatörlüğünü kurmak ve sürdürmek olanaksızdır. Ama bütün PÜ´nin irade birliği olmadan, hareket birliği olmadan, P´de demir disiplin düşünülemez. Kuşkusuz ki bu P´de fikir savaşımına yer olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine demir disiplin, eleştiriye ve fikir savaşımına engel olmak şöyle dursun, P´nin bağrında eleştiriyi ve fikir savaşımını geliştirir. Üstelik bu disiplin `kör` disiplin demek de değildir. Tam tersine, demir disiplin bilinçli ve gönüllü olarak kabul edilen bir itaati öngörür. Çünkü, ancak bilinçli bir disiplin gerçekten demir disiplin olabilir. Ama fikir savaşımı bitince, eleştiri tükenip karara varılınca, bütün parti üyelerinin irade birliği ve eylem birliği şarttır. Bu öyle bir zorunlu şarttır ki, onsuz ne birleşmiş parti, nede partide demir disiplin düşünülebilir." (Leninizmin İlkeleri, Syf.: 110).
Revizyonizme maske olma göreviyle görevli oportünistler, eğer bugunkü durumlarını biraz da olsa görebilseler, kendi aralarındaki parçalanmışlığın kaynağının başlangıç noktasının, her türlü rengin birleşerek gerçekleştirdikleri "3. K"olduğunu görebilirler. Ama nerede o bakış açısı! Eğer bu yapıda olsalardı, ta başından beri bu bataklığa saplanmazlardı, kalkıp da "partimizde irade ve eylem birliği vardır" demezlerdi.
Oportünistler şöyle devam ediyorlar:
"2. MK 5. toplantısına gelindiğinde, parti içindeki görevini ve parti üzerindeki otoritesini yitirmiştir. 5. toplantısına MK´nin bu ruh hali her haliyle yansımıştır. Bu rapor MK içindeki yılgınlığı ve felsefi idealizmi içinde barındırmıştır." ("3. K" kararlarından).
İşte oportünizmin eklektik mantığı budur. Kaş yapmaya çalışırken göz çıkarıyorlar. Bir yandan "5. toplantıya gelindiğinde MK´nin parti içindeki görevini yitirdiğini" söylerlerken, diğer yandan ise muğlak bir- iki cümle ile durumu kurtarmaya ve unutturmaya çalışıyorlar. Bu çok önemli bir konudur. Eger bir MK, MK olma vasfını yitirmişse (hem de 1984´ten beri, çünkü 5. toplantı 1984 yılında yapılmıştır), hangi nedenden dolayı yitirmiştir? Yitirdiği bu vasfını nasıl tekrar elde etmiştir? Bunların açıklanması oportünistler için olanaksızdır. Çünkü o zaman oluşturdukları"birlik" ve düzenledikleri "K"´a, "sağlam ve ilkeli"´dir diyemezler. Yine 5. toplantı raporunun "MK´nın yılgınlığını" yansıttığını söylemektedirler. Ama bu yılgınlığın kaynağına yine inilmiyor. Acaba bunların bu sevgili yoldaşları, çok mu zorlu mücadelelerden geçtiler ki yılgınlığa kapıldılar? Hayır! Bunların yılgınlığı, partiye, devrime ve halka olmayan bağlılığın gün ışığına çıkması idi. Bunlar her ne kadar parlak ve tumturaklı sözler ederlerse etsinler, bunların partinin çizgisine ve bu çizginin devrimi başarıya ulaştıracağına dair zerre kadar inançları yoktur. Uzağa gitmeye gerek yok. Bakın "3. K"´ta MK adına bir konuşma yapan oportünistlerin sevgili yoldaşı ne diyor: "Yoldaşlar, ülke gerçeği konferansımızın ve seçilen MK´imizin önüne üç önemli görev koyuyor: Birincisi, kırlarda ve özellikle Kürdistan´da gerilla savaşını etkin bir tarzda örgütleyerek yaygınlaştırmak…" ("3. K" kararlarından).
İşte gelinen bugünkü aşamada, "etkin gerilla savaşının örgütlenmesinde" söz sırasını kimseye kaptırmayanların, "etkin gerilla savaşından" ne anladıkları ve ne derece baglı oldukları pratik olarak da görülüyor. Her ne kadar bugün bunlar birbirlerini dıştalama işleriyle ugraşıyor ve "verilen görevi kabul etmediler, ondan dolayı atıldılar", yada "bunlar bizim sempatizanlarımızdır, kim oluyorlar da bize görev veriyorlar" diyorlarsa da pek fazla görmemek lazım. Nasıl olsa "K"´ta oluşturdukları "birlik", "parti çizgisi etrafında sağlam ve ilkeli bir birlik"´miş…
Eğer bunlar her tarafa lastik gibi uzanan dillerini biraz kısa tutmuş olsalardı, bir bölgedeki yoldaşlarımızı geçmişteki GKK´nın ihanetçi şefleri derekesine indirgeyip adice saldrmasaydılar, bir başka bölgedeki yoldaşlarımızı "Türkiye´ye gönderecektik. Korktu, gitmedi, biz de attık" vs. vs. gibi yalanlarla teşhir yoluna gitmese idiler, bugünkü kaçkınlıklarını biraz daha çeşitli maskelerle maskeyebilirlerdi. Ama ne diyelim, oportünizmin kötü kaderi böyle yazılmış.
Yukarda belirttiğimiz gibi bu oportünist unsurlar, parti içi iki çizgi mücadelesini bilinçli olarak tahrif ediyorlar. Bilinçli tahrifat olmasa, bunların birlikte kalma nedenlerini açıklamalarının olanağı yoktur. Bakın ne diyorlar: "Burjuva çizgisine karşı mücadelede, ideolojik, siyasi mücadeleye ağırlık verilmeli, çok zorunlu değilse örgütsel tedbire başvurulmamalıdır." (L.Y.D. Sayi: 8, Syf.:53). Konuyla ilgili olarak Stalin de şöyle diyor: "İdeolojik savaşım ile partinin içindeki oportünist unsurların `yenilebilecegini`, parti çerçevesi içinde bu unsurların `üstesinden gelinebileceğini`savunan teori, partiyi felce ve kronik sakatlığa mahkum etmenin belirtisi olan çürük ve tehlikeli bir teoridir. Bu teori partinin oportünizme peşkeş çekilmesi tehlikesini doğurur. Proleteryayı devrimci partisinden, emperyalizme karşı savaşımında başlıca silahından yoksun bırakmakla tehdit eder." (Leninizmin İlkeleri, Syf.: 112).
Görüldügü gibi iki görüş var. Biri oportünizmin görüşü, diğeri ise Stalin´in görüşü. Aslında oportünistler ve revizyonistlerin amacı, partiyi tekellerine almak. Ayrıca bu mantıksız düşüncelerini sözüm ona Mao Zedung ile kanıtlamaya çalııyorlar ve "Mao örgütsel önlemlere her zaman son başvurulacak yöntem olarak başvurmuştur ve bu tutum Leninisttir." (L.Y.D. Sayi: 8, Syf.: 53) diyerek, Mao Zedung ile Stalin´i karşı karşıya getirmek istemektedirler. Zaten bunların son durumu da bu yönde gelişmektedir. Mao Zedung ile Stalin hakkındaki görüşlerinden bu ruh halleri seziliyor.
Oportünistler her ne kadar açıkca söylemiyorlarsa da, bunların anlayışına göre, 2. MK´nin hattı çizgi değil, sapmadır. Gerçi "K" kararlarında, "2. MK´nin hattını oluşturan sağ oportünist hattır" diyorlar, ama bu muğlak bir ifadedir. Bir yandan "sağ oportünist hattır" deniliyor, diğer yandan "çizginin parti içinde varlığını sürdürmesini" meşrulaştrıyorlar (L. Y. D. Sayı: 8, Syf.: 53). Diğer bir yandan ise Lenin, "artık oportünist çizginin, parti içinde meşru görülemeyeceğini, partinin siyasi grup örgütlenmesine tahammülü olamayacağını, net bir şekilde belirtmiştir." (Leg. Yay. Org., S.: 8, Syf.: 50). Şimdi hangisinin doğruluğuna inanacağız. Çizgiyi meşrulaştırıp gelişmesine ve partiyi bölmesine mi, yoksa diğerine mi?! Yani, çizginin tasfiye edilmesine mi?
Eğer oportünistler, 2. MK´nin ideolojik, siyasi platformunu çizgi değil de sapma olarak görüyorlarsa (ki büyük olasılıkla öyledir), o halde bunların düzelmeleri gerekirdi. Çünkü Lenin, "sapma düzeltilebilir bir şeydir. Kişiler bir parça yoldan ayrılmışlardır veya ayrılmaya başlıyorlar. Fakat hala doğru yola sokulabilirler." (Alıntıyı yapan L. Y. O., S.: 8, Syf.: 52). İşte muğlak oportünizmin muğlak görüşleri. Neresinden bakılırsa bakılsın her yanı uzlaşmacılık ve sınıf işbirliği kokuyor. Bir kez daha belirtelim ki, proleterya partisi içinde sınıf mücadelesi vardır ve bu sınıf mücadelesi iki çizgi mücadelesidir. İki çizgi mücadelesinin olması ayrı bir şeydir, onun varlığını muhafaza etmesine müsade etmek ayrı bir şeydir. Onun varlığını meşrulaştırmak, onu partiden tasfiye etmemek, düşmana karşı savaşımımızda bizi silahsız bırakacaktır. Bakın kendilerini haklı çıkarmak için neler yumurtluyorlar:
"Parti içinde kişileri görevden almak, oradan buradan sürmek, örgütten uzaklaştırmak, baskıyla susturmak vb. yöntemleri burjuva çizgisinin o somut koşulda ortaya çıkmış olan görünümünü ortadan kaldırmaz. Olsa olsa geri çekilmesine, gizlenmesine ve zayıf anı kollamasına neden olur." (L. Y. O., S.: 8, Syf.: 53).
Yukardaki anlayışın gizli kapalı bir yanı yoktur. Bu anlayışa göre oportünist ve revizyonist çizginin elebaşları partiden atılmamalı, hatta "görevlerinden de alınmamalıdırlar". "Çünkü o zaman bunlar gizli gizli örgütlenerek partiye darbe vururlar". Bu ne biçim iştir ki, partiden atılanlar tekrar gelip partiye girerek partiye darbeler vuruyorlar?! O halde hiçbir zaman bu çizginin temsilcilerini , partiden atmamak gerekir. İşte bu uzlaşmacı oportünist anlayışın ürünüdür ki, "sağ oportünist" diye tanımladıkları şefleri baş tacı yaparak etrafında toplandılar. Bu sınıf işbirlikçi, oportünist mantığın aksine parti, "hiziplerin varlığı ile bağdaşmayan irade birliğidir" (Stalin). Bu irade birliği, "kendini oportünist unsurlardan arıtarak güçlenir" (Stalin).
Bu oportünist unsurlar, kendi teorilerini kendilerince haklı çıkarmak için sinsice Mao Zedung´un arkasına saklanmaya çalışarak şöyle diyorlar: "İkincisi, örgütsel mücadele, ne parti üyelerine nede işçi sınıfı kitlesine düşman düşünceyi, nasıl tanıtacağı ve onunla nasl mücadele edeceği noktasında ideolojik açıdan hiçbir şey öğretmez. Mao´nun da dediği gibi, Marksizm, düşmanıyla sürekli mücadele içinde daha güçlenir ve yetkinleşir." (L. Y. O., S.: 8, Syf.: 53).
Partinin çizgisine alternatif bir çizgiye sahip olan revizyonistleri baş tacı etmenin mutluluğunu yaşayan oportünistler, bu tavırlarını haklı çıkarmak için işte böyle zorlamalar içine giriyorlar. Yani, demek istiyorlar ki, "2. MK revizyonistlerini atmadık ki, burjuva düşüncesine karşı mücadele etmesini öğrenelim". Bu düşünce kendi mantıklarına uygun bir düşüncedir, bu düşüncelerine Mao Zedung´u alet etmeleri ise sahtekarlıktır.
ML, hayatın her alanında burjuva ideolojisi ile mücadele ederek gelişir ve güçlenir. Bu gerçek, ekonomik- demokratik ve siyasi alanlarda olduğu gibi, bu mücadelenin bir yansıması olan proleterya partisinin içinde de böyledir. ML´ler bunlar ortaya çıktığı andan itibaren, bunları düzeltme yoluna giderler. Ama düzeltmeleri olanaksızlasırsa, parti saflarından atılırlar. İşte Mao Zedung´un belirttiği budur. Yani, hem parti dışında, hem de parti içinde ML sürekli olarak burjuva ideolojisi ile savaşım halindedir. Bu savaşım, burjuva cizgisinin parti içinde meşrulaştırılmasına ve gelişip güçlenmesine göz yummak değildir. Bu açıdan 2. MK´nin revizyonist çizgisine karşı verilen mücadeleden ML çizgi gelişip güçlenerek, berrak bir hal alırken, revizyonist çizgi olumsuzluğa doğru giderek iflah olmaz bir hal aldı ve sonuçta da parti saflarından atıldı. Bu çizgi ile sahip olduğu platform temelinde bir arada bulunmayı savunmak, "emperyalizme karşı savaşımda proleteryayı başlıca silahından yoksun bırakmayı" (Stalin) savunmak demektir. İşte oportünizmin savunduğu da budur.
YDB`NİN TOPLANTISINDA ("3. K") DABK NASIL DEĞERLENDİRİLİYOR?
Doğu Anadolu Bölge Komitesi (DABK) 1981´den 1987´ye dek her türlü ağır objektif ve subjektif koşullara rağmen, düşmandan aldığı darbelere rağmen, yenilmeyen ve parti politikasından da hiçbir zaman ayrılmayan, burjuva akımlara karşı sonuna dek mücadele eden, bu mücadelede revizyonizme başlangıç darbesini vuran tek bölgedir.
DABK´nin bu yapısından dolayı parti kitlesi üzerinde tartışılmaz bir otoritesi ve saygınlığı vardır. Bundan dolayıdır ki, parti içinden çıkan burjuva akımlar hiçbir zaman bir bütün olarak DABK´ni hedef seçerek saldıramadılar. Saldırmanın zeminini de bulamadılar zaten. İki çizgi mücadelesinin son aşamasında revizyonist çizgi ile birlikte saf tutan orta yolcu bir grup bulanık oportünistin desteği ile gerçekleştirdikleri ve adına "3. K" dedikleri toplantıdan sonra açık cepheden saldırıya başladılar. Orta yolcu bir grubun revizyonistlerle birlikte hareket etmesi şüphesiz ki parti açısından olumsuz bir durumdu. Ayrıca bu orta yolcu grup bir kısım parti kitlesini, "K´ta revizyonistleri tasfiye ettik" ve "Dogu´daki yoldaşlarla mutlaka birleşeceğiz" demagojisi ile sempati toplamaya çalışıyordu.
ML´ler 1987 yılı Eylül´ündeki DABK´nin olağanüstü bölge konferansında da doğru bir şekilde tespit ettikleri gibi, adına "3. K" dedikleri curcuna, geçmişin faturasını ML´lere yükledi. ML´leri "dayatmacılıkla" ve "askeri bakış açısına sahip olmakla", "parti disiplinini çiğnemekle" vb. vb. saldırılarla kendi çapında teşhir etmeye çalıştılar. Kendi açılarından diyoruz çünkü, yoldaşlarımızın partiye, halka ve devrime bağlılık azmi hiçbir zaman bunların bu saldırılarını destekler nitelikte değildi.
1986´da yapılması gereken konferansı boykot eden ve partimizin önemli darbeler almasında birinci derecede sorumlu revizyonistlere doğru dürüst bir eleştiri yapılmazken, yoldaşlarımızın alabildiğince karalanması bizim açımızdan yadırganacak birşey değildir. Çünkü, revizyonistlerden ve onun emireri olan orta yolcu oportünistlerden, kendi niteliklerini samimi bir şekilde ortaya koymalarını bekleyemezdik. Zaten düzenleyecekleri "K"´ın bu sonuçta olacağını DABK, Eylül 1987´deki konferansında belirtmişti. Bu tespiti gelişmeler de doğruladı. Şöyle diyorlar:
"MK 9 yoldaşın ölümünden sonra konferansın Dersim´de yapılmamasını istedi. Ancak DABK buna karşı çıktı. Konferansın başka yerde yapılması halinde konferansa kat&

YDB`NİN TOPLANTISINDA ("3. K") DABK NASIL DEĞERLENDİRİLİYOR? Doğu Anadolu Bölge Komitesi (DABK) 1981´den 1987´ye dek her türlü ağır objektif ve subjektif koşullara rağmen, düşmandan aldığı darbelere rağmen, yenilmeyen ve parti politikasından da hiçbir zaman ayrılmayan, burjuva akımlara karşı sonuna dek mücadele eden, bu mücadelede revizyonizme başlangıç darbesini vuran tek bölgedir. DABK´nin bu yapısından dolayı parti kitlesi üzerinde tartışılmaz bir otoritesi ve saygınlığı vardır. Bundan dolayıdır ki, parti içinden çıkan burjuva akımlar hiçbir zaman bir bütün olarak DABK´ni hedef seçerek saldıramadılar. Saldırmanın zeminini de bulamadılar zaten. İki çizgi mücadelesinin son aşamasında revizyonist çizgi ile birlikte saf tutan orta yolcu bir grup bulanık oportünistin desteği ile gerçekleştirdikleri ve adına "3. K" dedikleri toplantıdan sonra açık cepheden saldırıya başladılar. Orta yolcu bir grubun revizyonistlerle birlikte hareket etmesi şüphesiz ki parti açısından olumsuz bir durumdu. Ayrıca bu orta yolcu grup bir kısım parti kitlesini, "K´ta revizyonistleri tasfiye ettik" ve "Dogu´daki yoldaşlarla mutlaka birleşeceğiz" demagojisi ile sempati toplamaya çalışıyordu. ML´ler 1987 yılı Eylül´ündeki DABK´nin olağanüstü bölge konferansında da doğru bir şekilde tespit ettikleri gibi, adına "3. K" dedikleri curcuna, geçmişin faturasını ML´lere yükledi. ML´leri "dayatmacılıkla" ve "askeri bakış açısına sahip olmakla", "parti disiplinini çiğnemekle" vb. vb. saldırılarla kendi çapında teşhir etmeye çalıştılar. Kendi açılarından diyoruz çünkü, yoldaşlarımızın partiye, halka ve devrime bağlılık azmi hiçbir zaman bunların bu saldırılarını destekler nitelikte değildi. 1986´da yapılması gereken konferansı boykot eden ve partimizin önemli darbeler almasında birinci derecede sorumlu revizyonistlere doğru dürüst bir eleştiri yapılmazken, yoldaşlarımızın alabildiğince karalanması bizim açımızdan yadırganacak birşey değildir. Çünkü, revizyonistlerden ve onun emireri olan orta yolcu oportünistlerden, kendi niteliklerini samimi bir şekilde ortaya koymalarını bekleyemezdik. Zaten düzenleyecekleri "K"´ın bu sonuçta olacağını DABK, Eylül 1987´deki konferansında belirtmişti. Bu tespiti gelişmeler de doğruladı. Şöyle diyorlar: "MK 9 yoldaşın ölümünden sonra konferansın Dersim´de yapılmamasını istedi. Ancak DABK buna karşı çıktı. Konferansın başka yerde yapılması halinde konferansa katılmayacağını ilan etti. Bu tavır parti disiplinini çiğnemekti. Aynı zamanda dayatmacılıktı… DABK delegelerin çoğunun kararına da uymayarak disiplinsiz ve dayatmacı tavrında direterek, parti içinde bunalımı üst noktaya sıçratmanın ilk adımını atmış oldu… Bu partiyi küçümseyen, silahlı güçleri ise partinin üstüne çıkaran askeri bakış açısının ürünü bir anlayıştır. Partimiz "3. K´ta bu anlayışı red ve mahkum etmiştir" ("3. K" kararlarından). Yukarda söylenen yalanlardan daha fazla yalan, yapılan seviyesiz saldırıdan daha seviyesiz saldırı olamaz. Bu, revizyonizmin ve oportünizmin sınıfsal niteliğine tam da uygun bir saldırıdır. Eğer biraz da olsa dürüst davranabilselerdi, biraz da olsa yalan söylemeselerdi, şüphesiz ki kendilerine "3. K"çı diyen ukala takımının ilk çıkışı ve ilk çıkışı ile birlikte sonları da olacaktı. Ama bu yalan ve seviyesiz saldırı, biraz da olsa onların ömrünü uzattı. 1986´daki gelişmelerin, nasıl geliştiğini daha önceki yazılarımızda ayrıntılı olarak belirttik. Yine de bu yalan ve saldırıların gerçek amacının ortaya çıkarılması açısından kısaca anlatmayı gerekli görüyoruz. 1984´te toplanan 2. MK 5. toplantısında, 3. K´ın Türkiye´de kırsal alanda yapılması karara bağlanmıştı. Ayrıca bu süre içinde MKSB´nun da kırsal alana taşınması karara bağlanmıştı. 1985´e gelindiğinde, MK´nin aldığı bu kararlara uymadığı ortaya çıktı. Konferansı "hazırlıkların yetersizliğine" bağlayarak 1986´ya erteledi. Her ne kadar MK´nin bu kararına karşı çıkılmış ve partinin bir an önce konferansa gitmesi gerektiği Doğu bölgesindeki bazı yoldaşlar tarafından doğru bir tarzda savunuldu ise de sonuçta bu yanlış karar partiye onaylattırıldı. Oysa partinin bir an önce iç tartışmalardan kurtulması ve sağlam bir şekilde ayakları üstüne dikilmesi gerekiyordu. Ayrıca 5. toplantıda alınan "SB´nun kırsal alana yerleşmesi" kararı da kağıt üzerinde alınan bir karar olmaktan öteye gidemedi. MK´nin konferansı ertelemesinin başlıca iki nedeni vardı: Birincisi, partinin tüm olanakları ellerindeydi. Bu olanaklarla, revizyonist görüşlerinin propagandasını yapma imkanını ve zamanını bulmuş olacaklardı. Örneğin, tartışma yayın organı olarak çıkarılan PB (Parti Birliği)´nin çıkan 4 sayısının ilk ikisi bunların, üçüncü sayısı ise bunların görüşlerine yakın kişilerin görüşleri idi. ML´lerin görüşleri ise ancak 4. sayıda yayınlandı, o da parti içinde dağıtılmadı. Zaten basıldığı zaman normal işleyişe göre konferansın bitim tarihine denk geliyordu (tabi konferans yapılsaydı). İkinci neden ise, Türkiye´deki siyasi ortamın yumuşamasını bekliyorlardı. Bu ödlek revizyonistlere göre Türkiye´ye gelinirse, ya hemen ölünür, yada yakalanılırdı. Pratik süreç bunların böyle düşündüklerini kanıtladı. 1986 yılı başlarında MK´nin aldığı karar Doğu´ya iletildiğinde, tüm hazırlıkların Haziran´a dek bitirilmesi (alt bölge konferansları, delege seçimleri vs.) ve merkezi konferansın Temmuz ayında yapılması gerektiği bildirilmişti. MK´nin almış olduğu bu karara uygun hareket eden DABK, ağır objektif koşullara rağmen, tüm hazırlıklarını bitirerek Temmuz ayında yapılması gereken konferansın hazırlıklarına başladı. Bu arada DABK bölgedeki örgütlenme ve faaliyetleri merkezi konferansa tabii kıldı. DABK bu aşamada şunları düşünüyordu, "Merkezi atamaları 3. K´ta seçilecek MK yapmalıdır" diyordu. Gerçekten partinin objektif durumuna göre, ilk etapta bu anlayış (yani örgütlenmenin ve faaliyetin merkezi konferansa tabii kılınması) doğru idi. Konferansın güvenliği önemli bir sorundu. Fakat daha sonraki aşamadaki gelişmeler gösterdi ki, bölgedeki örgütlenme yeniden düzenlenmeli idi. DABK burada önemli bir hata yaparak düşman karşısında alınan darbelerde belirleyici olmasa da önemli derecede pay sahibi oldu. Oysa gelişmeler MK´nin ve yandaşlarının konferansı oyaladıklarını ve sabote ettiklerini gösteriyordu. Gelmeleri gereken tarihe dek revizyonistler konferansın yapılacağı alana- daha doğrusu ülkeye- gelmediler. Gelmemelerine bahane olarak da, "yer bulamadığımız için konferansımızı- alt konferans- yapamadık" dediler. Gösterdikleri bu bahane onların niteliklerini ve amaçlarını çok açık bir şekilde ortaya koyarken, Doğu´daki delege yoldaşlar onlarla gereksiz tartışmalara girerek zaman öldürdüler. Doğru bir şekilde tespit ettikleri, "2. MK´nin niteliği iflah olmaz revizyonisttir" tespitine rağmen, yine de bunlardan samimiyet bekleme hatasına düştüler. Daha sonra- 9 yoldaşın vurulmasından sonra- revizyonistler tarafından konferansın YD´nda yapılması önerildi. Yoldaşlarımız bunların bu önerisine karşılık olarak, konferansın tüm hazırlıklarının yapılmış olduğunu, bu açıdan bir başka alana taşınmasının yeni hazırlıkları ve süreyi gerektirdiğini, bunun ise, konferansa tabi kılınan faaliyet ve örgütlenmeye zarar vereceğini, örgütlü güçleri heder edeceğini, bu açıdan YD´nda yapılacak olan bir konferansa katılmayacaklarını bildirdiler. Ayrıca revizyonist çizgi savunucularına güvenmediklerini, konferansın YD´nda yapılması halinde bunların yine de Türkiye´deki mücadeleye katılmayacaklarını, bu açıdan konferanstan sonra da aynı bunalımlı ortamın yaşatılmak istendiğini, güvenlik gerekçesinin bahane olduğunu, Türkiye´de (kırsal alanda) belli risklerin bulunmasına rağmen, konferans için koşulların bulunduğunu vs. vs. ile zaman öldürülmeden konferansa gelmeleri istendi. Bu doğru ve kararlı tavırdan sonra çıkarılan üçüncü bahane, partinin kurtarıcısı olarak reklam edilen birinin, konferansın YD´nda yapılmaması halinde konferansa katılmayacağı idi. Yoldaşlarımız bu seçme iddiaya karşı olarak, "kimse parti konferansının üstüne çıkarılamaz, bu insanın tavrı hakkındaki kararı konferans vermelidir" dediler. Dördüncü bir bahane olarak ise, Batı´daki delegelerin Doğu´da bir konferansın yapılmasından yana olmadıkları idi. Bu bahaneye karşılık olarak da, Batı delegelerinden bir yoldaşın Doğu´ya gelmesi ve sorunun konuşulmasını istediler. Bu toplantıdan çıkacak iradenin kararına uyacaklarını bildirdiler. Batı´daki delegelerin temsilcisi olarak gelen yoldaşın da katılımıyla yapılan toplantıdan çıkan karar konferansın Doğu´da yapılması idi. Yani parti iradesinin kararı yoldaşlarımızın ML tavrını onayladı. Bu noktada oportünistlerin "DABK´ın delegelerin çoğunluğunun kararına uymayarak disiplinsiz ve dayatmacı tavırları…" ("3. K" kararlarından) şeklindeki iddiası yalan ve saçmalıktan başka birşey değildir. Revizyonistler ve oportünistler, "Batı´daki delegeler konferansın Doğu´da yapılmasından yana değildiler, ama Parti bölünmesin diye Doğu´da yapılmasına razı oldular" şeklinde bir yalan daha uydurdular.. Bu yalanın hiçbir doğruluk payı bulunmadığı gibi, bu, aynı zamanda bu yoldaşa güvensizlik ve karalamayı da beraberinde getirir (Bati delegeleri adına toplantıya katılan Ünal Küçükbayrak yoldaş 21 Kasım 1986´da 9 yoldaş ile birlikte şehit düştü). Oysa bu yoldaş, partiye bağlı ML bir önder kadro idi. Bu özelliğiyle liberal davranması, partinin genel çıkarını" dayatmacılığa" feda etmesi düşünülemez. Bu yalan, parsa toplamaya calışan oportünist ve revizyonistlerin yalanıdır. Bu konuyla ilgili herhangi bir yazılı belge de yoktur. Aksine, bu yoldaş tarafından revizyonistler beklenmeden konferansın toplanması önerilmiştir. Bunun böyle olduğunu her zaman her yerde kanıtlamaya hazırız. Delege çoğunluğu tarafından alınan bu karar, iki yüzlü iflah olmaz revizyonistlere, maskelerini çıkartacak son darbe oldu. Bu karardan sonra revizyonist çizginin elebaşlarından bazıları istifa ederken (delegelikten), kimisi hastalığını, kimisi de "kurtarıcılığını" bahane ederek konferansa gelmediler. Bu durum delege yoldaşlarımızın ne derece isabetli davrandıklarını ortaya koydu. Şüphesiz ki konferans YD´nda yapılmış olsaydı, bu unsurlar en keskin ML pozlarına bürünecek ve belki de yeniden MK´ne seçileceklerdi. Ama ne yazık ki "partinin 3. K"´ı olarak lanse edilen bu toplantıda, bu unsurlara karşı alınan en ufak bir tavır belirtisi yoktur. Ne yapsınlar zavallılar, demek ki "parti içinde" onlara karşı mücadele yürüterek, burjuvaziye karşı savunmayı öğreneceklermiş… Revizyonistlerle Temmuz ayında başlayan tartışma Kasım ayı başlarında ancak bir sonuca bağlandi. Revizyonistlerin oyalama taktiği ile uygun yaz ortamı harcandı gitti. Gelen kış koşulları konferansa tabii kılınan örgütlenme ve faaliyetin dağınıklığı ile birleşince, 21 Kasım 1986´da alınan darbeye adeta davetiye çıkarıldı. Bu darbe ile konferans 7 asil delegesini kaybetti ve konferansın yapılması geçici de olsa engellenmiş oldu. Bu olaydan sonra DABK, revizyonist niteliğe sahip olan ve MK olma niteliğini yitiren kişilerle her türlü irtibatın kesilmesini kararlaştırarak yeniden konferansı örgütlemek için KÖK (Konferans Örgütleme Komitesi) örgütlemesinin yapılmasını kararlaştırdı. Bu süre içinde bölgedeki (Dogu Bölgesi) delegelerin küçümsenmeyecek hataları oldu. Bunları kısaca özetlersek: 1- Revizyonistler tarafından konferansı sabote etmenin belirtileri ortaya çıktığı andan itibaren, bölgedeki örgütlenmeyi yeniden düzenleyerek dağınıklığa son verilmeliydi. 2- Revizyonistlerin konferansı sabote etme amacını gören ve bu konuda "MK ile hemen ilişkiler kesilmelidir, bunlar Doğu´daki konferansa katılmayacaklar" şeklindeki uyarıları dikkate almadılar. 3- "Konferansa gölge düşürmeme" anlayışından hareketle, revizyonist bir unsurun beklenmesi uzun bir süreyi almıştır. Bu insan üç randevuya gelmediği halde yine de beklenmiştir. Oysa diğer delegeler epeyce zamandan beri konferans alanında toplanmışlardı, konferansı hemen toplamaları gerekirdi. 4- Delegelerin korunmasında yeterince dikkatli davranılmadı, düşman küçümsendi. Yoldaşlarımızın bu pratik hataları, revizyonistlerin konferansı bilinçli olarak sabote etme tavırlarıyla birleşince 21 Kasım 1986 darbesi alındı. Bu darbelerin alınmasında esas rolü oynayan revizyonizm ile her türlü bağın kesildiğinin açıklandığı Aralık 1986´dan Ağustos 1987´ye dek parti içinde bu konu ile ilgili tartışmalar sürdürüldü ve nihayet Ağustos- Eylül 1987´de revizyonistlerin partiden atıldığı kamuoyuna açıklanarak, parti içindeki bu tartışmaya son verildi. Gelişmeleri böyle kısaca özetledikten sonra revizyonist ve oportünistlerin iddialarına geçelim. Şöyle diyorlar: "MK 9 yoldaşın ölümünden sonra konferansın Dersim´de yapılmamasını istedi. Ancak DABK buna karşı çıktı. Konferansın başka yerde yapılması halinde konferansa katılmayacağını ilan etti. Bu tavır parti disiplinini çiğnemekti, aynı zamanda dayatmacılıktı." ("3. K" kararlarından). Yoldaşlarımızın konferansa karşı tavırlarını ve konferansın YD´nda yapılması halinde nelerden dolayı katılmayacaklarını yukarda açıkladık. Bu durum iddia edildiği gibi parti disiplinini çiğnemek değildi. Eğer disiplin dedikleri bir- iki kişinin keyfi tutumlarına göz yummak ve partinin güçlerini bunların burjuva saltanatlarına feda etmekse, ML´ler böyle bir disiplini tanımazlar ve hangi konuda olursa olsun, partinin genel çıkarlarını kişilerin çıkarlarından üstün tutar ve savunurlar. "Dayatmacı davrandılar" iddiasina gelince, bu açıkca temelsiz bir saldırıdır. "Dayatmacılık" ne demektir? Dayatmacılık; doğru da olsa, yanlış da olsa dediğinde diretmek ve inatçılaşmaktır. Parti içindeki her türlü burjuva akımın düşmanı olan ve hiçbir zaman bu akımlarla uzlaşmayan bu yoldaşlarımıza bu tür saldırıların oportünist ve revizyonistler tarafından yapılmasını yadırgamıyoruz. Oportünist ve revizyonistlerden ML´lere övgü beklemiyoruz. Yoldaşlarımızın bu konulardaki tavırları haklıydı ve savunduklarının haklılığını ve doğruluğunu pratik kanıtladı. Oportünistler devamla, "… DABK delegelerin çoğunluğunun kararına uymayarak, disiplinsiz ve dayatmacı tavrında direterek parti içinde bunalımı üst noktaya çıkartmanın ilk adımını atmış oldu." ("3. K" kararlarından). Yoldaşlarımızın, "delege çoğunluğunun kararına uymadıkları" şeklindeki saldırının yersiz ve saçma bir saldırı olduğunu yukarda anlattık. Parti içindeki bunalımı ise iddia edildiği gibi yoldaşlarımız değil, revizyonistler derinleştirmişlerdir. Yoldaşlarımızın, Temmuz´dan Kasım´a dek olan sürede bunları konferansa getirmek için verdikleri uğraş tüm parti tarafından bilinmektedir. Bu iddia kendilerini haklı çıkarmak ve yoldaşlarımızı suçlu göstermek isteyen revizyonistlerin seviyesiz saldırılarından başka birşey değildir. Daha sonra şöyle devam ediyorlar: "DABK alınan bu kayıptan sonra (21 Kasım 1986 kaybını kastediyorlar) 2. MK´nin disiplinini tanımayacağını ilan ederek bir kez daha disiplinsizliğe düşerek, KP´nin en önemli işleyiş kurallarını çiğnemiş oluyordu." ("3. K" kararlarından). Yine burada da bir takım saldırılar yapılıyor, ama nereye, niçin saldırdıklarını biraz da olsa açmıyorlar ve DABK 2. MK´nin disiplinini niçin tanımadı? Revizyonistlerin ve oportünistlerin iddia ettikleri gibi, bu tanımama keyfi bir tutumun sonucu değil, meçru bir MK olma varlığını her açıdan yitirenlerin tanınmaması idi. Mücadele süreci içinde belirginleşerek iflah olmaz bir konuma gelen, partinin programını savunmayan, tüzüğüne uymayan, bununla da kalmayarak kendi kişisel çıkarlarını ön plana çıkararak partiye bilinçli olarak darbeler vuran, parti üyeliği sıfatıyla bir ilgileri bulunmayan revizyonist bir tekkenin tanınmamasi idi. 2. MK´nin partiye vurduğu darbeler bilinçli darbeler derken, bundan karşı devrimci ve faşistlerin vurduğu darbelerle eş anlamlı olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Oportünizm de Marksizm´e darbeler vurur ama bu darbeleri vuranların karşı devrimci olmaları şart değildir. Örneğin KK´nin (Koordinasyon Komitesi) 1976´da partiye vurduğu darbe bilinçli oportünist bir darbedir. GKK´nin (Geçici Koordinasyon Komitesi) ve 1. MK´nin vurduğu darbeler de bilinçli darbelerdir. Bu açıdan 2. MK revizyonistlerinin partiye vurduğu darbeler de bilinçli darbelerdir. Bunu bir somut örnek ile açıklayacak olursak; 1986 yazında Doğu´daki örgütlenme ve faaliyet merkezi konferansa tabi kılınmıştı. Konferansın zamanında yapılmaması ve sürüncemede bırakılmasının partiye darbeler vuracağı bilinen bir gerçek olduğu halde, revizyonistlerin bu süreci bilinçli ve kendi kişisel yararlarını ön plana alarak uzatmaları, bilinçli bir davranışın sonucudur. Dağınık bir örgütlenmenin düşman karşısında darbe alacağını bilmek için kahin olmak şart değildir. Şimdi şu soru akla gelebilir. 2. MK niçin bu süreci uzatarak darbelerin alınmasına zemin hazırladı? Bunun cevabını bilmemek için revizyonistleri tanımamak gerekir. Eğer bu hain revizyonistler iyi tanınırsa, bu zemini hazırlamalarının tek nedeninin kişisel çıkarlarını düşünmekten başka birşey olmadığı görülür. Revizyonist çetenin planı şu idi: "Çesitli bahanelerle konferansın uygun yaz şartlarında yapılmasına engel olmak (çünkü Türkiye´ye gelmek demek, her an imha olmak demekti onlar icin), uygun yaz koşulları geçtikten sonra, koşulların olumsuzluğunu ileri sürerek (kış koşullarından dolayı, ulaşım vs.) konferansı YD´na taşımak. Böylece Türkiye´ye gelmekten ve ölmekten kurtulacaklardı. İşte bu hain planlarına partinin genel çıkarlarını feda eden revizyonistlerin disiplini tanınamaz, bir yönetici organ ve parti üyesi olarak görülemezlerdi. Bu tavır, partinin ve devrimin çıkarlarına uygun ML bir tavırdı. Bunların vurduğu darbeler ise bilinçli darbelerdi. Bunların bu tutumu yüzünden, 1986´da partinin aldığı darbeler sonucu silahlı güçlerin 5/3´ü (beşte üçü) heder oldu (şehit olma, yakalanma, mücadeleyi terk vs.). İşte tanınmayan disiplin bu durumu bilincli olarak yaratanlarin disiplinidir. Bu partinin disiplinini tanımamak demek değil, aksine bunları dıştalamakla partinin disiplinine uyuldu. Bu tanımama tavrı iradenin tavrı idi. Yani partiye bağlı kesimin çoğunluğu bu karari almıştı. İradenin disiplinine uygun hareket edilmişti ve doğruydu. Yalanlarına şöyle devam ediyorlar: "Parti uzun süre getirilen KÖK önerisini tartıştı. Nisan 1987´de bu tartışma sonuçlanarak parti KÖK önerisini reddetti ve bir an önce konferansa gitme kararı aldı." ("3. K" kararlarından). Gerek KÖK´ün içeriği, gerekse KÖK üzerinde sürdürülen tartışmalar "1987 Eylül´ünde yapılan DABK olağanüstü bölge konferans raporunda" genişçe açıklanmıştır. Yine de kısaca belirtecek olursak: A- KÖK partiye sunulan ve tartışılması gereken bir öneri değil, partinin, içinde bulunduğu bunalımdan kurtulması için sunulan alternatif bir çözüm idi. Bir alternatif olarak sunulan KÖK önerisine göre; meşru bir organ olarak MK tanınmayacak ve bu çizginin kaşarlanmış şefleri bu örgütlenmenin içine alınmayacaktı. Diğer bölgelerdeki partiye bağlı yoldaşlarla birlikte oluşturulacak olan KÖK, partiyi konferansa götürecek ve merkezi yapıya kavuşturacaktı. Merkezi yapı oluşana dek KÖK en üst organ olarak görev yapacaktı. Fakat bu içeriği boşaltılan KÖK alternatifi ne idüğü belirsiz ve muğlak bir öneri şekline getirilerek partiye sunuldu. KÖK´ni bir tartışma önerisi olarak, üstelik de tanınmaması gereken 2. MK´nin eliyle partiye dağıtılması, bölgede (Dogu´da) geçici bir organ olan GBK´nin (Geçici Bölge Komitesi), bölgedeki parti iradesini çiğneyerek darbeci davranmasının bir sonucu olmuştur. Doğaldır ki, diğer bölgelerdeki yoldaşlar bunu kabul etmeyebilirler. Ama bu doğru yöntemden vazgeçilmesini isteyen bölgedeki parti iradesi değil, GBK´nin darbeci anlayışının bir sonucudur. B- "KÖK önerisinin parti tarafından reddedildiği" doğru değildir. Aksine bu alternatif çözümün içeriğinin GBK tarafından boşaltılmasına karşı çıkılmış ve süreçte bu önerinin tekrar doğru bir içerikle kabul edilmesi sağlanarak, bu curcunalı ortama son verilmiştir (Eylül 1987). "Bir an önce gitme kararı alan" MK ve ona uyduluk eden bir bölgedeki cezaevi temsilcileri birkaç oportünist unsurdur. Parti iradesi böyle bir kararı almadı, adına "K" denilen YDB´nun toplantısına da katılmadı. Bu bizim dışımızdaki burjuva çizginin kendi iç sorunudur. ML´ler tarafından revizyonistlerin resmen tasfiye edildiği, Ağustos- Eylül 1987´deki tavır hakkında ise şöyle deniliyor: "Konferansın toplanacağı günlerde (Ağustos 1987) medya´da ayrılık gündeme geldi. Bazı parti üyeleri (...), birkaç gerilla grubunu da yanlarına alarak konferansı tanımayacaklarını söyleyerek ayrıldılar. İki delege yoldaş da bu ayrılıkçıları destekleme tavrı içine girdiler. Bu iki delege yoldaşın gerekçeleri şu idi: `Bölge bölünmesin diye biz de ayrılanlarla birlikte hareket edeceğiz`. Bu mantığı burada yorumsuz bırakıyoruz, elle tutulur hiçbir yanı yok. Siyasetin `s`siyle hiçbir ilgisi olmadığı gibi partinin reddi anlamına geldiği çok açık. Bütünü değil parçayı düşünerek, bütünü parçaya feda etmenin tipik anlayışıdır."… "gönderdiği delege yoldaş da ayrılıkçılardan yana tavır koydu. Böylece üç delege parti konferansını tanımayarak ayrılık ilan etti." ("3. K" kararlarından). Gerçek hiç de yukarda anlatılan gibi değildir. Revizyonistlerin ve iflah olmaz oportünistlerin partiden atılması kararı, bölgedeki tüm parti üyesi, aday üye ve sempatizanlarca alınmıştır. Bu kararı onaylamayan bir tek sempatizan dahi yoktu. Bu açıdan "bazı parti üyeleri" ve "birkaç gerilla grubu" cümlelerini kullanmak burnu büyüklük ve gerçekleri gizleme tavrıdır. İki delege yoldaşın tavrına gelince, bunların tavırları oportünistlerin iddia ettikleri gibi "bölge bölünmesin" temelinde bir tavır değildir. Bu yoldaşlar revizyonistlerin partiden atılmasını 1986 Agustos´undan itibaren partiye önermis ve sonuna kadar da bu tavırlarını doğru bir tarzda sürdürmüşlerdir. Durum böyle iken, "bunların sonradan tavır değiştirdiklerini" söylemek en basit deyim ile yalan söylemekten başka bir şey değildir. Ayrıca revizyonist ve oportünistler bu iki delege yoldaş icin "siyasetin `s`sinden anlamıyorlar" vs. tipindeki basitliğin arkasğna saklanarak kendilerinin siyasetin `s`sinden anladıklarının propagandasını yapmalari ise bunların niteliğine uygun hokkabazlik ve kendini beğenmişliktir. Bu yoldaşlarımızın siyasetin `s`sinden anlayıp anlamadıkları ise oportünistlerin takdirine bağlı değildir. Mücadele pratikleri ve kişisel nitelikleri tüm bu saldırılara cevap vereceği için, bu iddialara gülüp geçmekten baçka birşey yapılamaz. İstanbul Bölgesi´nden "gönderdiklerini" iddia ettikleri yoldaşın bizden yana tavır koymasının nedenini ise, uyduracak başka birşey bulamadıklari için, "Doğu´yu ikna etmesi için gönderdik, kendisi ikna oldu geldi" diye belirtmekle yetiniyorlar. Bu yoldaş bizi iknaya değil, Doğu´daki objektif durumu öğrenmeye gelmişti. Zira son derece niteliklerine uygun yalanları İstanbul´da da atmışlar, "1-2 savaşçının başkaldırması" diye soyut ve gerçekleri yansıtmayan bilgiler vermişlerdi onlara da. Fakat yoldaş duyarlı davranmış ve insiyatifini de kullanarak Doğu´daki gelişmeleri öğrenmek için bizzat gelmişti. Gelişmelerin onların dediği gibi "1- 2 savaşçının başkaldırması" olmadığını görünce de ML´lerle birlikte hareket etmiştir. Yoldaş,(Manuel DEMİR ..y.n.)bu tavrından sonra, revizyonist ve oportünistlerin yoğun karalama ve kişisel yıpratmalarına, partiye, halka ve devrime bağlı ML kişiliğiyle, yürüttüğü pratikle yeterli cevabı vermesini bilmiştir. Adına "K" denilen ve bu tür saldırıların başlatıldığı, bu toplantıdan sonra saldırı furyası genişleyerek devam etti ve hala da devam ediyor. Bu revizyonist- oportünist karışımcılarına göre, "K"´ı tanımayanlar ya siyasetin `s`sinden anlamayan "asker kafalı savaşçılardır" yada "mücadele etmekten korkarak ayrılanlardır". Kendileri ise, "siyasi deha", "partiye, halka ve devrime sarsılmaz bağlarla bağlı ML´lerdir". Ama ne yazık ki, geçen pratik süreç bunun hiç de böyle olmadığını, kendilerinin bir numaralı kavga kaçkınları olduklarını ortaya çıkardı.

Belgenin devamidir:

"MK 9 yoldaşın ölümünden sonra konferansın Dersim´de yapılmamasını istedi. Ancak DABK buna karşı çıktı. Konferansın başka yerde yapılması halinde konferansa katılmayacağını ilan etti. Bu tavır parti disiplinini çiğnemekti. Aynı zamanda dayatmacılıktı… DABK delegelerin çoğunun kararına da uymayarak disiplinsiz ve dayatmacı tavrında direterek, parti içinde bunalımı üst noktaya sıçratmanın ilk adımını atmış oldu… Bu partiyi küçümseyen, silahlı güçleri ise partinin üstüne çıkaran askeri bakış açısının ürünü bir anlayıştır. Partimiz "3. K´ta bu anlayışı red ve mahkum etmiştir" ("3. K" kararlarından).
Yukarda söylenen yalanlardan daha fazla yalan, yapılan seviyesiz saldırıdan daha seviyesiz saldırı olamaz. Bu, revizyonizmin ve oportünizmin sınıfsal niteliğine tam da uygun bir saldırıdır. Eğer biraz da olsa dürüst davranabilselerdi, biraz da olsa yalan söylemeselerdi, şüphesiz ki kendilerine "3. K"çı diyen ukala takımının ilk çıkışı ve ilk çıkışı ile birlikte sonları da olacaktı. Ama bu yalan ve seviyesiz saldırı, biraz da olsa onların ömrünü uzattı. 1986´daki gelişmelerin, nasıl geliştiğini daha önceki yazılarımızda ayrıntılı olarak belirttik. Yine de bu yalan ve saldırıların gerçek amacının ortaya çıkarılması açısından kısaca anlatmayı gerekli görüyoruz.
1984´te toplanan 2. MK 5. toplantısında, 3. K´ın Türkiye´de kırsal alanda yapılması karara bağlanmıştı. Ayrıca bu süre içinde MKSB´nun da kırsal alana taşınması karara bağlanmıştı. 1985´e gelindiğinde, MK´nin aldığı bu kararlara uymadığı ortaya çıktı. Konferansı "hazırlıkların yetersizliğine" bağlayarak 1986´ya erteledi. Her ne kadar MK´nin bu kararına karşı çıkılmış ve partinin bir an önce konferansa gitmesi gerektiği Doğu bölgesindeki bazı yoldaşlar tarafından doğru bir tarzda savunuldu ise de sonuçta bu yanlış karar partiye onaylattırıldı. Oysa partinin bir an önce iç tartışmalardan kurtulması ve sağlam bir şekilde ayakları üstüne dikilmesi gerekiyordu.
Ayrıca 5. toplantıda alınan "SB´nun kırsal alana yerleşmesi" kararı da kağıt üzerinde alınan bir karar olmaktan öteye gidemedi. MK´nin konferansı ertelemesinin başlıca iki nedeni vardı: Birincisi, partinin tüm olanakları ellerindeydi. Bu olanaklarla, revizyonist görüşlerinin propagandasını yapma imkanını ve zamanını bulmuş olacaklardı. Örneğin, tartışma yayın organı olarak çıkarılan PB (Parti Birliği)´nin çıkan 4 sayısının ilk ikisi bunların, üçüncü sayısı ise bunların görüşlerine yakın kişilerin görüşleri idi. ML´lerin görüşleri ise ancak 4. sayıda yayınlandı, o da parti içinde dağıtılmadı. Zaten basıldığı zaman normal işleyişe göre konferansın bitim tarihine denk geliyordu (tabi konferans yapılsaydı). İkinci neden ise, Türkiye´deki siyasi ortamın yumuşamasını bekliyorlardı. Bu ödlek revizyonistlere göre Türkiye´ye gelinirse, ya hemen ölünür, yada yakalanılırdı. Pratik süreç bunların böyle düşündüklerini kanıtladı. 1986 yılı başlarında MK´nin aldığı karar Doğu´ya iletildiğinde, tüm hazırlıkların Haziran´a dek bitirilmesi (alt bölge konferansları, delege seçimleri vs.) ve merkezi konferansın Temmuz ayında yapılması gerektiği bildirilmişti. MK´nin almış olduğu bu karara uygun hareket eden DABK, ağır objektif koşullara rağmen, tüm hazırlıklarını bitirerek Temmuz ayında yapılması gereken konferansın hazırlıklarına başladı. Bu arada DABK bölgedeki örgütlenme ve faaliyetleri merkezi konferansa tabii kıldı. DABK bu aşamada şunları düşünüyordu, "Merkezi atamaları 3. K´ta seçilecek MK yapmalıdır" diyordu. Gerçekten partinin objektif durumuna göre, ilk etapta bu anlayış (yani örgütlenmenin ve faaliyetin merkezi konferansa tabii kılınması) doğru idi. Konferansın güvenliği önemli bir sorundu. Fakat daha sonraki aşamadaki gelişmeler gösterdi ki, bölgedeki örgütlenme yeniden düzenlenmeli idi. DABK burada önemli bir hata yaparak düşman karşısında alınan darbelerde belirleyici olmasa da önemli derecede pay sahibi oldu. Oysa gelişmeler MK´nin ve yandaşlarının konferansı oyaladıklarını ve sabote ettiklerini gösteriyordu.
Gelmeleri gereken tarihe dek revizyonistler konferansın yapılacağı alana- daha doğrusu ülkeye- gelmediler. Gelmemelerine bahane olarak da, "yer bulamadığımız için konferansımızı- alt konferans- yapamadık" dediler. Gösterdikleri bu bahane onların niteliklerini ve amaçlarını çok açık bir şekilde ortaya koyarken, Doğu´daki delege yoldaşlar onlarla gereksiz tartışmalara girerek zaman öldürdüler. Doğru bir şekilde tespit ettikleri, "2. MK´nin niteliği iflah olmaz revizyonisttir" tespitine rağmen, yine de bunlardan samimiyet bekleme hatasına düştüler. Daha sonra- 9 yoldaşın vurulmasından sonra- revizyonistler tarafından konferansın YD´nda yapılması önerildi. Yoldaşlarımız bunların bu önerisine karşılık olarak, konferansın tüm hazırlıklarının yapılmış olduğunu, bu açıdan bir başka alana taşınmasının yeni hazırlıkları ve süreyi gerektirdiğini, bunun ise, konferansa tabi kılınan faaliyet ve örgütlenmeye zarar vereceğini, örgütlü güçleri heder edeceğini, bu açıdan YD´nda yapılacak olan bir konferansa katılmayacaklarını bildirdiler. Ayrıca revizyonist çizgi savunucularına güvenmediklerini, konferansın YD´nda yapılması halinde bunların yine de Türkiye´deki mücadeleye katılmayacaklarını, bu açıdan konferanstan sonra da aynı bunalımlı ortamın yaşatılmak istendiğini, güvenlik gerekçesinin bahane olduğunu, Türkiye´de (kırsal alanda) belli risklerin bulunmasına rağmen, konferans için koşulların bulunduğunu vs. vs. ile zaman öldürülmeden konferansa gelmeleri istendi. Bu doğru ve kararlı tavırdan sonra çıkarılan üçüncü bahane, partinin kurtarıcısı olarak reklam edilen birinin, konferansın YD´nda yapılmaması halinde konferansa katılmayacağı idi. Yoldaşlarımız bu seçme iddiaya karşı olarak, "kimse parti konferansının üstüne çıkarılamaz, bu insanın tavrı hakkındaki kararı konferans vermelidir" dediler. Dördüncü bir bahane olarak ise, Batı´daki delegelerin Doğu´da bir konferansın yapılmasından yana olmadıkları idi. Bu bahaneye karşılık olarak da, Batı delegelerinden bir yoldaşın Doğu´ya gelmesi ve sorunun konuşulmasını istediler. Bu toplantıdan çıkacak iradenin kararına uyacaklarını bildirdiler. Batı´daki delegelerin temsilcisi olarak gelen yoldaşın da katılımıyla yapılan toplantıdan çıkan karar konferansın Doğu´da yapılması idi. Yani parti iradesinin kararı yoldaşlarımızın ML tavrını onayladı. Bu noktada oportünistlerin "DABK´ın delegelerin çoğunluğunun kararına uymayarak disiplinsiz ve dayatmacı tavırları…" ("3. K" kararlarından) şeklindeki iddiası yalan ve saçmalıktan başka birşey değildir. Revizyonistler ve oportünistler, "Batı´daki delegeler konferansın Doğu´da yapılmasından yana değildiler, ama Parti bölünmesin diye Doğu´da yapılmasına razı oldular" şeklinde bir yalan daha uydurdular.. Bu yalanın hiçbir doğruluk payı bulunmadığı gibi, bu, aynı zamanda bu yoldaşa güvensizlik ve karalamayı da beraberinde getirir (Bati delegeleri adına toplantıya katılan Ünal Küçükbayrak yoldaş 21 Kasım 1986´da 9 yoldaş ile birlikte şehit düştü). Oysa bu yoldaş, partiye bağlı ML bir önder kadro idi. Bu özelliğiyle liberal davranması, partinin genel çıkarını" dayatmacılığa" feda etmesi düşünülemez. Bu yalan, parsa toplamaya calışan oportünist ve revizyonistlerin yalanıdır. Bu konuyla ilgili herhangi bir yazılı belge de yoktur. Aksine, bu yoldaş tarafından revizyonistler beklenmeden konferansın toplanması önerilmiştir. Bunun böyle olduğunu her zaman her yerde kanıtlamaya hazırız.
Delege çoğunluğu tarafından alınan bu karar, iki yüzlü iflah olmaz revizyonistlere, maskelerini çıkartacak son darbe oldu. Bu karardan sonra revizyonist çizginin elebaşlarından bazıları istifa ederken (delegelikten), kimisi hastalığını, kimisi de "kurtarıcılığını" bahane ederek konferansa gelmediler.
Bu durum delege yoldaşlarımızın ne derece isabetli davrandıklarını ortaya koydu. Şüphesiz ki konferans YD´nda yapılmış olsaydı, bu unsurlar en keskin ML pozlarına bürünecek ve belki de yeniden MK´ne seçileceklerdi. Ama ne yazık ki "partinin 3. K"´ı olarak lanse edilen bu toplantıda, bu unsurlara karşı alınan en ufak bir tavır belirtisi yoktur. Ne yapsınlar zavallılar, demek ki "parti içinde" onlara karşı mücadele yürüterek, burjuvaziye karşı savunmayı öğreneceklermiş…
Revizyonistlerle Temmuz ayında başlayan tartışma Kasım ayı başlarında ancak bir sonuca bağlandi. Revizyonistlerin oyalama taktiği ile uygun yaz ortamı harcandı gitti. Gelen kış koşulları konferansa tabii kılınan örgütlenme ve faaliyetin dağınıklığı ile birleşince, 21 Kasım 1986´da alınan darbeye adeta davetiye çıkarıldı. Bu darbe ile konferans 7 asil delegesini kaybetti ve konferansın yapılması geçici de olsa engellenmiş oldu. Bu olaydan sonra DABK, revizyonist niteliğe sahip olan ve MK olma niteliğini yitiren kişilerle her türlü irtibatın kesilmesini kararlaştırarak yeniden konferansı örgütlemek için KÖK (Konferans Örgütleme Komitesi) örgütlemesinin yapılmasını kararlaştırdı.
Bu süre içinde bölgedeki (Dogu Bölgesi) delegelerin küçümsenmeyecek hataları oldu. Bunları kısaca özetlersek:
1- Revizyonistler tarafından konferansı sabote etmenin belirtileri ortaya çıktığı andan itibaren, bölgedeki örgütlenmeyi yeniden düzenleyerek dağınıklığa son verilmeliydi.
2- Revizyonistlerin konferansı sabote etme amacını gören ve bu konuda "MK ile hemen ilişkiler kesilmelidir, bunlar Doğu´daki konferansa katılmayacaklar" şeklindeki uyarıları dikkate almadılar.
3- "Konferansa gölge düşürmeme" anlayışından hareketle, revizyonist bir unsurun beklenmesi uzun bir süreyi almıştır. Bu insan üç randevuya gelmediği halde yine de beklenmiştir. Oysa diğer delegeler epeyce zamandan beri konferans alanında toplanmışlardı, konferansı hemen toplamaları gerekirdi.
4- Delegelerin korunmasında yeterince dikkatli davranılmadı, düşman küçümsendi.
Yoldaşlarımızın bu pratik hataları, revizyonistlerin konferansı bilinçli olarak sabote etme tavırlarıyla birleşince 21 Kasım 1986 darbesi alındı. Bu darbelerin alınmasında esas rolü oynayan revizyonizm ile her türlü bağın kesildiğinin açıklandığı Aralık 1986´dan Ağustos 1987´ye dek parti içinde bu konu ile ilgili tartışmalar sürdürüldü ve nihayet Ağustos- Eylül 1987´de revizyonistlerin partiden atıldığı kamuoyuna açıklanarak, parti içindeki bu tartışmaya son verildi.
Gelişmeleri böyle kısaca özetledikten sonra revizyonist ve oportünistlerin iddialarına geçelim. Şöyle diyorlar:
"MK 9 yoldaşın ölümünden sonra konferansın Dersim´de yapılmamasını istedi. Ancak DABK buna karşı çıktı. Konferansın başka yerde yapılması halinde konferansa katılmayacağını ilan etti. Bu tavır parti disiplinini çiğnemekti, aynı zamanda dayatmacılıktı." ("3. K" kararlarından).
Yoldaşlarımızın konferansa karşı tavırlarını ve konferansın YD´nda yapılması halinde nelerden dolayı katılmayacaklarını yukarda açıkladık. Bu durum iddia edildiği gibi parti disiplinini çiğnemek değildi. Eğer disiplin dedikleri bir- iki kişinin keyfi tutumlarına göz yummak ve partinin güçlerini bunların burjuva saltanatlarına feda etmekse, ML´ler böyle bir disiplini tanımazlar ve hangi konuda olursa olsun, partinin genel çıkarlarını kişilerin çıkarlarından üstün tutar ve savunurlar. "Dayatmacı davrandılar" iddiasina gelince, bu açıkca temelsiz bir saldırıdır. "Dayatmacılık" ne demektir? Dayatmacılık; doğru da olsa, yanlış da olsa dediğinde diretmek ve inatçılaşmaktır. Parti içindeki her türlü burjuva akımın düşmanı olan ve hiçbir zaman bu akımlarla uzlaşmayan bu yoldaşlarımıza bu tür saldırıların oportünist ve revizyonistler tarafından yapılmasını yadırgamıyoruz. Oportünist ve revizyonistlerden ML´lere övgü beklemiyoruz. Yoldaşlarımızın bu konulardaki tavırları haklıydı ve savunduklarının haklılığını ve doğruluğunu pratik kanıtladı. Oportünistler devamla, "… DABK delegelerin çoğunluğunun kararına uymayarak, disiplinsiz ve dayatmacı tavrında direterek parti içinde bunalımı üst noktaya çıkartmanın ilk adımını atmış oldu." ("3. K" kararlarından). Yoldaşlarımızın, "delege çoğunluğunun kararına uymadıkları" şeklindeki saldırının yersiz ve saçma bir saldırı olduğunu yukarda anlattık. Parti içindeki bunalımı ise iddia edildiği gibi yoldaşlarımız değil, revizyonistler derinleştirmişlerdir. Yoldaşlarımızın, Temmuz´dan Kasım´a dek olan sürede bunları konferansa getirmek için verdikleri uğraş tüm parti tarafından bilinmektedir. Bu iddia kendilerini haklı çıkarmak ve yoldaşlarımızı suçlu göstermek isteyen revizyonistlerin seviyesiz saldırılarından başka birşey değildir.
Daha sonra şöyle devam ediyorlar: "DABK alınan bu kayıptan sonra (21 Kasım 1986 kaybını kastediyorlar) 2. MK´nin disiplinini tanımayacağını ilan ederek bir kez daha disiplinsizliğe düşerek, KP´nin en önemli işleyiş kurallarını çiğnemiş oluyordu." ("3. K" kararlarından).
Yine burada da bir takım saldırılar yapılıyor, ama nereye, niçin saldırdıklarını biraz da olsa açmıyorlar ve DABK 2. MK´nin disiplinini niçin tanımadı? Revizyonistlerin ve oportünistlerin iddia ettikleri gibi, bu tanımama keyfi bir tutumun sonucu değil, meçru bir MK olma varlığını her açıdan yitirenlerin tanınmaması idi. Mücadele süreci içinde belirginleşerek iflah olmaz bir konuma gelen, partinin programını savunmayan, tüzüğüne uymayan, bununla da kalmayarak kendi kişisel çıkarlarını ön plana çıkararak partiye bilinçli olarak darbeler vuran, parti üyeliği sıfatıyla bir ilgileri bulunmayan revizyonist bir tekkenin tanınmamasi idi. 2. MK´nin partiye vurduğu darbeler bilinçli darbeler derken, bundan karşı devrimci ve faşistlerin vurduğu darbelerle eş anlamlı olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Oportünizm de Marksizm´e darbeler vurur ama bu darbeleri vuranların karşı devrimci olmaları şart değildir. Örneğin KK´nin (Koordinasyon Komitesi) 1976´da partiye vurduğu darbe bilinçli oportünist bir darbedir. GKK´nin (Geçici Koordinasyon Komitesi) ve 1. MK´nin vurduğu darbeler de bilinçli darbelerdir. Bu açıdan 2. MK revizyonistlerinin partiye vurduğu darbeler de bilinçli darbelerdir. Bunu bir somut örnek ile açıklayacak olursak; 1986 yazında Doğu´daki örgütlenme ve faaliyet merkezi konferansa tabi kılınmıştı. Konferansın zamanında yapılmaması ve sürüncemede bırakılmasının partiye darbeler vuracağı bilinen bir gerçek olduğu halde, revizyonistlerin bu süreci bilinçli ve kendi kişisel yararlarını ön plana alarak uzatmaları, bilinçli bir davranışın sonucudur. Dağınık bir örgütlenmenin düşman karşısında darbe alacağını bilmek için kahin olmak şart değildir. Şimdi şu soru akla gelebilir. 2. MK niçin bu süreci uzatarak darbelerin alınmasına zemin hazırladı? Bunun cevabını bilmemek için revizyonistleri tanımamak gerekir. Eğer bu hain revizyonistler iyi tanınırsa, bu zemini hazırlamalarının tek nedeninin kişisel çıkarlarını düşünmekten başka birşey olmadığı görülür. Revizyonist çetenin planı şu idi: "Çesitli bahanelerle konferansın uygun yaz şartlarında yapılmasına engel olmak (çünkü Türkiye´ye gelmek demek, her an imha olmak demekti onlar icin), uygun yaz koşulları geçtikten sonra, koşulların olumsuzluğunu ileri sürerek (kış koşullarından dolayı, ulaşım vs.) konferansı YD´na taşımak. Böylece Türkiye´ye gelmekten ve ölmekten kurtulacaklardı. İşte bu hain planlarına partinin genel çıkarlarını feda eden revizyonistlerin disiplini tanınamaz, bir yönetici organ ve parti üyesi olarak görülemezlerdi. Bu tavır, partinin ve devrimin çıkarlarına uygun ML bir tavırdı. Bunların vurduğu darbeler ise bilinçli darbelerdi. Bunların bu tutumu yüzünden, 1986´da partinin aldığı darbeler sonucu silahlı güçlerin 5/3´ü (beşte üçü) heder oldu (şehit olma, yakalanma, mücadeleyi terk vs.). İşte tanınmayan disiplin bu durumu bilincli olarak yaratanlarin disiplinidir. Bu partinin disiplinini tanımamak demek değil, aksine bunları dıştalamakla partinin disiplinine uyuldu. Bu tanımama tavrı iradenin tavrı idi. Yani partiye bağlı kesimin çoğunluğu bu karari almıştı. İradenin disiplinine uygun hareket edilmişti ve doğruydu.
Yalanlarına şöyle devam ediyorlar: "Parti uzun süre getirilen KÖK önerisini tartıştı. Nisan 1987´de bu tartışma sonuçlanarak parti KÖK önerisini reddetti ve bir an önce konferansa gitme kararı aldı." ("3. K" kararlarından).
Gerek KÖK´ün içeriği, gerekse KÖK üzerinde sürdürülen tartışmalar "1987 Eylül´ünde yapılan DABK olağanüstü bölge konferans raporunda" genişçe açıklanmıştır. Yine de kısaca belirtecek olursak:
A- KÖK partiye sunulan ve tartışılması gereken bir öneri değil, partinin, içinde bulunduğu bunalımdan kurtulması için sunulan alternatif bir çözüm idi. Bir alternatif olarak sunulan KÖK önerisine göre; meşru bir organ olarak MK tanınmayacak ve bu çizginin kaşarlanmış şefleri bu örgütlenmenin içine alınmayacaktı. Diğer bölgelerdeki partiye bağlı yoldaşlarla birlikte oluşturulacak olan KÖK, partiyi konferansa götürecek ve merkezi yapıya kavuşturacaktı. Merkezi yapı oluşana dek KÖK en üst organ olarak görev yapacaktı. Fakat bu içeriği boşaltılan KÖK alternatifi ne idüğü belirsiz ve muğlak bir öneri şekline getirilerek partiye sunuldu. KÖK´ni bir tartışma önerisi olarak, üstelik de tanınmaması gereken 2. MK´nin eliyle partiye dağıtılması, bölgede (Dogu´da) geçici bir organ olan GBK´nin (Geçici Bölge Komitesi), bölgedeki parti iradesini çiğneyerek darbeci davranmasının bir sonucu olmuştur. Doğaldır ki, diğer bölgelerdeki yoldaşlar bunu kabul etmeyebilirler. Ama bu doğru yöntemden vazgeçilmesini isteyen bölgedeki parti iradesi değil, GBK´nin darbeci anlayışının bir sonucudur.
B- "KÖK önerisinin parti tarafından reddedildiği" doğru değildir. Aksine bu alternatif çözümün içeriğinin GBK tarafından boşaltılmasına karşı çıkılmış ve süreçte bu önerinin tekrar doğru bir içerikle kabul edilmesi sağlanarak, bu curcunalı ortama son verilmiştir (Eylül 1987). "Bir an önce gitme kararı alan" MK ve ona uyduluk eden bir bölgedeki cezaevi temsilcileri birkaç oportünist unsurdur. Parti iradesi böyle bir kararı almadı, adına "K" denilen YDB´nun toplantısına da katılmadı. Bu bizim dışımızdaki burjuva çizginin kendi iç sorunudur.
ML´ler tarafından revizyonistlerin resmen tasfiye edildiği, Ağustos- Eylül 1987´deki tavır hakkında ise şöyle deniliyor:
"Konferansın toplanacağı günlerde (Ağustos 1987) medya´da ayrılık gündeme geldi. Bazı parti üyeleri (...), birkaç gerilla grubunu da yanlarına alarak konferansı tanımayacaklarını söyleyerek ayrıldılar. İki delege yoldaş da bu ayrılıkçıları destekleme tavrı içine girdiler. Bu iki delege yoldaşın gerekçeleri şu idi: `Bölge bölünmesin diye biz de ayrılanlarla birlikte hareket edeceğiz`. Bu mantığı burada yorumsuz bırakıyoruz, elle tutulur hiçbir yanı yok. Siyasetin `s`siyle hiçbir ilgisi olmadığı gibi partinin reddi anlamına geldiği çok açık. Bütünü değil parçayı düşünerek, bütünü parçaya feda etmenin tipik anlayışıdır."… "gönderdiği delege yoldaş da ayrılıkçılardan yana tavır koydu. Böylece üç delege parti konferansını tanımayarak ayrılık ilan etti." ("3. K" kararlarından).
Gerçek hiç de yukarda anlatılan gibi değildir. Revizyonistlerin ve iflah olmaz oportünistlerin partiden atılması kararı, bölgedeki tüm parti üyesi, aday üye ve sempatizanlarca alınmıştır. Bu kararı onaylamayan bir tek sempatizan dahi yoktu. Bu açıdan "bazı parti üyeleri" ve "birkaç gerilla grubu" cümlelerini kullanmak burnu büyüklük ve gerçekleri gizleme tavrıdır. İki delege yoldaşın tavrına gelince, bunların tavırları oportünistlerin iddia ettikleri gibi "bölge bölünmesin" temelinde bir tavır değildir. Bu yoldaşlar revizyonistlerin partiden atılmasını 1986 Agustos´undan itibaren partiye önermis ve sonuna kadar da bu tavırlarını doğru bir tarzda sürdürmüşlerdir. Durum böyle iken, "bunların sonradan tavır değiştirdiklerini" söylemek en basit deyim ile yalan söylemekten başka bir şey değildir. Ayrıca revizyonist ve oportünistler bu iki delege yoldaş icin "siyasetin `s`sinden anlamıyorlar" vs. tipindeki basitliğin arkasğna saklanarak kendilerinin siyasetin `s`sinden anladıklarının propagandasını yapmalari ise bunların niteliğine uygun hokkabazlik ve kendini beğenmişliktir. Bu yoldaşlarımızın siyasetin `s`sinden anlayıp anlamadıkları ise oportünistlerin takdirine bağlı değildir. Mücadele pratikleri ve kişisel nitelikleri tüm bu saldırılara cevap vereceği için, bu iddialara gülüp geçmekten baçka birşey yapılamaz.
İstanbul Bölgesi´nden "gönderdiklerini" iddia ettikleri yoldaşın bizden yana tavır koymasının nedenini ise, uyduracak başka birşey bulamadıklari için, "Doğu´yu ikna etmesi için gönderdik, kendisi ikna oldu geldi" diye belirtmekle yetiniyorlar. Bu yoldaş bizi iknaya değil, Doğu´daki objektif durumu öğrenmeye gelmişti. Zira son derece niteliklerine uygun yalanları İstanbul´da da atmışlar, "1-2 savaşçının başkaldırması" diye soyut ve gerçekleri yansıtmayan bilgiler vermişlerdi onlara da. Fakat yoldaş duyarlı davranmış ve insiyatifini de kullanarak Doğu´daki gelişmeleri öğrenmek için bizzat gelmişti. Gelişmelerin onların dediği gibi "1- 2 savaşçının başkaldırması" olmadığını görünce de ML´lerle birlikte hareket etmiştir. Yoldaş,(Manuel DEMİR ..y.n.)bu tavrından sonra, revizyonist ve oportünistlerin yoğun karalama ve kişisel yıpratmalarına, partiye, halka ve devrime bağlı ML kişiliğiyle, yürüttüğü pratikle yeterli cevabı vermesini bilmiştir.
Adına "K" denilen ve bu tür saldırıların başlatıldığı, bu toplantıdan sonra saldırı furyası genişleyerek devam etti ve hala da devam ediyor. Bu revizyonist- oportünist karışımcılarına göre, "K"´ı tanımayanlar ya siyasetin `s`sinden anlamayan "asker kafalı savaşçılardır" yada "mücadele etmekten korkarak ayrılanlardır". Kendileri ise, "siyasi deha", "partiye, halka ve devrime sarsılmaz bağlarla bağlı ML´lerdir". Ama ne yazık ki, geçen pratik süreç bunun hiç de böyle olmadığını, kendilerinin bir numaralı kavga kaçkınları olduklarını ortaya çıkardı

Belgenin devami:
OPORTÜNİSTLER PARTİNİN BİRİNCİ YENİLGİSİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORLAR?
Oportünistler sürekli olarak "aramızda siyasi ayrılık yoktur" propagandalarını yaparlarken, birtakım zorlamalarla siyasi yakınlık aramaya çalıştıkları, aldıkları bazı kararlarla da, ne denli "yakın" olduklarını pratikleriyle sergiliyorlar. Partimizin aldığı birinci yenilgiyi değerlendirirlerken, esasta 1. K ve 1. MK´nın (aynı zamanda 2. K´ın da) değerlendirmelerinden farklı bir değerlendirme yapamıyorlar. Olan fark ise şudur: Sadece yenilgiye laf olsun diye "objektif yenilgidir" diyorlar. İçerik olarak anlattıklari ise, yenilginin subjektif nedenlerden dolayı alındığı şeklindedir. Şöyle diyorlar:
"Partimiz 12 Mart sonrası Türkiye´de durum değerlendirmesini olduğundan fazla abartmıştır, yani subjektif değerlendirmiştir. O gün Türkiye´de durum şuydu: 15- 16 Haziran şanlı direnişi ile doruğa ulaşan durum, hemen peşinden sıkıyönetimle birlikte önce duraksamış, 12 Mart Askeri Cuntasıyla giderek gerilemiştir. O dönemde partimizin silahlı mücadeleye başlaması, tarihi bir öneme sahiptir. Ancak durum değerlendirmesine bağlı olarak saldırı taktiğini esas aldı. O dönemdeki durum, geri çekilme içinde savunma taktiğini uygulamak ve partiyi bu taktik ile güçlendirmek ve kitle bağlarını geliştirmeye uygundu... Partimizin 1. yenilgisinin nedenleri üzerine 1. K yanlış temelde değerlendirmeler yapmıştır. Oysa subjektif hataların yanında objektif koşulların ağır basması ve partimizin genç ve tecrübesiz oluşu yenilgide belirleyici olan etmendir." ("3. K" kararlarindan).
1. yenilgi üzerine söylenenler kısaca bunlardır. Partinin 1. yenilgisine "subjektif" diyenlerin görüşlerinden farklı olmayan bu görüşler aynı zamanda kendi içinde bir tutarsızlık da arzetmiyor. Zira 1. yenilgiyi subjektif nedenlere bağlayanlar da, aynı zamanda yukardaki objektif nedenlerin varlığını belirtiyorlar. Aralarındaki farklı görüş sadece sözcük düzeyindedir.
Bugüne dek sürekli olarak, 1. yenilginin subjektif durum değerlendirmelerinden ve buna bağlı olarak tespit edilen sol taktik tespitten alındığı savunuldu. Bu yanlış değerlendirmeye bağlı olarak da partimizin kuruluş dönemindeki bazı eksiklik ve hatalar da olduğundan daha da fazla abartıldı. Partimizin almiış olduğu 1. yenilginin (1973) sağlıklı bir şekilde değerlendirilmemiş olmasının, parti politikamızın hayata uygulanmamış olması ve oportünist- revizyonist siyasetlerden şu veya bu oranda etkilenmiş olmasının da etkileri vardır. Bugüne dek partinin resmi değerlendirmesi olan 1. yenilgiye bakış açısı iddia edildiği gibi, alınan yenilgi "yanlış durum değerlendirmelerinden" dolayı alınan subjektif bir yenilgi değil, objektif koşullar sonucu alınan bir yenilgidir. Partimizin 1972´de yaptığı durum değerlendirmesi ve buna bağlı olarak silahlı mücadelenin saldırı taktiğinin tespit edilmesi doğrudur. Oportünistler kendi kendileri ile çelişen görüşler ileri sürerek subjektif hataları olduğunca abartan ve esas hale getiren, peşinden de bu yenilgiyi objektif diye niteleyen bir tutarsızlık içine düşüyorlar. Önce, "Partimiz 12 Mart sonrasi Türkiye´de durum değerlendirmesini olduğundan fazla abartmıştır. Yani subjektif değerlendirmiştir" diyorlar. Bunu açıklamanın gereği yoktur. Bunlara göre, 1972´de Türkiye´de devrimci durum, silahlı mücadelenin saldırı taktiği uygun değildi. Dolayısıyla "parti saldırı taktiğini esas aldğığ için yenildi" demeleri gerekir. Böyle olunca da yenilgide belirleyici rol oynayan nedenler, subjektif nedenler olur. Bir yandan "durum değerlendirmesini subjektif bir değerlendirme" olarak görmek, diğer yandan ise silahlı mücadelenin saldırı taktiğini bu "subjektif durum" değerlendirmesinin bir ürünü olarak değerlendirmek, arkasından da kalkarak "1973 yenilgisi objektiftir" demek doğru bir anlayış değildir. Bu sadece laf olsun diye söylenmiştir.
Partiye "12 Mart sonrası durumu subjektif değerlendirmiştir" şeklindeki eleştiri başlıca iki nedenden kaynaklanıyor:
Birincisi: 12 Mart sonrası"devrimci durumun gerilediği" ve dolayısıyla saldırı taktiğinin, bu döneme uygun bir taktik tespit "olamayacağı" şeklindeki görüştür.
İkincisi: Partimiz tarafından 1972´de savunulan "işçilerin, köylülerin büyük çoğunluğunun kurtuluşlarının "silahlı mücadeleyle olacağını kavramış durumdadırlar" (DABK, 1972 Şubat Kararlarından) şeklindeki tespittir.
A- "Devrimci durumun 12 Mart sonrası dönemde gerilediği ve hakim sınıfların kendi aralarında istikrar sağladıklari" şeklindeki görüş doğru değildir. Devrimci durumun gerilemesi ancak kitlelere verilen ekonomik yada demokratik bazı hakların sonucunda olur. Nitekim İ. Kaypakkaya yoldaşın doğru bir şekilde tespit ettiği gibi, 1923- 1946 ve 1960´larda kitlelere demokratik bazı haklar verilmiş ve devrimci durum bu temelde kısmen gerilemiştir. Yine devrimlerini zafere ulaştıran ülkelerin mücadele tarihlerine bakıldığında, ekonomik bazı tavizler verildiği tarihlerde devrimci durumda bir gerileme söz konusudur. (Örneğin, 1928´de Çin´in belli yerlerindeki toprak reformları ve Peru´da Alan Garcia´nın yaptığı gibi- Garcia PKP´nin dayandığı kırsal alanlarda kısmi toprak reformu yürürlüğe koymuştu). Yine İ. K. yoldaş mücadelenin ileri aşamalarında burjuvazinin peteklerini kurtarmak için bir parmak balı feda edebileceğini, kısmi toprak reformları yapabileceğini ve bunun da devrimci durumda duraklama ve gerilemelere yol açabileceğini doğru bir şekilde belirtmektedir. Bunun dışında iktidarların el değişmesi ve cuntaların iş başına gelmesi devrimci durumu geriletmez, hele hele istikrarı hiç sağlayamaz. Bu burjuvazinin propagandasıdır. Bu temelde bakıldığında, 12 Mart Cuntası iş başına geldiğinde, demokratik yada ekonomik herhangi bir iyileştirme yada reform yapmamıştır. Aksine varolan bu hakları ortadan kaldırmış ve devrimci hareketleri, katliamlarla, idamlarla ve işkencelerle bastırmıştır. Devrimci hareketlerin kanla bastırıldığı, kitlelerin ekonomik ve demokratik haklarının gaspedildiği dönemlerde devrimci durum gerilemez, aksine ilerler. Ama bu durumlarda yenilen, devrimci hareketlerdir. Devrimci hareketlerin yenilmesi demek, devrimci durumun gerilemesi demek değildir. Devrimci durum nedir? Devrimci durum, devrimin objektif koşullarıdır. Bu koşullar, irademize bağlı olmayan, irademiz dışında gelişen koşullardır. Oysa devrimci hareketler, subjektif koşulların ürünüdürler. Devrimci durumun başlıca kriterleri şunlardır:
Birincisi: Yukardaki sınıfların, yani yönetenlerin eskisi gibi yönetemez duruma gelmeleri, acizlik içinde bulunmaları.
İkincisi: Aşağıdaki sınıfların, yani ezilenlerin değişiklik istemeleri, eskisi gibi yaşamak istememeleri.
Üçüncüsü: Ezeni ve ezileni etkileyen bu milli bunalımın bir sonucu olarak kendiliğinden gelme kitle hareketlerindeki artış.
Devrimci durumun 12 Mart ve 12 Eylül sonrası dönemlerde gerilediğini iddia eden oportünistler şu noktalardan hareket ediyorlar:
a- "Hakim sınıflar yönetebiliyorlar, yönetimde bunalım yoktur" diyorlar.
b- "Devrimci durum var ise neden kendiliğinden gelme kitle hareketleri yoktur" diyorlar.
Bu görüşlerin elle tutulur hiçbir yanı yoktur. Birincisi; hakim sınıflar arasındaki çelişki ekonomik bir temelde yükselmiş bulunan bir siyasi istikrar ile azalır. Yani, milli bunalımdan etkilenmemesi, yada bu etkilenme oranının az olması, hakim sınıflar arasındaki çelişkinin derecesini gösterir. Türkiye´de ne 12 Mart, nede 12 Eylül sonrası ekonomik istikrar üzerinde yükselen bir siyasi istikrar yoktur. Aksine ekonomik bunalım derinleşerek devam etmiştir. İkinci neden olan, kendiliğinden gelme kitle hareketlerinin olmayışı ise devrimci hareketlerin olmayışı ise devrimci hareketlerin yenilmiş olması, devrimci demokratik sendika ve kitle örgütlerinin kapatılmış ve dağıtılmış olmasından dolayıdır. Devrimin objektif koşulları ne denli ileri olursa olsun, koşulları dönüştürebilecek subjektif güçlerin olmaması yada zayıf olması devrimi başarıya ulaştırmaz.
12 Mart 1971´e gelindiğinde devrimin objektif koşulları vardı ve en üst noktaydı. Buna bağlı olarak, başta işçi sınıfı ve gençlik olmak üzere, tüm halk sınıflarının düzene karşı mücadelelerinde önemli bir artış vardır. Bazı devrimci hareketler silahlı mücadele yürütüyorlardı. Bu durum karşısında, çaresiz kalan egemen sınıflar, orduyu devreye sokarak askeri darbeyi tezgahladılar. Tezgahladıkları bu darbe devrimci hareketlerin her türlüsüne karşı barbarca davranarak bu hareketlerin çoğunu kanla bastırdı. Hakim sınıfların bu hareketleri bastırmış olmaları ve devrimci hareketlerin yenilgi almış olmalarının nedeni devrimci durumun gerilemiş olmasından dolayı değildir. Aksine hakim sınıflar arasındaki çelişki derinleşmiş (örneğin, cunta arasında, Türün, Sunalp vb. Amerikancı kanatla, Batur, Kayacan vb. Avrupacı kanat arasındaki mücadeleyi ABD´ci kanat kazanmıştır) ve ezeni de ezileni de etkileyen bir milli bunalım daha da derinleşmiştir. Bu açıdan partimizin 12 Mart sonrası yaptığı durum değerlendirmesi doğrudur ve objektiftir.
B- Partimizin "Şubat 1972 DABK kararları"´nda geçen, "işçilerimizin, köylülerimizin çoğunluğunun kurtuluşlarının silahlı mücadele ile olacağını kavramış durumdadırlar" şeklindeki görüşü en fazla istismar edilen, yanlış yorumlanan ve yanlış sonuçlar çıkarılan bir tezdir. Partinin bu görüşünü, kendi burjuva görüşlerine göre yorumlayarak, yüzdelik hesaplara vuranlar ve sonuçta da "kurtuluşun silahlı mücadele ile olacağını kaç kişi kavramıştır" diyerek "subjektivizmi" arayanlar, bu burjuva anlayışlarıyla bir yere varamayacaklardır. Bu anlayışa ilk saldıranlar PDA revizyonistleri olmuştur. Bu koroya daha sonra diğer revizyonistler ve oportünistler de katılmışlardır.
İ. Kaypakkaya yoldaş PDA´nın bu saldırılarına cevap verirken, kitlelerin kurtuluşlarının silahlı mücadele ile olacağını, kavramalarını, bir kadronun kavrayış düzeyi ile karıştırdıklarını ve soruna bu doğrultuda yaklaşımın yanlış olduğunu belirtmektedir. Bu duruma örnek verirken de, geçmişte devlete karşı başkaldırının olduğu alanlardaki kitlenin kendi kurtuluşuna bakışını, işçilerin ayaklanmalarını, köylülerin toprak işgallerini vs. örnek göstermektedir. İ. K. yoldaş bu kitlenin örgütlenmesi ve seferber edilmesinin ne denli gerekli olduğu açısından bu örneği vermektedir. Yoksa, Türkiye´deki işçilerin ve köylülerin yarısından fazlasının (örnegin, % 50´den fazlasının) bu durumu kavramış olduğu sonucu çıkarılamaz bundan. İ. K. yoldaşın, "Şafak revizyonizmi ile aramizdaki ayrılıklarn kökeni" adlı yazısındaki, "Bazı İftiralar Üzerine" başlığı altındaki yazısında PDA revizyonizmine verdiği cevaba aynen katılıyoruz ve doğruluğunu savunuyoruz.
Partimizin 1972´de yaptığı durum değerlendirmesi ve bu durum değerlendirmesine uygun olarak tespit ettiği taktik doğru olmasına rağmen neden yenilgi alınmıştır? Bu sorunun cevabını, herhangi bir yenilginin nedenlerinin neler olabileceğini açıklayarak cevaplandıracağız. İ. K. yoldaş bu konuyla ilgili olarak şöyle diyor:
"Her yenilginin sebebi vardir. Birincisi objektif sebep: Objektif şartlar, belli bir gücün aleyhine, diğerlerinin lehine ise, zayıf olan için bu şartlarda yenilgi kaçınılmazdır. İkincisi subjektif sebep: Objektif şartlar başarı kazanmaya elverişli olduğu halde, hata yapan, yani dış dünyanın kanunlarını kavrayıp, düşüncesini ve davranışlarını bu kanunlara uydurmayan, yani gerçeğe aykırı davranan yenilgiye uğrar. Hangi sınıf, grup, örgüt, kişi yenilirse yenilsin sebep yukardakilerden birisidir veya her ikisidir." (İ. K., Seçme Eserler).
İ. K. yoldaşın bu tahlili ışığında, 1973 parti 1. yenilgisi değerlendirilirse, yenilginin objektif nedenlerden dolayı alındığı daha iyi anlaşılır. Çünkü, partinin 1972 dönemine ilişkin tespit ve taktiği doğru idi. Yani gerçeğe aykırı bir tespiti yoktu. Fakat objektif koşullar partinin aleyhine idi. Bu objektif koşulların başlıcaları şunlardır:
1- Partimiz yeni kurulmuş, mücadele deneyimi - özellikle kırsal alanlar için- yeterli değildi.
2- Partimizin dışındaki diğer devrimci hareketler yenilgi almış, bunun bir sonucu olarak da düşmanın baskı ve saldırıları bir tek nokta üzerinde, yani partimizin üzerinde toplanmıştır.
3- Özellikle kırsal alanlarda sürdürülen silahlı mücadele için, partimizin yararlanabileceği bir miras yoktu. Çünkü geçmişten beri TKP teslimiyetçi ve sağcı bir çizgi izlemişti. Bu tür mücadeleler yürütmemiş olduğu için herhangi bir mücadele mirası da yoktu (diğer devrimci hareketler ise henüz `70´li yıllarda çıkmışlardı).
4- Partimiz, yeni kurulmuş olmasından dolayı örgütlenmesi zayıf, kitle ilişkileri sınırlıydı.
5- Partimizin kadrolarının çoğu genç ve tecrübesizdiler.
Kısaca yukarda sıraladığımız objektif koşulların bir sonucu olarak yenilgi alan partimizin subjektif hataları da vardı. Fakat bu subjektif hatalar ne durum değerlendirmesine, nede tespit edilen taktik tespite yansımamıştır. Bu subjektif hatalar pratik süreç içinde işlenen hatalardır. İ. K. yoldaş yakalandıktan sonra bu hatalarının bazılarını tespit etmiştir. Örneğin, Vartinik´te kalışlarının (uzun süre) yanlış olduğunu, çünkü çevrede çoğu insanın bu durumu bildiğini belirtmektedir. İ. K. yoldaşın bizzat kendisinin bu tür pratik bir hatayı işlemiş olması, partimizin o dönem kır mücadelesi konusunda ne denli deneyimsiz olduğunu göstermektedir. Bu deneyimsizlik de objektif bir durumdur. Oportünistler, partimizin 1972´deki durumu "subjektif değerlendirdiğini" ve bu "subjektif" değerlendirmeye bağlı olarak da yenilgi aldığını belirtmelerine rağmen yine de "esas olarak 1. yenilginin izah etmeye çalıştığım nedenlerden, yaptığım değerlendirmeden dolayı nesnel koşullardan geldiği görüşündeyim. İzlenen yanlış çizgi nesnel koşullarla birleşince yenilgi sürecini hızlandırmış ve yenilginin boyutlarını büyütmüştür." (L. Y. O., S.: 7, Syf.: 16) demeleri tutarsızlık değildir. Yanlış bir durum değerlendirmesi ve bu yanlış durum değerlendirmesi üzerine inşa edilen "sol taktikten" dolayı alınan yenilginin adı SUBJEKTİF olur. Ama bir kez daha belirtelim ki, o dönem gerek durum değerlendirmesi, gerekse izlenen taktik doğruydu. Varolan subjektif hatalar pratikte işlenen hatalardır.
OPORTÜNİSTLER iKİNCİ YENİLGİYİ NASIL DEĞERLENDİRİYORLAR?
Oportünistlerin 1. yenilgiye bakış açılarıyla, 2. yenilgiye bakış açıları aynıdır, hiçbir fark yoktur. Onlara göre, 1972´de yapılan durum değerlendirmesi ve izlenen taktik ile 12 Eylül sonrasi izlenen taktik arasında hiçbir fark yoktur. 1973´te alınan 1. yenilgiye objektif demeleri, 12 Eylül sonrası alınan yenilgiye de subjektif demeleri, kendilerini inanmadıkları bir şeye inandırmaya zorlamalarının bir sonucudur. Şöyle diyorlar:
"2. MK´mız Türkiye´de o günkü durum değerlendirmesinde sol subjektivizme düştü. Devrimci durum ve dalgadaki düşüş daha da belirginleşmesine rağmen, onun duraksadığından bahsetti. Objektif durum yerine kendi arzularını geçirip, bu yanlış durum değerlendirmesine bağlı olarak saldırı taktiğini esas aldı. Oysa yapılması gereken, geri çekilme içinde, aktif savunma taktiğini esas almalıydı." ("3. K" kararlarından 2. yenilginin değerlendirilmesi).
Birinci yenilgi için söylenenlerse şunlardır: "Partimiz 12 Mart sonrası Türkiye´de durum değerlendirmesini olduğundan fazla abartmıştır. Yani subjektif değerlendirmiştir. O gün Türkiye´de durum şuydu. 15- 16 Haziran şanlı direnişiyle doruğa ulaşan durum hemen peşinden sıkıyönetimle birlikte önce duraksamış, 12 Mart Askeri Cuntasıyla giderek gerilemişti. O dönemde P´mizin silahlı mücadeleye başlaması tarihi bir öneme sahiptir. Ancak durum değerlendirmesine bağlı olarak saldırı taktiğini esas aldı. O dönemdeki durum, geri çekilme içinde savunma taktiğini uygulamak ve P´yi bu taktik ile güçlendirmek ve kitle bağlarını geliştirmeye uygundu." ("3. K" kararlarından).
Yukarıdaki iki değerlendirme sonucu çıkan ortak nokta şudur: "Hem 12 Mart sonrası, hem de 12 Eylül sonrası durum değerlendirmesi `sol` subjektiftir" ve "bu subjektif değerlendirmeye bağlı olarak izlenen taktik `sol`dur ve yanlıştır", "bunun yerine aktif savunma taktiği uygulanmalıydı."
Yapılan bu tespitlerden sonra, yüreğinde zerrece dürüstlük ve tutarlılık olan kişinin, bu her iki yenilgi hakkındaki değerlendirmesinin aynı olması gerekir. Eğer subjektif ise her ikisi de subjektiftir, yok eğer objektif ise her ikiside objektiftir. Ama devrimci dürüstlükten nasibini yeterince alamayan "3. K"´çılar için bu durum hiç de önemli değildir. Birinci yenilgi için objektif derken şunları söylüyorlar: "P´mizin birinci yenilgisinin nedenleri üzerine 1. K yanlış temelde değerlendirmeler yapmıştır. Oysa subjektif hataların yanında, objektif koşulların ağır basması ve P´mizin genç ve tecrübesiz oluşu yenilgide belirleyici olan etmendir." ("3. K" kararlarından). İkinci yenilgi için ise: "P´miz 12 Eylül sürecinde yenilgi almıştır. Bu yenilgi de `sol`sapmanın belli bir payı olmakla birlikte, belirleyici olan, sağ oportünist sapmadır." ("3. K" kararlarından).
İşte oportünizmin kıvraklığı ve her tarafa lastik gibi uzanması, bu çelişik ve samimi olmayan tespit ve değerlendirmeleriyle belli oluyor. Bu değerlendirmeler hakkındaki inançsızlıklarını, inanmış gibi göstermelerinin nedeni, ML´lerle "ortak yan" bulma uğraşlarının bir sonucudur. Nitekim "birlik" için ileri sürdükleri önerilerinde sürekli olarak "aramızda siyasi ve ideolojik ayrılık yoktur" sakızını çiğnemektedirler. Ama aramızdaki görüş ayrılığının siyasi ve ideolojik olduğu açıktır. Bir takım genel doğruların içeriğinin boşaltılarak savunulması ise, siyasi ve ideolojik yakınlığın olduğunu getirmez. Yukardaki iki örneği yan yana koyarak açıklamamızın nedeni ise, sadece bu içeriklerin nasıl başaltıldığına dair iki örnek sunmaktır.
Oportünistlerin iddia ettikleri gibi, 2. K ve 2. MK 1981´de durum değerlendirmesinde `sol` subjektivizme düşmemiş, aksine, durum değerlendirmesi ve buna uygun olarak izlenen taktiği doğru tespit etmiştir. Bunlarda öyle sakat bir anlayış vardır ki, saldırı deyince hemen, "dağınık ve örgütsüz bir şekilde silahını alan düşmana saldırsın" anlayışını çıkarıyorlar. Saldırı deyince hiç de bu anlaşılmamalıdır ve yine saldırı taktiği deyince, her gerilla bölgesinde ve mıntıkasında saldırı olur diye bir kural da yoktur. Objektif duruma bağlı olarak kimi bölgeler saldırı taktiği izlerken, kimi bölgeler de savunma taktiği uygularlar. Ülkenin objektif durumuna bağlı olarak da, taktikte değişiklikler olur. Ülkede devrimci durum gerileme sürecine girerse, buna bağlı olarak da taktik, savunma taktiği olur. Çünkü devrimci durumun gerilediği dönemlerde, kısmen de olsa ekonomik ve siyasi istikrar vardır. Ekonomik ve siyasi istikrarın olduğu dönemde ise (kısmen de olsa), devrimin objektif koşullarının devrim için uygun olmadığı dönemlerdir.
Bu açıdan 12 Eylül sonrasına bakıldığında, Türkiye´de devrimci durum gerilemiş ve egemen sınıflar istikrar sağlamışlar mıdır? Oportünistlere göre bunun cevabı evettir. Bize göre ise hayırdır.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, siyasi istikrar ekonomik istikrar üzerinde yükselir. Örneğin, bugün emperyalist ülkelerin çoğunda (Japonya, Kanada vb.) devrimci durum da yoktur, yada geri bir düzeydedir. Bu ülkelerde varolan siyasi istikrar, ekonomik istikrarın bir sonucudur. İstikrardan bahsederken, sürekli bir istikrarın varolduğunu ve olacağını söylemiyoruz. Çünkü, kapitalizmin kendisi zaten bunalım demektir. Söylemek istediğimiz, emperyalist ülkelerde devrimci durumun sürekli olmadığıdır. Yarı- sömürge ülkelerde ise, devrimci durum hiçbir zaman ortadan kalkmaz ve süreklidir. Ancak bazen bu ülkelerde devrimci durumda duraklama ve gerilemeler olabilir. Bu gibi durumlar, kitlelere birtakım tavizler (ekonomik- siyasi) verilerek, kitlelerin geçici bir süre susturuldukları kısacık dönemlerdir. Örnegin, Türkiye´de 1946- 1960´larda durum böyledir.
12 Eylül Askeri Faşist Cuntasından sonra bir bütün olarak Türkiye devrimci hareketi yenilgi aldı. Bu yenilgi sonucu kimi siyasetler mücadele arenasından çekilirken, kimileri de kısa süre sonra yeniden toparlandılar. Cuntanın gelmesinden sonra, tüm demokratik haklar bir çırpıda gaspedildi, ilerici sendika, dernek ve kuruluşlar kapatıldı. Burjuvazinin sınırsız sömürüsü ve baskısı, şiddetiyle birleşerek sürdü. Grev hakkı elinden alınan işçiler iyice sefalet ve yoksulluğun içine itildiler. Faşist cuntanın, "can güvenliğini sağlayacağız", "sağa da sola da karşıyız" demagojisi ile belli bir süre kitleler bekle gör politikası ile oyalandı. Sonuçta tüm örgütlü güçler yenilince de kitleler çaresiz kaldılar. Aslında kitleler o dönem sahip oldukları örgütlenme düzeyi ve anlayışı ile cuntaya karşı önemli bir varlık da gösteremezlerdi. Örgütlenmelerin esası legal ve koftu. İ. K. yoldaşın deyimi ile, "barışçı mücadele ile oluşturulan örgütlenme kof ve çürüktür. Gerici bir darbe karşısında dagılır" gerçeği tam da bu döneme uygundur. Bu dönemde revizyonist bir tespit olan barışçı mücadele taktiği ile örgütlenen partimiz, 12 Eylül darbesiyle birlikte, kısa dönem içinde yenilgi aldı (çünkü tespit edilen barışçı mücadele doğrultusunda şehirlere yığılan örgütlenme legal ve koftu. Bu legal ve kof yapının yenilgi alması kaçınılmazdı. 12 Eylül sonrası alanlar arasında bir genelleme yapılırsa, kırsal alanda bazı darbeler almamıza rağmen yenilmedik. Esas yenilgiyi şehirlerden aldık).
İşte cuntanın bu yapıdaki devrimci hareketlerin karşısında kısa vadede başarılı olmasının nedeni, devrimci hareketlerin subjektif hatalarından dolayıdır. Yoksa bunun tersini iddia etmek ve "devrimcilerin doğru tespit ve taktiklerine rağmen devrimci durumun gerilemesi ve objektif koşulların ağırlığı sonucu yenilgi alınmıştır" demek doğru değildir. Bu açıdan değerlendirilirse;
a- 12 Eylül Askeri Faşist Cuntasının işbaşına gelmesinden sonra kitlelerin yararına herhangi bir iyileştirme yapılmamış, aksine varolan tüm hakları ellerinden alınmış, sömürü katmerleştirilmiş ve giderek daha fazla sefalete sürülmüşlerdir. Bu açıdan kitlelerin düzene olan hıncı ve kini daha da artmıştır. Ancak, örgütsüzlüğünden ve örgütlenmesinin üzerindeki faşist baskılardan dolayı kitlelerin bilinçli ve kendiliğinden gelme hareketleri olmamıştır. Bu hareketler ancak 1983 yılı sonrası oluşmaya başlamıştır.
b- Hakim sınıfların bir kliği kendi yararına iktidara el koyarken, bu durum diğer kliklerin zararına olmuştur. Avrupa´cı ve Amerikan´cı kliğin bir kesimi, 12 Eylül sonrasındaki ganimetten yeterince pay alamamıştır. Bu durum hakim sınıflar arasındaki çelişkiyi daha da derinleştirmiş, bu çelişkinin bir sonucu olarak, 1983´ten itibaren bu kliklerin örgütlenmesine de izin verilmiştir. Hakim sınıfların tüm kliklerinin üzerinde anlaştıkları ortak nokta, devrimci mücadelenin bastırılmasıdır. Diğer nokta da, yani kendi aralarındaki dalaşmada herhangi bir şey kaybedilmemiştir.
c- Ekonomik bunalım, hem ezenleri hem de ezilenleri etkilemeye devam etmiştir. Ezilen kitlelerde bu her alanda belirgin olarak görülürken, hakim sınıfların cephesinde de peş peşe iflaslar gündeme gelmiştir. Devrimci durumda, yani objektif koşullarda herhangi bir gerileme olmamıştır. Devrimci hareketlerin yenilgi almış olmalarından dolayı, objektif ve subjektif koşulların birleşmemiş olması, kitlelerin durumundan hoşnut olduğu anlamına gelmez.
Durum böyle iken, "3. K"´çıların, "O gün durum, devrimci durum ve devrimci dalga düşmeye devam ediyordu. Düşman topyekün saldırıya geçmişti. Süngü zoruyla geçici kısmi siyasi istikrar sağlanmıştı." ("3. K" kararlarından) şeklindeki tespiti doğruyu yansıtmamaktadır. Yukarda da açıkladığımız gibi, devrimci durum gerilemiyordu. Düşmanın topyekün saldırması ise, hem devrimci durumu geriletmez, hem de kendi içinde "kısmi siyasi istikrar" sağlamaz. Bu anlayışa göre, faşist cuntaların işbaşında olduğu ve nispeten uzun bir süre kitle hareketlerinin olmadığı ülkelerde devrimci durum hep geriler demektir (örneğin, 1973´ten 1980´lere dek Şili´de böyledir).
"3. K"´çıların iddiasının aksine, 2. K. 1981´deki durum değerlendirmesini ve buna bağlı olarak da tespit edilen silahlı mücadelenin saldırı taktiğini doğru yapmıştır. Ama parti bu tespitine uygun davranmadı ve sağ sapmanın içine battı, sonuçta da yenilgi aldı. Partinin bu dönemde işlediği bazı hatalar `sol` gibi görünüyorsa da özünde sağdır (Örneğin, kır örgütlenmesi adına insanlar Diyarbakır, Malatya ve Kars´ta şehirlerde yakalandılar. Buralardaki örgütlenmelerde şehirlere hapsolunup kalınmıştı. Diğer şehirlerdeki güçler ise kırlara çekilmemiştir.). Silahlı mücadelenin saldırı taktiği tespit edilmesine ve buna uygun olarak örgütlenmenin yapılmasının kararlaştırılmış olmasına rağmen, pratikte buna uyulmamıştır. MK ve SB´nun tümü şehirlerde yakalanmıştır. "Parti ve ordu silahlı mücadele içinde gelişir ve inşa olur gerçeğine yeterince uyulmamış, oluşturulan gerilla birimlerinin hedefleri dahi doğru dürüst saptanmamıştır.
İşte 2. yenilgiye yol açan nedenler bunlardır. Yoksa yenilgi, durum değerlendirmesi ve izlenen taktiğin sonucunda alınmamıştır. Yukarda da belirttiğimiz gibi, hatalar işlenmemiş olsa ve tespit edilen durum değerlendirmesine uygun olarak silahlı mücadele yürütülmüş olsaydı, esas çalışma alanı olarak kırsal alanlara gerektiği gibi yerleşilseydi yenilgi alınmazdı. Çünkü objektif durum, silahlı mücadelenin saldırı taktiğine o dönem uygundu. Ama savunma taktiğine geçilmez diye de bir kural yoktur. Mao Zedung´un belirttiği gibi, "savaşın iki biçimi vardır: Saldırı ve Savunma ! "
Düşmanın gerilla bölgelerine karşı yoğun olarak saldırıya geçtiği dönemlerde savunma taktiğine başvurulur. Ama bu devrimci durumun gerilediği anlamına gelmez. Zaten bizim gibi ülkelerde proleterya partisi ta başından itibaren burjuvaziyle savaş halindedir. Ne zaman saldırı ve ne zaman savunma olacağı somut duruma göre belirlenir. Bizim ödlek oportünistlere göre, 1980´den 1987´ye dek savunma taktiği esastır ve daha yeni yeni saldırı taktiği esas olma yönünde önem kazanıyor onlara göre. Şöyle diyorlar: "Mevcut durumda silahlı mücadele esastır. Saldırı taktiği giderek daha çok önem kazanmaktadır. Ama devrimci durumdaki yavaş yükselmeyi dikkate almalı, serüvenci ilerlemeyi değil, temkinli ilerlemeyi benimsemeliyiz." ("3. K" kararlarından).
Bir kere yalnız o mevcut durum için değil ("K"ları 1987 Ekimde idi) ülkemizde silahlı mücadelenin şartları her zaman vardır ve mücadele biçimi olarak da esastır. Yavaş yavaş yükselen devrimci durum değil, devrimci kitle hareketleridir. Bu ne hikmettir ki, 1980´den beri gerileyen durum daha yeni "yavaş yavaş yükseliyor". Bu "yavaş yavaş" ile belki bir 9- 10 sene sonra ancak yükselir(!). Çünkü oportünist mantığa göre, saldırı taktiğinin esas olması, kitle mücadelesinin "yükselmesine bağlıdır". Eğer bunu savunmuyorlarsa neden hala açık bir şekilde, "saldırı taktiği esastır" demiyorlar da muğlak cümlelerle işi geçiştirmeye çalışıyorlar, aynı zamanda kendi dedikleriyle çelişiyorlar. Çünkü "taktik tespit ederken, kitlelerin suskunluğuna göre belirlenmez" ("3. K" kararlarından) diyorlar. Stalin´in deyimiyle, "bunların yanında yedi tane Cuma günü vardır", nede olsa oportünizm kıvraktır, rahat kıvırır.
"3. K"´ÇILARIN PARLAMENTOYA BAKIŞLARI
"3. K"´çıların parlamentodan bir kürsü olarak yararlanılacağı şeklindeki görüşleri söyledir: "Parlamentodan ilkesel olarak yararlanılmaz" diyen anlayış yanlıştır. Partimizi güçlendirdiği oranda yararlanılabilinir. Bu o günün somut koşulları içinde de ele alınmalıdır." ("3. K" kararlarından).
"Devrimin propagandası ve egemen sınıfların düzeninin en geniş siyasi teşhirini yapma için parlamentodan bile yararlınalabilir. Ebedi boykot anlayışı yanlış olduğu gibi, parlamentodan yararlanmak adına, esas mücadele biçimi olarak seçmek de yanlıştır. Koyu gericilik döneminde, bu alandan yararlanılabileceği gibi, bazı kısmı demokratik hakların olduğu dönemde de yararlanılabilir." (L. Y. O., S.: 6, Syf.: 15).
"Seçimler bizim için öcü değildir, sartları geldiğinde seçimlere de gireceğiz." (L. Y. O., S.: 14, Syf.: 5).
Parlamento ve seçimlere bakış açıları budur.
Türkiye devrimci hareketi içinde bu konu sürekli tartısılmış ve halen de tartışılmaya devam ediliyor. Her siyasi hareket, kendi siyasi görüşleri doğrultusunda pratik mücadele yürütür. Kimi siyasi hareketler Türkiye´nin sosyo- ekonomik yapısını"yarı- sömürge, kapitalist" olarak değerlendirirken, strateji ve taktiklerini de bu tespitlerine göre belirlemektedirler. Bu tespiti yapan siyasi hareketlere göre, "Türkiye´de esas mücadele biçimi barışçıldır" ve "devrim şehirlerden başlayacak olan toplu ayaklanma ile ele geçirilecektir" diyorlar. Bu anlayışa uygun olarak, bu tür siyasi hareketler devrimin subjektif gücünü uzun ve yasal mücadele icinde (esas olarak) oluşturacaklarını savunurlar.
Devrimin yolu ve mücadele biçimlerinin tespiti, ülkelerin somut yapılarına göre yapılır. Kapitalist- emperyalist ülkelerdeki somut durum, hiçbir zaman yarı-sömürge, yarı-feodal ülkelerin somut durumuyla bağdaşmaz. Değişik sosyo- ekonomik yapıya sahip olan ülkelerde, devrimin yolu, devrimin mücadele biçimleri, yararlanacağı kurum ve kuruluşlar, yani, ülkenin siyasi yapısı ve demokratik yapısı da birbirinden farklıdır.
Bir kurum olarak parlamentodan yararlanma, ya da yararlanmamada ülkelerin sosyo- ekonomik yapılarına göre değişir. Bunun böyle olmasının başlıca iki nedeni vardır. Birincisi: Ülkedeki mevcut yönetimin niteliği, yani devletin yapısı. İkincisi: Devrimin subjektif güçlerinin ne şekilde oluşturulacağıdır, yani devrimin subjektif güçleri uzun bir yasal mücadele süreci içinde mi inşa edilir, yoksa başından itibaren esas mücadele biçimi olarak tespit edilen silahlı mücadele içinde mi oluşturulur?
Bu soruların cevabını vermeden önce genel olarak parlamentonun ne olduğuna bakmak gerekir. Bu konuda Lenin şöyle der: "Belirli bir süre için parlamentoda halkı, yönetici sınıfın hangi bölümünün ayaklar altına alacağına, ezeceğine dönem dönem karar vermek, sadece meşruti parlamenter monarşilerde değil, en demokratik cumhuriyetlerde de burjuva parlamentarizminin gerçek özü budur." (Lenin). Parlamentonun, hakim sınıfların bir ahırı olduğunu belirten Lenin, "ABD´den İsviçre´ye, Fransa´dan İngiltere´ye, Norveç´e vb. kadar herhangi bir parlamenter ülkeyi düşünün. Asil devlet işleri hep kulislerde yapılır. Bu işler hep devlet daireleri, bakanlıklar, kurmay heyetleri tarafından yürütülür. Parlamentolarda sadece "saf halkı" aldatmak ereğiyle gevezelikten başka birşey yapılmaz." (Lenin).
Parlamentonun rolünü ve görevini bu şekilde ortaya koyan Lenin yoldaş yine de Rusya´da, objektif koşulların devrim için uygun olmadığı dönemlerde, devrimin lehine olarak parlamentodan yararlanmıştır. Lenin yoldaş parlamentodan bir kürsü olarak devrimin çıkarı için yararlanılamayacağını savunan Avrupalı Komünistleri, "sol çocukluk" olarak eleştirir ve parlamentonun tarihi misyonunu yitirmediği sürecede yararlanma olanaklarının olabileceğini belirtir. Çünkü parlamentoya girmek ve bir kürsü olarak proleteryanın yararına yararlanmak, aynı zamanda parlamentonun gerçek niteliğini ve fonksiyonunu kitlelere kavratarak tarihi misyonunu bitirmek demektir. Parlamentodan faydalanmak, aynı zamanda parlamentonun kurtuluş olmadığını, parlamentonun burjuvazinin bir ahırı olduğunu, yine burjuvazinin kendi kürsüsünde halka anlatarak, parlamentonun çıkmazlığını ve kurtuluş olmadığını kitlelere kavratmaktır. Bu şekilde parlamentodan yararlanma burjuva demokratik devletlerde ve güçlerinin uzun bir yasal mücadele süreci içinde hazırlandığı ülkeler için geçerlidir. Bir kez daha belirtelim ki, bu gibi ülkelerde devrimci durum her zaman yoktur yada çok geridir. Parlamentoya girme dönemleri bu dönemlerdir. Objektif koşulların devrim için elverişli olduğu dönemlerde parlamentoya kesinlikle girilmez. Örneğin, 1905´te Lenin boykot derken, 1906 ve 1907´de objektif koşulların değişmesiyle Duma´ya girmeyi savunur (1906 için özeleştiri veriyor).
Yarı- sömürge ve yarı- feodal ülkelerde ise, parlamento büsbütün uydurma ve kabadır. Faşizmi maskelemekten başka bir fonksiyonu yoktur. Yarı- sömürge, yarı- feodal bir yapıya sahip olan Türkiye´de de parlamentonun özü budur. İ. KAYPAKKAYA yoldaş şöyle diyor:
"Ülkemizin tarihsel, toplumsal ve ekonomik koşulları Türkiye´de parlamentarizmin başından beri `kaba ve uydurma` olmasına yol açmıştır. Türkiye´de yarı- sömürge, yarı- feodal yapıdan dolayı zayıf bir burjuvazi mevcuttur. Zayıf burjuvazi iktidarını koruyabilmek için daima mücadeleleri zorla ve şiddetle ezme yolunu seçmiştir, daha doğrusu varlığını ve iktidarını korumak için buna mecburdur. Öte yandan ülkemizde iktidara, zayıf burjuvazi ile feodalizm döneminin kalıntısı kudurgan toprak ağası sınıfı da ortaktır. Bu sınıf feodalizmin kanunu olan sopayı ve cebri burjuva demokrasisinin yerine geçirmek için, sürekli çaba harcamaktadır; çünkü tutarlı bir burjuva demokrasisi feodalizmin menfaatiyle çelişir. Bu iki nedenle Türkiye´de burjuva `demokrasisi` başından beri Kemalist dönemde dahil burjuva- feodal bir karakter taşımaktadır. Öte yandan uluslararasi durum, burjuvaziyi ve toprak ağaları sınıfını parlamentoyu benimsemeye zorlamaktadır. Çünkü parlamentoyu da ortadan kaldıran açık terörist bir diktatörlük, hem içerdeki halk kitlelerinin önünde faşist çehresiyle sırıtıverecek ve kısa zamanda tecrit olacaktır. Kitlelere ve dünya demokratik kamuoyuna karşı `demokratik` görünebilmek, onları aldatabilmek için Türkiye´de hakim sınıflar, başından beri `kaba ve uydurma bir parlamentarizmle` faşist suratlarını maskelemeyi sınıf menfaatlerine daha uygun bulmuşlardır. İşte Türkiye´de parlamentonun fonksiyonu budur. Faşizmi maskelemek." (İ. K., Seçme Eserler).
Türkiye´de parlamentonun rolü ve niteliği İ. K. yoldaşın da açıkladığı gibi, faşizmi maskeleyen bir kurum iken, bundan yararlanma olanağını savunmak akla uygun bir görüş değildir. Çünkü faşizmin bir devlet biçimi olduğu yerlerde, bırakalım bir proleterya partisini, orta burjuva partilerinin varlığına bile izin verilmemektedir. Kemalist dönemden beri var olan parlamento hiç bir zaman demokratik bir nitelik taşımamış, aksine faşizmi maskeleyen bir kurum olmuştur. Bundan dolayı da parlamentoda her zaman hakim sınıfların partileri yer almış. Orta burjuva reformcu partiler (örnegin, TİP, TBP vs.) dönem dönem parlamentoya girmişlersede sonuçları kapatılma olmuştur. İ. Kaypakkaya yoldaşın deyimiyle, "Türkiye´de gerici parlamento 1950 sonlarına has birşey değildir. Başından beri- Kemalist iktidar döneminden beri- hatta monarşist meşrutiyetten bu yana mevcuttur ve başından bu yana da `kaba ve uydurmadır`. Faşizmin suratına örtülmüş `demokratik` bir peçedir." (İ. K., Seçme Eserler).
"Faşizme bir peçe" görevi gören bir parlamentoda proleteryanın yararlanma olanağı olduğunu söyleyenler her zaman reformistler ve revizyonistler olmuştur. Faşizmi sadece askeri cunta ile özdeşlestirenlere göre, parlamentonun varlığı demokrasi demektir. Bunlar; Türkiye ve Rusya´nın farklı ekonomik yapılarına bakmadan, ya da Türkiye´yi de devrim öncesi Rusya´ya benzeterek bu sonuca varıyorlar. Her iki sonuç da doğru değildir. Hem Türkiye devleti başından beri faşist bir niteliğe sahiptir, hem de faşizm ülkemizde süreklidir. Parlamentonun varlığı faşizmin varlığıyla çelişen bir durum değildir. Diğer yandan ise, Rusya emperyalist bir devlet iken, Türkiye yarı- sömürge, yarı- feodal bir ülkedir. Dolayısıyla devrimin izleyeceği yol ayrı değildir. Bu açıdan bakacak olursak;
1- Türkiye devletinin faşist niteliğinden dolayı, bugüne dek burjuva demokratik anlamda da olsa demokratik bir ortam yaşanmadi. Kısmi demokratik kırıntıların yaşandığı üç kısacık dönemde (1923, 1946, 1960) bile devrimci bir partinin yaşamasına müsaade edilmedi. Bu devlet yıkılmadıkça demokratik bir ortam gelmez. Demokrasi, ancak Demokratik Halk Devriminin zaferiyle kurulur.
2- Mücadelenin ileri aşamalarında, egemen sınıflar, kendi iktidarlarını ayakta tutabilmek için birtakım reformlar yapabilirler. Bu kısmi bir toprak reformu, ya da kısmi demokratik hakların verilmesi olabilir. Her iki halde de sistem değişmez, ama mücadele karşısında geri adım atar. Devrimci mücadele sonucu, bütünü kurtarmak için parçayı feda etmeye hazır olan burjuvazinin bu oyununa gelerek bunlarla yetinmek ya da bunları kabul etmek devrime ihanet olur. Verilen bu demokratik kırıntılarla, proleterya partisine serbestlik tanıyarak parlamentoya girmesine göz yumabilirler, hatta "içtenlik"le isteyebilirler. Ama komünistler bunu kesinlikle reddederler, reddetmelidirler de.
3- En önemli sorun devrimin yoluna ve devrimin subjektif güçlerinin inşasına ilişkindir. Türkiye gibi ülkelerde devrimin objektif güçleri olan parti, ordu ve cephe esas olarak silahlı mücadele içinde inşa edilirler. Başından itibaren devrim ve karşı- devrim savaş halindedirler. Silahlı mücadelenin her zaman şartları vardır ve esas mücadele biçimidir. Bunun için esas mücadele biçimini, taktik bir dönem için de olsa bir kenara atamaz ve tali bir mücadele biçimi olan barışçıl mücadele esas alınamaz. Bir kürsü olarak parlamentoya girme ve proleteryanın adına yararlanmayı savunmak barışçıl mücadeleyi, o dönem için de olsa esas almayı gerektirir. Bunun aksini iddia etmek saçmalamaktan başka birşey değildir. Bir yanda kitleleri partinin ve ordunun saflarında savaşmaya çağırmak, diğer yanda parlamentoya girmek için oy istemek birbirleriyle çelişir. Parlamentoya girmek için, burjuvazinin verdiği parçaya razı olmak, bütünü almak için mücadele etmemek demektir. Esas mücadele biçimi olan silahlı mücadelenin yerine barışçıl mücadele tespit edilmeden parlamentoya girme olanağı yoktur. Burjuvazinin sıkışması sonucu bu hakları verdiği aşamada bunları elinin tersiyle itmemek proleter bir tavır değildir ve olamaz da.
"Partimizi güçlendirdiği oranda parlamentodan yararlanılabilinir" diyorlar. Ama "partimizi" ne şekilde güçlendireceği noktasında, ne "K" kararlarında nede "K" kararları doğrultusunda legal yayın organlarında çıkan yazılarda bir açıklama yoktur. Oportünistler öyle mantıksızca şeyler yumurtluyorlar ki, ne söyleyeceklerinin farkında bile değiller. Bunlara göre ülkemizde devrimci durum ortadan kalkacaktır. Yani devrimin objektif koşulları devrim için uygun olmadığı dönemlerde "olacaktır" diyorlar. İşte örneği:
"Koyu gericilik dönemlerinde bu alandan yararlanabileceği gibi, bazı kısmi demokratik hakların olduğu dönemlerde de yararlanılabilinir." (L. Y. O., S.: 6, Syf.: 15). Bu PDA´cı anlayışı İ. K. Yoldaş Lenin´den yaptığı alıntılarla şöyle mahkum eder:
"Bu nedenle `özellikle şartların uygun olmadığı durumlarda burjuva parlamentarizmi ahırından yararlanılır` (Lenin). Parlamento halkı, yönetici sınıfın hangi bölümünün ayaklar altına alacağına, ezeceğine, dönem dönem karar verme imkanından yararlanırlar. Bu nedenle şartların devrim için uygun olmadığı durumlarda burjuva anlamda demokratik bir parlamenter düzeni faşist düzene tercih eder ve savunurlar. Ama aynı zamanda parlamentarizmin gerçekten proleter devrimci eleştirisini de bilirler." (İ. K., Seçme Eserler).
Oportünistlerin ve Lenin´in anlayışını karşılaştırırsak;
a) "Koyu gericilik döneminde parlamentodan yararlanılabilir" diyorlar. Lenin ise, "şartların devrim için uygun olmadığı durumlarda burjuva parlamentarizmin ahırından yararlanılır" diyor. Şimdi sormak gerekir. Koyu gericilik dönemlerinde Türkiye´de şartlar devrim için uygun değil midir? Eğer uygun değilse, Türkiye´de devrimin objektif koşulları koyu gericilik döneminde ortadan kalkıyor ve dolayısıyla devrimci durum ülkemizde sürekli yoktur demeleri gerekir. Aynı zamanda şartların (Lenin´in dediği objektif şartlardır) olmaması demek ulusal bir bunalımın da olmaması demektir, yani "devrimci durum ortadan kalkar" demeleri gerekir.
b) Oportünistler parlamentodan, "bazı demokratik hakların olduğu dönemlerde de yararlanılabilinir" diyorlar. Lenin´in cevabı yine geçerlidir. O halde bu kısmı demokratik hakların olduğu dönemlerde devrimci durum "yoktur" demeleri gerekmektedir. Yanı Lenin yoldaşın "şartların devrim için uygun olmadığı dönemlerde parlamento ahırından yararlanılır" formülünden hareket edersek, bizim oportünistlere göre Türkiye´de hiçbir zaman şartlar devrim için uygun olmaz. Öyle ya hem koyu gericilik dönemlerinde (örneğin, 1983 ve 1987 gibi) hem de kısmı demokratik hakların olduğu (örneğin, 1974- 1977 gibi) dönemlerde parlamentodan yararlanma savunuluyorsa, bu demektir ki, şartlar devrim için uygun değildir.
c) Kısmi demokratik hakların verildiği dönemler, genellikle devrimci kitle muhalefetinin yükseldiği dönemlerdir. Yani objektif koşulların devrim için daha uygun olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde burjuvazi gelişen mücadeleyi bastırmak için bir takım tavizler verir. Bu durumda bu tavizleri elimizin tersiyle iterek reddetmeliyiz. İ. K. yoldaş Lenin´in bu konudaki anlayışını öyle yorumlamaktadır: "`Şartların devrim için uygun olduğu durumlarda` ise, komünistler burjuva parlamentarizminin en devrimci olanını bile fırlatıp bir kenara atarlar, kitleleri, biçimi ne olursa olsun mevcut burjuva dikta törlüğünü yıkmak için harekete geçirirler. Komünistlerin parlamentoya bakış açıları budur." (İ. K.).
d) Oportünistler, "seçimler bizim için öcü değildir. Şartları geldiğinde seçimlere de gireceğiz." (L. Y. O., S.: 5, Syf.: 14) diyorlar. Ama yazılarında bu konuda açıklık yoktur. Yani hangi şartları bekliyorlar? Mutlaka faşizmin yıkıldığı"burjuva demokratik bir ortam" bekliyor olsalar gerek. Eğer bunu beklemiyorlarsa, bugünkü parlamentoya girmeyi savunmalıdırlar. Bugünkü parlamentonun niteliği de İ. K. Yoldaşın deyimiyle, "Türkiye´de parlamento başından beri, işte bu iktidarların, yani komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yarı- faşist, faşist diktatörlüklerinin maskesi olmuştur. Bugün de Türkiye faşist diktatörlük altındadır. Ama bugün de yine kaba ve uydurma parlamento devam etmektedir. Bu kaba ve uydurma parlamentonun devam etmesini, bazı kesimleri hariç bizzat faşist klikler istemektedir." (İ. K.).
Oportünistler, hangi tarafa çekerlerse çeksinler, Türkiye´de ve Türkiye gibi ülkelerde, parlamentodan bir kürsü olarak yararlanma olanağı yoktur.
Çünkü;
a) Parlamento, burjuva demokratik değil faşisttir.
b) Türkiye´de devrimin objektif şartları her zaman vardır, aynı zamanda silahlı mücadelenin de şartları her zaman mevcuttur.
c) Devrimin subjektif güçleri uzun bir yasal mücadele ile değil, silahlı mücadele süreci içinde inşa edilir.
İ. K. Yoldaşın bu sözleri her türden oportünist ve revizyonistleri bu konuda biraz daha düşündürmeli ve doğruya sevketmelidir. "Şafak revizyonistleri parlamentonun ML bir değerlendirmesini yapmadıkları gibi, Türkiye´de parlamentonun fonksiyonunu da asla kavrayamamışlardır. Bu dar kafalı burjuvalar, hangi meseleye el atsalar içinden çıkılmaz hale getiriyorlar." (İ. K.). Bu konuyla ilgili tartışmalarda Rusya örneğini vermek, sadece işin basit yanına kaçmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bir kez daha belirtelim ki, "yarı- sömürge, yarı- feodal ülkelerde yararlanabileceğimiz bir parlamento yoktur." (Mao Zedung). Olmadığı gibi bunu savunmak partinin devrim stratejisini reddetmektir (devrimin yolu, mücadele biçimleri, devletin, parlamentonun niteliği vs

Belge devam:

"3. K"´ÇILARIN PARLAMENTOYA BAKIŞLARI
"3. K"´çıların parlamentodan bir kürsü olarak yararlanılacağı şeklindeki görüşleri söyledir: "Parlamentodan ilkesel olarak yararlanılmaz" diyen anlayış yanlıştır. Partimizi güçlendirdiği oranda yararlanılabilinir. Bu o günün somut koşulları içinde de ele alınmalıdır." ("3. K" kararlarından).
"Devrimin propagandası ve egemen sınıfların düzeninin en geniş siyasi teşhirini yapma için parlamentodan bile yararlınalabilir. Ebedi boykot anlayışı yanlış olduğu gibi, parlamentodan yararlanmak adına, esas mücadele biçimi olarak seçmek de yanlıştır. Koyu gericilik döneminde, bu alandan yararlanılabileceği gibi, bazı kısmı demokratik hakların olduğu dönemde de yararlanılabilir." (L. Y. O., S.: 6, Syf.: 15).
"Seçimler bizim için öcü değildir, sartları geldiğinde seçimlere de gireceğiz." (L. Y. O., S.: 14, Syf.: 5).
Parlamento ve seçimlere bakış açıları budur.
Türkiye devrimci hareketi içinde bu konu sürekli tartısılmış ve halen de tartışılmaya devam ediliyor. Her siyasi hareket, kendi siyasi görüşleri doğrultusunda pratik mücadele yürütür. Kimi siyasi hareketler Türkiye´nin sosyo- ekonomik yapısını"yarı- sömürge, kapitalist" olarak değerlendirirken, strateji ve taktiklerini de bu tespitlerine göre belirlemektedirler. Bu tespiti yapan siyasi hareketlere göre, "Türkiye´de esas mücadele biçimi barışçıldır" ve "devrim şehirlerden başlayacak olan toplu ayaklanma ile ele geçirilecektir" diyorlar. Bu anlayışa uygun olarak, bu tür siyasi hareketler devrimin subjektif gücünü uzun ve yasal mücadele icinde (esas olarak) oluşturacaklarını savunurlar.
Devrimin yolu ve mücadele biçimlerinin tespiti, ülkelerin somut yapılarına göre yapılır. Kapitalist- emperyalist ülkelerdeki somut durum, hiçbir zaman yarı-sömürge, yarı-feodal ülkelerin somut durumuyla bağdaşmaz. Değişik sosyo- ekonomik yapıya sahip olan ülkelerde, devrimin yolu, devrimin mücadele biçimleri, yararlanacağı kurum ve kuruluşlar, yani, ülkenin siyasi yapısı ve demokratik yapısı da birbirinden farklıdır.
Bir kurum olarak parlamentodan yararlanma, ya da yararlanmamada ülkelerin sosyo- ekonomik yapılarına göre değişir. Bunun böyle olmasının başlıca iki nedeni vardır. Birincisi: Ülkedeki mevcut yönetimin niteliği, yani devletin yapısı. İkincisi: Devrimin subjektif güçlerinin ne şekilde oluşturulacağıdır, yani devrimin subjektif güçleri uzun bir yasal mücadele süreci içinde mi inşa edilir, yoksa başından itibaren esas mücadele biçimi olarak tespit edilen silahlı mücadele içinde mi oluşturulur?
Bu soruların cevabını vermeden önce genel olarak parlamentonun ne olduğuna bakmak gerekir. Bu konuda Lenin şöyle der: "Belirli bir süre için parlamentoda halkı, yönetici sınıfın hangi bölümünün ayaklar altına alacağına, ezeceğine dönem dönem karar vermek, sadece meşruti parlamenter monarşilerde değil, en demokratik cumhuriyetlerde de burjuva parlamentarizminin gerçek özü budur." (Lenin). Parlamentonun, hakim sınıfların bir ahırı olduğunu belirten Lenin, "ABD´den İsviçre´ye, Fransa´dan İngiltere´ye, Norveç´e vb. kadar herhangi bir parlamenter ülkeyi düşünün. Asil devlet işleri hep kulislerde yapılır. Bu işler hep devlet daireleri, bakanlıklar, kurmay heyetleri tarafından yürütülür. Parlamentolarda sadece "saf halkı" aldatmak ereğiyle gevezelikten başka birşey yapılmaz." (Lenin).
Parlamentonun rolünü ve görevini bu şekilde ortaya koyan Lenin yoldaş yine de Rusya´da, objektif koşulların devrim için uygun olmadığı dönemlerde, devrimin lehine olarak parlamentodan yararlanmıştır. Lenin yoldaş parlamentodan bir kürsü olarak devrimin çıkarı için yararlanılamayacağını savunan Avrupalı Komünistleri, "sol çocukluk" olarak eleştirir ve parlamentonun tarihi misyonunu yitirmediği sürecede yararlanma olanaklarının olabileceğini belirtir. Çünkü parlamentoya girmek ve bir kürsü olarak proleteryanın yararına yararlanmak, aynı zamanda parlamentonun gerçek niteliğini ve fonksiyonunu kitlelere kavratarak tarihi misyonunu bitirmek demektir. Parlamentodan faydalanmak, aynı zamanda parlamentonun kurtuluş olmadığını, parlamentonun burjuvazinin bir ahırı olduğunu, yine burjuvazinin kendi kürsüsünde halka anlatarak, parlamentonun çıkmazlığını ve kurtuluş olmadığını kitlelere kavratmaktır. Bu şekilde parlamentodan yararlanma burjuva demokratik devletlerde ve güçlerinin uzun bir yasal mücadele süreci içinde hazırlandığı ülkeler için geçerlidir. Bir kez daha belirtelim ki, bu gibi ülkelerde devrimci durum her zaman yoktur yada çok geridir. Parlamentoya girme dönemleri bu dönemlerdir. Objektif koşulların devrim için elverişli olduğu dönemlerde parlamentoya kesinlikle girilmez. Örneğin, 1905´te Lenin boykot derken, 1906 ve 1907´de objektif koşulların değişmesiyle Duma´ya girmeyi savunur (1906 için özeleştiri veriyor).
Yarı- sömürge ve yarı- feodal ülkelerde ise, parlamento büsbütün uydurma ve kabadır. Faşizmi maskelemekten başka bir fonksiyonu yoktur. Yarı- sömürge, yarı- feodal bir yapıya sahip olan Türkiye´de de parlamentonun özü budur. İ. KAYPAKKAYA yoldaş şöyle diyor:
"Ülkemizin tarihsel, toplumsal ve ekonomik koşulları Türkiye´de parlamentarizmin başından beri `kaba ve uydurma` olmasına yol açmıştır. Türkiye´de yarı- sömürge, yarı- feodal yapıdan dolayı zayıf bir burjuvazi mevcuttur. Zayıf burjuvazi iktidarını koruyabilmek için daima mücadeleleri zorla ve şiddetle ezme yolunu seçmiştir, daha doğrusu varlığını ve iktidarını korumak için buna mecburdur. Öte yandan ülkemizde iktidara, zayıf burjuvazi ile feodalizm döneminin kalıntısı kudurgan toprak ağası sınıfı da ortaktır. Bu sınıf feodalizmin kanunu olan sopayı ve cebri burjuva demokrasisinin yerine geçirmek için, sürekli çaba harcamaktadır; çünkü tutarlı bir burjuva demokrasisi feodalizmin menfaatiyle çelişir. Bu iki nedenle Türkiye´de burjuva `demokrasisi` başından beri Kemalist dönemde dahil burjuva- feodal bir karakter taşımaktadır. Öte yandan uluslararasi durum, burjuvaziyi ve toprak ağaları sınıfını parlamentoyu benimsemeye zorlamaktadır. Çünkü parlamentoyu da ortadan kaldıran açık terörist bir diktatörlük, hem içerdeki halk kitlelerinin önünde faşist çehresiyle sırıtıverecek ve kısa zamanda tecrit olacaktır. Kitlelere ve dünya demokratik kamuoyuna karşı `demokratik` görünebilmek, onları aldatabilmek için Türkiye´de hakim sınıflar, başından beri `kaba ve uydurma bir parlamentarizmle` faşist suratlarını maskelemeyi sınıf menfaatlerine daha uygun bulmuşlardır. İşte Türkiye´de parlamentonun fonksiyonu budur. Faşizmi maskelemek." (İ. K., Seçme Eserler).
Türkiye´de parlamentonun rolü ve niteliği İ. K. yoldaşın da açıkladığı gibi, faşizmi maskeleyen bir kurum iken, bundan yararlanma olanağını savunmak akla uygun bir görüş değildir. Çünkü faşizmin bir devlet biçimi olduğu yerlerde, bırakalım bir proleterya partisini, orta burjuva partilerinin varlığına bile izin verilmemektedir. Kemalist dönemden beri var olan parlamento hiç bir zaman demokratik bir nitelik taşımamış, aksine faşizmi maskeleyen bir kurum olmuştur. Bundan dolayı da parlamentoda her zaman hakim sınıfların partileri yer almış. Orta burjuva reformcu partiler (örnegin, TİP, TBP vs.) dönem dönem parlamentoya girmişlersede sonuçları kapatılma olmuştur. İ. Kaypakkaya yoldaşın deyimiyle, "Türkiye´de gerici parlamento 1950 sonlarına has birşey değildir. Başından beri- Kemalist iktidar döneminden beri- hatta monarşist meşrutiyetten bu yana mevcuttur ve başından bu yana da `kaba ve uydurmadır`. Faşizmin suratına örtülmüş `demokratik` bir peçedir." (İ. K., Seçme Eserler).
"Faşizme bir peçe" görevi gören bir parlamentoda proleteryanın yararlanma olanağı olduğunu söyleyenler her zaman reformistler ve revizyonistler olmuştur. Faşizmi sadece askeri cunta ile özdeşlestirenlere göre, parlamentonun varlığı demokrasi demektir. Bunlar; Türkiye ve Rusya´nın farklı ekonomik yapılarına bakmadan, ya da Türkiye´yi de devrim öncesi Rusya´ya benzeterek bu sonuca varıyorlar. Her iki sonuç da doğru değildir. Hem Türkiye devleti başından beri faşist bir niteliğe sahiptir, hem de faşizm ülkemizde süreklidir. Parlamentonun varlığı faşizmin varlığıyla çelişen bir durum değildir. Diğer yandan ise, Rusya emperyalist bir devlet iken, Türkiye yarı- sömürge, yarı- feodal bir ülkedir. Dolayısıyla devrimin izleyeceği yol ayrı değildir. Bu açıdan bakacak olursak;
1- Türkiye devletinin faşist niteliğinden dolayı, bugüne dek burjuva demokratik anlamda da olsa demokratik bir ortam yaşanmadi. Kısmi demokratik kırıntıların yaşandığı üç kısacık dönemde (1923, 1946, 1960) bile devrimci bir partinin yaşamasına müsaade edilmedi. Bu devlet yıkılmadıkça demokratik bir ortam gelmez. Demokrasi, ancak Demokratik Halk Devriminin zaferiyle kurulur.
2- Mücadelenin ileri aşamalarında, egemen sınıflar, kendi iktidarlarını ayakta tutabilmek için birtakım reformlar yapabilirler. Bu kısmi bir toprak reformu, ya da kısmi demokratik hakların verilmesi olabilir. Her iki halde de sistem değişmez, ama mücadele karşısında geri adım atar. Devrimci mücadele sonucu, bütünü kurtarmak için parçayı feda etmeye hazır olan burjuvazinin bu oyununa gelerek bunlarla yetinmek ya da bunları kabul etmek devrime ihanet olur. Verilen bu demokratik kırıntılarla, proleterya partisine serbestlik tanıyarak parlamentoya girmesine göz yumabilirler, hatta "içtenlik"le isteyebilirler. Ama komünistler bunu kesinlikle reddederler, reddetmelidirler de.
3- En önemli sorun devrimin yoluna ve devrimin subjektif güçlerinin inşasına ilişkindir. Türkiye gibi ülkelerde devrimin objektif güçleri olan parti, ordu ve cephe esas olarak silahlı mücadele içinde inşa edilirler. Başından itibaren devrim ve karşı- devrim savaş halindedirler. Silahlı mücadelenin her zaman şartları vardır ve esas mücadele biçimidir. Bunun için esas mücadele biçimini, taktik bir dönem için de olsa bir kenara atamaz ve tali bir mücadele biçimi olan barışçıl mücadele esas alınamaz. Bir kürsü olarak parlamentoya girme ve proleteryanın adına yararlanmayı savunmak barışçıl mücadeleyi, o dönem için de olsa esas almayı gerektirir. Bunun aksini iddia etmek saçmalamaktan başka birşey değildir. Bir yanda kitleleri partinin ve ordunun saflarında savaşmaya çağırmak, diğer yanda parlamentoya girmek için oy istemek birbirleriyle çelişir. Parlamentoya girmek için, burjuvazinin verdiği parçaya razı olmak, bütünü almak için mücadele etmemek demektir. Esas mücadele biçimi olan silahlı mücadelenin yerine barışçıl mücadele tespit edilmeden parlamentoya girme olanağı yoktur. Burjuvazinin sıkışması sonucu bu hakları verdiği aşamada bunları elinin tersiyle itmemek proleter bir tavır değildir ve olamaz da.
"Partimizi güçlendirdiği oranda parlamentodan yararlanılabilinir" diyorlar. Ama "partimizi" ne şekilde güçlendireceği noktasında, ne "K" kararlarında nede "K" kararları doğrultusunda legal yayın organlarında çıkan yazılarda bir açıklama yoktur. Oportünistler öyle mantıksızca şeyler yumurtluyorlar ki, ne söyleyeceklerinin farkında bile değiller. Bunlara göre ülkemizde devrimci durum ortadan kalkacaktır. Yani devrimin objektif koşulları devrim için uygun olmadığı dönemlerde "olacaktır" diyorlar. İşte örneği:
"Koyu gericilik dönemlerinde bu alandan yararlanabileceği gibi, bazı kısmi demokratik hakların olduğu dönemlerde de yararlanılabilinir." (L. Y. O., S.: 6, Syf.: 15). Bu PDA´cı anlayışı İ. K. Yoldaş Lenin´den yaptığı alıntılarla şöyle mahkum eder:
"Bu nedenle `özellikle şartların uygun olmadığı durumlarda burjuva parlamentarizmi ahırından yararlanılır` (Lenin). Parlamento halkı, yönetici sınıfın hangi bölümünün ayaklar altına alacağına, ezeceğine, dönem dönem karar verme imkanından yararlanırlar. Bu nedenle şartların devrim için uygun olmadığı durumlarda burjuva anlamda demokratik bir parlamenter düzeni faşist düzene tercih eder ve savunurlar. Ama aynı zamanda parlamentarizmin gerçekten proleter devrimci eleştirisini de bilirler." (İ. K., Seçme Eserler).
Oportünistlerin ve Lenin´in anlayışını karşılaştırırsak;
a) "Koyu gericilik döneminde parlamentodan yararlanılabilir" diyorlar. Lenin ise, "şartların devrim için uygun olmadığı durumlarda burjuva parlamentarizmin ahırından yararlanılır" diyor. Şimdi sormak gerekir. Koyu gericilik dönemlerinde Türkiye´de şartlar devrim için uygun değil midir? Eğer uygun değilse, Türkiye´de devrimin objektif koşulları koyu gericilik döneminde ortadan kalkıyor ve dolayısıyla devrimci durum ülkemizde sürekli yoktur demeleri gerekir. Aynı zamanda şartların (Lenin´in dediği objektif şartlardır) olmaması demek ulusal bir bunalımın da olmaması demektir, yani "devrimci durum ortadan kalkar" demeleri gerekir.
b) Oportünistler parlamentodan, "bazı demokratik hakların olduğu dönemlerde de yararlanılabilinir" diyorlar. Lenin´in cevabı yine geçerlidir. O halde bu kısmı demokratik hakların olduğu dönemlerde devrimci durum "yoktur" demeleri gerekmektedir. Yanı Lenin yoldaşın "şartların devrim için uygun olmadığı dönemlerde parlamento ahırından yararlanılır" formülünden hareket edersek, bizim oportünistlere göre Türkiye´de hiçbir zaman şartlar devrim için uygun olmaz. Öyle ya hem koyu gericilik dönemlerinde (örneğin, 1983 ve 1987 gibi) hem de kısmı demokratik hakların olduğu (örneğin, 1974- 1977 gibi) dönemlerde parlamentodan yararlanma savunuluyorsa, bu demektir ki, şartlar devrim için uygun değildir.
c) Kısmi demokratik hakların verildiği dönemler, genellikle devrimci kitle muhalefetinin yükseldiği dönemlerdir. Yani objektif koşulların devrim için daha uygun olduğu dönemlerdir. Bu dönemlerde burjuvazi gelişen mücadeleyi bastırmak için bir takım tavizler verir. Bu durumda bu tavizleri elimizin tersiyle iterek reddetmeliyiz. İ. K. yoldaş Lenin´in bu konudaki anlayışını öyle yorumlamaktadır: "`Şartların devrim için uygun olduğu durumlarda` ise, komünistler burjuva parlamentarizminin en devrimci olanını bile fırlatıp bir kenara atarlar, kitleleri, biçimi ne olursa olsun mevcut burjuva dikta törlüğünü yıkmak için harekete geçirirler. Komünistlerin parlamentoya bakış açıları budur." (İ. K.).
d) Oportünistler, "seçimler bizim için öcü değildir. Şartları geldiğinde seçimlere de gireceğiz." (L. Y. O., S.: 5, Syf.: 14) diyorlar. Ama yazılarında bu konuda açıklık yoktur. Yani hangi şartları bekliyorlar? Mutlaka faşizmin yıkıldığı"burjuva demokratik bir ortam" bekliyor olsalar gerek. Eğer bunu beklemiyorlarsa, bugünkü parlamentoya girmeyi savunmalıdırlar. Bugünkü parlamentonun niteliği de İ. K. Yoldaşın deyimiyle, "Türkiye´de parlamento başından beri, işte bu iktidarların, yani komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yarı- faşist, faşist diktatörlüklerinin maskesi olmuştur. Bugün de Türkiye faşist diktatörlük altındadır. Ama bugün de yine kaba ve uydurma parlamento devam etmektedir. Bu kaba ve uydurma parlamentonun devam etmesini, bazı kesimleri hariç bizzat faşist klikler istemektedir." (İ. K.).
Oportünistler, hangi tarafa çekerlerse çeksinler, Türkiye´de ve Türkiye gibi ülkelerde, parlamentodan bir kürsü olarak yararlanma olanağı yoktur.
Çünkü;
a) Parlamento, burjuva demokratik değil faşisttir.
b) Türkiye´de devrimin objektif şartları her zaman vardır, aynı zamanda silahlı mücadelenin de şartları her zaman mevcuttur.
c) Devrimin subjektif güçleri uzun bir yasal mücadele ile değil, silahlı mücadele süreci içinde inşa edilir.
İ. K. Yoldaşın bu sözleri her türden oportünist ve revizyonistleri bu konuda biraz daha düşündürmeli ve doğruya sevketmelidir. "Şafak revizyonistleri parlamentonun ML bir değerlendirmesini yapmadıkları gibi, Türkiye´de parlamentonun fonksiyonunu da asla kavrayamamışlardır. Bu dar kafalı burjuvalar, hangi meseleye el atsalar içinden çıkılmaz hale getiriyorlar." (İ. K.). Bu konuyla ilgili tartışmalarda Rusya örneğini vermek, sadece işin basit yanına kaçmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bir kez daha belirtelim ki, "yarı- sömürge, yarı- feodal ülkelerde yararlanabileceğimiz bir parlamento yoktur." (Mao Zedung). Olmadığı gibi bunu savunmak partinin devrim stratejisini reddetmektir (devrimin yolu, mücadele biçimleri, devletin, parlamentonun niteliği vs.).
"3. K"´IN HALKIN BİRLEŞİK CEPHESİNE BAKIŞI
Birleşik cephe konusunda "3. K"´ın İ. K. şahsında partimize getirdiği eleştiri, karşı- devrimci PDA´nın cephaneliğinden alınmış, eski ve kullanılmaz bir silahtır. Bilindiği gibi, partimizdeki ML tezlere ilk saldıran karsşı- devrimci PDA oldu. Halkın Birleşik Cephesi konusundaki ML olan, "proleterya önderliğinde ve işçi- köylü temel ittifakı üzerinde kuracağımız Halkın Birleşik Cephesi, bir veya birkaç bölgede kızıl siyasi iktidar gerçekleçmeden bir gerçek halini alamaz" (İ. K., Seçme Eserler, Syf.: 412) tezine o günkü Şafak revizyonistleri köpürerek eleştirmeye çalıştılar.
Biz burada kısaca revizyonist ve oportünistlerin partimizin bu konudaki anlayışına getirilen eleştirilerin hemen hepsinin PDA patentli olduğunu kısaca açıklayarak geçeceğiz.
Halkın Birleşik Cephesi konusundaki ML düşüncelere karşı, karşı- devrimci PDA şöyle saldırdı: "Bir veya birkaç bölgede KSİ kurulmadan cephe olmaz gibi görüşler, tek yanlı burjuva düşüncesinin kalıntısıdır ve tabiatıyla yanlıştır." PDA ´nın yayınlamış olduğu oportünizm ve ikiyüzlülük örneğini genelgeden aktaran İ. K. (age, Syf.: 407) yoldaş.
1. Konferans özeleştiri bölümünde konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaparak yanlış bir pozisyona düşüyordu. Şöyle ki; "Cephe konusunda partimizin getirdiği görüşler esas olarak doğrudur. KSİ şartının, cephe kurulması için ön şart olarak getirilmesi ve mutlaklaştırılması hatalıdır." (K.: 1, Syf.: 11).
Daha sonraları 1. MK´ne damgasını vuran ve 2. konferanstan sonra çıkan YDH´nin tescilli hizipçi elebaşları partimizin halkın birleşik cephesi konusundaki düşüncelerine karşı şu iddialarda bulunarak "eleştirmeye" kalktılar:
"… Cephenin gerçekleşmesi meselesi belli bir şarta, bir veya birkaç bölgede KSİ´nin kurulması şartına bağlamaktadır. Bu şart görüşümüze göre yanlıştır."
Yine daha sonraki dönemlerde aynı boruyu partimize karşı 2. MK´da çalmaya başladı:
"KSİ şartının, cephe kurulması için ön şart olarak getirilmesi ve mutlaklaştırılması hatalıdir." (5. top. Rp.).
Peki aynı konuda Brüksel´in basın salonlarını kendilerine propaganda ajitasyon üssü seçerek, her şeyi buranın rahatlığıyla bir çırpıda halleden (!) "3. K" ne diyor? Bilindiği gibi, "3. K"ın en büyük iddialarından biri de 2. MK´nden koptuğu (?) doğrultusundadır. Fakat;
"Partimizin HBC konusundaki görüşü ML´dir, yani doğrudur. Ancak, birkaç KSİ kurulması şartına bağlaması, bunu mutlaklaştırması yanlıştır." (`K`.: 13, Syf.: 23) tespitini tekrarlayarak aynı koroya katılmışlardır.
Görüldüğü gibi HBC konusunda karşı- devrimci PDA´dan tutun da "3. K"a kadar bütün revizyonist ve oportünistlerin çıkış noktası aynıdır. Bu konuda özellikle "parti programını savunuyoruz" diyen "3. K"ın tavrı ilginçtir. Çünkü çıkarmış oldukları"3. K" kararlarında, parti programımızdaki bu (yani HBC) ve benzeri konulara 2. MK ile birlikte önemli oportünist ve revizyonist görüşler katarak, parti programımızı çıkarmış oldukları paçavralarda delmeye çalışmışlardır ve deldikleri bu noktaları süreç içinde birer köstebek misali genişleterek, tanınmaz bir hale getirmeyi planlamışlardır. Bugün "3. K" kararlarını incelediğimiz zaman PDA´dan alınarak 2. MK vasıtasıyla "3. K" kararlarına geçirilmiş bir dizi oportünist, revizyonist görüşler sözkonusudur (örneğin, 1. yenilgiye bakış, cephe vs.). Bütün bunların yanında partimizin programından birkaç tez alınarak, "3. K" kararlarına soyut bir şekilde serpiştirilmiştir.
Peki İ. K. yoldaş bu konuda neden böyle bir şarta (KSİ) gereksinme duymuştur?
"Çünkü, daha önce milli burjuvazi proleteryanın önderliğini kabul etmeyecektir; kendi uzlaşıcı, teslimiyetçi, halk kitlelerini asla devrime ve kurtuluşa götürmeyecek olan reformist çizgisini inatla, ısrarla sürdürecektir. Proleterya, burjuvazi ile ittifak istemediği için değil, burjuvazi böyle bir ittifaka yanaşmayacağı için ittifak mümkün olmayacaktır." (İ. K., SY, Syf.: 43).
Bu ML tespit doğruluğunu korumaktadır. Bugün ML Parti önderliğinde, gerilla savaşı verilmesine rağmen, gerilla savaşının bugünkü seviyesi ile milli burjuvazi ile cephe mümkün değildir. Çünkü milli burjuvazi kendi ham hayalleri ile halen ereğine kavuşmak istiyor. Nedir ereği? Seçim veya askeri darbeyle iktidarı ele geçirmektir ve bugünkü güçler dengesinin geçici olarak komprador burjuvazi ve toprak ağalarından yana olması milli burjuvazinin faşizme kuyruk sallamasına neden teşkil edebiliyor. Kaldı ki, milli burjuvazi tabiatı gereği, kararsız ve oynaktır. Yoksa biz ML´ler milli burjuvazi ile ittifakı istemediğimizden değil, günümüzün sınıf mücadelesinin gelişmelerinin tayin edeceği olgu olduğu için bu böyledir.
O zaman sınıf mücadelesinin bugünkü aşamasında mümkün olmayan bu ittifak, bir veya birkaç bölgede KSİ´lar kurulduğunda neden mümkün olacaktır? "Çünkü bir kere işçi sınıfı yoksul köylülere ve KP gerçek özgürlüğüne, varlığını korumanın ve devam ettirmenin gerçek garantisine, yani düzenli halk ordusuna (abc) sahip olacaktır. Çünkü Mao Zedung da ifade ettiği gibi `halkın ordusu yoksa, hiçbir şeyi yoktur`. Kendi silahlı kuvveti olmayan bir partinin özgürlüğü de olamaz." (İ. K., SY, Syf.: 413).
Birincisi bu.
Buradan çıkan sonuç şudur: KP´nin gerçek özgürlüğüne kavuşması lazımdır. Bu da ancak kendi düzenli ordusuna sahip olması ile gerçekleşecektir.
"İkinci olarak, işçi- köylü ittifakı, yani temel ittifak belli ölçülerde gerçekleşmiş olacak. Bu son derece önemli değişiklikler, zaman zaman ortada, kararsız bir tavır takınan, zaman zaman da isçilere karşı halk düşmanlarının safına dümen kıran milli burjuvaziyi geniş ölçüde proleteryanın önderlik ettiği devrim cephesine çekecektir."
Buradan da çıkan sonuç; işçi- köylü temel ittifakının belli ölçülerde gerçekleşmiş olması gerektiğidir.
Evet, bütün bunlar cephenin oluşması için önemli olgulardır. Yani, düzenli halk ordusu, işçi köylü temel ittifakının belli ölçülerde gerçekleşmiş olması ve bir veya birkaç bölgede KSİ´ların oluşması, KP´nin milli burjuvaziyi yanına alarak cephe kurması için vazgeçilmez gelişmelerdir. Elbette biz milli burjuvazi ile yapacağımız ittifakta insiyatifin bizim elimizde olmasına, bağımsızlığımızı korumayı, kendi esas gücümüze dayanmayı, kendi programımızın dışına çıkmamayı kendimize esas alacağız. Bütün bunların bizim lehimize olabilmesi için de güçlü olmamız şarttır. Zaten ittifaklara önderlik yapmak, doğru bir çizgiye ve güç sorununa dayanır.
ML´lerin bu görüşleri karşısında, geçmişte küplere binen PDA´nın boşalttığı yere aday olmak "3. K"çılar için önerebileceğimiz bir makam değildir. Ama yine de kendileri bilirler. 2. MK´nden ne denli "koptukları" ise zaten ortada olan bir durumdur.
"3. K"IN TİKP (AYDINLIK) HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ
"TİKP karşı- devrimci değildir. Burjuva demokratik bir akımdır. Her an karşı- devrime kaymaya yatkındır. Ana akımdır. Reformist parlamentarist bir akımdır." ("3. K" kararlarından).
Partimiz birinci konferanstan itibaren, günümüze dek TİKP´ni karşı- devrimci bir hareket olarak değerlendirmektedir ve bu değerlendirme doğrudur. TİKP, geçmişte hem karşı- devrimci bir teori olan "Üç Dünya Teorisini"nin ülkemizdeki temsilciliğini yapmaktaydı, hem de "dünya barışını koruyan güçlerdendir" dediği faşist Türkiye Cumhuriyeti devletine, ML devrimci, yurtsever ve demokratları ihbarlayan ajan bir örgüttü. Araya 12 Eylül sürecinin girmesi, bunların bu niteliğinde herhangi bir değişiklik yapmış değildir. Sadece yaptıkları taktik bir değişikliktir. Yani, kendi bakış açılarına göre, kendi çevrelerine diğer bazı grupları da alarak daha geniş bir yapı oluşturmaktır. TİKP´nin geçmişte savunduğu "Üç Dünya Teorisine" uygun görüşleriyle "Türkiye´deki devrimcilerin görevi, Türk devletine karşı savaşmak değildir. Çünkü Türk devleti, dünya halklarının en tehlikeli düşmanı olan Rus sosyal- emperyalizmine karşı, dünya barışını koruyan bir güçtür" diyordu. Bugün ise düzenin belli uygulamalarına karşı çıkıyor ve teşhir ediyorsa bu kendisine yeni bir yer aramanın hesapları içinde olmasından dolayıdır. Geçmişte devrimci örgütlerin semalarını, çarşaf çarşaf patron- ağa devletine sunan, aranan devrimcileri ihbarlayan, yoldaşlarımızı polis ajanı olarak "teşhir" eden bu karşı- devrimci örgüt bugünde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıkılmasından yana olan devrimci bir örgüt değildir. Aksine devletin sivri yanlarının törpülenerek daha sağlam bir şekilde sürdürülmesinden yanadırlar (istedikleri bazı demokratik kırıntılar, kendilerinin ve TBKP´nin vb. örgütlenmelerini daha rahat yapmalari içindir). Zaten devrimcilik ve karşı- devrimcilik, devlete karşı alınan tavrın ölçüsü ile belirlenir.
BİR KEZ DAHA "3. K" VE "3. MK"NIN DOĞU ANADOLU BÖLGE KOMİTESİNE BAKIŞI ÜZERİNE
"K'ımız 1 nolu Bölge´de, partiye bağlı silahlı güçlerin ayrılık ilan etmelerini her yönüyle değerlendirmiştir. Konferans bu güçlerin parti ile yeniden birleşmeleri, konferans ve onun seçtiği 3. MK´nin ilk ve en önemli görevidir." ("3. K" kararlarından).
"3. Konferans kararı gereğince MK´mızın önündeki en önemli görevlerden birisi savaşçılarımızı kazanmak olacaktır." ("3. K" kararlarından).
Revizyonist, oportünist karışımcıların ML´ler hakkındaki görüşleri ilk etapta bunlardı. Kullandıkları üslup öylesine ukalaca ve burnu büyükçedir ki, adeta küçük çocuğu azarlayan bir baba tavrı, yada kendisine karşı isyan çıkaran askerlere bir komutan yaklaşımı tipi bir yaklaşım içindedirler. "En önemli görevimiz savaşçılarımızı kazanmaktır." demekle, savaşçılar derekesine indirgeyerek, kendi hesaplarınca kendilerine moral kazandırmak istiyorlar. Teşhir olmuşluklarına, gurursuzluklarına ve kişiliksizliklerine merhem bulmak için bu tür yaklaşımlarla kendilerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Ama hangi yöntemle yaklaşılırsa yaklaşılsın, ne tür sözcükler kullanılırsa kullanılsın, kendi niteliklerini gizleyemezler ve ML´leri hiçbir şekilde karalayamazlar. Pratik mücadele süreci bunların oluşturduğu kof ve ilkesiz birliği parçalarken, partiye bağlı yoldaşları ise partimizin çizgisi etrafında birleştirdi ve birleştiriyor.
"Savaşçı" sözcüğü devlete karşı savaşan her anti- emperyalist, anti- feodal ve anti- faşist için kullanılan bir sözcüktür. Ordunun gerilla birimlerinde bu niteliklere sahip her insan yer alabilir ve savaşabilir. Ordu gerilla birimlerinde savaşmak isteyenlerin, partinin düşüncelerini benimsemeleri yada kavramaları şart değildir. Devrimin bugünkü aşamasında yararı bulunan tüm bu sınıf ve tabakaların, sosyalist devrim aşamasında yer almayacakları, yani sosyalizm ve altınçağ için savaşmayacakları bir gerçektir. Oysa ki, partinin siyasi programı altınçağı hedeflemektedir. Partinin siyasi programını kabul eden ve onun tüzük kurallarına uyanlar, aynı zamanda nihayi hedef olarak altınçağ için savaşırlar. Bu açıdan bir parti üyesi, aday üyesi ve sempatizanı, sıradan savaşçı derekesine indirgenemez. Ancak ukalalar böyle bir tavır içine girebilirler. Bunlar "parti işleyiş kurallarından taviz verilmeden bu yoldaşları ikna etmek için uğraşacağız" diyorlar. Bu anlayışa ilk bakışta söylenecek birşey yoktur. Doğaldır ki, kendi anlayışlarını bize kabul ettirmeye çalışacaklardır. Bizi kazanmak için uğraşacaklardır. Aynı anlayış bizim içinde geçerlidir. Biz de bunların peşinden giden yoldaşlarımızı kazanmak için çalıştık ve çalışacağız. Fakat aramızda bu konuda da farklılık vardır. Biz partiye bağlı, mücadele ruhu sağlam insanları kazanmak, bunun dışında kalan revizyonist ve oportünist şefleri ise dıştalamak için çalışıyoruz. Onlar ise bir yandan "ilkelerden taviz verilmeden" diyorlar, diğer yandan ise en bariz şekilde ilkelerini çiğneyerek "fokocu sol" oportünist dedikleri, "yenilgi artıkları, azılı kariyeristler" dedikleri insanları gruplarının en üst organına davet ediyorlar. İşte ilkesizlik, işte tutarsızlık budur...
Bilindiği gibi, revizyonist, oportünist karışımlı"3. K"çılar, DABK şahsında partimizi ve önderliğimizi sadece "siyasetin `s`sinden anlamayanlar" olarak değerlendirmediler. Bir yıllık süre zarfında PDA´ya taş çıkartırcasına kılık değiştirerek bu süre zarfında renkten renge bürünebildiler
"DABK adlı `sol` oportünist fokocular…" dediler. 1 Şubat 1988 tarihli bildirilerinde.
"12 Eylül sürecinin yenilgi artıkları" değerlendirmesi yapıldı.
"Onların (parti önderliğimizi kastediyorlar -bn) yolu, bataklık ve GKK hizibinin yoludur. Onların yolu, partiyi bölmeye ve yok etmeye çalışan düşmana hizmet yoludur." diyebildiler (Komünist, S.: 15).
Yine `K` 15´te önder yoldaşlarımızı GKK´dan çıkmış ihanetçilere benzeten bu şekilsizlerin pervasız saldırılarını çoğaltmak mümkün. Ancak biz, bunların ne derece alçaldıklarını daha fazla detaylandırmayacağız. Biz bütün bu devrimci ahlaktan yoksunlukla ifade edilmiş iddialara bizzat sosyal pratiğimizle yanıt verdik, vereceğiz…
Revizyonist ve oportünistlerin katıldığı "ıK" dedikleri toplantının bitiminden sonra, bir yandan partimize karşı bukalemun gibi kılıktan kılığa girerek saldırmaya başladılar, diğer yandan ise, epeyce ucuz ama yükseklere vuran palavralar attılar. Nerede ise Türkiye´nin her tarafına gerilla çıkartması yapmışlardı. Son derece teknik silahlarla orduyu donatacaklardı. Ama ne yazık ki, bir yıllık bir süre geçmesine karşın bir tek gerilla birimi oluşturamadıkları gibi, bir çam bile deviremediler. Şöyle diyorlardı: "Kasım ayının ilk haftasında (1987 için -bn) Türkiye ve YD çapında bir kampanya açılacaktır. `3. konferans etrafında birleş, partiyi güçlendir, orduyu destekle`. Bu konuyla ilgili talimat ve yazılar, bildiriler ve afişler yakında tüm parti örgütlerimize iletilecektir." ("3. K" kararlarından). Eğer bizler Türkiye´de yaşamamış olsaydık belki bir parça da olsa bu tür sözlere inanırdık. Ama Türkiye´de yaşadığımıza göre, inanmamız söz konusu değildir. Olmayan bir şeye zorla kendimizi inandıramayız. Ama gördüklerimize ve okuduklarımıza inanacağız. Örneğin; yoldaşlarımızın eylemlerini Avrupa´daki sırça köşklerinden keyf çatarak, gazetelere telefon açıp sahtekarca üstlenebiliyorlar. Yine cezaevinde birkaç devrimci örgütün ortaklaşa planladıkları ve gerçekleştirdikleri firar eylemini kendilerine mal edebiliyorlar. Bunları bütün Türkiye halkı biliyor. Bizim asıl üzerinde durduğumuz, bunların hangi orduya sahip çıkacaklarıdır?! Silahlı güçlerin örgütlü bulunduğu Doğu Anadolu Bölge Komitesi (DABK) ve Güney Doğu Alt Bölgesi tümüyle revizyonizme karşı tavır almış ve onların partiden atıldığını tüm kamuoyuna duyurmuştur. Yani oportünistlerin deyimiyle, "savaşçıları" onları tanımıyordu artık. Durum böyle iken bunların kalkıp da bu palavralara başvurmalarının bir tek nedeni vardır: prestij kazanmak ve halkin mali desteğini almak. Bugüne dek yaptıkları hep buydu. Silahlı mücadele ve gerilla savaşı diye bir dertleri olmadığı halde, halkın duygularını sömürerek bir asalak gibi yaşadılar. Yoldaşlarımız silahsızken, en zor koşullarda tabii ihtiyaçlarını dahi karşılayamazlarken, bunlar partinin mali olanaklarını adeta çarçur ediyorlardi. Bugün de attıkları palavralar bu yaşantılarını sağlama almak için bir dayanak görevini görmektedir.
Bunlar bizimle "birlik" yapabilmek için çağrıda bulunurlarken, şöyle diyorlardı: "Sizin savunduğunuz düşünce konferansta hakim oldu, aramızda ideolojik ve siyasi ayrılık yoktur." derlerken, bu palavralarına karşı ML´ler onların içindeki iyi niyetli unsurlara çağrı yaparak, "3. K"ın meşru olmadığını, partinin iradesini yansıtmadığını, "Konferans" denilen oyunu 2. MK revizyonistlerinin oynadığını, revizyonist platformun partide kalmasının KP´nin varlığı ile bağdaşmadığını vs. söyleyerek onları parti saflarında yer almaya çagırdılar. Bundan sonra rota değiştiren ilkesiz oportünistler yeni bir formül ileri sürerek, "DABK´taki arkadaşlara birlik için sunduğumuz perspektiflerden biri de 3. MK´da eşit sayıda adam bulunduralım." dediler. Elbette bu ilkesizliğin üzerinde durulacak yan yoktur. Ama "K" kararlarında "ilkelerden taviz verilmeden birleşmeye çalışacağız" diye yazıyorlardı da bu ilkeler ne oldu? Yoksa bir KP´nin MK´ne siyasetin `s`sinden anlamayanları bir birlik uğruna getirmek de mi ilkeliliktir? Bir yandan ML´leri siyasetin `s`sinden anlamayan, "partiyi küçümseyen, silahlı güçleri ise partinin üstüne çıkaran, askeri bakış açısına sahip" kişiler olarak değerlendirmek, diğer yandan da bu "asker kafalı" insanları, KP´nin yönetimine çağırmak ne zamandan beri ML bir tutum halini aldı? Ve ne zamandan beri ilkesizlik değil de ilkeliliktir? Deveye sormuşlar, "neden boynun eğri" diye, deve de cevap vermiş, "nerem doğru ki." Bunların halleri de bu örneğe ne kadar benziyor. Neresine bakılırsa bakılsın hep ilkesizlik, hep kuyrukçuluk ve hep iki yüzlülükle karşılaşılıyor.
Kendilerine "3. MK" diyen revizyonizmin peçeleri, sık sık birlik demagojisini işleyerek, parti kitlesinin duygularını sömürüyorlar. Elbette biz birliği istiyor ve bunu süreç içinde yerine getireceğimize olan inancımızı koruyor ve bu konuda kendimize güveniyoruz. Ama bu birlik ne bir platform etrafında örgütlenmiş revizyonistler ne de oportünistlerle olur. Gerçekleştireceğimiz birlik, partinin siyasi çizgisine gerçekten inanmış ve bağlı olanlarla birlikte oluşturacağımız ilkeli bir birlik olacaktır. Bu açıdan meşru bir konferans olarak görülmesinin olanaklı olmadığı ve revizyonistlerin kendi varlıklarını meşrulaştırdııkları, yeni yeni cilalarla piyasaya sürdükleri sulandırılmış bir takım kararlarla kendisini "ML" olarak göstermeye çalışan "3. K"ın disiplinini tanıyan partiye bağlı yoldaşları parti saflarına çağırdık ve çağıracağız. Bu ukala oportünistler ikide bir partinin birliğinden dem vuruyorlar. Sürekli belirttik. Bir kez daha belirtiyoruz: Parti´ye düşman akımlarla birliğimiz sözkonusu olamaz. Çünkü onların devrim ve mücadele diye bir sorunları yoktur. Eğer aksini iddia ediyorlarsa, işte meydan diyoruz.
Biz kimlerle birlik oluruz. Lenin şöyle diyor:
"Birlik büyük bir davadır ve büyük bir slogandır! Ama işçi davasının gereksinmeleri Marksistlerin, Marksizm karşıtlarıyla ve bozucuları ile birlik değil, Marksistler arasında birliktir.
Biz de birlikten söz eden herkese sormalıyız: Kiminle birlik? Tasfiyecilerle mi? Öyleyse birbirimizle görülecek işimiz yoktur." (Lenin, İşçi Sınıfı Partisi Üzerine, Syf.: 319).
Evet, biz de birliği partinin programı etrafında birlik olmak isteyenlerle istiyor, savunuyor ve onları saflarımıza çağırıyoruz. Revizyonistlerle birlik olmamızı önerenler, gerçekten birlik yanlısı olmayan sahtekarlardır. Çünkü çok iyi bilinmelidir ki, bizi yok etme aşamasına getiren tasfiyeci ve revizyonistlerle birlik olmamız söz konusu olamaz. Revizyonistlerin kuyruğuna takılan arkadaşlar, bu saflarındaki birliğe katılarak, bunu sağlamlaştırmak ve güçlü kılmak için çalışmalıdırlar diyoruz. Aksi taktirde, "yanlış üzerinde direnirlerse, ona derin bir gerekçe bulunursa, "sonuna kadar götürülürse" küçük bir yanlıştan her zaman koskocaman bir yanlış yapılabilir." (Lenin, age, Syf.: 370).
Oportünistlerin "3. K"ta aldığı kararlarda olduğu gibi tüzükte yaptıkları değişiklikler de hiçbir zaman bizi bağlamaz. Bizi bağlayan tüzük 1981 parti 2. konferansında kabul edilen tüzüktür.
Biz kendimizi her yönüyle hatalardan arınmış, yanlış olmayan ve yanlış yapmayan dehalar olarak görmedik ve görmüyoruz. Biz yanlışlarımızı ve hatalarımızı ortaya koymaktan çekinmedik ve çekinmeyiz de. Çünkü:
"Yığınlar savaşım yapıyorsa, savaşımda yanlışlar yapmak kaçınılmaz bir şeydir. Bu yanlışı gören ML´ler onları yığınlara açıklarlar, yanlışların düzeltilmesine çalışırlar ve bilinçliliğin kendiliğindenliği yenmesi için şaşmadan çalışırlar, yığınlarla birlikte olurlar. Aydın geçinenlerse bağnazlarla bir kenarda durarak "kesin yengiyi" bekleyen Kautski´cilerle olmaktansa, savaşım sırasında giderek yanlışları düzelten ve savaşan yığınlarla olmak daha iyidir." (Lenin, age, Syf.: 352).
Yine Lenin yoldaş diyor ki; "geleceğin her partisinin birinci görevi, programının ve taktiğinin doğruluğuna halkın coğunluğunu inandırmaktır." (Lenin). Elbette inandırmak demek " ...üzerine öncü etiketini yapıştırmak yetmez." (Lenin), bunu pratik mücadele süreci içinde kanıtlamak demektir.
Son olarak oportünistlerin bazı yoldaşlarımıza getirdikleri karalamalara ilişkin şunu söylüyoruz. Hiçbir KP homojen değildir. Parti içinde çürükler de, sağlamlar da, korkaklar da olabilir, bunlar doğal olan şeylerdir. Bunların elenmesi pratik mücadelenin sonucu olacaktır. Parti mücadele süreci içinde bu tür unsurlardan mutlaka arınacaktır. Bu açıdan oportünistlerin bu yöndeki eleştirileri kendi kaçkınlıklarını gizlemek içindir. Bunların yerden yere vurmaya çalıştıkları yoldaşlarımız, siyasetin `s`sinden anlamıyor dedikleri yoldaşlarımız, bugün mücadele bayrağınş daha da yükseklerde tutarak dalgalandırırlarken, bu iddiaların sahipleri yüzleri dahi kızarmadan sıcak köşelerinde keyif çatıyorlar.
Bunların bir de durmadan tekrarladıkları bir nokta daha var. Şöyle diyorlar: "K´ta aldığımız kararlar doğru değil midir?" Öyle sanıyorlar ki, birkaç genel doğruyu tekrarlamak ve birkaç parlak slogan atmakla herşeyi halledebilirler. Oysa, "herhangi bir örgütün karakterini olağan ve kaçınılmaz olarak tayin eden şey, o örgütün eyleminin muhtevasıdır", diyor Lenin yoldaş. Bunların "silahlı mücadele esastır" demeleri, gerçekten silahlı mücadeleyi, savunduklarını göstermek için pratik olarak varlık göstermedikleri sürece, bu dönemleri sadece kağıt üzerinde kalır. Zaten "parlamentodan yararlanma" vb. düşünceleriyle de silahlı mücadele konusunda ne denli tutarlı oldukları ortadadır. Eğer "silahlı mücadele esastır" demekle ML olunsaydı bugün, "silahlı mücadele esas mücadele biçimidir" diyen her örgüt ML olurdu. Bunların "K"ta aldıkları kararlarında ne denli ML oldukları ortadadır. Başta iki çizgi mücadelesi, parti anlayışları, 2. MK´nin değerlendirilmesi, 1. ve 2. yenilgiye yaklaşımları, parlamentoya bakışları, Halkın Devrimci Birleşik Cephesi hakkındaki düşünceleri, TİKP´ye ilişkin, birlik sorununa ilişkin düşünceleri anti- ML´dir. Bunların pratik mücadeleleri ise, bu söyledikleriyle bir tutarlılık arzetmiyor. Madem ki "öncü" olduklarını iddia ediyorlarsa ona uygun da pratik sergilemeleri gerekir. "Çünkü lafta öncü olduğunu, öncü birliği olduğunu söylemek yetmez. Öyle davranmalıyız ki, bütün öteki birlikler bizim başta yürüdüğümüzü anlasınlar." (Lenin, Ne Yapmalı).
Ama ne yazık ki, kitleler bu arkadaşları bugüne dek, ne önde ne de arkada gördü. Attıkları parlak sloganlar sadece kendilerini belli bir süre kandırdı, o kadar.
Sonuç olarak diyoruz ki, bugüne dek parti saflarından ayrılan ya da atılan birkaç grup oldu. Bunlar eriyip yok olurlarken, önderliklerin dönekliklerine ve partiye ihanetlerine rağmen, parti bugün her yönüyle çeşitli olanaklara sahiptir. Gerek 12 Eylül cuntasından sonra hiçbir zaman silahı elden düşürmeyen mücadeleleri olsun, gerekse bu mücadele süreci içinde kazandığı zengin deneyimler olsun, partiye önemli prestij kazandırmış ve Türkiye devrimci mücadelesine önderlik edebilecek tek güç olduğunu kanıtlamıştır. Partinin pratik mücadelesi kanıtlamıştır ki, silahlı mücadele esas mücadele biçimi, kırsal alanlar esas çalışma alanları, askeri örgütlenme esas örgütlenme biçimi olarak benimsenmeden devrimi zafere ulaştırmanın olanağı yoktur. İşte biz bu doğrulardan hareketle partinin saflarında yıkılmaz bir birlik oluşturulmasını istiyoruz. Yıkılmaz ve sarsılmaz birlik, ancak partinin programına gerçekten inanmış ve bu doğrultuda can bedeli mücadele yürütenlerin ve yürütecek olanların oluşturacağı birliktir. Bunun dıışında, oportünist ve revizyonist gruplarla, ya da tek tek mücadele kaçkını unsurlarla oluşturulacak birlik, kof ve yıkılmaya mahkum bir birliktir. Böylesi bir birlik davaya ihanettir diyoruz.
Partinin programına bağlı olan tüm yoldaşları parti saflarında yıkılmaz bir birliğe bir kez daha çağırıyoruz.
Bu kısımda Baba Erdoğan'ın kaleminden kendi yazılarını okuyabilirsiniz;
" SÖZDE ÖNCÜ'NÜN 3.K'I, ÖZÜNDE REVİZYONİST YDB'NİN EKİM 1987'DEKİ TOPLANTISI ÜZERİNE"
• Sözde "Öncünün 3.K'ı", özünde ise Parti saflarından atılanların insiyatifinde yapılan toplantı hangi koşullarda yapıldı?
• 3. Konferansın aldığı kararlar nelerdi, gelinen aşamada ne oldular?
• Oportünistler 2.MK 'ni nasıl değerlendiriyorlar?
• YDB'nin toplantısında ("3.K.") DABK nasıl değerlendiriliyor?
• Oportünistler Partinin birinci yenilgisini nasıl değerlendiriyorlar?
• Oportünistler ikinci yenilgiyi nasıl değerlendiriyorlar?
• "3.K" çıların parlementoya bakış açıları
• "3.K" ın halkın birleşik cephesine bakışı
• "3.K" ın TİKP(Aydınlık) hakkındaki görüşleri
• Bir kez daha "3.K" ve "3.MK" nın DABK'a bakışı üzerine

SEVGILI BABA-CIHAN BU BELGEYI AKTARMAN COK IYI OLMUS.BU SÜRECI HEP KULAKTAN AKTARIMLARLA BILIYORDUM.BABA ERDOGAN TARAFINDA TARAFINDA YAZILAN BU BELGEYI OKUDUKTAN SONRA BAZI SEYLER DAHA IYI YERUNE OTURMAYA BASLADI KAFAMDA.SELAMLAR...

öncelikle bir sorunu ele alırken sorunun gerçek anlamda çözümüne ulaşmak için bilimsel yol olan diyalektik yöntem uygulanmalıdır . aksi takdirde partizan arkadaşın düştüğü gibi idealist yöntemle ancak ve ancak eklektizm ve sol subjektivizme düşmek kaçınılmaz olur .bir kez birlik yaptık olmadı mantığı marksisit tarih anlayışının değil idealist tarih anlayışının sonucudur ve diyalektik bakış açısıyla ilgisi yoktur bu tarihin tekkerrür mantığını savunmaktır.daha kanları kurumadan onyadiler üzerinden politika yapacağınıza devletin oraya nden o kadar azgınca saldırdığını bir düşününde azda olsa ülke gerçekliğini dünya gerçekliğini ve kendi durduğunuz yeri görün.kendi sol subjektif bakış açınızla dünyanın merkezinde siz varsınız dağları siz yarattınız pekide madem karadeniz okadar devrimcileşti neden yıllrdan beridir dersime birlik çıkarmak için okadar çaba harcıyorsunuz .şu ülkede halk savaşının genel mantığı olan sürekliliği sağlanmış başka bir alan gösterin yoksa ben size dersimde halkın onyedileri sahiplenmesinden göstereyim.bir yandan aynı tarihi mirası inkar edip diğer tarftan gidip mkp şehitlerinin ailelerine dersimli partizancılara nasıl yaklaştığınız ortada.bir yandan mkp yi günah keçisi ilan ederken diğer tarftan kendinizi kadı kızı sanmanız otuz yıllık tarihte tej bir hatanın bile özeleştisini vermemeniz olgulara ne kadar maoist tarzda yaklaştığınızın göstergesi.tarih birliğe zorluyor kimsenin kara kaşı kara gözü içi,n değil insanlığın büyük yürüyüşü için karşıtını yoketmek adına diyalektiğin gereği olarak birlik zorunlu.komünist pariler ezeli yada ebedi değillerdir. sınıflı toplumun gerği olarak ortaya çıkmış komünist toplumlada yokolup gideceklerdir .sizse insanların geri feodal yanlarını kullanrak fetişleştirdiğiniz bir isimle aracı her zaman yaptığınız gibi amaçlaştırıyorsunuz.kendi kabuğunuzdan çıkıp ülkemizeve dünyaya bakın birliğin yakıcılığını ve kaçınılmazlığını göreceksiniz.

bulut kirve genel anlamda doğru ve bilimsel bir değerlendirmede bulunmuş.yazısına katılıyorum ve partizanların ilkeli birlik-eleştiri-birlik temelinde birleşmesini hayat gerçeği olarak gördüğümü belirtiyorum.çünkü biz tabiri yerindeyse aynı ağacın dalları gibiyiz.köklerimiz ve gövdemiz birdir.
partizanca selamlar,sevgiler.

Sevgili arkadaslar günlerdir cesitli bicimlerde süren tartismalar ne yazik ki bazi arkadaslarlarin disininda geri düzeylerde satasmalar ve apolitik yaklasimlari disinda bir düzey tuturulmadi.Evet Devrimsu arkadasin sordugu sorular bu kisir döngüyü kirmak icin oldukca yerindedir.Cünkü bu sorulari cevaplamaya basladigimizda ister istemez ideolojik,siyasal sorunlari irdelemek zorunda kalmis olacagiz.Ama görünen o ki gereksiz satasmalarda ve gayri ciddi apolitik yaklasimlarda sirayi kimseye kaptirmak istemeyen arkadaslar bu sorulara cevap verecek bir siyasal yaklasim segilemediler.Bu kisa elestiriden sonra kisada olsa devrimsu arkadasin sormus oldugu sorulara her iki yapinin birliginden yana olan biri olarak niye birlik istedigimi acmak istiyorum.Her seyden önce eger birlikten olumlu yada olumsuz bahsediliyorsa ortada ayri yapilarin oldugu gercegi objektif bir durumdur.Yine iki ayri yapi varsa ayrilikta baska bir objektif durumdur.Bu iki gercekligi yok sayamayiz.Tartisilan birlik her hangi bir birlik degil komünistlerin birligidir.Komünistlerin birlik temeli herseyden önce ideolojik,siyasal ve örgütseldir.BU ne anlama giliyor.Ideojik olarak her iki yapinin marksizmi,leninizmi ve maoizmi savunmasi ve kendine rehper görmesi gerekir,Siyasal olarak he iki yapinin devrimin yolu azami ve askeri program,genel siyasal cizgi ve temel taktiklerde ayni temeli savunmalari gerekir,orgütsel olarak demokratik merkeziyetcilik ve parti ici iki cizgi mücadelesini savunmasi gerekir.Bu temel noktalardan birini yada bir kacini yapilardan birinin savunmamasi durumunda gerek bilimin ulastigi asama gereksede ülkemizin objektif gercekliginden dolayi komünist olarak görülemez.Peki kaba olarak her iki yapinin bu konuda bir birligi varmidir,yada tersinde ayrilik noktasi varmidir.Soruyu her iki yapinin bugün temel aldiklari görüsler itibariyla cevaplandiralim.Idelojik olarak gerek MKP gereksede TKP/ML Maksizmi,Leninizmi ve Maoizmi savunuyor.Kavrayislarda kismi farkliliklar olsada bu kavrayis noktasindaki farkliliklar her iki yapinin kendi icindede yasadigi yasayabilecegi farkliliklardir.Ancak her iki yapinin ideoloji noktasindaki anlayisi aynidir.Hatta "ben daha iyi savunuyorum seklindedir"Devrimin siyasal cizgisi olarak;Her iki yapida Ibrahim Kaypakkayanin ortaya koydugu temel teorik tezleri Program ve pragramatik görüsler biciminde savunuyor.Devrimin yolu olarak Demokratik Halk Devrimi,Sosyalizim ve komünizim azami ve askari devrim programi olarak her iki yapi teorik olarak savunuyor.Yine bu temel programa bagli olarak genel siyasi cizgi olarak Halk savasi sitratejisi ve bunun temel taktiklerini temel teorik tezler olarak her iki yapi savunuyor.Yine bu noktadaki farliliklar her iki yapinin kendi icin yasadigi yasayacagi farkliliklardir.Bu noktada esasta bir redin olmadigi ortadadir.Bir yapinin birz az bir yapinin biraz cok bunu bilince cikarmasi bu gercekligi degistirmez.Temel orgütsel ilkelerdede bir birlik zemininin oldugu objektif bir gercektir.Her iki yapida Hem demok´ratik merkeziyetciligi hemde parti ici iki cizgi mücadelesini temel örgütsel ilkeler olarak savunuyor.Bu noktadaki kavrayis yada pratikte uygulayistaki zaafiyetler her iki yapi arasindada kendi icinde yasayabilecegi zaafiyetlerdir.Evet arkadaslar kisaca her iki yapinin temel olarak savundugu ve gücleri oraninda uygulamaya calistiklari temel teorik tezler aynidir.Yani bu konularda bir birlik söz konusu.Ayrilik diyen arkadaslar bu konuda apolitik kaba yaklasim ve subjektif bir yaklasim segilemeden bir ayrilik gösterebilirlermi.Aciktirki her iki yapi bugün acisinda bu temel görüsleri savundugu ve uyguladigi sürece diyemezler.Elbeteki uygulayis ve kavrayista butün bu teorik tezlerde farkliliklar vardir.Ancak bu farkliliklar parti ici iki cizgi mücadelesiyle ele alinabilecek farkliliklardir.Bu farkliliklar her iki yapi cindede yasanabilinir.Uluslararasi komünist hareketin tarihine bakarsak bunu daha iyi görebiliriz.Ayrilik noktalari olarak söyleyecegimiz seyler siyasal cografya tanimlamasi-ki bu konuda aslinda bir farklilik yok.k.kurdüstan,yada T.kürdüstan adlandirmalariyla ayri seksiyon örgütlenmeler savunulmuyor.K.kurdüstan isimlendirmesi icerik olarak kaypakkaya nin ortaya koydugu bicimiyle savunuluyor.Kadiki ayri orgütlenme tezleride ayni cati altinda kimi yoldaslar tarafinda dönem dönem savunulmustu.Bu konuyu abartarak ayrilik nedeni sayan arkadaslara diyecegim tarihsel hafizalarini tekrardan kontrol etsinler- Parti ismi konusundaki farklilik noktasi,bu bir farklilikzir ancak ayri kalmak icin gerekli bir neden degildir.Bu noktadaki farklilik dogru yanlis mücadelesiyle asilabilinir.Bu konudada Hem TKP/ML ismi hemde MKP ismi bilimsel olarak dogrudur.Cünkü her iki isimde nihayi amaci belirtiyor.Siyasal cografya isimlerinin basa yada sona gelmesi bir ayrilik nedeni olamaz.Yine bilimin ulastigi en ileri sevye olan maoizmin isme yansimasi ayrilik nedeni olarak görülemez.Bir cok komünist partilerinde sadece siyasal cografya ve ve nihayi amaci belirten isimler kulaniyorlar.Kisacasi bu ayrilik noktasi asilmayacak bir konu degil.Bir baska ayrilik noktasi Kendi tarihini degerlendirme noktasindaki ayriliktir.Bu konununda ayrilik nedeni olarak görülmesi gercekci degildir.Bu konuda MKP bir adim atarak bir sonuc cikarmis.Dogru yanlis bir senteze varilmis.Bu konuda TKP/ML nin daha ketum davrandigi acik.Ancak bu sorunda dogru yanlis mücadelesiyle tartisilarak ve gerekli dersler cikarilarak daha ileri bir düzeye cikartilabilir....Evet arkadaslar ayrintilara girdigimizde daha birkac noktada farkliliklar cikabilir.Ancak bu farkliliklar yapilarin kendi icindede yasayabilecegi farkliliklardir.Kavranacak temel mesele iki cizgi mücadelesidir.Buda sadece bugun icin degil sinirsiz ve sinifsiz bir sürecece kadar devam eden sürekli bir olgudur.selamlar

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%75

Hayir Birlesmemli

%24

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 423

Buradan oy Kullana bilirisiniz

http://denosu.sitemynet.com/birlik/index.htm

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%75

Hayir Birlesmemli

%24

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 424

Buradan Oy Kullana bilirisiniz

http://denosu.sitemynet.com/birlik/index.htm

I.KAYPAKKAYA NIN ORTAYA KOYDUGU TEMEL GÖRÜSLERI KENDINE REHPER ALAN TÜM KESIMLERIN BIRLIK,ELESTIRI,BIRLIK ANLAYISI ILE TEK CATI ALTINDA BIRLESMELIDIR.
YASASIN MARKSIZIM,LENINIZIM,MAOIZIM
YASASIN PARTI GÜCLERININ BIRLIGI.
BIRLIK,ELESTIRI,BIRLIK

ARKADASLAR LUTFEN BIRBIRIMIZI KARALAMAK YADA BASKA PARTUILERIN DEDIKODULARINI YAPMAK YERINE OTURUM HER IKI PARTININDE TARIHINI VE BIRLIKLE ILGILI GORUSLERINI VE SON DURUMLARINI ARASTIRIN; TABI BU ARASTIRMAYI INTERNET KARSISINDA YAPMAYIN;
ONDAN SONRA YAZIN YADA KONUSUN; SIZDEN RICAM BU;

ARKADASLAR LUTFEN BIRBIRIMIZI KARALAMAK YADA BASKA PARTUILERIN DEDIKODULARINI YAPMAK YERINE OTURUM HER IKI PARTININDE TARIHINI VE BIRLIKLE ILGILI GORUSLERINI VE SON DURUMLARINI ARASTIRIN; TABI BU ARASTIRMAYI INTERNET KARSISINDA YAPMAYIN;
ONDAN SONRA YAZIN YADA KONUSUN; SIZDEN RICAM BU; MAO NUN GUZEL BIR LAFI VAR;

ARASTIRMAYANIN TARTISMAYADA HAKKI YOKTUR

BOSUNA TARTISIYORUZ.
KALDIKI TÜM MAKALELERDE VE YAZILARDA GÖRÜLDÜGÜ GIBI MKP TARAFTARLARININ BIZLERI KÜCÜMSEDIGI GÖRUNÜYOR.
VE BUNA RAGMEN ILLEDA BIRLIK DIYOR
DERSIM BIRLIK CIKARMAMIZIN NEDENI DERGILERDE SAYFALARCA YAZIYOR ONU ALIN OKUYUN.
KALDIKI TÜM SORULAN SORULARIN CEVABI ISCI KOYLÜ DERGISINDE VE ÖZGÜR GELECEKTE YAZIYOR.
DEMEKKI SIZ DERGILERI OKUMUYORSUNUZ.
BIRDE BAKIYORUM BAZI UNSURLAR HERHALDE ZAMANLARIN BILGISAYAR KARSISINDA GECIRIYORLAR.
YOLDASLAR ISINIZ GÜCÜNÜZ YOKMU.
DEVRI.
SANAL DÜNYADAN CIKIN VE GERCEK DÜNYADA FAALIYET YÜRÜTÜN.
BIRLIGE NE BIZ NE DE SIZ KARAR VEREBILIRSINIZ.
BIRLIGE IKI TARAFIN ÖNDERLIGI KARAR VERIR
ZATEN BIR TARAF KARAR VERMIS.
KARARINIZA SAYGIMIZ VAR.
AMA BIZ HAYIR DIYORUZ HAYIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIR DIYORUZ? BUNU ANLAYIN VE SAYGI DUYUN.

BIZIM SAFLARDA BIRLIK ISTEYEN KESIME RASTLAMADIM ÖNDERLIGIMIZDE SIZLERE CEVAP VERDI
BU NE SAYGISIZLIKKI SIZLER HALEN BU TARTISMAYI DEVAM ETTIRIYORSUNUZ.
BIRAZ SAYGILI OLUN LÜTFEN.

ÖYLE BIR AKINTI OLSA BILE AKINTIYA KARSI MAOÏSTLER YÜZMESINI BILIR.
SANIRIM BU TARTISMAYA PARTIMIZIN YÜRÜMESI BITIRECEK VE TÜM BIRLIK TARAFTARLARI SUSACAK.

ILKELI BIRLIKTEN BIZ DE YANAYIZ
AMA SIZIN SUNDUGUNUZ BIRLIK ILKESIZ
CÜNKÜ SIZ BIZE DEGIL DEVRIM KACKINI PARTI KACKINI MÜCADELE KACKINI HERKESE BIRLIK TEKLIF EDIYORSUNUZ
BU OLMAZ BURADA SAMILMIYETSIZLIK VAR
PARTI BU KACKINLAR YÜZÜNDEN COK ZARAR GÖRDÜ

MAO
HERSEYIMIZ OLABILIR
PARTI
ORDU
KITLE
SILAH VS
AMA DOGRU POLITIKA IZLEMEDIGIMIZDE HERSEYIMIZI KAYBEDEBILIRIZ

DOGRU BIR POLITIKAYA SAHIP OLURSAK O ZAMAN HER SEYI VAR EDEBILIRIZ

HERSEYI VAR ETMEK ICIN BIRILIGE GEREK YOK
ARTIK YOLLAR COOOOOK AYRI
DOGRU POLITIKA HALK SAVASINDA ISRAR ETMEK
VE GERILLA MÜCADELESINI SÜREKLILESTIRMEK.

VE ANKETCI ZAMANINI NIYE BUNA AYIRIYORSUN
BASKA ANKETLERDE DÜZENLE ISTERSEN
1994" AYRILIGI" DARBE MI DEGILMI EVET HAYIR
MKP TARFTARLARI NE DIYOR?
EGER DARBEYSE O ZAMAN SIZ MESRU DEGILSINIZ
GELIN SAFLARA
DARBE DEGIL DIYORLARSA O ZAMAN SIZ YOLUNUZA BIZ YOLUMUZA.
UZUN LAFIN KISASI.

SON OLARAK YOLDASLAR DERGILERI OKUYUN HER SEY ORADA YAZIYOR BUNDAN DOLAYI BEN DETAYLARA GIRMIYORUM

gelin kaypakkayacı marksist-leninist-maoist partizanlar parti güçlerinin birliği türküsünü söyleyelim.
parti içi maoist iki çizgi mücadelesini parti çatısı altında sürdürmeye de devam edelim.
BİRLİK-ELEŞTİRİ-BİRLİK !
YAŞASIN TKP/ML VE MKP GÜÇLERİMİZ !
YAŞASIN HALK SAVAŞI !
KOMPRADOR PATRON-AĞA DEVLETİNİ YIKACAĞIZ !
HALK İKTİDARINI KURACAĞIZ !

ANTIDEDECILIGINI KABUL EDIYORUM
SENI KÜFÜR TORBASI
DEVRIMCI AHLAKTAN UZAK SEN

LAZ NIHAT KÜLTÜRÜ HALEN ICINIZDE
ANLADINMI NIYE BIZ VE SIZ HIC BIR ZAMAN AYNI ALANDA OLAMAYIZ.

NE ZAMAN SENIN GIBILERI PARTINIZDEN YOK OLUR
O ZAMAN BIRLIK OLUR
ANLATMAK ISTEDIKLERIMI KÜFÜRBAZLIGIN SAYESINDE HERKESE ANLATTIM.
COK TESEKKÜRLER

SIYASI SEKILDE BENI ELESTIRENLERI SAMIMI OLARAK GÖRÜYORUM VE DEVRIMCI GÖRÜYORUM ONLARLA AYNI YERLERDE OLABILIRIZ
AMA MKP ICINDE BU KÜFÜRBAZLAR HALEN YOGUN
ONLARIN ICINDE BULUNDUGU PARTIDE BIZE YER YOK
DÜSÜNELIM BIRLIK OLDU
NE OLACAK
TEKRAR AYRILIK
BU SEFER KITLE NEZDINDE
NE OLACAK
GÜVENSIZLIK ARTACAK

BIRLIK BÖYLE OLMAZ
TERS YÖNDEN HAREKET ETTINIZ
BÖYLE DEVRIMCI AHLAKTAN UZAK KISILERLE BIR YERLERE VARILMAZ

ANTIBIRLIKCI DEDE

Yaw haddim değil maocuların iç işlerine karışmak ama nerede görülmüş anket yaparak birlik olsun mu olmasın mı sorusunun sorulması birlik olur yada olmaz bu pratik içinde şekillenir çok net belirteyim bu ankete açan kimse polis ajanıdır böyle ciddi konuların tartışılma yeri internet değil yüzyüze görüşmedir tekrar özür diliyorum sizin işlerinize karışmak istemem...

Yaw haddim değil maocuların iç işlerine karışmak ama nerede görülmüş anket yaparak birlik olsun mu olmasın mı sorusunun sorulması birlik olur yada olmaz bu pratik içinde şekillenir çok net belirteyim bu ankete açan kimse polis ajanıdır böyle ciddi konuların tartışılma yeri internet değil yüzyüze görüşmedir tekrar özür diliyorum sizin işlerinize karışmak istemem...

Yaw haddim değil maocuların iç işlerine karışmak ama nerede görülmüş anket yaparak birlik olsun mu olmasın mı sorusunun sorulması birlik olur yada olmaz bu pratik içinde şekillenir çok net belirteyim bu ankete açan kimse polis ajanıdır böyle ciddi konuların tartışılma yeri internet değil yüzyüze görüşmedir tekrar özür diliyorum sizin işlerinize karışmak istemem...

tartışmalar kişisel ve kişileri deşifre etmediği ve küfür-hakaret içermediği sürece yapılabilir.tabiki gerçek hayattaki mücadelenin temel olduğunu,internetin yan alan olduğunu bir an olsun unutmadan.
devrimci sevgi ve saygılar.

SEN ANLADIN AMA BASKALARI ANLAMADI
AFFERIN SANA

ARKADASLAR
BIRLIK KOSULLARI HENÜZ YARATILMAMIS DÜSÜNCESINDEYIM
BIRKERE BIRLIK OLDU
ARDINDAN AYRILIK
KITLE UMUTLANDI
ARDINDAN BÜYÜK GÜVENSIZLIK
VE KITLEDE INANCSIZLIK YARATILDI
BENCE IKI TARAF GERILLA MÜCADELESINI OTUTTURURSA ANCAK O ZAMAN BELKI
BIRLIK KONUSMALARI BASLANABILINIR
KITLENIN BIR KERE DAHA HAYEL KIRIKKLIGINA TAHAMÜLLÜ YOK
MKP TARAFTARLARININ BIR KISMI DÜRÜST YAZISMA YAPARKEN BIR KISMI FÜFÜRLÜ KONUSUYOR
BUNLARI KINIYORUZ DEVRIM SAFLARINDA YERINIZ YOK
SIZINLE DEGIL YOLDASLIK ARKADASLIK BILE YAPILMAZ
TARTISMALAR SEVIYELI YAPILSIN

¨BIRLIKLER ILKELI OLUR AMA TARTISMALARA BAKILIRSA EGER BIR BIRLIK OLSA ILKESIZ OLACAK CÜNKÜ IKI TARAF HALA ÖNCEKI AYRILIGIN YARATIGI TAHRIBATTAN KURTULMAMIS.
MKP LILER CIDDI ÖZELESTIRI VERMEDI AYRILIGI DARBE OLARAK KABULLENIYORLARMI ACABA BEN DE BU SORUYU KENDIME SORUYORUM EGER DARBE OLARAK KABUL ETMIYORLARSA BOSUNA BIRLIK ISTIYORLAR KALDIKI AYRILIK ZAMANI AJANLARIN ETKISI OLMUSTU AJANLAR CEZALANDIRILDI AJANLARIN GÖREVI ZATEN PARTIYI DAGITMAK IDI
O ZAMAN NIYE DARBE OLARAK KABUL ETMIYOR MKP LILER
ONLARA SORMAK ISTIYORUM
1994 AYRILIKMI YOK SA DARBE MI

IBRAHIM TARAFTARIYIM ARASTIRIYORUM BIR TÛRLÛ IKNA OLMADIM

dede sana yapilan küfürü kiniyorum ama analamdigim küfür edenin nerden MKP taraftari oldugunu anladin onu cikaramadim imzada kullanmais sloganda atmamis belkide isici köylücü ama birlikci biridir simdi sana küfür etti diye MKP li oldugunu cikardin belkide isic köylücüdür bu ön yargindan dolayida seni kiniyorum

SUNU EKLEMEKTE YARAR VARDIR
BEN HIC BIR ZAMAN TÜM MKP LILERI ELESTIRMIYORUM
AMA ICLERINDE BAZI UNSURLAR HALEN DEVRIMCI KÜLTÜRDEN UZAKTIRLAR.
TÜMÜNÜ SUCLAMAK ZATEN DOGRU OLMAZ¨

AKIL VAR MANTIK VAR KÜFÜRÜN ALTINA IMZA ATILIRMI.
BEN NEYE KARSI GELDIM
BIRLIGE
KIM BIRLIKCI
MKP
KIM KÜFÜR EDER
SAHTE MKP LILER
ISCI KÖYLÜ TRAFTARI OLSAYDI
ELESTIRIRDI
BIRLIK TARTISMALARINDA BAZI MKP LILER GÜZEL BIR SEKILDE ANTIBIRLIKCILERE CEVAP VERIYORLAR
BAZILARIDA KÜFÜRLÜ
PRATIK FAALIYET ICINDE BUNLARI COK YASADIK
O ZAMAN KÜFÜRLÜ KONUSAN IMZA ATTSIN.
BAZI MKP LILERDE BUNLAR SAHTE DEVRIMCILER
DEVLET DILIYE ESKIDEN BERI KONUSUYORLAR
BUNLAR 3 5 KISI KALMIS BITMISLER FELAN FILAN BUNLAR ALTINA IMZA ATIYORLAR MKP LI OLDUKLARINI SÖYLÜYORLAR.
NE YAPALIM
TAHMIN ETMEK HICTE ZOR DEGIL

EGER MKP LI DEGILSE DE BURADA HERKESIN SAHSINDA ÖZELESTIRI VERIYORUM
ÖZÜR DILIYORUM

Dede rumuzlu arkadasa devrimci kültür ve ahlaktan yoksun "biri"düsüncelerinden dolayi küfür ediyor,küfür edenin durumu gayet acik.Devrimcilikten nasibini almamis.Garip olan nokta TKP/ML taraftari oldugunu idda eden DEDE rumuzlu arkadasin yaklasimi.Bir cirpida bu durumu Devrimci bir örgüt olan MKP ye saldiri araci yapiyor kendisine yapilan küfürü.Yukaridaki yazilari dikatli okursaniz Ayni bicimde bir yaklasimi HALK rumuzuyla yazan arkadasta sergilemisti.Bu anlayisi elestirmitim.Bu yaklasimin devrimci kültür ve sorumlulukla bir ilgisi olmadigi gibi TKP/ML taraftari idasiyla TKP/ML ye bu bicimiyle zarar verdigini belirtmistim.Burada iki kültür kendini gösteriyor.Biri devrimci sorumluluk,kültür ve saygi temelinde karsilikli tartisma yapanlar,digeride apolitik sorumsuz ve devrimci kaygilarlar tasinmadan yapilan sevyesiz tartismalar.Birde bu tartisma zeminini kulanan karsi devrimciler.Evet arkadaslar devrimciler bir devrimci gibi ve bir devrimcinin deger yargilari ve saygi uslubuyla,sorumluluguyla yazar ve tartisirsa sevyesiz tartismalar ve karsi devrimci pravakatörler kel aynak gibi siritir.Devrimci selamlar

dede rumuzlu arkadaş ve tkp/ml taraftarı olduklarını söyleyen benzer bazı arkadaşlar, tkp/ml merkezinin bile devrimci,komünist gördüğü mkp ve taraftarlarına bazı ağır suçlama ve hakaretlerde bulunuyorlar.
sanki mkp, tkp/ml ye silah çekipte çatışıyormuş gibi konuşuyorlar.yapmayın arkadaşlar biraz bilimsel olun, konuşurken,yazarken birkere daha düşünün, pişman olacağınız laflar söylememeye çalışın.ben böyle bir durumda şahsen partizanlar adına üzülürüm.
yani kraldan daha kralcı bir tavırla, önderliğide aşan keskinlikte ileri geri tanımlamalar yarar değil bize zarar verir ve obkejtif olarak düşmana yarar sağlar.bu açıktır.
ne demek birlik isteyenler mkp liler. maoistlerin ilkeli birliğini istemek suçmu? düşman birleşmemizi mi istiyor da birlikçiler düşman gibi oluyor?
ayrıca dede diyorki mkp deki küfürcüler yüzünden birleşme olmaz.demezlermi diğer kanatta herkes sütten çıkmış ak kaşık mı? gerçekten öylemiyiz ?
kardeşler milyonları sürüklediğimiz objektif bir durum varmış gibi konuşmayalım.güçlerimizi nesnel bir şekilde değerlendirdiğimizde birliğin bir zorunluluk olduğu apaçık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.hayat bunu dayatıyor.
yok ben kimseyi dinlemem.kafama göre giderim.denilirse sonuçta bir ilerleme sağlamak hayal olur.sonuçta ısrarla parti güçlerinin birliğini istemek ve bunun için çalışmaya devam edeceğimi şahsım adına söylüyorum.sanırım açık olmuşumdur.
devrimci selamlar.

partizanların birliği şöyle olur:

önce iki grup birleşir al gülüm ver gülüm yola devam,
sonra bir hizip grubu çıkar ve partide partiçi demokrasi olmadığını söyler ve MK'yı bürokratik despotlukla suçlar...
Sonra MK yanlısı çevre ayrılanları kariyerist ve küçük burjuva olmakla suçlar. bölündükçe güçlendiklerini, çelik çekirdek kaldıklarını söylerler ve Lenin/in parti ve hizip konusundaki bildiğimiz alıntısını yayarlar, sonra iki tarafın birbirlerini karşı-devrimcilikle suçladığı dönem başlar, tartışılır belgeler açıklanır... sonra eleştiri ve özeleştiri talepleri ekseninde yeniden birlik tartışmalarına eğilinir..

bu noktada tartışılan devrim teorisi ve siyaseti değil "laz" konusudur ve sonra birleşilir sonra tekrar...

Tıpkı Mao'nun garip diyalektik anlayışındaki gibi makalenin başı yazılmadan sonu yazılamaz yani birleşilmeden ayrılınmaz veya ayrılmadan birleşilmez..

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%76

Hayir Birlesmemli

%23

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 444

Son Durum:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli

%76

Hayir Birlesmemli

%23

Bilmiyorum

%1

Toplam oy : 452

ANKETİ KENDİNMİ YAPIYORSUN DOSTUM. NERDE BU ANKET. NERDEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE

FAZLA MERAK EDIYORSAN BU HABERIN BAS YAZISINA BAK ALTINDA ANKETIN SITESI VAR O KADARDA BAGIRMANA GEREK YOK MERAKLI

ÖNCELERI FAZLA YAZILANLARI DIKKATLI BIR SEKILDE OKUMAMISTIM
AM IYI BIR SEKILDE TAKIP ETTIGIMDE SU KARARA VARDIM
BIRLIK ISTEYEN DEVRIMSU BIZDEN DEGIL CÜNKÜ KONUSMA TARZI BIZIM KONUSMA TARZI DEGIL VE BIZLERI TANIMIYOR
DIYORKI ANKET SONUCUNA DEGINEREK COGU BIRLIKTEN YANA
ACABA KIM BIRLIKTEN YANA
MKP LILERIN COGU BIRLIKTEN YANA OLMALARININ NEDENI VAR ZATEN PARTILERININ ALDIGI KARARA DAYANIYOR
ANKETTE ONLARI ILGILENDIRDIGI ICIN TABIIKI ONLAR OY VERIYOR VE BÖYLECE COGUNLUK ONLARDA
BIZIM TARAFTARLARIN COGU KARSI. HATTA BIRLIKCI TARAFTARA RASTLAMADIM
BU ANKET MKP LILERIN KATILDIGI ANKET DÜSÜNCESINDAYIM
YORUMLARA BAKILDIGINDA BIR KAC TKP ML LI DISINDA COGU ANTI BIRLIKCI
SON OLARAK ANKETCI YA MKP LI YA DA EVET YA DA
BIZDEN OLAMAZ

yazik ki partizan rumuzunu kulaniyorsun.Partizanlik sana ve senin gibi düsünen cahillere kaldiysa vah o partizanciliga.Ama merak etme dostum halen binlerce partizan kaynagina yabancilasmadan duruyor.Kanagina yabancilasmis sahte partizanci gecinenler bosuna saga sola satasip durmasin.Hele su düsünceye bak "ya sev ya terk et"Partizanciliktan ne kadar nasibini almis.?Nerde iki cizgi mücadelesi.?Birde bu ankete katilanlar hepsi MKP li ise bu yuzde 24 lük hayir oylari kimin.?Insan biraz mantikli olur...selamlar

aslinda partizanci arkadasi ciddiye alip yazmanin dogru oldugu kanisinda degilim ama ne yapayim yazmasaydim catlardim:))) Partizanci arkadas öyle güzel belirlemeler yapmiski sastim kaldim sinan arkadasinda yazdigi gibi sasiyorum kaliyorum ya bunlarmi partizan kültüründen nasibini almamis yoksa benmi partizan kültürünü yanlis aldim anliyamadim giiti. iki cizgi, celiski yasasini, halk arasindaki celiskleri cözüm vb seyleri red ederler sonra kalkarlar partizanci rumuzla yazarlar tabikki yazma hakki var ama partizan degerleri diye yazmalari beni sasirtan hele hele yoldasimin öyle bir belirlemleri varki benim TKP/ML li olmadigimi yazilarimdan cikarmis)) vallah helel olsun nasil cikardin kivre bir bana de de bende benim gibi partizanci olmayan uyaniklari cikarayim aciga bu engin bilginden bizide yararlandir yazisinin bir yerindede diyorki ben hic TKP/ML li birlikci gormedim bilmiyorumki nerden katiliyor keske yakinimda olsaydiyda davet etsem bir partizan dernegine götürüp TKP/ML li birlikcilerle tanisitrip bu nokdaki eksikligini gidersem partizanci yoldasim bu tarz belirlemler yapacagina kafayi yorup neden karsi ciktigini ve yukarda yazdigim sorulari cevaplandirsan senin icinde bizim icinde daha iyi olur milletin MKP limi TKP/ML limi oldugunun pek önemi yok kaldiki TKP/ML ve MKP nin yazim tarzlari usluplari pek biriniden farkli degil hastaliklari zayifliklari olumluklari vb bir cok seyler ayni ortak kültürden kayankli bir birinn benzeri degil aynisidir . son olarak yapmis oldugum anketin birileri tarfindan sabote edildigini belirteyim bunu yapanalarin görüslerimizden ve hakligimizdan korktugu beni sevindirdi ama en kisa sürede yep yeni bir birlik anketi yapacagimi burada belirteyim.

PARTIZANCI ARKADASADA YAPMIS OLDUGUM BITIRMEDIGIM WEB SAYFAMIIN ADRESINI YOLUYORUM BIRAZ INCELE OKU OKUKI PARTIZAN KÜLTÜRÜNÜ DAHA IYI ÖZÜMSE

http://www.geocities.com/denizsu2003/PARTIZANO.html

MANTIKLI OLMAK
BEN PRATIGE DAYANARAK YAZIYORUM
SIMDIYE KADAR BIRLIK ISTIYEN TARAFTARA RASTLAMADIM
SADECE ESKI TARAFTARLAR VAR NE BIZDE NE DE ONLARDAN IKIMIZEDE UZAK ONLAR DIYORKI BIRLESIN GELELIM
ONLARINDA GELECEGINI SANMAM BIRLIK OLSA BILE
KENDI CAPIMDA BENDE ARASTIRDIM YANI SÖZLÜ ANKET YAPTIM BIZIM TARAF ISTEMIYOR BIR KISIYE BILE RASTLAMADIM.
O ZAMAN SEN BANA SÖYLE EVET DIYENLER KIM
ZATEN MKP NIN ÖYLE BIR KARARI VAR EVET DEMELERI NORMAL BUNU KINAMIYORUM
INANKI ONLARLA ARAM IYI HEP BIZE YOLDAS DIYORLAR ONLARIN COGU BIRLIK DIYOR VE AZI ISTEMIYOR
PRATIGE DAYANARAK BEN DÜSÜNCELERIMI AKTARDIM BU KADAR SANAL ALANA DAYANARAK DEGIL
MAOÏZM DENIZDE BALIK OLMAKTIR SANALDA DEGIL

BIRDE SUNU SÖYLEMEK ISTIYORUM SEN DISIPLIN CIGNIYORSUN EGER BIZDENSEN
NASIL PARTIZAN KÜLTÜRÜ VAR SENDE KONFERANSIN ALDIGI KARARI TARTISIYORSUN
BIZ KONFERANS KARARLARINI CIGNEMEDIGIMIZ ICINMI PARTZAN KÜLTÜRÜNDEN UZAGIZ YOKSA
SENIN KÜLTÜRÜN DARBECI KÜLTÜR BUNA IKI CIZGI DENMEZ
SEN DÜSÜNCENI PARTI ICI YAP PARTI DISI DEGIL
BU KONUDA MKP LILER SENDEN DAHA DÜRÜST
NIYEMI
MKP LILER BIRLIK KARARI OLMADAN BIRLIGI ISTIYEN BIRI VARMIYDI HAYIR
ONLAR ALINAN KARARI UYGULUYOR
BELKI SENDEN ONLARDANSIN VE O KARARI SINSICE KENDINI BIZDEN GÖSTEREREK UYGULUYORSUN

NE DERSEN DE YOLDAS
SITE BAYAGI GÜZEL OLMUS BRAVO ELINE SAGLIK

KÜLTÜR ?
BIZ KONFERANSIN ALDIGI KARARA UYARIZ
KABUL ETSEKTE ETMESEKTE
AYRI DÜSÜNCELERIMIZ VARSA EGER .BUNU PARTI ICINDE YAPARIZ
BILMIYORUM SANA YETTIMI?

BIRLIKTEN YANAYSAN BUNU ICTEN TARTIS
YOKSA BIZDE DEMOKRATIK MERKEZIYETCILIK YOKMU?

NEDEN ANKETI DEGISTIRDIN
YANI EVET DARBEYI KABU EDERLERSE DEDIN

SORUN DARBEYI KABUL EDIP ETMEMEK DEGIL

ONLARIN BIR COK SEMINERLERINE KATILDIM
BIZIM ALANDA BIZIM TARAFTARLAR COK OLDUGU ICIN DARBEYI OLDU DENILDI

KENDILERININ TARAFTARLARININ YOGUN OLDUGU YERDE AYNI KISI DARBE DEGIL IKI KLIK ARASI CATISMA
BIZDE AJANLAR VARDI BIZ ONLARI TEMIZLEDIK
SIZDE DE BASKA CETE SIZ ONLARI TEMIZLEYIN BIRLESELIM
YANI BIZ PARTININ SÜRECINDEN UZAK DEGILIZ
ONUN ICIN DIYORUMKI SEN BU SÜRECLERI YASAMAMISSIN
DUYGUSAL YAKLASIYORSUN
PARTININ ISMININ DEGISMESINE GELINCE
MKP NEREDE T M YI ANLADIK IBRAHIMIN DÖNEMINDE MZ DÜSENCESIYDI MAOÏZM OLARAK KABUL GÖRDÜ AMA IBO NUN DÖNEMINDE KÜRTLER YOKMUYDU IBRAHIMIN O KONU HAKKINDA TAHLILERINI BILMIYORUZMU

BIRINCI YENILGIYI NASIL DEGERLENDIRIYORLAR?

SEN O KADAR ISMIN YER ALDIGI KONGRE BELGELERINE RASTLADINMI
DÜSMANA AL BILGI GÖSTER BANA DÜNYA KOMÜNIST HAREKETINDE BIR PARTININ KONGRESINDE O KADAR ISIM GECTIGINI GÖSTER
AVRUPADA GELISEN UFAK BIR OLAY BILE BELGELERDE

SANA SON OLARAK SUNU SÖYLEMEK ISTIYORUM
BIZ ISTESEK BILE ONLAR BIRLIK ISTEMEZ
TABANLARI KAYMASIN DIYE BIRLIK ISTIYORLAR

DAHASI VAR AMA BIKTIM SEN ESKI TARAFTAR OLSAYDIN ANLARDIN AMA SANIRIM YENISIN VE ÖGRENCI GENCLIK ICINDEN GELIYORSUN VE DERSIMLISIN
BELLI OLDU
NERDEN BILDIN DEME
BIZ BILIRIZ

ANKETINI BU SEFER BEGENDIM
BEN HAYIR OY KULLANDIM
SORULAR YERINDE
BIRDE SUNU EKLE MADEM BU YETENEK VAR SENDE
MKP LILERE DARBE OLDU EVET HAYIR .SEVINIRIM
DEMEKKI ÖCEKI ANKETIN GECERSIZ ANLASILAN

YOLDAS YOLDASA HAKERET ETMEZ
PARTZAN KÜLTÜRÜ

YOLSDAS YURT DISINDANSIN PARDON UNUTMUSTUM
SORULARIMA CEVAP VERMENE GEREK YOK
BEN BU SITEDE MKP LILERI BILE ELESTIRMEK ISTEMIYORUM
ZATEN BUNDAN DOLAYI DIYORUMKI BU KONULAR ICTEN TARTISILSIN
BIZIM GÖREVIMIZ KITLELERI DEVRIME KANALIZE ETMEK IC SORUNLARLA DEVRIMDEN SOGUTMAK DEGIL
NE YAZIKKI BU INTERNET CIKTIGINDAN BU YANA DEVRIMCILER ARASINDA HEP SATASMA VAR
HAKERET VAR
BU BIZLERE YAKISMIYOR
ELESTIRILIR AMA HAKERET EDILMEZ DEVRIMCILER ARASINDA

Sabote edildi denilen ankette sonuçlar şöyle:

Parti Gücleri birlesmelimi?

Birlesmeli %19

Hayir Birlesmemli %81

Bilmiyorum %1

Toplam oy : 1886

herhalde sonuçlar hoşlarına gitmeyince başka forum açtı bu fantastik arkadaşlar. en iyisi bu sayfa komple silinsin bence...

Sizler bugun söylediklerinizle 88-89 larda ki dabk´la benzesiyorsunuz.DABK OZAMANLAR ne kadar sol sekter idi ise,simdi sizde en az okadar;sol sekter,subjektif,pragmattistsiniz. Devrim diye bir derdininiz var mi?ne demek hic bir taraftar birlik istemiyor,ben hic kimseye rastlamadim. Senin kitle iliskileri olmayan,devrim diye bir derdi olmayan,grup cikarindan baska hic bir sey düsünmeyen biri oldugun kesindir. Bu söylediklerinle düsmana hizmet ettigin ya da etmeye calistigin ya da cok cahil,önünü bile göremez biri oldugun kesindir. Halk birlik istiyor. Devrimciler birlik istiyor,partizanlar birlik istiyor.Bir kac noktada bazi önemsiz,gereksiz farklar var diye bu iki kardes parti yan yana gelemeyecek mi?TKPML den birlik isteyen ya da karsi cikan insanlar muhakkak vardir. Sikiyorsa örgütlü ve nefes borularinda ciddi bir arastirma yapin ve kamuoyuna aciklayin.Kusura bakmayin ama bu kafayla kendi kendinizi bile kandiramazsiniz!!!!!!

osman bunlar senin adınıda sevmezler arkadaşım:)

diger anket sabote edildigi icin bu anketin kullanilamsini öneriyorum daha önce diger ankete kullanan arkadaslar simdi asagidaki linklerden ulasarak tekrar oylarini kullana bilirler!..

BIRLIK
Parti Gücleri Birlesmelimi?
[toplam 36 oy]

evet birlesmeli ama darbenin samim özelestirisin vererek (24) 66.67%
ozelestiri verip parti saflarina katilmalilar (9) 25%
hayir birlesmemiler (3) 8.33%
fikrim yok (0) 0%
Bu anket için oyunuzu daha önce kullandınız. Teşekkür ederiz.

http://www.geocities.com/denizsu2003/PARTIZANO.html

http://www.zirve100.com/poll/showpoll.asp?pollID=4615

Sen halen burdamısın dostum?
Senin maksadın bence reel de orgutsuz olarak kalmak canını sıkmı$ ve neyapayım demi$sin boyle bir gundem yaratıp can sıkıntımı gideriyim..

iyide yapmı$sın ama farkındaysan kendin yazıp kendin cevaplıyorsun..

Yaptıgın anket de senin gülünclüğünü yansıtıyor.. ne yanı emniyet teşkilatı sitene girip tum oyları evet yapsa sen bunu parti iradesimi diye yutturacaksın veya hergun girdiginde binlerce defa tıklamanı? sitene başka yolla adam cekemiyormusun ?

artık bu konuda sende sıktınız..
sana Partizan arkadaşta Kronos arkadaşta cevabını verdi seni iyi tahlil ettiler. sende kendini iyi biliyorsun.. şimdi bence devrime faydalı olmak istiyorsan orgutlu yaşamı nasıl elde ederim onu düşün.

ahmetcigim cok komiksin ya sen dangalakmisin yoksa bilincli dangalaklik rolunü sanami verdiler polis oylamaya katilacak Partizan güclerinin birlesmesini isteyecek. ulan dangalak sen kendini partizanci ilan etmisin etmesine birligi istemiyorsun düsman neden birlik yönünde oy kullanisin devrimcilerin birlesmesi düsmanin zararinami yararinami ne zamandan beri emniyet partizancilarin ve devrimcilerin birlesip güclenmesini istedi yoksa onlarin sözcüsü olarak senin gibi bir dangalagami iradelerini teslim ettiler akili seyler yaz oglum akili seyler kizdirip durma beni

Aslinda yazip yaznmama konusunda epey sikinti cektim.Sonucta Devrimsu arkadasin dedigi gibi dayanamayip PARTIZAN rumuzunu kulanan ancak partizanliktan zere nasibini almamis arkadasa bir iki sey söyleyeyim dedim.<halk arasinda kulanilan bir deyim var"nato kafa nato mermer"bu söz cok uyuyor bu arkadasa.Dogrusu MKP düsüncelerine yakin biri olarak Partizan rumuzlu arkadas düsüncesindeki bir anlayisla birlik yapilmayacagi düsüncesindeyim.Bu yanlisla birlesmek olur.MKP nin komuoyuna yansiyan düsünceleri oldukca aciktir bu konuda.Yanlisla birlik degil,maoist iki cizgi mücadelesiyle birlik yapma.Karkas kara göz birligi degil,idelojik birlik...Partizan rumuzlu yada bu eksenli yazan diger arkadaslar buna hosnut olamayabilir ama TKP/ML Ibrahim Kaypakkaya yoldasin ortaya koydugu temel düsünceleri savundugu ve uygulamaya calistigi sürece,kaypakkaya yoldasin temel düsüncelerini programlastiran ve can bedeli bir mücadeleyle yasamlastirmaya calisan MKP nin gündeminde birlik meselesi gündem olacaktir.Kaypakkaya görüslerine gönül veren binlerce örgütlü örgütsüz partizanci bunu bekliyor.Devrimsu arkadasin actigi bu tartismada bazi cahil ve bilim fukarasi tarafindan satasmalara ve apolitik gayri ciddi degerlendirmelerde bulunmasi bu gercekligi degistirmez..Cevap verilmis ama bende yazayim:Su anda TKP/ML saflarinda mücadele yürüten taraftarlarin cogu birlik düsüncesindedir.Dünya yi kendi ufkunla sinirli odugunusanma."Bizimtaraftarlar istemiyor söylemi demogojiden baska bir sey degildir."Böyle basit tartismalar yapacagina Devrim su arkadasin dedigi gibi sorulara cevap verirsen en azinda bie seyler ögrenirsin belki.Selamlar

MERAKLI GEC KALDIN CANIM DEVRIMSU ZATEN SABOTE EDILDI DIYE YAZMIS SENDE KAFA BULANDIRMAK ICIN BOSBU BOSUNA YAZMA BIRDEN FAZAL OY KULLANILA BILINIYOR BENDE DENEDIM AMA DEVRIMSU YUN VERDIGI YENI ANKETE DENEDIM OLMADI ANCAK BIR SEFER VERILE BILINIYOR VARSA CESARETINIZ VE GÜCÜNÜZ BU ANKETI SABOTE EDIN "GÜNES BALCIKLA SIVANMAZ " BÖYLE KALAESCE SABOTASLARLA UGRASCAGINIZA CÜNEYT VE DEVRIMSUYUN SORULARINA CEVAP VERIN.

INADINA BIRLIK INADINA DEVRIM SIIARIYLA BIRLIK ELESTIRI BIRLIK

ELESTIRI SALDIRISINA UGRADIM AMA SANMAYIN SINIRLIYIM YOK COK SAKINIM
CÜNKÜ BEN HAYELLER ILE YASAMIYORUM
HANGI SORU SORDUNUZKI BEN CEVAP VEREYIM

BEN BASINDAN BERI SORU SORUYORUM CEVAP VEREN YOK

1994 TE DARBE OLDUMU OLMADIMI ?

DEVRIMSU ACTIGI SITEDE ISCI KÖYLÜ DERGISINDE
PARTI BIRLIGI HAKKINDA CIKAN YAZIYI ANLAMAMIS
O SANIYORKI O YAZI MKP ILE BIRLIK
PARTIMIZ GÜNDEMINI TAKIP ETSEYDI ANLARDI

KONGRE BELGELERINIZDE DAHA ÖNCE BAHS ETTIKLERIM YAZIYORMU YAZMIYORMU ?

YANI KIM GÜNDEMI TAKIP EDIYOR SIZMI BENMI?

7. KONFERANSIMIZDA SIZLERE BIRLIK KONUSUNDA ACIK BIR CEVAP VERILDIMI VERILMEDIMI ?

BENIM BURADAKI ELESTIRILERIM KONFERANSIN VERDIGI CEVAPTAN YÜZDE BIRI
O ZAMAN UTANMADAN BIRDE ÖNDERLIGIMIZE HAKERET EDIN BAKALIM?
ÖNDERLIGIMIZ PARTIZAN KÜLTÜRÜNDEN UZAK DEYIN O ZAMAN

ASIL SIZ SACMALIYORSUN

BEN GERCEK DISI BIR OLGUDAN BAHS ETTIMI ?

SEMINERLERINIZE KATILDIM SAHIT OLDUKLARIMI AKTARIYORUM

KONGRE BELGELERINIZDEN ÖRNEK VERIYORUM

GEREGINI GÖRSEYDIM IK DAKI CIKAN YAZIYI KOMPLE YAZARDIM
O ZAMAN BANA DAHA COK HAKARET EDERDINIZ

DEVRIMSUYA BIR SORU EGER BIZIM TARAFTARSAN CEVABINI BILIRSIN /

YENIDEN INSAMIZIN MIMARI KIMDIR ??????????

CEVAP BEKLIYORUM

DEVRIMSU
MADEM TKP ML TARAFTARISIN
O ZAMAN CEVAP VER YENIDEN INSAMIZIN MIMARI KIM

birlik isteyenler polis,ajan,orgutsuz,kackin belki de capulcu takimi ama birligi istemeyenler MAOIST!!!soyleyecek kelime bulamiyorum insan kendi kitlesinden bu kadar bihaber olabilir.bizler TOZKOPARAN-ist mahallesindeki TKP/ML taraftarlari olarak ILKELI bir BIRLIK IS-TI-YO-RUZ!buraya yazmayalim dedik ama gereken yerlerden de hala CIT yok! YASASIN PARTIMIZ TKP/ML YASASIN MAOISTLERIN ILKELI BIRLIGI.TOZKOPARAN mah.TKP/ML TARAFTARLARI.

O ANKET MESRU DEGIL

NEDEN?

1 ANKETE KATLANLARIN HANGI PARTI TARAFTARI OLDUGU BELLI DEGIL

2 ANKETE KATILANIN DEVRIMCI OLDUGU BILE BELLI DEGIL

3 ANKETE KATILAN MKP TARAFTARIYSA
EVET OY VERMELERI DOGAL CÜNKÜ KARAR A UYUYORLAR

DEVRIMSUYA ÖNERI TARAFTARLA GÖRE OY DAGILIMI YAPSIN

DEVRIMSU DERSIMLIMISIN CEVAP VERMEDIN
SANMAKI DERSIMLILERE KARSIYIM TAM TERSINE BENCE TÜRKIYEDE EN DEVRIMCILER DERSIMLILER

ANKETIN MESRU DEGIL

BIZDE KIM BIRLIK TARAFTARIYMIS ANLAMADIM
SANMAYIN OLAYLARDAN BIHABERIM GÜNDEMDEN UZAGIM

ZATEN SIZLER BÖYLE DEMAGOJI BIR KAC KEZ YAPMISTINIZ
SAHTE BIR BILDIRI ILE SANKI BIRLIK OLMUSMUS DEDIKODUSU YAYINLADINIZ

SORULARIMA TEK TEK CEVAP VERIN SAMIMINIYETINIZI GÖREYIM

BIRLIKMI ?

KARSILIKSIZ ASK ILANI

BIRLIK ISTEYENLER 1992 DE AJAN CIKTI
SIMDI ISTEYENLER AJAN FELAN DEGIL

BIRLIK ISTIYEN TKP ML TARAFTARLARI SIZ GÜNDEMI TAKIP EDIYORMUSUNUZ
BIRLIK TALEBINE KARSI YAKLASIMIMIZ PARTI OLARAK NEDIR OKUDUNUZMU ?

IKI CIZGI MÜCADELESI DIYORSUNUZ
HER AYRI GÖRUS DÜSÜNCE CIZGIMIDIR

SACMALIYORSUNUZ

SIZI BIRLIGE ITEN SEBEPLER SU ANKI PARTININ DURUSU
BU DURUMUMUZDAN BASARILI BIR SEKILDE CIKMAK VE KITLEMIZE VE KALKIMIZA UMUT VERMEK ISTIYORSAK GÖREVLERIMIZE SARILALIM

KONFERANSIMIZ BIRLIK TALEBINI DEGERLENDIRDI HAYIR DEDILER AMA ICINI DOLURARAK
ÖNDERLIGIMIZ MAOÏST DEGILMI YOKSA
SIZMI MAOÏSTSINIZ O ZAMAN SIZ ÖNDERLIGE SOYUNUN

BIZIM ÖNDERLIGIMIZE UYUYORMU NATO KAFA NATO MERMER
BEN PARTI ÖNDERLIGIMIZIN KARARLARINI UYGULUYORUM SADECE BU KADAR

DARBENIN ÖZ ELESTIRISINI VEREREK BIRLIGE EVET YUZDE 64

TAMAM ISTE BIZIM ISTEDIGIMIZ NEDIR KAC GÜNDÜR BUNU ANLATMAYA CALISIYORUZ

YOLDASLAR DARBEYI KABUL EIYORLARSA PARTI OLARAK MESRUYETLERI ORTADAN KALKAR.

MANTIKLI OLUN

DARBE OLDU DERLERSE O ZAMAN KENDILERINI FESH EDIP SAFLARA GELSINLER
TAMAM ISTE BIZIM DEDIGIMIZE GELDINIZ

SIMDI YENI ANKET ZAMANI
MKP LILERE DARBE OLDU VE OLMADI DIYENLER

DARBENIN ÖZ ELESTIRISINI VEREREK BIRLIGE EVET YUZDE 64

TAMAM ISTE BIZIM ISTEDIGIMIZ NEDIR KAC GÜNDÜR BUNU ANLATMAYA CALISIYORUZ

YOLDASLAR. DARBEYI KABUL EIYORLARSA PARTI OLARAK MESRUYETLERI ORTADAN KALKAR.

MANTIKLI OLUN

DARBE OLDU DERLERSE O ZAMAN KENDILERINI FESH EDIP SAFLARA GELSINLER
TAMAM ISTE BIZIM DEDIGIMIZE GELDINIZ

SIMDI YENI ANKET ZAMANI
MKP LILERE DARBE OLDU VE OLMADI DIYENLER

DARBENIN ÖZ ELESTIRISINI VEREREK BIRLIGE EVET YUZDE 64

TAMAM ISTE BIZIM ISTEDIGIMIZ NEDIR KAC GÜNDÜR BUNU ANLATMAYA CALISIYORUZ

YOLDASLAR. DARBEYI KABUL EIYORLARSA PARTI OLARAK MESRUYETLERI ORTADAN KALKAR.

MANTIKLI OLUN

DARBE OLDU DERLERSE O ZAMAN KENDILERINI FESH EDIP SAFLARA GELSINLER
TAMAM ISTE BIZIM DEDIGIMIZE GELDINIZ

SIMDI YENI ANKET ZAMANI
MKP LILERE DARBE OLDU VE OLMADI DIYENLER

7 KONFERANSIN BIRLIGI DEGERLENDIRME BICIMI DAHA DOGRUSU BICIMSIZLIGINI YENIDEN INSA AKTIVISTLERIN YAZDIGI YAZILARDA OKUDUK.BIR SEY ÖGRENIRMISINIZ BILMEM AMA MERAKLISI OKUR,NE YAMAN KARAR OLDUGUNU GÖRÜRÜR.TABII GÖREBILECEK KADAR BILIMDEN HABERDARSAN PARTIZAN RUMUZLU KARDESIM.

Partizanci kivrem pusuladaki yaziyi bende okudum o yazida dogrudur icimizdeki birikten bahsediyor ne guzelde yazmis degilmi yoldas bir saginiza solunuza bakin dün yoldas dediklerimiz yanimizda degil hepsimi kackin hepsmi gecici yol arkadaslari sence pusulada neden? BIRLIK diye bir yazi yaziliyor sende cok iyi biliyorsun neden? nicin? bunlari burda acmiyacagim yada deginmiyecegim. sorun salt Parti güclerinin birlesmesi degil diger devrimci harketinde bölük pörcük olmasi düsmanimiza güc veriyor .Maoistler diger devrimci harketlere örnek olmali savasi yükseltmeli ama sunu unutmaki daha kendisi gibi düsünleri birlestirmeden yoksun olanlar halki fasizime karsi birlestirmeleri imkansizdir, idelojik olarak gidasini KAYPAKKAYA ciliktan alan her iki yapinin birlesmesi halka umut düsmana ise korku verecegine devrime inadigim kadar inanmaktayim ki bundandir kisisel saldirlara hakretlere ragmen bu görüsleri savunuyor ve tartistiriyorum. gözlemeldigim bvir olgu varki Partizani partizan yapan olgunluk anlayis ve bilimselik git gide kaybolmakta benim gibi düsnmeyen benim düsmanim mantigiyla grupcu kariyerist cikarlar halkin umutlari heba edilmekte neden birlige karsi ciktigini bile bilmeyen sizler yuvarlak laflarla Partimiz iistemiyor söylemlerini dilendirmekten baska ne yapiyorsunuz. daha dogru dürüst neden karsi ciktiginizi inanki anlamis degilm ben TKP/ML taraftari olarak bunu anlamiyorsam genis halk yiginlarina nasil? analatacak ve kavratacaksiniz yoksa sizin kitleleri halki kazanmaya ihtiyaciniz yokmü bir grup öncüyle halksiz devrim yapmayimi düsünuyorsunuz. gecmisteki genel kanim MKP li kivrelerimin politik olarak TKP/ML lilerden daha geri oldugu daha dogmatik ve tutucu olduklarini düsünüyordum ama su tarismalarda gördümkü her sey tersine dönmüs MKP li bir cok yoldasin daha akli selim daha mantikli seyler koydugu mantik cercevesi icerisinde tartistigini sevinerek görüyorum üzldügüm kendi yapi tarftarlarimin daha sekter apolitik ve tutarsiz tartisma pozisoynlarina girmeleridir. partizancigim ankete katilanlarin hangi tarftar olup olmamasi önemli degil sabotas olmadan önce 450 yakin kisi iy kullandi begen yada begenem bunlar devrime detek veren insanlar yoksa sence neden? oy verme geregi duydular kaldiki eger partizancilar degilde disimizdaki halk evet PARTIZANLAR birlesmeli diye oy vermisse biz bundan sence hangi? dersi cikarmamiz lazim. devrimci olmayanlarin isi gucu yokta su PARTIZANCILARIN anketine katilalim sunlari birlestirelim diye bir calsima yürütüyor. güldürme beni kivre hangi engin pratiginle benim TKP/ML li olmadigimi onlarinda devrimci olmadigini buldun daha söylemis degilsin. yukardaki sorularimi okmus olsaydin sorun MKP nin birligi isteyip istemedigi degildi kaldiki bireysel kanim MKP bin pratiksel olarak birlik noktasinda TKP/ML den asagi olumlu bir pratigi yoktur teori bazinda birlik noktasinda dogru seyler belirtmekte ama pratiksel adim olarak kendi üstüne düsen cabayi vermedigi inancindayim. bak ben elestire biliyorum MKP yi bunu gönül rahatligiyla yapiyorum sizler daha bosver elestiriyi tartismaktan korkuyor konulari kapatmaya ca^lisiyor sekterlesip kisisel saldilara düsecek kadar acizlesiyorsunuz ondandirki MKP yi elestirmeden hep sizleri elestirmek zorunda kaliyorum. belirledigim baslik neydi BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK. anketimin mesru olmadigini söylemsin böyle bir iddam yok tabiki siyasi yapilar benim anketime göre karar verecek degiler ama inandigim inanclar noktasinda dogrularimi anlatma noktasinda Partimin güclenmesi halka umut olmasi noktasinda bunu gerekli ve zorunlu görüyorum. hele hele alta HAYRET basligiyla yazan kisinin yazisini okuyunca agzimdan cikan sözde onun yazdigi gibi hayretti, hayretki bu nasil kafakki bu mantiksiz ve bizim uslubumuza uymayan seyleri yazar YOK 92 KI BIRLIGI AJANALAR ISTEMIS BUGUN ISE AJAN OLMAYANALAR ISTEMIYOR YAZDIKLARINI ACABA BU KIVREM YOLDASIM OKUMUSMU YOKSA CAMUR AT IZI KALSIN MISALI BIR SEYLERMI YAZMA GEREGI DUYMUS. Be adam demezlermi 92 birligini en cok KONFERANAS kesminin istedigindir. o dönem DABK kadrolari birlige pek meyinli degileridr. kaldiki bu partiyi tek ajalarmi bödü sormazlarmi size siz uyanik komünistler siz ne yapiyordunuz sizin bu bölünmedeki payiniz ne? tek suclu olan onlar ve her seyiyle hatasiz olan tek sizlermisiniz bu diyalektige aykiri degilmi dermisiniz.keske burada bunlari tartisma yerine MKP li yoldaslarla birlige evet diyerek darbe sürecini tartisaydik kisacasi HAYRET SANA ASIL HAYRETTTT bu bilimsel yaklasminla beni bir TKP/ML taraftari olarak utandirdin.
ahmetcigim sanada bir cift lafim var "KESKIN SIRKE KÜPÜNE ZARARDIR" Sinirlenip bana ve anketime baslama!!! uslubu kacirma bana kronso ,partizan vb isimlerle ayni ulupla yaptigin saldirlar beni yaralamiyor bu senin acizligin diye düsünüyorum görüslerimden korkma yoldas biz ayni saflardayiz düsman degiliz ;))) anketimle canini sikmissam hic üzülmedigimde belirteyim billakis cok seviniyorum.

ha son olarak Partizan kivrem ben dersimli degilim nereli oldugumu merak ediyorsan söylüyeyim BINGÖL üyüm merakini gidermissem sevinirim. yeniden insanin mimari kim? diye sormsun düsündüm düsündüm bulmadim sen yaz biz hepmiz burda ögrenek;)))

saygilarla sizlerin gözlerinizden öperim er gecte olsa sizleri ikna edecegim inancindayim ben edemesemde PARTIMIZ birlikci olunca zaten otomatikmen birlikci olursunuz;)))

YASASN PARTI GÜCLERININ BIRLIGI
YASASIN PARTIMIZ TKP/ML
BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK

Yilmaz Güney rumuzunu kulanan arkadasa cevap vermeye laik görmüyorum.Anacak bu arkadasin ve Partizan rumuzunu kulanan arkadasin yazilarini Devrimciler dikatli okusun.Ben partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi,tabbi tek cevap vermedi kendinide ele verdi.?Partizan rumuzlu vatandas ortaligi sabote eden ,etmeye calisan biri.Bundan dolayi farkli rumuzlar kulanarak görevini yapiyor.Bu cevap degil bu vatandasin gercek yüzünü göstermek icin yazdim.Bu saaten sonra bu vatandasi ciddiye alip yazmiyacagim.

OKUDUNUZ
SIZE TERS GELIYOR
AYNI YOLUN YOLCUSU DEGILIZ
BIRLIK NEDEN ISTIYORSUNUZ O ZAMAN
1994 TE DARBE YAPTINIZ ZATEN
SIMDIDE TARAFTARLARIMIZIMI MERKEZE KARSI GELMEK ICIN BASKI YAPTIRIYORSUNUZ
KARARLARI SEN BASKASINDAN OKUMA BIZDEN OKU
BIZDEN OKUMA SAMIMIYETI BILE GÖSTERMIYORSUNUZ
BIRDE BIRLIK YAPMAK ISTIYORSUNUZ
NU NE YA ?

SEN KARARLARI BIZDEN OKUMA SAMIMIYETI GÖSTERMIYORSUN BIRDE BIRLIK YAPMAK ISTIYORSUN
BU NASIL OLUYOR
KARARLAR TERSINE GELIYORSA DEMEKKI ANLASAMIYORUZ
FAZLA TARTIMAYA GEREK YOK
1994 TE DARBE YAPARAK PARTIYI BÖLDÜNÜZ
SIMDIDE TARAFTARLARIMIZIN KAFALARINI KARISTIRIP ONLARI MERKEZE KARSI GETIRMEYE CALISIYORSUNUZ

YAKINDA HER SEY NESTLESIR BU HAVADA UCAR GIDER

DEVRIMSU CEVAP VER

YILMAZ GÜNEY RUMUZUNU CÜNEYT RUMUZUNA KARSI KULLANDIGIM DOGRU. SORSAYDIN SÖYLERDIM
BASKA MAKSAT ARASTIRMA
SABOTAJA GELINCE YANILIYORSUN
TAM TERSINE BEN HER YAZIMDA ANKETIN DAHA MESRU OLABILMESI ICIN ÖNERILER SUNUYORUM
NEDEN SABOTAJ EDEYIMKI ?

ANKET UZMALARINA SORUN SIZIN ANKET MESRU DEGIL SONUCLAR GERCEGI GÖSTERMIYOR

CÜNEYT SEN NEDEN O ZAMAN SORULARA CEVAP VERMIYORSUN DARBE MI DEGILMI ?

canim kivrem ben TKP/ML taraftaryim dogaldirki darbe yapilan tarftayim nasil? darbe yapmis? oluyorum. sapla samani karistiriyorsun sen evet MKP li yoldaslari tabiki elestirecegiz tabikki parti bölünmesindeki payimiz ve paylarini ortaya koyacagiz hesap isteyecegiz hesap verecegiz ama bunun yolu kendini büyük görerek yada kücümsüyerek red ederek inkar ederek olmaz. TKP/ML tarftarlari tartismadan korkmamali MKP li yoldaslarla akli selim o süreci tartismali ve konusmaliyiz biz bize düsen hattalri onlarda onalar düsen hatlari görmeli tabikki DARBENIN özelestirisini vermeli. ama bizde üstümüze düsen yanlisklar noktasinda korkmadan hesap vermeliyiz.

HA BINGÖL HA DERSIM YANI ZAZA NERDDEN ANLADIM PARTZANO O O KULLANDIN
NEYSE

ANLADIGIM SEN PARTI TARIHINI IYI BILMIYORSUN
SENINLE FAZLA TARTISMAK ISTEMIYORUM
1992 BIRILIGINI KUSURA BAKMA AMA KONFERAN KANADI ISTEMEDI 1987 AYRILIGINDAN SONRA KONFERANS KANADI HEP DABKA CAGRI YAPT AMA SÜREKLI NEGATIF CEVAP ALINCA PARTI KENDI GERILLA BIRLIGINI KURMAK ICIN KIRSAL ALANA GITTI VE BURADA DABK HALEN BIRLIK KARARININ GECERLI OLUP OLMADIGINI SORDULAR VE BIZIMKILERDE ILKESIZCE GECERLI DEDILER YANI KONFERANSCILAR UMUDUNU DABK TAN KESMISLERDRI
HATIRLATMALAR
YENIDEN INSANIN MIMARINI BILMEDEN BILIYORSUN
SINIFTA KALDIN
KIMIN OY KULLANDIGI KULLANMADIGI TABIKI ÖNEMLI
BEN KRONOS MURONOS DEGILIM SADECE CÜNEYTE KARSI YILMAZ KULLANDIM ZATEN PARTZANA SORULAN SORUNUN CEVABI ANLASILMASI ZOR DEGILDI.
HATALARIMIZA GELINCE TABIIKI OLDU SANA FIRTINALAR ICINDE BICAK SIRTINDA YI OKU YOLDAS

inadina hazir scriptli dandik anket
inadina cyber devrimcilik
inadına örgütsüzlük

Yaşasın internetteki döküntülerin birliği..

eklemeyi unutmuşsun gozum yardım ediyim dedim.

LO EZ KURMANCIM KURMANCI DIZANIM .
ZORLA DEDIGINE GETIRECEN YA ANNEMDE BABAMDA KURMANC KONUSURLAR;)))

TOZKOPARANDAKI TKP/ML TARAFTARLARINA BIN SELAM!...

SIZINLE ATIYOR YÜREGIM PARTI ICINDE PARTI DISINDA BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK SIIARIYLA MÜCADELEYEEEEE

PARTIZAN rumuzlu arkadas, farkli rumuzlari kulanarak yazdigini kabul etmen bir gelisme,ancak bu defada "özürün kabahatinden büyük"Birncisi ben cüneyt Arkin rumuzunu degil Sadece "CÜNEYT" rumuzunu kulandim.Kulandigim Cüneyt rumuzu su sinamanin vurdulu kirdili gerici aktörüyle hic bir alakasi yok,MKP nin sehit düsen 4.genel sekreteri CÜNEYT KAHRAMAN la alakalidir.Böyle bir benzetmeni ancak en iyi halinle saygisizlik olarak görebilirim.Anlayisina uygun hicivler yapacagina yazilan cizilenlerden bir seyler ögrenmeye calisman senin icin daha yarsarli olacaktir.Gercekten devrimciysen tabii.Bu anlamiyla sordugun gayri ciddi soruya cevap verme geregini duymuyorum.Devrimsu arkadas yazisinin icinde kismen belirtmis,bu bicimiyle daha uygun ortamlarda tartisabiliriz bu süreci.Ama gayri ciddi,apolitik anlayislarla tartisarak dahadogrusu tartismayarak satismalarla ve "dedigim dedikle" bir ise yaramayacagi aciktir.Bunu tartismaktan kactigim icin falan degil,seviyesiz anti bilimsel tartismalara yol acacagi icin yapmiyorum.Bu süreci Devrimsu arkadasla bilimsel siyasal tartismalar biciminde tartisabilirim,ama sininle yapmam.Buda benim ilkem olsun...? selamlar.

1 BEN PARTIZANDAN BASKA SADECE YILMAZ GÜNEY RUMUZUNU KULLANDIM.
ONU DA CÜNEYTE KARSILIK ESPRI OLSUN DIYE
ZATEN ANLADIGINI SANARAK.

2 HER PARTIZAN RUMUZLU BEN DEGILIM BENDEN BASKASIDA KULLANIYOR.

3 CÜNEYT DERKEN TABIIKI 4. GENEL SEKRETERINIZ

4. SIMDIYE KADAR SENIN YAZDIKLARINI OKUDUM VE SANA SUNU SÖYLIYEYIM SENIN KONUSMA TARZIN DEVRIMCI AHLAKA UYGUN SENI BU KONUDA KUTLUYORUM

5. BENI HALEN IKNA EDEMEDINIZ

6. BENIM SORUMA NEDENSE HIC BIR MKP LI CEVAP VEREMIYOR VE BU SIZIN HALEN DARBE YI KABUL ETMEDIGINIZI GÖSTERIYOR .
O ZAMAN BENDEN NASIL BIR BIRLIK TARAFTARI OLMAMI BEKLERSINIZ.

7. KIM SABOTAJ YAPMISSA KINIYORUM IBRAHIMIN RESMI VE PARTI BAYRAGIMIZIN BULUNDUGU BIR SITE SABOTE EDILEMEZ.

8. DEVRIMSU SENIN SON YAZINLA BENIM DÜSÜNCEM ARASINDA FAZLA FARK YOK.
MKP NIN SAMIMI BIR SEKILDE ÖZ ELESTIRISI ELBETTEKI KABULÜMÜZDÜR.
BAK ONLARDAN BIR COK TARAFTAR VE GERILLA BIZE GECTI BÖYLE SAMIMI INSANLARLA BIRLIK OLUR. HER SEY ÖNCE MKP YE SONRA BIZE BAGLI.
MKP NIN BIRLIK CAGRISI SADECE BIZE DEGIL TÜM ESKI DÖKÜNTÜLEREDE AYNI ZAMANDA
BIZ O DÖKÜNTÜLERDEN KURTULMA MÜCADELESI VERMEDIKMI?
BUNDAN DOLAYI DIYORUMKI MKP NIN BIRLIK CAGRISI SAMIMI DEGIL.

9. TOZKOPARAN DAKI TARAFTARLAR .ORASI NERESI BILMIYORUM BEN KENDI BÖLGEM VE CEVRE BÖLGEDEKI DURUMDAN BAHS ETTIM HEP.

10.DEVRIMSU GERCEKTENDEN PARTI TARIHINI BILMIYORSUN DABK DÖNEMINE CEVAP VEREMEDIN TAHMIN YAPTIGIM KONUYA ÖZEL OLARAK CEVAP VERMISSIN CÜNKÜ DOGRU CIKMADI.

11. HER BIRLIGE KARSI GELENLERI AYNI KISI SANMAYIN DEGISIK DEGISIK RUMUZ KULLANILIYOR SANIYORSUNUZ.

12. DEVRIMSUYA / KONFERANSIN ALDIGI KARARI ANCAK BASKA BIR KONFERANS BOZAR ANLADIN SANIRIM.
BIRLIK KABUL GÖRÜRSE BIZ BOZGUNCULUK YAPMAYIZ.
ÖNCE INCELERIZ BIRLIK HAKLIYSA ONAYLARIZ
IKNA OLMASAKDA BOZGUNCULUK YAPMADAN PARTI ICINDE BIRLIGI ELESTIRIRIZ ANKET FELAN YAPMAYIZ.

13.AMA SUNA INANKI NE OLURSA OLSUN ÖNDER IBRAHIM YOLDASIN PARTISI ASLA VE ASLA SÖNMEZ
KENDINI KORUR TKP/ML OLARAK
EKLENMESI VE YA DEGISMESI GEREKEN TEK SEY VARSA O DA MAOÏZMLE ILGILI OLGUDUR

14.FAZLA POLEMIK YAPMAK ISTEMIYORUM
PARTI TARIHINI ACARSAM IYI OLMAZ.
YENI TARAFTARLAR ESKI TARAFTARLARA SORSUNLAR.

15. MAO DERKI HER SEYIMIZ OLABILIR
PARTI
ORDU
SILAH
KITLE
VS....

DOGRU BIR IDEOLOJIYE SAHIP OLMASAK HER SEYI KAYIP EDERIZ
AMA TERSI OLURSA HIC YOKDAN HER SEYI VAR EDERIZ

1987 DABK AYRILDI GERILLA BIRLIGIMIZI PARTIYI BIR COK KURUMUMUZU YENIDEN KURDUK
DABK NE YAPTI ELINDEKI HER SEYI KAYIP ETTI
BIRLIGE OTURUNCU GERILLA OLARAK BIZDEN FAZLA DEGILLERDI

1994 PARTIYE DARBE YAPILDI YOK OLMAKLA YÜZ YÜZE KALDIK VE HER SEYIMIZI YENIDEN VAR ETTIK
MKP NE YAPTI ???? NEYSE KIMSEYI ELESTIRMEK ISTEMIYORUM

YANI HER SEY DOGRU YOLDA OLDUGUMUZU GÖSTERIYOR.

16. YASASIN PARTIMIZ TKP/ML
KIZIL ORDUMUZ TIKKO
GENCLIK ÖRGÜTÜMÜZ TMLGB

YASASIN PARTI KURUCUMUZ ÖNDER IBRAHIM KAYPAKKAYA INANKI SENIN KURUCUSU OLDUGUN PARTIYI KORUYACAGIZ.

PARTZAN PARTIZAN PARTIZAN

Öncelikle bu sitede "birlik" sorununun böylesine "formal" veyahut "biçimci" yönleriyle tartışılmasına karşıyım... Birlik gibi bir kavram bu tür tarzla değerlendirilecek bir konu değil... Birlik gibi yüce bir kavram böyle "magazin" boyutlarıyla tartışılacak bir olay hiç değil... Hele hele tek yanlı değerlendirmelerde, tek yanlı olaylara bakışla hiç değerlendirilemez....
Belli ki arkadaşlar, MKP'lilere meydan okuyor. "Benimle kimse tartışamaz" diyor, o halde ben birebir bu arkadaşlarla geçmişe dair tartışmalar yapmaya hazırım...
Öyle bir kaç kalem darbesiyle, bir kaç kelime oyunuyla gerçekleri "tersyüz" edeceklerini sananlara yanıtımız elbetteki olacaktır. Olmayan olayları olmuş gibi gösterip, bu analizlerden "sentezler" üretenlere yanıt vermek bizler açısından ahlaki bir ödev ve sorumluluktur her şeyden önce....
94 sürecine dair sizin diyecekleriniz var ise bizim de diyeceklerimiz vardır... Bu noktada yapmış olduğunuz "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" tarzı köylü kurnazlıklarını önce bir tarafa bırakın...
MKP , 2002 de yapmış olduğu I. Kongre ile kendi sürecine dair özeleştirel bir yaklaşım içerisine girmiştir. 87 de ve 94 de (en yoğun biçimde yaşanılan yıllar olduğu için) ve genelde ise 72-2002 arası tüm süreçlere dair bilimsel bir tarzda yaklaşmış, sorunlarını bu temelde ele alarak çözme yoluna girişmiştir. Ve bunu yaparak da kendi kitlesi başta olmak üzere, azımsanmayacak ölçüde de TKP/ML kitlesi üzerinde olumlu etki yaratmıştır. Bununla da kalmamış, "Bolşevik Partizan" dışındaki tüm ayrılan güçlere karşı Birlik siyaseti güderek MAOİST olmanın gereklerini yerine getirmişlerdir.
Bir olgu değerlendirilirken, öncelikle onun tarihsel süreçlerini ele almak gerekir. Ben yazarım, her şey olur biter mantığıyla hareket etmek "çuvallamak"tır...
Öncelikle MKP'ye bu tür "ağır" eleştirilerde bulunmak (aslında ortada eleştiri olarak değerlendirilecek bir hususda yok, pratik karşılığı olmayan saldırılardır bunlar ama bizler yine de bunları eleştiri olarak ele alacağız)
Tabiki olan olaylar, izlenen siyaset, yol ve yöntemler, pratik tutumlar, ve örgüt içerisindeki sorunlar, bir günlük sorunlar olmadığından ötürü, bunları burada yazmak, teker teker değerlendirmek de bir yazıylla hallolacak iş değildir. Onun için bu yazımızda genel geçer gerçekliklerden hareketle devrimci tavrın ne olduğu, ya da ne olması gerektiğinin altını çizeceğiz...
MKP'nin "birlik" siyasetini güçsüzlüğe yoranlar, MKP'nin TKP/ML'ye muhtaç olduğunu iddia edenler, Maoizmden ne kadar uzak olduğunu pratikte göstermektedirler. Birlik maoistlerin siyasetidir. İlkeli birlik Maoistler açısından her daim yakıcı sorundur. Bunu herkes böyle bilmelidir.
Olguları mevcut gerçeklikler açısından değerlendirelim...
2002 yılı, MKP ve TKP/ML bu tarihlerde ayrı ayrı yerlerde toplandılar.. Bu iki hareketten MKP , I. kongresini yaparak, eski sürecindeki yanlışlıkları mahkum etme yoluna gitmiştir. Ve bu süreçte attığı adımlarla gerek devrimci camiada, gerekse de kendi camiasında olumlu atmosfer yaşatmış, bunu pratiğe geçirmiştir...
TKP/ML ise, en son 1995 yılında yapmış olduğu 2. Opk, yada son deyişleriyle 6. konferanstan, 7 yıl sonra 7. konferansını toplamış, burada "eski tas eski hamam" siyaseti i zlenilerek, yanlışlar meşrulaştırılmış, ve bu süreç birkaç kişiye fatura edilerek, içinden çıkılmıştır. 7. Konferansın kararları "her ne hikmetse" halkla buluşmamış, adeta "gizli" bir materyal olarak saklanmıştır.
Arkadaşlar, olayları öncelikle buradan tartışmalıdırlar. Neden mi? Çünkü bir örgütün en üst organı kongredir. Konferans onun altındadır. Acaba TKP/ML neden 30 yıldır kongresini toplayamıyor... Ne tür çekinceleri mevcut? Kaçtığı gerçeklikler ne?
Ya da TKP/ML daha ne kadar var olan "krizini" kendisinden ayrılanların üzerine atacak? Bu hareket 30 yıldır hata yapmıyor... Nedense ayrılan "hainler" sayesinde kötü duruma düşüyor.... Özellikle 3. konferanstan sonra DABK, Komün, Devrimci Partizan, TKP(ML) ayrılığı, Devrimci Oluşum, TKP(ML)-birlik, Yeniden inşa.....
Tüm bu örgütler, Ve bu örgütlerin koordinatörleri olmasa TKP/ML "siyaset" adına bir şey üretemiyor? Tuhafı ise kendisinden ayrılan bazı örgütlenmeleri "siyasi" olarak bile görmüyor, Kimine "darbeci" kimine "güruh" kimine "kaçkın" kimine "suçlu" diyor...
Tabiki bizim konumuz diğer ayrılıklar değildir. 18 Nisan 1994 ayrılığında NT kliğinin gösterdiği darbeci tutumu halen şu durumunuza bahane olarak daha ne kadar kullanmaya devam edeceksiniz?
4. Konferanstan beri TKP/ML (Konferans) kanadında var olan örgütlenme tarzı üzerinde insanlar hiç kafa yormuyorlar herhalde.... Sadece bu anlayışın yapmış olduğu (ticaret işi) aysbergin gözüken yüzü... Bu işi yapan anlayışın siyaset namına ne ürettiklerini hanginiz sorguluyor... NT unsurunu, NT yapan, gerçeklikler, DABK'ın eylemi üstün gören anlayışının dışında nelerdi? Yoksa Konferans kesiminin kimi önder kadrolarının toplantı için bile Dersim kırsalına gitmemesi miydi? Görevlerinden kaçmalarımıydı? Sahi sormazlarmı adama savaşçıların nazarında hangisi itibar görüyor?
Tüm günahlar DABK kesimine, Tüm günahlar MKP'ye, tüm olumluluklar ise kendilerine.... Bir de utanmadan "sorularımıza cevap veren çıkamaz" diyerekten "meydan okuyorlar" ....
İnsaf diye bir şey vardır... Bunların tanıklarının hepsi ölmedi arkadaşlar.... Yapılanlar acısı ve tatlısı ile halen hafızalarımızdadır.
Bu yazıyı toparlayacak olursak, ki daha sonraki tartışmalara göre, gereken yanıtlar verilecektir...
Öz olarak, Eleştirmek iyidir, ama özeleştiri vermek bir erdemdir... Sizlere tavsiyemiz,, böyle "indymedia"da keskin yazılar yazacağınıza, önce tarihinizi özeleştirel bir süzgeçten geçirin... Böyle "ayağı havada" tespitlerle insanların karşısına çıkmayın. Sonra size gülerler... MKP doğru yolda yürüyor, Bunu gören görüyor, bilen biliyor... Görmek istemeyenlere ise buradan yanıt olmaya çabalayacağız...

BİRLİK ELEŞTİRİ BİRLİK

UZUN YAZMISSIN AMA HEPSI BOS HEP AYNI SEYLER DEGISEN BIR SEYLER YOK BIZI BEGENMIYORSANIZ BIRLIK NEDEN ?

6. KONFERANS NEYIN NESI TAMDA ÖZ ELESTIRI DEGILMI. AYAKLAR ALTINA ALINMIS ILKELERI YENIDEN OLUSTURMAK DEGILMI ?
SIZLER TAM TERSINE HER SEYI LAZ NIHATA YÜKLEYIP DURUYORSUNUZ.
BIZIM SUCUMUZ YOK TEK SORUMLU NT.

ARINMA POLITIKANIZ NE OLDU ARINACAGINIZA TÜM DEVRIM KACKINLARINA BIRLIK CAGRISI
YAPIYORSUNUZ
CEVREMIZDE ESKI SÖZDE MAOÏSTLER VAR SIMDI ONLAR SIZLERIN SAFLARINDA MAO ROZETI TAKARAK BIZLERE HAVA ATIYORLAR. VE BUNLAR ZATEN HALK ICINDE SEVILMIYEN TIPLER BEN YANI DÜNE KADAR PARTIME HAKERET EDEN KISILERLE AYNI SAFLARDAMI OLACAGIM HAYIR HAYIR HAYIR BIZ BUNLARDAN COK CEKTIK.
ZATEN 2. OPK ILKELERIMIZLE AYAGA DOGRULMAK IKEN BIZ ILKESIZLERLE AYNI CATI ALTINDA BIRLIK YAPAMAYIZ

DERSIME KADROLAR NEDEN GELMEDI SORUSUNA ?
HANGI DÖNEM 4. G SEKRETERINIZIN 4. GENEL SEKRETERIMIZ HAKKINDA YAKALAMA EMRI CIKARDIGI ZAMANIMI KAST EDIYORSUN.
KIM NT YI KOMÜNISTLERE KARSI 2. IBRAHIM OLARAK LANSE ETTI.
BUNUDA GECELIM
BIZDEN AYRILANLAR SIMDI NEREDE
SIZLER HER AYRILANLARI CIDDIYE ALIP BILDIRILERINI YAYINLAMADINIZMI.

BASINDAN BERI SÖYLEDIKLERIM CIKTI
DARBEYI HALEN KABUL ETMIYORSUNUZ
DABKI HALEN SAVUNUYORSUNUZ
YANI SIZDE HER HANGI BIR DEGISIKLIK YOK
BIZDE DOGRU YAPRAK KIPARDAMIYOR CÜNKÜ BIZ AGACIN DALIYLA UGRASMIYORUZ.
BIZ ARTIK O AGACI KÖKÜNDEN SALLAYACAGIZ.
SEN DURMA BOL KESEDEN AT DE BIZ DOGRU YOLDAYIZ.
HIC DEGISMEMISINIZ.

KONGREYLE HER SEY CÖZÜLSEYDI SIZ CÖZERDINIZ
GÖSTER BANA DÜNYA KOMÜNIST HAREKETINDE SIZIN KONGRE BELGELERE BENZEYEN BASKA BIR KONGRE BELGESI
ISIM ISIM NERDEYSE HERKESTEN BAHS ETMISSINIZ.
BOLCEVIK PARTIZAN HER YIL KONGRE YAPIYOR

SENIN YAZININ ICI BOS.
BIZ HIC BIR ZAMAN KENDIMIZ DOGRUYUZ BASKASI YANLIS DEMEDIK. PARTIMIZ TÜMÜYLE HASTALIGA YAKALANMIS DEDIK VE BU HASTALIKTA ARINMAK ICIN YENI SÜREC BASLATTIK VE BU SÜRECE AYAK UYDURAMIYANLAR PARTIDEN KACTI SIZDE ONLARI CIDDIYE ALDINIZ.
BU SÜREC UNUTMAYIN SIZIDE ETKILEDI SIZDE BIR ZAMANLAR YENIDEN INSADAN BAHS ETTINIZ DERGILERINIZI TAKIP ETSEYDINIZ HABERDAR OLURDUNUZ
NEYSE HERSEY AYRI OLDUGUMUZU GÖSTERIYOR. VE EVET DIYORUM OLAYLARA TANIKLIK EDENLER HALEN YASIYOR.

MEHMET DEMIRDAG YOLDASA BIN SELAM

Partzan arkadas inan ki yazdiklarini okuyunca gülmekten kendimi tutamiyorum.Vereck cok güzel cevaplarim,siyasal degerlendirmelerim var.Bak dikkat edersen tartismalarda bir yapi adina degil sahis adina yaziyor ve cevapliyorum.Dolaysiyla senide bir yapinin temsilcisiymis gibi degerlendirip bir yargida bukunmayi dogru bulmuyorum.Eger sadece seni degilde senin sahsinda politik bir yapiyi degerlendirirsem gercekten cok haksizlik yapmis olacam.Cünkü senin her düsüncen bire bir bu yapiylan bagdasmiyor.Elbete beslendigin kaynagin bundaki eksiklerini görmüyor degilim.Ama bu simdilik kalsin...?Lakin bu tartismanin önceki yazimda belirtigim gibi seninle bir noktaya varmaz.Aslinda bu yaziyi yazmamdaki gaye Maodan kisa bir alinti sana yazip haspel kadarda olsa düsünmeni saglamakti.Tabi sen nasil bir sonuc cikarirsin bilme ama,"anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az...." "ALCAK GÖNÜLLÜ VE IHTIYATLI OLMALIYIZ.KENDINI BEGENMISLIKTEN VE ACELECILIKTEN SAKINMALIYIZ.".... "BÜTÜN KALBIMIZLE HALKA HIZMET ETMEK,YIGINLARIDAN BIR AN BILE ILGIMIZI KESMEMEK;KISININ VEYA KÜCÜK BIR GURUBUN DEGIL DE HER SEYDE HALKIN CIKARLARINDAN HAREKET ETMEK;HALK ÖNÜNDEKI SORUMLULUGUMUZU PARTININ YÖNETICI ORGANLARI ÖNÜNDEKI SORUMLULUGUMUZ ILE MUTABAKATA VARDIRMAK;ISTE BUNLAR CIKIS NOKTAMIZDIR..." (Mao) selamlar.

Arkadaşım bence herşey anlaşılmıştır gereksiz tartışmalara girmek senin de dedigin gibi ilkesel anlamda bizi kopuşa goturur burda bircok insanın gozu onunde boyle bir tartışmaya devam etmek yanlış..

birlik konusunda daha once tkp/ml taraftartları yazmış birşeyler yukarı bence olayı tamamen ozetliyor.. seninde yazdıgın şeylerin farkındaysan cevabını vermeyiorlar ''piskolojik'' oynayıp kültürden dem vuruyorlar.. onlara göre birlik isteyen ''kültürlü'' istemeyen ise devrimci kültürden ''nasibini anlammıştır''

ogrendikleri ''formel'' mantık la yaklaşmak istemiyorum gibi cumlelerle ''ben birşey biliyorum'' havasiyla girdikleri cumlede ''formel mantik'' ornekleri verip adeta ekran karşısında gülme krizleri yaşatan bu insanlar, bir yandan maoistlerin birliği derken bir yandan da birlik yapacakları kurumu degil maoist nerdeyse devrimci görmediklerini sozlerinin aralarında belli ediyorlar..

Gosterdikleri yaklaşımın ne derece ''düşman'' oldugu evvela kendileri tarafindan bilincsel anlamda aşikar olmuş bir tutumdur..

Bu gercekliklerden yola cıkarak seninde dedigin gibi başarılı konferansımızın MLM konferansımızın o MLM tezini tekrar edip kapatalım bence.. kendileri anket yapiştırıp yeni birileri gelene kadar habire sayfa girip baksınlar.. nede olsa başka meşguliyetleri olmayan son on yildir kitle faaliyetinden bile habersiz ''örgütsüzlüğü'' objektif nedenlerde arayan internet dokukleri bunlar..

senden ricam muhatabımız olan kitleleri birakıp uc avrupa örgütsüzü ile tartışmaman..

sevgiler.

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

bu gun leninniz partıler olmadıgınız için bu sorunları yaşamanız dogal 2 harekete macaracılık yapıyor kitlerin beynini bulandırıyorsunuz ilk önce tc ekonomik ve sosyolojik kültürel tahlının yapın fedoaliim biti kapıtalizm her yere girdi bunu kaıbul eddin önce kapıtılız ilişkiler var budu onun ekonomik özelıgıni gözterir ibodan 1adım öteye gidemedıniz sizin şimdi tek sorununuz tc kapıtalizmi gercekleştirmek olmalı artık şehre inin 100 kişisiniz daglarda 30 yıldır alah aşkına ne yaptınız sadece dersimde devrimi yapacaksınız bırakın bunları artık öncü partı MLKP ye gelin asıl birlık burda siz birleşemesısız çünkü bu sizin mayanızda var

YOLDAS
SEN HAKLISIN
DEDIGINI ZATEN YAPTIM BUNDAN SONRA TARTISMA GEREGI DUYMUYORUM.
SANAL ALANDA KAYIP EDECEK ZAMANIMIZ YOK

ya ardil ve partizan bir yandan sanali kötülüyüp duruyorsunuz öbür yandanda sanaladan hic cikmiyorsun paronoya yasiyorsunuz galiba birde üstüne üstük terbiyesizlik yapiyorsunuz la zirtolar sanali begnmiyor kücümsüyorsaniz ne isiniz var dangalakmisiniz sizler hani halk arasinda kisadan bir hise var onu buraya aktarma geregi duyudum bir adam bir adama benim annem senin anneni kerhanede görmüs der adam sasiri derki tamam analadim anlamasina benim annemide senin annenin ne isi var orda der. ayni sizde bunu yapiyorsunuz ulan danaglaklar bu kadar kötüyse baska isimlerle niye yazip cevap verme tartisma geregi duyuorsunuz bir bakin digerlerinden daha cok sanala yazi asmisiniz kizdirmayin beni sacma sapan söylemlerinizle yoksa sizlere lemanin altin lalesini veririm :)))

BIR SEYLER ANLADIYASAN ARAP OLAYIM
1. ANIL ILK DEFA YAZIYOR
2. BENDE YENI YENI ALISMISTIM YAZMAYA
3. ANIL BENI IKNA ETTI
4.DEVAMLI SIZIN GIBILERIN PESINDE OLACAGIZ
AMA BIZ BURADA "HER SEYI " TARTISMAYACAGIZ.
SADECE BU KADAR ANLAMADIYSAN BASKA DILLERDEDE SANA YAZARIM

Evet kivrem madde madde siralamsin düsüncelerini iyi de yapmisin bence bende senin sorularina ayni yolla cevap vereyim. Oncelikle sizinle analasamdigim noktayi belirteyim siz daha basindan "BIRLIGI" red ediyorsunuz ki ben bunu dogru bulmuyorum bizler birlikci olmali ve birligi savunmaliyiz birlik derken ilkesiz hesapsiz pragmatiz bir isbirliginden bahsetmiyorum tabikki, ayni sekilde gözlemledigim kadariyla burda birligi savunan cogu arkadaslarda birlige böyle bakmiyor. o zaman ister istemez kendi kendime su soruyu sorma geregi duyuyorum neden? birlige karsilar ve istemiyorlar. gecmiste yasanilan pratigin olumsuz olmasi yine tekrar olumsuz olacagi anlaminami geliyor yada kariyerlerimizin ve kücük biurjuva grurumuz ve kinimizin etkisindemiyiz.. ben daha bastan beri ilkeli bir birlik söylemi tuturdum ve iki parti gücününde gecmisten dersler cikararak bir tartisma süreci acmalari gerektigi inancindayim. ne senin hattalarin nede benim hatlarimin kapatildigi cikara dayali bir itifaki bende kabul ettmem ve savunmam.TKP/ML taraftari olarak partimize yapilan "darbeyi" MKP lilerin mahkum ettmelerini istemen ve istemem normal ve dogru olandir ama unutmaki bunu idda edenler bizleriz o zaman bizim onlari ikna etme gibi bir derdimiz olmasi lazim o zaman burda yanlis olan nedir? Tartismakmi? Yoksa tartismamakmi? Kaldi ki birligin tartisilip tartisilmamasi degil nedenleri? ve nicinleri? tartismak ve bunlari bilince cikartmak daha dogru diye düsünüyorum sen ne? dersin PARTIZANCI sence bu istem ve mantik cokmu yanlis? sizden sagduyu ve maosit bir tarz istemek cokmu kötü yada BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK siiari ve söylemi yanlis? bir belirlememi dermsin bana.

Simdi geleyim senin sormus oldugun sorulara.

1.DIYORSUNKI "CÜNEYT DERKEN TABIIKI 4. GENEL SEKRETERINIZ" AMA EN BASTAKI BELIRLEMENDEDE CÜNYETE (arkin) KARSI YILMAZI (güney) ESPIRI OLARAK YAZDIM PEKI SENCE BU BIR DEVRIMCI ÖNDERE HAKARET DEGILMI BILINCILCEDE OLMASA CELISMIYORMUSUN BURDA SENCE BUNU SAVUNU YAPACAGINA BILINCLI OLMADIGINI VE BUNUN ELLESTIRISINI VERSEYDIN DAHA PARTIZANCA BIR TAVIR OLMAZMIYIDI.

2.EVET INANIYORUM TEK PARTIZAN RUMUZU KULLANAN SEN DEGILSIN PEKI BUNU BELIRTME YADA YANINA BIR EK YAPSAN DAHA IYI OLMAZMI SONUCTA BIR BIRINIZE YAKIN GÖRÜSLER BELIRTEREK AYNI ISIMLEREDE YAZIYORSUNUZ BUNU DÜZELTIRSEN IYI OLUR. BURDA BIR TARTISMA YÜRÜTÜYOR VE KIMIN KIM OLDUGUNU BILMIYORUZ. ÖRNEGIN BANA KISSEL SATASAN BIR COK ARKADASIN BENI REALDE TANIDIGI KANISDAYIM AMA CESARETLERI YOKI KENDILERIN AZDA OLSA BANA TANITARAK SALDIRA BILIRLER AMA BUNU YAPMA YERINE CAMUR AT MISALI HAKRET VE RENCIDE ETTME POLITIKASI IZLIYORLAR.

3.TABIIKI AMACIMIZ SENI IKNA ETTMEK SONUCTA BIRILERI BIZLERI KÜCÜMSEMESINE VEYA HAKARET ETTMESINE RAGMEN YINEDE ANTI-BIRLIKCI YOLDASLARI IKNA ETMEK ICIN ELIMIZDEN GELENI YAPACAGIZ AMA SIZINKISI BIRAZ SIZIN ISTEMINIZDEN KAYNAKLI DEGILDE KONFERANSIN ALMIS OLDUGU KARARDAN DOLAYIYMIS KI BUNU DOGRU BULMUYORUM BU ILKE DEGIL YADA BUNU TARTISIP TARTISMAMAK KONFERANS KARARI OLMASI BANA MANTIKLI VE AKILI BIR KARAR OLARAK GELMIYOR TABIKKI PARTIMIZIN KARALARI BIZLERI BAGLAR AMA BUNLAR ILKELER DOGRULTUSUNDA OLAN KARALARSA. SÖYLERMSINIZ BIRLIK TARTISMASININ NEYI ILKEYE AYKIRI YADA PARTININ GÖRÜSLERINE AYKIRI OLSA OLSA BUNA AD KOYMAK GEREKIYORSA BUNUN ADI SANSÜR VE IKI CIZGI MÜCADELSININ REDDIDIR. BIRDE IKNA OLMAK ISTEMIYENLER IKNA OLMAZLAR ÖNCE BIZI ANLAMANIZI TAVSIYE EDIYORUM SIZLERE OZAMAN IKNA OLAMNIZ DAHA KOLAY OLA BILIR.

4.EVET MKP LI ARKADASLAR DARBEYLE ILGILI TABIKKI FIKIRLERINI BEYAN ETTMELILER SONUCTA BUNU BELIRTMEDIKLERI SÜRECE BENIM VE TÜM TKP/ML TARFTARLARININ BU NOKTDA KUSKULARI HEP OLACAKTIR. BU NOKTADA SANA KATILIYORUM MKP LI YOLDASLAR VEÖNCELIKLE CÜNEYT VE DIGER YOLDASLARIN KISADA OLSA AYRILIGA VE DARBEYE YÖNELIK GÖRÜSLERINI OKUMAK ISTERIM.BUDA BIZIM EN DOGAL ISTEMIMIZDIR.

5.DEMISIN ONLARIN BIR COK TARFTARI VE GERILLASI BIZE GECTI BU USLUBUNU VE TARZINI HIC BEGENEMDIM BENIMDE AYRILIKTA BIZDEN YANA TAVIR ALDIKTAN SONRA MKP SAFLARINA GECEN BIR COK INSAN TANIYORUM BU COK NORMAL BIZDENDE GECEN ONLARDA GELEN OLACAK VE OLAMLIDIR VE AYNI SEKILDE AYRILIKTAN SONRA PARTIYLE ILISIKI OLAN BIR COK INSAN UMUTSUZLUGA KAPILARAK DIGER DEVRIMCI HARKETE GITTIKLERINI BIR COGUMUZ GÖRMÜS YADA DUYMUSUZDUR SIMDI SENIN MANTIGINLA BU OLAYI NASIL ACIKLAMAMAIZ GERKIYOR DERMISIN. HA BIRDE NE KADAR BASIT DÖKÜNTÜ DEDIKLERIN SENIN YOLDASLARIN DÜN SENLE BIRLIKTE DÜSMAN KARSI SAVASMIS OLAN ARKADASLARIN NASIL BU KADAR PERVARSIZCA VE BASITCE BUNLARI YAZA BILIYORSUN SADECE SENCE TEK SUCLU BIZDEN KOPANLARMI PARTININ POLITAKSINDA SENCE YANLISLAR YOKMU YOKSA BUGUN PARTI NEDEN BIR DARALMA YASIYOR ÖRNEK PUSLADAKI "BIRLIK" YAZISI SENCE NIYE? KALEME ALIND BUNUN TEK SUCLUSU DISIMIZA CIKAN YOLDASLARIMIZMI BUMU SENIN MAOSIT YAKLASMIN ONLARDAN KURTULMA YERINE DEGISTIRME DÖNÜSTRMEYI NIYE? DENEMEDIN HANI KLASIK BIR SÖZÜMÜZ VAR ONU SANA BURDA TEKRARLAMAK ISTIYORUM" DOGRU POLITIKALAR BIRI BIN YAPAR, YANLIS POLITIKALAR BINI BIR YAPAR". MKP NIN BIRLIK NOKTASINDA SAMIMI OLUP OLMADIGI NOKTASINDA ASLINDA GÖRÜS BELIRLEME LÜKSÜNE SAHIP DEGILSINIZ CÜNKÜ DAHA BIRLIGIN ISIMIN DUYAR DUYMAZ RED EDENLER SIZLERSINIZ SENIN IDDA ETTIGIN GIBI SAMI DEGILERSE BILE SIZDEN COK COK ILERI DURUS BELIRLEDIKLERI INANCINDAYIM.

6.DÜNYAYI VE TKP/ML YI TEK KENDI CEVRENLEMI SINIRLIYORSUN BAK TOZKOPARANDAKI YOLDASLAR NE GÜZEL FIKIRLERINI BELIRTMIS SEN NE DIYORDUN BIRLIGI SAVUNAN TKP/ML TARFTARLARI YOK BUYUR BURDA BIR KEZ DAHA SAHSIMDA BELIRTEYIM VE GÖRMÜS OL BEN BIR TKP/ML TARFTARIYIM VE BIRLIGI SAVUNUYORUM.

7.MERAK ETTME PARTI TARIHINI IYI BILIYORUM VE O SÜRECTE BIRLIGI SAVUNLAR VE ISTIYENLER BIZLERIZ GÜNES BALCIKLA SIVANMAZ DABK CI ARKADASLARIN BIRLIGE SICAK BAKAMDIKLARI BILINEN BIR GERCEKLIKEN SENIN BUNU INKAR ETMEN CARPITMAN SASIRTICI HATTA PARTIDEKI AYRILGIN BILE ASLINDA BIRLIK ISTEMININ SAMIMI OLMAMASI VE FAYDACI CIKARCI DAVRANILMASINDAN KAYNAKLI DEGILMI BU BAK SEN BANA FIRTINLAR ICINDE BICAK SIRTINDA ADLI KITABI OKUMAYI TAVSIYE ETMSIN BU KITAPCIGIN BIRINCI CILTINDE DABK-KONFERANS VE BIRLIGE DAIR NE YAZIYORLAR KISADA OLSA BURDA AKTARAYIM SANA „ (sayfa 23.) DABK i partinin bir gücü olarak gördü. Böylelikle 3. Konferans, DABK in gercek niteligini kavriyamadi. (sayfa 25.) 4. Konferans, 1987 de partiye bayrak acarak ayrilan DABK ile birlesme karari aldi ve gerceklesmesi icin de Birlik Komisyonu nu olusturdu. Böylelikle de 4. Konferansimiz, 3. Konferansin DABK a iliskin yanlis ve hattali yaklasimin devam ettirdi. DABKI in nitteligi ortada oldugu halde, birlesme karari almasi oportünist idi.“ KIVRECIGIM SANA TAVSIYE SEN TEKRAR BANA ÖNERDIGIN KITABI OKU EGER BULAMIYORSAN PARTIZANO SAYFASINDA VAR AC BIR GÖZ AT VE EGER ISTERSEN O DÖNEMKI YENI DEMOKRASI DERGISI SAYFALARINDADA BIRLGI ISTEYENLERIN KIM ISTEMIYENLERINDE KIM OLDUGUNU BELIRTEN YAZILARI SANA AKTARA BILRIM AMA BU KADARIN YETERLI OLDUGU KANISINDAYIM.

8.SAYET AYNI GÖRÜSLERE YAKIN SEYLER BELIRTIYORSANIZ PARTIZAN KIVRECGIM VE BIZIMDE SIZLERI AYNI KISI OLARAK SUCLAMAMIZDAN RAHTSIZLIK DUYORSANIZ BIR BIRINZE BENZER YAKIN ISIMLER VE HATTA AYNI ISIMLER KULLANMAYIN SONUCTA BURDA BIR TARTISMA YÜRÜTÜYOR VE KIMIN KIM OLDUGUNU BILMIYORUZ VEDE DIGER PARTIZAN ISIMIN KULLANALRDAN FARKLI BIR EK YAPA BILRISIN ISMIN SONUNA DEGILMI. ÖRNEGIN BANA KISSEL SATASAN BIR COK ARKADASIN BENI REALDE TANIDIGI KANISDAYIM AMA CESARETLERI YOKI KENDILERIN AZDA OLSA BANA TANITARAK SALDIRA BILIRLER AMA BUNU YAPMA YERINE CAMUR AT MISALI HAKRET VE RENCIDE ETTME POLITIKASI IZLIYORLAR.

9.PARTI TARHINI ACARSAM IYI OLMAZ DIYE BIR TABIR KULLANMISIN. BUYUR AC IYI OLMASIN AMA GERKIRSE HER SEY (ILAGLITEYI AYKIRI OLMADIKCA)
TARTISA BILIRIZ KI BU TABIRI KULLANMAN BILE BASLI BASINA BIR OLUMSUZ BELIRLEME.

Evet partizan arkadasa kisada olsa cevaplar vererek kisacada olsa diger yoldaslara ve arkadaslarin yazilari üzerine deginmek istiyorum. Hayri kivrenin yazisini genel anlamiyla olumlu buldugumu belirteyim. Ama yer yer subjektif bir bakis acisi ve zorlama belirlemeler yaptigida bir gercek. Hayri kivrem diyorki

“Tabiki bizim konumuz diğer ayrılıklar değildir. 18 Nisan 1994 ayrılığında NT kliğinin gösterdiği darbeci tutumu halen şu durumunuza bahane olarak daha ne kadar kullanmaya devam edeceksiniz?”

Birincisi hayricigim bu bir bahne degil bir sorun ve önemsiz bir sorun degil bu örgütün 20 yil geriye götüren bir sonuc simdi bunu bir kalem darbesiyle silip atmak sence dogrumu cözülmemis cözüme kavusturlmamis bir sorun sende biliyorsun tekrar karsimiza sorun diye cikacaktir. mesela DABK-KONFERANS ayrisiminda da böyle bir yaklasimla parti birlesmis ve buna benzer yöntem ve yanlislarla uzlasma sonucda parti tarhinin en kötü ayrilgini yasamisti bu noktda bizlerin(TKP/ML) hassas davranmamizi normal karisilamlisiniz. Kaldiki sende belirtiyorsun ki olumlu olan ama bir yaniylada eksik olan bir belirlemeyle darbenin oldugunu Kabul ediyorsun ne yazikki kongere karlarinizda bu darbeyi mahkum ettme ve bunu bilince cikarma noktasinda olumsuz bir durus oldugunda Kabul etmen lazim kaldiki sorunu laz niyatin üstüne atma DARBEYI yapanin tek basina laz nihat oldugunu idda etmende diger bir yanlis saptama ve bilimsel olmayan bir belirlemdir. 94 ayriliginda “LORDLAR KAMERASI VE SOVALYELERI” baslikli yazyiyi kimin yazdigi laz nihatla birlikte darbeyi yapanlarin sizlerin komunist kadrolariniz oldugunu bizde sizde iyi biliyoruz peki ozaman bu bir yaman celisiki degilmi bir ajanin partiyi bölme calsimasinda komünist kadrolarin uyanik olmamasi hatta bölünmede pasif degil bizzat aktif konumda olmalari. Bunu nasil? Acikliya bilirsin. tabikki bölünmenin digger tarfinda bizler variz bizde bundaki payimizi katkimizi aciga cikarmali bunu acik bir sekilde mahkum ettmeliyiz ama dedigim gibi vede senin Kabul ettigin gibi darbenin adressinin kim oldugu NT dahil sizing saflarda kalan MK ve MK üylerinizdir. Kisacasi darbeyi Kabul etmen olumlu ama NT nin üstüne atarak olayi kisi bazinda elle alman antimaoist bir yaklasim oldugu kanisindayim. Vede darbe siz tarfindan bilince cikarilmadigi ve mahkum edilmedigi sürecede TKP/ML taraftarlarinin supheci ve temkinli yaklasmalarida dogrudur.

Ardil yoldas söylediklerin noktasinda bir kac kelime söyleme geregi duyuorum diyorsunki.
“gereksiz tartışmalara girmek senin de dedigin gibi ilkesel anlamda bizi kopuşa goturur burda bircok insanın gozu onunde boyle bir tartışmaya devam etmek yanlış..”

Burdaki tartismalrin hangisi ilkesel boyouta tekabul ediyor anliyamadim bunu acarsan beni yoldasini bilgilendirsen sevinirim ve nasil? bizi ilkesel bir kopusa götürüyor. ne zamandan beri birlige bakis acisi ve birlik ilkesel boytlara girdi onu anliyamadim yoksa bu ilke dedgimiz seyler kislerin istedigi seye gore degisiyormu. Eger yazilari iyi okumus olsaydin asil sorulara sizing cevap vermediginiz net ve acik evet ben bir TKP/ML taraftari olarak sizleri elestiriyorum TKP/ML kültüründen farkli bir tarz sekileniyor sizlerde bu partiye sahiplenme adinda olsa olumlu degil ve Kabul edemem. Gösterdigimiz bicimde bir düsmanlik yok kaldiki MKP li yoldaslar sizlere gore daha saygli ve daha olumlu bir tarzda yazsiyorlar sizzler asil isinize gelemdimi kisel saldirlarda ve hakretlerde bulunuyorsunuz örnegin sizzler gibi düsnmedigmden bana yaklasminiz. Size önerim daha yapici daha kazanimci olmanizdir sekter ve yikici bir tarzdan cikmali PARTIZAN KÜLTÜRÜYLE tekrar donanmaniz gerekiyor.

Daha önceden sordugum sorulari tekrar buraya yazma ve ARDIL, PARTIZAN ve HAYRI yoldaslarin mümkünse bu sorulara cevap vermesini istemekteyim.

1. PARTI GÜCLERI ARASINDAKI FARKLILIKLARI YAZIP ICEREGINI ACA BILIRMSINIZ?

2. AYRILARIMIZ AYNILARIMIZDAN DAHAMI AZ?

3. IKI CIZGI MÜCADELESINI SAVUNAN BIZLER FARKILIKLARIMIZI IKI CIZGI MÜCADELESI YOLUYLA CÖZEMEZMIYIZ?

4. BIZIM ICIMIZDE FARKLI DÜSÜNEN PROGRAMA STRATEJIYE TEKABÜL EDEN DÜSÜNCELER VE BUNLARI SAVUNAN BIREYLER YOKMU?

5. ONLAR ICINDE BIZIM GIBI PROGARMATIK GÖRÜSLELE BAKANLAR VARMI?

6. MKP NIN BIRLIK ANLAYISI NEDIR? VE SAMIMIMIDIR?, SAMIMIYSE BUNA UYGUN PRATIKSEL BIR FALIYET ICERISINE GIRMISIMDIR?

7. TKP/ML NIN BIRLIGE BAKIS ACISI NEDIR VE BIRLIGI NEDEN RED ETTMEKTE?

8. BIRLIK DIYINCE NE ANLIYORUZ?

9. PARTI GUCLERININ BIRLIGININ KOF OLMASI VE BUNDA SADECE BIR TARAFIN SUCUMU VAR?

10. GÖZLEMLEDIGIM KADARIYLA PARTI GÜCLERININ BIRLIGINDEN CIKARILAN DERS BIRLIGIN OLAMIYACAGI CUNKU COK KÖTÜ BIR PRATIK YASANDIGIDIR. PEKI BUNDAN ( AYRISIMDAN) DERS OLARAK YEP YENI OLUMLU ILKELERI ÜZERINDE SEKILENMIS BIR BIRLIK TARTISMASI CIKARAMZMIYIZ?

Bu sorularima cevap veriseniz beni acmis olacaksiniz . simdiden tesekürler.

Devrimci selamlar

YOLDAS SEN YAZDIKLARIMI ANLIYORSUN AMA KAVRAMIYORSUN
BEN BENIM VE ULASABILDIGIM CEVREDE BIRLIK YANLISI OLMADIGINI SÖYLEDIM.

SEN KITABI BILGILERE DAYANIYORSUN KALDIKI KITAPATAKI AKTARDIGIN BILGI BENIM DEDIGIMIDEN FARKLI DEGIL.

SUNUDA BIL BIZDEN AYRILANLAR DÖNÜSTÜRMEK ICIN COK CABA HARCADIK DERGILERDE ONCA YER VERILDI FARK ETTIYSEN
YAZILARIMDA CIKARIRSAN EGER BEN YENIDEN INSADAN SÖZ ETTIM
ANLARSIN
VE PARTI ICINDEYIM
IKI CIZGI GEREGI

AMA PARTIYE SILAH CEKENLERE CICKLE KARSILIK VERECEK DEGILIZ

SIZINLE BU SON YAZISMAM

BENIM ANLATTIKLARIMI YANLIS YORUMLUYORSUN

SON VE EN SON OLARAK SUNU BILMENI ISTIYORUM

EGER IKI YAPININ IDEOLOJISINI BILIYORSAN

IKI CIZGI MÜCADELESINI IKI YAPI SAVUNUYOR AMA
IKI YAPI IKI CIZGI MÜCADELE KONUSUNDA BIR BIRLERINDEN FARKLI GÖRÜSLERE SAHIPTIRLER

BEN SAMIMICE SUNU SANA SÖYLIYEYIM HANGI YAPININKI DAHA MAOIST ARASTIRMA ICINE GIRDIM
BIZIM GÖRÜSÜMÜZÜN MAOÏST OLDUGUNA INANIYORUM
AMA ARASTIRMALARIM BITMEDI SU AN ERKEN
KAFAN KARISMAMASI ICIN .
YINE DIYECEKSIN HEP BIZ BILIRIZ DIYORSUNUZ.
ÖYLE DÜSÜNSEYDIK HEMEN INANIR ARASTIRMAZDIK. AMA 100 DE 100 BEN BILE SU AN IKNA OLMUS DEGILIM.
100 DE 100 IKNA OLDUGUM ZAMAN KESIN CEVABIMI VERIRIM.

PARTIZAN RUMUZU BEN KISIYI ÖN PLANA CIKARMAK ISTEMEDIM CIKARMAKTA ISTEMIYORUM
SAVUNDUGUM PARTIMIN 7.K ALDIGI KARARLAR VE DOGRULUGUNA INANIYORUM.

BIRLIK YANLISI DEGILIM
SORULARINA TÜM YAZDIKLARIMDA CEVAP VERILMISTIR.

Sevgili Devrimsu yoldas,partizan arkadas verdigin cevapta Proleterya partisinin 94 sürecini nasil degerlendirdigim konusunda dusuncelerimi okumak istedigini yazmisin.Bende daha önceki yazilarimda bu süreci bilimin yargicliginda olgun sevyeli yapilacak tartismalarda düsüncelerimi acabilecegimi belirtmistim.Birincisi sen pesin hüküm "darbe"diyorsun.Bu degerlendirme basindan beri proletrya partisinin bir tarafi tarafindan idda ediliyordu.Ama yine proleterya partisinin bir tarafindada "Hizip"olarak tanimlanan bir sürec yasadik.Dogaldirki bu tartismalar bugunde yapiliyor.Sorun su, neye göre darbe,neye göre hizip.?Bu tanimlamanin kritelleri ne?Bunlari aciga cikarmak gerekiyor.Yoksa ben darbe dedim darbedir yada tersi ben hizip dedim bu hiziptir?türünden kendini tekrar eden kisir döngülü tartismalar yapar dururuz.O halde bizim kritellerimiz nedir?Yani darbe derken neye göre,hizip derken neye göre diyoruz.Her seyden önce bu kavramlari yeri yerine oturtmak lazim.Subjektif düsman unsurlarinin bu sürecte oynadigi su yada bu rol bu gercekligi degistirmez.Örnegin ben bu ayrilikta Nt nin belirlici bir rol oynadigini düsünmüyorum.Böyle bir degerlendirme mevcut sorunlarimizi eksik ve yanlislarimizi görmememizi saglar.Yine Nt bir tarfta cikti diye o taraf darbe yapmistir diye bir yargiya varirsak bu bilimsel olmaz.O zaman tersinde ayni subjektif unsurlar diger taraftada cikabilirdi ozaman hizipmidir diyecektik.Bunlarin hic etkisi yok demiyorum elbeteki bu unsurlar niyetleri geregi olumsuz bir sürecin yasanmasi icin calisirlar.Bu ayri birsey.Ama bak orda su cikti o zaman darbedir dersek kendimizi kandirmis oluruz.O zaman Bu unsurun icinde olmadigi diger ayriliklari neyle izah edecegiz.?Sende taktir edersinki 94 ten sonra irili ufakli her iki yapi arasinda ayriliklar söz konusu oldu.Demek ki mesele tek basina bu degil.MKP"nin yaptigi muasebeyi okudunmu bilmiyorum.Okumadiysan okumani öneririm.Ayrintilara takilmadan ortaya konulan mantigi görelim.Sahsi düsüncem bazi eksik yanlari olsada her bir dönemi ideolojik,siyasal,örgütsel ve askeri cizgiler bicimiyle ele alip bir degerlendirme yapmis.Yanlis cizgilerin her bir dönem yaratigi olumsuz sonuclar bizim gercek sorunlarimizdir.Bu anlamiyla bu ayriliklarin gercek nedenlerini burada algilamaliyiz.Örnegin diyorsunki o tarafin kadrolari da Nt le ayni sekilde hareket etti.Ama ayni sekilde elmanin diger yarisindaki kadrolar puropakmi hareket etti?Karsilikli hiziplesmeler her iki yapi icindede birlikte girla gittigini bu tarihi ysayanlar cok iyi biliyor.Buna iliskin her iki yapida onlarca örnek verebilir.Bunlara takilp kalmayalim.Cünkü bu sonuctur.Asil olan nedenlerdir.Bu nedenlerin bilince cikarilip yok edilmesi lazim.Bu konuda parti ici iki cizgi mücadelesi kavranmamistr ,söz düzeyinde kalmistir.Bu sadece 94 te degil ondan önceki ayriliklardada gecerlidir.Bak 87 sürecine iliskin yukarida bir arkadas Baba Erdoganin bir yazisini yayinlamis.Okudunmu bilmiyorum ordada ayni sorunlar var.Ayni sorunlar bugun halen cesitli bicimlerde yapilar yasiyor.Baska örneklere gerek yok partizan arkadas'n düsünüs tarzina bir bak.Bu anlayis kendisi disindakilere nasil yaklasiyor?Ayni örgütsel yapi icerisinde tersi bir guruplasmada bunun sonucu sence nasil sonuclanir?aciktirki karsilikli hakaretlere varan ayriliklara dönüsecektir.Bu bir realitedir.Bunun görülmesi gerekir.Bu anlamiyla ben sorunun kaynagini nedenlerden ariyorum.Snucta birinin az digerinin biraz fazla günahinin olmasi bu gercekligi degistirmez.Bu anlamiyla 94 sürecine iliskin Tek tarafli "Hizip"tir yada "Darbedir"belirlemesini dogru bulmuyorum.Sonuclarindan hareketle bir ism koyarsam hem hizi e denk gelen örnekler var,hemde ideolojik gidasini askeri bakis acisindan alan darbeci örneklere denk gelen örnekler var.Örnegin 3 sekreter imzali bildiri hizip örnegine denk gelirken,"Lordlar kamerasi ve sovalyeleri"baslikli yazi bazi mk üyelerini tesire yöneldigi icin darbeci bir anlayisa denk geliyor.Darbeci anlayis yazinin mk üyelerini tesir ediyor olmasidir.Bunu tüzügün su maddesine yada bu maddesine baglamak dogru degil.Tüzük teki bir boslugu bu sekilde kulanmayi dogru görmüyorum.Cünkü durumlari ne olursa olsun iradenin sectigi bir mk yi ancak irade cezalandirir.Bu yazida mk üyeleri tesir edilerek bir nevi cezalandirilmislardir.Tabii bunda tüzükteki yanlisinda payi vardir.Ancak esas olarak bu olamaz.Yine bundan kaynaklida darbe diyemeyiz,cünkü yukardada belirtigim gibi bunlar sonuctur,bu sonuca gelmeden karsilikli hizipler,bielik yapan her iki yapinin bir birini eritme istegi,ideolojik siyasal ve askeri cizgiler itibariyla kadrolarda bir netligin olmamasi bu olumsuz süreci hazirlamistir.Bugün eger bunlardan ders cikarilacaksa bunlarin dogru görülmesi lazim.Satasmak icin yazmiyorum,mesela "Partizan" arkadasin düsünüs tarzi bu sürecten bilimsel dersler cikaramaz.Cünkü olumsuzluk kaynagi hep disarisidir,bazen darbeci,bazen kackin,bazen,hain bazen korkak vs...vs...Bu sekildeki bir düsünüs sistemi dahasi politik bir cizgi yasamin gercekleri karsisinda her daim tökezlemeye mahkümdür. En olabilecek en özet bicimiyle düsüncelerimi bu sekilde belirtebilirim.kuskusuz böylesine ciddi bir konuyu böylesi bir ortamda ve bu kadar kisa bir sekilde ifade etmenin sikintilarini yasadigimi belitmek istiyorum.Cünkü kendimce yanlis dedigim her bir konuyu etrafli bir sekilde yazmak gerektigini düsünüyorum.Malesef buda bur mümkün olmuyor.Belki daha uygun ortam ve zeminlerde daha genis taetisma olanaklari dogar tartisiriz.Mesele halkin ve sinifin cikarlariysa ikna olmaya ve ikna etmeye acik olmaliyiz.Ihtiyac duydugum noktalarda kisada olsa düsüncelerimi yazmaya devam edecegim...Devrimci selamlar

Sorunları MKP ve TKP/ML'nin yapmış oldukları son oturumlardan sonuçlar çıkararak tartışmaya devam edelim..
Maoistler, bir partide var olan problemleri çözmek çabası içerisindeyken, burada yığınla problem içerisinde, sadece var olan bir soruna kafayı yoruyorlarsa, bunu mazeret olarak ileri sürüyorlarsa, bunu kendi durumlarına dayanak haline getiriyorlarsa, burada sorun var demektir.
18 Nisan 1994 ayrılığına dair, MKP I. kongresinde ortaya konulan tespitler doğru ve bilimseldir. Fakat her ne hikmetse TKP/ML bu süreçteki hatalarının samimi bir özeleştirisini vermediği gibi, bu sürecin tüm günahlarını TKP(ML)'nin üzerine atarak, aklı sıra bu süreçten "alnını akıyla" çıkmaya çalışıyor..
Eğer partide o bahsettiğiniz anlayışlar varsa, bu anlayışlardan sizlerde etkilenmişsinizdir.
NT kliğinin parti ve ordu'daki etkisi tartışılmaz. Fakat herhangi bir aklıselim NT ve kliğinin partide bu derece etkili olmasının sebebini sadece ve sadece MKP önceli TKP(ML)'lilerin NT'yi "2.ibrahim" olarak adlandırmasına mı yoruyor?
Yoksa NT ve kliğini bu partide söz sahibi yapan, TKP/ML kadrolarının NT karşısında çaresiz tavrıyla mı açıklayacağız?
Eğer ki bir Merkez Komite üyesi, toplantıya çağrıldıığı halde (birlik sürecinde) , çeşitli hastalıkları bahane ederek toplantıya katılmıyorsa, eğer ki o örgütün üst kadroları savaş bölgesine adımını atmak bile istemiyorlarsa, savaştan kaçıyor ve şehirlerde kalıyorsa,
tabi ki "ileri kadroların olması gereken yerde" olan NT ve kliği parti kitlesi üzerinde etkili olur!
Çünkü, NT eşi ve kızı ile dağdadır. Fakat TKP/ML kadroları ise gitmekle mükellef olduğu bir toplantıya bile katılmamak için kırk takla atmaktadır. Bir diğeri verilen görev yerine "kurbanlık koç muyum ki gideyim" diyerek karşı çıkmaktadır.
Peki NT'ın I. OPK'da bir delegenin delegeliğini kabul etmeyip, onu OPK'dan kovmasına karşı, (ki bu delege Konferans kökenlidir) orada bu delegenin delegeliğinin sayılmamasını NT'la pazarlık yapanlar kimlerdir? Yada NT'ın orada var olan parti kültürüyle bağdaşmayan yöntemlerine ses çıkarmayanlara ne demeli?
Olayları bu boyutta tartışmak pek yarar getirmeyecetir, ama NT faktörünü sadece TKP(ML) kesiminin üzerine atan anlayışa bunları sormak bir sorumluluktur.
TKP/ML açısından tüm mesele...
"Bize darbe yapıldı, NT bizi silahsızlandırdı, bize kurşun sıktı, bize küfür etti, bize şöyle böyle dedi vb"

Peki 18 Nisan da yapılan doğru olmayan anlayış sen de yok muydu?
TKP/ML ki, 4. Konferanstan beri doğru dürüst parti ilkesini uygulamayan bir partidir. O çok övdükleri 4. Konferansa "liste" ile gitmişlerdir. O liste oylanmış, ve o listede ismi yazanlar MK'ya seçilmiştir.
Bu darbecilik değil midir?

Ya da "bize darbe yapıldı, silahlarımız alındı, şöyle böyl oldu" diyerek feryad-ı figan eylediğiniz o zaman diliminden hemen sonra TKP(ML)-BİRLİK kesimine yönelik yapmış olduklarınız darbecilik değildir ne nedir?

Ya da TKP/ML'nin tarihine ve felsefesine uymayan almış olduğunuz "gizli" ölüm kararları sizin ne kadar hukuk ve devrimci demokrasiyi kavradığınızı gösteriyor açıkça...

MKP ve önceli TKP(ML) elbetteki zorlu süreçlerden geçti. Yanlış anlayışların ve yönelimlerin egemen olduğunu zorlu süreçlerden çıkarak bugüne geldi.
1996 Kongre Hazırlık konferansından sonra geçmişini bilimsel bir tarzda masaya yatırmaya çalıştı. Ve netekim I. kongre de bu mirasın üzerine kuruludur.
MKP ve önceli TKP(ML) de kendinde var olan sorunları "hizipçiler, mafyacılar" sorunuyla teorileştiriyordu. Fakat bu soruna 1996 yılında kesin bir biçimde parmak basmıştır. Sorunun dıştan değil de içten kaynaklandığını görmüş, ve Karşı devrimin başını ezmiştir.
Sizlerin anlayamadığı ya dagörmek istemediği gerçeklik tam da budur.
Cüneyt Kahraman yoldaşın, AK raporuna ek olarak sunduğu "Lordlar Kamarası ve Şövalyeleri" yazısıyla meşgul olacağınıza, aynı Cüneyt Kahraman'ın 1996 yılında Karşı Devrimci Hücreye yönelik tutumunu da görmelisiniz.
Kaldı ki bu yazıda belirtilenler yalan yanlış şeyler değildir. Sadece işleyiş noktasında noksanlık vardır.
Bizler sorunu var olan iki örgütün son oturumlarını referans alarak açıklamaya, anlamlandırmaya çalışıyoruz...
MKP ı. kongre belgeleri, kararları halka ulaşmıştır. Ve bu kararlar uygulanmıştır.
Fakat TKP/ML 7.Konferans kararları ne halka ulaşmış, ne de bu konferansın ne için toplandığı, neleri tartıştığı, anlaşılamamıştır.
MKP I. Kongresinde kendi tarihiyle hesaplaşmış, yanlışlarını görmüş, hataların üzerine gitmiş, ülkede ve ülke dışında toparlanma yaratmış, belli bir çekim merkezi haline gelmiştir.
TKP/ML ise , hemen hemen her alanda bırakalım toparlanmayı dağılma yaşamıştır.
gerilla bölgesinde yaşadıkları bu olmuştur. Hapishaneden çıkan kadro ve militanlarını tutamamıştır. Şehirlerde keza öyle olmuştur.
Öncelikle birlik konusunda samimi iseniz, öncelikle kendi kitlenizle birlik içinde olun. Kendinizle birlik olun.
Sorunu MKP'de, veya sizden ayrılan başka örgütlerde ararsanız, yanlışta ısrarcı olmuş olursunuz.

alasilan mkp halen tkp(ml)
ayni saldirilar devam ediyor
biz bu yazyi eskiden beri okumustuk
degisen bir sey yok

görüldügü gibi darbe kabul edilmiyor
nt ajan cikti ama halen darbe denilmiyor
birde diyorlarki tkp ml hatalari hep baskasina atiyor
kimin ne yaptigi ortada
bencede degisiklik yok mkp de.
hep partizan yoldasin sorusuna cevap bekledim merak ettim ama cûneyt belki gerçekçidir dedim
malasef onlardan umut yok.
birlik imkansiz yoldaslar

gerçekten çok yazik
NT YE kim ne diyebilirdi o zamanlar cüneyt Kahraman onun en büyük savunucusuydu
onu koruyan cûneytti
ve ne zamanki artik dayanilamadi NT nin tavrina zaten o zaman darbe girisimi oldu
sizinkiler Nt yi savundu ve bizimkilerde tabiiki hatali davrandi
2. ibrahim dediginiz nt ye kim karsi gelebilirdiki hatali bizim kadrolarmi
adami gûldûrmeyin
eski dûsûncelerinizden vaz geçmemissiniz
çok yazik

Bu arkadaşların soyledikleri 10 cumleden ancak bir tanesi anlaşılır ve tartışılır gerisi laf kalabalığı ve damegoji...
fark diyorsan bak yukarda kronos kirvem acıklamış sana ne gerekiyorsa..

ilkesel anlamda da senin gibi orgutsuz ive tum sucu partiye atan nsanların açtığı ve kendi egolarını tatmin ettigi bir forumda yazi yazmak ilkesel butunluge zarardir.. sen bunu anlamamışsın.. anlayamazsında cunku unutmuşsun maoist parti işleyişini dogal tabi internette halen emekci zamanda kalmış bir adamsın sen.. maoist lafını tekrar edecegine once maoizmin geregi olan örgütlülüğü savun

MADEM BİZDE HATALAR İŞLENDİ ONDAN ÖRGÜTSÜZ KALDIN OZAMAN MKP'Yİ MAOİST GÖRÜYORSUN ONLARA NEDEN KATILMIYORSUN? HEM MİLLETİ BİRLEŞTİR HEMDE GEZ SOKAKLARDA BAŞI BOŞ SABAH AKŞAM ANKET YAP BURDAKİ İNSANLARIDA PEŞİNE TAK!

NEDEN MAOİST GÖRDÜGÜN ÖRGÜTLERDE YER ALMADAN, BİRLİK İSTİYORSUN.. sen önce bunları acıkla.. kendini sorgula..

kendi birliğini yakalayamadan millete ahkam kesercesine ''krtasiyecilik'' yapacam diye sacmalıyorsun..

Senin gibi düşünmeyenler KÜLTÜRSÜZ düşünenler MKP li degil İBDC-C olsa devrimci kültürü almış oluyor..

BİR İNSANIN MAOİSTLERİN BİRLİĞİ GİBİ CİDDİ BİR KONUYU İNTERNET GİBİ HERKEZE ACIK BİR ORTAMDA TARTIŞTIRACAĞINI İDDA ETMESİ AYRI BİR SORUN KEN BİRDE ARKADAŞ KENDİSİ DAHA BİR PARTİDE YER ALMAMIŞ, SADECE MAGANZİNSEL ŞEYLERLE İLGİLENİP İLGİ TOPLAMAYA ÇALIŞAN BİR COCUK MİSALİ BURAYA ÇÖREKLENMİŞTİR..

,MKP'lilere gelince sizlere kongre kararlarını nette boylemi uyguluyorsunuz alayınız kendi kurallarınızı cigniyorsunuz ve bir egoistin attigi kuyuya dusmussunuz.. eger icinizde örgütlü ibocular varsa yaziklar olsunki boyle bir platformu secmişsiniz.. lanet yagdırıp agzını kapatacagınız yere sizde ''ölü soyguncuları'' gibi saldırıyorsunuz..

yukarıda ''burjuva sınıf teorisi'' ve ''parti tarihi adı altındaki ''dedikodu'' metinlerinden alıntı yapıp konuyu baska noktalara cekmeye calışan copy-paste ci bence yemek kitabı oku daha iyi Laz dan daha yarar getirir sana..

millet kimi dovmuş hangi konferansta gizli <ölüm kararları cıkmış onu tartişin

diyelim bizim konferansta ''gizli'' ölüm kararları cıktı, peki bu gizliyse siz nasil biliyorsunuz? biliyorsanız ve gizliyse aciklamak namertlik degilmi? ya oyle bişey degilse bu aşşağılıkca bir dedikodu degilmi? onu buraya yazan düşünce yoksunu bir düşünsün hele..

partizan sana gelince iki cizgi nedir dostum sen ilkeleri cigniyorsun yok celişkideyim yok bilmem ne.. neyin celişkisindesin
darbenin celişkisindemisin
silahsiz biri birakanlarınmı
bizleri teşir edenlerinmi
bizi yok etme pahasına anti-propaganda yürütenlerinmi çelişkisindesin
burjuva beylerin parti icinde coreklenmesininmi celişkisindesin..

birak bunları savaşımıza donelim yoldaş biz.. açık aşikar olan ibonun partisi yaşadıgı tum zorluga karşı halen ''umudu'' ve ''gercekler devrimcidir'' liği yaşatıyor..

7. konferans onderliğinde oportunizme revizyonizme ikinci MK cılıga seksiyonculuga tarihsel-dedikoduculara ve tasfiyeciliğe karşı ilerliyelim..

hic birşeyden şüpemiz var tarih net. 500 sayfalık bir sacmalık degil tarihimiz...

Bu arkadaşların soyledikleri 10 cumleden ancak bir tanesi anlaşılır ve tartışılır gerisi laf kalabalığı ve damegoji...
fark diyorsan bak yukarda kronos kirvem acıklamış sana ne gerekiyorsa..

ilkesel anlamda da senin gibi orgutsuz ive tum sucu partiye atan nsanların açtığı ve kendi egolarını tatmin ettigi bir forumda yazi yazmak ilkesel butunluge zarardir.. sen bunu anlamamışsın.. anlayamazsında cunku unutmuşsun maoist parti işleyişini dogal tabi internette halen emekci zamanda kalmış bir adamsın sen.. maoist lafını tekrar edecegine once maoizmin geregi olan örgütlülüğü savun

MADEM BİZDE HATALAR İŞLENDİ ONDAN ÖRGÜTSÜZ KALDIN OZAMAN MKP'Yİ MAOİST GÖRÜYORSUN ONLARA NEDEN KATILMIYORSUN? HEM MİLLETİ BİRLEŞTİR HEMDE GEZ SOKAKLARDA BAŞI BOŞ SABAH AKŞAM ANKET YAP BURDAKİ İNSANLARIDA PEŞİNE TAK!

NEDEN MAOİST GÖRDÜGÜN ÖRGÜTLERDE YER ALMADAN, BİRLİK İSTİYORSUN.. sen önce bunları acıkla.. kendini sorgula..

kendi birliğini yakalayamadan millete ahkam kesercesine ''krtasiyecilik'' yapacam diye sacmalıyorsun..

Senin gibi düşünmeyenler KÜLTÜRSÜZ düşünenler MKP li degil İBDC-C olsa devrimci kültürü almış oluyor..

BİR İNSANIN MAOİSTLERİN BİRLİĞİ GİBİ CİDDİ BİR KONUYU İNTERNET GİBİ HERKEZE ACIK BİR ORTAMDA TARTIŞTIRACAĞINI İDDA ETMESİ AYRI BİR SORUN KEN BİRDE ARKADAŞ KENDİSİ DAHA BİR PARTİDE YER ALMAMIŞ, SADECE MAGANZİNSEL ŞEYLERLE İLGİLENİP İLGİ TOPLAMAYA ÇALIŞAN BİR COCUK MİSALİ BURAYA ÇÖREKLENMİŞTİR..

,MKP'lilere gelince sizlere kongre kararlarını nette boylemi uyguluyorsunuz alayınız kendi kurallarınızı cigniyorsunuz ve bir egoistin attigi kuyuya dusmussunuz.. eger icinizde örgütlü ibocular varsa yaziklar olsunki boyle bir platformu secmişsiniz.. lanet yagdırıp agzını kapatacagınız yere sizde ''ölü soyguncuları'' gibi saldırıyorsunuz..

yukarıda ''burjuva sınıf teorisi'' ve ''parti tarihi adı altındaki ''dedikodu'' metinlerinden alıntı yapıp konuyu baska noktalara cekmeye calışan copy-paste ci bence yemek kitabı oku daha iyi Laz dan daha yarar getirir sana..

millet kimi dovmuş hangi konferansta gizli <ölüm kararları cıkmış onu tartişin

diyelim bizim konferansta ''gizli'' ölüm kararları cıktı, peki bu gizliyse siz nasil biliyorsunuz? biliyorsanız ve gizliyse aciklamak namertlik degilmi? ya oyle bişey degilse bu aşşağılıkca bir dedikodu degilmi? onu buraya yazan düşünce yoksunu bir düşünsün hele..

partizan sana gelince iki cizgi nedir dostum sen ilkeleri cigniyorsun yok celişkideyim yok bilmem ne.. neyin celişkisindesin
darbenin celişkisindemisin
silahsiz biri birakanlarınmı
bizleri teşir edenlerinmi
bizi yok etme pahasına anti-propaganda yürütenlerinmi çelişkisindesin
burjuva beylerin parti icinde coreklenmesininmi celişkisindesin..

birak bunları savaşımıza donelim yoldaş biz.. açık aşikar olan ibonun partisi yaşadıgı tum zorluga karşı halen ''umudu'' ve ''gercekler devrimcidir'' liği yaşatıyor..

7. konferans onderliğinde oportunizme revizyonizme ikinci MK cılıga seksiyonculuga tarihsel-dedikoduculara ve tasfiyeciliğe karşı ilerliyelim..

Hic bir şeyden supemiz yok cok iyi bildigimiz birşeyde tarih 500 sayfalık sacmalık degil. tarih paparazi degil..

-SAVASIMIZA DÖNELIM YOLDAS- DIYORSUN YA ARDIL,BU KAFAYLA BIRAK SAVASA DÖNMEYI KARGALARA TAS BILE ATMASIN.BÖYLE SACMALAYIP DEV AYNASINDA KENDINE BAKACAGINA BIRAZ GERCEKCI OLMAYA CALIS.bAK DEVRINSU BAZI SORULAR SORMUS,YINE CÜNEYT ARKADAS BUNLARI OLGUNCA CEVAPLIYOR.SEN NE YAPIYORSUN?ATIP TUTMA DISINDA....

ARDIL SAKIN OL CANIM BURDA DÜSMAN YOK KESIN SIRKE KÜPÜNE ZARARDIR. BIRLIK-ELESTIR-BIRLIK ILKESIYLE KENDINI DONALT KAYPAKKAYACI ANLAYISTA KENDINI SEKILENDIR SU SU NE IDUGU BELI OLMAYAN SEKTER TARZINI YIKICI TARZINI GÖZDEN GECIR SENIN YAPTIGIN PARTIYI SAVUNMAK DEGIL PARTIYI KARALIYORSUN

<table border="0" cellpadding="3" width="60%" bgcolor="#D1D1D1"
bordercolor="#C0C0C0">
<tr>
<td><p align="left">Cuneyt yukarıda ''<strong>Partizan</strong>'
rumuzlu arkadaş hakkında şöyle bir belirlemede
bulunmuşsun..<br>
''<font color="#FF0000">Yilmaz Güney rumuzunu kulanan
arkadasa cevap vermeye laik görmüyorum.Anacak bu
arkadasin ve Partizan rumuzunu kulanan arkadasin
yazilarini Devrimciler dikatli okusun.<strong>Ben
partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne
rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi</strong>, tabbi
<u>tek cevap</u> vermedi kendinide ele verdi.?Partizan
rumuzlu vatandas ortaligi sabote eden ,etmeye calisan
biri.<strong>Bundan dolayi farkli rumuzlar kulanarak görevini
yapiyor</strong>.Bu cevap degil bu vatandasin gercek yüzünü
göstermek icin yazdim.Bu saaten sonra bu vatandasi
ciddiye alip yazmiyacagim</font>.''</p>
<p align="left">Yani ona yazdığın bir yazıyı Y.Guney
rumuzunu kullanan arkadaşın cevap vermesiyle onunla
yani Y.Guney ile Partizan rumuzunu kullanan arkadaşın
aynı kişi olduğunu kanıtladığını soylemişsin..
Pekala ozaman sana soruyorum: sen yukarıdaki
yazılarından birinde aynen ''<font color="#FF0000">Devrimci
kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.<strong>Istemeyenler</strong><strong><u>
</u></strong><strong>iflah olmaz
oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri
ve </strong><strong><u>karsi devrimcilerdir</u></strong></font><strong>'</strong>'
diyerek birlik istemeyenleri karşı devrimci ilan
etmiştin daha sonra sana bunun yanlış olduğunu
hatırlatmıştım bunun uzerine hayır ben oyle demedim
demiştin bende sana lafını hatırlatıp <font
color="#FF0000">'' bunu dedemmi soyledi? kendi yazını
oku.. ayrıca dabk ın gerilla savaşında ilerlemesi
dabkın dogru oldugu anlamınamı geliyor en iyi
ilerleyen pkk ozaman o en doğru? 17 yil once yapılan
yanlışların bugun cezasını cekiyorsak ve sizde bu kültürü
halen alttan alta savunuyorsanız bunu eleştirmemiz
normaldir. düşünsene alttan alta ''savaş vs''
konularında halen samimiyetsizliginle kendini ele
veriyorsun.. bence bu işler sana gore degil.. yemek
kitapları oku..'' </font>demiştim.. Ve sen buna tek
cevap vermedin bu son yazdığım yazıya tek cevap
vermedin peki bu yazıya kim cevap verdi? ben soyleyeyim <font
color="#FF0000">''</font><a name="47275"><font
color="#FF0000"><strong>mehmet terbiyesizlik yapiyorsun</strong></font></a><font
color="#FF0000"><br>
gönderen: <strong>dagdeviren</strong> <em>Sunday July
31, 2005 at 01:15 PM</em><br>
</font>Evet dağ deviren rumuzlu devamlı argo kullanan
parti kültüründen yoksun sekter arkadaş verdi.. <strong>Senin
teorine gore siz ikisiniz aynı kişisiniz</strong> bana
gorede oyle..bak ne demişsin ''<font color="#FF0000"><strong>Ben
partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne
rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi</strong>, tabbi
<u>tek cevap</u> vermedi kendinide ele verdi.'' </font>Evet
yakalandın hemde suç üstü<strong>.. Eger bunu kabul
etmiyorsan kendi kendinle celişirsin.. bu son derece
objektif.. </strong>Ayrıca <u>dagdeviren</u> habire şu
insan bu insanla aynı diye yorumlar yaparken <u>sende
aynı yorumları yapmaktasın</u>.. cok usta bir
oyuncusun.. ve bana gore sizlerin cogu aynı kişisiniz.
Ben ne Kronos u tanırım nede başka birini tanımam ama
kronos bu konulara cevabı vermiş ve konuyu
kapatmıştır. Onunla aynı duşunmekteyim.. </p>
<p align="left"><strong>devrimsu</strong> denen adam iki
karekter yaratmış ''iki olgun'' karakter biri TKP/ML'li
<strong>Devrimsu</strong> diğeri ise MKP'li<strong>
Cuneyt</strong>. Boylece tartışmayı her <u>iki
cepheden</u> istediği gibi yürütüyor. Ara
katmanlarıda kendileri sozum ona ''olgun'' usluplarını
ele vermemek adına <strong>başka rumuzlarla</strong>
sahtekar bi şekilde yanıtlıyorlar.. Yukarıda
verdiğim ornek <u>kendi teorisidir</u>.. Ve <u>benim bu
son teorimi kanıtlıyor..</u></p>
<p align="left">Devrimsu Cuneyt dagdeviren Cemre vb gibi
tiplerin topu aynıdır. ve ben bunların şahsında :))
Devrimsu'ya soruyorum arkadaş sana yuz defa
sorduk/sordular sen birliği savunacağına neden maoist
gordugun bir yapıda ''örgütlü'' mücadele
yürütmüyorsun.. Burda oyun oynayıp 500 rumuzla yazı
yazacağına bir dergi dağıtsan daha yararlı olur ama
sen örgüt disiplinine gelmeyen bir adamsın ki
örgütlenmiyorsun. Örgütlenmeden nasıl örgüt
birliği istersin mantığınız alıyormu arkadaş ya?
hemde teorim cok iyi havası vermeye calışarak (ki hic
bir şey bilmedigin acık) Örgütlenmeyen adam tabiki
burda değişik oyunlar cevirir. Bir oyun planı
yapmışsın demişsinki ben bir sayfa acacağım bir
karakter MKP'li olacak oda Cuneyt bende TKP/ML'li aradada
baska rumuzlarla baska yazılar yazıp bu oyunu
surdurecegim demişsin..</p>
<p align="left">sayın okurlar baktığınızda tum
yazıları teker teker okudugunuzda bu anlaşılacaktır.
Dagdevirenle aynı oldugunu kendi teorisyle itiraf etti
zaten.. birde diger yazılara bakarsanız bunların
topunun aynı oldugunu goreceksiniz.. Zaten birlik
istemeyenleri karşı devrimci goren bir zihniyetin
birliği nasıl olur? ayrıca dfevrimsu denen adamında
sayfasındaki ankete girmeyin IP'leriniz yani Net kimlik
bilgileriniz anında başka yerlere postalanıyor
olabilir. Boyle bir oyunu oynayan başka odaklarda olmuş
olabilir. </p>
<p align="left">Yukarıdaki arkadaş sana uckağıtcı
demiş <strong>Cuneyt</strong> veya <strong>Devrimsu</strong>
veya rumuzun her neyse sana diyorum siyasal
uckağıtcılık bir hakaret değil eleştiridir sen
karsı-devrim adına bu oyunu tezgahlamadıysan siyasal
anlamda ückağıtcısın proleter kültürden nasibini
almamış bir üçkağıtcısın..</p>
<p align="left"> </p>
<p align="left">Samimi olun dürüst olun ve
yaptığınız oyunu insanlara acıklayın.. ama nerde
sizde bu yurek bu tarz..Siz başkalarının aynı
insanlar olduğunu idda ederken (bunu etmenizdeki neden
de suçlu piskolojisi- onların ustune atıp insanları
kendinizden uzak tutmak) ki her yazanın biri oluğunu
idda etmişsiniz okadar bakmadan bin tane rumuzla
yazdığınız için kendinizi ele verdiniz.. Eminim bu
yazıyada cevap'ı son derece konunun dışında
22kültürden'' felan dem vurarak konuyu değiştirerek
cevap vereceksiniz cunku devrimsu cuneyt senin taktiğin
bu.. konuya degilde başka şeylerden bahsederek konuyu
dagıtmak..</p>
<p align="left"> </p>
<p align="left">örgütsüz başı boşluğu <u>secmiş</u>
insanların kotu oyunları..</p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"><strong>Yaşasın 7. konferansımız.</strong></p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
</td>
</tr>
</table>

Cemre
Devrimsu
Cuneyt

Bunların hepsi aynı adamlar yazış tarzlarından resimlere kadar hepsi aynı..
demek bu bolumu boyle hareketlendiriyorlar.. vay uckagitçılar :)))))

Cemre
Devrimsu
Cuneyt

Bunların hepsi aynı adamlar yazış tarzlarından resimlere kadar hepsi aynı..
demek bu bolumu boyle hareketlendiriyorlar.. vay uckagitçılar :)))))

sevgili bilir kisi belirtigin hakaret icerikli -Ückagitci tanimlamasi-uslubunu devrimci elestiri olarak görmedigim gibi,devrimci tarisma uslubuna yönelik saldiri ve sikisildigi "noktada camur at izi kalsin"amacini tasiyor.Eger bir "ückagitcilik"arayacaksan bu mantikta ara.Söyle bütün yazilari güzel bir oku bakalim,belirtigin gibi Devrimsu ve benim yazilarimda bir benzerlik varmi?Ayni sekil cemre diye yazan arkadastada.Eger kulandigimiz resili yazilardan hareket ediyorsan,bu fotograflari sende kulanabilirsin.Daha öncede kulanilan bu fotograflarin kopyalanarak kulanilmasi oldukca basit bir is.Istersen sende dene olacagini görürüsün.Eger benzerlikten devrimci tartisma yöntemimizi ve devrimci saygi uslubumuzdan hareketle yapiyorsan evet bir benzerlik var.Ama bu benzerlik devrimcilerin benzerligidirSahsen bundanda gücenmiyorum..?Bu bazi arkadaslarin hosuna gitmesede bu tarzi bir devrimci olarak sürdürmekte cayacak degilim.Bunu is olsun diye digil dogru ve devrimci etik ve kültürle ilgili oldugu icin yapacagim. Selamlar

<table border="0" cellpadding="3" width="60%" bgcolor="#D1D1D1"
bordercolor="#C0C0C0">
<tr>
<td><p align="left">Cuneyt yukarıda ''<strong>Partizan</strong>'
rumuzlu arkadaş hakkında şöyle bir belirlemede
bulunmuşsun..<br>
''<font color="#FF0000">Yilmaz Güney rumuzunu kulanan
arkadasa cevap vermeye laik görmüyorum.Anacak bu
arkadasin ve Partizan rumuzunu kulanan arkadasin
yazilarini Devrimciler dikatli okusun.<strong>Ben
partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne
rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi</strong>, tabbi
<u>tek cevap</u> vermedi kendinide ele verdi.?Partizan
rumuzlu vatandas ortaligi sabote eden ,etmeye calisan
biri.<strong>Bundan dolayi farkli rumuzlar kulanarak görevini
yapiyor</strong>.Bu cevap degil bu vatandasin gercek yüzünü
göstermek icin yazdim.Bu saaten sonra bu vatandasi
ciddiye alip yazmiyacagim</font>.''</p>
<p align="left">Yani ona yazdığın bir yazıyı Y.Guney
rumuzunu kullanan arkadaşın cevap vermesiyle onunla
yani Y.Guney ile Partizan rumuzunu kullanan arkadaşın
aynı kişi olduğunu kanıtladığını soylemişsin..
Pekala ozaman sana soruyorum: sen yukarıdaki
yazılarından birinde aynen ''<font color="#FF0000">Devrimci
kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.<strong>Istemeyenler</strong><strong><u>
</u></strong><strong>iflah olmaz
oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri
ve </strong><strong><u>karsi devrimcilerdir</u></strong></font><strong>'</strong>'
diyerek birlik istemeyenleri karşı devrimci ilan
etmiştin daha sonra sana bunun yanlış olduğunu
hatırlatmıştım bunun uzerine hayır ben oyle demedim
demiştin bende sana lafını hatırlatıp <font
color="#FF0000">'' bunu dedemmi soyledi? kendi yazını
oku.. ayrıca dabk ın gerilla savaşında ilerlemesi
dabkın dogru oldugu anlamınamı geliyor en iyi
ilerleyen pkk ozaman o en doğru? 17 yil once yapılan
yanlışların bugun cezasını cekiyorsak ve sizde bu kültürü
halen alttan alta savunuyorsanız bunu eleştirmemiz
normaldir. düşünsene alttan alta ''savaş vs''
konularında halen samimiyetsizliginle kendini ele
veriyorsun.. bence bu işler sana gore degil.. yemek
kitapları oku..'' </font>demiştim.. Ve sen buna tek
cevap vermedin bu son yazdığım yazıya tek cevap
vermedin peki bu yazıya kim cevap verdi? ben soyleyeyim <font
color="#FF0000">''</font><a name="47275"><font
color="#FF0000"><strong>mehmet terbiyesizlik yapiyorsun</strong></font></a><font
color="#FF0000"><br>
gönderen: <strong>dagdeviren</strong> <em>Sunday July
31, 2005 at 01:15 PM</em><br>
</font>Evet dağ deviren rumuzlu devamlı argo kullanan
parti kültüründen yoksun sekter arkadaş verdi.. <strong>Senin
teorine gore siz ikisiniz aynı kişisiniz</strong> bana
gorede oyle..bak ne demişsin ''<font color="#FF0000"><strong>Ben
partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne
rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi</strong>, tabbi
<u>tek cevap</u> vermedi kendinide ele verdi.'' </font>Evet
yakalandın hemde suç üstü<strong>.. Eger bunu kabul
etmiyorsan kendi kendinle celişirsin.. bu son derece
objektif.. </strong>Ayrıca <u>dagdeviren</u> habire şu
insan bu insanla aynı diye yorumlar yaparken <u>sende
aynı yorumları yapmaktasın</u>.. cok usta bir
oyuncusun.. ve bana gore sizlerin cogu aynı kişisiniz.
Ben ne Kronos u tanırım nede başka birini tanımam ama
kronos bu konulara cevabı vermiş ve konuyu
kapatmıştır. Onunla aynı duşunmekteyim.. </p>
<p align="left"><strong>devrimsu</strong> denen adam iki
karekter yaratmış ''iki olgun'' karakter biri TKP/ML'li
<strong>Devrimsu</strong> diğeri ise MKP'li<strong>
Cuneyt</strong>. Boylece tartışmayı her <u>iki
cepheden</u> istediği gibi yürütüyor. Ara
katmanlarıda kendileri sozum ona ''olgun'' usluplarını
ele vermemek adına <strong>başka rumuzlarla</strong>
sahtekar bi şekilde yanıtlıyorlar.. Yukarıda
verdiğim ornek <u>kendi teorisidir</u>.. Ve <u>benim bu
son teorimi kanıtlıyor..</u></p>
<p align="left">Devrimsu Cuneyt dagdeviren Cemre vb gibi
tiplerin topu aynıdır. ve ben bunların şahsında :))
Devrimsu'ya soruyorum arkadaş sana yuz defa
sorduk/sordular sen birliği savunacağına neden maoist
gordugun bir yapıda ''örgütlü'' mücadele
yürütmüyorsun.. Burda oyun oynayıp 500 rumuzla yazı
yazacağına bir dergi dağıtsan daha yararlı olur ama
sen örgüt disiplinine gelmeyen bir adamsın ki
örgütlenmiyorsun. Örgütlenmeden nasıl örgüt
birliği istersin mantığınız alıyormu arkadaş ya?
hemde teorim cok iyi havası vermeye calışarak (ki hic
bir şey bilmedigin acık) Örgütlenmeyen adam tabiki
burda değişik oyunlar cevirir. Bir oyun planı
yapmışsın demişsinki ben bir sayfa acacağım bir
karakter MKP'li olacak oda Cuneyt bende TKP/ML'li aradada
baska rumuzlarla baska yazılar yazıp bu oyunu
surdurecegim demişsin..</p>
<p align="left">sayın okurlar baktığınızda tum
yazıları teker teker okudugunuzda bu anlaşılacaktır.
Dagdevirenle aynı oldugunu kendi teorisyle itiraf etti
zaten.. birde diger yazılara bakarsanız bunların
topunun aynı oldugunu goreceksiniz.. Zaten birlik
istemeyenleri karşı devrimci goren bir zihniyetin
birliği nasıl olur? ayrıca dfevrimsu denen adamında
sayfasındaki ankete girmeyin IP'leriniz yani Net kimlik
bilgileriniz anında başka yerlere postalanıyor
olabilir. Boyle bir oyunu oynayan başka odaklarda olmuş
olabilir. </p>
<p align="left">Yukarıdaki arkadaş sana uckağıtcı
demiş <strong>Cuneyt</strong> veya <strong>Devrimsu</strong>
veya rumuzun her neyse sana diyorum siyasal
uckağıtcılık bir hakaret değil eleştiridir sen
karsı-devrim adına bu oyunu tezgahlamadıysan siyasal
anlamda ückağıtcısın proleter kültürden nasibini
almamış bir üçkağıtcısın..</p>
<p align="left"> </p>
<p align="left">Samimi olun dürüst olun ve
yaptığınız oyunu insanlara acıklayın.. ama nerde
sizde bu yurek bu tarz..Siz başkalarının aynı
insanlar olduğunu idda ederken (bunu etmenizdeki neden
de suçlu piskolojisi- onların ustune atıp insanları
kendinizden uzak tutmak) ki her yazanın biri oluğunu
idda etmişsiniz okadar bakmadan bin tane rumuzla
yazdığınız için kendinizi ele verdiniz.. Eminim bu
yazıyada cevap'ı son derece konunun dışında
22kültürden'' felan dem vurarak konuyu değiştirerek
cevap vereceksiniz cunku devrimsu cuneyt senin taktiğin
bu.. konuya degilde başka şeylerden bahsederek konuyu
dagıtmak..</p>
<p align="left"> </p>
<p align="left">örgütsüz başı boşluğu <u>secmiş</u>
insanların kotu oyunları..</p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"><strong>Yaşasın 7. konferansımız.</strong></p>
<p align="left"> </p>
<p align="left"> </p>
</td>
</tr>
</table>

Cuneyt yukarıda ''Partizan' rumuzlu arkadaş hakkında şöyle bir belirlemede bulunmuşsun..
''Yilmaz Güney rumuzunu kulanan arkadasa cevap vermeye laik görmüyorum.Anacak bu arkadasin ve Partizan rumuzunu kulanan arkadasin yazilarini Devrimciler dikatli okusun.Ben partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi, tabbi tek cevap vermedi kendinide ele verdi.?Partizan rumuzlu vatandas ortaligi sabote eden ,etmeye calisan biri.Bundan dolayi farkli rumuzlar kulanarak görevini yapiyor.Bu cevap degil bu vatandasin gercek yüzünü göstermek icin yazdim.Bu saaten sonra bu vatandasi ciddiye alip yazmiyacagim.''

Yani ona yazdığın bir yazıyı Y.Guney rumuzunu kullanan arkadaşın cevap vermesiyle onunla yani Y.Guney ile Partizan rumuzunu kullanan arkadaşın aynı kişi olduğunu kanıtladığını soylemişsin.. Pekala ozaman sana soruyorum: sen yukarıdaki yazılarından birinde aynen ''Devrimci kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.Istemeyenler iflah olmaz oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri ve karsi devrimcilerdir'' diyerek birlik istemeyenleri karşı devrimci ilan etmiştin daha sonra sana bunun yanlış olduğunu hatırlatmıştım bunun uzerine hayır ben oyle demedim demiştin bende sana lafını hatırlatıp '' bunu dedemmi soyledi? kendi yazını oku.. ayrıca dabk ın gerilla savaşında ilerlemesi dabkın dogru oldugu anlamınamı geliyor en iyi ilerleyen pkk ozaman o en doğru? 17 yil once yapılan yanlışların bugun cezasını cekiyorsak ve sizde bu kültürü halen alttan alta savunuyorsanız bunu eleştirmemiz normaldir. düşünsene alttan alta ''savaş vs'' konularında halen samimiyetsizliginle kendini ele veriyorsun.. bence bu işler sana gore degil.. yemek kitapları oku..'' demiştim.. Ve sen buna tek cevap vermedin bu son yazdığım yazıya tek cevap vermedin peki bu yazıya kim cevap verdi? ben soyleyeyim ''mehmet terbiyesizlik yapiyorsun
gönderen: dagdeviren Sunday July 31, 2005 at 01:15 PM
Evet dağ deviren rumuzlu devamlı argo kullanan parti kültüründen yoksun sekter arkadaş verdi.. Senin teorine gore siz ikisiniz aynı kişisiniz bana gorede oyle..bak ne demişsin ''Ben partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi, tabbi tek cevap vermedi kendinide ele verdi.'' Evet yakalandın hemde suç üstü.. Eger bunu kabul etmiyorsan kendi kendinle celişirsin.. bu son derece objektif.. Ayrıca dagdeviren habire şu insan bu insanla aynı diye yorumlar yaparken sende aynı yorumları yapmaktasın.. cok usta bir oyuncusun.. ve bana gore sizlerin cogu aynı kişisiniz. Ben ne Kronos u tanırım nede başka birini tanımam ama kronos bu konulara cevabı vermiş ve konuyu kapatmıştır. Onunla aynı duşunmekteyim..

devrimsu denen adam iki karekter yaratmış ''iki olgun'' karakter biri TKP/ML'li Devrimsu diğeri ise MKP'li Cuneyt. Boylece tartışmayı her iki cepheden istediği gibi yürütüyor. Ara katmanlarıda kendileri sozum ona ''olgun'' usluplarını ele vermemek adına başka rumuzlarla sahtekar bi şekilde yanıtlıyorlar.. Yukarıda verdiğim ornek kendi teorisidir.. Ve benim bu son teorimi kanıtlıyor..

Devrimsu Cuneyt dagdeviren Cemre vb gibi tiplerin topu aynıdır. ve ben bunların şahsında :)) Devrimsu'ya soruyorum arkadaş sana yuz defa sorduk/sordular sen birliği savunacağına neden maoist gordugun bir yapıda ''örgütlü'' mücadele yürütmüyorsun.. Burda oyun oynayıp 500 rumuzla yazı yazacağına bir dergi dağıtsan daha yararlı olur ama sen örgüt disiplinine gelmeyen bir adamsın ki örgütlenmiyorsun. Örgütlenmeden nasıl örgüt birliği istersin mantığınız alıyormu arkadaş ya? hemde teorim cok iyi havası vermeye calışarak (ki hic bir şey bilmedigin acık) Örgütlenmeyen adam tabiki burda değişik oyunlar cevirir. Bir oyun planı yapmışsın demişsinki ben bir sayfa acacağım bir karakter MKP'li olacak oda Cuneyt bende TKP/ML'li aradada baska rumuzlarla baska yazılar yazıp bu oyunu surdurecegim demişsin..

sayın okurlar baktığınızda tum yazıları teker teker okudugunuzda bu anlaşılacaktır. Dagdevirenle aynı oldugunu kendi teorisyle itiraf etti zaten.. birde diger yazılara bakarsanız bunların topunun aynı oldugunu goreceksiniz.. Zaten birlik istemeyenleri karşı devrimci goren bir zihniyetin birliği nasıl olur? ayrıca dfevrimsu denen adamında sayfasındaki ankete girmeyin IP'leriniz yani Net kimlik bilgileriniz anında başka yerlere postalanıyor olabilir. Boyle bir oyunu oynayan başka odaklarda olmuş olabilir.

Yukarıdaki arkadaş sana uckağıtcı demiş Cuneyt veya Devrimsu veya rumuzun her neyse sana diyorum siyasal uckağıtcılık bir hakaret değil eleştiridir sen karsı-devrim adına bu oyunu tezgahlamadıysan siyasal anlamda ückağıtcısın proleter kültürden nasibini almamış bir üçkağıtcısın..

 

Samimi olun dürüst olun ve yaptığınız oyunu insanlara acıklayın.. ama nerde sizde bu yurek bu tarz..Siz başkalarının aynı insanlar olduğunu idda ederken (bunu etmenizdeki neden de suçlu piskolojisi- onların ustune atıp insanları kendinizden uzak tutmak) ki her yazanın biri oluğunu idda etmişsiniz okadar bakmadan bin tane rumuzla yazdığınız için kendinizi ele verdiniz.. Eminim bu yazıyada cevap'ı son derece konunun dışında 22kültürden'' felan dem vurarak konuyu değiştirerek cevap vereceksiniz cunku devrimsu cuneyt senin taktiğin bu.. konuya degilde başka şeylerden bahsederek konuyu dagıtmak..

 

örgütsüz başı boşluğu secmiş insanların kotu oyunları..

 

Yaşasın 7. konferansımız.

 

 

mehmetcigim beni her kez tanir surada yazilarimi okuyan onlarca TKP/ML taraftari var. camur at izi kalsin misali terbiyesizlik yapiyorsun siyasi cevaplar veremiyince komplo teorileri üretiyorsun sayet cüneyt arkadasin yazdiklarini saygiyla karsiliyorum hic olmasa tartisma üslübu ve ahlaki var ya sende sende ne yazikki ikiside yok hakret eder camur atar bunuda devrimcilik adina yaparsin seninle ayni siyasi harket olmam beni üzüyor keske karsit akimlarda olsydik. o kadar basitlesiyorsunki senin gibi düsnmeyeni farkli yapiya yollama lüxsü var sana bir sey soracagim dostum bu hakki sana kim veriyor TKP/ML nin degerlerini baska yöne kanlize etme ve bunu terbiyesizce politik kimlik adina yapmayi dermsin bu mantigin yabancisi degilim dünde senin gibileri kürdistan sorununa duyarli oldugum icin arkamdan daha PKK ye gecmedimi gitsin oraya gecisin diyorlardi bu sizin acizliginiz degistirmediginiz veye ikan edemdiginiz insanlari babninzin kisile mali gibi baska yerler yollama hakini buluyorsunuz burada siyasi icerekli yazi yazmiyacagim cünkü bunu haketmiyecek kadar partizan kültürnden habersiz olan bir kisiliksin.- takmisin benim örgütsüz olusumu bilmiyorum nerde yasiyorsun her kez örgütlü olmus olsaydi TKP/ML NIN TABANI OLMAZDI))) sanki herkez örgütlü bir dursu sergilemsi lazimis gibi bir havaya giriyorsun ama inaniyorumki sen bulundugun bölgede tecrit edilmis adam yerine bile konmuyorsundur. bulundugum bölgede onalraca TKP/ML taraftari varken sadece 3-5 kisi örgütlüdür kendi gercegliginin diisnda ahkam kesip saliyor bizlere savo atislari yapiyorsun adam olsan ülplü yazar adam gibi bir devrimciye yakisir tarzda bizleri ikan ederdin senin yapacagin devrim senin yöntemin gibiyse kalsin braa ben almiyayim ha TKP/ML den niye ayrilamdigimi merak ediyorsan senin gibilerine PARTIMI VE EMEKELRIMI terketmek istemedigimden beli noktlarda farklida düpsnsem kavaradigim kadariyla devrimci anlayisi uygulama istegimden ve rahatsizlik duy ben ve benim gibileri bu partiyi harap etmeyi bitirme cabalarinizin karsinda duracak o devrimci kültürden yoksun analyisilarinza karsi her zaman karsi duracagiz bizler davrimcilerin tarziyla elestirecek özelestiri verecegiz bunu unutma eger varsan avrupadaysan buyur bulusalim cüneyt yada diger arkadaslarda sansirsam avrupada bu noktda bulusa biliriz o zaman bizleri karsinda farkli farkli insalr olarak görünnce bakalim ne yapacaksin ha son olarak aklima geldi terbiyesizligin en büyügpnü yaparak bizelrin sanki polis oldugu kusukusu yaratiyorsun bu noktda bu lafini sana iade ediyorum ve aklina koy dogrularimi sizlere karsi daha yüksek bir sekilde savunacagim

YASASIN TKP/ML
YASASIN DEVRIMCI KÜLTÜR
BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK

Mehmet dostum,yukarda yazdiklarini okuyunca inanki cok üzüldüm.Üzüldügüm nokta bana yada Devrimsu arkadasa yönelik iftira ve hakaretlerin degil.Böyle ucube bir anlayisin komünist bir yapida hayat bulmasidir.Bak bir tartisma var kisi olarak bu tartismada düsüncelerimi belirtiyorum bastan beri.Bu tartismalri seviyesiz ve karsilikli satasmalara götüren arkadaslarida hic tanimadigim halde elestiriyor bir devrimci gibi düsünmesini ve yazmasini öneriyorum.Yine benim sahsimda bir devrimci yapiya yönelik satasmalara ayni bicimde cevap verniyor,ideolojik ve siyasal olarak söylediklerimin bana ayit oldugunu belirtiyorum.Ayni tarzda politik bir yapüiyi yipratmiyorum.Peki ala su yukarda yazilan yazilari politik bir yapininmis gibi cevaplasam o yapiya haksizlik etmis olurdum.Bunu böyle yazan bir iki arkadasada satir aralarinda yazmaya calistim.Sim benim ayni sekilde Devrimsu oldugumu idda ediyorsun,ve bunuda yukarda partizan arkadasin ciddiyetsiz hicivine iliskin yaptigim bir elestiriyle temelendiriyorsun.Birincisi,ben kimseye camur yada hakaret etmedim.Bu arkadasin yazisinin icinde ikisinin ayni kisi oldugunu anladim,yilmaz güney rumuzunu kulanan arkadasin kulandigi hiciv devrimci bir önderin ismine yönelik hakaret icerdigi icin,bunun ancak bir karsi devrimcinin yapabilecegini dusundüm ve arkadaslari uyardim.Anacak daha sonra bu arkadas bunu saka olsun diye yptigini söyleyip ayni kisi oldugunu kabul etmesi üzerine bende bu defa karsi devrimci biri olmadigi halde böyle ciddiyetsiz yazdigi icin elestirmistim.Sana gelince ben burada kimin ne oldugunu bilemem.Düsüncelerini ve devrimci etikle tartisip tartismadigina bakiyorum.Düsüncelerin cakismasi biciminde bir degerlendirme yapsam senin gibi,seninde Ares,Halk;mehmet ve kronos oldugunu sölerdim.Ama bu önemli degil.Ahmet veli yada hüseyin benim icin ortaya koydugunuz fikirler.Tüm yazilara tekrardan bak hepsiyle yürütügüm fikir tartismasi düsüncelerine iliskindir.Yine senin yaptigimiz bir tartismaya benim yerime baska birinin cevap verdigini yazip dolaysiyla bu kisininde ben olacagimi idda ediyorsun.Senin bahs ettigin yaziya cevap vermistim.Sende ayni cümleyi tekrar yazip "bunu dedem mi yazdi" diye yeniden satasmali yazdin.Buna cevap verme geregi duymadim cünkü alinti yaptigin cümleyi okuyacak her kesin böyle denilmedigini anlayacagini düsündüm.Zaten baska bir arkadas uslubunu dogru bulmasamda senin tarzinda sana cevap vermis.Böyle acik bir ifadeyi satasmalara vardirip buradada iftiraya varan ihtamlarda bulunman ne kadar devrimci bir ahlak anlayisi.Kulandigim cümleyi yeniden aktarmissin,kelimeler arasindaki vürgüleri okuyarak cümleye bir anlam ver bakalim dedigin gibi bir mantik varmi.Dahasi kendini ikna edemiyorsan bir dilbilgisi uzmanina danis belki ikna olursun.Aslinda cevap verecek degerde bir durumda degil ama bunlari kulanarak satasmalar yapmayasin diye yaziyorum.Bütün bunlardan hareketle benim yada benim disimdaki arkadaslari kast ederek sahtekarlikla damgaliyorsun.Yukardaki bir arkadasa yazmistim ayni seyi sanada söylüyorum illa bir sahtekar ariyorsan,bunu yazdiklarinda ara.Diger saibe yaratan iddana gelince buna cevap verme geregi duymuyorum cünkü yazilan cizilen seylerden hangisinin hangi durusa sahip oldugu gayet acik..?Devrimsu arkadas yazmis bende yine yazayim madem bizi ayni kisi oldugumuzu idda ediyorsan bende görüsmeye acigim.Su anada gecici olarak avrupadayim.Sanirim ocak ayi parti sehitleri geceleri olur ister mkp nin organize ettigi istersede Tkp/ml nin organize ettigi bir gecede görüsebiliriz....

MEHMETMISIN ARDILMISIN ARTIK HER NEYSEN SAÇMALAYIP MİLLETE ÇAMUR ATACAGINA BİRAZ DÜRÜST OLMAYA ÇALIŞ.NEBİÇİM DEVRİMCİSİN SEN.KENDİN NASILSAN HER KESİ KENDİN GİBİ SANMA.ASLINDA SENİ CİDDİYE ALIP YAZMAMAK LAZIM.İSTANBUL 500 EVLERDE OTURUYORUM VE TKP/ML LİYİ NEDE MKP LİYİM .İBRAHİM KAYPAKKAYA DÜŞÜNCELERİNİ BENİMSİYORUM BU KADAR.BU DÜŞÜNCELERİ SAVUNAN GURUPLARIN BIRLIK YAPMASINI İSTEMEM KADAR DOĞAL NE OLABİLİR.
BİRLİK-ELESTİRİ BİRLİK
YASASIN TKP/ML VE MKP

vayki adam bişey söylemiş sizde ard-arda yazarak onun teorisini güçlendirmişsiniz arkadaşlar.
Bence mantıklı ve uslubuda siyasal neden derseniz siz alttan alta karalıyorsunuz o direk soylemiş hem okudum baştan sona tüm kirvelerin yazılarını aynen dediği gibi bir ortam var. Ve cuneyt ta başından bu yana herkeze sen osun sen busun diye nitelemelerde bulunmuş.
kirveler varsa böyle bişeyki cok açık net olarak var gibi duruyor yapmayın böyle şeyler ayıptır!!

Sevgilli ayfer,yukardaki arkadas (mehmet) beni ve bazi arkadaslari zan altinda birakan yai yazdigindandolayi cevap verme ihtiyaci duydum.Yoksa amacim birileriyle bu sekilde satamali yazilar yazmak degil.Bu sekilde yazmakta zorlaniyorumda aslinda.Keske siyasal ve ideolojik düsüncelerime yönelik elestiriler ketirseydinde bu sekilde tartissaydik.yazilarimiziokudugunu yaziyorsun,bu iyi ben tekrardan okumani rica edecegim sadece senin degil satasan diger arkadaslarda okusun.Yazilarimda ne kimseye hakaret nede haksiz bir ihtam var.iste söz konusu yazilar ve verilen cevaplari alt alta yapistiriyorum.Bunlar yeteri cevap olur sanirim.Bir dahada bu sekilde satasmali yazilara cok zorunlu kalmadikca cevap vermeyecegim.selamlar

"Halk ve Inci ne kadar bir birinize benziyorsunuz?
gönderen: Cüneyt Sunday July 31, 2005 at 11:46 AM

titel-rot.jpgvd0ytp.jpg, image/jpeg, 435x331
Halk ve inci arkadaslar,ortaya kaoydugunuz anlayislarla bir birinize ne kadar benziyorsunuz.Halkin yukardaki bir iki yazisina atfen apolitik sekter bir anlayista oldugunu vurgulamis bu dusünüs tarzinin kaypakkaya gelenegi ve onun ideolojik kökleriyle bir alakasi olmadigini vurgulamistim.Anlasilan o ki Halk dostumun amaci üzüm yemek degil bagciyi dövmektir.Tabi birde sözüm ona halka dersini vermeye calisan bir ince dostumuz varki düsman basina...!Iki zit kutubun bir birinin aynisi iki ikiz kardes.Bu dusunus tarzlari ve bu nusunus tarzina yol acan ideolojik gidadan beslenen siz ve sizin gibileri varken düsmana gerek varmi..? Nihat yada baska bir sey aramaniza hic gerek yok,her iki yapi bugün iki ayri parca ise bunda NIyat yada kirli isi yapanlardan ziyade ikinizde kendini kaba bir sekilde disa vuran anlayislardan kaynaklidir.Ister subjektif olun isterse objektif olun yaptiginiz sey,bu bicimiyle MKP ve TKP/ML ye zarar veriyorsunuz.Bu bicimiyle Ne MKP yi Nede TKP/ML yi savunmak sizin hadinize degil."Siz gölge yapmayin baska ihsan istemez."Kaypakkaya nin ortaya koydugu temel düsünceleri kendine rehber edinen maoist komünistler kaypakkaya nin sapkasini degil görüsleri etrafinda aynilarin aynilasacagi halkimizin umudu olan celikten birligini mutlaka gerceklestirecektir.Devrimci kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.Istemeyenler iflah olmaz oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri ve karsi devrimcilerdir...DEVRIMCI OLAN TEK SEY VARDIR ODA GERCEKLERDIR.Gercekci bakmaniz umuduyla selamlar...
Kronos a
gönderen: Mehmet Sunday July 31, 2005 at 11:51 AM

Ağzına sağlık kirvem iyi ozetlemişsin ama bu son yazan arkadaş birlik isteyenleri devrimci istemeyenleri karşı devrimci gormuş oportonist kucuk burjuva ve sonundada karşı devrimci demiş ben sadece sunu soracagım kucuk burjuva oportonost ve karşı devrimci olmak aynı şeylermi? bide sen kendinden olmayanları karşı devrimci gorerek klasik DABK cı sekter ve bagnaz savaş ağası yanlısı oldugunu göstermiyormusun? bence karakter bozuklugu var sende. ideolojik teori bazın dada 0 ın biraz ustundesin.
sana bu benliginle başarılar

aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerdedir. ayrıyız cunku aynı degiliz.
mehmet e
gönderen: cüneyt Sunday July 31, 2005 at 12:41 PM

titel-rot.jpghdwjtk.jpg, image/jpeg, 435x331
sevgili dostum birlik istemeyenlerin hepsini karsi devrimci gördügümü yazmissin.Eger yazimi iyi okursan böyle bir sonucun cikmayacagini görürsün.Ben birlige cesitli kesimlerin ve anlayislarin karsi cikma nedenlerini yazdim.Bunlar icerisinde halk sinif ve tabakalarindan olmayan karsi devrimcilerinde oldugunu vurguladim.Yoksa birlige karsi gelen herkesin karsi devrimci oldugu düsüncesinde degilim.Peki ala her iki yapi icerisinde de hem birligi istemeyenler hemde isteyenler olabilir.Bu sonderece normal bir durumdur.Ancak dogru yanlis mücadelesi ayri bir konudur.Ideolojik olarak yanlis olan düsüncelere MLM denilmedigine göre bende pekiala kücük burjuva,opotonist,yada baska bir sey diyebilirim.Kavramlara takilip kalmayalim bence,oportenist ayni zamanda kücük burjuvamidir degilmidir cok önemli degil.Ayrica her seyin günahinida dabk a yüklemek sartlanmisligindan vaz gecin.dabk in su yada bu yanlisi baska yanlis anlayislari ve cizgileri hakli göstermez.Kaldiki o cokca elestirdiginiz dabk in cok daha gerisinde bir anlayisla tartisiyorsunuz.dabk a niye kiziyorsunuz anlayamiyorum.Birlik anlayisinizda onlar gibi.Dabk ta konferans kanadi birlik karari aldigi zaman aynen sizin bugun savundugunuz gibi "gelin katilin"bicimindeydi.Yazik 17 yil gecmis siz hala oraya takilip kaliyorsunuz.Keske takildiginiz yerler yanlislar degilde dogrular olsaydi.O zaman dabk in gerilla savasindaki yakaladigi düzeyi en azinda yakalamis olurdunuz....

kendi yazını oku
gönderen: mehmet Sunday July 31, 2005 at 12:47 PM

''Devrimci kitleler,halkimiz,devrimciler,komünistler bunu istiyor.Istemeyenler iflah olmaz oportenistler,kariyeristler,kücük burjuva devrimcileri ve karsi devrimcilerdir...'' bunu dedemmi soyledi? kendi yazını oku..
ayrıca dabk ın gerilla savaşında ilerlemesi dabkın dogru oldugu anlamınamı geliyor en iyi ilerleyen pkk ozaman o en doğru? 17 yil once yapılan yanlışların bugun cezasını cekiyorsak ve sizde bu kültürü halen alttan alta savunuyorsanız bunu eleştirmemiz normaldir.
düşünsene alttan alta ''savaş vs'' konularında halen samimiyetsizliginle kendini ele veriyorsun..
bence bu işler sana gore degil.. yemek kitapları oku..
bir ise yararmi..?
gönderen: Cüneyt Wednesday August 17, 2005 at 10:50 AM

titel-rot.jpgfzypvi.jpg, image/jpeg, 435x331
Aslinda yazip yaznmama konusunda epey sikinti cektim.Sonucta Devrimsu arkadasin dedigi gibi dayanamayip PARTIZAN rumuzunu kulanan ancak partizanliktan zere nasibini almamis arkadasa bir iki sey söyleyeyim dedim.<halk arasinda kulanilan bir deyim var"nato kafa nato mermer"bu söz cok uyuyor bu arkadasa.Dogrusu MKP düsüncelerine yakin biri olarak Partizan rumuzlu arkadas düsüncesindeki bir anlayisla birlik yapilmayacagi düsüncesindeyim.Bu yanlisla birlesmek olur.MKP nin komuoyuna yansiyan düsünceleri oldukca aciktir bu konuda.Yanlisla birlik degil,maoist iki cizgi mücadelesiyle birlik yapma.Karkas kara göz birligi degil,idelojik birlik...Partizan rumuzlu yada bu eksenli yazan diger arkadaslar buna hosnut olamayabilir ama TKP/ML Ibrahim Kaypakkaya yoldasin ortaya koydugu temel düsünceleri savundugu ve uygulamaya calistigi sürece,kaypakkaya yoldasin temel düsüncelerini programlastiran ve can bedeli bir mücadeleyle yasamlastirmaya calisan MKP nin gündeminde birlik meselesi gündem olacaktir.Kaypakkaya görüslerine gönül veren binlerce örgütlü örgütsüz partizanci bunu bekliyor.Devrimsu arkadasin actigi bu tartismada bazi cahil ve bilim fukarasi tarafindan satasmalara ve apolitik gayri ciddi degerlendirmelerde bulunmasi bu gercekligi degistirmez..Cevap verilmis ama bende yazayim:Su anda TKP/ML saflarinda mücadele yürüten taraftarlarin cogu birlik düsüncesindedir.Dünya yi kendi ufkunla sinirli odugunusanma."Bizimtaraftarlar istemiyor söylemi demogojiden baska bir sey degildir."Böyle basit tartismalar yapacagina Devrim su arkadasin dedigi gibi sorulara cevap verirsen en azinda bie seyler ögrenirsin belki.Selamlar
CÜNEYT ARKINA
gönderen: YILMAR GÜNEY Wednesday August 17, 2005 at 12:28 PM

BIZIM ÖNDERLIGIMIZE UYUYORMU NATO KAFA NATO MERMER
BEN PARTI ÖNDERLIGIMIZIN KARARLARINI UYGULUYORUM SADECE BU KADAR
cevap vermeye laik degil
gönderen: Cüneyt Wednesday August 17, 2005 at 01:12 PM

titel-rot.jpgbwlclq.jpg, image/jpeg, 435x331
Yilmaz Güney rumuzunu kulanan arkadasa cevap vermeye laik görmüyorum.Anacak bu arkadasin ve Partizan rumuzunu kulanan arkadasin yazilarini Devrimciler dikatli okusun.Ben partizan arkadasa atfen yazmistim,ama Yilmaz güne rumuzlu arkadas üstüne aldi cevap verdi,tabbi tek cevap vermedi kendinide ele verdi.?Partizan rumuzlu vatandas ortaligi sabote eden ,etmeye calisan biri.Bundan dolayi farkli rumuzlar kulanarak görevini yapiyor.Bu cevap degil bu vatandasin gercek yüzünü göstermek icin yazdim.Bu saaten sonra bu vatandasi ciddiye alip yazmiyacagim.

yoruCÜNEYTE
gönderen: PARTIZAN Wednesday August 17, 2005 at 01:28 PM

YILMAZ GÜNEY RUMUZUNU CÜNEYT RUMUZUNA KARSI KULLANDIGIM DOGRU. SORSAYDIN SÖYLERDIM
BASKA MAKSAT ARASTIRMA
SABOTAJA GELINCE YANILIYORSUN
TAM TERSINE BEN HER YAZIMDA ANKETIN DAHA MESRU OLABILMESI ICIN ÖNERILER SUNUYORUM
NEDEN SABOTAJ EDEYIMKI ?

ANKET UZMALARINA SORUN SIZIN ANKET MESRU DEGIL SONUCLAR GERCEGI GÖSTERMIYOR
mözürün kabahatinden büyük.
gönderen: Cüneyt Thursday August 18, 2005 at 05:39 AM

titel-rot.jpgyv0a0t.jpg, image/jpeg, 435x331
PARTIZAN rumuzlu arkadas, farkli rumuzlari kulanarak yazdigini kabul etmen bir gelisme,ancak bu defada "özürün kabahatinden büyük"Birncisi ben cüneyt Arkin rumuzunu degil Sadece "CÜNEYT" rumuzunu kulandim.Kulandigim Cüneyt rumuzu su sinamanin vurdulu kirdili gerici aktörüyle hic bir alakasi yok,MKP nin sehit düsen 4.genel sekreteri CÜNEYT KAHRAMAN la alakalidir.Böyle bir benzetmeni ancak en iyi halinle saygisizlik olarak görebilirim.Anlayisina uygun hicivler yapacagina yazilan cizilenlerden bir seyler ögrenmeye calisman senin icin daha yarsarli olacaktir.Gercekten devrimciysen tabii.Bu anlamiyla sordugun gayri ciddi soruya cevap verme geregini duymuyorum.Devrimsu arkadas yazisinin icinde kismen belirtmis,bu bicimiyle daha uygun ortamlarda tartisabiliriz bu süreci.Ama gayri ciddi,apolitik anlayislarla tartisarak dahadogrusu tartismayarak satismalarla ve "dedigim dedikle" bir ise yaramayacagi aciktir.Bunu tartismaktan kactigim icin falan degil,seviyesiz anti bilimsel tartismalara yol acacagi icin yapmiyorum.Bu süreci Devrimsu arkadasla bilimsel siyasal tartismalar biciminde tartisabilirim,ama sininle yapmam.Buda benim
ilkem olsun."

PARTZANLARIN BIRLIGI KONULU TARTISMALARI OKUDUGUMDA SUNU RAHATLIKLA GÖREBILIYORUM.
SIMDIKI MKP LILER DABK VE TKP(ML) NIN DEVAMI
FAZLA DEGISEN BIR SEY YOK. SADECE ISIMLER DEGISMIS.
CÜNKÜ MKP LILER HALEN DABK DÖNEMININ YAZILARINI YAZIYORLAR VE SAVUNUYORLAR VE DARBEYI KABULLENMIYORLAR HER SEYI NT KLIGINE ATIYORLAR ISIN ICINDE SIYRILIYORLAR.
BEN BUNLARI ANLATIRKEN HEMEN CÜNEYT VE DEVRIMSU SUNLARI SÖYLEYECEK.
SADECE MKP NIN MI HATASI VARDI BEN SUNLARI SÖYLIYEYIM O KONUNUN ÖNÜNÜ KESMEK ICIN
EVET BIZDEDE HATA VARDI BIZ BU HATANIN SADECE BIR KAC KISIDE DEGIL TÜM PARTIDE VUKU BULDUGUNA INANDIK VE KENDI DEGER KÜLTÜR AHLAK PARTIZAN RUHUNU TEKRAR PARTI SAFLARINDA YASATMAK ICIN HAREKETE GECTIK PARTIYI KIRSAL ALANDA TEKRER INSA ETTIK.

SORUYORUM MKP LILERE.
PARTIMIZI YOK EDECEKTINIZ VE YOK OLMA ASAMASINA GELMISTI. YOK OLABILIRDIDE.
BU DÜSMANIN ISTEDIGI DEGILMI.
BUNUN CEZASI NE OLMALI BU SUC MU
SUC ISE CEZASI NE OLMALI
SEN PARTIYI YOK ETMEYE CALIS ONDAN SONRA GEL BIRLIK YAPALIM DE.

BENIM GIBI DÜSÜNENLERE CÜNEYT VE DEVRIMSU SALDIRACAK. BEN APOLITIGIM PARTZAN KÜLTÜRÜNDEN YOKSUNUM
EVET NT YI KOMÜNISTLERE KARSI SAVUNANANALR VARSINLAR BÖYLE DÜSÜNSÜNLER NT PARTIZAN KÜLTÜRÜNE SAHIPTI DESINLER.
CÜNEYT RUMUZUNU 4. GS IN ISMINDEN ALMIS. UNUTMAYIN NT YI DARBE DÖNEMINDE EN COK SAVUNAN CÜNEYTTI.

DEVRIMSUYUN MKP YI ELESTIRDIGINE HIC RASTLAMADIM AMA TKP ML YI COK ELESTIRDI
DEVRIMSU MKP NIN DARBE KONUSUNDÄ SAMIMI ÖZ ELESTIRI VERMESINI SAVUNUYORDU
DEVRIMSU GÖRDÜNKI CÜNEYT DARBE DEMEMEK ICIN BIN BIR TÜRLÜ TEORI ÜRETIYOR

ONLARIN BIZE EN YAKINI BILE YERI GELDIGINDE NASIL SALDIRIYOR. DABKI SAVUNUYOR 7. KONFERANSIMIZA SALDIRIYOR. NT KLIGINI SAVUNANLARI SAVUNUYOR DARBE DÖNEMINDE.

VARSINLAR BIZLERE APOLITIK DESINLER BIZ SIZLERLE BIRLIK ISTEMIYORUZ. VARSINLAR DESINLER BILMEM HANGI HANGI RUMUZLU AYNI KISI
BIZ ANTI BIRLIKCIYIZ O KADAR.

SIZLERE DÜSMAN DEGILIZ SIZLERI DEVRIMCI GÖRÜYORUZ
EYLEM BIRLIKLERINI SAVUNUYORUZ.

arkadaş soru basit sana soruyorlar hepsi cevap vermiyorsun/sunuz
arkadaşım ''örgütsüz komunist-moist olurmu?''

Kendiniz bir partide birleşmeden nasıl iki partide birlik istiyorsunuz? sizin ozamanda örgütsüz kalacağınızdan eminim. cunku bu sadece sizin örgütsüzlüğünüzün basit bit teorisi..

Bence bu forum kalkmalı yerine devrimsu ve cuneyt bir partide örgütlenmelimi örgütlenmemelimi diye cılmalı..
Bu fikre nasıl bakıyorsunuz?
sizce cuneyt darbeyi kabul ediptemi bir partiye katılsın
yoksa kabul etmedenmi?
sizce devrimsu mkp yemi katılır tkp/ml'yemi?
katılırlarsa bir partiye hangi kod ismi kullansınlar dagdevirenmi cemremi?

bu sorularda ciddiyim lütfen mlm adına cevaplayınız.

sevgiler.

kardeş sen baska nickler kullandığını kendi teorinle ortaya çıkarmışsın ve ne diye savunuyorsun yanlışı sen hakaret cumleleri o nickle yapmamışsın ama dagdeviren gibi nickleri kullanıp -tam zıttı bir karakter- izleyerek şaşırtmaca yapmışsın ama dagdevirenin senin kucuk-burjuva yanın oldugunu cuneyt inde senin hoşgorulu yanın oldugunu ve ikinizin bir bütün olduğu arkadaşlarında gösterdiği gibi son derece açık..

sana ve beceriksiz tartışmalarına başarılar, yonetin bakalim siyasal uckağıtçılıkla :O)

Not: Yukardaki arkadaşa aynen katılıyorum hem birlik istiyorlar hemde sadece ''birlik'' isteyip istememe adına teori yapiyorlar tamam biz birlik istemiyoruz ama niye? siz istiyorusunuz ama niye? Kronos arkadaşın yazısını bende bugun gidip okudum aramızdaki farkları özetlemiş birine bile cevap verilmemiş. habire -neidüğü belirsiz -anket- yapıştırılıp durmulmuş

Yukardaki yoldaş sen bakma bunlara ardılın da biraz tepkisel olarak dile getirdiği gibi ''örgütlenmeden korkarken örgütleri birleştirmeye çalışıyorlar'' bence burda tartışılması gereken -birlik- değiş bu adamların kişiliği olayın piskolojik boyutu..
bir insan örgütlü olmadan daha kendisi bir partiyle ''birleşmeden'' nasıl parti birliğinden söz ederek hemde teorik boyutta yön verdiğini idda eden düşmanın gozu onunde bir tartışma acarak..

Yukardaki arkadaş seni selamlıyorum. 7. konferansımızı selamlıyorum iyiki varız iyiki ibonun yolundayız ismimizle görüşlerimizle yaşayış tarzımıla mlm bakışımızla yoldaş sevgimizle iyiki varız. Biji TKP/ML
kahrolsun ilkesiz oportunist bir birliği tekrarlatmak isteyen tasfiyeci anlayış..

MKP nin 1. kongre kararlari halka ulasmistir dyorsun bence sadece halka degil dûsmanada ulasmis ve bir cok kisiyi desifre ederek ve dûsmana bilgi vererek.

TKP ML NIN 7. KONFERANS KARARLARI dergide yaziyor ve sizin sinif teorisinde yaziyor demekki ulasmis sacmalamayin lûtfen.

Cüneyte soru
hiç ôrgûtsûz maoïst olurmu ?

Devrimsuya soru ?
TKP ML yimi daha çok savunuyorsun MKP yimi?

ikisine soru?
hiç çalismiyormusun nasil herkese cevap ulastirmaya zaman buluyorsunuz ?
yoksa profesyonal tembel devrimcimisiniz.
son model meslek
bilisayar karsisinda devrim yapmak ?

Biraz çikinda isçilik yapin çalisin
sabah erken kalkin ise gidin
aksam yorgun gelin
istihrat edin

çalismayan çalisanin derdinden anlamaz
nasil proleteryayi savunacaksiniz ?

bak yoldasim yaniliyorsun burada yapmak istedigim sey devrimci ahlak normalri icersinde birlik esasta ise ayrilik sürecini tartismakti ama konuyu öyle bir farkli noktaya cektinizki sizler TKP/ML yi savunur bizlerde sanki TKP/ML düsmaniymisiz tarzina sokarak olaylari üsluba ve siyasal bir cerceveden cikararak kisel boyuta indirdiniz ki istedigim yada yapmak istedigim asla bu degildi. tabikki MKP li arkadaslari elestirecegim elestirdigim gibi kendi siyasal yapmdaki yoldaslarinda tarzlarini uslüplarini dogru bulmadigim yönelimlerini elestirecegim. gözlemledigim kadariyla MKP li arkadaslarin daha genis daha yapici oldugudur. kendi yoldaslarimin ise statükocu, sekter ve yikici olduklaridir. nedenmi en cok yüklendigim yoldaslarim oldu cünkü belirliyici olan kendi yoldaslarimin hattalriyidi en basta degistrimek istedigim ayni harket icersinde yer aldigim insanalrin hattalarina yönelmektir cünkü beni birinci dereceden ilgilendiren bunlardir.diger bir yaniylada dedim ya birkamadinizki 94 ayrilgini ve birlige baksi acisini tartisip bir seyleri bilince cikaralim düz hesap tartislmasin parti karari, örgütsüzler vb daha agir hakretlerle ki en son polis düzeyine indirecek kadar seviyesiz bir boyuta cekildi birilöeri burda örgütsüz durudumu acam bunu koz olarak kullanam ihtiyaci duydular cünkü biliyorlardiki nedenleri? ve nicinleri? acmiyacagmi ve siuyasla yapimi teshir ettmiyecegmi buna dayanarak bunu kendilerine koz ve dayanak olarak kullanalar ne yazik ki siyasal yapimin icerisindeki arkadaslarimdi simdi diye bilirmsin HER HANGI BIRI burda kim TKP/ML düsmanligi yapti cüneytmi devrimsu mu yada hayrimi cemremi yada vb arkadaslarmiyid hayir bunlarin hic biri degil asil TKP/ML yi teshir edenler partimizi farkli tarzda gösternler TKP/ML ye sahip cikma adina haraket eden dostlardi.
demisin ki MKP ye yönelik elestir yazamdigim o zaman hayri arkadasa yazdigim yazidan kisada olsa bir alinti yapmak istiyorum buraya

"“Tabiki bizim konumuz diğer ayrılıklar değildir. 18 Nisan 1994 ayrılığında NT kliğinin gösterdiği darbeci tutumu halen şu durumunuza bahane olarak daha ne kadar kullanmaya devam edeceksiniz?”

Birincisi hayricigim bu bir bahne degil bir sorun ve önemsiz bir sorun degil bu örgütün 20 yil geriye götüren bir sonuc simdi bunu bir kalem darbesiyle silip atmak sence dogrumu cözülmemis cözüme kavusturlmamis bir sorun sende biliyorsun tekrar karsimiza sorun diye cikacaktir. mesela DABK-KONFERANS ayrisiminda da böyle bir yaklasimla parti birlesmis ve buna benzer yöntem ve yanlislarla uzlasma sonucda parti tarhinin en kötü ayrilgini yasamisti bu noktda bizlerin(TKP/ML) hassas davranmamizi normal karisilamlisiniz. Kaldiki sende belirtiyorsun ki olumlu olan ama bir yaniylada eksik olan bir belirlemeyle darbenin oldugunu Kabul ediyorsun ne yazikki kongere karlarinizda bu darbeyi mahkum ettme ve bunu bilince cikarma noktasinda olumsuz bir durus oldugunda Kabul etmen lazim kaldiki sorunu laz niyatin üstüne atma DARBEYI yapanin tek basina laz nihat oldugunu idda etmende diger bir yanlis saptama ve bilimsel olmayan bir belirlemdir. 94 ayriliginda “LORDLAR KAMERASI VE SOVALYELERI” baslikli yazyiyi kimin yazdigi laz nihatla birlikte darbeyi yapanlarin sizlerin komunist kadrolariniz oldugunu bizde sizde iyi biliyoruz peki ozaman bu bir yaman celisiki degilmi bir ajanin partiyi bölme calsimasinda komünist kadrolarin uyanik olmamasi hatta bölünmede pasif degil bizzat aktif konumda olmalari. Bunu nasil? Acikliya bilirsin. tabikki bölünmenin digger tarfinda bizler variz bizde bundaki payimizi katkimizi aciga cikarmali bunu acik bir sekilde mahkum ettmeliyiz ama dedigim gibi vede senin Kabul ettigin gibi darbenin adressinin kim oldugu NT dahil sizing saflarda kalan MK ve MK üylerinizdir. Kisacasi darbeyi Kabul etmen olumlu ama NT nin üstüne atarak olayi kisi bazinda elle alman antimaoist bir yaklasim oldugu kanisindayim. Vede darbe siz tarfindan bilince cikarilmadigi ve mahkum edilmedigi sürecede TKP/ML taraftarlarinin supheci ve temkinli yaklasmalarida dogrudur. "

burada MKP ye bakis acim ve elestirim vardir kaldiki bu elestiri öylesine degil merkeze konulmus olmasa olmaz olan cözümlenemsi en gerekli olan sorun olarak elle alinmisitir bastan tekrar yazilarimi ve yazilarimizi okursan belki yazmis oldugun bu yazidaki elestirleri tekrar gözden gecire bilrisin.

devrimci selamlar

Devrimsuya soru ?
TKP ML yimi daha çok savunuyorsun MKP yimi?

vallah yazilarimda daha neyi savundugumu anliyamaisan sana burda TKP/ML yi savunuyorum demem hic bir seyi degistrimiyecek sence ben kimi?daha cok savunuyorum ;)))

diger ikinci soruna gelince calisoyrum derya yoldas merak ettme hemde tam bir proleterim 10 saatim is alaninda geciyor. yani düsündügün gibi asalak ve basibosu degiliz kaldiki kendimiz size kanitlam mecburiyetinde degiliz daha öncede belirtmsitim YANLIS INSANLAR DOGRU SEYLER BELIRLERLER varsayin bizler tu ka ka yiz yada kötüyüz. bence böyle ucuz saldirlar yerine daha bilimsel tarzda elestir özelestiri mekanizmasini kullanin. bu saaten sonra konuyla ilgili yazmayan olayi kisel boyuta ceken arakdaslara cevap vermiyecegimi belirteyim

LENIN yoldas diyorki

"GÖRMEK ISTEMIYEN KADAR KÖR, DUYMAK ISTEMIYEN KADAR SAGIR KIMSE YOKTUR"

devrimci sevgiler

Her hangi biri nden baslayarak siyah beyaz arkadas,ve derya arkadaslar,sizi mahatap alip tartisma geregi duymuyorum.Cünkü amaciniz üzüm yemek degil bagciyi dövmektir.Bundandirki belirtigim seyler cok acik ve net olmasina ragmen kiliftan kilifa girilerek saldiriliyor.Bir devrimci olarak devrimci ahlak ve degerlere bagli kalarak tartismalr yürütüyorum.Siz ister isteyin ister istemeyin bir devrimci olarak yanlislara karsi mücadele yapmak sinif ve halkin cikarlarina göre hareket etmek gibi bir derdim var.Sizin derdiniz ne anlamadim.TKP/ML yi bu sekliyle savunacaginizi saniyorsaniz büyük bir yanigi icerisindesiniz.Bu davranislarinizla Devrimsu arkadasin dedigi gibi TKP/ml ye zarar veriyorsunuz.Hazir laf acilmisken sorulan bir soruya cevapta vereyim maoist olamak proteryanin evrensel degerlerine ve bilimine sayip cikmaktir.Örgütlü olupta bu degerlerin disinda olan onca insan varken böyle saldirilar yapmaniz en iyi haliyle yavuz hirsiz ev sahibini bastirir uyanikligidir.Sizin gibi orgütlü olmaktansa sahsen olmamayi halkin ve sinifin yararlari acisinda daha hayirli görüyoroum.Bundan dolayidirki örgütlü görünüp insanlari horlayan sizlerdense örgütlülügü savunan biri olarak Devrimsu arkadasin tutumunu size göre daha dürüst ve daha devrimci görüyorum.Cünkü proleteryanin düdsünüs ve evrensel degerlerini orgütlülügün disinda olamasina ragmen o temsil ediyor.....Artik sen susun busun sacmaligindan vaz gecin ve Cüneyt olarak ne yazmissam oyum.<Bana ait olmayan yazilari sanirim derya arkadas bir cirpida sanki ben yazmisim gibi bana mal ediyor.Bak ben sadece Partizan arkadasa sen busun dedim o kadar.Bundada haksizlik yapmadim.Cünkü arkadas durumu izah etti.Böyle paroyonakca teoriler üreteceginize siyasal ve ideolojik sorunlara kafa yorun.Bu ara sizi bir yapi olarak görüp o yapiyi elestirmeyecegim ama sunada emin olun Benim savundugum birlik anlayisi sizde somutlanan bir anlayisla birlik degil,komünistlerin birligidir.Iciniz rahat olsun yanlislari ve ucubeliklerle uzlasarak degil tartisarak dönüstürerek ileri bir senteze vararak birlik istiyorum.Ama lenin yoldasin dedigi gibi "oportenizmin batakligina gitmekte israr edenlere "vuracak maoist bir tekmemizde var..?

"Partizanların Birliği" tartışmaları , Maoist birlik anlayışının tartışılmasından çok, MKP önceli TKP(ML)'nin TKP/ML kesimine yaptığı "ayıp"lardan, "haksızlıklar"dan, bahseden, bunlardan dert yakınan, bunları kimi sorunlara bahane olarak kullanan, bu sorunların her iki yapı içerisinde var olan anlayışlar değil de sadece ve sadece MKP ve önceli TKP(ML)'de ve onun kadrolarında var olan hastalıklar olduğu şikayetlerininin politik sosa batırılmış şekliyle tartışıldığı zemine düşürülmüştür.
İşte bu noktada, Olayları sağlıklı tartışma kriterlerinden çok, geçmişteki yaşananların olumsuz yönleri, MKP ve önceli TKP(ML)'ye fatura ediliyor.
Tüm olanları unutup, Tüm yapılanları, tüm zaafları, bir kenara bırakıp, bu ideolojik-siyasi-örgütsel zaafların tamamını MKP'ye ve önceli TKP(ML)'ye yükleyelim. Bu örgütün önder kadrolarına yükleyelim... Varsayalım ki tüm hastalıklar bu arkadaşlardaydı!, Ne kadar suç varsa bu arkadaşlardaydı! Örgütün yaşadığı ideolojik kriz, örgütsel açmaz, politik basiretsizlik hepsi ve hepsi MKP kadrolarındaydı....
Ve TKP/ML'nin geçmişi pir ü pak idi!...
Peki şu anki örgütsel açmaz, politik basiretsizlik, daralma, sekterlik, politikasızlık, kısır döngü, ideolojik krizi kim yarattı? Yoksa halen TKP/ML'nin içinde MKPli ya da "gizli" MKP'liler mi mevcut?
Herkes biliyor ki, TKP/ML'nin örgütsel durumu 94 ile karşılaştırıldığında çok iyi değil... 94'te dağılmadan bahsediliyor ama, gerçekler öyle değil.. Yığınla parti üyesi, bu hareketin saflarındaydı... Bunların bir kısmı Devrimci Oluşum, TKP(ML)-Birlik, Yeniden İnşa'ya daha o zamanlar katılmamıştı...
Hani o zaman DABK "darbe" yaptı! Peki bugün olanları ne ile açıklamalı?
O dönem önderlik içinde olan kadroların tamanına yakını bugün şehit düşmüştür. Ya da faaliyet içerisinde değildir... Bugün neler oluyor?

Bizler açısından da bir dönemin tüm günahlarının MKP ve öncellerinin üzerine kalmasının öyle çok önemli bir sakıncası yoktur.
Üzüm yemek ile bağcıyı dövmek isteyenler burada ayrım yaşıyorlar...
Üzüm yemek isteyenler, geçmişin hatalarının üzerine bilimsel bir tarzda giderek, hataların sınıf kökenlerine inip, bunun pratikteki yansımalarına yönelerek, geçmişten doğru dersler çıkararak, samimi bir şekilde ileriye doğru bakanların pratiğidir...
Bağcıyı dövmek isteyenler ise, geçmişin hatalarını kabul etmeyip, tüm günahları, tüm hataları başkalarının üzerine yıkarak, geçmişin hatalarını halen taşımanın, ve daha kötüsü bunun teorisinin yapılarak, geleceğin de yanlış temeller üzerinde, çarpık kurulmasının zeminini oluşturanlardır...

MKP I. Kongresinde, kendi sürecini özeleştirel bir süzgeçten geçirmiştir...
Aynı siyasi olgunluğu gösteremeyenlerle MKP'nin elbetteki siyasal içerikte tartışması olacaktır...
Fakat tartışmanın da bir kültürü, bir adabı vardır... Bizim burada yazdığımız olaylar, parti tarihinde yaşanmış olaylardan bir kesittir...
O yüzden ki, bu yazdıklarımıza siyasal eleştiriler getirilmelidir... Çirkeflik yapmanın devrimci kültürle yakından uzaktan alakası yoktur...

Burada tartışılan her olguya dair yazı yazmak gibi bir "lükse" sahip değiliz. Onun içindir ki genel mantık üzerinde tartışmalar yapıyoruz...
Ama birileri halen kalkıp "kabadayılık" yaparak, bizimle kimse tartışamaz, "MKP darbecidir", vs vs. derse, burada olayların tanığı olan bizler açısından yanıt verme zorunluluğu doğar...

Geçmişi tartışmak değil günleri, ayları alacak tartışma konusudur... Onun içindir ki geçmişe çok inmeyi düşünmedik... Bu yanlış anlayışın şekillenmeye başladığı 4. Konferans döneminden örnekler verdik...
Çünkü ortada yanlış aktarım, yanlış yönlendirme ve doğru olmayan sözler vardı...

MKP I. kongresi ile TKP/ML 7. konferansını veri alarak yaptığımız tartışmanın mantığı da , var olan örgütlerin son oturumlarından faydalanmaktır... Zira en son tespitler, en son oturumlarda alınmıştır. Ve halen de geçerli olan tespitler bu tespitlerdir.

Eleştirilmesi ya da savunulması gereken olgular, bunlar olmalıdır...

Tartışmalara katılan birisinin söylediklerine az da olsa yanıt vermek ihtiyacı duyarsak...

TKP/ML çevresinden bir arkadaş diyor ki

"İbo'nun Partisi"

Evet, TKP/ML 7. Konferansından sonra legal yayın organlarında beliren bu söz üzerine de bir kaç şey yazmak gerekir...

Bu parti, İbo'nun partisi mi? Yoksa işçi sınıfının örgütlü, öncü müfrezesi mi?

İbrahim KAYPAKKAYA yoldaşın ismi üzerinden, onun kurduğu TKP(ML) ismine gönderme yaparak,
"bakın halen biz TKP/ML'yiz, demek ki İboyu halen biz savunuyoruz" şeklinde akıllara zarar bir mantık çıkarmak, TKP/ML'nin 7. konferansından sonra olmuştur...

Türkiye topraklarında ilk kurulan komünist parti herkesin bildiği üzre TKP'dir...

Fakat, TKP kurucusu Mustafa Suphi ve 15 yoldaşın Karadenizde kemalistler tarafından katledilmesinden sonra, bu partinin yönetimini revizyonistler almıştır. Ve halen de bugüne kadar onlar bu isim üzerinde palazlanmışlardır...

Şimdi kalkıp bizlerde
"Demek ki Mustafa Suphi yoldaşın kurucusu olduğu TKP ismini bugün başını Aydemir Güler'in çektiği kesim kullanıyor, o halde gerçek TKP Aydemir Güler'in başını çektiği oluşum, yani eski ismiyle SİP" mi dememiz lazım?

Diyalektiği kavramamak, statükoda ısrar etmek, formel mantığı kuşanmak bu olsa gerek...

MKP ve önceli TKP(ML) Kaypakkaya yoldaşın, kurduğu siyasal, örgütsel, teorik, politik hatta ilerlemektedir...
İsim değişebilir, ama Kaypakkaya yoldaşın felsefesi bu partinin her hücresine girmiştir...

Ya da başka bir farazi örnek verirsek, şartlar ve koşullara bağlı olarak, ülkenin iktisadi yapısı da değişkenlik gösterdiğinde, bu tespiti koymak, KAYPAKKAYA yoldaşa karşı gelmek olarak mı yorumlanacak sizlerce?

"Bir partiye en çok zarar verenler, onu körü körüne savunanlardır" diyen Mao Zedung yoldaş çok haklı...

Sıra geldi Birlik siyasetine...

NOT: TKP/ML'nin 6. konferansında TKP(ML)-birlik ten iki kadro hakkında alınan "gizli" ölüm kararı, aynen 6. konferans raporlarında da geçmektedir... Bu bizim uydurduğumuz bir şey değildir. Aksine bu karar "gizli" olarak alınmış, 6. konferansta MK'ya seçilen I. no'lu OPO sekreterine iletilmiş, bu kişi "bağımsız" tavır takınarak, bu tavrı "teşhir" etmiştir...
NOT 2: Daha öncede "sınıf teorisi" isimli dergide bu konuya dair yazılar çıktığı için burada yeniden hatırlatmayı gerekli görmüyoruz.. Bu konuda ikna olmayanlar, 6. konferans raporlarını isteyebilirler, ya da "Sınıf teorisi" dergisinin eski sayılarında bu yazıları bulup okuyabilirler...

Bataklıkta olan sizsiniz cuneyt, devrimsu, hayri..

sizler bataklığa gitmekte ozgursunuz ama bizleri cekemezsiniz.. alın o pis oyunlarınızı gidin bataklığa. özgürce..

TKP/ML is Back

eleman o kitap magazin kitabı sanırsam devrimci magazin kitabı.. tkp/ml tarihini gercek tkp/ml liler yazar baskalari yazarsa ancak bole ''dedikodu'' kulturunun hakim oldugu ''devrimci paparazi'' yazar.!
,
kolay gele!!

sacmalama
konferansa silah çekenlere gûl uzatma kararimi alacaktik

ARKADASLAR BU SITEDE TARTISMALARA GIRIP (BU SADECE KISMEN TEMIZ OLAN NIYETI ITBARIYLE) VERILEN ONCA DEGERLERI VE EMEKLERI SIRADANLASTRIMAK BÜYÜK IHTIMALLE DEVRIMCILERIN ISI OLMAZ ..ISTEDIGINIZ KADAR HAKLI OLUN HEPINIZ BIRER SUC ISLIYORSUNUZ.* BU SITEDE HABER TAKIP ETMEK DISINDA HICBIRSEY YAPILMAMALI...YORUM VE TARTISMA ICIN SAYFALARCA YAZILAR YAZILDI ..BIRCOK FAALIYETLERDE ORTAMLARDA TARTISMALAR YAPILDI- SU BIR GERCEK KI O KURUMLARIN YÖNETICI VE ORGANLARI VE ÜYELERI KARAR VERIR BIRLIK HAKKINDA SIZLER DEGIL--DEVRIMCI DÜSÜNEN VE YASAYAN INSANLAR BURDA BU TÜR TARTISMALARA GIRMEZ APACIK-- BU SUCU DAHA FAZLA ILERLETMEYIN BIRAKINDA PROVAKÖRLER BU KONUDA YALNIZ KALSINLAR--

BURADA INSANLARIN TARTISTIGI KONU PARTI GUCLERININ BIRLIGI VE SUANA KADAR YAPILAN TARTISMA ICERIKLERINDE DE ILLAGALITEYI SARSACAK VE PARTI GUCLERINE ZARAR VERECEK BIRSEY YOK!!!! PEKI INSANLARIN TARTISMASINDAN SEN NIYE BU KADAR RAHATSIZ OLUYORSUN??????MERAK ETME BIRLIK OLURSA- KI BEN TUM ICTENLIGIMLE CANI GONULDEN ISTIYORUM -RUTBELERIN YERINDE KALACAK SANA SOZ ``````ASLANLARIN OLMADIGI YERDE MAYMUNLAR KENDILERINI KRAL SANIRLAR`````MAO....YASASIN MLM...YASASIN PARTI GUCLERININ BIRLIGI..YASASIN PARTIMIZ TKP-ML

BENCE BIRLIGIN ÖNÜNDE HER HANGI BIR ENGEL YOK
BIR BIRINIZE ATIP TUTMAYIN
IKI PARTIDE TKP/ML NIN YANI IBRAHIMIN PROGRAMINI GERCEKLESTIRMEDE UZAKTIRLAR
BU SON 5 YILLIK PRATIKLERI BUNU GÖSTERIYOR
HIC IKI TARAFINDA KENDILERINE ÖZ PROGRAMLARI VARMI ?
HAYIR
IKI TRAFTA SADECE IC SORUNLARINI HALEN CÖZMEMISLER

PARTI TARIHINDA IBRAHIMIN VE MAOÏZMIN TÜRKIYE KOSULLARINDA GERCEKLESTIRME ADIMLARI MEHMET DEMIRDAG ILE ATILDI
NE BUNDAN ÖNCE NEDE BUNDAN SONRA

MEHMET DEMIRDAG YOK OLMAKLA YÜZ YÜZE KALAN BIR PARTIYI AYAKLAR ÜZERINE KURDU

KENDINI KIRSAL ALANDA KAYIP EDEN BIR PARTIYI EN ZOR DÖNEMLERDE HERKESIN ÖLÜMDEDIGI BIR ANDA TEKRER YENIDEN KIRSAL ALANDA INSA ETTI

HEM IC SALDIRILAR HEM DIS SALDIRILAR HEM DOST ? SALDIRILAR ETKILEMEDI

FIRTINALAR ICINDE BICAK SIRTINDA YÜRÜMESINI BILDI

KARADENIZI TDHAREKETIN CEKIM MERKEZI HALINE GETIRDI

PKK DARBECILER DIGER DEVRIMCI GÜCLER ORAYA GITTILER

HABERLERDE KONU HEP KARADENIZDI

ORDU ON BINLERCE ASKER ORAYA GÖNDERDI

MGK ÖZEL TOPLANTILAR YAPTI

DARBECILER BIZE BITTILER DERKEN DÜSMAN BIZDE KORKTU

KITLELERE GÜVEN GELDI

TARAFTARLAR YENIDAN ÖRGÜTLENDI

KURUMLAR YENIDEN OLUSTURULDU

KENDINI FEDA ETME BILINCI TESLIM OLMAMA BILINCI DISIPLIN PARTI KÜLTÜRÜ VE PARTI AHLAKI YENIDEN OTUTTURULDU.

DARBECILER BIZLERE FINDIK FISTIK TOPLUYORLAR DERKEN ONLARI TURISTIK GEZILERINDE TAM PANSIYON YER ALTI HOTELE MISAFIR ETTIK

YANI KISACASI PARTI ORADA BIR OTORITE YARATTI
INKAR ETMIYORUZ
NIR ELLIN PARMAGI SAYISINDA INSANLA

SIMDI SORUYORUM IKI TARAFA
O KADAR INSANINIZ VAR ISE O KADAR GÜCLÜ ISENIZ

NEDEN MEHMET DMIRDAGIN YAPTIGININ 100 DE BIRINI BILE YAPAMIYORSUNUZ

TKP ML LILER KITLELESMEK ISTIYORSUNUZ
TAM TERSI OLUYOR

MKP LILER ONLARI IBRAHIMCI BILE GÖRMÜYORUM

YANI HER SEY SAVAS SAVAS SAVAS
SAVAS INSANA PARTZAN KÜLTÜRÜ VERIR
OKUMAKLA YAZMAKLA SADECE DEGIL
SAVASIN ICINDE KOMÜNIST OLUNUR

O DÖNEMDE HESAP SORMA BILINCI VARDI
NEREDE KALDI HESAP SORMA BILINCI

MKP LILER AGIR DARBE ALDILAR
HANI HESAP SORMA BILINCI
200 METRE KIRMIZI BEZ ACMAKLAMI HESAP SORUYORSUNUZ
UFAK TEFEK YARI LEGEL YARI ILLEGAL EYLEMLERLEMI
SIZIN YAPTIGINIZI SIRADAN UFAK TEFEK DEVRIMCI ÖRGÜTLER BILE YAPIYOR

SIMDI BIRAKIN BIRLIGI
ARTIK MEHMET DEMIRDAG RUHUNA SARILMANIN ZAMANI GELDI

SUNU EKLEMEK ISTIYORUM
BEN YENIDEN INSA AKTIVISTLERIN TARAFTARI DEGILIM
YENIDEN INSACI OLSALARDI KENDILERINI SAVASIN ICINDE KIRSAL ALANDA INSA EDERLERDI
AYNI MEHMET DEMIRDAG YOLDAS GIBI

BIRLIK YAPSANIZDA YAPMASANIZDA ÖNEMLI DEGIL
CARESIZ KALINCA KITLELERIN TALEPLERINE CÖZÜM ÜRETEMEYINCE HEMEN BIRLIK DIYORSUNUZ.

BIRLIKCILER YANI DURUM DAHADA MI ILERIYE GIDECEK
ONSANIZ YIRMI OLACAKSINIZ

DEMIRDAG ONKEN BIN OLDU BIRLIK YAPMADAN TAM TERSINE BOZULMUS INSANLARI ATARAK.

YASASIN ÖNDERIMIZ MEHMET DEMIRDAG YOLDAS

MKP I. Kongre belgelerinden biri olan "TKP/ML çizgiinin genel hatlarıyla değerlendirilmesi" adlı yazıyı buraya aktarıyoruz... D- TKP/ML ÇİZGİSİNİN GENEL HATLARIYLA DEĞERLENDİRİLMESİ TKP/ML'nin 1994 ayrılığından bugüne kadar siyasi, örgütsel, askeri ve ideolojik bakımdan izlediği çizgi ana hatlarıyla ortaya konulacak ve içinden geçilen tartışma (birlik) sürecine yanıt olunmaya çalışılacaktır. Bu değerlendirme aynı zamanda bir yandan TKP(ML)'nin TKP/ML'den uzaklığını ya da yakınlığını bilimsel bir şekilde ortaya çıkaracağı gibi, diğer yandan ise mevcut iki yap arasında örgütsel birliğin zeminin varlığını ya da yokluğunu ortaya çıkarmış olacaktır. Muhasebede 1994 yılına kadar yapılan değerlendirmeler TKP/ML'yi da kapsamaktaydı. Buradaki değerlendirme TKP/ML'nin ayrılık sonrası sürecini kapsayacaktır. a. siyasi açıdan 1994 ayrılığında parti üyelerinin çoğunluğu TKP(ML) saflarında kalmıştı. Taban kitlenin de çoğunluğu yine TKP(ML)'nin yanında saf tutmuştu. buna, savaşçıların çoğunluğu da dahildi. Bu saflaşmada grupçuluk temel unsurdu. Her iki tarafta da geçmişte DABK ve KONFERANS kökenli olan kadrolardan , üyelerden kalanlar oldu. Ayrılıktan kısa bir süre sonrasında ise kendisini "Oluşumcular" olarak lanse eden bir grup TKP/ML kanadından ayrıldı. (...) Ayrılığın başını çeken HH unsuru ise bu süre içerisinde aktif mücadeleyi terk etti. Bu grupla giden kadroların ezici çoğunluğu geçmiş gençlik önderleriydi. Ayrılık anında TKP/ML kadroları grup ruhuyla hareket etmiş, geçici olarak birlik olmuşlardır. Ayrıldıktan sonra kendi içlerinde klik savaşları başlamıştır. (...) Belirgin olarak geride kalan iki klik ise II. Opklarında hakimiyet sağlamak için kıyasıya bir mücadele içerisien girmiş ve bu mücadele içerisinde örgütsel ilkeler ayaklar altına alınmıştır. Bir yandan bütün kötülüklerin anası olarak partimiz gösterilip teshir edimiş, bir yandan da kötülük olarak değerlendirip teşhir ettikleri yöntemleri daha uç boyutta pratiğe geçirilmiş, dahası ideolojik mücadele adı altında şiddet ögesini öne çıkarıp teorileştirmiştir. Partinin şiddet yöntemiyle arınacağı hayaline kapılmıştır. Geçmişte çıkan bütün hisiplerin ideolojik,siyasi nedenlerini kavramak ve amansız bir ideolojik mücadeleyle yanış fikirlerin alt edilmesi gerektiğini bilince çıkarmak yerine, ancak o farklı fikirlere karşı örgütsel tedbiri ve örgütsel tasfiyeyi gündeme getirerek, hocacı yöntemi meşru kılmakta ve bununla TKP/ML tarihinde yeni bir çığır açtığıyla övünmektedir. Bu teorik kılıf altında sağ tasfiyeciler olarak tanımladıkarı TKP(ML)GÖK grubuna yönelik şiddet öğesini reva görerek bu kliği gerici yöntemlerle alt edip kendi kliğini rakipsiz bir şekilde iktidara taşımaktan başı dönmüştür. bir yıl önce yaşanılan ayrılıkta haklı olarak karşı devrimci yöntemleri teshir ederken ve bu karşı devrimci yöntemlerin sahipleri "sol sekter darbeci klik" olarak değerlendirirken, fakat bir yıl sonra aynı karşe doevrimci yöntemleri teorize etmiştir. Bu teorik politika ışığında TKP(ML) GÖK kanadından devrimciler ölesiye dövülmüş, ellerindeki silahları alınmış, kimi yerlerde pusular atılmış ve en önemlisi de TKP(ML) GÖK kadrolarndan üç devrimci hakkında ölüm kararı çıkarılmıştır. Bu karşı devrimci yöntem ve politikaların özeleştirisini vermek yerine bu politika teorize edilmiş ve en önemisi de bu politika TKP/ML tarihinde "bütün oportünist ve ilkesiz çizgilerden kopuş" olarak dünyaya lanse edilmiştir. Çokça maoizmin teorisinin yapıldığı ve TKP/ML'nin 25. kuruluş yıldönümü vesilesiyle kaleme alınan bir bildiride safları terk et mek isteyenlere ilişkin şunlar söylenmektedir: "(...) (...) Ne var ki bu yasayı yadsımanın karşıt kenarı olarak aynı görevi gören ve parti içi demokrasiyi kendisine, gönüllü birliği de kafası bozulduğu zaman çıkıp giderek KP'yi ahıra çevirme eğilimlerini benimsemiş unsur ve gruplara karşı şimdiye dek görülmemiş liberalizm ve ilkesizliğe evrilmiş tutumun özeleştirisi de bundan böyle yine partimiz tarafından pratikte cevaplanacaktır." TKP/ML merkez komitesi ayrılık sorununu öylesine tutarsız ve sekter bir tarzla ele almaktadır ki TKP(ML) tarihinde görülmemiş bir siyasetin altına imza atmakta ve geçmişi tümden inkar etmektedir.. "TKP/ML fikir ayrılığından dolayı elini kana bulamamış olmaktan hoşnuttur" belirlemesini yapmakla iyi bir noktaya dikkatleri çekmektedir. Ancak kendisine bırakalım MLM diyeneri bir örgütte fikir ayrılığından dolay kişilerin öldürülmesini bir kenara, kendisine Marksizm'i maske edinen sol söylemli örgütlerin ve partilerin hiçbirisi de fikir ayrılıından dolayı hiç kimseyi bugüne kadar öldürmemiştir. (....) TKP/ML'de TKP(ML)GÖK ü şiddet yoluyla politik faaliyetten men etmeyi ısrarlı bir şekilde sürdürmüştür. 1994 ayrılığında partimizle sert polemiklere girmesine karşın TKP/ML şiddet öğesini savunmamış ve bu yönlü ciddi bir pratik içerisine girmemiştir. Tam tersine bu konuda partimizi sekterlikle eleştirdi. (....) TKP/ML'nin II. Opk Sonrası Siyasal Yönelim Çizgisi de Sol Oportünistti.... (....) Kadroların büyük bölümü şehirde konumlandırmasına karşın şehirlerde ağır darbeler alınıyor ve şehir faaliyeti olumsuzlanıyordu. Şehir faaliyetlerinin olumsuzluğun kaynaığındaki siyasal örgütsel çizgi sorgulanmıyor, ders çıkarılmıyordu. Bu çizgilerin sahibi kadrolar kendi pratiklerini sorğulamak yerine sorunların tüm kaynağını dışta arıyor ve bunu teorileştiriyordu. Esas olarak ta bütün başarıızlıkarını partimize bağlıyor ve böylece kitlesini elde tutmaya çalışıyordu. Bu kadroların önemli bir bölümünde halk savaşı stratejisi kavrayışı zayıftı. Bir çoğu ise bu noktada sallantılıydı. Karadenizdeki ısrar devrimci bir yönelimdeki. Ancak bu stratejik bir plan dahilinde değil biraz da koşulların dayatması sonucuydu. Diğer bir etmen ise partimizin Köylü Gerilla Savaşındaki ısrarcılığının yarattığı baskılanmaydı. (...) TKP/ML, geçmiş değerlendirmede bilimsel bir bakış açısına sahip değildir. geçmişin örgüt içi olumsuzluklarının esas kaynağını DABK'a bağlamakta, 1994 ayrılığı sonrası partimiz TKP(ML)$ye bağlamakta, daha sonraları ise içinden çıkan gruplara bağlamaktadır. Bunun da ötesinde bütün başarısızlık ve darbe alışlarının esas nedenini kendi yanış siyasetinde aramak yerine dışarıda, yani dış faktüörlerde aramakta idealizmden kurtulamaktadır. Örgütsel darbe alına, burada izlediği siyaseti sorğulamak yerine "bizim poitikamız doğruydu, dışarıdan şu şu faktörlerden dolayı darbe aldık veya gelişemedik" diye tespit yapıp kendi hatalarını gizleme yoluna gitmektedir. Örneğin Mehmet Demirdağ yoldaın şehit düşüşünün esas nedenini Partimizin karadeniz birliğine ve onun askeri eylemlerine bağlayarak kendisini kurtarmaya çalışmıştır. Dabk dönemi şehit düşen kadro üye ve sempatizanları parti şehidi olarak savunmaması, hem birlik sonrası şehitlere sahip çıkmak bakımından tutarsızlık taşımaktadır. Hem de gerçekte DABK ile kONFERANS kanadı arasında kendilerini "Konferanscı" olarak nitelendirmekte grupçu anlayışı ve siyasetlerini ele vermektedirler. (...) TKP/ML'nin Ayrılık Sonrasından Bugüne Kadar Partimize Karşı İzlediği Çizgi Sol Sekter Bir Çizgidir... TKP/ML'nin 1994 ayrılığı sonrasında partimize karşı izlediği siyaset sekter ve yıkıcıdır. özellikle de KHK onrası süreç içerisinde oldukça sekter ve yıkıcı davranmıştır. Savaştan ganimet kaçırırcasına Karşı Devrimci Hücre'yi kendilerinin ayrılıklarını meşrulaştırmak için kullanmaktan geri durmamış, ideolojik eleştiriler adı altında salgırgan bir tarz sergilemiştir. Bu saldırganlık partimizi "örgüt dahi değerlendirmeme" gibi saptamalara kadar vardırmıştır. Oysa yaptıkları II. opkda partimizi "sol sekter kücük burjuva örgüt" olarak değerlendirmişlerdir. partimizin kdh'yi açığa çıkarıp yargılayıp cezalandırmasından sonra partimizi bir "güruh" olarak değerlendirecek kadar fırsatçı davranmıştır. TKP/ML bu noktada dizginlerinden o kadar boşanmıştır ki II. opk'larının iradesini ayaklar altına almayı göze almış ve darbeci davranabilmiştir. (...) TKP/ML "yeniden inşa" adı altında kendi gerçekliğini abartmış, siyaset tarzını abartılı ve öznelci bir şekilde kitlelere lanse etmeye çalışmıştır. ben merkezci ve hotzotçu bir şekilde sorunlara yaklaşarak hatalarına karşı özeleştirel davranmamıştır. her geçen gün ideolojik mücadele tarzını giderek daha da sekter bir boyuta taşımıştır. II. opk sonrasından bugüne kadar (7-8 yıl) konferans vb. platformlara ihtiyaç bile duymamış, örgütsel ilkelerini ve tüzüğünü çiğnemekten rahatızlık duymamıştır. Devrimci örgütlerle dayanışma kültürünü zayıflamış, özelliklede silahlı mücadele veren devrimci örgütlerle arasına mesafe koymuş, daha çok AEP'çi oportünist örgütlere yakın durmuş, onların siyaset yapma ve çalışma tarzlarından fazlasıyla etkilenmiştir. Karadenizde 1997-98 kışında partimizin ve PKK gerillalarının üslerinin açığa çıkması üzerine verdiği desteği propaganda malzemesi olarak kullanmıştır. (....) TKP/ML DEH ile ilişkiler noktasında sekter ve bölücü bir hat izlemiş ve bu çizgisinden vazgeçmemstir. (...) (....) (....) Örgütsel Açıdan (...) Örgütsel ilişkilerine damgaını vuran çizgi sol sekter tasfiyeci çizgidir. Örgüt içerisinde klikleşme varlığını tehlikeli bir şekilde sürdürmektedir. Parti içi iki çizgi mücadelesi konusunda gerek teorik gerekse pratik olarak Maoizmden önemli oranda sapmıştır. TKP/ML önderliği parti içi kitleye yabancıdır. Bürokratik bir çalışma tarzı izlemektedir. Parti içi zaafları ortaya çıkartmaktan uzak ve bu konuda Maoist bir tutuma sahip değildir. Kadro politikası esasta partimizin kadro iyasetesi politikasından farklı değildir..(...) İdeolojik Açıdan (...) TKP/ML mevcut haliyle doğru bir eleştiri ve özeleştiriden korkmaktadır. Kadroları devrim sorunlarına oldukça sığ bir şekilde yaklaşmaktadır. Kibirli ve ben merkezcidirler. Siyasi ve teorik gerilikleri mevcut olumsuz çizginin önemli nedenlerinden birisini oluştururken, ama esas nedenini kadroların küçük burjuva sınıf dokularından dolayı geçmiş hatalarına karşın özeleştirisel yaklaşmamalarıdır. Hatalarını açığa çıkarmak yerine onlara sarılmayı tercih etmektedirler. TKP/ML gelinen aşamada olumsuzluklarının başında kendi hatalarına karşı samimi ve bilimsel değil statükocu ve tutucu yaklaşım tarzları gelmektedir. Bu noktada partimizle TKP/ML arasında önemli oranda bir farklılık oluşmuş durumdadır. TKP/ML eğer bu olumlu halkayı yakalayamazsa ne partimizle birlik sorununa yanaşır ne de geçmiş olumsuzluklarından arınıp geleceği MLM temelde bina edebilir. Çünkü her iki yapı arasındaki örgütsel birliğin ilkeli bir şekilde gerçekleşmesini anahtarı her iki yapının kendi geçmiş süreçlerine ilişkin bilimsel bir görüş açısı ile yaklaşıp yaklaşmamaları oluşturacaktır. doğru ve bilimsel bir muhasebe yapmak demek maoistlerin birliğine gidişin kendisi demektir. " TKP(ML)'DEN MAOİST KOMÜNİST PARTİSİNE BU TARİH BİZİM ADLI KİTAPTAN ALINMŞTIR....

ISTE BÖYLE KENDI GERCEK YÜZÜNÜZÜ GÖSTERIYORSUNUZ
TAMDA TKP/ML DÜSMANISINIZ

O ZAMAN GELELIM LAZ NIHAT DAVASINA
LAZ NIHATIN AJAN OLDUGU KANITLANDIMMI
HAYIR

LAZ NIHAT AJAN OLDUGUNU KABUL ETTIMI
SIZ NASIL DEVRIMCISINIZKI BIR HAINDE OLSA INSANIN KAFASINI EZERSINIZ
SIZIN TC DEN NE FARKINIZ VAR
SIZ AJANLARI KONUSTURURKEN ISKENCE YAPMADINIZMI?
KASETLERDE GÖRDÜK ONU DA SIZLER GÖSTERDINIZ
TKP/ML I9INDEKI AJAN hû... ye iskence yaptimi ?
HAYIR

DEMIRDAG DÖNEMI GIBI TKP/ML TARIHINDA DÖNEM VARMI

EN YOGUN SALDIRIYI SIZDEN ALDIK
SIZ BIZLERE 3 5 KISI DEDINIZ
SILAHLI MÜCADELEYI BIRAKIP SEHIRLERE INECEKLER DEDINIZ
FINDIK FISTIK TOPLUYORLAR DEDINIZ
NE OLDU
DEMIRDAG YOLDAS SEHIT DÜSTÜGÜNDE KIMDEN KAYNAKLANIYOR
TABIIKI ESAS HATALI BIZIZ CÜNKÜ SIZLERE GÜVENDIK
BU BÖLGEDE EYLEM YAPMAYIN DEDIK
NE OLDU
NE CEVAP VERDINIZ
BIZ SIZEMI SORACAKIK DEDINIZ
NE OLDU YOLDASLAR SEHIT DÜSTÜ
MADEM DINLEMIYECEKTINIZ ZAMANINDA DESEYDINIZ
SIZ HER DÖNEM PATIMIZE EN AGIR DARBEYI VURANSINIZ
SIMDIDE BIRLIK DIYORSUNUZ AMACINIZ TKP/ML YI YOK ETMEK
AMA BUNU BASARAMAYACAKSINIZ

yorum yazan arkadaslar devrimci kultur ve adaptan uzaklasmayalim lutfen.her iki parti gucunun hatalari bizim hatalarimiz degil mi?olumsuz birseyler oldugunda zamaninda elestirip mudahale etmeyenler bizler degil miyiz?elestiri ve ozelestiriye once kendimizden baslayalim``zamaninda niye bazi seylere sessiz kaldik?``diye.ama lutfen bunu biz maoistler birbirimize saldirmadan yapalim.maoistce kalin

bu tarih sizin adli kitap :
dûsmana bilgi yagdiran kitap
ajana gerek yok
ne biçim illegalite
kendinizi gözden geçirin
bir de maoïst oldugunuzu savunuyorsunuz

arkadaşım ne diye bizim adımıza konuşuyorsun ? eger sen bir partinin taraftariysan onun goruşlerini evvela ''demokratik merkeziyetcilik'' geregi kabul etmiş sayilirsin.. biz galatarasay fenerbahce takımının taraftarları gibi degilizki? taraftarsak onun guncel politikalarından ideolojisine bir butun olarak kabullendigimiz icin taraftarıyız. eger politik olarak bazı fikirlerini benimsemiyorsak elbette fikir mucadelesi yuruturuz ama burada degil bu 1.
ikinci olarakta milletin adına konuşarakta degil. ben tozkoparanlıyım ama seni tanımıyorum? burdaki herkezi dusunceleriyle beraber bilirim senin gbii dusunen bir adam tanımıyorum ha eger boyle dusunup bize acmıyıp burda yazıyorsan oda başka bir siyasal ahlaksızlık. ama ben senin tkp/ml taraftarı olmandan bile supeliyim
bence yalan atıyorsun.. yarın gel bellidir ordaki arkadaş veya lar.. gel taraftarsan deki ben boyle dusunup yazdım da gorelim seni?

SAHTEKARLIĞA SON
SAHTEKARLIKLA YAPILAN BİRLİĞİN SONU DARBEYLE BİTTİ DARBEYLE BİTTEN BİRLİĞİN SONU YENİ SAHTEKARLIĞA GEBEYDİ..

Bawer Naçin

arkadaşlar calışalım inanın bütün sorunlar çözülecektir.bence birlik tabandan yukarıya doğru gider emirle mk kararıyla birlik gerçekçi olmaz.faliyet alanımızdaki ydg,dgh vb.arkadaşlarla beraber çalışalım bakalım yapabiliyormuyuz.yani birlik istiyoruz o zaman dışarıya çıkıp birlikte sabırla bir şeyler yapalım ozaman sağlam sağlam ilerleyebiliriz.
YAŞASIN MLM

siz halen anlayamadınız halen aynı yerdesiniz.. dışarı cıkalım ydg dgh napiyor diyor ya.. kardeş sen bırak ydg dgh bişeyler yapsın once sokağa cıkalım sonra berbaer yurunurmu onu tartış ole palavradan atmayın burda ya.
derya ya ve diger tkp/ml li arkadaşlara katılıyorum bu birliğin tek amacı bizi daha cok somurup bitirmek.. her dusman darbesinde birlik diye tutturan insanlarsınız siz. başınızıda iki tane örgütsüzlüğü meşrulaştırmak için ellerinden geleni yapan tipler var.

BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK

GUNESI ICENLERIN TURKUSUNU BIR AGIZDAN HAYKIRAN 17`LER OLUMSUZDUR. .TURKUMUZ 17`LERIN TURKUSUDUR. .TURKUMUZ PARTI VE DEVRIM SEHITLERININ TURKUSUDUR. MKP VE TKP/ML ISVICRE TARAFTARLARINA BIN SELAM. YASASIN PARTI GUCLERININ BIRLIGI. TOZKOPARAN mah TKP/ML TARAFTARLARI .

bizleri,siyasal ahlaksizlikla,parti taraftari olmamakla ve yalancilikla suclayan!bu aksam saat dokuza kadar kubali A.. arkadasa ulas-tozkoparanli ve herkesi tanidigina gore arkadasa ulasman senin icin zor olmasa gerek??-o saate kadar senden herhangi bir ses cikmazsa yukaridaki yazina o zaman gereken yaniti verecegiz!!!! TOZKOPARAN mah.TKP/ML TARAFTARLARI.YASASIN PARTI GUCLERININ ILKELI BIRLIGI.

ARKADASLAR DESIFRASYONA NEDEN OLACAK TARZDA YAZMAYIN BIZ BURADA SADECE FIKIR YÜRÜTÜYOR TARTISARAK ÖGRENMEK VE ÖGRETMEK ISTIYORUZ BIZIM ILKEMIZ ELESTIRI-BIRLIK-ELESTIRIDIR. BUNUN DISINDA ISIM, SAHIS TARIF VB SEYLERIN VERILMEMESI GEREKIR ARKADASLAR BUNLARA DIKKAT ETMELI SONUCTA O BÖLGELERI BILEN FARKLI UNSURLARDA BILINCLI BU TARZI BURDA HAKIM KILMAYA CALISA BILIR AM PARTIZANCILARIN BUNA COK AMA COK DIKKAT ETMESI LAZIM KONU BU BOYUTA KACTIGI ANDAN IHTIBARENDE BURDAKI TARTISMANIN BITMESI LAZIM BU UYARIMI LÜTFEN KULAK ARDI ETMEYIP TEPKISEL YAKLASMAYIN.

DEVRIMCI SEVGILER

merhaba arkadaşlar
arkadaşlar bilimsel olun.bilimsel şekilde fikirlerini beyan eden arkadaşların emeklerine sağlık.
tamam şimdilik birliğe soğuk bakanlar olabilir ama bari biraz bilimsel,seviyeli yazışında ikna olalım.
sanki buraya parti yöneticileriymiş gibi gelip sen buraya git,senle bilmem birlik olmaz.diye komikleşmeyin.gerçekten komik.yani bari susunda sizi sempatizan sansınlar.yoksa sokak ağzıyla konuşarak kendinizi zor duruma düşürürsünüz.
sonuçta kimse pişman olacağı şeyler söylemek istemiyorsa yazmadan önce bir kaç kere düşünsün.gidip kaynak taraması yapsın,kitap belge bulup okusun.yetkililere gitsin.yani araştırmacı-devrimci aydın olsun.
bu geleneğe yazıktır.bu gelenek insan kanıyla,bedeniyle,canıyla,nice bedellerle kuruldu ve yaşatıldı.bu değerlere en azından saygınız olsun.
devrimci kızıl mücadele ve devrimci kızıl eylemlerle kalın...

birlige evet ayriliga son

Tkp/ml nin artik birlik konusunda daha gercekci bakmasini bekliyorum emek veren bir taraftar olarak.Zorlama ayrilik teorileri artik terk edilmeli bence.Hem devrimcilere yakin halkin ileri kesimleri bizden bunu bekliyor.
YASASIN PARTIMIZ TKP/ML
HALK ORDUMUZ TIKKO
GENCLIK ÖRGÜTÜMÜZ TMLGB
BIRLIK ELESTIRI BIRLIK

Haydi sende oradan pravakatör.Sen ve senin gibi olan tüm pravakatörlere ragmen patimiz TKP/ML eksiklerini asarak devrimin ihtiyaci olan birligin gerceklestirecektir.Tüm pravakatörlerin hevesi kursaginda kalacak.Komünist önderimiz Mehmet Demirdag in ismini kulanarak pravakatörlügünü gizlmek istiyorsan nafile.Cünkü kuyrugun ve karsi devrimci niyetin seni ele veriyor.Sen kim oluyorsunda TKP/ML ye ve MKP ye dil uzatiyorsun.
KAHROLSUN AJAN PRAVAKATÖRLER
YASASIN PARTIMIZ TKP/ML
YASASIN MKP

keskin demirdağcı arkadaşın sözlerinden partiyle ilişkisi olmayan, örgütsüz, politik seviyesi düşük bir sempatizan olduğu anlaşıldı.
sana yoldaş tavsiyesi git parti güçleri saflarında örgütlen,politik ve pratik eğitimini tamamla.sonrada doğru bir ideolojiyle,doğru tespitlerde bulunmaya başlarsın.gelişmek ve ilerlemek öyle hemencecik olmaz.örgütlenme,pratik ve sonsuz emek gerektirir.
yaşasın maoist temelde birlik !
yaşasın tkp/ml ve mkp !

BENIM SIYASETTEN ANLAMADIGIMI SÖYLÜYORSUNUZ

AMA BEN SIMDIYE KADAR BIR TKP /ML NININ AYNI ANDA HEM KENDI PARTISININ HEMDE BASKA PARTII ICIN YASASIN DEDIGINE SAHIT OLMADIM

BIR DE SIYASETTEN ANLADIGINIZI SÖYLÜYORSUNUZ

AYIP EDIYORSUNUZ
BIRDE TUTTURMUS ANTI BIRLIKCILERE AJAN PROVAKATÖR SUCLAMASINDA BULUNUYORSUNUZ

KÖRMÜSÜNÜZ
HEPINIZ DEMORDAG DÖNEMINI BILIYORSUNUZ
BARINAK CALISMASI
ARAZIYI ASKERILELESTIRME
HESAP SORMA
INTIKAM RUHU

MKP NIN ÖNDERLERI SEHIT DÜSTÜ
HANI HESAP SORMA BILINCI
BOL BOL YAZIYORLAR HESAP SORACAGIZ
ISTIYEN SORAR

BIZIM VE MKP NIN DIGER DEVRIMCI ÖRGÜTLERDEN NE FARKIMIZ KALDI

EYLEMLILIKLER AYNI
HEP SEHIRDE
ODA YARI LEGAL YARI ILLEGAL
HANI HALKIN KATILLERINDAN HESAP SORMA
SIVAS SANIKLARINDAN KIM HESAP SORDU
ÖLÜM ORUCLARINDA 100 LERCE SEHIT SAKAT
HANI HESAP SORMA

O ZAMAN MLKP ILE DE BIRLESELIM

DHKP C ILE DE BIRLESELIM

BIZE SÖYLEMEDIKLERI KALMADI
G SEKRETERIMIZ HAKKINDA ÖLÜM KARARI ALDILAR
ONLARA BU ALANDA EYLEM YAPMAYIN DEDIK
SIZDEN MI IZIN ALACAGIZ DEDILER
SEKRETERIMIZIN SEHIT DÜSMESINDEN BIRINCI DERECEDE OLMASADA SORUMLULAR

ESAS SUC BIZDE IDI
NEDENMI?
CÜNKÜ ONLARA GÜVENDIK

ISIN ESAS YANI ONLAR HIC BIR SAMIMI ÖZELESTIRI VERMEDILER

SADECE VE SADECE ISIM DEGISTIRDILER

VE BIRLIK ISTIYORLAR
SIZLERDE OLSUN DIYORSUNUZ
BUMU SIYASETLIK
NEREDE GÖRÜLMÜS
PARTIYE YOK ETMEK ISTIYIM
SONRA BASKA PARTI KURIYIM
NESYSE HADI BIRLIK YAPALIMC DIYIM
SACMALAMAYIM

SIYASI OLMAYA BILE GEREK YOK
COCUK BILE SIZDEN AKILLI

SIZLER ZATEN KENDINIZI BIRLIGE SARTLANDIRMISSINIZ
SIZLERIN TKP/ML ILE HIC BIR ILISKINIZ YOK GIDIN MKP YE
BEN OLSAM ÖYLE YAPARIM

EGER SAYET ARAMIZDA FAZLA FARK YOK DIYORSANIZ
VAY TKP/ML NIN HALINE

vermis oldugun destek mesajindan dolayi tesekür ederim tabikki sizlerin yardimina ihtiyacim var. ve elinizdeki metaryaleri ve yardiminizi benden esirgemiyeceginizi biliyorum simdiden tesekur hatta yardimdan cok kollektif bir ürün ortaya cikara biliriz sonucta bu bizim degerimiz bizlerinde kolektif cabalari sonucu daha güzel önder Kaypakkaya yoldasa yakisiri bir site hazirliya biliriz bundandirki destekliyici degil direk katilmici olun. ilerki süreclerde site acildiktan sonra orada kolektif calismaya ilsikin sohbetler ederiz. ya aslinda yunus vb kisilere yazmiyacagim dedim ama bir kac kelime diyeyim arkadaslar bence bunlari cidiiye almayin bunun gibileri ortaligi karistirarak parsa toplamaya calisiyor. sisili havayi kurtlar sever misali prtaikleriyle asil ne olduklari daha dogrusu ne olamdiklari beli. nafile dostum nafile cabalariniz nafile biz suyumuz kaypakkayadan aldik.

not: cüneyt isici köylünün 18 mayila ilgili yapacagi gecede görüse biliriz. ne dersin?

Sevgili Devrimsu yorumuna düstügün notu okudum.Sanirim daha öncede belirtmistim su an Avrupadayim bahsettigin tarihte burada olursamseverek görüsmek isterim. Bunun teknik ayrintilarini acilacak sitede netlestiriririz.Simdilik devrimci selemlar ve basarilar diliyorum..

kardeş bunlarin hepsi 2-3 darbeci haberi milletin adına yazı yaıyolar başka eglenceleri yok.. birak su devrimsu gibi orgutten kopma dökülmüş sokaklarda surtup burda yazı yazan tipleri.
onlara yukarda cok iyi cevaplar verilmiş muhatab almada mutsuz olsun dökük üçkağıtcılar..
burda milletin adına yazı yazıp hayatlarına renk getiriyolar :))
cuneyt devrimsu felan hepsi aynı adamlar darbeci karakterli orgut dokukleri.. atımış ezikler.

www.kaypakkaya.net

Kaypakkaya.net suan yapim asamasindadir. En kisa zamanda aktif hale gelecektir.neden? ve nicinleri? Daha sonraki süreclerde uzun uzun yazacagiz.
Uzun zamandan beridir bu calismaya baslamak istiyorduk, sanal alanda böyle bir calismanin eksikligini hep hissetik ve gördük.Kaypakkayanin türkiye komünist ve devrimci harketine katkilari ve önemini onun idallerini ve inancini anlatarak kücükte olsa bir katkida biz sunalim dedik.
Komünist önder Kaypakkayay la ilgili arsiv ve otobiyografik bir calisma olackatir . amatör bir ruhla yaptigimizi belirtelim. komünist önderin idallerini anlatan idelojisini ve Kaypakkaya yoldasi tanitmaya calisacgimiz bu calismamizda siz dostlardan ve yoldaslardan da yardimlarinizi bekliyoruz sonucta elimizde olan meteryaller yetersiz ve eksik kalmakta daha genis bir calisma yürütmek ve Kaypakkayaya yakisir bir site yapmak icin elinizde bulunan resim, yazi, haber vb metaryeleri bizlerle paylasirsaniz cok sevinecegiz.
Komünistlerin birligini önüne alan ve Kaypakkayanin düsüncelerinde birlesen tüm partizan güclerine esit mesafede durudugumuzu burda da belirtmeden gecemiyecegiz bu noktda BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK ilkesiyle haraket ederek parti güclerinin birligini savunmaktayiz.iste tamda burada Kaypakkaya yoldasin dücüncelerine ihtiyacimiz oldugu kansindayiz bizi birlestiren Kaypakkayacilik ortak paydamiz ortak inancimizdir.
Kaypakkaya yoldasa yakisir bir site acilmasinda katki sunmak isterseniz asagida verecegim email adresiyle kontaga gece bilirsiniz simdiden yardimlariniz icin cok cok tesekür ederiz.

denizsu76@hotmail.com , devrimsu@hotmail.com

Devrimci selamlar!..

KIZILYOL KIVREM DIKKAT ET SANADA DEVRIMSU DIYE BILIRLER :))). CÜNEYT KIVREM BOSVER BU BOS INSNACIKLARI BENCE CIIDDIYE ALIP CEVAP YAZMA KENDILERINI ADAMDAN SAYIYORLAR BIRAK HAVLASINLAR HAVLAYAN ISIRMAZ BILIYORSUN;)) ONUN ICIN MUHATAP ALIP YAZMA YAZIP YAZIP DURSUNLAR NE ZAMANKI KISIYI HEDEF YERINE DÜSÜNCELER NOKTASINDA BIR SEYLER YAZARSA BU INSANCIKLAR O ZMAN INSANA EVRILIRLER INSAN GIBI SAYGI CERCEVESINDE YAZARIZ AMA GÖRÜYORUMKI ZOR BUNLAR ACISINDAN ZAVALICIKLAR!... OKUDUGUN KADARIYLA SENI BEN BENI POLISIMI YAPMADILAR AJANMI YAPMADILAR KACKIN ÖRGÜTSÜZMÜ YAPMADILAR TAHMINIME GÖRE BU VB TIPLER BULUNDUGUM BÖLGEDE KUYURUK ACISI OLAN KISILER BUNLARA RAHTSIZLIK VERIYORSAM SEVINIYORUM ONUN ICIN BOSVER HAKRET ETSINLER YAZSINLAR CIZSINLER BURDA YAZILARI OKUYAN INSANLARIMIZ SONUCTA INSANLARA DEGER BICECEK ONA GÖPREDE SAYGI GÖSTERCEKTIR SEVGIYLE KALIN HANI BIR SÖZ VAR YA CAHIL APTAL DOSTUN OLACAGINA AKILI DÜSMANIN OLSUN

www.kaypakkaya.net

Kaypakkaya.net suan yapim asamasindadir. En kisa zamanda aktif hale gelecektir.neden? ve nicinleri? Daha sonraki süreclerde uzun uzun yazacagiz.
Uzun zamandan beridir bu calismaya baslamak istiyorduk, sanal alanda böyle bir calismanin eksikligini hep hissetik ve gördük.Kaypakkayanin türkiye komünist ve devrimci harketine katkilari ve önemini onun idallerini ve inancini anlatarak kücükte olsa bir katkida biz sunalim dedik.
Komünist önder Kaypakkayay la ilgili arsiv ve otobiyografik bir calisma olackatir . amatör bir ruhla yaptigimizi belirtelim. komünist önderin idallerini anlatan idelojisini ve Kaypakkaya yoldasi tanitmaya calisacgimiz bu calismamizda siz dostlardan ve yoldaslardan da yardimlarinizi bekliyoruz sonucta elimizde olan meteryaller yetersiz ve eksik kalmakta daha genis bir calisma yürütmek ve Kaypakkayaya yakisir bir site yapmak icin elinizde bulunan resim, yazi, haber vb metaryeleri bizlerle paylasirsaniz cok sevinecegiz.
Komünistlerin birligini önüne alan ve Kaypakkayanin düsüncelerinde birlesen tüm partizan güclerine esit mesafede durudugumuzu burda da belirtmeden gecemiyecegiz bu noktda BIRLIK-ELESTIRI-BIRLIK ilkesiyle haraket ederek parti güclerinin birligini savunmaktayiz.iste tamda burada Kaypakkaya yoldasin dücüncelerine ihtiyacimiz oldugu kansindayiz bizi birlestiren Kaypakkayacilik ortak paydamiz ortak inancimizdir.
Kaypakkaya yoldasa yakisir bir site acilmasinda katki sunmak isterseniz asagida verecegim email adresiyle kontaga gece bilirsiniz simdiden yardimlariniz icin cok cok tesekür ederiz.

denizsu76@hotmail.com , devrimsu@hotmail.com

Devrimci selamlar!..

DOĞRULARI BULMAYA YÖNELİNMELİ
Partizanaın iki kanadının birleşmesinin dağları delip büyük atılımların önünü açacağına ilişkin sanal alemde bolca yazılar yazılıyor.Ama şu bilinmektedir ki Partizncılar ne zaman birleşmişse işte o zaman daha büyük bölünme ve parçalanmanın tohumlarını saçmışlardır. Bir birine güvenmeyenlerin birleşip ikinin bir olmasını sağlamaları çok zordur.Onun içindir ki enerjinizi boş yere harcama yerine Maoculuğun çıkmaz bir sokak olduğuna yönelmeniz bence daha isabetli olacaktır.Öncelikle her iki akımda kendi tarihlerindeki olumsuzlukları darbeleri,eroin işlerini,muammalı kardelen harekatını vb. değerlendirerek temizlik yapmalı ve tabanlarına ve devrimci kamuoyuna güven tazelemelidirler.Bu sanırız diğer şeylerde daha değerli olacaktır.

DOĞRULARI BULMAYA YÖNELİNMELİ
Partizanaın iki kanadının birleşmesinin dağları delip büyük atılımların önünü açacağına ilişkin sanal alemde bolca yazılar yazılıyor.Ama şu bilinmektedir ki Partizncılar ne zaman birleşmişse işte o zaman daha büyük bölünme ve parçalanmanın tohumlarını saçmışlardır. Bir birine güvenmeyenlerin birleşip ikinin bir olmasını sağlamaları çok zordur.Onun içindir ki enerjinizi boş yere harcama yerine Maoculuğun çıkmaz bir sokak olduğuna yönelmeniz bence daha isabetli olacaktır.Öncelikle her iki akımda kendi tarihlerindeki olumsuzlukları darbeleri,eroin işlerini,muammalı kardelen harekatını vb. değerlendirerek temizlik yapmalı ve tabanlarına ve devrimci kamuoyuna güven tazelemelidirler.Bu sanırız diğer şeylerde daha değerli olacaktır.

Sevgili Devrimsu,yakinda hayata gecirmeye calisacagin sitenin haberini yukardaki yorumunda sevincle okudum.Üretimsizligin,düsünce tembeligin,kolayciligin revasta oldugu bu surecte Kaypakkaya yi ve onun düsüncelerini kitlelere tasima adina verdigin emeklerden dolayi seni tebrik ediyor devrimci selamlarimi iletiyorum.Bu bir cok yönüyle olumlu bir caba olacaktir.Burada actigin yukardaki tartismalari daha sevyeli ve bilimsel tartismalarin yapilacagi bir ortama dönüstürmenin daha yararli olacagi kanisindayim.Cünkü yukardaki bir cok yazi tartismalar belli bir prensip cercevesinde yapilmadigindan dolayi türkiye ve kuzey kürdütan devrim mücadelesi icin hayati önemde bir konu olan "birlik"gibi bir konu bilincli yada bilincsiz yazi ve yorumlarla ici bosaltirilarak anlamsizlastiriliyor.Devrimci deger,saygi ve ahlak kurallari cercevesinde denetimin saglanacagi bir ortamda bu tartismalarin yapilmasi daha anlamli olacagi kanisindayim...Tekrardan emeklerinden dolayi seni kutluyor,sitenin daha güzel ve zengin olmasi icin elimden geldigince belirtigin noktalarda destek sunacagimi belirtmek istiyorum...Devrimci selamlar

Devrim su insanlari bu siteden baska bir siteye yönlendirerek İP okudugunu saniyorum. Bu yüzden onun maoist birlik üzerine verdigi siteye girip oy kullanmayin. Onun kullandigi site bir Türkiye'de servörü olan bir sirket. Dolayisiyla o sitenin kapatilmasi gerekirdi. Kapatilmiyor çünkü gel-gelci bir anlayis var. Dikkat edin.!

TKP /ML TARAFTARIYIM
BIRLIK ISTEMIYORUM
MKP YI DEVRIMCI ÖRGÜT OLARAK GÖRÜYORUM
ONLARA DÜSMAN DEGILIM
SIZE GÖRE AJANIM
PROVAKATÖRÜM
CÜNKÜ BIRLIK ISTEMIYORUM

PARTI ÖNDERLIGIMIZDE AJAN O ZAMAN
CÜNKÜ ONLARDA BIRLIK ISTEMIYOR

NEDEN BIRLIKTEN YANA OLMAYAN BIR PARTIYE YASASIN DIYORSUNUZ ?

BU CELISKILIDIR

SUNU IYI BILIN BIRLIK OLURSA ÖRGÜTSÜZ KALMAYI TERCIH EDERIM
BENIM GIBI BIR COK INSAN VAR
YANI BIRLIK AYNI ZAMANDA BAZI AYRILIKLARIDA GETIRECEK
O ZAMAN NEREDE GÜCLENME

KENDINIZI BIRLIGE SARTLANDIRMISSINIZ GIDIYORSUNUZ

EN IYISI SIZ TKP /ML NIN 8 INCI KONFERANSINI BEKLEYIN

O ZAMANA KADAR BIRAZ HAYEL ETMEYE DEVAM EDIN
BOL BOL SITE KURUN

BÜTÜN HALKIMIZA YOLDASLARIMIZA VE KARDES PARTIYE CAGRI BURADA BIZIM PARTI BIRLIGIMIZI ISTEMIYORLAR CÜNKÜ GÜCLÜ OLACAGIZ. VE DÜSMANIMIZ BUNUN ICIN BIZLERDEN KORKUYOR. BUNUN ICIN BOS DURMUYOR. IKI PARTIYI KARSI KARSIYA GETIRMEK ICIN UGRASIYOR. LÜTFEN UYANIK OLALIM. VE DÜSMANIN AYAK OYUNLARINI BOSA CIKARALIM. VE DÜSMANIN HEVESINI KURSAGINDA BIRAKALIM. HAYDI YOLDASLARIM BIRLIK VE BERABER OLALIM YIKAMIYACAGIMIZ HIC BIR GÜC OLAMAZ.

YASASIN HALK SAVASI!

YASASIN MAOIST TEMELDE BIRLIK!

YASASIN MKP/HKO-MGB!

YASASIN TKP/ML-TIKKO-TMLGB!

kardeş sohbetiniz bol olsun.. ne guzel devrimcisiniz siz oyle.. bide suan avrupadayım havası verirsiniz ya bi tarafımızla guleriz size.. chat sayfası ya kendi yaziyor kendi cevaplıyor..
devrimsu ne cift karakterli adammışsın veya cuneytmi demeliyim yaw komedisin sen kardeş sabah akşsam ana gorunmeyen yerlerimizle guluyoruz.. paçavra seni.. indymedia olmazsa sizler isvicrede ne pislik terdiniz.. üçkağıtcılar sizi..

TANIDIGIM VE KONUSTUGUM TKP/ML'LI KIVRALARIMIN YÜZDE YETMISI ILKELI BIRLIK YAPMA TARAFTARI BIRLIGE KARSI OLAN YAKLASIK YÜZDE ON CIVARINDA YÜZDE YIRMININ KAFASINDA SORU ISARETLERI VAR. DIGER YOLDAS PARTIDEN MKP'DEN YAKLASIK YÜZDE DOKSANI BIRLIK ISTIYOR KALAN YÜZDE ONLUK ISE KAFASINDA SORU ISARETI OLDUGUNU SÖYLÜYOR. VE KARARSIZLAR ISE HER IKI PARTININ BIR ÖNCE BIRLIK ICIN ÖNEMLI ADIMLARIN ATILMASINI ISTIYOR. BENIM DÜSÜNCEM BIR AN ÖNCE TKP/ML'NIN ILKELI BIRLIK ADIMINI ATMASI TÜM HALKIMIZ BIZDEN BUNU BEKLIYOR. KAFALARDAKI SORU ISARETLERININ GIDERILMESI GEREKIYOR.

YASASIN PARTIMIZ TKP/ML-TIKKO-TMLGB!

YASASIN HALK SAVASI!

YASASIN MKP/HKO-MGB!

PARTIZAN RUMUZLU YOLDAS BIZ MKP/HKO-MGB'LILERIN YAKLASIK YÜZDE DOKSAN DOKUZU BIRLIKTEN YANA. BIZ ILKELI BIRLIKTEN YANAYIZ. SIZLERINDE BIRLIK ICIN KITLENIZIN YÜZDE ONLUK KISIMINI IKNA EDECEGINIZDEN BIZLERIN SÜPHESI YOKTUR. HAYDI YOLDASLAR DÜSMANIMIZIN HEVESINI KURSAGINDA BIRAKALIM. EGERKI HER IKI YAPIDADA BIRLESMEYE KARSI CIKANLAR VARSA ZATEN ONLAR ENINDE SONUNDA YUVALARINA GERI DÖNECEKLER.

YASASIN MKP/HKO-MGB!

YASASIN KARDES PARTI TKP/ML!

YASASIN MAOIST TEMELDE ILKELI BIRLIK!

yukardaki vatandas devriciysen devrimci gibi davran.Degilsende bos yere parazit yapipip terbiyesizlik etme.Senin gibi terbiyesizlere cevap vermeye degmez ama insan kendini tutamiyor iste.Bak ne ben dDevrimsu arkadasin karekterine bürünüp yazma ihtiyacim var nede Devrimsu arkadasin böyle bir derdi var.Kendi düsüncelerimizi devrimci ahlak ve degerleri temel alarak acik bir sekilde savunma medeni cesaretteyiz.Savunduklarimiz cok net ve acik.Ayni sekilde devrimci mücadelenin hizmetinde olduguda tartismasiz.Peki ya senin düsüncelerin -varsa tabii..! -Terbiyesizligin disinda ne var.Sayet rahatsizligin her neysen ve kimsen fark etmez devrimci deger ve saygi temelinde düsüncelerimizi belirtmeyse daha fazla rahatsizlik duymakta serbestsin.Istedigin sekilde istedigin yerine yeni meziyetler yükleyerek gülebilirsin.Ama bu kadar.Sana devrimci mücadelenin sorunlarini tartismak düsmes.Ayrica bir seyler biliyormus izlemini yaratmak icin su "isvicre "yalaninlada ancak kendini kandirirsin.Cok merak ediyorsan ben Almanya da oturuyorum.Artik kendiniz nasilsaniz milletide öyle sanma paroyanasindan vaz gecin.Sen ne dersen de ben biliyorumki Devrimsu baska biri yine Devrimsuda biliyorki ben baska biriyim.Sen ve senin gibileri kim ve nicin yaparsaniz yapin dogru ve bilimsel olana camur atarak bir basari elde edemezsiniz.Bu ancak seni zavali oldugunu ifade eder o kadar.....Devrimci olan bir sey varsa oda gerceklerdir...Birazcik gercekci olmani temeni ediyorum...

yurtdışındaki yoldaşlar siz bazı bilinçsizlerin sözlerine bakmayın.bu cahiller bilmezlerki marx,engels,lenin yoldaşlar yıllarca mülteci olarak başka başka ülkelerde yaşadılar.işte cahillik insanı böyle yapar.
bilmezlerki önemli olanın parti,ideoloji ve halk olduğunu ve dünyanın heryerinde de bu değerlere sahip çıkılabileceğini.
ayrıca devrimsu,cüneyt nickli arkadaşlara aynı kişi olduklarını söyleyenler.gerçekte bilmiyorum ama onlar aynı kişi olsa bile sizden kat kat daha iyi ideolojik kapasiteyle yazıyorlar.onlar aynı kişi olsalar bile yazdıkları bilimsel,öğretici ve yapıcıdır.bu yönüyle onları takdir ediyorum.eleştirenlerin politik geriliği bizleri rahatsız etmektedir.
bilimsel devrimci bilince sahip olanlara selamlar olsun.

yaşasın maoist ilkeli birlik !
yaşasın tkp/ml ve mkp !

Burda kuyruk acısı var diyip bir butun yapıyı karalamaya calışma, kimlerin acısı varsa sana kalsın.. Tek mutluluğun burası insanlarda sana konuşma hakkı vermiş ama bence artık cizmeyi aşma .. senin gibi konferans kararlarını takmayan, partinin taraftarı gibi davranıp ''ilkeli birlik'' adına yanına aldıgın uc-bes ''etik yoksunu'' darbeciyle burda ''kahramanlığa'' soyunan bir mitomani uzmanını rahat bırakanlar varsa onada şükür et..

D.selamlar.

Hindistan'da 23 polis öldürüldü

Hindistan'ın merkezindeki Çatişgar'da Maocu gerillaların yerleştirdiği kara mayını, 23 polis memurunun ölümüne yol açtı..

Yetkililer, Maocu gerillaların, kara mayını bir aracın altına yerleştirdiğini ve patlama sonucunda 4 polisin de yaralandığını söylediler. Fakir çiftçilerle toprak sahibi olmayan işçilerinin hakları için mücadele ettiklerini iddia eden Maocu gerillalar, Hindistan'ın 8 eyaletinde faaliyet gösteriyor.

kuyuruk acisi olan biri kendini yapi diye ilan etmis lo yazimi iyi okusana kuyruklu burda aci varmi dedigim senisn yapi degil kendini yapiyla bütünlestirme terbiyesizligi yapma ha birde izin vermeseydin ben yazmazdim ))) teskür sana!!! böyle ucuz tehtitler yapacagina adma gibi görüslerini yaz yok ben yapmam bunu diyorsan gölge etme baska ihsan istemez. birde bulundugum ulkedeysen karsima cik yüz yüze tartisak sen beni taniyorsun ama ben senin kim oldugunu bilmiyorum kuyurk acisi olan öyle coki)) sen hangisiisin bilemiyorum eger karsima cikacak ve bunu yüz yüze tartisacak cesaretin yoksa bu saaten sonra seninle migdemi bulandirmak istemiyorum

Körler...
Sagirlar...
Birbirini agirlar!

Yine de sizi seviyoruz; kolay gelsin.

Komünistlerin Birliğinden ne anlıyoruz?
Evet, Engels yoldaşında işaret ettiği gibi komünistlerin birliği yüce bir kavramdır.
Fakat, bu kavram, bir takım haklı eleştirilerimize dayanak yapılarak genelleştirilmemeli...
92 Birliği gibi "acı" deneyim ortada iken...
Elbetteki komünistlerin birlik gibi bir derdi vardır, olacaktır da...
Fakat burada, kiminle birlik, kimlerle birliktelik, nasıl birlik, soruları da beraberinde sorularak bu sorulara alınan yanıtlar ışığında bir yol izlenmelidir.
Yazılan yazılardan çıkardığımız sonuç, arkadaşların ve yoldaşların birlik isteklerinin siyasal yönüne oranla duygusal yönünün ağır bastığıdır...
İşte en tehlikeli yön de bu yöndür..
Zira, hayat duygusallığa yer vermez.. Duygusallık savaş ortamında bir KP'yi en temel kriterlerinden yoksun bırakacak, içimizde var olan tehlikeli bir açıktır...
Neden ayrıyız? sorusu elbetteki çok çeşitli yönleriyle tartışılmalıdır...
18 Nisan 1994'ten bugüne neler yaşandı, neler değişti. Her iki kesim ne gibi siyaset izledi, halen ne tür siyaset izliyorlar, yaklaşımları ne? Bu sürece nasıl geldiler, Bu süreçten çıkardıkları dersler ne? Geleceğe bakışları nasıl?
Tüm bu sorular ve bu içerikte çoğaltılacak sorunlar arkadaşlarca etraflıca tartışılmalıdır..
Farz edelim ki, iki yapı bir araya geldi...
Peki eleştirdiğimiz, şikayetçi olduğumuz siyaset tarzı, ideolojik-politik-örgütsel yönelim ne olacak?
50 kişi ile diğer 50 kişinin bir araya gelmesiyle 100 kişi olur...
Peki bu meselenin özüne parmak basar mı?
Basmaz!
O halde;
Bizleri bugün ayrı ayrı saflarda, hatta bu ayrılıklar içinde, daha da uzak mesafelerde tutan, sorunları ele alış tarzından tutalım da, izlenilen yol ve yöntemler noktasında farklılıkları oluşturan ideolojik öz nedir? İdeolojik gıdamızı nereden alıyoruz?
94 sonrası şüphesiz ki, iki yapı gidişatlarını değişik şekillerde sürdürmüşlerdir...
Bu şekilleniş çok önemlidir...
Bir arada oluşumuz, ideolojik hastalıklara çare olacak mı? Örgüt içi bürokratlaşmış, burjuvalaşmış kesimlere yönelecek mi?
Ya da MKP I. Kongresinde yakalanan özeleştirel, bilimsel, insanları kazanıcı tarz ve yönelim birleşen yapıya nasıl etki edecek?
Bu veya bu içerikte sorular bulmak mümkün...
Arkadaşlar, "ne olursa olsun, bir arada olmalıyız" gibi duygusal baskılanmadan çok, ilkeli, sorunları MLM normlarda tartışarak, dahası geçmişine karşı özeleştirel, hatalara karşı acımasız, en önemlisi de son yıllarda unutulan, uygulanmayan Parti İlkelerinin hayata geçirilmiş şekliyle ancak ve ancak yapılacak birliktelikler üzerine kafa yormalıdırlar...
Duygusallık ve anlık düşünme yapıya 10 yılları alacak kalıcı zararlar vermek dışında yarar sağlamayacaktır...

Birlik tartışmalarının bu sitede yapılmasından rahatsızız...
Ama yapılıyorsa da adabında yapılmalıdır...
Bu tartışma sitesini açan arkadaş ya da arkadaşlara tavsiyemiz...
yazılar ekranın dışına çıkıyor, okunmuyor, okuyamıyoruz...
yazıları diğer haber-yorumlar gibi ekrana sığacak şekilde yazarsanız iyi olur...
Diğer tartışma sitesinde küfür çok kullanılıyor,
sokak ağzıyla olaylar konuşuluyor...
Bu tartışma diğerine oranla nispeten biraz daha iyi...

cok yakinda tartismalrimizi daha güzel ve seviylei bir ortamda yapacagiz partizancilara ait partizan degerlerine sahip cikan bir site yapim asamasinda

boku yedik demek ki..

cüneyt kivrem kaypakkaya sayfasi henüz bitmememkle birlikte olsa acildi bu noktda katki suna bilirsen seviniriz bizimle kontaga gec kaypakkaya@webmaster.net adresinden bize ulasa bilirsin sitenin isimde www.kaypakkaya.net

sevgili Devrimsu,Kaypakkaya net sitesinin acildigi haberini büyük bir sevincle ögrenmis bulunuyorum...Simdi,sönmeyen ates dinmeyen firtina kaypakkaya gelenek devrimci bir mevziye daha sahip....Bu güzel ve bir okadarda degerli calismandan dolayi tekrardan kuluyor ve tebrik ediyorum....Ilk isim kayitli üye olmak oldu...Kaypakkaya net.te görüsmek üzere devrimci selamlarimi iletiyorum.

sevgili Devrimsu,Kaypakkaya net sitesinin acildigi haberini büyük bir sevincle ögrenmis bulunuyorum...Simdi,sönmeyen ates dinmeyen firtina kaypakkaya gelenek devrimci bir mevziye daha sahip....Bu güzel ve bir okadarda degerli calismandan dolayi tekrardan kuluyor ve tebrik ediyorum....Ilk isim kayitli üye olmak oldu...Kaypakkaya net.te görüsmek üzere devrimci selamlarimi iletiyorum.

sevgili Devrimsu,Kaypakkaya net sitesinin acildigi haberini büyük bir sevincle ögrenmis bulunuyorum...Simdi,sönmeyen ates dinmeyen firtina kaypakkaya gelenek devrimci bir mevziye daha sahip....Bu güzel ve bir okadarda degerli calismandan dolayi tekrardan kuluyor ve tebrik ediyorum....Ilk isim kayitli üye olmak oldu...Kaypakkaya net.te görüsmek üzere devrimci selamlarimi iletiyorum.

ya,kirveler,siz,hepbirrlik,yapip,savas-savas.savas,diyorsunuz,biraz,yavas,olun,yahu.

arkadaşlar zaten hep degilmidir başarıyı elde edemeyişimizin sebebi birliğin olmayışı başlangıçta hepimiizn istegi güzel bir toplum eşitliğin olması özgürlüğün olması vs bunlar her parti(örgüt) mensubların istediği şeyler degilmidir ama nedense birtürlü birleşemiyoruz tabi bunlar benim düşüncem her partinin(örgütün) strateji-taktiği ayrıdır birilerimiz derki özgürlükler lafla alınmaz özgürlükler namluyla alınır diğer birilerimiz derki özgürlükler beyin dediğimiz insanın özgür iredesi ve mücadeiesiyle alınır tabi bunlara karşı konulmaz çünkü parti önderleri parti kuruldugunda bir tüzük hazırlar ve bu tüzügede herkezin uyması şarttır strateji taktik lerimiz ayrı olsada sonuçta istediğimiz şey aynıdır ama ayrı oldugu için başarı elde edemiyoruz diye düşünüyorum ama bunada inanıyorum birgün herkez birleşecek ve aynı noktada birlik ve mücadele yapılacaktır BAŞARI DEDİĞİMİZ ŞEY OZMAN ELDE EDİLİR
BİRLİK-MÜCADELE-ZAFER
BU ÜÇLÜ OLMADAN BAŞARI ELDE EDİLEMEZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM
SEVGİLERLE:İNANÇ DENİZ
DOSTCA KALIN

yav siz ne yaptiginizi düsünüyormusunuz yukardakileri okudum inanin gevezelikten baska bi sey degil. böylemi devrim yapacaksiniz kaypakkaya yasasaydi ne derdi acaba .slm

parti güclerinin birliğini istemeyen işçi köylü okurlarına sevgili dost yoldaşlar bilindihi üzere devrimci demokrasi birkiğin anasıdır bunu yegane maoizmin tüm kesmi bilmektedir fakat bu gün ne hikmetse işçi köylü kesimi şunuda defalarca demiştir birliği doğru bulmadıklarını birlik istemediklerini hatta TKP (ML) MKP olduhunda TKP/ML NİN basın kuruluşu yayın kanadıta şçyle naralar atıyordu gelin gelin ibonun partisi TKP/ML YE GELİN HALK PARTİSİNİ ARİYOR DİYE tutarsız yönelimdi bir parti ibonun partisi olamaz ibo yoldaşı tarih ekseninde böyle carpık siyasetin işlevsizliğinde bir proleterya partisi halkını sınıfını ara bulur bu böyle olması gerekli bilincindeyizdir ama TKP /ML Yİ anlatmaya çalışan işçi köylü basın sözcüsü o süreclerde büyük ve yalın olmayan bilhasda siyaseti ml yi çarpıklaştırmıştır çarpıktan kastımız TKP /ML ye ibonun partisine gelin işçiler köylüler genclik demesi böyle bir duruş trockistlerin tarihinde bile olmamıştır yani MKP ye yönelik saldırılar sistem içi ve dışı sürerken dost bildi,kleri catılardanda olmakta idi gerek tabancılardan gerek kurumdan yani top yekün sindirmeye karşın parti ayakta idi neden sizce :))) sonkez ökkeş karaoğlununda dediği gibi CANIMIZ HALK SAVAŞINA FEDA OLSUN PARTİYLE BİLİMLE YÜKLEN AYDIN HANBAYAT SAHADETİYLE DEVRİME evet proleterya partisi MAOİST KOMİNİST PARTİSİNİ MKP her alanda yok etmeye dönük dedikodular fiskoslar yürüten gerici kırımlar ne pahasına olursa olsun çelikleşmiş tarihi bilincle yola koyulan bir tarih sistemce yıkılamadı yıkamıyacaklarda ama diyoruz maoistlerin birliğini istemeyen işçi köylü kesminin birliği tartışması samimi deyildir bu gerçektende doğru deyildir mkp tarafına dönük fiskos vs girişimlerinde yapıldıhını biliyoruz ama sakın böylesi uc laf salatası fiskos kirlilikler yürütmeyin dönün kendinize bakın yok munzurdan şu kişiler gitti yok yckm böyle olmuş yok işte şunun durumuna bak falan gereksiz tutarsız dawranışlarınızı gözden gecirin önce sonra kalkın birliği tartışın yahu birliği istemeyenlerin birliği tartışması samimi deyildir son olarak oldunuz genel gidişatı gözden gecirin bakalım işçi köylü okurları son sürecde olan gelişmelerinizde gayet bilinmekte konferasn sürecinde birliği ele almış tkp/ml bunu neye dayanarak yapmıştır hani siz tasfiyeciler dediniz yıkılacak diyordunuz lafazanlıklar üretiyordunuz tarihi saptırdıhını söylediniz o güzelim maoist kominist partisine şimdi ne olduta yanaşıor parti birim sözcüleriniz :???? SON KEZ BİRLİĞİ İSTEMEYENLERİN BİRLİĞİ TARTIŞMASI SAMİMİ DEYİLDİR

birlik dönemin en ihtiyac his edildigi bir dönemi yasiyoruz birligin gerceklesmesin tikayan cidi idoloji kirilmalar birliginin moaist tarzda deylde guruplar temelinde gerceklestigini 92 yasadik tikaniklik neden yasanamakta gurupculuk kariyeririzm bölgecililk savas agaligi klan örgütlenmesi siyasi gerilik asilmadiginda kaynaklidir butun ayriliklarin temelimde bu sorunlar olmustur tkp ml güc kaybetmistir tkp ml ve mkp arasinda temel programi etkileyecek siyasi ayrikli olmamasina ragmen ayrilikci tavirlariyla tkpml mkp misyonun oynamamakta askeri siyasi gelismelerinin gerisinde döneme özgü pölitaka üretmekte zorluk sinif mücedelesinin gerisinde tikanikligin asmakta israrlarin görememekte halk savasina özgü yilarda beklenen duzenli gerila savasi istenen düzeyde olmadigi görülmemektedir mkp 1 kongeresi bu sorunlari tespit etmis cidi cözüm üretmis ragmen parti birligi yeteince bilince cikarilmamis ayrilikci gurupcu tavirlarin israrla sürdürmüslerdir ayrilikci tutum sahipleri unutmamalir her sey halkin savasina endeksili oldugun gurup cikarlari halkin cikarlarina tabi kilinmalidir parti güclerin birligi gereceksiz yapilmasi sinif mücedelesin gelismesini halk savasin yükselilmesi icin zorunludur birlik artik zorunluktur bundan kacis süni ayriklar gerekcesi kalmamistir hic bir siyasi argumani yoktur hangi konuda ayrikci siysai ayirilk yaratilicak 5 temel belge 11 ilke farkli tespitleri yaktur mkp tkpml in parti taraftarlari birligi bakislari olumludur cidi siyasi konpanyalarla egitimlerle birligin temeli atilmasi sorunlar asmak münkündur bunlar yapilmasa birlik gerceklesmese parti kitlesinde karamsarlik sinif mücedelesinde zayiflik güclerin bölunmesi her alanda kendisini gösterecektir ki bu cok bariz sekilde görülmekte sizler görmüyormusuz bu olumsuzlugu gidermek taraftarlarin esas görevleri halini almistir birlik mücedele zafer