İnsansız.Sezgin Tanrıkulu,SİHA'yı gündeme getirir getirmez hakkında soruşturma başlatıldı.Kendisine yönelik tepkiler Tanrıkulu’nun işaret ettiği hukuksuz kalmış devletin ifşasıdır.Sezgin Tanrıkulu,SİHA'yı gündeme getirir getirmez hakkında soruşturma başla

---İnsansız.Sezgin Tanrıkulu,SİHA'yı gündeme getirir getirmez hakkında soruşturma başlatıldı.Kendisine yönelik tepkiler Tanrıkulu’nun işaret ettiği hukuksuz kalmış devletin ifşasıdır.Sezgin Tanrıkulu,SİHA'yı gündeme getirir getirmez hakkında soruşturma başlatıldı.Kendisine yönelik tepkiler Tanrıkulu’nun işaret ettiği hukuksuz kalmış devletin ifşasıdır.Silahlı İnsansız Hava Araçları deyince ne havalı tınlıyor değil mi?“Hedefleri etkisiz hale getiren”teknolojik uçaklar.İnsansız. Yani sorumsuz.Devrine uygun.Ne hikmetse ama bu konuyu gündeme getiren bir insan da hedef haline gelebiliyor. Milletvekili Sezgin Tanrıkulu,söz konusu sistemin tartışmalı yanlarını sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından gündeme getirir getirmez Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturma gerekçesi şöyle okunuyor: “devletin insansız silahlı hava araçlarıyla sivil vatandaşları vurup, öldürdüğünü iddia ederek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin manevi şahsiyetini aşağıladığına dair somut deliller bulunduğu…”
---Silahlı İnsansız Hava Araçları deyince ne havalı tınlıyor değil mi? “Hedefleri etkisiz hale getiren” teknolojik uçaklar. İnsansız. Yani sorumsuz. Devrine uygun.
Ne hikmetse ama bu konuyu gündeme getiren bir insan da hedef haline gelebiliyor. Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, söz konusu sistemin tartışmalı yanlarını sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından gündeme getirir getirmez Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturma gerekçesi şöyle okunuyor: “devletin insansız silahlı hava araçlarıyla sivil vatandaşları vurup, öldürdüğünü iddia ederek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin manevi şahsiyetini aşağıladığına dair somut deliller bulunduğu…”
----Roboski katliamının yaşanmış olduğu bir ülkede bir milletvekili Hakkari’de dört vatandaşın SİHA’larla vurulduğunu, bir kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, “Eskiden JİTEM vardı, şimdi aynı görevi SİHA’lar yapıyor. Böyle yöntem hukuk devletinde olmaz ancak savaşta olur; savaşın da kuralları vardır” dedi diye ne olacaktı? İşaret ettiği saldırı mı sorgulanacaktı sanki? Gelen tepkiler Tanrıkulu’nun işaret ettiği hukuksuz kalmış devletin ifşasıdır.
---‘EY TANRIKULU SEN KİMLERDEN YANASIN’
Tanrıkulu’nun açıklamasının ardından Milli Savunma Bakanlığı sivillerin vurulduğu iddiasını yalanladı, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise “Ana muhalefet partisinin bu milletvekilini acilen çağırıp ağzının payını vermesi lazım” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisi de ”Ana muhalefetin temsilcisi çıkıyor ‘SİHA’lar sivilleri vuruyor’ diyor. Nerede bu siviller? SİHA’lar teröristleri vuruyor. Ben beklerdim ki ana muhalefetin Genel Başkanı çıksın, ‘Ey Tanrıkulu sen kimlerden yanasın’ desin. Bu beyler, ölen teröristleri savunur hale geldiler. Biz sizi tanıyoruz zaten. Tek farkınız var. Siz CHP’siniz onlar HDP. Hangi merciye müracaat ederlerse etsinler biz attığımız adımların doğru olduğuna, terörle mücadeleyi terör örgütünden bir kişi kalmayıncaya kadar devam ettireceğiz.”
Ana Muhalefet Partisi Başkanı’nı kendi milletvekiline karşı bu üslupla göreve çağırtan öfkenin gerisi Sezgin Tanrıkulu’nun hayatını insan hakları mücadelesine adamış bir avukat ve Kürt bir milletvekili olmasıdır. “Biz sizi tanıyoruz zaten” bu. Genel Başkanları, milletvekilleri anayasa çiğnenerek tutuklatılmış Millet Meclisi’ndeki seçilmiş bir partiyi de terörist ilan eden düzendir bu. Biz de iyi tanıyoruz artık.
Bu noktada Ali Topuz’un yazısında SİHAların çıkış yeri ABD’den verdiği bilgileri hatırlatmak isterim. “Amerikalılar, Afganistan, Pakistan ve Irak’ta bu araçlar aracılığıyla on binlerce kişiyi öldürdü. Bu araçları kullananlardan biri, Brandon Bryant, ABD’den yönettiği bir araçla bir çocuğu öldürdüğünü gördükten sonra (mesai arkadaşı ona ‘vurduğumuz çocuk değil köpekti’ dediyse de) bunalıma girdi, ordudan ayrıldı, insan hakları savunuculuğu yapıyor. ‘Yaşam saygımı yitirdim’ diyecekti Bryant ve kendisini bir ‘sosyopat’ olarak görmeye başlayacaktı çalıştığı süre içinde. İstifa edince kendisine başarılarını gösteren bir belge verilecek, belgede 1626 kişiyi öldürdüğü yazılacaktı. Bunların kaçının tamamen masum olduğu sorusu içini kemiriyor. ‘Bir kişiyi öldürebileceğimi bile düşünemezdim’ diyor. O belgeden utanıyor.”
----Anladık pilotu yok. Bu haliyle klasik savaş uçağından farklı. Ama o öldürme komutunu yerine getiren el, son kertede kendine bunu anlatamıyorsa, burası işte kastedilen iradeye isyan ve Bryant örneğinde bir ağıttır.
---‘BİZE ŞİMDİ KENDİ KÖYLERİMİZİ BOMBALATIYORLAR’
Kastedilmiş iradeye isyanı bir de Türkiye’deki muhtabından okuyalım. Bir masada Bryant ile oturup dertleşirken görebildiğim ve aslında her şeyi bize anlatan bir diğer cesur isim Barış Bloku Eş Sözcüsü ve eski bir savaş pilotu olan Bahadır Altan: “SİHA, ‘insansız’ diye tanımlanınca onu kullanan kişi de sanki, ‘insanlık’ kavramından ve dolayısıyla sorumluluğundan azade bir robotmuş gibi algılanıyor. Oysa bu uçaklar, motor çalıştırmadan başlayarak, kalkış için piste giriş, tırmanış, uçuş ve iniş olmak üzere bütün uçuş safhalarında ve bomba veya füze atarken bir ‘pilot’ tarafından yönetiliyor. Tek fark, pilotun uçağın içinde değil, yerde ekran başında olmasıdır”
---Altan’ın Gazete Karınca’da yer alan yazısında bir ayma ânı kaydı da var: “Eski bir savaş pilotu olarak bütün bunları bana düşündürüp yazdıran şey 1990 yılında bir gece yarısı beni telefonla arayıp uyandırarak hesap soran bir öğrencimin sözleridir. F-4 uçağında muharip uçuş öğretmenliği yapmış ve genç pilotların yetişmesine katkılarım olmuştu. Öğrencim şöyle diyordu: Bana bunları neden öğrettin? Bize şimdi kendi köylerimizi bombalatıyorlar! Hâlâ kulaklarımda çınlayan bu sözler bana soğuk terler döktürmüş ve gerçekleri görmemi sağlamıştı. Bundan çok daha fazlasını yaşayan arkadaşlar olduğunu biliyorum. O dönemlerden bu yana değişen bir şey yok, hatta 90’lı yıllardan daha kötüye gidildiğini görmemek için kör olmak gerek. Çünkü sorunu çözmek değil, sonucundan yararlanarak iktidar sürdürmek artık bir resmi politikadır.”
---Faşizm en çok sorgulayan tekil, birey iradesinden korkar. Yığınlara düşkünlüğü, insanları robotumsu araçlara dönüştürme gayreti bundandır. Ama işte bahsi geçen de insan iradesi. İki taşın arasından bitebilecek o ot. Şu 1930ların ortasında Nazizm gümbür gümbür yerleşirken yine yığınların toplandığı ve Hitler selamı çaktığı siyah-beyaz fotoğrafı hatırlar mısınız? Yığının içinde tek bir insan kolunu kaldırmaz. İsimsiz herhangi bir vatandaş. Kolunu kaldırmayarak insan olur.
İrade sadece doğru bildiğini yapmak değil yanlış bulduğunu yapmamaktır. Ve her ikisi de çok korkutucudur sistem nezdinde. Şükür ki öyle. Kaynak : Gazete Duuvar
-----

----Karin Karakaşlı kimdir ?1972’de İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü’nün ardından Yeditepe Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. 1998’de öykü dalında Varlık dergisinin Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazandı. Karakaşlı’nın eserleri şunlardır: Başka Dillerin Şarkısı (Öykü, Varlık Yay., 1999; Doğan Kitap, 2011) , Can Kırıkları (Öykü, Doğan Kitap, 2002), Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim? (Roman, Doğan Kitap, 2005), Ay Denizle Buluşunca (Gençlik Romanı, Günışığı Kitaplığı, 2008), Cumba (Deneme, Doğan Kitap, 2009), Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (İnceleme, Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel ile, Bilgi Üniversitesi Yay., 2009), Benim Gönlüm Gümüş (Şiir, Aras Yayıncılık, 2009), Gece Güneşi (Çocuk Kitabı, Günışığı Kitaplığı, 2011), Her Kimsen Sana (Şiir, Aras Yayıncılık, 2012), Dört Kozalak (Gençlik Romanı, Günışığı Kitaplığı, 2014), Yetersiz Bakiye (Öykü, Can Yayınları, 2015), İrtifa Kaybı (Şiir, Aras Yayıncılık, 2016), Asiye Kabahat’ten Şarkılar Dinlediniz (Anlatı, Can Yayınları, 2016). Karakaşlı halen Kültür Servisi, Gazete Duvar siteleri ve Agos gazetesinde yazmaktadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Hafızanın minik oyunları
Çarşamba, 6 Eylül, 2017

Hatırlamak zorlu sanat. Hani Atom Egoyan’ın ‘Remember’ filminin son sahnesi kadar zorlu… Elbette anının kalması ancak nahoş duygusunun ortadan kalkması ilk aşamada çok cazip geliyor kulağa. Yıllar sonra bile yeri gelip kıvrandığımız acılardan kurtulmak demek bu. Özgürlüğün diğer adı.
Hayat postacıları
Cumartesi, 2 Eylül, 2017

Faşizmin silindiri üzerine doğru geldiğinde, farklı var oluşunu tehdide dönüştürdüğünde en sıradan şeylerin korunması hayat amacına döner. O hayat artık sadece seninki değildir. Ninelerden, dedelerden miras alınan ve doğacak çocuklara emanet edilecek olandır. Litvanyalı kitap postacılarının da, her dönemin her coğrafyanın mücadelecilerinin de, Saroyan’ın da öğrettiği budur.
Pembe vagon, kara birlik
Çarşamba, 23 Ağustos, 2017

Pembe vagonlardan kara birliklere her şey önce adının konmasını, sonra da aşağılamalar ve ayırımlar üzerinden bir hayat istemiyorsak, başka türlüsü için birlikte davranmayı gerektiriyor. Çünkü dünyanın cenneti de cehennemi de bizden başkası değil.
Suç, ceza, pişmanlık
Perşembe, 17 Ağustos, 2017

Murat Çelikkan, 25 yıllık gazetecilik hayatının yanı sıra insan hakları alanındaki çalışmalarıyla da tanınıyor. İnsan Hakları Derneği, Uluslararası Af Örgütü - Türkiye, Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kurucusu olan ve yönetim kurullarında yer alan Çelikkan, Kürt meselesi ve medya etiğiyle ilgili projelerde çalıştı. 2010'dan bu yana da kurucularından olduğu Hakikat Adalet Hafıza Merkezi direktörü. Bu tertemiz, onurlu özgeçmiş insan hakları savunucularına ‘ajan’ muamelesi yapılan bir dönemde elbette ‘çifte kavrulmak’ anlamına geliyor. Başka bir şeye değil.
İşlevsel
Çarşamba, 9 Ağustos, 2017

Olmayan bir örgüte dair bulunmayan delillerin yokluğunda onu aramış, bak bilgisayarında ne varmış, şöyle bir yazışma varmış fukaralığına düşülmüşken Özlem Dalkıran, İdil Eser, Günal Kurşun, Veli Acu, Ali Garawi, Peter Steudtner, Nalan Erkem, İlknur Üstün, Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli emeklerinin değdiği insanların, kurumların sözüyle, eylemiyle ortaya çıkarılmalı. Hele de insan hakları örgütlerinin toplu, kararlı, istikrarlı duruşlarıyla.
İftira cinayeti anatomisi
Perşembe, 27 Temmuz, 2017

Büyükada’da dijital eğitim için toplanan insan hakları savunucularından ajan, Diyarbakır’da ömrünü can kurtarmaya adamış doktor cerrah, tabip odası başkanlığı yapmış bir diğer grup insan hakkı savunucularından örgüt üyesi, Cumhuriyet gazetesinden FETÖ yapılanması çıkarmaya çalışılıyor en güncel birkaç örnekte. Haksız yere ihraç edildikleri işlerine dönmek için 140 gündür açlık grevinde olan ve hapishanede tutulan iki eğitimci için İçişleri Bakanlığı terörist kitapçığı yayınlıyor. Cinayetler; fiili bir türlü gelmek bilmeyen o hukuk diliyle iddianamelerde, edilgen fiil çekimli kimin nerede söylediği bile anlaşılmayan o meşhur ‘iddia ediliyor’ kalıbı eşliğinde haberlerde işleniyor.
Dua, beddua ve diğer şeyler
Çarşamba, 19 Temmuz, 2017

Yaz sıcağında yapılacak muhtemelen de epey sıkıcı olacağı için bari katılımcılar biraz rahat etsin diye Büyükada’da bir otelde toplanılan insan hakları savunucularının eğitim atölyesinden adı zikredilmeye gerek duyulmayan bir terör örgütüne yardım buluşması yaratıldı. Ne yapayım yani? Çıkıp şimdi iki haftalık gözaltı boyunca sosyal medyada, her ortamda bıkıp usanmadan yaptığımız üzere bu insanların kim olduklarını, görüşlerinden, siyasi duruşlarından bağımsız kimin başına ne haksızlık gelse koşup sundukları emeği mi anlatayım bir kez daha. Her koldan denedik. Bilgiyle ikna edilecek birileri var mı karşımızda sahi?
Somut kötülük soyutlaması
Çarşamba, 12 Temmuz, 2017

Kusura bakmayın, gücümün yettiği kadarıyla kötülüğe karşı mücadele ederken, arkadaş, yoldaşı olmaktan gurur duyduklarımı anlatmaktan imtina etmeyeceğim. Çünkü mücadele Özlem’in çakmak çakmak gözleri ve İlknur’un bütün duyguları kapsayan o yandan gülüşüdür biraz da. Salak ya da ego düşkünü değilim; gözaltı, tutuklama, ölüm ya da sürgünlerin dost olmamızla bir ilgisi yok. Ama devlet ve iktidar nezdinde hep doğru insanlar sevmiş olmamla ilgili bir sağlaması var bu yaşadıklarımın.
Tekil, topyekûn
Çarşamba, 5 Temmuz, 2017

Figen Yüksekdağ, ilk kez mahkeme karşısındaydı. Bazen böyle işte. Karşınızda tekil bir insan görürsünüz, öyle görmek, yalnızlaştırmak işinize gelir. Oysa topyekûn bir iradenin cisimleşmiş halidir o insan. Tahammülfersa gücünü nezdinizde, bu doğal gerçekten alır.
Ezilmiş
Çarşamba, 21 Haziran, 2017

İstanbul’da 15 yıldır aşçılık yapan İsmail Erdoğan, halen bir yandan çalışırken bir yandan da kalbinden direniyor. Büyük sloganlar, kampanyalar olmaksızın kendi doğrusunda. Kendi kaçınılmazlığından. Sözünün gücü bu sahiciliğinde saklı zaten.
Ayrışma
Çarşamba, 14 Haziran, 2017

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde 12 Kasım 2004 tarihinde evinin önünde babası Ahmet Kaymaz ile birlikte 12 yaşında 13 kurşunla öldürülen Uğur Kaymaz adına ilçede öğretmen Kamuran Aydoğan tarafından yapılan heykel ilçe belediyesine atanan kayyım tarafından kaldırıldı. Avuçlarında güvercin bulunan iki çocuk heykeli kepçeler tarafından kaldırılarak bilinmeyen bir yere götürüldü.
Sayım
Çarşamba, 7 Haziran, 2017

İnsan onuru, adalet, açlık, direnişten bir tuzluk oyunu mu hazırlamalı? Kaç kere kaçı seçsen, çıkan ruhuna denktir, ona mı bakmalı? Kolu ‘Hayata Dönüş’ operasyonunda dozer darbesiyle kopartılmış Veli Saçılık’ın üzerine yağmur gibi yağdırılan plastik mermilerin çetelesini mi tutalım? Rakamlar aciz “Bizi açlıkla terbiye edemezsiniz. Biz aç olarak mevsimler boyu yaşarız. Siz onursuzluğunuzla yaşayın” diyen bir insanın karşısında.
Fazla karışık, çok sade
Çarşamba, 31 Mayıs, 2017

Bu öyle bir adalet işleyişi ki, 70 yaşındaki Kemal Gün, oğlunun kemiklerine kavuşmak için 90 gün açlıkla direndi. Neden sonra İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan kemiklerin PTT Kargo'ya verildiği öğrenildi. Bir hafta da böyle geçti işte. Kargodaki kemiklerin ağırlığıyla. Yine fazla ve açıktı her şey.
Seçmece bunlar
Çarşamba, 24 Mayıs, 2017

Gülmen ve Özakça için üretilen gözaltı gerekçesi, bu seçmece halin fal okuma boyutunu sergiler nitelikte: "Gezi ve Tekel eylemlerine dönüşebilir." Korkuları faş eden bu gözaltı gerekçesi kendi içinde çok şey söyler. Tıpkı destekçilere dönük polis saldırısının, zincirleme gözaltıların ve nihayetinde eylemin sürdüğü Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın ablukaya alınışının da gösterdiği gibi.
İşinde gücünde
Çarşamba, 17 Mayıs, 2017

70 yaşındaki Kemal Gün, oğlunun kemikleri için 82 gündür açlık grevinde. Antigone'den bu yana insanlığın temel hakkı olan şeyi, gömme hakkını istiyor.
Onur açlığı
Çarşamba, 10 Mayıs, 2017

Tanık olan eğer bir parça insanlıktan nasibini almışsa, onu da için için yiyip bitiren bir eylemdir açlık grevi. Yediğiniz lokma, içtiğiniz yudum an gelir zehir zıkkım olur. Onuruna kastedilen insanın varlığı pahasına girdiği mücadeledir o eylem. Hepimiz içindir. Bu zamanlarımızın bedendeki ifadesidir.
Arka balkon zamanları
Çarşamba, 3 Mayıs, 2017

Arka balkonlarda zaman durur, anılar başlar. Evlerin ortasında hasbelkader dokunulmamış küçücük toprak parçasından biten ağaca minnet duyarsın. Dalları kuş yuvası, kendisi yeşil bir paravandır. İyi gelir ruhuna.
Aynı doğrultuda, doğru orantıda
Çarşamba, 26 Nisan, 2017

“Birinci Dünya Savaşı’nın zor şartlarında hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini bu yıl da saygıyla anıyor, torunlarına taziyelerimi sunuyorum” diyordu Erdoğan. Savaş şartlarında ölen Osmanlı Ermenileri vardı. Bir halk bin yıllardır yaşadığı topraklardan kökü kazınırcasına silinirken, sanki savaş kurbanı olmuşlardı.
‘Bize her şey retro’
Perşembe, 13 Nisan, 2017

Ortalıktaki devasa afişlere bakıyorum. Mimiksiz, plastik suratların sırıtışa büküldüğü, gözlerin boşluğa baktığı ürpertici resimlere. Siyasetçilerin gülen, ağlayan, dalga geçen, kavga edenleri cezaevlerinde tutsak. Gerçeği anlatmaya yeminli gazeteci ve hukuk mücadelesi vermeye azimli avukatlarla beraber.
Normal
Çarşamba, 5 Nisan, 2017

Referandum mitingi dolayısıyla Diyarbakır’a adeta ‘çıkartma’ yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediyesine kayyum atanan kentte “Belediye başkanlığı zorla elinde alınmış biriyim” hatırlatmasında bulundu. “Yasal yollardan yeni belediye başkanları, kayyumlar atanmaya başlandı, her yer nasıl değişmeye başladı” diye konuştu. Normalimiz böyle bir şey.
Oynamak
Çarşamba, 29 Mart, 2017

Oyun zulüm olarak yaşatılıyor ne zamandır. Aklımızla, vicdanımızla, sabrımızla oynanıyor. Diyarbakır'da Newroz kutlamasında polis kontrol noktasında vurularak öldürülen, göz göre göre katledilen İnönü Üniversitesi Müzik Bölümü öğrencisi Kemal Kurkut'un şahsında yaşadığımız budur.
Büyük takibat
Salı, 21 Mart, 2017

Ermeni toplumu huzur içinde bekleyişini sürdürebilir. Nasıl olsa kendisi için neyin ya da kimin ve hangi zamanlamayla iyi olacağını bildirenler fazlasıyla var. İnsan daha ne ister, Allah'tan belasını mı?
Portakal
Pazartesi, 13 Mart, 2017

Almanya’da başlayan miting izni yasağı Hollanda’da zirveye çıktı. Hafta boyu Avrupa’nın değişik ülkelerinde de bu “Bütün Avrupa bize karşı” içerikli kampanya yayılacağa benzer çünkü suni gerilimlerin yurt dışında yaşayan seçmenlerin evet oylarını artırmasına güveniliyor.
Pirinç yollar
Çarşamba, 8 Mart, 2017

Demirci çıraklığından, ana dili Ermeniceyi öğrenmek üzere İstanbul’a uzanan yolunda Margosyan, Diyarbekir’in bugününde yok edilmiş geçmişinin izini sürüyor kâh muzipçe kâh hüzünle. Bugün mü dedim, işte orası kendi içinde daha acıklı bir hikâye. Zira, belgesel tamamlandıktan sonra Margosyan’ın gezindiği Sur da yerle bir edildi.
Mübah hedefler
Çarşamba, 22 Şubat, 2017

Hakikati anlatmak artık hayati bir mücadele. Yoksa hepimiz yaşadığımız zaman içerisinde, daha ömrümüzü tamamlamadan bir yalandan ibaret kalacağız. Varlığın yalan olmasından öte lanet var mı?
Seçenek
Pazartesi, 13 Şubat, 2017

Fiilen devrede olan faşist, totaliter bir sistemi meşru kılıfına sokmaya hazırlanan, tam da bu yüzden hayır diyen vatandaşlarını o çok bildik oyunla ‘vatan haini’ ilan etmeye başlayan bir referandumda iki farklı seçeneğimiz yok. Hangi yolun yolcusu olduğumuza dair verilecek kararımız var.
Karanlıklar aydınlığa
Salı, 31 Ocak, 2017

Hayırlı olsun sahi. Bilindik deyişle vatana, millete hayırlı olsun. O vatan ve o milletten ne ve kim anlaşılıyorsa, hepsine hayırlı uğurlu olsun. Hayrını görsünler bu ahlar memleketinin.
Birin biri
Salı, 24 Ocak, 2017

Paylan’ın sözlerini boğmaya yeltenen diğer vekillerin linci, üç oturumluk ceza ve sözünün tutanaktan kazınması bugün süregelen tarihin ta kendisi. Ve elbette bu resmi tarih her dönemde olduğu üzere kendi işbirlikçilerini de arar. İşte şimdi sürecin o noktasındayız.
Belge
Pazartesi, 16 Ocak, 2017

Yıllardır haykırıp duruldu ya, “hani belge, hani belge” diye. Aradığınız o meşhur belge, Garo Paylan’ın tutanaktan kazıdığınız konuşmasında, kaydına tahammül edemediğiniz o beyanın yerindeki asil boşluktadır.
Kar, karar, konuşma
Salı, 10 Ocak, 2017

'Güç, zorbalık için kullanılırsa hepimiz kaybederiz' dedi Meryl Streep. Nasıl da kaybediyoruz, değil mi… Kar, karar ve konuşma şahittir.
Şiddet
Pazartesi, 2 Ocak, 2017

Şimdisi, yani saldırıların sonrası en beteri. Sanki sorumluluğun yokmuşçasına kınamalar, vatandaşı tedbire davet etmeler, milli birlik ve beraberliğe vurgular. Hicap duyduğum tek bir yılbaşı vardı, o da Roboski katilamının üzerine kutlanabilendi. Gerisi zaten geldi.
Yangın
Salı, 20 Aralık, 2016

Buralarda ateşle imtihanımız da pek çok şey gibi yaralı. Acı ve yas dolu. Biz ateşin yok ediciliğiyle sınandık çoğu zaman. Yangınla. Kayseri Komando Tugay Komutanlığı aracına canlı bomba saldırısı sonrası başta Kayseri olmak üzere ülkenin dört bir yanında gece boyu ateşe verilen, taşlanan HDP ofisleri… Diyarbakır Lice ve çevresinde yine kanın habercisi sokağa çıkma yasakları… İntikam yeminleri…
Terör ve kaplumbağa
Pazartesi, 12 Aralık, 2016

Terör şimdi dilimizde. “Neden hiç İzmir’de patlama olmuyor? Yoksa gavur gavura rahat rahat yaşıyorlar mı?” diyende. Ama şaşırmıyorum. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, daha bir hafta önce, “Biz, bu millet, bu toprakların Müslümanları nasıl düşünürse öyle düşünüyoruz. Bizim bu bağımsızlık meselesini ciddiye almamız lazım. Bizim için bağımsızlık gavura 'gavur' diyerek karşısına dikilebilmektir” buyurmuştu.
Diasporalar
Salı, 6 Aralık, 2016

Şimdi ne zamandır memleket içi sürgün halini de düşünüyorum. Kaldığı halde, olduğu yerde tel tel çözülüşünü insanın. Biraz sevgilinin ya da dostunun akıl almaz hoyratlıklara gönül indirmesine benziyor yarattığı duygu. Tanıyorsun elbet, ama bu senin memleketin değil. Sen onu böyle bilmedin, böyle sevmedin.
Sevgili ölülerle zaman
Pazartesi, 28 Kasım, 2016

Hrant Dink’in ve Tahir Elçi’nin katledilişi milat oldu. Kötünün aleni ilanıydı. Mücadele yeniden başladı. Eksilen yanlarımız hep uğuldadı ama işte devam etmek lazımdı. Öte türlüsü cinayete ortaklıktı.
İnsan onuru
Pazartesi, 21 Kasım, 2016

Bu ortamda çocuklar, kadınlar, bir de tekmil muhalifler varlık mücadelesi veriyor. Varlık mücadelesinin özüyse akıl sağlığını korumaya ve mücadele gücünden, azminden hiçbir şey kaybetmemeye dayanıyor çokluk.
Zarafet
Pazartesi, 14 Kasım, 2016

Leonard Cohen gittiğinde, öyle battaniyene sarılıp müziğini açıp bir şeyler içip romantik bir şekilde veda etmiyorsun. Sanki kaybettiklerini çarpıyor yüzüne onun vedası. Hıçkırığa tahvil edemediğin bir boğaz yumrusu.
Açık hapishane
Salı, 8 Kasım, 2016

Şimdi mesele şu. Barış ve onurlu bir hayat için daha kaç insan mum gibi yanacak? Işık olacaklar diye illa feda mı edecekler kendilerini? O ışık ancak birlikte sahiplenilirse, bu sese, mücadeleye ortak olunursa son bulur kendini fedalar. Ki borcumuzdur. Çünkü HDP sadece bir siyasi parti değil ve o tutuklamalar eşliğinde gasp olunan hepimizin iradesi, başka türlü bir geleceğin ihtimali.
Kanun hükümsüzlüğünde
Pazartesi, 31 Ekim, 2016

Birbirine en zor zamanlarında el vermiş olanlar harabelerden çıkar yine. Onlar sağ kalanlardır. Hep yeniden başlayanlardır. Dert ortağı, mücadele yoldaşlarıdır. 80’ler karanlığında Diyarbekir zindanlarında işkence bahanesi edilmiş o biricik gülüşünü kuşanırız Gültan Kışanak’ın.
Riya
Pazartesi, 24 Ekim, 2016

Bir riyadır gidiyor. Sevinçler, öfkeler, pişmanlıklar riyakâr. Bundan daha beter ne gelebilir insanın başına? Kendi dediğine kendi inanmaz olmaktan başka…
Borçlar
Salı, 11 Ekim, 2016

Devletin bütün bu zorla kaybettirmelerin, faili meçhullerin, suikastların ve katliamların hesabını verme borcu vardır. Dahası vatandaşlarını gerçek anlamda eşit sayarak bilaistisna hepsinin can güvenliğini sağlama borcu da vardır. Yani hepimizi yaşatma borcu vardır.
Sıradan
Pazartesi, 3 Ekim, 2016

“Biz iyiyiz, dimdik ayaktayız. Yine okumaya, yazmaya, iyi insan yetiştirmek için yaşamaya devam edeceğiz. Çocuğumuz bize güç verecek…”
Tarih, insan hikâyesidir
Pazartesi, 26 Eylül, 2016

Mutfaklarda yaşanmış o en gizli kaçamaklara, tartışmalara, intihara, aşka, dayanışmaya, yalnızlığa buyur ediliyoruz. Doksanına gelmiş bir komünistin çocukken kendi dayısını ihbar ediş acısına, on dört yaşında bir gencin kendini konumlandıramadığı bir hayata vedasına...
Müfredat dışı
Pazartesi, 19 Eylül, 2016

Zül çarmıhı
Pazartesi, 5 Eylül, 2016

Zül çarmıhıdır yaşadığımız. İsa Mesih’in hırsızlarla birlikte gerildiği, aşağılandığı, iftiralara maruz kaldığı ve çıkıp da kendini savunmayı, olağan üstü kudretini kişisel kurtuluş için kullanmayı zül saydığı çarmıh.
Önümüze gelene bir tekme
Pazartesi, 29 Ağustos, 2016

‘Azap Ermeni’ye neredeyse şiirsel bir tabir. Gaziantep'te 54 kişinin hayatını kaybettiği intihar saldırısının düzenlediği Beybahçe Mahallesi'nin isminin, Ankara Garı iddianamesinde geçtiğini okuduğumda 'azap hepimize' dedim içimden.
Çınar yaşlılığı, söğüt yaşlılığı
Pazartesi, 15 Ağustos, 2016

Çocukla ve yaşlıyla kurulacak ilişkiyse bir ömürlük sınav. Hele de soyu kırılmış bir halka mensupsan, ölüm hiçbir zaman yiten tek bir canı kapsamaz.
Hüzünlü direniş
Pazartesi, 8 Ağustos, 2016

Bir avuç alternatif yayın organı, zulmü yaşandığı yerden, doğrudan bildiren muhabirlerinin tutuklanışına, sitelerin kapatılışına inat devam ediyor hakikat arayışına. Şükür bu deliliğe baş koymuş insanlar var her koldan. Dünya onların yüzü suyu hürmetine dönüyor. Gazete Duvar da onlardan biri.
ÇOK OKUNANLAR

aysel-tugluk

Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesine saldırı
Sırrı Sakık (Fotoğraf: Arşiv)

Mithat Sancar: Telefonlarımıza çıkmadılar
yeneroglu

AK Parti'li vekilden hadisli cenaze tepkisi
hatun-tuğluk-haber

Bunu da gördük: Mezardan ihraç!
tolgacevik

Tolga Çevik ve risk almadan kahramanlık

YAZARLAR

Ali Duran Topuz
Ali Duran Topuz

Bunu da gördük: Mezardan ihraç!
Dinçer Demirkent
Dinçer Demirkent

SİHA yanılır mı ya da bir ölüm kaç kişiliktir?
Karin Karakaşlı
Karin Karakaşlı

İnsansız
Kemal Can
Kemal Can

12 Eylül'ün sürekliliği: Bir başka müfredat problemi
Metin Solmaz
Metin Solmaz

Tolga Çevik ve risk almadan kahramanlık
Metin Yeğin
Metin Yeğin

Üç domuz bir adam
Nergis Demirkaya
Nergis Demirkaya

Akşener’in MHP korkusu!
Sevilay Çelenk
Sevilay Çelenk

Çıtır aileler, hayalleri ve gençler
Özlem Akarsu Çelik
Özlem Akarsu Çelik

Faşizm cenazeyi mezardan çıkarttırır, üstüne bir de özür bekler

VİDEOLAR
120san play

120 saniyede 7 gün
taksokey play

İstanbul'da sürat yaparken okey oynayan taksici!
dddd play

NASA görüntülerinde İstanbul...
aksary play

Suriye gol atınca Aksaray...
nusret1 play

Nusret Narcos'a tuz serpti!
DİĞER VİDEOLAR
---
-----Gazete Duvar ...http://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/09/14/insansiz/ .

Yorumlar

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: png gif jpg jpeg.
Maksimum fotoğraf büyüklüğü 650x650 pixel.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: 3gp avi bmp cda doc jpe mov mp2 mp3 mp4 mpeg mpg pdf ra ram rm rtf sfk swf wav wma wmv xls.
GÜVENLİK KODU
Lütfen doldurunuz.