Bolşevizmin Sesi Bolşevik Partizan...

Özgürlük Ve Sosyalizm Partisi’nin Programı Üzerine Eleştirel Notlar!

Özgürlük Ve Sosyalizm Partisi’nin programı hakkında somut eleştirilere geçmeden önce, Kuzey Kürdistan/Türkiye’de legal bir sosyalist partinin nasıl olabileceği ve onun programının nasıl olabileceği konusunda bazı ön kabulleri ortaya koymak gerekir. Nedir bunlar?

* Kuzey Kürdistan/Türkiye, şimdiye dek hiçbir dönem demokratik (gerici burjuva demokratik anlamda da) bir ülke olmamış, burjuvazinin (1970’li yıllara kadar feodal toprak ağaları ile birlikte) iktidarı her zaman faşist olmuştur.

* Değişik dönemlerde yasal düzlemde gerici burjuva demokrasisi yönünde belli adımlar da atılmış olmasına, pratikte de belirli burjuva demokratik haklar sınırlı olarak yaşanmış olmasına rağmen devlet iktidarının faşist karakteri değişmemiştir.

* 2000’li yılların başlarına kadar devlet kurumlarında egemen olan Kemalist faşist bürokratik elit bu egemenliğini AKP iktidarı döneminde önemli ölçüde yitirmiştir.

* Fakat bu devletin faşist karakterinin değişmesi anlamına gelmemiş, AKP de iktidarı ele geçirmek, elinde tutmak ve sağlamlaştırmak için faşist yöntemlere baş vurmuş, devletin faşist anayasasının işine gelen bölümlerini iktidarı elegeçirmek ve sağlamlaştırmak için tepe tepe kullanmıştır ve kullanmaktadır.

* AKP’nin MHP ile birlikte gerçekleştirdiği anayasa değişiklikleri de, gerçekte faşizmden gerici burjuva demokrasisine geçiş yönünde değil, AKP iktidarını sağlamlaştırma ve AKP iktidarı altında faşizmi koyulaştırma yönünde değişikliklerdir.
Bu işin siyasi iktidar açısından olan yanıdır.

* Sosyolojik olarak ele alındığında, Kuzey Kürdistan/Türkiye’de toplum burjuva anlamda da henüz demokratik değildir, demokrasiyi yaşamamış, içselleştirmemiştir. Egemen kültür burjuva kültürü değil, cemaat kültürüdür. Toplum kendi içinde kesin inançlı cemaatler biçiminde örgütlenmiş durumdadır. Çoğu dini ve mezhepsel olan cemaatlerin büyük bölümü açısından “kendinden olmayan”, “öteki” olan düşmandır.

* İşçi sınıfı, sınıf bilincinden uzak ve örgütsüz durumdadır. İşçi hareketi zayıftır. Komünist hareket kendiliğinden işçi hareketinden de zayıftır.Ve bu ikisi anda ve hâlâ ayrı yollarda yürümektedir.

* Bu “cemaatler toplamı bir topluluk olma” sosyolojik durumu kendini “sol” “sosyalist”, “devrimci” yapılar içinde de değişik biçimlerde yansıtmaktadır.

* Ekonomik olarak orta derecede gelişmiş, bağımlı ve tekelci bir kapitalist yapıya sahip olan ülkelerimizde önümüzde duran devrim aşaması, öncelikle bu sosyolojik yapı ve devrimin öznesi olan sınıfın andaki durumu nedeniyle antiemperyalist, demokratik devrim aşamasıdır. Sosyalizme ilerleyebilmek için devrimci bir halk diktatörlüğü döneminden geçmek hâlâ zorunludur.

* Kuzey Kürdistan/Türkiye’de, faşizm hüküm sürdüğü sürece gerçek anlamda sosyalist ve komünist bir programa sahip bir parti legal olarak kurulamaz. Bunun mümkün olduğunu düşünenler, Kuzey Kürdistan/Türkiye’de faşizmin hüküm sürdüğünü görmemektedir.

* Ülkelerimizde sosyalist ve hatta komünist isimli legal partiler de kurulmuştur ve bugün de vardır. Bunlar burjuvazi açısından bir tehlike teşkil etmedikleri sürece göz yumulan örgütlerdir. Burjuvazi bunları ciddiye aldığı anda ortadan kaldıracak konumdadır. Bu partilerin tek gerçek faydası sosyalizm ve komünizmin isminin yaygınlaştırılmasıdır. Bu fayda ile bunların pratikte izledikleri revizyonist ve reformist siyasetler ile verdikleri zarar karşılaştırıldığında, hele hele bunların komünizmi/sosyalizmi yürekten isteyen genç tecrübesiz kadroları egemen sınıfların önüne kurbanlık koyun gibi sürmelerinin verdiği zararla karşılaştırıldığında, kuşkusuz zarar kefesi ağır basmaktadır.

* Ülkelerimizde bugünün şartlarında sosyalist komünist örgütlenme illegal olmak zorundadır. Bu legal imkanların sosyalist ve komünist görüşlerin de mükün olduğunca geniş bir şekilde yaygınlaştırılmasının engeli değildir. Tersine güçlü bir illegal komünist partisi bunun da önşartıdır.

* Bugün var olan az sayıdaki sosyalist/komünist kadrolar legal sosyalist/komünist partilerde çarçur edilecekleri yerde, gerçek bir komünist partisinin illegal olarak inşasında kullanılmalıdır.

* Komünistlerin bugünün Kuzey Kürdistan/Türkiye’sindeki asgari programı demokrasi programıdır. Bu program halk iktidarını hedefleyen, halk demokrasisini savunan bir programdır. Sosyalizm ve komünizm anda sonraki hedeflerdir.
alk halk iktidarının ,halkm demokrasisisinin programıdır.

* Komünistler ve sosyalistler açısından bugün Kuzey Kürdistan/Türkiye’de legal plânda parti bağlamında yapılması gereken legal sosyalist ya da komünist partiler kurma değil, içinde bütün ilerici sol sosyalist/komünist demokrat güçlerin yer alacağı bir demokrat çatı partisi kurmak için çalışmaktır. Bugün var olan partiler içinde HDP böyle bir partiye dönüştürülmeye çalışılmalıdır. Bunun olmadığı yerde yeni bir parti oluşturulmaya çalışılmalıdır.

* Böyle bir partinin programı radikal demokrat bir program, halk demokrasisi programı olmalıdır. Bugünkü şartlarda legal bir partinin sosyalist ya da hatta komünist bir programla ortaya çıkması kendi kendini kandırmak olur.

Özgürlük Ve Sosyalizm Partisi (ÖSP), 21 Aralık 2011’de kurulan ve genel başkanlığını Sinan Çifteyürek’in yaptığı bir partidir. ÖSP, kendisini “Sosyalist Kurdi” bir parti olarak tanımlamaktadır. ÖSP’nin amblemi sarı zemin üzerinde siyah renkte yarım çark, çark içerisinde kırmızı alevler, çarkın üzerinde sarı renkte Özgürlük ve Sosyalizm Partisi, kırmızı alevler üzerinde ise sarı renkte ÖSP yazılıdır. ÖSP’nin programı, doğrular ile yanlışların iç içe geçtiği bir programdır. Eleştirel notlarımızda, bize önemli görünen kimi noktalarda tavır takınacağız.

Bilimimizin Adı Marksizm-Leninizmdir…

“ÖSP; özgürlük ve sosyalizm mücadelesinin devrimci ör­gütüdür. Mücadelesinde Marksizm’i rehber edinir” (s. 13) diyor. ÖSP, kendisini “özgürlük ve sosyalizm mücedelesinin devrimci örgütü” olarak tanımlıyor. Sosyalizmi temel aldığını ve sosyalizm mücadelesini verdiğini iddia eden bir parti, neden Leninizm’i es geçiyor? Marksizm-Leninizm işçi sınıfının, proletaryanın bilimidir. Marks/Engels dönemi, kapitalizmin serbest rekabetçi dönemidir. Onlar elbette Komünist Manifesto ile komünizmin ilkelerini ortaya koydular. Yaşadıkları dönemde Marksizm’i esas akım haline getirmek için marksist olmayan gruplara karşı ideolojik mücadele yürüttüler. Marks/Engels, henüz gelişmiş bir emperyalizmin olmadığı dönemde kapitalizmin analizini yaptılar. Leninizm ise emperyalizm ve proleter devrimi çağının Marksizm’idir. Lenin, gelişmiş emperyalizmi ve özelliklerini tahlil etti. Marks ve Engels’in öğrencisi olan Lenin, emperyalizm ve proleter devrimleri çağında Marksizm’e önemli katkılar yaptı, Marksizm’i öncelikle sınıf mücadelesi teorisi alanında geliştirdi, onu yeni bir aşamaya, Leninizm aşamasına yükseltti. Bu yüzden bütün emperyalizm çağı boyunca komünistlerin teorik dayanağı ve çıkış noktası bütünlük içinde Marksizm-Leninizm bilimidir.

Sosyalizmi/komünizmi rehber aldığını söyleyenler kendilerini marksist-leninist olarak adlandırırlar. Bu adlandırmadan uzak duranlar, Lenin’in, Marksizm’e katkılarının önemini ve anlamını kavramayanlardır. Leninizm, emperyalizm ve proleter devrimleri çağının Marksizm’idir. Marksizm’i, Lenin’den başka yeni bir aşamaya kim yükseltmiştir? Emperyalizm ve proleter devrimleri çağında elbette Marksizme-Leninizme katkı yapanlar vardır. Marksizm–Leninizm bir bilim olarak hareket içindeki maddeyi, sınıflara bölünmüş maddi dünyayı çıkış noktası alır. Onun konusu hareket halindeki madde, hareket halindeki her an değişme içinde bulunan sınıflara bölünmüş toplumdur. Marksizm-Leninizm, bir din, mutlak gerçeğe sahip olma iddiasında donmuş bir doğmalar yığını değil, bir bilimdir. Her bilim gibi gelişir. Bu gelişmeye her bilimde olduğu gibi yüzlerce, binlerce bilim insanı, onun temel konularından biri sınıf mücadelesi olduğu için, sınıf mücadelesinin yeni deneyimleri, milyonlarca komünist savaşçı, her devrim hareketi ve bunlardan yeni dersler çıkaranlar katkıda bulunur, bulunmuştur.

Marksizm-Leninizme katkıda bulunanlarla, Lenin’in farkı şudur: Lenin, marksist öğretiyi yeni bir aşamaya yükseltmiştir. Bu yüzden Leninizm, Marksizm ile birlikte kullanılması gereken bir kavramdır. Lenin dışında Marksizm’e yapılan katkıların hiç biri, Marksizm’i yeni bir aşamaya yükselten katkılar değildir. Emperyalizmin temel özellikleri değişmedikçe, emperyalist sistemde nitel değişikler olmadıkça, ondan nitel olarak değişik yepyeni bir sömürü sistemi ortaya çıkmadıkça, emperyalizm ve proleter devrimleri çağı değişmedikçe, Marksizm-Leninizmin yeni bir aşamaya yükseltilmesi de söz konusu değildir. Bu yüzden Leninizm, Marksizm’in daha da geliştirilmiş şeklidir. Marksizm ne kadar devrimci ise, ona eklenen Leninizm de o kadar devrimcidir. Yeni bir dünyanın yaratılması ve komünizme varmanın bilimi Marksizm-Leninizm’dir. Sosyalist/komünist olduğunu iddia edenler marksist-leninist bilimi temel almak zorundadır. ÖSP, Leninizm’i ve Leninizm’in, Marksizm’i yeni bir aşamaya yükseltme gerçeğini inkar edemez. Eğer Leninizm gerçeği görmezden gelinirse, sosyalizm/komünizm adına savunulacak siyaset marksist bir siyaset olamaz.

DEVAMı DERGI SAYFALARıNDA....

Yorumlar

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: png gif jpg jpeg.
Maksimum fotoğraf büyüklüğü 650x650 pixel.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: 3gp avi bmp cda doc jpe mov mp2 mp3 mp4 mpeg mpg pdf ra ram rm rtf sfk swf wav wma wmv xls.
GÜVENLİK KODU
Lütfen doldurunuz.