BOLŞEVİZMİN SESİ BOLŞEVİK PARTİZAN

BOLŞEVİK PARTİZAN SAYI 176'DAN...

Öngörülen anayasa değişiklikleri, 1982 Anayasası’nın faşist özüne dokunmayan değişikliklerdir.

Değişiklikler esası itibarıyla yönetim sisteminde var olan eklektik yapıyı değiştirmeye ve Türkiye’de anda fiilen yürüyen alaturka başkanlık sistemi ile anayasayı uyumlu hale getirmeye yönelik değişikliklerdir.

Bu değişikliklerle, eğer bunlar referandumdan onay alarak çıkarsa, Recep Tayyip Erdoğan’a muhalefet tarafından yöneltilen “Anayasayı çiğneme” suçlamalarının yasal temeli ortadan kalkmış olacaktır. Bu yönüyle bu değişiklikler Recep Tayyip Erdoğan’ın kendini ve yaptıklarını anayasal güvence altına almanın aracıdır.

Diğer yandan bu değişiklikler seçilmişlerle/atanmışlar; sivil siyaset ile bürokrasi arasındaki ilişkilerde atanmışların ve bürokrasinin gücünü azaltmaya yönelik değişikliklerdir. Bu kendini en açık olarak sıkıyönetimin anayasadan çıkarılması, yargı konusundaki yeni anayasa hükümleri vb. de göstermektedir.

Egemen sınıflar, onların siyasi temsilcileri arasındaki iktidar dalaşında bu anayasa AKP’nin iktidarı bütünü ile ele geçirme yönünde atmış olacağı önemli bir adım olacaktır.

Andaki durumda bu anayasa değişiklikleri, kabul edilmesi halinde yeni seçilecek cumhurbaşkanı çok geniş yetkilere sahip olacaktır. Alaturka başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı –yer yer iddia edildiği gibi– bütünüyle ortadan kaldırılmamaktadır, fakat yürütme, diğer güçlere göre çok büyük avantajlara sahiptir. Aşırı güçlü bir başkan ve yürütme öngörülmektedir. Alaturka başkanlık sisteminde yasama/yürütme/yargılama erkleri arasında karşılıklı denge ve kontrol sistemi doğru kurulmamıştır.
Yürürlükte olan 12 eylül darbe anayasası; asker sivil Kemalist devlet bürokrasisinin iktidarını sağlama almak için hazırlanmış, ırkçı, Türk ulusunun egemenliğini öngören, Türk olmayan milliyetlere hiçbir hayat hakkı tanımayan, aşırı merkeziyetçi, Kemalist ideolojiyi devlet ideolojisi olarak anayasal hüküm haline getiren faşist bir anayasadır.

Bu anayasada şimdi yapılan tadilat, faşist özü koruyarak, asker sivil Kemalist devlet bürokrasisi yerine, AKP’nin egemenliğini sağlama alma hedefine hizmet eden bir tadilattır. Sonuçta egemenlerin iktidar dalaşının bir ifadesidir.

Anayasada öngörülen değişiklikler faşist bir anayasayı, demokratik bir anayasaya dönüştürme yönünde yapılmış olan değişiklikler değildir. AKP/Erdoğan bunu iddia ediyor ve yalan söylüyor.

Öngörülen değişiklikler fakat Türkiye’de demokrasiden uzaklaşma, faşist tek adam diktatörlüğüne yönelme (bir bölümü açısından hatta laik cumhuriyetten, şeriatçı saltanata (!) yönelme) değişiklikleri de değildir.

Değişiklikler faşist bir ülkede bir yönetim biçiminden, fiilen geçilmiş olan bir başka yönetim biçimine geçişi anayasal hale getirmeye yönelik değişikliklerdir.

Biz komünistler seçimleri, referandumları komünist faaliyet açısından dikkate alır, her seçimi, her referandumu içinde bulunulan somut koşullara göre değerlendirir, seçimlere, referandumlara katılıp katılmayacağımızı, katılacaksak nasıl katılacağımızı somut değerlendirerek uygun taktiği belirleriz.

Bütün komünist faaliyette temel sorun, işçi sınıfı ve emekçiler içine komünist düşünceleri, alternatifi, burjuva düşüncelerle çatışma içinde taşımak, işçi sınıfının ve emekçi yığınların bilinç ve örgütlenme seviyesini ilerletmektir. Hangi taktik bunun için daha elverişli şartlar yaratır?
Şimdi, en başta da belirttiğimiz gibi, halklarımızın önüne referandumda konulan soru şudur:

Var olan faşist anayasa olduğu gibi kalsın mı, yoksa AKP ve MHP’nin kotardığı değişiklikler yapılsın mı?

Hayır’ın pratik sonucu birincisi; Evet’in pratik sonucu ikincisi olacaktır.
Durumun bu olduğu yerde bu referandumda Evet veya Hayır yönünde tavır takınmak, işçilerin emekçilerin bilincini karartmaktır.

Bu referandumda “Sol” adına neyse ki “Evet” yönünde tavır takınan yok. Bundan önceki anayasa referandumunda “Yetmez Ama Evet!” diyen Sol eskisi epey liberal vardı. Biz o zaman da dedik: Türkiye’de anayasanın değiştirildiği bir referandum söz konusu olduğunda komünist tavır önce anayasanın dibacesinin ve “değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez” ilk üç maddesinin yer almadığı bir referandumda biz yokuz demeyi gerektirir. Çünkü bu olmadan yapılacak hiçbir değişiklik, öze ait olmaz! Antakya Arabistan/Kuzey Kürdistan/ Türkiye’nin çeşitli milliyetlerinden halklarının ihtiyacı olan faşist anayasada yapılacak kozmetik değişiklikler değildir. Demokrasi, burjuva anlamda demokrasi için de 1982 Anayasası’nın toptan reddi ve yeni demokratik bir anayasa gereklidir.

Bu referandumda da komünist tavır, bu referandum faşizmler arasında tercih referandumudur deyip bir referandumu ret etmektir, boykottur.

Bunu dediğimizde bize “Ama bu Hayır cephesini bölmeye hizmet eder dolayısıyla Erdoğan’ı güçlendirir. “ deniyor!

Egemen sınıfların kendi aralarındaki iktidar dalaşı açısından her soruna yaklaşımda “Erdoğan” unsurunun temel alınması, anlaşılır ve fakat hastalıklı bir yaklaşımın ürünüdür.

Devrimcilerin yaklaşımı bu olamaz, olmamalıdır. Biz sorunlara işçi sınıfı ve emekçilerin bilinç ve örgütlenme seviyesini yükseltmek açısından yaklaşmalıyız. Soruna böyle yaklaştığımızda aslında bu referandumda devrimciler açısından yapılması gerekenin ne olması gerektiği ortadadır.
Biz egemen sınıfların iktidar dalaşında bunların bir bölümünün safında, ötekinin karşısında değil, hepsinin karşısında yer alırız.

Hayır cephesinde zorunlu olarak yan yana duracaklarınıza bakın! Temel güç “Anayasanın ilk üç maddesine dokundurtmayız” diyen, ”Atatürk’ün askerleri” olmakla övünen CHP! “HDP derhal kapatılmalıdır” diyen Vatan Partisi; her soydan ve boydan “Ulusolcu”lar! Eğer bunlarla aynı cephede yer almayı devrimci olarak içinize sindirebiliyorsanız, bize “yazık” demekten başka bir şey kalmıyor. Sizin için artık devrim ve devrimciliğin temel içeriği ne olursa olsun “Erdoğan”ı zayıflatmak, mümkünse devirmek haline gelmiştir. Bugün en yoğun faşizmin pratik uygulayıcıları olan AKP/Erdoğan iktidarına karşı, diğer bazı faşistlerle el ele, omuz omuza faşizme karşı mücadele! Önerdiğiniz budur. (Burada bir demagojinin önünü almak için söyleyelim: Biz CHP’li, Vatan Partili vb. herkesi, özellikle CHP’yi ilerici sanıp oy veren milyonlarca seçmeni faşist olarak görmüyoruz. Burada tavır takındığımız resmi çizgileri, kurumsal konumlarıdır. CHP gibi partileri ilerici sanan insanları uyarmak ve uyandırmak devrimcilerin görevidir. Bu CHP’nin kuyruğuna takılmakla olmaz!)

Referandumda yapmamız gereken, var olan anayasaya da önerilen değişikliğe de Hayır deyip, yani referandum sahtekârlığını ret edip, demokratik bir anayasanın propagandasını yapmaktır.

12 eylül anayasası çöpe atılmalı, yeni demokratik anayasa yapılmalıdır. Bu anayasada; bireyin devlete karşı hakları korunmalı, devlet özgür eşit vatandaşların bir hizmet aracı olarak görülmeli, bütün önemli konularda halk oylamaları öngörülmeli, yerel-yerinden yönetim ilkesi temel alınmalı, çok uluslu yapı temel alınmalıdır. Türk milletine, Atatürk milliyetçiliğine atıfların demokratik bir anayasada yeri yoktur. Böyle bir anayasa için mücadele etmeliyiz. Böyle bir anayasa er ya da geç gelecektir!

NE 12 EYLÜL FAŞİST ANAYASASI, NE DE ALATURKA BAŞKANLIK SİSTEMİ!

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE!

REFERANDUMU BOYKOT EDİYORUZ!

1 Şubat 2017

Yorumlar

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: png gif jpg jpeg.
Maksimum fotoğraf büyüklüğü 650x650 pixel.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: 3gp avi bmp cda doc jpe mov mp2 mp3 mp4 mpeg mpg pdf ra ram rm rtf sfk swf wav wma wmv xls.
GÜVENLİK KODU
Lütfen doldurunuz.