ADHK-Cinsiyetçi Ayrımcılığa Hayır,Kadınlar Mücadeleye. DKH-Demokratik Kadın Hareketi;Eskişehir Örgütlülüğü tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart çağrısı-Röportaj

---ADHK - Cinsiyetçi Ayrımcılığa Hayır,Kadınlar Mücadeleye. DKH-Demokratik Kadın Hareketi;Eskişehir Örgütlülüğü tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart çağrısı - Röportaj .Kaynak : HALKIN GÜNLÜĞÜ ORG
------ADKH - Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ; Dünya ölçeğinde eşitsizliğin, baskının, sömürünün ve emperyalist saldırganlığın giderek arttığı ve bu zulme yanıt olaraksa eşitlik talebinin, isyanın,direnişin yükseltildiği ayrı coğrafyalarda ama aynı göğün altında ortak taleplerle birleşen kadınlar olarak “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nü karşılıyoruz..
*8 mart 1857… Daha iyi bir yaşam talebiyle canlarını ortaya koyan fabrika işçisi kadınların greviyle, kadın mücadelesine adanan tarihtir!
*Kadın emeğinin gün yüzüne çıktığı gündür 8 Mart…
*Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki baskı, sömürü ve şiddete son vermek üzere sürdürdüğümüz özgürlük mücadelesinin en önemli günlerinden biridir.
*Sadece bir anma ve eğlence gününden öte kadının cinsel-sınıfsal-ulusal sömürüye başkaldırısının ifadesi ve dolayısıyla dünya kadınlarının mücadele günüdür 8 Mart!
Emperyalistlerin, iktidarı erkek egemen sistemin ,toplumun yarısını oluşturan kadınlara, LGBTİ bireylere yönelik toplumsal bakışı-sömürüsü-şiddeti değişmedikçe, bizlerde ezilenler tarafı olarak ,toplumsal mücadelede cins mücadelesini yükseltmeyi hedeflemekteyiz. Sınıflar gerçeğiyle ortaya çıkmış özel mülk dünyasının ana sonuçlarından biri olan cinsiyet ayrımının özü, erkek egemen sistemin bağrında yattığına göre kadının kurtuluş mücadelesi de tam olarak, ancak insanlığın kurtuluşu ile gerçekleşecektir. İçerisinde bulunduğumuz sosyalist ekim devriminin 100. yıl dönümünde kadınlar olarak mücadele deneyimi açısından daha iyi bir noktada bulunmaktayız. Elde edeceğimiz kazanımlar ve eşit-özgür yeni bir dünyanın yaratılması bakımından mücadeleyi yükseltmek dünden daha acildir. Çünkü insanlık son yılların en acı, en zor ve hüzün dolu dönemlerini yaşamakta. Egemenlerin kendi çıkarları için çıkardıkları savaş yıkım ,beraberinde göç ve ölümleri getirdi.Faturası en ağır, okyanuslarda yollarda savunmasız olan çocuklara çıkartıldı.Mülteci kamplarında yaşanan zorluklar bir yana bir de günümüz Avrupa’sında artarak boy gösteren ırkçılık gün geçtikçe daha belirgin bir hal almakta. Bununla beraber yine yaşadığımız Avrupa coğrafyasında da kadınlara yönelik tacizin, tecavüzün, katliamların arttığı dönemdeyiz.
Elbette bu saldırılara karşılık eylemlerle,grevlerle çeşitli araçlarla seslerini yükselten, başkaldıran, aktif direniş gösteren kadınların sayısı da gün geçtikçe artıyor. Polonya, İzlanda, Latin Amerika, Rojova,Türkiye-Kuzey Kürdistan, yükselen bu direnişin,kazanımların görüldüğü coğrafyalardan önde gelenler.
Bizler Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak, kendi kadın kitlemizle daha güçlü buluşmak, bilinçle, azimle ve kararlılıkla ileriye diyerek ve tüm mücadele alanlarında güçlü bir ses ve iradeyle şiddeti taciz ve tecavüzü meşru kılan tekçi zihniyete, faşizme, diktatörlüğe karşı hayır diyerek 8 Mart’ta tüm üye ve taraftarlarımızı alanlara çağırıyoruz. Aynı zamanda 8 Mart’ta dünyanın bir çok ülkesinde kadın örgütleri kadınlara Grev çağrısında bulunuyorlar. Bu anlamlı çağrıya bizler de bulunduğumuz ülkenin koşullarına göre iş bırakma, iş yavaşlatma vb. eylemleriyle karşılık verelim. Dayanışma en güçlü silahımızdır!
Yaşasın 8 Mart! Jin Jiyan Azadi! Cinsel sınıfsal sömürüye HAYIR .
Faşizme, Hak Gasplarına, Irkçılığa HAYIR .Yaşasın Kadınların Birleşik Mücadelesi! Yaşasın Avrupa Demokratik Kadın Hareketi!
ADH K - Avrupa Demokratik Kadın Hareketi 28 Şubat 2017
---------DKH - Demokratik Kadın Hareketi ; Eskişehir Örgütlülüğü tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart çağrısı ---
-----Halkın Günlüğü: Kadınlar Referanduma neden “Hayır” demeli?
------DKH: OHAL ve KHK’lar ile birlikte başta kadınlar ve LGBTİ+’lar olmak üzere muhalif tüm kesimler artan saldırı ve zulüm politikalarının ilk hedefinde oldular. KHK’lar ile kadın derneklerinin kapatılması, kadın milletvekillerinin tutuklanması, kadın haber ajanslarının kapatılması ve kadın iradesinin yok sayılması gibi bir süreçte referanduma gidiyoruz. Mevcut anayasada kadınların hiçbir hakkı olmaması gün be gün artan kadın cinayetleri, cinsel istismarlar, tutuklu kadınlara uygulanan cinsel şiddet, tecrit ve işkence, ucuz iş gücü olarak görülme ve daha birçok hak taleplerimizin devlet terörü ile bastırılmaya çalışılması açık bir şekilde ortadadır. Sunulan anayasada da kadına yönelik hiçbir iyileştirme yok aksine kadının haklarını elinden alacak bir tek adam diktası ile karşı karşıyayız. Bu da açık bir şekilde artacak olan kadına yönelik şiddet, istismar, taciz, tecavüz ve kazandığımız tüm hakların gelecek başkanlık sistemi ile tek bir erkin iki dudağı arasında olmasını kapı aralıyor.
-----Bizler çocuk istismarını sunduğu önergeler ile meşrulaştırmaya çalışan bir zihniyetin, kadına yönelik şiddete, tacize, tecavüze, cinayete iyi hal indirimi uygulayıp buna yönelik politikalar üretmeyen/üretemeyen zihniyetin sunduğu anayasada direnerek kazandığımız tüm haklarımızın elimizden alınacağını ve baskıların kat be kat artacağını çok iyi biliyoruz. Bu nedenle temel hakkımız olan yaşam hakkımız için, kimliğimize, bedenimize, emeğimize uygulanmak istenen tahakkümü yok etmek için, sınıfsal sömürüye karşı daha güçlü yarınlar örgütlemek için kadınlar ‘Hayır’ demeli diyoruz.
-----Halkın Günlüğü: Kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerinin artması ile haksız tahrik ve ceza indirimleri arasında bir bağlantı var mı sizce?
----DKH: Son zamanlarda kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayetlerde artış olmasının en temel sebeplerinden biri haksız tahrik ve iyi hal indirimleri verilip ciddi yaptırımların uygulanmaması. Ataerkil toplum beraberinde erkek yasalarını, erkek adaletini getiriyor. Erkeği yüceltip kadını ikinci ve üçüncü bir cins olarak gören, kadını yok sayan toplum beraberinde kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde ciddi artışları getiriyor. Fakat biz kadın mücadelesi ile öz savunma haktır diyerek Çilem’i hapishaneden aldık, önergeleri sokaklarda direnerek ve bedel ödeyerek geri çektirdik. Demokratik Kadın Hareketi olarak kadın davalarının takip edip isyanı sokakta büyüterek bu düzene ve bu düzenin baktığı mahkemelere kadın dayanışmasını göstererek baskı kurduğumuzda haksız tahrik ve iyi hal indirimlerinin en aza düşürüleceğini düşünüyoruz. Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin artması yasal düzenlemelerin yetersiz olması ile doğrudan bağlantılı. Kadına haklarını savunmaya dönük hiç bir iyileştirme söz konusu değilken tam tersi bir şekilde cinayetlerin önünü açacak uygulamalar yürürlüğe konuluyor veya konulmak isteniyor. Bu sistematik bir erkek ve devlet ilişkisi. Bizler bir yandan devlet tarafından yok sayılıyoruz öte yandan da devletin yasalarla koruduğu erkekler tarafından öldürülüyoruz.
-----Halkın Günlüğü: Demokratik Kadın Hareketi olarak birleşik kadın mücadelesine nasıl bakıyorsunuz?
-----DKH: Birleşik kadın mücadelesini yaptığımız her çalışmada, kullandığımız her alanda ön plana çıkarıyoruz. Çünkü kadının kurtuluşunun birlik anlayışı çerçevesinde kurduğumuz kadın cepheleriyle geleceğini biliyoruz. Erk-egemen devletin güçlü ve örgütlü olduğunu biliyoruz. Yasamadan yürütmeye, evden sokağa, eğitim hayatımızdan çalışma hayatımıza toplumun her alanında söz sahibi ve hakim konumda. Bu hakimiyeti yıkmak için biz kadınların da örgütlü mücadeleyi birlikte yükseltmemizin zorunlu olduğunun bilincindeyiz. Bizler bir arada olmadan ve birlikte mücadele etmeden hiç bir kazanım elde edemeyiz. Çünkü var olan erkek iktidarının yüzyıllardan gelen ataerkil bir anlayışla gücüne güç kattığını biliyoruz. Birlikte güçlü olduğumuzu ve var olan ataerkil sistemi ancak böyle yıkacağımızı da biliyoruz.
-----Kullanılan cinsiyetçi, kadını aşağılayan dilden yediğimiz yemeklerin isimlerine, nasıl giyineceğimizden saat kaçta sokakta olacağımıza kadar söz söyleme yetkisini kendinde buluyor. Bizler hapishanelerde işkencelere maruz kalırken dahi cinsiyetimiz üzerinden baskılanıyoruz ve tecavüz bir işkence kültürü gibi boy gösteriyor. Tüm bu koşullar içerisinde ısrarla ve inatla mücadele ediyoruz. Erk-egemen devlet tarafından katledilen kadınlardan devraldığımız mücadeleyi her zaman daha ileri taşımak için birleşik kadın mücadelesinde ısrar ediyoruz. Berna Saygılı Ünsal’ın da dediği gibi insanlığın kurtuluşu kadının kurtuluşundadır. Kadının kurtuluşunu ise birleşik kadın mücadelesinde ısrar etmekte görüyoruz.
-----Halkın Günlüğü: 8 Mart’a yaklaşırken ne söylemek istersiniz?
-----DKH: Her şeyden önce 8 Mart sınıf mücadelesini kadın cephesinden okuyan kadınların günüdür. Yani 8 Mart Dünya Emekçi Kadınların şahsında ötekileştirilen, katledilen, düşünce özgürlüğü, yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınların günüdür. Her ne kadar 2016 yılında 8 Mart’ta sokaklarda olmamız çeşitli baskı aygıtlarıyla engellenmek istense de bizler kazandığımız tüm hakları sokaklarda kazandık ve kazanmaya da devam edeceğiz. Hiç bir baskı bizi özel alanlara hapsedemez ve 8 Mart’ı kadın dayanışmasıyla karşılamamızı engelleyemez. Bu 8 Mart’ı “8 Mart’ta Kadınlar Her Dilde İsyan Ediyor, Her Dilde Hayır Diyor!” diyerek karşılayacağız. Tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart Çarşamba günü saat 19:00’da Espark AVM önüne çağırıyoruz.İ (07-03-2017) Kaynak : HALKIN GÜNLÜĞÜ ORG ...http://adhk.de/?p=13447 .

Yorumlar

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: png gif jpg jpeg.
Maksimum fotoğraf büyüklüğü 650x650 pixel.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: 3gp avi bmp cda doc jpe mov mp2 mp3 mp4 mpeg mpg pdf ra ram rm rtf sfk swf wav wma wmv xls.
GÜVENLİK KODU
Lütfen doldurunuz.