Vicdani Retçiler Çoğalıyor

Vicdani Retçiler Çoğalıyor

24 Ocak 2003 günü, Savaş Karşıtları tarafından İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde düzenlenen toplantıda, 4 kişi daha vicdani ret duyurusunda bulundu. Eski vicdani retçiler ise deklarasyonlarını okuyarak durumlarını hatırlattı. Toplantıda geçtiğimiz gün gözaltına alınan vicdani retçi Mehmet Bal'a da destek sunuldu.

Savaş Karşıtları tarafından İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde düzenlenen toplantıda, 4 kişi daha vicdani ret duyurusunda bulundu. Eski vicdani retçiler ise deklarasyonlarını okuyarak durumlarını hatırlattı. Toplantıda geçtiğimiz gün gözaltına alınan vicdani retçi Mehmet Bal'a da destek sunuldu.
Önce tutuklanan vicdani retçi Mehmet Bal'a destek için Antimilitarist Dayanışma Ağı bildirisi okundu. Ardından bütün retçilerin ortak bildirisi okundu. Sonra Antimilitarist Dayanışma Ağı'nın vicdani retçilere destek bildirisi okundu. Yeni vicdani retçiler Mustafa Şeyhoğlu, Erkan Ersöz, Sertaç Girgin ve Emir Üner askerliği reddettiğini belirtti. Ardından daha önce çeşitli tarihlerde retçi olduklarını duyuran Yavuz Atan, Uğur Yorulmaz, Erdem Yalçınkaya, Mehmet Tarhan, Timuçin Kızılay ve Hasan Çimen deklarasyonlarını okuyup durumlarını "hatırlattılar". Ayrıca daha önce vicdani retçi olduğunu ilan eden Erkan Çaldur başka bir şehirde olduğu için aramıza katılamadı ama kendisinin adına askerliği reddettiğini
"hatırlatmamızı" söyledi.

Bildiri ve deklarasyonlar:

MEHMET BAL'A ÖZGÜRLÜK!

24 Ekim 2002 tarihinde askerliği ve ona dayatılacak herhangi bir alternatif
hizmeti reddettiğini belirten bir vicdani ret açıklaması yaparak tutuklanan
Mehmet Bal, 27 Kasım'a kadar tutuklu kalmıştı. Bal bu süre içerisinde
çeşitli biçimlerde şiddet ve baskıya maruz kaldı. Bu tarihte tahliye edilen
Bal'a TCK 155'ten dava açılmamasına karar verilerek serbest bırakılmıştı.

Ancak 2 gün önce 21 ocak 2003'de akşam üzeri İzmir'de kaldığı evden JİTEM
tarafından gözaltına alındı. Mehmet Bal'ın askerlik şubesine götürüldüğünü
ve avukatlarıyla bir görüşme yaptığını öğrendik. Fakat avukatlarının daha
sonraki görüşme talepleri, hakkında cezai veya disiplinle ilgili bir
soruşturma başlamadığı yani hukuksal olarak avukata gereksinimi olmadığı
gerekçesi öne sürülerek geri çevrilmiş ve Mehmet Bal birliğine gönderilmek
üzere Konak İl Jandarma Komutanlığına gönderilmiştir.

Biz antimilitaristler daha önce de belirttiğimiz gibi,
Mehmet'in ve eyleminin destekçisi ve takipçisi olmayı sürdüreceğimizi
duyururuz.

ANTİMİLİTARİST DAYANIŞMA AĞI

------------------------------------------------

HİÇ KİMSENİN ASKERİ OLMAYACAĞIZ!

Tahakküm ve sömürünün kurumlaşmış koruyuculuğu ve kollayıcılığı görevini
üstlenmiş olan hiçbir silahlı kuvvet bünyesinde yer almayacağını, onlarla
hiçbir şekilde işbirliği yapmayacağını beyan eden bizler, herhangi bir
orduya, savaş hazırlığına ve savaşa katılmayı reddediyoruz!

Bundan dolayı şu sıralar gündemin başına oturmuş olan savaş hazırlıklarına
karşı durmayı, engellemeyi meşru sayıp içinde yer alacağımızı, koşulsuz bir
savaş karşıtı duruş için çaba harcayacağımızı, insan ve doğa üzerinde
tahakküm ve talanın daha da yaygınlaştırılması ve yoğunlaştırılması
yönündeki faaliyetlere karşı ayrımsız, sınırsız, sınıfsız, özgür bir dünya
için mücadele edeceğimizi ilan ediyoruz!

Herhangi bir giysiye dikilmiş son apolet ve herhangi bir toprak parçasına
'ekilmiş' son mayın sökülene kadar sürecek bir eyleme halinin gerekliliğine
ve savaşın kaynaklarının kurutulmasının özgür bir yaşamın önünü açan en
önemli yollardan biri olduğuna inandığımız için, hiç kimsenin askeri
olmayacağız!"

Retçiler
------------------------------------------------

Mustafa ŞEYHOĞLU'NUN Deklerasyonu:

Ben Mustafa Şeyhoğlu;

Savaşsız dünya isteğiyle yaşayan bir insanım. İki nedenle bugün burada
reddimi açıklıyorum: Birincisi, bürünmek istemediğim bir kimliğin bana
dayatılmasından dolayı; ikincisi, itaat etmenin, yeryüzündeki tüm hiyerarşi
türlerinin, tahakküm mekanizması olan devletlerin, örgütlenmiş, kurumlaşmış
şiddetin, insan öldürmeyi öğrenmenin ve öğretmenin, emir alıp vermenin,
insan eliyle doğada yaratılan afetlerin ve doğanın yok edilmesinin,
yaşamların erk, erkeklik ve silah üzerine kurulmasının, cinsiyetçiliğin,
ırk, din, dil ayrımcılığının, dünyanın tesadüfen doğduğumuz herhangi bir
coğrafyasının sınırlarla çevrilmiş olmasının ve bunu korumak için bilerek
yaşanan ve yaşatılan paranoyanın karşısında olmamdan dolayı. Tüm bu
saydıklarımın yekûnen bir arada bulunduğu ordunun bir askeri olmak
istemiyorum.

Herkesin konuştuğu bir tarih olarak 11 Eylül'den de önce, herkesin çoktan
unuttuğu bir tarih olan 12 Eylül'ü ve yaşamlarımızın her alanında
militarizmi, hiyerarşiyi ve şiddeti kurumsal olarak örgütleyen DGM, YÖK ve
MGK'yı hatırlatmak istiyorum. Bu kurumları işlevsiz kılmak, birey olarak
yine bizim elimizde; tıpkı savaşın insan kaynaklarını kurutma seçiminin
elimizde olması gibi. "Hiç kimse asker doğmaz".

Varlıklar dünyasında işlenen tüm suçlardan kendimi mesul hissediyorum; bu
nedenle, içimdeki şiddetin sönümlenmesine değil, körüklenmesine hizmet eden
tüm biçimlerden, sadece askerlikten değil, alternatiflerinden de kurtulmak
istiyorum.

İçine doğduğum toplumsal koşullardan dolayı, özgürlüğün benim için ne
olduğundan ziyade, "ne olmadığına" dair daha çok fikir üretebiliyorum. Nihai
hedefim olan özgürlük ve özgürleşme yolunda sivil itaatsizliğin ve total
reddin önemli bir adım olduğunu biliyorum.

Bu nedenle tekrar söylemek istiyorum: Elime hiçbir zaman silah almayacağım;
herhangi bir ordunun, şiddetin organize edildiği herhangi bir grubun parçası
olmayacağım.

Hiç kimsenin askeri olmayacağım.

Mustafa Şeyhoğlu

------------------------------------------------

Erkan ERSÖZ'ün Deklerasyonu:

İnsan türü, bir hezeyan halinde doğayı ve kendi varlığını taahakküm altına
alıp dizginlenemez bir hırsla tüm evrene sahip olmak istiyor. Ben, doğaya ve
onun varlıklarına tahakküm uygulamak istemiyorum.

İnsanlar devletler kuruyor, yönetmenin kutsallığına inanıyor ve yönetilmenin
kaçınılmaz bir mecburiyet olduğunu ve tersinin yaşanamaz bir düş olduğunu
iddia ediyorlar. Ben, her insan tekinin kendinden başlayarak bugünden
itibaren yaşayabileceği yönetimsiz coğrafyalara inanıyorum. Ben, yönetmek ve
yönetilmek istemiyorum.

Kurdukları yalan dünyasını korumak için yönettikleri insanların ellerine
ölüm makineleri verip diğer yönetilenlerin üzerine saldırtan hükümranlardan
da, bunların gereklilik olduğunu iddia ettikleri sistemlerinden de nefret
ediyorum. Hiçbir devlet veya tahakküm üreten teşkilattan emir almayacağımı
ve onlar için kimseyi öldürmeyeceğimi açıkça ilan ediyorum.

Tüm bu kişisel inançlarımdan dolayı hiçbir şekilde askere gitmeyeceğim ve
sesimin ulaştığı her insan tekini kendi türlerinin yarattığı bu suça daha
fazla ortak olmamaya çağırıyorum.

Erkan Ersöz

------------------------------------------------

Sertaç GİRGİN'in Deklerasyonu:

Herhangi bir devletin otoritesini güçlendirmesi, sınırlarını genişletmesi ya
da ekonomisini kurtarması uğruna yapacağı katliamda yer almayacağım.

Bu katliam esnasında kaybedilen insan hayatları, birileri için kutsal
sayılabilir ve bazı mertebelere yükselmiş kabul edilebilirler. Ancak benim,
hiçbir kutsallık veya yüksek mertebe için verecek bir canım yok.

Ben insanların; sınırları olmayan, otoritenin olmadığı, bireyin kendi
üzerindeki iktidarından öte bir iktidarın olmadığı, şiddetin hiçbir koşulda
araç olarak kabul edilemeyeceği, paranın kullanılmadığı, cinsiyet
ayrımcılığının yapılmadığı, anarşinin olduğu bir dünyada, devletsiz,
sınırsız ve bayraksız da yaşayabileceklerine inanıyorum.

Bu nedenle kendimi sınırları, bayrağı ve yönetim şekli belli hiçbir devlete
ait görmüyorum. Bu yüzden hiçbir devletin ordusunda, elime silah alıp insan
öldürmenin eğitimini almayı ya da aynı devletin başka bir kurumunda görev
alıp bu yapının bir parçası olmayı reddediyorum
.
HİÇ KİMSENİN ASKERİ OLMAYACAĞIM!

Sertaç Girgin

------------------------------------------------

Emir Üner'in açıklaması

Her türlü otoriteye, tahakküm ilişkisine emir alıp vermeye ve şiddete karşı
olduğum için tüm bunların kurumlaştığı bir yapı içerisinde bulunmayı
reddediyorum. Bu nedenle askere gitmeyeceğimi açıklıyorum.

Emir Üner

------------------------------------------------

Uğur YORULMAZ'ın Deklerasyonu:

Devletler için benim ne düşündüğümün, ne hissettiğimin, nasıl yaşadığımın
hiç bir önemi yok. Ben onlar için itaat etmesi gereken milyarlarca küçük
insandan biriyim. Benden istenen, kabul etmediğim halde bir devlete, hem de
ordunun bir üyesi olarak hizmet etmem; silah kullanmayı ve şiddet yoluyla
vatandaşı olduğum iddia edilen devleti savunmayı öğrenmem, koşulsuz şartsız
itaat etmem, hatta gerekiyorsa öldürmem ya da ölmem.

Bana dayatılan "askerlik görevi"ni kabul etmem demek; aynı zamanda benim
yaratmadığım ama beni çevreleyen, sadece iktidar sahiplerini mutlu eden bu
sistemi onaylamam demek... Asla sivri çıkışlar yapmayacağımın ve "onları"
ömrüm boyunca rahatsız etmeyeceğimin garantisini kendi ellerimle "onlara"
vermem demek...

Oysa ben insanın insan üstündeki egemenliğini, devletleri ve çizdikleri
hayali sınırları insanlığın önündeki en büyük engel; orduları ise
devletlerin ve sermayenin çıkarlarını zor yoluyla korumak için örgütlenmiş
şiddet kurumları olarak görüyorum.

Bütün hayatım boyunca tüm sorunlarımı tartışarak ve sorunun üzerinde kafamı
yorarak, en kötü ihtimalle soruna sebep olan her ne ise onunla ilişkimi
keserek çözüme ulaştırdım. Ama hiçbir zaman, son çare olarak bile şiddete
başvurmadım. Asla herhangi bir emir-komuta zincirinin içinde yer almak
istemedim. Artık ne yönetmek, ne de yönetilmek istiyorum. Kendimi bildim
bileli; sınıfsız, sınırsız, devletsiz, ülkesiz, sömürmeye değil paylaşmaya
dayalı bir dünyada yaşamayı hayal ettim. Bugünkü durumun böyle olmaması,
bana dayattığınız yaşama biçimine uymamı gerektirmez.

Benden askere gitmemi istemekle, yaşama olan bütün inancımı, özgür bir dünya
hayalimi, umutlarımı istiyorsunuz. Ama onlar bana ait ve kesinlikle onları
size vermeyeceğim. Bütün bu fikirlerimden dolayı, askere gitmeyi ve herhangi
bir devlete hizmet vermeyi, sonucu ne olursa olsun reddediyorum. Bu
fikrimden ya da sadece yapmamaktan ibaret olan eylemimden dolayı hakkımda
açılacak davalarda hukuki bir savunma yapmayı kabul etmiyorum ve ortak
paydalarda buluştuğumuz tüm insanları da dayanışmaya ve şiddetten arınmış
eylemliliğe davet ediyorum

Uğur Yorulmaz

------------------------------------------------

Yavuz ATAN'ın Deklerasyonu:

Ordular tarih boyunca en eli kanlı organize suç örgütleri olmuşlardır ve
olmaya devam etmektedirler. Bir veya daha çok sosyal grubun, bir veya daha
çok sosyal grup üzerindeki tahakküm ve sömürüsünün koruyucusu ve
sürdürücüsüdürler. Taammüden cinayetin yasal güvence altına alınmış şeklinin
toplu uygulayıcısıdırlar. İtaatin, hiyerarşinin, aşağılanmanın, cins
ayrımcılığının, insanın eliyle doğal yıkımın, angaryanın, zulmün en
billurlaşmış ifadesidirler. İnsanın icat ettiği en büyük suçun, savaş
suçunun failidirler.

- Bütün bunların farkında olan ben, militarist aygıtla her ne şekilde olursa
olsun işbirliği yapmayı reddettiğimi tekrarlıyorum. Çünkü ben bir TOTAL
RETÇİYİM!

- Hiçbir üst irade tanımadığımdan dolayı emir alıp vermeyi reddediyorum.
Çünkü ben bir İTAATSİZİM!

- Militarist aygıtın ve devletin işlediği hiçbir suça ortak olmayacağım.
Aksine milliyetsiz, ülkesiz, devletsiz, savaşsız, adil ve özgür bir dünya
için eylemeye devam edeceğim ve hiç kimsenin askeri olmayacağım. Çünkü ben
bir ANARŞİSTİM!

Yavuz Atan

------------------------------------------------

Erdem YALÇINKAYA'nın Deklerasyonu:

Devletlerin iktidar kaygılarının ürettiği savaşlar, toplu katliamlarıyla yol
açtıkları açlıklar ve sefaletler, insanlık için tekrar onarılamayacak
yaralar açıyor. Ben her türlü savaşı, terörü ve şiddeti lanetliyorum ve
bunlara alet olmayacağımı ilan ediyorum.

Ben hiçbir devlete ait değilim. Devletsiz, sınırsız, otoritesiz ve şiddetsiz
bir dünya istiyorum. Devletler, beni ordularına zorla alarak, insanları
öldürmeye zorlayarak, bana insanları öldürmeyi öğreterek, bu düşüncelerimi
yok etmek istiyor. Ben, düşüncelerimin ve hayallerimin yok edilmesine izin
vermeyeceğim, çünkü bu dünyaya, birileri veya bir şeyler adına, ölmeye veya
öldürmeye gelmedim.

Bu yüzden, sebebi ve sonuçlan ne olursa olsun, herhangi bir devletin ne
ordusuna ne de başka bir kurumuna hizmet etmeyi reddediyorum. Aynı zamanda
verilecek her türlü izin, tecil, çürük raporu gibi "hak" ve düzenlemeleri de
kabul etmiyorum. Hakkımda açılabilecek davalarda avukat bulundurmayacak ve
hukuki savunma yapmayacağım.

Bedelli askerlik kandırmacadır; namlularında mermi olmak istemiyorum.

Her türlü şiddet insanlık dışıdır; şiddeti lanetliyorum ve yaşamımdan
soyutluyorum.

Sonuç olarak ben hiçbir koşulda askere gitmeyeceğim. Ben buradan herkese
askere gitmeme çağnsı yapıyorum ve herkesi, şiddetsiz eylemliliklerle,
savaşa ve militarizme karşı dayanışmaya çağınyorum.

Erdem Yalçınkaya

------------------------------------------------

Mehmet TARHAN'ın Deklerasyonu:

Duyuru ve çağrı metnidir:

Dün Afgan halkının tepesine yağan, yarın muhtemelen Irak halkının tepesine
yağacak olan bombalar 11 Eylül'de İkiz Kuleler'e çarptırılan uçaklarla,
binlerce insanın ölmesiyle ve Irak Devleti'nin silahlanmasıyla
ilişkilendiriliyor ve gerçekleştirilen saldırıya tüm dünyanın ortak olması
bekleniyor. Şiddetin her türlüsünü lanetliyor, herhangi bir şiddet olayına
katılmanın ya da gözyummanın yeni şiddet olaylarının kapısını açacağına ve
herkesi sonraki tüm travmalardan sorumlu kılacağına inanıyorum. İktidar
kaygısıyla devletler tarafından çıkarılan savaşların öncelikle yaşam
hakkının ihlali olduğunu düşünüyorum. Gerekçe her ne olursa olsun yaşam
hakkının ihlali bir insanlık suçudur ve uluslararası hiçbir sözleşme ya da
yasa bunu meşrulaştıramaz. Bu nedenle hangi koşulda olursa olsun bu suça
ortak olmayacağımı ilan ediyorum. Militarist aygıtların hiçbirinin
hizmetinde olmayacağım.

Şiddetten arınmış, iktidar hesaplarından uzak, sınırsız ve doğayla barışık
bir insanlığın özlemindeyim. Bunun pratikte var olmayışı düşüncelerimi ve bu
yoldaki davranışlarımı değiştirmemi gerektirmez.

Ben devlet kurumunun gerekliliğine inanmıyor ve hiçbir devlete karşı aidiyet
hissetmiyorum. Vatandaşlık görevi olarak addedilen eylemlerle militer yapıyı
güçlendirmek ise hiç istemem. Vatandaşı olduğumu iddia eden devlet
hayatiyetini devam ettirmek için beni askere almak, gerekirse uğruna ölüp-
öldürecek bir savaş aletine dönüştürmek, dahası içine alarak yukarıda sözünü
ettiğim insanlık suçuna dahil etmek istiyor. Buna izin vermeyecek ve
inanaçlarımı koruyacağım. Eşcinsel olmam nedeniyle "hak" olarak sunulan
çürük raporunu ise militer düzenin kendi çürüklüğü olarak algılıyorum.

Birey olarak herhangi bir devletin ordu ya da başka bir aygıtına hizmet
etmeyeceğim. Mazeret sunmayı kendime ve insanlığa karşı hakaret olarak
göreceğimden her türlü askerlik yapmama izni ya da ertelemeyi reddediyorum.

Sonuç olarak hiçbir şekilde askere gitmeyeceğim. Herkesi de askere
gitmemeye, askerlikle ilgili hiçbir işlem yaptırmamaya, mernis ve vergi
numarası gibi denetim mekanizmalarını reddetmeye, şiddetten arınmış
eylemliliklerle dayanışmaya çağırıyorum.

- Savaşları durdurmanın yolu onun insan kaynağını kurutmaktır.
- Şiddetin her türlüsü insanlık suçudur.

Mehmet TARHAN

------------------------------------------------

Timuçin KIZILAY'ın Deklerasyonu:

İnsanların egemenler için sadece birer araç haline geldiği bir dünyada
yaşıyoruz. Sömürü, tahakküm, eşitsizlik ve bunun doğal bir uzantısı olan
şiddet her yerde egemen olmuş durumda. Devletler de bu egemenliğin
sürdürücüsü ve koruyucusu durumundalar.

Var olan bu durumu ben seçmedim. Benden istenen sisteme uyum sağlamam ve
koşulsuz olarak itaat etmemdir. Ben bu durumdan rahatsızlık duyuyorum.

Sömürünün, egemenlik ilişkilerinin ve bunların sonucu olan sınırların ve
devletlerin olmadığı, itaat ve tahakküme dayalı değil gönüllü dayanışma ve
özgürlüğün olduğu bir dünyada yaşamak istiyorum. Şimdiki durum bunun tersi
olsa bile ben daha güzel bir dünya düşümden vazgeçmeyeceğim.

Var olan egemen sistemle işbirliği yapmayı reddediyorum. Hayatımın bundan
sonrasında şiddetin her türlüsünden uzak durmaya kararlıyım. Devletlerin
organize şiddet kurumları olan orduya katılmayı, elime silah almayı, insan
öldürmeyi, emirlere uymayı, gerekirse ölmeyi kabul etmiyorum.

Devlet benden orduya katılmamı istemekle bütün güzel dünya düşlerimden
vazgeçmemi ve varolan sömürü sistemine uymamı istiyor. Hayır ! Düşlerim bana
aittir ve hayatımı nasıl yaşayacağıma ben karar veririm.

Bu fikirlerimden ve şiddetten uzak durma çabamdan kaynaklanan yapmama
eylemimden dolayı hakkımda açılacak davalarda hukuki bir savunma yapmayı
kabul etmiyorum ve bana destek olmak isteyen tüm insanları şiddetten uzak
eylemleriyle dayanışmaya davet ediyorum

Timuçin Kızılay

------------------------------------------------

Hasan ÇİMEN'in Deklerasyonu:

Hayatım boyunca hiçbir ilişkimin olmadığı ve olamayacağı militarizmi ve
borcum olduğu söylenen askerliği reddediyorum.

İnsanlığın binlerce sene önce ne yaptığını anlayamadan temellerini attığı
bugün, adına devlet dediğimiz, insanlığın kahrolası çürük meyvesi olan
kurumu tanımayarak,

Bu kurum ve onun büyük çarklarının kendisini korumak için; Ordu, Polis,
Hukuk dediği kendi savunma ya da bir başka deyişle (SALDIRI) birimlerinin,
insan varlığının üstüne çıkıp insanları vazgeçemediği kendisini besleyen
çarklarından biri yapmasına karşı çıkıp;

Kişileri kendi özlüklerinden koparan bir şiddet, bir savaş mania içine
sokan, kendisine sorgusuz sualsiz itaat ettirtmek ve insanları kendi
düzenini yaşatmak için hiç tanımadığı insanlarla veya halkla; inancı, ırkı
yada ekonomik siyasal çıkarları uğruna savaşmaya zorlayan hiçbir kurum ve
ahlakı kabul etmiyorum.

Adına uygarlık denilen çarklar yığının egemenliğini bozulan ve yok olan
doğanın yitirilen hayatların ve anıt mezarlar üzerine inşa etmesine ve
haksız olan savaşına bir insanlık hakkı olan vicdani rettimi açıklayarak
hiçbir şekilde katılmayıp kendimce onurlu olan yaşamıma bir leke sürmemek
için bu kurumların hiç biri için var olmayacağımı ve bu kurumların hiç
birinin de benim için var olamayacağını bildirerek

- hiçbir insana zarar vermemek ve bunun eğitimini almamak,

- doğanın ve canlı hayatın kısacası ekolojinin bozulmasını önlemek,

- kişileri kendi kirli çıkarlarına alet eden kurumların bir maşası olmamak,

- en önemlisi kendi hayatımı yaşamak ve kişisel hayat tasarruflarımı kendim
kullanmak,

- kişilerin üzerinde baskı kuran kurumları ve bu kurumların dayatmalarını
kabul etmeyerek askere gitmeyi ret ediyorum.

Hasan Çimen

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: png gif jpg jpeg.
Maksimum fotoğraf büyüklüğü 650x650 pixel.
Maksimum dosya büyüklüğü 10 MB.
İzin verilen dosya türleri: 3gp avi bmp cda doc jpe mov mp2 mp3 mp4 mpeg mpg pdf ra ram rm rtf sfk swf wav wma wmv xls.
GÜVENLİK KODU
Lütfen doldurunuz.