TAYAD'lı ailelerin açlık grevi eyleminde Behiç Aşçı ile söyleşi

İstanbul Indymedia - BBM: Abdi İpekçi Parkı'nda 3 gündür yapılan eyleme katılım nasıldı? Sivil toplum örgütleri sizlerle dayanışma içine girdi mi?

Behiç Aşçı: Burada toplam 300 insan vardı, bunlardan 117 kişi açlık grevi yaptı. Bu Adalet Bakanlığına bir uyarı eylemiydi, Biliyorsunuz Abdi İpekçi Parkı yedi yıl süren ölüm orucu direnişiyle birleşmiş, simgesel değeri olan bir yer, bir mesaj vermeye çalıştık Bakanlığa. Cumartesi günü basın açıklaması yapılırken KESK ve sivil toplum kuruluşları buradaydı. buradaydı, aydınlar ve sanatçılar geldiler, bütün katkılar değerli ve önemliydi. Elbette Kasım ayındayız, hava çok soğuk, polis buraya çadır kurulmasını istemiyordu, ve zaten çadır kurdurmamak için buradalar, ama buna rağmen aileler çok dirayetli. kararlı, sabırlı, 3 gün oturdular burada, gerçekten hayran olmamak mümkün değil. Şimdi toparlanıyorlar. Adalet Bakanlığından bir randevu talebimiz vardı, şimdi ondan cevap bekliyoruz. Bu da yaptığımız eylemlerden bir tanesiydi, bir uyarı eylemiydi. Bizim kararlılığımız ve hedefimiz sohbet hakkını uygulatmak yönünde. Bu hakkı uygulamamak diye bir şey yok. Bakanlık bunu uygulamak zorunda. Dolayısıyla bu noktada mutlaka eylemlerimizi yapmaya devam edeceğiz.

İstanbul Indymedia - BBM: Sohbet hakkının uygulanmamasıyla ilgili bugün Adalet Bakanlığına bir heyet gitti. Bu görüşmeden ne gibi sonuçlar alındı?

Behiç Aşçı: Görüşmeye Tayad'dan 4 aileyle gidildi, 2 de avukat arkadaşımız vardı, ben de katıldım. Önce Adalet Bakanlığına gittik fakat danışmadan geri geldik, danışmayı geçemedik. Randevunuz yok, kimseyle görüşemezsiniz, sizi içeri almayacağız dediler. Sonra cezaevleri müdürlüğüne gittik, Orada zaten bizi bekliyorlardı, orada da şöyle bir şey dediler, "Avukat Behiç Aşçı içeri giremez, süren bir davası var biz onunla görüşmeyiz". Bunun üzerine Tayad'lı aileler içeri girdiler, Cezaevleri genel müdür yardımcısı Hüseyin Kuraç'la görüşmüşler ve bu bürokrat ta aynı şeyleri söylemiş. Sohbet hakkının kullanılabilmesi için yeterli personel bulunmadığını, yeteli personel alımı için 1009 bütçesine kalem konulduğunu, yeterli personelin alınmasından itibaren 2009'da sohbet hakkını uygulamaya başlayacaklarını söylemiş. Tabii bunlar ne kadar inandırıcı, bizim bu sözlere güvenimiz kalmadı artık.

İstanbul Indymedia - BBM: Bu verilen sözleri izleyebilmeniz ve takipçisi olmanız açısından bir dayanak var mı? Her gittiğinizde "yapacağız" demeleri dışında?

Behiç Aşçı: Biz aslında garip bir taleple gidiyoruz, Adalet Bakanlığının bir emri var, demek ki uygulan, ama burada uygulanmıyor ve biz uygulanmadığını açıklıyoruz.

İstanbul Indymedia - BBM: Ölüm orucu eylemine ara verilen 22 Ocak 2007'den bu yana cezaevlerinin durumunda ne gibi değişiklikler gerçekleşti? O tarihte yayınlanan genelge tüm hükümleriyle uygulandı mı?

Behiç Aşçı: Öncelikle cezaevlerinde herhangi bir iyileştirme olmadığını söylemek kesinlikle mümkün. Çünkü hapishane koşullarında değişen hiçbir şey olmadı. Ölüm Orucunun bir kazanımı olarak 45. sayılı genelgede sohbet hakkı kabul edildi, onaylandı, ama bu hak uygulanmıyor. Biz hapishanelerde bugün tek bir hak olduğunu kabul ediyoruz, o da sohbet hakkı, çünkü bu hak hiçbir kurulun kararıyla engellenemiyor, diğer haklar Adalet Bakanlığı tarafından yasaklanabiliyor, aile görüşü yasaklanabiliyor, mektup, kitap alımı yasaklanabiliyor, fakat sohbet hakkının kullanımı yasaklanamıyor. Bugün hapishanelerde tek bir hak vardır, sohbet hakkı, o da uygulanmıyor. Dolayısıyla hapishane koşullarında olumlu yönde hiçbir gelişme yok. Aksine varolan koşullar daha da ağırlaşıyor. Örneğin bu iki yıl içinde Engin Çeber işkenceyle, dövülerek öldürüldü. Sorunun ikinci kısmına dair, sohbet hakkı uygulanıyor mu? Ona da cevap vermiştim, uygulanmıyor. Bakanlık yer yok ya da personel yok gibi inandırıcı olmayan dile getiriyor. F tipi hapishaneleri görenler bilir, devasa büyüklüktedir, 50-60 dönüme inşa edilen bir binada sadece 390 tutuklu kalır. Çok büyük alanlar var. Ben de kaldım içinde biliyorum. Örneğin iş atölyeler,i, çalışma boyutları çok büyük boyutlarda, onlar bölünerek yapılabilir. Bunlar alternatif olarak yapılabilecek şeyler. Yer yokluğu gerekçe değil. Personel yokluğu da inandırıcı değil, çünkü daha önce uygulandı. Yani personel yığılması yapmadan, yüzlerce, binlerce personel almadan, Tekirdağ F tipi, Edirne F tipi, Bolu F tipi ve İzmir'de uyguladılar, fakat başka gerekçelerle uygulamaktan vazgeçtiler. Bu nedenle her iki gerekçenin de geçerli olmadığını düşünüyorum. Esasen siyasi bir tercih, uygulamak istemiyorlar. Uygulanamıyorsa diğer yerlerde nasıl uygulandı? Çok da olumlu sonuçlar alındı. TİHV'dan bir doktor arkadaş şunu söyledi, F tpi hapishanelerde sohbet hakkının uygulandığı cezaevlerinde, uygulanmayanlara göre sağlık sorunlarında azalma görülmüş. Temel problem tecrit, insanlar tecrit koşullarında tutuluyor. sağlık sorunları ve diğer problemlerin asıl sebebi tecrit. Sohbet hakkı tecridin ortadan kaldırılması konusunda ciddi ve olumlu bir adım olduğu için, bu tip sorunlarda azalma görülüyor. Böyle olması da doğal. Bizim en temel hakkımızdır sohbet hakkı. Yoksa biliyoruz, bu hak uygulanmadığında hapishanelerde kalanlar yalnızlığa mahkum olacaklar ve yine yalnızlık içinde yok edilecekler.

İstanbul Indymedia - BBM:
Bugün cezaevlerindeki durum nedir? devletin sohbet hakkının engellenmesi dışında insan haklarına aykırı yasadışı uygulamaları var mı? varsa nelerdir?

Behiç Aşçı: Bunu tek tek saymaya gerek yok, en başta verdiğim örnek, Engin Çeber, bir insanın haklarının en başta geleni yaşam hakkı, ortadan kaldırıldı, Adli Tıp raporuyla da kanıtlandı. Görüyoruz ki Engin Çeber beyin kanaması devam ettiği halde gardiyanlar tarafından 4-5 gün boyunca sabah akşam dövülmüş. Burada artık hiçbir hakkın olmadığını söylemek mümkün. Yıllarca aileleriyle görüşemeyen, mektup alamayan tutuklu sayısı o kadar çok ki.

İstanbul Indymedia - BBM: Avukatlar özellikle ailelerle birlikte, bu yasanın uygulanması için bir gelişme sağlayamıyor mu?

Behiç Aşçı: Bizler mücadele ediyoruz, baskı yapmaya çalışıyoruz ama, sonuçta iktidar bu konuda bir sansür uygulayarak ısrar ediyor. Bu konunun halkın gündemine taşınmasını engelliyor. Görüyorsunuz Tayad'lı aileler 3 gündür açlık grevi yapıyorlar, bugün bitiriyorlar, dönecekler yaşadıkları kentlere. Özellikle burjuva medyada hak ettiği oranda yer bulmadı, hatta hiç yer bulmadı. Ama bu önemli bir eylemdi, Adalet Bakanlığına ciddi bir uyarıydı.

İstanbul Indymedia - BBM: Sivil toplum kuruluşlarından sendikalardan partilerden ve derneklerden ne ölçüde bir destek geldi?

Behiç Aşçı: Bu konuda iki türlü cevap verilebilir. Birincisi demokratik kitle örgütlerinin tecrit karşıtı mücadelede bulundukları yer, ikincisi de özel olarak 3 gün boyunca buraya ziyaret edenlerin durumu. Elbette KESK, TMMOB, Eğitim-sen geldi, onların katkıları önemli. buradaki tanıklıkları da ayrıca değerli. Fakat bu mücadele sadece buraya yapılacak ziyaretlerde kalmamalı. Çünkü biz tecridin bir insanlık suçu olduğunu biliyoruz. Tecrit bir insanlık suçudur, bir işkencedir, o zaman tecridin kaldırılması için genel ve kitlesel bir mücadele yapmak gerekiyor. Kaldı ki bu sorun sadece içerdekilerin sorunu değil, çünkü tecrit içerde,i dışarıda hayatın her alanında yaşanıyor. Bugün demokratik kitle örgütleri tecride alınarak, marjinalleştirilerek susturulmaya çalışılıyor. Dolayısıyla bu tecrit politikalarına karşı mücadele tüm demokratik kitle örgütlerinin gündeminde öncelikli bir sırada olmalı. Ama bu konudaki kavrayışta ciddi eksiklikler var. Bugünkü mücadelenin geriliği de aslında biraz da bunun bir yansıması.

İstanbul Indymedia - BBM: Engin Çeber'in cezaevinde katledilmesiyle ilgili hukuki süreç şu an ne durumda?

Behiç Aşçı: 60'tan fazla görevliye dava açıldı, bunların içinde gardiyanlar, polisler ve askerler var, 6 gardiyana işkenceyle adam öldürmekten dava açıldı. Bu şu nedenle önemli, bu 6 gardiyan yaralamayla ölüme sebebiyet vermekten tutuklanmıştı ama o zaman Adli Tıp raporu çıkmamıştı, daha sonra Adli Tıp raporu çıktı ve bu raporla Engin Çeber'in işkenceyle öldürüldüğü kesinleşti. Daha sonra bu 6 gardiyan hakkında işkenceyle adam öldürmekten dava açıldı, diğerleri hakkında ise işkence suçlamasıyla dava açıldı, çünkü Adli Tıp raporu polisin yaptığı işkenceyi de tespit etmiş durumda. Polisin işkencesinden kalan izler tespit edilmiş. Dolayısıyla polis, Metris Cezaevinin iç güvenliğinden sorumlu askerler ve gardiyanlar hakkında, işkence yapmak ve işkenceyle adam öldürmek suçlarından dava açıldı. Mahkemeye hep beraber katılacağız.

İstanbul Indymedia - BBM: cezaevlerindeki tutsaklar -ölüme sebebiyet versin/vermesin- bu tür işkencelerle hangi yaygınlıkta ve sıklıkta karşılaşıyorlar?

Behiç Aşçı: Buna somut olarak çok örnek verilebilir ama, ben yasadaki bir hükmü anlatayım sanırım o yeterli olacak. 2005 yılında yürürlüğe giren düzenlemede pek çok şey suç sayılmıştır, slogan atmak suç, türkü söylemek suç, halay çekmek suç, her şey suç. Bir tane daha suç var, diyor ki, pasif direniş yapmak suç. Şunu anlayabiliriz, aktif direniş yapmak suç, kapı kırmak aktif bir direniştir, slogan atmak aktif direniştir, ama pasif direniş nasıl suç olur anlayamadık. Ama yasaya göre pasif direniş suç dediğinizde, içerideki tutukluların yaptığı her şey suçtur. Tutup şunu bile diyebilirler, bana yan baktı pasif direniş yaptı, cezası da 1 aylık görüş yasağı, bu kadar. Dolayısıyla bu hüküm açısından her şey suçtur. Size şöyle somut bir örnek vereyim, bir tutukluya gardiyanlar hiç neden yokken saldırabiliyor,neden aramalarına gerek yok, örneğin sayımda ayağa kalkmadı, saldırıp dövüyorlar, tutuklu da bunu protesto ediyor "insanlık onuru işkenceyi yenecek" diye slogan atıyor, sonra slogan attığı için bir daha ceza veriyor, o cezayı da protesto ediyor, bir daha ceza ve ondan sonra yıllarca ailesiyle görüşemiyor, ve bu örnekler o kadar çok ki.

İstanbul Indymedia - BBM:
Cezaevlerine dair ayrıca duyurmak/eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Behiç Aşçı: Biz tüm sanatçılardan, aydınlardan, demokratik kitle örgütlerinden şunu bekliyoruz, tecrit genel bir insanlık suçudur, bu A veya B örgütünün sorunu değildir, bu sorun hepimizin, Türkiye'deki ve Dünya'daki herkesin sorunudur, buna karşı mücadelede el ele verelim. Bunu çözebiliriz, biz daha zorunu yaptık sohbet hakkını kabul ettirdik Adalet Bakanlığına, bunu yapmak daha kolaydır, yeter ki bir arada olalım, beraber bunu uygulatabilelim.

Video

TAYAD

Yorumlar