Konferansa Çağrı: "TÜRKİYE BARIŞINI ARIYOR"

Kürt sorunun demokratik çözümü için konferans hazırlığı yürüten aydın, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum örgütü temsilcileri, “Gelin konuşalım, tartışalım arzuladığımız tarihsel uzlaşı ve barışı birlikte programlayalım” çağrısında bulundu. Toplantıda hükümetin tavrı eleştirilirken, sivil inisiyatifin askeri inisiyatifin gerisine düştüğü tespiti yapıldı. Konferansın 13-14 Ocak tarihlerinde Ankara'da düzenleneceği açıklandı.

İHD, MAZLUMDER, TİHV, GÜNSİAD temsilcileri, akademisyenler, eski milletvekilleri, Demokratik Barış Girişimi ve yazarların da aralarında bulunduğu aydınlar, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözüme kavuşması için düzenleyecekleri konferans hakkında bilgi vermek için Mola Otel’de dün bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, MAZLUMDER Genel Başkanı Ayhan Bilgen, TİHV Genel Başkanı Yavuz Önen, Prof. Dr. Doğu Ergil, Barış ve Demokratik Çözüm Grubu üyesi Seydi Fırat, Barış İnisiyatifi’nden Orhan Miroğlu, eski DEP Milletvekili Orhan Doğan ve eski DSP Prof. Dr. Cengiz Güleç katıldı.

‘Barış çelişkisi yaşıyoruz’

Çağrıcılar adına ortak açıklama yapan Prof. Dr. Cengiz Güleç, Türkiye’de barışla ilgili ilkesel çelişkiler yaşandığını kayddetti. Güleç, ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ ve ‘çağdaş uygarlık düzeyi’ne ulaşmak hedefleriyle, barışın dünyadaki güvencesi olmak yerine, yurdumuzda dahi barışı sağlayamamak gibi bir çelişki yaşıyoruz” dedi. Barış çelişkisinin derinlemesine ele alınması gerektiğini vurgulayan Güleç, yurttaşların sisteme yönelttikleri eleştiri ve taleplerin ‘ihanet’ şeklinde nitelendiğini, bu eleştirileri yapanların düşman ilan edilerek ortadan kaldırılmak istendiğini söyledi. Güleç, “Hepimizin yaşanan bu acı gerçekte payı var. Savaş ve çatışma herkesi dilsizleştirip sözü hükümsüz kılıyor” diye konuştu.

‘Gelin konuşalım’

Siyasetin özünün farklılıklara dayandığına dikkat çeken Güleç, siyasetin herkese açık bir yapıda olması gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi: “Türkiye halkının, cumhuriyeti ilan ederken kendine verdiği sözü yerine getirmek için tarihle randevusu var: Türkiye barışını arıyor. Gelin konuşalım, tartışalım arzuladığımız tarihsel uzlaşı ve barışı birlikte programlayalım.”

“Kürt sorununa demokratik çözüm, toplumsal barış konferansı” hakkında bilgi veren Güleç, konferansın 13-14 Ocak tarihinde Ankara’da düzenleneceğini ifade etti. Konferansın uzun erimli, sürekliliği olan ve toplumsal mutabakatı esas alan bir inisiyatifin yaratılmak amacıyla düzenlendiğini anımsatan Güleç, konferansta anlaşmazlıkların barış yolu ve müzakerelerle çözümü, çatışmaların sona erdirilmesi için anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması, barışın tesisinde farklı toplumsal kesimlerin rolü, medya ve barış, siyaset ve barış gibi başlıkların olacağını dile getirdi.

Daha sonra söz alan İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, hükümetin olumsuz tavrına takılmamak gerektiğini belirterek, “Eğer diyalogda bir sorun olmasaydı bu çalışmalara ihtiyaç olmazdı” dedi. TİHV Başkanı Yavuz Önen de şiddette ısrar eden bir uzlaşma olduğunu, hükümetin ve hükümetlerin de bunun bir parçası olduğunu ifade etti. Prof Doğu Ergil ise yapılacak olan konferans ile toplumsal barış konusunda bir teklif taslağı hazırlanarak topluma sunulmak istendiğini ifade etti.

Metinde imzası bulunanlar

‘Türkiye Barışını Arıyor İnisiyatifi’ adına yapılan açıklamada 53 kurum temsilcisinin imzası yer alıyor. Açıklama metnini imzalayan bazı kişiler şöyle:

İHD Genel Başkanı Yusuf Alataş, MAZLUMDER Genel Başkanı Ayhan Bilgen, TİHV Genel Başkanı Yavuz Önen, Prof. Dr. Doğu Ergil, Prof. Dr. Büşra Ersanlı, GÜNSİAD Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, Yazar Orhan Miroğlu, DTP PM Üyesi Canip Yıldırım, eski DEP Milletvekili Orhan Doğan, Prof. Dr. M. Cengiz Güleç, Batman Baro Başkanı Sedat Özevin, Şair Sennur Sezer, Yazar Altan Tan, Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, Yazar Vedat Türkali, Yazar Hrant Dink ve Avukat Eşber Yağmurdereli.

Yorumlar

Yurdun bunca demoratik kitle örgütü,aydin ve sanatçisinin biraraya gelerek barisi tartisacak bir ortam olusturmasi -Ortadogudaki kritik gelismeler de gözetildiginde- son derecede önemli ve yararli bir girisimdir.
Gözlemlere göre simdilerdeki hedef ve talapler,karsilikli ateskesin saglanmasi,genel af çikarilmasi,insan hak ve özgürlüklerinin genisletilmesi,12 Eylül fasist rejiminin artigi,kisla nizamnamesi niteligindeki gerici anayasanin degistirilmesi,düsünce ve örgütlenme özgürlügünün önündeki engellerin kaldirilmasi,özcesi demoratiklesme sürecine ivme kazandirilmasi ve benzeri seylerdir.
Söz konusu talepler.uluslarin kendi yazgisini belirleme hakkini içermeyip birçok eksiklikler tasiyor da olsa,yine de toplumsal ilerleme baglaminda ileri bir atilim olarak degerlendirilebilir.
Ne var ki,kemalist -fasist devlet yönetimine egemen olan derin devletin,bu asgari taleplere bile tahammül gösterip girisimcileri muhatap olarak kabul etmesi,bize göre asla olanakli degildir.Lakin,ona ragmen,kaniçici savas tacirlerinin baris düsmani politikalarinin afise olmasi,bunun kamuoyu açisindan bilince bir kez daha çikarilmasi bakimindan anilan toplantinin gerçeklestirilmesini yararli buldugumuzu belirtmeliyim.
Aslinda gerçek çözümün yolu,proleterya eksenli savasimi esas alan, uluslarin kendi yazgilarini belirleme hakkini öngören,antifasist,antiemperyalist,antisömürgeci bir bir strateji ve siyasetten geçer.
Esitçi,adil ve onurlu bir barisa ancak ve ancak bu yoldan varilir.
Bu böyle biline...

Kendine aydın diyenlere sesleniyorum. Bu vatan toprakları 1000 yıldan fazladır bizim. Kimin toprağını kime variyorsunuz. Kürtlerin sözde "iyiliği ve barışı" için çalışanlara sesleniyorum. Sizler, Kürt kardeşlerimizi aşiret pisliği içinde yüzyıllardır sömürmediniz mi? Kardeşlerimiz sizler için ırgat gibi çalışırken, oğullarınızı Osmanlının altınlarıyla Fransada, Avrupa'da zevk ve safe iiçinde yaşatmadınız mı?. Kürt kardeşlerim bir mücadele vercekse, önce bu aşiret ağalarının, ayan beylerinin sömürü düzenine karşı mücadele versinler. Bu mücadelede onlarla birlikte oluruz. Ama iş federasyon v.s. gibi emperaylist amaclara hizmet etmekse, orada tüm Türk halkını karşılarında bulacaklardır. Gerekirse, kan dökülür. Zira toprak ancak kanla vatan olur. Herkes bunu böyle bile......

aslında 80 yıllık köhnemiş olan bu zihniyetin barışı daha önceden yapılmalıydı maalesef kendine vatanseverim diyenler bu şavaştan rant kazandıkları için bir türlü buna yanaşamadılar.ama bu rantın sonuna gelindiği açıkça bilinmelidir. insan kanı üzerinde siyaset yada hamaset yapanlar şunu iyi bilmelidir ki bu insan kanı onları birgün boğacaktır.5000 yıldır bu topraklarda yaşayan kürt halkına barışı kardeşliği reva gören zihniyet bu acıları kürtlerden çok Türklere çektirmiştir. Kürt halkı yıllarca acılara boğulurken türk halkının beyni yalan dolanlarla yıkanmıştır.Ne yazık ki Türk kardeşlerimiz bir türlü uyanamamışlardır bilakis vampirlerin değirmenine su taşımışlar vede taşımaya devam ediyorlar.Bu ülkenin parçalanması ne kürde nede Türke hiç bir faydası olamaz o zaman gelin elele verelim bu barışı hemen sağlayalım aksi takdirde hem emperyalistlerin hemde devşirmelerin oyununa geliriz buda felaket olur her iki halk için neden mi çünkü devşirmeler yalnızca israile çalışıyorlar Türk halkı ve kürt halkının ortak çıkarı birdir Kürt halkı bu barışa hazırdır Kardeş Türk halkı artık şunu demelidir "ÖLMEK ÖLDÜRMEK İSTEMİYORUZ" evet bu söylendiği zaman bakın her şey ne kadar güzel olacak kardeş kardeşi vurmayacak ve güzel günler hepimizin olacak yurtseverlik yada vatanseverlik vurmakla kırmakla olmaz kardeşlikle olur.bizler görevimizi yapmadığımız zaman savaş rantçıların dediği olursa korkarım ki ırak ın akibetini bizlerde yaşayacağız ben bu felaketi asla yaşamak istemiyorum ülkeminde yaşamasını istemiyorum şunu unutmamak gerekir ki çatışan gençlerin bu ülkenin evlatları olduğunu. tek kişi kalıncaya kadar şavaşırım diyen zihniyet aslında kendisi savaşmıyor bu halkın öz evlatlarını savaştırdığının farkında çünkü efendileri böyle buyurmuştur.yozgat taki,osmaniye deki,ankara daki mehmet ,ahmet, hasan kardeşlerim bu oyuna son vermenin zamanı geldi geçiyor bu ülke hepimizin bu ülkeyi ayakta tutmak hepimizin görevi değil mi haydi hep birlikte "savaşa hayır barış hemen şimdi" diyelim

arkadaşlar ...kocaman bir yeter ....ne zaman gerçekleri kabullenecez ne zaman uyanacaz ne dünya bizi değiştirmeden biz dünyayı değiştirecez. bunca yaşananları hiçe sayıp başa mı dönecez. ya ortak doğrularımız yok mu madem omuz omuza şavaştık kardeşiz kardeş haklar istiyorum dünyadaki neyse o fazla değil. bu sorunu bence çok konuştuk. kürt sorununa veya türkiye sorununa çözelim dünyaya adımızı duyuralım . olmaz mı kardeşim sevgili kardeşim......

türkiye barışını arıyor) bu tartışmaların ne yazık ki 50 yıl önce yapılması geekirdi ama bu süre zarfında türkiyeyi yünetenlerin siyasi bi oyun olarak bunu kullanmalaı bu sorunun bukadar uzun yıl almasına neden oldu. TÜRKLERİN(milliyetçilein) soylemlerine göre bu vatan sadece onlarınmış! ama bilmelerini isterim bu topraklarda yüzyıllardan beri var olan bir millet varsa oda kürt milletidir. türklerin asıl yeri orta asyadır ve geldkleri yeri unuttmamalaını soylerim. kürtler uzun yıllar sömürü dunzenine maruz kaldı ama şimdi kendi demekratik haklaını almak için demokratik yollarla bu mucadeleyi surdureceklerdir.bunun bir göstergeside yapılan bu barış konferansıdır.umarım daha kürtler her alanda kendilerini temsil etme fırsatı bulurlar....