Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
4 Temmuz 2005 Pazartesi günü Edinburgh sokaklarında anarşistler, palyaçolar, polis ve yerel halkın katılımıyla Dolu Dolu Eğlence Karnavalı (Carnival for Full Enjoyment) dolaşıyordu. Karnaval 'bizleri aşırı çalışmaya gömülmemize neden olan kurumların günlük öğütmesine karşı' direnmek için 'işçiler, göçmenler, öğrenciler, kâr talepçileri, yeniden pazarlıkçılar, iş retçileri, pansiyoncular ve hayalcilere' yönelik bir çağrıyla yapıldı. 'İşteki, iş dışındaki ve her nerede yaşıyorsak oradaki direnişi' kutlamak için tasarlanan karnavala katılanlar kâra dayanan bu sistemin sona ermesi için, özgürlüğe ve işbirliğine dayanan küresel bir toplum doğrultusunda aktif olarak çabaladıklarını vurguladılar.
Gün, polis ve eylemcilerin sokaklarda kedi-fare oynamasıyla başladı. Polis tüm Edinburgh için uygulanan 60. maddeyi kullanarak insanları durdurup aramaya başladı. Saat 12:00'de gruplar Princes St civarında toplanmaya başladılar. Bu andan itibaren polis tüm gösterileri sertlik kullanarak bastırmaya çalıştı. Sonuçta Princes St ve Canning St civarında çeşitli çatışmalar gerçekleşti, 100'den fazla insan gözaltına alındı, 60 eylemci polis şiddeti nedeniyle yaralandı ve tıbbi yardım gördü. Bunların yanı sıra Edinburgh kent merkezindeki birçok sokak eylemciler tarafından ele geçirildi. [ Rapor ]
Haber ve fotoğraflar: Tıbbi | Polis: 1 | 2 | Princes Street:1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | İskoçya Indymedia günlük rapor | Financial District: 1 | 2 | 3 | Clowns: 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | Bristo Place: 1 | IMC IE on the day
| Video: Palyaçolar | Polis



Yorumlar
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Edinburgh, Dolu Dolu Eğlence Karnavalı
Live Aid, G8 ve Cool Irkçılar
"ne gariptir ki yazıya noktayı koyduğumda ingilterenin el-kaide tarafından vurulduğunu öğrendim"
Beyaz Avrupa afrikadaki aç çocuğun görüntüsü eşliğinde sallandı durdu. Pek bi muhalif rockcılar dünyanın bilmem kaç yanında konserler tertipleyerek beyaz adamın vicdanına seslendiler. Ey insanlar hadi ağlayın, açlığı tarihe gömün… Live Aid konserlerinin tertipleyicisi, sadaka toplayıcı, “Sir”rockçı Bob Geldof, yılışık bir vaziyette Blair’le çıktığı televizyonda halka Tony’nin de bu dünya işlerinin bu vaziyetinden çok rahatsız olduğunu anlattı durdu. Midesi kaldırana…
Kendi devletlerine, iktidarlarına en küçük bir muhalefet yapmayan bu yardımsever abi ve ablaların cool ırkçılıklarına daha fazla çene yormaya gerek yok. Onlar kitlesel vicdan temizleme ayinlerinde, yaptıkları masturbasyonla rahatlamış görünüyorlar. Önemli olan bu tip gündemlerin peşinden umut tacirliği yapmamak.
G8 protestolarına da baktığımızda yukardaki tablodan çok daha değişik bir desen bulamıyoruz. Uygar dünyanın kentli çocukları dünyanın zenginlerini büyük dolu dolu bir eğlence karnavalıyla protesto ettiler. Daha yaşanır bir kapitalizm için kah palyaço orduları olup polislere sarıldılar, kah bando mızıka eşliğinde bankaların camlarını indirdiler.
Apartheid’in küreselliştiği, dünya yoksullarının ulusal sınırlar sayesinde “kendi kaderlerini tayine” zorlandıkları bir dünyaya nerdeyse kimsenin itirazı olmadı. İmtiyazlılar dışında kalan dünya, kapitalist uygarlığın ördüğü yüksek duvarlarla kuşatılmış ve yoksulluğa mahkum edilmiş. Kimin umrunda… Bugün yeryüzünde birçok bölge, ülke, küreselleşme denen sürece istenildiği halde dahil olamamanın getirdiği bunalımlarla etnik, dinsel çatışmalarla yokoluşa sürükleniyor. Kim takar…. Yeryüzünün lanetlileri derme çatma sandallarla okyanusları aşarak ölümüne, “refah ve demokrasinin” simgesi Avrupaya ulaşamaya çalışıyor. Orda durun işte !
Günümüz kapitalizminin krizi aynı zamanda bir uygarlık krizi olarak yaşanıyor. Batı uygarlığının bugün sunduğu refah ve “demokrasi” nin dayanağı doğanın ve dünyanın yoksullarının korkunç bir yağmasıdır. İnsan türünü, imtiyazlılar tabakasıyla aynı şeymiş gibi algılayan, sürekli kendisinden sözeden bu “narsist” kıtanın sahiplerinin “nazik” eylemleri en azından uygarlık krizine bir çözüm değil.
Yoksulluğu, sömürüyü,yağmayı tarihe gömmenin tek yolu var: Bu küresel apartheid sisteminin imhası için kapitalizme, sınırlara, uluslara karşı topyekün bir mücadele. Eşitlikçi ve dayanışmacı bir uygarlık programı yokoluşa doğru sürüklenen dünyanın tek çıkış yolu gibi gözüküyor. Evet işimiz afrikadaki kelebeğin kanat çırpışının yaratacağı esintinin dünyada bir fırtına yaratma olasılığı kadar zor. Siyah derimizin üstündeki beyaz maskeleri çıkarmakla işe başlayabiliriz.
“Afrikayı yeni bir Avrupa haline dönüştürmek istiyorsak ülkelerimizin kaderini Avrupalıların eline terk edelim. Onlar bunun nasıl yapılacağını içimizdeki en yeteneklilerinden daha iyi bilir.
Fakat insanlığın ilerlemesini istiyorsak avrupa’nın bize gösterdiği düxeyden farklı bir düzeye gelmek istiyorsak, o zaman yeni şeyler bulmamız ve keşfetmemiz gerekiyor.
Halklarımızın beklentilerine yanıt vermek istiyorsak bu yanıtı avrupanın dışında aramamız gerekir. Dahası Avrupa halklarının beklentilerine yanıt vermek istiyorsak, onlara zaman zaman ölçüsüz biçimde hasta olduğunu hissettikleri, kendi toplumlarının ve düşüncelerinin bir yansımasını, bu ideal bir yansıma olsa bile, geri göndermenin yararı olamaz.
Avrupa için, kendimiz ve için ve insanlık için, yoldaşlar, yeni bir sayfa açmalı, yeni kavramlar geliştirmeli ve yeni bir insan yaratmalıyız.” F.Fanon- Yeryüzünün Lanetlileri, Sonsöz
Kendi yanıbaşımızdaki toplumsal hareketleri görmezden gelip Avrupalı işçilerin her kıpırdanışında heyecana kapılanlara Fanon’un cevabı yerinde olsa gerek. Avrupalı işçilerle birleşmek istiyorsak onlara önce ne kadar ırkçı olduklarını hatırlatmamız gerekiyor. Tabi bunu yapmadan önce kendi ırkçı milliyetçi elbiselerimizi çıkarıp yakmamız gerekecek…
z simurg
www.koxuz.org