Gözetlenmeye Karşı NOBESE FESTİVALİ'nden notlar
MOBESE güvenlik sisteminin yerleştirdiği kameralar tarafından izinsiz ve habersiz günün 24 saati aralıksız görüntülerinin kaydedilmesini kişilik haklarına tecavüz olarak niteleyen ve birileri tarafından gözetlenmek istemeyen bireyler 24 Haziran 2005de tarihinde NOBESE adıyla gözetleme kameralarına karşı bir festivalden notlar...
MOBESE güvenlik sisteminin yerleştirdiği kameralar tarafından izinsiz ve habersiz günün 24 saati aralıksız görüntülerinin kaydedilmesini kişilik haklarına tecavüz olarak niteleyen ve birileri tarafından gözetlenmek istemeyen bireyler 24 Haziran 2005’de tarihinde NOBESE adıyla gözetleme kameralarına karşı bir festival başlattı.
‘Şimdilik’ beş kişiden oluşan Gözetleme Kamerası Oyuncuları’nın tertiplediği BİRİNCİ GELENEKSEL NOBESE FESTİVALİ'nin birincisi 062, 081 ve 073 numaralı güvenlik kameralarının önünde yapıldı. Daha önceden duyurulduğu gibi saat 14.00’de başlayan önce festival, Galatasaray Postanesi'nin karşısındaki 062 numaralı gözetleme kamerasının altında yine Gözetleme Kamerası Oyuncuları’ndan oluşan Grup Röntgen’in açılış konseriyle başladı.
Gazetecilerin ve televizyon muhabirlerinin de kendi kameralarıyla katıldığı festivalin bir diğer ilginç izleyicileri de elbette polislerdi. Gözetleme kameralarından izlemenin yeterince eğlenceli olmadığını düşünmüş olacaklar ki üç midibüs dolusu çevik kuvvet ve ayrıca pek çok sayıda sivil polis memuru NOBESE Festivali’nin açılışında en önde yerlerini almıştı.
‘Çekme Kardeşim’ isimli tiyatro ‘gösterme’yişinin ardından ‘Kameradaki suretlerimize ayna tutuyoruz’ isimli performans gerçekleştirildi. Oyuncular yanlarında getirdikleri el aynalarını gözetleme kameralarında kaydedilen görüntülerine yani gözetleme kameralarının kendisine doğru tuttular. Aynalarla buluşan güneş ışığı, kırılamaz ve darbelere dayanıklı olarak nitelenen dijital gözlerin gözlerini kamaştırdı. Işık, karanlık noktalar oluşturabiliyordu.
Festivalin ikinci durağı olarak Mis Sokak’ta bulunan 081 numaralı gözetleme kamerası belirlenmişti. Burada da oyuncular dürbünleriyle kendilerini izleyenleri daha yakından görmeyi denediler ve kendilerini kameralardan izleyenlere el salladılar. Bu sırada orada bulunan basın mensuplarından da izlemek isteyenlere dürbünlerini paylaştılar. Ardından bir oyuncunun Orhan Veli’nin ‘İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı’ isimli şiirinin yazılı olduğu bir kağıt gözetleme kameralarına doğru tutularak o sırada izleyenlerin de okuması sağlandı.
BİRİNCİ GELENEKSEL NOBESE FESTİVALİ'nin son durağı Taksim Meydanı'nındaki 073 numaralı gözetleme kamerasıydı. Yine Gözetleme Kamerası Oyuncuları’ndan oluşan Grup Göreme’in kapanış konseri eşliğinde oyuncular gözetlenmek istemediklerini ifade etmek maksadıyla kafalarına geçirdikleri naylon poşetlerle gözetleme kameralarına –muhtemelen- gülümsediler. Muhtemelen diyoruz çünkü oyuncuların kafalarında poşet olduğu için içerde neler olduğunu kimseler göremedi.
Festivalin birincisi bittiği sırada orada görev yapmakta olan polis memurları oyunculara yaklaşarak ‘eğlenmek için’ izinlerinin olup olmadığını sordu. Oyuncular da eğlenmek için izin alınmasına gerek olmadığını düşündüklerinden polisin bu soruyu sorarak eğlendiğini düşündüler.
Bazı gazetecilerin de bu kameraları daha önce görmedikleri anlaşılıyordu, çünkü aralarda oyunculara sorma gereği duyuyorlardı. Bu kameralar nerelerde diye. Oysa hemen her gazete de bu kameraların olumlu özellikleri bir bir sıralanmış, en ince detayına varıncaya kadar yer almıştı. Gazetecilerin kendi gazetelerini dahi okumadıkları sonucuna da varmak olası.
Oyuncular, bu festivali her hafta başka bir semtteki gözetleme kamerasının önünde gerçekleştireceklerini duyurup gözetlenmek isteyen herkesi festivale katılmaya çağırdı. 'Gösteri' programlarına ulaşmak için www.izleniyoruz.net adresini görmek yeterli.



Yorumlar
grup rontgen acilis konseri verdi
kameralardaki suretlere ayna tutulunca gozler kamasti
durbunle de bakmak gerek
istanbul'da yasiyoruz gözleri ustumuzde, izleniyoruz
gosterme engelliler gostermediler
ama eglenmeye izin yok mu
basin geldi ama neyi gorup neyi gosterecekler
gözlenelim
SİZLERİN PROTESTO ETMESİNE SAYGILIYIM. BU SİZİN GÖRÜŞÜNÜZ. BEN DE KENDİ GÖRÜŞÜMÜ SÖYLEMEK İSTİYORUM. BENCE GÖZETLENMELİYİZ. HATTA DAHA DA FAZLA KAMERALARLA GÖZETLENMELİ, TEKNOLOJİNİN NİMETLERİNDEN DAHA ÜST DÜZEYDE FAYDALANILMALIDIR.
ÜLKEMİZDE İNSANİ DİYEMEYECEĞİM BİR DOĞURGANLIK, DOĞURUP DOĞURUP SOKAKLARA SALINMALAR, ECÜŞ-BÜŞÜÇ İNSANLARIN ÇOĞUNLUĞU, İKTİDAR SEÇİMİNDEKİ HATALAR ÜLKEMİZİ SEVİYESİ DÜŞÜK İNSANLAR TOPLULUĞU HALİNE GETİRMİŞTİR. SUÇ ORANI İNANILMAZ SEVİYEDE. İNSANLAR SOKAKLARDA KORKARAK YÜRÜR HALE GELMİŞLER. YETKİLİ KİŞİLER NE YAPTIKLARINI BİLMİYORLAR. POLİSİN YETKİSİNİ NE KADAR AŞTIĞINA ZAMAN ZAMAN ŞAHİT OLUYORUZ. YANİ BİRİLERİ ÇIKIP DA BUNLARIN GÖRÜLMESİNİ VE BÖYLECE DÜZELTME YOLUNA GİDİLMESİNİ SAĞLAYACAKSA NİÇİN GÖZETLENİYORUZ DİYE KIZIYORUZ. KENDİMİZİ DÜZELTMEYE ÇALIŞALIM. DOĞURGANLIKLARA ALLAH VERDİ DİYE ADLANDIRMAYA KARŞI PROTESTO AÇALIM. BİLİNÇSİZCE ANNE-BABA OLMAYA KARŞI PROTESTO AÇALIM. ANNE VE BABA OLACAKLARA YAPTIRIMLAR GETİRİLSİN. ANNE-BABA EĞİTİMİ GÖRÜP DE SERTİFİKA ALMAYAN İNSANLARA EVLAT SAHİBİ OLMA HAKKINI VERMEYELİM. MUTLAKA BİR YAPTIRIM GETİRTELİM. İNSANLARIMIZ BİLİNÇLENSİN. BİLİNÇLİ YAŞASIN, CAHİL TOPLUM OLMAYI AŞALIM. SUÇ İŞLEYEN, TRAFİK KAZASI YAPANLARIN POLİSLE KARŞI KARŞIYA KALIP DA REZİLLİKLER YAŞANACAĞINA CEZANIZ KAPINIZA GELSİN, SİZ DE VİDİODA SEYREDEBİLİN VE BİLİNÇLENİN. BENCE İLERİ ÜLKELERDE BÖYLE OLDUĞU İÇİN VE İSVİÇRE'DE BUNUN MÜKEMMEL BİR ÖRNEK OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜM İÇİN ÜLKEMİZİN DE BÖYLE MEDENİ GÜZELLİKLERDEN YARARLANMASINI İSTİYOR, SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZE SAYGILI OLMANIN YANINDA KATILMADIĞIMI BİLDİRMEK İSTİYORUM.
Gozetlenmeden yana olalim!
"Yarasi olan gocunur!"
Giderek gelisen yeni teknolojik olanaklar insanin yasam biciminide degistirmistir, degistirmeyede devam ediyor, edecektirde... Peki tacimizi onumuze koyup bir dusunelim; gozetlenmek bireye neyi kaybettirir?
Yatak odamiz degil gozetlenen sokaktir!!!!!! birey sokakta saldiriya ugruyor, yarin bunun biride siz olmayacaginizin garantisimi var elinizde?
Gittikçe karmaşıklaşan toplum yapısı ve teknolojik gelişmeler, siyasi sosyal ve ekonomik krizler bireye gittikçe artan problemli durumlarla karşılaştırmaktadır,
birey haksiz yere, bireye saldirip canina okumaktadir.
Bu gidise kim dur diyecek? Her bireyin basina bir polismi dikeceksiniz?
Evet kisisel ozgurluklere, bireyim mahremiyet hakina ve bir baskasi tafindan gozetlenip rahatsiz edilmesini elbetdeki hos karsilayamayiz ancak gozetlenmenin amaci o degildir, tamamen , bilakis biyerin huzuru ve refahidir..".Bir huzur almaya geldik bu dunyaya...
Bu nedenlerle yapilan pretostolarin, festivallerin hiv bir haklilik payi yoktur...
Tum okurlarima Sagilarla selamlar yolluyorum.
Gsoruklu@msn.com
Gozetlenmeden yana olalim!
"Yarasi olan gocunur!"
Giderek gelisen yeni teknolojik olanaklar insanin yasam biciminide degistirmistir, degistirmeyede devam ediyor, edecektirde... Peki tacimizi onumuze koyup bir dusunelim; gozetlenmek bireye neyi kaybettirir?
Yatak odamiz degil gozetlenen sokaktir!!!!!! birey sokakta saldiriya ugruyor, yarin bunun biride siz olmayacaginizin garantisimi var elinizde?
Gittikçe karmaşıklaşan toplum yapısı ve teknolojik gelişmeler, siyasi sosyal ve ekonomik krizler bireye gittikçe artan problemli durumlarla karşılaştırmaktadır,
birey haksiz yere, bireye saldirip canina okumaktadir.
Bu gidise kim dur diyecek? Her bireyin basina bir polismi dikeceksiniz?
Evet kisisel ozgurluklere, bireyim mahremiyet hakina ve bir baskasi tafindan gozetlenip rahatsiz edilmesini elbetdeki hos karsilayamayiz ancak gozetlenmenin amaci o degildir, tamamen , bilakis biyerin huzuru ve refahidir..".Bir huzur almaya geldik bu dunyaya...
Bu nedenlerle yapilan pretostolarin, festivallerin hiv bir haklilik payi yoktur...
Tum okurlarima Sagilarla selamlar yolluyorum.
Gsoruklu@msn.com
Söylediklerin Kısmen Dogru
Oncelikle tum harfleri buyuk yazman gereksiz olmus. Dikkat cekmeye calistigin izlenimini yaratiyor. Dusuncelere gelirsek..
Soyledigin sekliyle kalicak olsa yani sadece "SUC" (!) gozlemlenicek olsa haklisin.
Burda asil dikkat cekilen iktidar sahiplerinin "big brother"cilik oynamaya basladiklaridir. Ve bir zamanlar bilim kurgu olan seyler yavas yavas tarihte yerini almaya basliyor.
Kisisel ozgurluklerin zaten son derece kisitli oldugu ülkemizde ve görece DUNYA da giderek insanlarin daha kucuk bir alana (evlerine/ofislerine ve kendi sefil, "özel" bireysel hayatlarina) sikistirilmaya calisildigidir
Ve rasyonel ve normal zeka seviyesnide herkesin fark edebilecegi gibi iktidarlar kendi CIKARlarini ve YANDAŞlarini korurlar. Herkes [SOL/SAG] suc oraninin dusmesini ve duzen gelmesini ister.
PEKI KIM DAHA COK FAYDA KAZANICAK BU ISTEN? ASIL SORU BU!
21. yy da her alanda oldugu gibi MAL/MULK sahipleri, İŞADAMLARI, SIYASILER, MEDYA, statü sahipleri, gizli servisleriyle G8 ulkeleri vb vb...
Faili "meçhul" cinayetler mi?
Gözaltinda "kayiplar" mi?
...
Ayrica nufus kontrolsuzlugu ve cahil insanlar yigini mega koylerimizle ilgili soylediklerin de dogru ama bunun icin pek cok alanda reform gereklidir. Kamerayla bir sey cozemezsiniz.
1) O kameralari kim denetliyecek? Egitimsiz personel.. Ve sonucta insan, yani hata yapabilir!
2) Kim kolluk gorevi yapacak? Egitimsiz, cahil, travmatik kisilikli arkadaslarimiz :) ;
Devam edelim; suc isleyen insanlar geri zekali degil, kameranin ne oldugunu nerde oldugunu ogrenmeleri 2-3 yil alir.
-Her yere kamerea ve izleme sistemi kurmak bizi daha da fakirlestirir.
Bkz. "fakirlik ve gucsuzluk" ve ezilen sömürülen halklar ilişkisi...
-Peki sonra ne olucak ne mi olucak? Gelismis silah ve casusluk sanayiyle bu kameralari islevsiz hale getiren mal lari ABD/AB bizim suclularimiza satacak.
Anasini satayim,
döne döne satyim,
Liberal demokrasiymis,
İletişim çağıymış...
MOBESE Neyi Gözleyecek?
Halk kitlelerini kontrol altında tutmak, egemen sınıfların yüzyıllardır vazgeçmedikleri bir rüyadır. Teknoloji bunun için seferber edilir, ama aynı teknoloji asla açlığa, hastalıklara çare için kullanılmaz. 18. yüzyılın egemenleri, 'Panopticon' gibi sistemlerle tüm yaşamı bir hapishane gibi tasavvur edip şekillendirmeyi hayal ederken, bugün metropol kapitalist ülkelerin birçoğunun sokakları, meydanları kameralarla donatılmış durumdadır.
İstanbul'da kurulan Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu, yani MOBESE de bu anlayışın bir uzantısı olarak, Başbakan Erdoğan tarafından açıldı. Kentin, meydanları başta olmak üzere, çeşitli bölgelere yerleştirilen kameralardan elde edilen görüntüler, MOBESE Merkezi'nde 24 saat izlenecek ve "suç" önlenecekmiş...
Böyle açıklandı!
Elbette çok ulvi bir işti yapılan; halkın yaka silktiği kapkaç en baş hedef olarak ilan edildi. Ardından bilimum "suçlar" sıralandı...
Birincisi; yoksulluk, işsizlik, açlık büyürken, üç beş kamerayla "suç" oranını düşürmek, ancak cezalandırmadan, polisiye yöntemden başka hiçbir şey düşünemeyen bir sisteme özgü olabilir. "Suç"u ortaya çıkaran olgular onları sadece sözde ilgilendirir, usülen dile getirirler. Gerçekte, yasalarda cezaları artırma ile polise, istihbarata yaptıkları yatırımla önleme gibi hiçbir bilimselliği olmayan yollara başvururlar. Tabi bu arada, bu yatırımlardan birileri rant elde eder. Halkın cebinden çalınarak 23 trilyona kurulan sistem, bu anlamda hiçbir şeyi çözemez. Kapkaç haberlerini bilinçli olarak abartan burjuva medyada, "MOBESE anında kapkaççıyı tespit etti" türünden birkaç uyduruk haber okursunuz, sonra bunlara da rastlanmaz olur.
İstanbul polisi bu gerçeği bilmez mi? Elbette bilir. İşte, MOBESE'nin kurulmasındaki asıl amaç da burada ortaya çıkıyor. Oligarşinin asıl derdi, halkın mücadelesidir. Bu mekanizmalar, halkın mücadelesinin denetlenmesi içindir. Birçok yerde merkezi meydanlara yerleştirilen kameraların, kapkaç gibi suçların yaşanmadığı Gazi Mahallesi'ne dikilmesi de bundandır. Ama çok iyi bilinir ve ispatlıdır ki, hiçbir teknoloji insan beyni ve iradesine galabe çalamamış, halkın gücü karşısında başarı elde edememiştir. Bu işlerin ağababası Amerikan emperyalizminin neyi önleyebildiği ortadadır.
Bu arada, şu burjuva insan hakları savunucularının, özel yaşamın dokunulmazlığından sözedenlerin sesi neden çıkmıyor? Çıkmaz çünkü, gerçekte bu ülkede burjuva anlamda dahi insan hak ve özgürlüklerine sahip çıkmakta tutarsızdırlar, hep düzenin gözünün içine bakarlar.
Örneğin, bir grup "solcu" yazarın çıkardığı Beyoğlu Gazetesi, Beyoğlu'na kamera istiyoruz diye kampanya başlatıyordu. Çarpık olmayan ne var ki bu ülkede, bu konuda olmasın. İşte tüm İstanbul kamera oldu, sevinebilirler. Gazi Mahallesi'ndeki MOBESE kamerası önce kapatıldı, ardından parçalandı...
Adım bir....
Birden bire arttı kap kaç olayları ve arkasından dahiyane(!) bir çözüm: kameralarla izleyelim memleketin her sokağını, yakalayalım suçluları, güven içinde yaşayalım. Ve herkes (istisnayız) alkışladı bu kurtarıcı fikri.. veya en azından ses çıkarmadı. kapkaçlar azalacak, can tehlikesi ortadan kalkacak umuduyla... Peki hiç akıllarına şu soru gelmedi mi? "Bu zamana kadar yakalanan kapkaççılar kaç dakika tutulabildi karakolda?" "Ne ceza yediler?" Bizim sorunumuz yakalamak değil ki... yakalanmaktan korkmayan kişileri kamerayla veya kamerasız yakalasan ne olur? Demek ki, bu kameralar söylendiği işe yaramaz.. Peki ne işe yarar? Adım bir...
Önce hırgür çıkar, sonra o hırgürü yok edeceğiz deyip antidemokratik hareket gerçekleştir. Ve üstüne üslük bunu saf halkımın alkışlarıyla yapıp kahraman ol. Güzeeel. Ama tarihte bir hata var. Bence kameralar faaliyete 12 Eylül'de geçmeliydi. Biz 12 Eylüllerde sorunları şak diye kesebilme(!) yeteneğine sahibiz... hem de halkımın alkışlarıyla... 12 Eylüllerde terörde biter, kapkaçta...
Adım biiir...
Gözlükleri değiştirmek lazım
Yukarda yer alan yorumları okuduktan sonra yurdum insanın en çok ihtiyacı olan şeyin daha fazla empati olduğunu bir kez daha gördüm.
Öncelikle şunu görmeliyizki Mobese projesi sadece kameralardan oluşmamaktadır. 24 saat izleme sadece kameralarla sokaklar için geçerli değildir. Aynı zamanda tüm emniyet araçlarıda izlenecektir. Bizzat emniyetin konu ile ilgili "Kendi personelimizin daha verimli kullanılmasını amaçlıyoruz" ifadeleri geçiyor. Yani gerçektende amaç var olan personelin daha verimli çalışmasına imkan tanımak ve gereksiz yerlerdeki gereksiz polis yığılmalarının önüne geçmektir.
Mesela es geçilen İstanbulun 85 karakolundaki nezarethanelerin 24 saat izlenmesi polis devleti kurulmak isteniyor iddiası ile ne kadar bağdaşıyor. Polis bizzat kendisinide aktif bir şekilde izlemektedir. 570 kameranın 200 adeti plaka okuma geri kalan 370 adet güvenlik amaçlı. Buna karşın 3500 polis aracı düzenli bir şekilde takip ediliyor. eğer Polisin amacı hegemonyasını arttırmak olsaydı araçları değilde daha fazal sokağı izlemezmiydi?
Biraz empati demiştim. Kendinizi Polislik yaparken düşünün ve bu projenin fayda ve zararlarını birde o gözle düşünün. Sonra vatandaş olun tekrar ve tekrar daha önceki fikirlerinizi yoklayın. Çok şeyin değiştiğini göreceksiniz bence.
Proje hakkında biraz detay bilgisi olan birisi olarak şahsi kişilik haklarıma tecavüz edildiği gibi bir düşünceyi kesinlikle taşımıyorum.
Not: Ben emniyet mensubu değilim. Ve bu projenin İstanbula faydasının bahsedilen zararlarından çok fazla olacağına inanıyorum.
gözleri değiştirmek lazim!
Polyanaci fikirlerinle sana hayatta basarilar.. Su an kariyer ve maasindan memnunsun anlasilan ve sistemle barisiksin ve son derece sirandansin...
Mmuhtremelen emniyet teknik personel, ozel guvenlik firmasi, BT (bilgi teknolojileri) vs vs bir taşeron işletmede çalışıyorsun. Öncelikle uygulamada ve sosyal kültür de degisiklik yapilmadan kamerayla hicbir sey olmaz canim arkdasim! Neden mi?
Kamere kayitlarini yok etmek, degistirmek cok zor bir sey degildir. (Eger BT ile ilgili bi insansan bunu zaten biliyorsundur) Burasi bir Fransa, Ingiltere (bile)degil! Ha onlarda da özgürlük, eşitlik, adaletin ne durumda oldugu ortada.. Proudhon'un dediği gibi "İktidar budur!
Onun adaleti budur! Onun ahlakı budur!!!"
Guncel bir ornek olarak, ingilizce bildigini varsayarsak okuyabilirsin,
ingliz polisinin toplumun buyuk bir cogunlugunun 'serseri' ve 'degersiz' oalrak tanimladiklari insanlara, yasalar ve uygulamalar yuzunden nasil korkarak ve cekingen mudahele etttigini gorebilirsin. Ki olmasi gereken de budur. Bkz. 3 temet insan hakki ( Beden dokunulmazligi)
"Devlet vatandaş için vardır." bizde ise tam tersi bi gelenek hakim "Vatandaş devlet için vardır."
http://www.dailyrecord.co.uk/news/news/tm_objectid=15707671%26method=ful...
-Biz de 1000 lerce anti otoriter polise dogru hücum edecek ve polis sadece ittirip, kaktirmakla kalicak? Hic boyle bir sey gormedim acikcasi türkiye'de... / Görebilecegimi de sanmiyorum.
Hmm simdi teknik verilere gelelim.. 3500 polis araci kontrol ediliyormusmus. Kim kontrol ediyor? Bu ülkede denetim ssitemlerine karsin halkin cok buyuk bir kesiminde olusmus bir güvernsizlik hakimdir ve dogru (sebep-sonuc) bir kanidir. Bu güne kadar egitim, adalet, sağlik hangi sekltörde neyi dört dörtlük denetlediler ki_? Eski idealist devletciler bile bugün "Devlet isleri bu kadar ciddiyetsiz mi olacakti" diyor bugünlerde..
İktidar 'aptal' degildir (tamam cok zeki de degildir ama bu zaten gerekli degil kitlerleri yönetmek icin), insanoglunun ulastigi en iyi en 'medeni' teknik alistira alistira değiştirmektir. Bugun 350
izleme kamerasi yarin 1 milyon olacak...Ve bugun ses cikarmayanlar yarin ya artik cok gec! diyecek.. Ya da zaten yine umurlarinda olmayacak.
NOT:. Londra da 4 milyon CCTV kamera ve siradan bir ingiliz'in görüntüsü günde ortalama 300 kamera sistemine giriyor. (Kaynak: Reuters)
Ve en komigi de 7-7 bombalama olaylarinin cozulmesi icin simdi bu kadar kameranin verisini kare kare arastiriyorlarmis. 4-5 hafta sürebilecek bir is.. Sonuc sistemin savunucıları acisindan pozitif somut bir delil olacak, ya da olamayacak.
excellent!
excellent! we are very happy
nobese 6
bu haftasonu harbiyede 6. etkinlik yapilmistir.
Röntgenciye ateş etti
Röntgenciye ateş etti
Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ, (DHA)
DENİZLİ'nin Çivril İlçesi'nde 15 yaşındaki S.Y. adlı kız, kendisini camdan röntgenlemekle suçladığı 37 yaşındaki M.Y.'yi, babasının av tüfeğiyle yaraladı.
Olay, dün gece saat 22.00 sıralarında Yukarı Mahalle 1013 Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, S.Y., aynı mahalleden M.Y.'nin camdan kendisini seyrettiğini farketti.
Babasına ait ruhsatsız av tüfeğini alıp kapının önüne çıkan S.Y., uzaklaşmakta olan M.Y'ye arkadan ateş etti. M.Y. sırtına isabet eden saçmalarla hafif yaralandı. Çivril Devlet Hastanesi'nde tedavi edilen M.Y. taburcu edildi.
Polisin gözaltına aldığı S.Y., ifadesinde M.Y.'nin kendisini camdan röntgenlediğini iddia etti.
http://www.milliyet.com.tr/2005/08/20/son/indextur_tam.html
izlenmek
benim kaçak köçek işlerim olmaz ve özel hayatınla da ilgisi yok yani senin evini gözetlemiyor sonuç olarak benim güvenliğim ile ilgili olduğundan sonuna kadar destekliyorum
Ne kadar doğru
Yaptığınız haber ne kadar gerçekci bana kalırsa tartışılır. Sebebiyse Bu konu hakkında yeteri kadar bilgili olmamanıza bağlıyorum. Yazıkki yeteri kadar araştırma yapmadan hazırladığınız bu haber bir at gözlüğü mantığından öte bir şey değil. İstanbul sizlerin o kamera önünde gerçekleştirdiğiniz nüfüstan ibaret olmadığını pekhala sizde biliyorsunuz. Nüfüsü milyonlarla tabir edilen bir mega kent için ki bu nüfüsun içinde namuslu insanların, işinde gücünde çalışanların yanısıra bir çok olumsuzluklarıyla hırsızların ,katillerin ,yankesicilerin, tecavüzcülerin de yaşadığı bir şehir. Burda şunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Bügüne kadar kaç kendi halinde yaşayan, topluma zararı olmayan kişi rahatsız olmuşki bunlardan da gidip bir yerlere şikayette bulunmuş? Sonuçta bu ülkenin birçok adli ve idari kuruluşu var. Daha olmadı git AİHM ye . Bakalım ne sonuç çıkıyor. Dediğim gibi kendi halinde bir insansan neden rahatsızlık duyasın ki ? Araştırmak gerek. Bu benim düşüncem.
Bu haber de sizin düşünceniz saygı duyarım.