DÜNÜN KALINTILARI ÜZERİNDE

........
........
........

DÜNÜN KALINTILARI
ÜZERİNDE

Yere kapanan bir taş
Dilenci ağustos böcekleri
Havayı kirleten
Çıkar panayırları...
Ve içi itibarla dolu bir tas...

Deniz kenarlarında
Ölü kaplumbağalar,
Can çekişen balıklar...
Açlar karşısında
Şerefe kadeh kaldıran
Sanıklar...

Dünün kalıntılarında
Yorgun manzaralar...
Üstleri aranan menekşeler,
Güneşe kırgın zambaklar...
Sevilmeyen yaz gülleri...
Çevreyi kuşatan atıklar...

Mavi
Yeşilin yanında solgun
Yeşil idama mahkûm...
Hastalıktan hayvanlar
Yakıla dursun...
Denizlerde
Zehir saçıyor batıklar.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris – 20.05.2001

KAVANOZ
İÇİNDE
BİR
DÜNYA

Kavanoz içinde bir enkaz
Oyunlar cam gibi
Şeffaf...
Yürüyor onlar
Örümcek gibi,
Aşağıya sarkarak...

Dizine kadar kin içinde kinin...
Kapı değil
Sanki bir kapak
Üstünde sevginin...
Yetmedi kıvrım kıvrım uzanması
Bir yerlere...
Korku verdi
Tek başına
Büyüyen güllere...

Aşağı mahallelerde
Ses çıkaran kamyonlar...
Heykele benzeyen
Tabancalı adamlar...
Korku bir saplantı
Aç kuşun gözünde...
Sevgi bir işkence
Yeryüzünde…

Zaman
Masa başında eriyen kaygı ;
Adalet göz çapağı…
Eşitlik yapay bir gül
Yoksulun elinde…
Kardeşlik içi boş bir rüya
Garibin üzerinde…

Karanlık efsanesi
Elleri kanlı trenin…
Yangın... deprem
Ve gözyaşı malzemesi
Mahkemenin...

Kavanoz içinde bir enkaz,
Oyunlar cam gibi
Şeffaf...
Yürüyor onlar
Örümcek gibi,
Aşağıya sarkarak…

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville – 15.05.2001

TACİZ

Üzeyir Lokman ÇAYCI

« Kurallı yaşamak katı yasaklamalardan geçer… Güçlülük kadın olmakla değişmez… Yetkimi hoşgörüsüz ve sürekli bir şekilde kullanmalıyım… » Ağzının içinde mırıldandığı bu sözlerden sonra bayan idarecinin gözleri irileşmişti.
Sekreterine, rahatsız edilmemesini, söyledi. Bilgisayarıyla bir şeyler yazmaya koyuldu. Adeta yazdıklarıyla yelpazeleniyordu. Gözleri zaman zaman tek noktada kalıyor, kelimeler üzerinde üç boyutlu kurgular arıyordu.
Aradan iki saat geçmişti. Ki içinde bir tek sevgi sözcüğü bulunmayan, siyasi parti duyurusunu veya sendika bültenini andıran yazısına son noktayı koydu. Altına ; ismini, unvanını ve tarih yazmayı unutmadı. İmzasını da attıktan sonra, « zorlamalarıma karşı direnmenin güçlüğü yakında anlaşılacaktır... » diyerek telefona sarıldı.
El kol işaretleriyle, konuşması buğulu camlar arkasında akislendi.
Birkaç dakika sonra, saçları ağarmış bir işçisi, endişeyle kapıyı tıkırdattıktan sonra içeriye girdi. Titreyen eline tutuşturulan mektubu aldı. Geri adımlarla dışarıya çıktı. Fazla vakit kaybetmeden, telaşla kendisine yazılanları okudu. Alın terlerini sildikten sonra derin derin nefes aldı. Bir ülkede « yabancı olmanın olumsuzluklarını » düşündü.
İç çekişleri akşamüstü evine de yansıdı. Babalarının kucağında günün gerginliğini atmak isteyen çocuklarının mahzun halleri onun kederini katmerleştirmişti.
Gece yarısı acılar kalbine yüklendi. Ambulansla hastahaneye kaldırıldı. Ve orada öldü.
Kendisini sevenler onu morgta ziyaret ettiler. Hanımı hayatının yönünü değiştiren soğuk rüzgârların şeklini anlatmaya çalışırken gözyaşlarını tutamıyordu. Çocuklarını geleceğe hüzünle taşıyacak bir başlangıçtan haberleri olmayanlar yarın onları nasıl karşılacaklardı ?
Olay unutulmuştu. Birkaç ay sonra, aynı işyerindeki yetkili bayan « etkinliğin sürekliliği yargılayıcılıktan geçer…Psikolojik yöntemlerle, kesintisiz yabancılarla mücadeleyi sürdürmek benim görevim olmalı…Güçlülük kadın olmakla değişmez… »
Ağzının içinde mırıldandığı bu sözlerden sonra bilgisayarıyla bir şeyler yazmaya koyuldu. Bayan sekreterine de rahatsız edilmemesini söyledi. Yazdıklarıyla âdeta yelpazeleniyordu.
Mektubuna son noktayı koyduktan sonra, altına ; ismini, unvanını ve tarih yazmayı da unutmadı. İmzasını da attıktan sonra :
« Her şeyin başlangıcında sonuca ait izler vardır... Geçmiştekilerin unutulması işimi kolaylaştıracaktır... » diyerek telefona sarıldı. Konuşmaları buğulu camlar arkasında akislendi.
Kapıyı tıkırdatarak içeriye giren işçisinin eline yazdığı mektubu tutuşturdu. İşçisi geri adımlarla dışarı çıkarken, o gerindi. Rahatlamış bir hali vardı. Bekleme dönemi başlamıştı.
İşçisi önce derin nefes aldı. Sonra, kendisine verilen mektubu açmadan ikiye katlayarak cebine koydu. Kulaklarına ambulans sirenlerinin sesleri gelmeye başladı.Kendisini hastahanede ve morgta hissetti. Bir gölge gibi, onun duyguları gelişirken aile hayatına yansıyan huzursuzluklar başkalarınca hiç farkedilmedi.
İnsan hakları bildirgeleri bulunan duvarlarda tenzilatlı satış ilanları daha çok dikkatleri çekiyordu.
Hüzünler ; evlerde ağıt, iş yerlerinde huzursuzluk, yüreklerde burukluk halinde yansırken, televizyonlarda kovboy filmleri gösteriliyordu.

20.12.1998

KARANLIĞA SAVAŞLA YAZILANLAR

Üzeyir Lokman ÇAYCI

Bir daha ısınamayacaksın, soğuyan ellerin uzanamayacak dostluklara!
En azından bir kez olsun geriye bakma fırsatın var… Çiçeklerle dostluğunun süresini... sevginden aldığın hazları... iç güzelliğinle saçtığın ışıkları bir daha gözden geçir!

Ne yazık ki
Senin yarınlarına onlar karar verecekler.
Belki bir daha mart gelmeyecek. Karlar içine gömülemeyecek çocuk ayakların. Senden sonra okullardan savaş izleri silinemeyecek. Sen anılacaksın kitaplarla.
Kan izlerini görmeden, acıları hissetmeden son bir defa daha sarıl ananın kollarına
Nefes nefese
Vedalaş çiçeklerle.
Acılar duygularına adım attıkça zaman daralıyor.

Anıların
Saplanırken yüreklerine yaşayanların
Sen asla unutulamayacaksın.
Öfkeleri olduğu yerde bırakmak yerine
Neden savaşmak istiyorlar? Ne istiyorlar senden hiç düşündün mü?
İçlerindeki düşmandı onları harekete geçiren! Biliyorum kendileriyle bile dost olamayanların çılgınlıklarıyla karşı karşıyasın.
Elimden bir şey gelmiyor ! Özünde ölümler, gözyaşları olan savaşlarla seni hedef alan düşmanlıklara engel olamıyorum.
Sen çok küçüksün... Seni çok seviyorum!
Korkuya gölge, ağıta malzeme arayanların reçetelerindeki fos duygular yarın bir bir ortaya dökülecek… Tutkular kan lekelerini mürekkepleriyle yazarkan ellerini titretecek bazılarının. Gözlerin arkada kalmasın çocuk!

Sofra başında bir lokma ekmeği yemeden aç acına gözyaşlarıyla düşerse üzerine anan, ona gülümsemeyi unutma!
Şu an çıkar kokan savaş tacizleri altında yaşıyorsun Irak pencerelerinde titriyor.
Yaşlı çizgiler senin de peşine düşüyor!
Biliyorum tank uçlarında çiçekler yaşayamaz... Savaş sevgi değil acı taşır evlere !
Kan izlerini görmeden, acıları hissetmeden son bir defa daha sarıl ananın kollarına
Nefes nefese
Vedalaş çiçeklerle.
Acılar duygularına adım attıkça zaman daralıyor.

Mantes la Ville - 01.03.2003

55,rue Louise Michel
Appt.2142
78711 MANTES LA VILLE
FRANCE

İÇİNİZDEKİ ŞEHİR

Sessiz bir pazarlıkla satın aldığınız içinizdeki şehirde yaşıyorsunuz.
Henüz borçlarınızı ödeyemediniz.
Siyahlayan göz kapaklarınız altında bir şeyler hissetmeye çalışıyorsunuz.
Kendinizden uzaklaştığınızı fark etmeden düşünce tellerini teleferik gibi kullanarak en uzaklara kayıp gidiyorsunuz.
Sayısız unsurlara dokundukça tüyleriniz ürperiyor. Sizi aşan sözlerinizin yankılarıyla sarsıldığınızı hissettiğiniz anlardaki bağırmalarınızla özünüzdeki kuşları kaçırıyorsunuz. Nefes alışverişlerinizle gülleriniz soluyor.
Çılgınlıklarınızla çatılarınızdan kristalleriniz dökülüyor.
Düşünme alanınız daraldıkça şehriniz büyüyor. Sokaklardan, caddelerden koştukça yoruluyorsunuz.
Gecelerinize gerilim makinelerinizin ışınları düştükçe robotlaşıyor insanlarınız.
Kirli sularınızdaki kurbağalarınız timsahları dahi korkutuyorlar.
İç yolculuğunuz yaşlandırıyor sizi.
İçinizdeki çığlıklar büyüyor.
Kırk ayaklı zorluklar üretiyorsunuz.
Laboratuarlarınızdaki yedek hücreler size tatlı anlar yaşatmaya fırsat vermiyorlar.
İçinizdeki korkunun göstergesi sizi yukarıdan aşağılara bırakırken siz sesinizi dahi çıkaramıyorsunuz.
Saatler kıpırdadıkça mevsimler sökülüyor yüreğinizden...
Aklınızdan hep yalnızlığınız geçiyor.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Mantes la Ville - 22.09.2002

DEĞİŞİM

Onların
sararmış sarkıtlarını kırmadan
dokunmadan uçlarındaki
kin damlalarına
ellerinle çeke çeke
kurumuş duygularını
bulaştırmadan başkalarına
girebilirsen içlerine
o zaman sen değişeceksin.

Onların
düşürmeden varlıklarını
ayak altlarına
bayır aşağı kaydırmadan
özlerini
dimdik tutarak bakışlarınla
girebilirsen içlerine
o zaman sen değişeceksin.

Onların
hırslarındaki
karışıklıkları dağıtarak
sererek önlerine
utandırıcı kimliklerini
geçmişlerinde gezinmeden
ve belirsizliklerinde ezilmeden
girebilirsen içlerine
o zaman sen değişeceksin.

Zamanın üstünde
senin duyguların
hiç endişelenme
belirsizse yarın
kirlenmiş manzaralar karşısında
« kendilerini görsünler » diye
silkele yansımalarını
üzerlerine.
onların
girebilirsen içlerine
o zaman sen değişeceksin.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Versailles - 12.12.2002

DEVİR HIYARLARIN DEVRİ

Ben her zaman söylemişimdir
“Bir kapıyı dört kişi açamaz...
Ama bir köpek burnuyla
Açarak çekip gider...”
Hiç kimse
Buna şaşırmaz...
Devir hıyarların devri...

Makine
Çamaşırı yıkar,
İnsan vakit bulup
Kendini yıkayamaz...
Bazı kel kafalarda
Kıldan başka
Her şey bulunur,
Ama
İnsanlık bulunmaz...

Şatolarda
Padişahlar değil,
Tahta kurtları
Krallar gibi yaşarlar
Hiç kimse
Buna şaşırmaz...
Devir hıyarların devri...

Üzeyir Lokman ÇAYCI

ÜÇÜNCÜ KARANLIK

Boşluğa vurulan
Bir prangaydı
Çelişkisinde kinin…

Renklendirilen
Rakamlar
Önyargıya dayandı.

Gerginleşen sözcükler
Takıldıkça tuzağa
Bölündü
Temmuz ışıkları
Orta yerinden…

İncelmişti dostluk
Sabahın
Selamsız başlangıcında.

Maskesi düştü
Bencilliğin
Varsayımlara
Değer biçme zamanı…
Hırsın hasılatı
Kaldırıldı
Çıkar tarlasında.

Döndürüldü çark
Soğukluğuna
Yürek atışlarının…
Tek yönlü
Esti rüzgarlar
Sabahında
Üçüncü karanlığın.

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Magnanville, 05.07.2000

Bu şiirim 31.03.2003 tarihinde, saat 12.55’ de
çok değerli Ekrem TAMER’in sunuculuğunu
yaptığı TRT « Uzaktaki Yakınlarımız » proğramında
tiyatrocu sevgili Tonguç tarafından
okunmuştur.

http://uzeyir-cayci.kolayweb.com/
http://monsite.wanadoo.fr/SEVGI
http://uzeyircayci.sitemynet.com/fleur/index.htm
http://pages.ivillage.com/amourblanc/
http://nezuz.kolayweb.com
http://yakup.yurt.sitemynet.com/guzin/index.htm

SIIR PARKI :
http://www.geocities.com/siirkart/uzeyircayci.html
YASEMIN GÜNALP 1 :
http://www.jasminalp2.netteyim.net/UZEYIRL.CAYCIGALERI.htm
YASEMIN GÜNALP 2 :
http://www.jasminalp2.netteyim.net/SAVASAHAYIR1.htm
YASEMIN GÜNALP 3 :
http://groups.msn.com/JasminsWebSite/shoebox.msnw
SENEGAL CARTE POSTALE
www.PlaneteAfrique.com/cartePostale/viewcard.asp?cardid=YVkIrvLdRJ607
INTERNATIONAL WAR VETERANS POETRY ARCHIVES
http://iwvpa.net/cayciul/index.htm:
http://iwvpa.net/cayciul/what_is_.htm
FRANCE :
http://laplumelibre.free.fr/plumelibrenum4.html
TYRIEL
http://www.tyriel.com/poesies/poetes_monde/uzeyir/uzeyir_index.htm
CANADA :
http://poesieslaissezfaire.homestead.com/plfffaward.html
AMERIQUE :
http://www.poetrylifeandtimes.com/poetnewsSep02.html
CANADA :
http://poesieslaissezfaire.homestead.com/friendsamis.html
SUISSE :
http://www.culturactif.ch/textes/textes2002/lokmansommaire.htm
SUISSE :
http://lecoindespoetes.ch/poetespoemecayci.htm
TURQUIE :
http://www.amatorceedebiyat.com/eser.asp?id=2239
ESPAGNE :
http://www.pd-literatura.com.br/versos/v2_set.htm
ESPAGNE :
http://www.pd-literatura.com.br/versos/v4_dez02.htm
TÜRQUIE :
http://sevginedir.tripod.com/ucayci.htm
TURQUIE
http://www.geocities.com/vesanat/uzeyir.htm
SENEGAL :
http://www.senpoetes.homestead.com/files/PDS_Index.htm
SENEGAL :
http://www.planeteafrique.com/Amis/PoetesSenegal/index.asp
GERMANY :
http://www.kultura-extra.de/literatur/literatur/texte/cayci.html
GERMANY :
http://www.kultura-extra.de/literatur/literatur/texte/cayci_lyrik.html
GURBETTE TÜRK DÜNYASI :
http://morelli.sitemynet.com/turkdunyasi/index.htm
MERÜZ KARTLARI :
http://www.meruz.de/index.html
juergen bargon - artphotodesign :
http://www.artphotodesign.com/flash03.htm
ISIK BINYILI :
http://www.lightmillennium.org/poems/isikbinyili_siir_list.html
BEL-TÜRK - YUSUF ÇINAL :
http://www.bel-turk.com/cayci.htm
MERÜZ LINKS
http://www.meruz.de/apmgmenu/links.html
ALEVIYOL
http://www.aleviyol.com/index.htm
EUROPA-ART
http://www.europa-art.de/images/kunst/c.htm
AMATÖRCE EDEBIYAT RESIM GALERISI
http://www.amatorceedebiyat.com/galeri_salon.asp?sanid=1

Yorumlar