Uludere katliamına rağmen bu gece rahat uyuyacaklar…

 

imagesCA8CJU1V Uludere katliamına rağmen bu gece rahat uyuyacaklar…

Memlekette insanların en anlamaya çalışmadığı meseledir Kürt sorunu, bir tarafa göbekli liberaller yerleşip böğürürler “aman yahu bu devirde Kürtçe mi olur, serbest bırakın, Kürtçe konuşan kimse kalmaz” diye. Öteki tarafa sakallı cübbeli dinciler yerleşir; hepimiz Müslümanız…

Dikkat ettiniz mi bilmem, Türkiyeli olup Almanya’da yaşayanlar nasıl ki seçimlerde oy kullanabiliyorsa, Bulgaristan vatandaşı olup, Türkiye’de yaşayanlarda Bulgaristan seçimlerinde oy kullanıyorlar. Az değil 20′den fazla sandık kurulur seçimlerde. O kadarki Bulgar adayların Edirne’ye gelip miting yapmışlığı da vardır… Sadece yerel seçimlerde oy kullanmıyor “Türkiyeli Bulgaristanlı” seçmenler, o kadar kusur kadı demokrasisinde de olur, sonuçta Edirne’de yaşayan adamın ne işi olur Sofya belediye başkanıyla…

Mesele o değil, onların aralarındaki ilişki değil. Konu şu; siz hiç Artvin’den Batum’a gidip, yağ, şeker, et alan adamın yurda kaçakçı diye girdiğini gördünüz mü? Benzini katırın sırtına değil, arabanın deposuna koydukları için olsa gerektir, kimse kaçakçı kovalamaz oralarda.

Halk arasında bir hikaye anlatılır; İran sınırına yakın bölgelerde köylüler, salıyorlar katırları İran sınırına doğru, katırlar gideceği yolu biliyor tabi. Yavaş yavaş, sırtlarında variller varıyorlar mazotu yükleyecek İranlıların yanına. Mazotu aldıktan sonra, yavaş yavaş dönüyorlar köye. Katır cinsi gideceği geleceği yolu ezberledikten sonra sıkıntı çıkarmaz. Peşine düşmenin anlamı da yok. Yolda işgüzar bir komutan durdurmazsa mazot gelir, durdurursa katır gider…

Niye yazıyorum bunları?

Çünkü Türkiye’de yine böyle bir sınırda sıradışı “sınırcılık” oyununda 35 kişi katledildi. O günden beri sınırdaydı, sınırın sınırındaydı, kaçakçılardı, kaçakçaydılar gibi onlarca teori öne sürüldü… Herkes birbirinin üzerine atmaya çalıştı, herkes ötekini işaret etti…

Nihayetinde katliam, kaçakçılıktan çok Kürt sorunuyla ilintili.

Kürt sorunu dediğimiz, Türkiye’nin başını ağrıtan en büyük sorunlarından biridir aslında. Vakti zamanında Kürtleri mübadele edecek bir devlet bulamadığımız için elimizde kaldıklarından, hepsini öldürmediğimiz için yaşadıklarından, istedikleri gibi doktor-avukat-vali olabilmelerine, hatta Cumhurbaşkanı bile olabilmelerine rağmen olmadıklarından, üstüne bir de işsiz-yoksul kaldıklarından başımıza bela oldular hep…

Bu kadar büyük bir sorun olmasına rağmen, yoldan bir aydın çevirip sorsanız, nedir bu Kürt sorunu diye, aydın liberalse başlayacaktır papağan gibi ezberinden konuşmaya; bir grup Ergenekoncunun Kürtçe konuşmak için çıkardığı soruna Kürt sorunu denir, oysa bu devirde ne Kürtçesi, İngilizce öğrenip para kazanmak çabalayacaklarına Kürtçeyi unutmamak için ölüyorlar, bırakın Kürtçe konuşsunlar, değmez deliyle deli olmaya…

Onlar var da, bunların dincileri yok mu? Onlarda var, onlarda hepimiz Müslümanız elhamdülillah modunda. Ezan Arapça okunuyor ya, doktor da “pırt pırt” deyince ishal olduğunuzu anlıyor ya, ne gerek var cennete gitmek yerine Kürdistan’a gitmek için nefes harcamaya…

(Kürdistan yazınca, bilgisayar programı otomatik düzeltiyor “Kürdilihicazkar” diye, o da olmadı “Hindistan” diye)

Evet, ulusalcılar var haklısınız, içinden geçtiğimiz yüzyıl boyunca Kürt sorununu kanatan onlar oldu hep. Kürtler yoksul dedikçe doktor-mühendis olabilmelerine rağmen olmadıkları için Kürtleri suçlayan hep onlar oldu. Türkiye’nin var olma savaşını, kurtuluş savaşı diye destanlaştırıp, savaş sırasında Kürtlerin, savaşa katılmak yerine dağlarda katır kutur kafalarına göre dolaştıkları paranoyasını yaydıktan sonra kendileri de inandılar. Şimdi kabullenmiyorlar Diyarbakır’ı Kürtlerin kurtardığını… (kimden kurtardılarsa, o da ayrı mesele)

Fettullahçılar bir dönem “Hitler Yahudileri katletmedi, gaz odası diye gösterilen yerlerde, katliamda kullanılan gazların izleri yok” diye saçma sapan bir zeka ürünüyle dolanırlardı ortalıkta. Bugünlerde sabah akşam Suriye’de Esad katliam yapıyor diye haberler yapan Samanyolu TV, o yıllarda Hitler’in katliam yapmadığını “ispatlayan” belgeseller-konuşmalar yayınlar dururdu. Beynini yıkadılar milletin, bir ara iyice sıyırmışlardı, İnönü savaşları yaşanmadı, sonradan uyduruldu, Çanakkale’de dört halife savaştı deyip duruyorlardı, baktılar öyle kimse ciddiye almıyor, Aristo’dan demokrasi, Platon’dan özgürlük öğrendiler atladılar kılıç kalkan oyun ekibi gibi ortalığa. On yıldır soytarılık yapıyorlar; biri kadınlar başına özgürce türban takabilsin diyor, öteki çirkin popolarıyla ortalıkta dolanmasınlar… Biri Kürtlere bütün hakları verilecek diyor, öteki Kürtlerin dini Zerdüştlüktür, Zerdüştlük sapıklıktır…

Tabi onların hocası ulusalcılar. Çünkü onlardan kaptılar taktiği, Çanakkale savaşlarında Kürtler savaşmadı diye belgeler yayınlayanlar da onlardı. Haliyle öğrencileri hemen kaptı taktiği, ne Kürdü ne Türkü dört halife savaştı diye atladılar ortalığa. Şimdi kimse pirincin taşını ayıklayamıyor.

Bir grup zevat, Fettullahçılarla-Kemalistlerin uzlaştığını ve Kürtleri katlettiğini yazıp duruyor. Ellerini cebine atan her gözlüklü “eh Kürt sorunu söz konusu ya, hemen uzlaştı iki taraf, saldırıyorlar Kürtlere-Alevilere…” diyor.

Hayır, iki kesimin Kürtleri ya da Alevileri katletmek konusunda ayrıştığı “1″ gün gösterse bunu söyleyen tamam diyeceğim o da yok. Ne zaman ayrıştılar ki şimdi birleşsinler? İttihat Terraki Ermenileri kırarken mi ayrıydılar şimdi ayrı olsunlar? Ara sıra hırlaşıyorlar iktidar benim olacak diye. Atatürk bunları birleştirmişti bir partide, yarınız orada yarınız burada olmuyor, bir arada “takılın” diye… Ebedi Şef ölür ölmez hır çıkardılar, o gün bugündür dikiş tutmuyorlar…

Bir tanesi dayanamadı “Kürtlerden özür diliyorum” diye ortalığa atladı, İttihat Terraki adına, Kemalistler adına, AKP adına özür diliyorum diye. Hazır elini atmışken Yavuz-Kanuni-Halife Ömer adına da özür dile deyince çark ediyor hazret “onlar adaletli işgal ettiler” diye. Bu dünyada bir adaletsiz işgalci Kemalistler var zaten, gerisi hep adaletli yapıyor… O “adaletli işgal” terimi de Kemalistlerin icadı işin ilginç tarafı…

Onuda “biz söylemedik” diye birbirlerinin üzerine atmaya çalışmasınlar?

Evet, neden yazdık bunca satırı? 35 kişi katedildi… Mesele o değil, bir kişi ya da 35 kişi meselesi değil. Haliyle bin yıldır o bölgede zaten ilginç bir “harç” karılıyor, arada kaynayıp duruyor Kürtler birer ikişer… Önemli değil. Alışmış bölge halkı. Şimdi içlerinde hainler vardı, yanlış yoldan gittiler, dershane parasıydı bir sürü hikaye yazılır… Zaten bir Kürt kadını “ilerde film yapılınca ağlarsınız” diyerek bin yıllık hikayeyi özetlemiş… Filmi görür gibiyim; Uludere’de beş minare gördüm, biri kırmızı…

Öyle bakmayın, insanoğlu acımasız, bin yıldır yaptığı gibi onuda yapar… Acıları kanata kanata, batıra batıra iktidarını sağlamlaştırır, biri gider biri gelir, biz hep gidene düdük çalarken, gelene zurna çalarken buluruz kendimizi…

Bildiğiniz köle duruşu…

İktidar kanadının medyası ilginç bir habere imza attı; Uludere olayının görgü tanığı konuştu: Köylüler uyardı, biz dinlemedik…

Ya gördünüz mü? Öyle işte, bildiğiniz devlet mantığı, ölen suçludur… Şimdi suçu ölenlere de attılar, rahat rahat uyurlar, ne diyelim, Allah bozmasın kimsenin keyfini…

http://takyons.wordpress.com/inceleme/yuksel-taylan/uludere-katliamina-ragmen-bu-gece-rahat-uyuyacaklar/

 

Yorumlar