Şırnak: Devlet Uludere'de katliam yaptı
28 Aralık 2011, Çarşamba gecesi, Şırnak’ın Uludere İlçesi Ortasu (Roboski) Köyü’nde çoğu çocuk en az 36 kişi savaş uçaklarıyla bombalanarak katledildi. Sınırı geçen ve geri dönen 40-50 kişilik grup köylerine yaklaştıkları sırada açılan ateş sonucu korkup geri kaçtı, Bu sırada başlayan hava saldırısında şans eseri hayatta kalan üç kişi hariç grubun tümü savaş uçaklarının bombalaması sonucu topluca katledildi.
Şırnak’ın Uludere İlçesi Ortasu (Roboski) Köyü’nde köylülerin savaş uçaklarıyla bombalanarak katledilmesi olayını yerinde inceleyerek, ön izleme raporu hazırlayan İHD ve MAZLUMDER heyeti, olayın bir yargısız infaz ve toplu katliam olduğunu belirtti.
Raporda, olaydan sağ kurtulan ve hastanede görüşülen 19 yaşındaki Hacı Encü’nün şu beyanlarına yer verildi:
“28.12.2011 günü Saat 16.00’da 40-50 kişilik bir grupla birlikte mazot ve gıda maddesi getirmek üzere yine bu sayıda katırla beraber sınırın Irak tarafına geçtik. Karakola özellikle bir bilgilendirme yapmadık ancak gidip geldiğimizi zaten biliyorlardı. Amacımız şeker ve mazot getirmekti. Hatta giderken İnsansız Hava Aracının sesini dahi duyduk ancak sürekli gidip geldiğimiz için yolumuza devam ettik. Akşam 19.00’da katırları yükleyerek yola çıktık. Saat 21.00 gibi sınıra yaklaştık. Bizim köyün yaylasına vardık, yayla tam sınırdadır. Orada önce aydınlatma fişeği ve akabinde de top-obüs atışı yapıldı.Biz yükümüzü sınırın diğer tarafında bıraktık. Hemen ardından uçaklar geldi ve bombardıman başladı. Biz iki gruptuk, öndeki grup ile arkadaki grup arasında 300-400 metre mesafe vardı. İlk top atışından hemen sonra uçak geldi. Askerler bizim yaylayı tuttukları için, bu tarafa geçebileceğimiz başka yol yoktu. Bu nedenle gruplar sıkışarak bir araya gelmek zorunda kaldı. Sonunda iki büyük grup olduk. İlk uçak bombardımanında sınırın sıfır noktasında bulunan yaklaşık 20 kişilik grup imha oldu. Hemen geriye kaçmaya başladık. Kayalıklar arasında kalanların üzerine bomba yağmaya başladı. Benim de içinde bulunduğum grup 6 kişiydi, bu gruptan 3 kişi kurtulduk. Üzerimizde günlük sivil elbiselerimiz vardı, hiç kimsede silah yoktu. Olay 1 saat falan sürdü. Bir iki kişi 3 katırla beraber küçük bir deredeki suya girdik. Bir saat bekledikten sonra bir kayalığın altına sığındık. Arkadaşlarımızdan haber alamadık. Saat 23.00-23.30 gibi gelen ışıklardan ve seslerden köylülerin geldiğini anladık. Köylüler feryat etmeye başlayınca askerler tuttukları yerlerden çekilerek yaylayı da boşalttılar. Çok uzun zamandır bu işi yapıyoruz. İki kişi evliydi, diğerleri lise ve ilköğrenim öğrencisiydi. Henüz hiç kimse beni ifade vermem için çağırmadı. Olaydan sonra hiç asker görmedim.”
Gülyazı Köyü'nde oturan ve bombardımandan kaçmayı başaran Servet Encü, sınır ötesinden sadece mazot ve gıda maddeleri aldıktan sonra dönüş yolunda saldırıya uğradıklarını kaydetti. Sınırda önlerinin Gülyazı Karakolu'na bağlı askerler tarafından kesildiğini belirten Encü, "İmkanlar olmadığı için bu işi yapıyoruz. Devlet bize imkan sağlasaydı yapmazdık. Biz dönerken askerler önümüzde gelerek yolumuzu kesti. Yeniden biz sınır ötesine kaçarken, F-16 uçakları üzerimizden geçerek bomba yağdırdı. Patlamanın etkisiyle ben de yere düşmüşüm ve karın içinde gömüldüğüm için beni fark etmemişler. Çok sayıda arkadaşımız ve akrabamız orada yaşamını yitirdi. Kaç kişi olduğunu bilmiyorum. 33 kişi yaşamını yitirmiş ve birçok kişiden ise haber alınamıyor" dedi.
Sabah saatlerinde katliamın duyulmasının ardından tüm ülkede protesto eylemleri düzenlendi. Diyarbakır, Cizre ve Yüksekova'daki protesto gösterilerinde çatışma çıktı.
İstanbul Taksim'de yapılacak protesto eylemine valilik izin vermedi, buna rağmen alanda binlerce insan toplandı, polisin saldırgan tutumuna ve engelleme çabalarına rağmen basın açıklaması tamamlandı. Açıklamanın ardından Tarlabaşı Caddesi üzerinde çatışma çıktı, polis katliamı protesto eden kitleye gaz bombalarıyla saldırdı. Beyoğlu'nda düzenlenen gösteriye katıldıkları için 4'ü çocuk 36 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Fransa’nın başkenti Paris’te yaklaşık 60 kişi devlet televizyonu TF1 kanalını işgal etti. Eylemciler kanalın yetkilileri görüşerek Türk devleti tarafından gerçekleştirilen katliam ile bilgiler verdi. Kanal yöneticileri de Uludere’de yaşanan gelişmeleri izlediklerini ve haberleri anında duyuracaklarını vurguladılar.
İsveç Sol Parti lideri Lars Ohly yazılı bir açıklama yaparak Türk ordusunun Uludere’de gerçekleştirdiği katliamı kınadı ve Avrupa Birliği ile İsveç Hükümetine katliamı protesto etmesi çağrısında bulundu. Dün gece Uludere’de yapılan katliamın uzun bir süredir Kürtlere yönelik saldırıların bir parçası olduğunu hatırlatan Ohly, “Artık Avrupa Birliği ve İsveç Hükümetinin uyanmasının ve katliamı protesto etmesinin zamanı. Dış dünyanın tepki göstermediği sürece Türkiye’nin uluslararası anlaşmaları ve insan haklarını ihlal etmeye devam edeceği açık. Türkiye uzun bir süreden beri dış dünyanın açık ve belirgin bir tepkisi olmaksızın saldırılarını sürdürüyor’’ dedi. Ohly, Türk devletinin bir yandan bombalayarak katliamlar yaparken aynı zamanda Kürtlere yönelik toplu tutuklamaların da gerçekleştiğine dikkat çekti.
Hayatını kaybeden 36 kişinin isimleri:
Çetin Encü (12)
Berdan Encü (12)
Erkan Encü (13)
Şıvan Encü (14)
Mehmet Encü (15)
Bilal Encü (15)
Aslan Encü (15)
Adem And (15)
Savaş Encü (15)
Orhan Encü (15)
Celal Encü (15)
Fadıl Encü (16)
Mahsun Encü (16)
Şervan Encü (16)
Cemal Encü (16)
Cihan Encü (16)
Vedat Encü (16)
Serhat Encü (17)
Salih Encü (17)
Özcan Uysal (18)
Hüseyin Encü (19)
Nevzat Encü (20)
Hamza Encü (22)
M. Ali Tosun (22)
Selam Encü (22)
Zeydin Encü (22)
Yüksel Ürek (23)
Salih Ürek (23)
Nadir Alma (23)
Seyid Enç (23)
Fikret Encü (27)
Hüsnü Encü (27)
Osman Kaplan (32)
Selahattin Encü (40)
Selman Encü (40)
Ferhat Encü



Yorumlar