Avustralya Greenpeace, 26 Kasım 2004'de açıkladığı "Sırlar, yalanlar ve Uranyum Zenginleştirme" adlı raporla (pdf) Sydney'de bulunan Avustralya'nın tek nükleer reaktörü Lucas Heights'da 30 yıldan bu yana sürdürülen gizli nükleer araştırmaları açıkladı.
Silex lazer uranyum zenginleştirme projesinde ABD muhtelif dönemlerde maddi destek sağladı ve bunu da ABD-Avustralya karşılıklı anlaşması üzerinden, projeyi 'gizli veri' olarak gözden uzak tutarak yaptı. Avustralya hükümetlerinin tümü uranyum zenginleştirme konusundaki nükleer araştırmaları destekledi. Silex projesi vergi mükelleflerinin ödedikleri paralarla gerçekleştirildi ve risk altında yaşadıklarını bilmeyen yerel halkın haklarını çiğnedi.
2002'de 46 anti-nükleer eylemci Avustralya'daki nükleer materyallerin güvenlikte olmadığını ispat etmek için Lucas Heights reaktörünün güvenliğinde bir gedik açmıştı. Geçen yıl da Willie Brigitte adındaki zanlının Lucas Heights nükleer reaktörünü havaya uçurmayı planladığı iddia edilmişti.
Avustralya'nın gizli nükleer zenginleştimre projesi ABD ve Avustralya devletlerinin nükleer araştırmalarda sıkı ilişkiler içinde olduklarını belgeliyor. Belki de bu yüzden Dışişleri Bakanı Alexander Downer'ı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının başına getirmeyi önerdiler. İran'a nükleer çalışmalarını durudurması için baskı yapan Avustralya devletinin, kendisinin bu çalışmaları gizlice sürdürdüğünün ortaya çıkması da komik bir durum yarattı. Community Radio'dan
Victor Sobral
konuyla ilgili olarak Greenpeace Nükleer Kampanyasından
James Courtney ile bir röportaj yaptı.
[ Avustralya anti-nükleer haritası | Greenpeace röportajı | Green peace raporu (pdf) | Melbourne Indymedia ]
haberin tümü
San Fransisco, Amerika'da polis hatlarına rağmen yüzlerce eylemci Biyoteknoloji
Endüstri Örgütü'nin (BIO) yıllık kongresini engelledi. Göstericilerin kongreye
yönelttikleri çeşitli bir çok mesajdan biri de genetik kodların "entelektüel
mülkiyet" adı altında toplu kontrolüne son verilmesiydi. Protestocular
ayrıca Biyoteknolojinin pahalı ürünşlerinin gelir dağılımı, yoksulluk ve tıbbi
imkanlardan faydalanamama ve beslenme gibi sorunları çözmeyeceğini vurguladılar.
Bir kısmı ise biyoçeşitliliğin kaybolması, genetik kirlilik, güvensiz besin
ve biyoteknoloji tarafından üretilen kanserojen kimyasalları teşhir ettiler.
San Fransisco Indymedia | Biotech
IMC | Enemy Combatant Radio
| LISTEN NOW |
Reclaim The Commons
haberin
tümü
Mart ayında bölgede ağır metal kirliliği oluşup oluşmadığını anlamak için Bergama'da bulunan altın madeni çevresindeki köylerin içme ve sulama sularından alınan örneklerin analizleri Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Ali Osman Karababa tarafından açıklandı. Karababa, yaptıkları tahliller sonucunda Ovacık içme suyu kaynağında normalin 25 katı, Sağancı içme suyu kaynağında 23 kat, artezyen sularında ise 9-13 kat arasında fazla arsenik olduğunun belirlendiğini söyledi. Prof. Karababa, ``Sulardan ilk aldığımız örneklerde arsenik oranı çok fazla çıktı. Yanılmamak amacıyla bir kez daha numune aldık ve ilk tahlillerin normal olduğunu gördük." dedi.
haberin tümü
Bilimsel periyodik dergi "Nature"da yayınlanan ve bir milyondan fazla
canlı türünün tehlikede olduğununun açıklandığı iklim değişimleri hakkındaki
çalışmanın ardından, insan hakları ve çevre eylemcileri, Küresel Mübadele (Global
Exchange) ve Yağmurormanları Eylem Ağı'ndan (Rainforest Action Network) bir
grup, Los Angeles'da düzenlenen otomobil fuarı Auto Show'un yakınlarındaki bir
gökdelene "Ford: Amerika'yı benzine rehin tutuyor" yazılı bir pankart
astı. 12 metreye 18 m. büyüklüğündeki pankart, bir kaç blok ötede insanlar Auto
Show'a girerken asıldı. Bu slogan, Ford başta olmak üzere otomobil üreticilerinin
araçlarda yakıt ekonomisini artırmaktan kaçınarak benzine bağımlılığı artırmaları
konusunda toplumsal duyarlılığı artırmak amacıyla seçilmişti.
Yağmurormanları Eylem Ağından Mike Brune yaptığı açıklamada "Bizi kendi
otomobil firmalarımız benzine bağımlı hale getiriyor. Amerikan halkı enerji
konusunda bağımsızlıktan yana ve bu da benzim müptelalığımızdan kurtulmamız
anlamına geliyor. Benzin bağımlılığı gezegenimizin akciğerini, ormanlarımızı
yok ediyor. Aynı zamanda ekonomiye de zarar veriyor. Amerika'nın benzin bağımlılığına
son vermek ulusal bir güvenlik sorunudur." dedi. Global Exchange ve Yağmurormanları
Eylem Ağı ile birlikte 80'den fazla örgütün katıldığı bir koalisyon Ford'un
2010'dan önce yakıt ekonomisini iki katına çıkarmasını ve 2020'de egzos yaymaya
tamamen son vermesini talep ediyor.
Kamuoyu araştırmalarına göre 10 Amerikalıdan 8'inin daha katı yakıt ekonomisi kurallarından
yana. Fakat Ford yakıt başına düşen mesafenin artırılması konusundaki talepleri
karşılamaktan çok uzak. 2003 EPA (Environmental Protection Agency) raporuna
göre Ford marka otomobiller yakıt ekonomisi açısından tüm diğer otomobil üreticilerinin
gerisinde yer alıyor.
[ Jumpstart Ford | Yağmurormanları
Eylem Ağı | Los Angeles Indymedia
| San Diego Indymedia ]
haberin
tümü
Kolombiya ABD'nin koka üretimini durdurma isteğine uymak amacıyla yasadışı
ürünlerin üzerine herbisit boşaltmak için havadan ilaçlama yapıyor. Bu ürünler
çiftçilerin tek geçim kaynağı olduğundan Amazonlara kaçıyorlar ve nemli tepe
eteklerinde koka yetiştiriyorlar. Çiftçiler üzerindeki bu sürekli baskı 700.000
hektardan fazla ormanın yok olmasına neden oldu. Aralık 2000'den Şubat 2001'e
kadar ABD destekli yasaklı psikotrop maddelerle mücadele baskınları 29.000 haktar
koka tarlasının yok edilmesine neden oldu. (Yılda 200-250 ton kokain üretmeye
yetecek kadar)
Şu an devam eden proje ile 80,000 hektar alanın ilaçlanması planlanıyor (özellikle
Putumayo'da). Eğer bu rakama ulaşılırsa yıllık ilaçlanan alanın oranı ekildiği
düşünülen tüm alanın kabaca % 65'ine ulaşacak. Chihuahua Devlet İnsan Hakları Ofisine göre (Comisión Estatal
de Derechos Humanos, CEDH) Cumhuriyet Savcılığınca (Procuraduría General de
la República, PGR) Rarámuri köyü yakınlarındaki bir marihuana tarlasının havadan
ilaçlanması 300 kişiyi hastalandırdı ve iki yaşındaki bir kızın ölümüne neden
oldu.
Kolombiya ormanları tüm dünya biyoçeşitliliğinin % 10'unu oluşturarak
bu ülkeyi alan birim başına düşen tür açısından biyoçeşitlilik olarak dünyanın
ikinci en zengin ülkesi yapıyor. Uzmanlara göre Uyuştrucuyla Mücadelenin Kolombiya'da
yol açtığı orman yıkımı bu ülkenin 50 yıl içinde ikinci bir Somali ya da Etyopya'ya
dönüşmesine neden olabilir. Zayıflatılan tarım toprakları ya da teknikleri gıda
üretiminden fazla artan nüfusu kaldıramayacak.
haberin
tümü

İstanbul-bbm
(top)
|